Etiket: Paneli

  • Mandalina Paneli İçin Bodrum’a Gelen Heyet Kocadon’u Ziyaret Etti

    Bodrum Belediyesi tarafından Bodrum Ticaret Odası’nda düzenlenen “Bodrum Mandalinasının Üretimi ve Pazarlanması” konulu panel öncesinde konuşmacı ve katılımcılar, Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon’u ziyaret etti.

    Bodrum Belediyesi başkanlık makamında gerçekleşen ziyarete Geçmiş Dönem Milletvekili Prof. Dr. Gürol Ergin, Muğla Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Daire Başkanı Salih Tufan, Bodrum Belediye Meclis Üyesi Funda Akçalı, Bodrum Ziraat Odası Başkanı Mehmet Melengeç, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Yrd. Doç. Dr. Nureddin Öner, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Öğretim Görevlisi Filiz Öner, Tarım Gıda Yazarları ve Gazeteciler Derneği’nin (TAGYAD) ve Hasattürk Gazetesi’nin Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Uğural, Hasattürk Gazetesi Yönetim Kurulu Üyesi Erdem Ak ve Bodrum Turunçgil Üreticileri Birliği Başkan Yardımcısı İsmail Akpınar katıldı.

    Geçmiş Dönem Milletvekili Prof. Dr. Gürol Ergin ziyaretlerinin amacının “Bodrum Mandalinasının Üretimi ve Pazarlanması” konulu panel hakkında Başkan Kocadon ile görüşüp fikir alışverişinde bulunmak olduğunu söyledi. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Yrd. Doç. Dr. Nureddin Öner ise Bodrum mandalinası ile ilgili saha çalışması yapmak istediklerini ifade ederek, “Toprak örnekleri alınsın, toplantılar yapılsın, eğitim çalışmaları yapılsın ve daha sonra bitki örnekleri de alınsın ve bu sayede gübreleme ve kalite ile ilgili elimizde bir done olsun diye düşünüyoruz. Bodrum Belediyesi olarak sizlerin de destekleriyle Bodrum’da 4 -5 gün boyunca tüm arazileri gezerek narenciye bahçelerinden alacağımız örneklerle saha çalışması yapmak istiyoruz. Bunun sonunda da belediyeler ve ziraat odalarının da dahil olduğu bir proje hazırlamak niyetindeyiz ki bu narenciye tesisi ya da başka bir şey de olabilir. Amacımız narenciyenin daha iyi bir şekilde değerlendirilmesini sağlamak. İhraç fabrikalarıyla görüşmelerde bulunduk ve oraya ham madde de sağlanabilir, bu ve buna benzer pek çok projeyi birlikte geliştirebiliriz.” dedi.

    BAŞKAN KOCADON: “BODRUMLULAR OLARAK MANDALİNA SAYESİNDE AYAKTA KALDIK”

    Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon, narenciyenin yeniden değerlenmesi için mücadeleyi sürdürdüğünü söyledi. Amaçlarının ise narenciye üretiminin ekonomik bir değer olmasını sağlayarak üreticiyi teşvik etmek olduğunu kaydeden Kocadon, “Ben bu koltuklarda oturuyorsam mandalina sayesindedir ve bizler, Bodrumlular olarak onun sayesinde ayakta kaldık. O yüzden mandalina ile ilgili yaptığınız bu çalışmayı destekliyorum. Ve en önemlisi de pazarı bulmak. Ben sizlere bu anlamda destek veririm. Sırf üreticiye destek olmak için Türkiye’nin bütün bürokratlarına, bütün bakanlarına, büyükşehir belediye başkanlarına, köşe yazarlarına, gazetecilerine Bodrum mandalinası yolladık. Tabi eskilere göre mandalina

    Bodrum’da rant değerini yitirdi. Bodrum mandalinasını koruyan ve sahip çıkan, beyaz evlere yenik düşürmeyenlerin çoğu, biraz daha maddi gücü yerinde olan ailelerdir. Babam da, amcam da, ben de mandalina bahçelerini hep koruduk ve bunun mücadelesini verdik. Ben Bodrum Belediye Başkanlığım bittiği gün yine toprağa geri döneceğim. En büyük hayalim de hayvancılıktır ama mera hayvancılığı. Allaha çok şükür topraklarımız var, alanlarımız var. Yine yapacağım inşallah. En büyük hayalim bu. Kopamadım topraktan.” dedi.

    Ziyaretin ardından konuşmacı ve katılımcılar, Trafo Bodrum’daki öğle yemeğinin sonunda Bodrum Ticaret Odası Toplantı Salonu’nda düzenlenen panele geçti.

  • Bandırma’da “Soya, Kanola Ve Buğday Paneli”

    Balıkesir’in Bandırma ilçesinde Ticaret Borsası’nda soya, kanola ve buğday üretimi masaya yatırıldı.

