Etiket: Paneli

  • ’Çay Bardaktan Taşıyor’ paneli

    ’Çay Bardaktan Taşıyor’ paneli

    Çay sektöründe üretimden tüketim aşamasına kadar yaşanan sorunların tespiti ve bunların çözümü için birlikte hareket etmek amacı ile Trabzon Ticaret Borsası ve sektörün etkin kuruluşları olan ÇAYKUR, Çay Sanayicisi ve İş Adamları Derneği, Rize Ticaret Borsası, Of Ticaret ve Sanayi Odası tarafından organize edilen “Çay Bardaktan Taşıyor” adlı panel Trabzon’da yapıldı.

    Trabzon Ticaret Borsası binasında düzenlenen panele Trabzon Valisi İsmail Ustaoğlu, TTSO Başkanı M. Suat Hacısalihoğlu, Trabzon Ticaret Borsası Meclis Başkanı Sebahattin Arslantürk, TTB Yönetim Kurulu Başkanı Eyyüp Ergan, Rize Ticaret Borsası Meclis Başkanı Resul Okumuş, Of TSO Başkanı Erdal Saral, Tayyip Erdoğan Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Fatih Seyis, ÇAYSİAD Genel Sekreteri Mustafa Yılmaz Kar, ÇAYKUR Genel Müdür Yardımcısı Dr. Turgay Turna katılarak birer konuşma yaptılar.

    “Çayı daha fazla katma değer sağlayacak bir duruma getirmemiz gerekiyor”

    Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası (TTSO) Başkanı M. Suat Hacısalihoğlu yaptığı konuşmada Türk çayının kalitesini yükselterek uluslararası standartlarda ve yaygın biçimde pazarlanmasının sağlanması gerektiğini vurgulayarak “Firmalarımız, borsalarımız, üniversitelerimiz, kamu, özel sektör ve ÇAYKUR işbirliği içinde güzel çalışmalar yapılıyor. Belli bir noktaya gelindi, sektör oturmaya başladı. Zaman zaman dalgalanmalar elbette oluyor. Asıl üzerinde durulması gereken konu, çayın kalitesini yükselterek uluslararası standartlarda ve daha yaygın bir şekilde Türk çayının pazarlanmasını sağlayacak adımların atılmasıdır. Bu doğrultuda da elbette çeşitli çalışmalar yapılıyor. Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası olarak Yunanistan, Bulgaristan, Ermenistan ve Gürcistan’daki ticaret odalarıyla birlikte Çay Yolu ismi verilen bir projeyi bu yıl yürütmeye başladık. Bu projede asıl amacımız, Türk çayının o ülkelerde ve daha geniş bir alanda tanıtılmasıdır. Kalitesinin yükseltilerek, Avrupa Birliği standartları alınarak çayımızın piyasaya sürülmesi için altyapının oluşturulmasını amaçlamaktayız. Avrupa’nın çay alışkanlığı farklı. Türk çayını onlara kabul ettirmeliyiz. Onlardan da bir şeyler alarak çayı daha fazla katma değer sağlayacak bir duruma getirmemiz gerekiyor. Çin’den batıya doğru geldiğimizde çayın katma değer olarak çok uçuk rakamlarda olduğunu görüyoruz. Hepimizin ortak paydası çayın katma değerini yükseltmek olmalıdır. Bu sektörde emek harcayanların karşılığını alması gerekmektedir. Ayrıca biraz daha ihracata dönük çalışarak ülke ihracatını destekleyecek rakamlara ulaşmalıyız. Dünyadaki güzel örnekleri dikkate alarak ilerlemeliyiz” dedi.

    “Çok çalışıp, çok üretip, çok satarak kazanacağız”

    Trabzon Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Eyyüp Ergan ise Mayıs ayında başlayacak 2019 yaş çay alım kampanyası öncesinde sektörde önemli sıkıntıların, beklentilerin ve çözüm gerektiren konuların olduğunu bildiklerini belirterek, “Bu konuları üretici, sanayici, tüketici, ÇAYKUR, özel sektör ile birlikte bir bütün halinde hareket ederek çözmeye çaba göstermekten başka çaremiz yoktur. Herkesin kendisinden başkasına bakmadığı, kendi doğrusundan başka doğru tanımadığı bir anlayış ile bir yere varmak mümkün değildir. Onun için, bir ve birlikte olacak, hep beraber hareket edecek, çok çalışıp, çok üretip, çok satarak kazanacağız’’ diye konuştu.

    Daha sonra kürsüye gelen Trabzon Valisi İsmail Ustaoğlu çayın verimini artırılması gerektiğine dikkat çekerek, “Fındıktan sonra bölgemizin ve ilimizin en önemli tarım ürünü olan çayda verim ve kaliteyi arttırmalıyız. Hem tarım, hem de ticaret ürünü olan çayımızda verim ve kalite ne kadar yükselirse, talebi ve ticareti de o kadar artacaktır” diye konuştu.