    Panele Bandırma Ticret Borsası Başkanı Halit Sezgin, Dr. Sami Süzer, Doç. Dr. Metehan Yılgör, Prof. Dr. Halis Arıoğlu, Prof. Dr. Harun Baytekin ve Bandırma mahalle muhtarları ve köylü vatandaşlar katıldı. Bandırma Ticret Borsası Başkanı Halit Sezgin, “Bölgemiz çiftçisi Türkiye geneline baktığımız zaman hakikaten çok daha önde olduğunu ispatlamış durumda; hem verim, hem kalite anlamında. Bizler bunları pazarlayan olarak bunu görüyoruz. Borsamızın 113 borsa arasında bulunduğu noktayı kıyaslarsak, hakikaten Türkiye’de şu anda işlem hacminde ilk on içerisindeyiz. Bu biz yöneticiler olarak bir başarı kabul edilse de üreticilerimize de katkısı hakikaten çok fazla. Biz bir tarım ülkesiyiz. Ama aynı zamanda sanayi ülkesiyiz. Biz Bandırma Ticaret Borsası olarak bu bölgeye sanayi kurulmasından yana da değiliz, ama taraf da değiliz’’ dedi.

    Dr. Sami Süzer, Doç. Dr. Metehan Yılgör, Prof. Dr. Halis Arıoğlu ve Prof. Dr. Harun Baytekin panele katılanlara soya, kanola ve buğday üretimi hakkında bilgiler verdi.

  • Ceviz Yetiştiriciliği Paneli

    Tekirdağ’da “ceviz yetiştiricilerine farklı bir bakış” konulu “Ceviz Yetiştiriciliği” paneli düzenlendi.

    Tekirdağ Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü tarafından Namık Kemal Üniversitesi Rektörlük konferans salonunda düzenlenen panelde, ceviz yetiştiricilerine, cevizin faydaları, cevizden nasıl daha fazla verim elde edebilecekleri ve cevizin hangi şartlarda yetiştirilebileceği anlatıldı.

    Namık Kemal Üniversitesi Rektörlük Konferans Salonu’nda düzenlenen panele, Vali Enver Salihoğlu, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Zekeriya Sarıkoca, Tekirdağ Orman İşletme Şube Müdürü Mehmet Uzun, Namık Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet İstanbulluoğlu, ceviz alanında uzman konuşmacılar ve ceviz yetiştiren, cevize merakı olan vatandaşlar katıldı.

    Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan panel, uzmanların ceviz sunumuyla devam etti.

    İlk olarak panel hakkında açıklamalarda bulunan Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Zekeriya Sarıkoca, haftada bazen 2, bazen de 3 defa olmak üzere çiftçileri bilgilendirmek amacıyla devamlı toplantılar, organizasyonlar gece eğitimleri düzenlediklerini söyledi. Bu gibi eğitimlere bundan sonra da sık sık devam edeceklerini belirten Sarıkoca, “Bugün çok önemli bir ürün, sert kabuklu meyvelerimizden olan cevizi farklı yönleriyle göreceğiz. Ceviz, kolesterol başta olmak üzere birçok hastalığa iyi gelen bir ürün. Birazdan arkadaşlarımızın sunumlarıyla cevizi farklı yönleriyle tanıyacaksınız. Ben salonu dolduran herkese teşekkürlerimi sunuyorum” ifadelerini kullandı.

    Daha sonra Tekirdağ ilinde ceviz yetiştiriciliğinin mevcut durumu hakkında sunum yapan Ziraat Mühendisi Cemal Özsu, Türkiye’nin Çin, Amerika ve İran’dan sonra en çok ceviz yetiştiren 4. ülke olduğunu belirterek, toplamda 180 bin ton cevizle dünyadaki önemli sayılabilecek ceviz yetiştiren ülkeler arasında olduğunu söyledi. Ancak, Türkiye’deki potansiyel hesaba katılınca bu rakamın pek de iyi olmadığını belirtti. Bu alana yatırımları artırılmasını ifade eden Özsu, Türkiye’nin ancak yatırımla dışarıya ceviz satan bir ülke olabileceğini ifade etti.

    Ardından sunumunu yapmak üzere kürsüye gelen Yrd. Doç. Dr. Korkmaz Bellitürk, toprağın yeryüzündeki bütün canlılar için yaşamın vazgeçilmez doğal bir kaynağı olduğunu hatırlatarak, Türkiye’deki tarım topraklarının, oranının her geçen gün azaldığını ve bu toprakların organik madde içeriklerinde de giderek bir azalma gözlemlendiğine dikkat çekti. Ülkemizdeki tarım topraklarının neredeyse yüzde 85’inde organik madde oranı yüzde 1, yüzde 1,5 civarında olduğunu söyleyen Bellitürk, “Ülkemizdeki tarım topraklarındaki organik madde oranı yüzde 1, yüzde 1,5 civarında olması gereken oran ise, en az yüzde 3. Maalesef çok eksiğimiz var” dedi.

    Türkiye’nin toplam tarımsal alanı 78 milyon hektar civarında olduğuna değinen Bellitürk, “78 milyon hektar tarım toprağımız var ama bunun ancak, 23,9 milyon hektarında üretim yapılmakta. Bu oran 14 yıl önce 26,3 milyon hektar olup, 14 yıl içerisinde 2,4 milyonluk tarım alanlarımız, çeşitli sebeplerle amaç dışı kullanıma geçmiş ve bugün o topraklarda tarım yapılamamaktadır” diye konuştu.

    Tekirdağ’da yaklaşık 18 bin dekar ceviz alanının bulunduğunu dile getiren Vali Enver Salihoğlu, “Dışarıdan bakıldığında Tekirdağ’ın ceviz açısından çok da zengin sayılmayan bir yer olarak görülür ama birçok ile göre Tekirdağ’da ceviz üretimi iyi durumda diyebiliriz. Yaklaşık 17-18 bin dekar ceviz alanımız bulunuyor. Biz, bu alanlardan nasıl daha verim alabiliriz onu düşünmemiz gerekir. Öncelikle babalarımızdan, dedelerimizden kalan yöntemleri bir kenara bırakıp ceviz yetiştiriciliğinin inceliklerini öğrenmemiz gerekir. Cevize ilgi göstermemiz gerekir” dedi.

    Son olarak Nogaltech isimli ceviz firmasının yetkilisi olan Federico Lopez Larrinaga, ceviz yetiştiriciliğine farklı bir bakış isimli sunumunu yaptı. Larrinaga, sunumunda en iyi yapılacak ceviz üretimiyle ilgili, arazi dizaynından tutun, bütün yapılması gereken her şeyin sorunsuz olması gerektiğini ve cevizin ilgi isteyen önemli, çok faydalı bir besin olduğunu dile getirdi.

  • Hitit Üniversitesi’nden “Her Yönüyle Çölyak” Paneli

    Hitit Üniversitesi ve Çorum İl Sağlık Müdürlüğü tarafından “Her Yönüyle Çölyak” konulu bir panel düzenlendi.

    Paneli AK Parti Çorum Milletvekili Lütfiye İlksen Ceritoğlu Kurt, Hitit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Reha Metin Alkan, Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Ömer Sobacı, İl Sağlık Müdürü İsmail Güneş, Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Erkan Elfaz Ermiş, Halk Sağlığı Müdürü Ahmet Barış ve vatandaşlar izledi. Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mete Dolapçı, Türkiye Halk Sağlığı Kurumu verilerine göre Türkiye’de 70 bin çölyak hastasının bulunduğunu belirterek, “Bunlar hastanelerde tanı konulmuş ve kaydı alınan hastalar. Gerçek rakamı bilmiyoruz. Çorum’da 600 hasta var. Bunun fazla olduğuna inanıyoruz. Sessiz çölyak var. Sessiz kalan bazı hastalar var. Aslında çölyak hastası olup da bulguları oturmamış hastalar var” dedi.

    Çölyakın değişik bir hastalık olduğunu dile getiren Prof. Dr. Dolapcı, genetik bir geçişi bulunan hastalığın vücudun kendi sistemine karşı mikrop veya yabancı bir madde gibi göründüğüne dikkat çekti. Çölyakın kronik hastalıklar içerisinde en sık görüleni olduğunu anlatan Dolapçı, “Ama diğer taraftan da şöyle bir şansımız var. Buğday, arpa, çavdar gibi hububat ürünlerinin içerisindeki glutenden uzak durduğumuz zaman hastalıksız bir dönem geçirebiliyoruz. Ekmek bizim kültürümüzde var. Ekmeksiz hiçbir şey yapmıyoruz. Ekmek, bizim mutfağımızın en önemli besin kaynağı. Çölyak hastalarımız glutensiz ekmek yiyecekler. Glutensiz undan ekmeği bulmak kolay değil. Belli belediyeler yapıyorlar. Marketlere bazen geliyor. Normal ekmeğin çok çok üzerinde fiyatla satılıyor. Bir sürü problemle karşılaşıyorsunuz. Bu açıdan baktığınız zaman çok önemli bir hastalık. Tanı koyduğunuz zaman problem bir nebze ortadan kalkıyor. Glutensiz ekmek kullanılıyor. Çocuklarda gelişim devam ediyor. Tanı koyamazsanız çok büyük sıkıntılar var. Çocuklarda gelişim geriliğine neden oluyor” diye konuştu.

    Dolapcı, Hitit Üniversitesi’nin kentteki çölyak hastalarının tespiti için çalışmalarının devam ettiğini sözlerine ekledi.

    AK Parti Çorum Milletvekili Lütfiye İlksen Ceritoğlu Kurt ise, çölyakı farkındalık gerektiren bir yaşam tarzı olarak gördüklerini belirterek, “Çölyakı yaşam tarzı olarak değerlendirip, hastalık olarak değerlendirilmesinden yana değiliz. Biz nasıl yaşayacağımız bildiğimiz, çölyakla dost olduğumuz sürece sağlıklı bir yaşam, normal yaşayan, glutene alerjisi olmayan birçok kişiden daha uzun ömürlü, daha sağlık konforlu bir hayatımız olacak” ifadelerini kullandı.

    Konuşmaların ardından Doç. Dr. Murat Kekilli, Yar. Doç. Dr. Seçil Türksoy ve Yrd. Doç. Dr. Atakan Comba, çölyak hastalığı konusunda birer sunum yaptılar.

  • “Mehmet Akif Ersoy’u Anlamak” Paneli

    Kırklareli Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü tarafından “Mehmet Akif Ersoy’u Anlamak” konulu panel gerçekleştirildi.

    Rektörlük Kültür Merkezi’nde düzenlenen panele, akademik personel ve öğrenciler katılırken, Kırklareli Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyeleri Doç. Dr. Secaattin Tural, Yrd. Doç. Dr. Erdoğan Taştan ve Yrd. Doç. Dr. Ali Kurt ise konuşmacı olarak yer aldı.

    Panel başkanlığını yöneten Doç. Dr. Secaatin Tural, açılış konuşmasında Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’u anlamanın ve anlatmanın önemli olduğunu söyledi. Doç. Dr. Tural, şöyle devam etti:

    “Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy İstanbul’un Fatih semtinde 1873 yılında dünyaya gelmiştir. O dönemde Fatih Medresesi müderrislerinden ve babası Tahir Efendiden ilk eğitimini almıştır. Mahalle mektebine 4 yaşında başlamıştır ve kısa zamanda zekâsı ile sivrilmiştir. İleriki eğitim dönemlerinde Arapça, Farsça, Türkçe ve Fransızcayı çok iyi bir şekilde öğrenmiştir. Baytar mektebine kaydını yaptırmış ve birincilikle bitirmiştir. Mezun olduktan sonra ülkenin değişik yerlerinde devlet memurluğu yapmıştır. Akif edebiyat üzerine yazmalarına erken yaşlarda başlamıştır. Arkadaşı Eşref Edip’le birlikte Sırat-ı Müstakim, Sebilürreşat dergilerini çıkarmıştır. Uzun yıllar Sebilürreşat Dergisinde başyazarlık yapmıştır. İstiklal Harbimiz döneminde Anadolu’yu dolaşarak milli mücadelemize destek vermek için halkı bilinçlendirmiştir. Bir dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Burdur mebusu olarak görev yapmıştır. Son olarak Mısır’a gitmiş ve 1936 yılında hasta olarak Mısır’dan dönmüş, 27 Aralık 1936 tarihinde vefat etmiştir.”

    Yrd. Doç. Dr. Erdoğan Taştan ise, İstiklal Marşı şiiri hakkında konuşmadan önce şiirin yazarı olan Mehmet Akif’ten bahsetmek gerektiğini belirterek, Akif’in, Türk Edebiyat tarihinin yetiştirip tarihe armağan ettiği en büyük şairlerden biri olduğunu dile getirdi.

    Türk tarihine damga vuran Mehmet Akif Ersoy’un sanatına değinen Yrd. Doç. Dr. Taştan, “Akif kullandığı dil, tarih, kültür ve inanç yönüyle son derece nitelikli bir şairdir. Bu bakımdan Akif’e yazdıkları ile yaşadığı dönemin duayeni demek daha doğru olur diye düşünüyorum. Büyük bir ilim, fikir, sanat ve siyaset adamıdır. Bu yönleri ile gençlerimizin örnek alacağı, kendilerine yol haritası yapabileceği ender insanlardan birisidir” dedi.

    Milli mücadeleyi bilmeden İstiklal Marşının anlaşılmasının pek mümkün olmayacağını vurgulayan Yrd. Doç. Dr. Kurt ise, “Toplum olarak tarihi iyi bilmeliyiz, milli tarihimizle şuurlu hale gelmeliyiz. Çanakkale Savaşında; İstiklal Harbinde sakalı bile çıkmamış gencecik evlatlarımızın üç aylık savaş eğitiminin ardından vatanın bağımsızlığı uğruna cepheye gittiklerini, 16-17 yaşlarındaki gencecik yavruların ölümü göze aldıran vatan sevgilerini, şehit düştükleri için bir yıl mezun veremeyen liseleri, nesillerimize iyi anlatmalıyız” diye konuştu.

    Panel, soru cevap kısmının ardından sona erdi.