    “Çay Kanunu mutlaka çıkarılmalı”

    Açılış konuşmalarının ardından Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Fatih Seyis’in yönettiği panelde Rize Ticaret Borsası Meclis Başkanı Resul Okumuş, Türk çayının sorunları ve çözüm önerilerini anlattı. Okumuş, çayın sorunlarıyla ilgili olarak mutlaka çay kanununun çıkarılması gerektiğine işaret ederek “Çay bahçelerinin bölünmesi, çay tarlalarının bakımsızlığı, kaliteye değer verilmemesi, çay kanunun olmaması, kaçak çay sorunu, gübre sorunu, çay sorunlarından bazılar. Çözüm önerileri arasında ise bahçe bakımı ve budamanın düzgün yapılması. Arazilerin küçülmesinden kaynaklı sorunların çözümü için üst kullanım modeli, bahçelerin kiralanması veya kooperatifleşme gibi yöntemlerle geliştirilebilir. Yaş çay ve diğer bitkilere zarar veren Ricania Simulans ve sarı çay akarı gibi zararlılarla bakanlık ve çayla ilgili ihtisas almış Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi öncülüğünde mücadele edilmelidir” şeklinde konuştu.

    “38 bin dekar alanda yaklaşık 12 bin üretici tarafından organik yaş çay tarımı yapılmaktadır”

    ÇAYKUR Genel Müdür Yardımcısı Dr. Turgay Turna da ilk çay fabrikasının 1947 yılında işletmeye açıldığını hatırlatarak “İlk çay fabrikası 1947 yılında 60 ton/gün kapasiteli merkez çay fabrikası altında işletmeye açılmıştır. 1950-1960 yılları arasında tesis edilen çaylık alan 137 bin dekar üretici sayısı 63 bin kişiye 1960-1965 yılları arasında çaylık alan çaylık alan 214 bin dekar üretici sayısı 100 bin kişiye ulaşmıştır. Teşekkülümüzdede 2018 yılı itibariyle 777 bin 849 dekar ruhsatlı çaylı alanı ve 196 bin 342 üreticisi ile konvansiyel tarım, 38 bin dekar alanda yaklaşık 12 bin üretici tarafından organik yaş çay tarımı yapılmaktadır” bilgilerini paylaştı.

    “İnovasyon çok önemli”

    Of TSO Başkanı Erdal Saral ise geçen sene yaklaşık olarak 270 bin ton kuru çay üretimi gerçekleştirdiklerini ifade ederek, “2 bin 700 yani yüzde 1’lik bir ihracat rakamımız var. Bu da muhtemeldir ki yurt dışında çalışan vatandaşlarımızın talep ettiği bir miktardır. Bunun haricinde ekstrem diyebileceğimiz herkes tarafından kabul edilebilecek bir ürünümüz yok. Burada inovasyon çok önemli. Dünyada çay üreticisi ülkeler çayı çok farklı şekilde üretip piyasaya arz etmişlerdir. Çin’de farklı büyüklüklerde farklı kalitelerde, farklı aromalarla çaylar üretilip dünyaya satılıyor” dedi.

  • Özel teşvik alan Güneş Enerji paneli üretimi yapacak tesisin temeli atıldı

    Özel teşvik alan Güneş Enerji paneli üretimi yapacak tesisin temeli atıldı

    Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Proje Bazlı Teşvik Paketinden yararlanarak Eko Temiz Enerji A.Ş. tarafından yaptırılan, “Fotovoltaik Güneş Paneli Üretim Tesisi ve Niğde Belediyesi Arıtma tesislerinin Temel Atma Törenine katıldı.

    Bakan Dönmez burada yaptığı konuşmada, son 15 yılda yaşanılan her türlü zorluğa rağmen, Türkiye’nin her alanda kendini yenilemeye, kabuğunu kırmaya devam ettiğini söyledi. 2019 yılını rekorlarla geçireceklerini hatırlatan Dönmez, “Bugünün Türkiye’si artık öyle bir fiske ile yıkılacak bir ülke değil. Türk ekonomisi ihracatta kırdığı rekorlar ve saldırılara karşı gösterdiği dirençle bir tarih yazıyor. Yatırım, üretim ve istihdamda olumlu gelişmeler var. İnşallah bu yıl daha iyi bir performansla ile 2019’u da rekorlar yılı olarak geçireceğiz” dedi.

    Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, artık yeni bir atılım ve sıçrama döneminde olduklarına dikkati çekerek, şunları söyledi:

    “Amacımız Türkiye’yi ekonomik anlamda üst lige çıkarmak. Bunun yoluysa uygun maliyetli, kaliteli ve sürekli enerji arzından geçiyor. Bu nedenle, enerjide bütün yükün eşit miktarda dağıtıldığı dengeli bir enerji portfoyünün oluşturulması için yerli kaynaklarımızı maksimum oranda kullanmak ve dışa bağımlı olduğumuz kaynaklarda ise yönetilebilir bir duruma gelmek zorundayız. Bu yola çıkarken ’Daha Fazla Yerli, Daha Fazla Yenilenebilir’ dedik. Yenilenebilir enerji alanında Türkiye’yi model ülke haline getirmek için Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları modelini hayata geçirdik. Son iki yılda bu anlamda ciddi mesafe kat ettik. Bunun sonucunda, 2019 Ocak’ta yerli ve yenilenebilir kaynaklı elektrik üretimimiz yaklaşık yüzde 60 oranına kadar yükseldi. Hedefimiz bu oranı daha da yükseltmek. Yenilenebilir enerjinin her alanında yatırımlarımızı derinleştirdik. Lisansız güneş enerjisi üretiminde teşviklerimizle üreticilerimize birçok kolaylık sağladık. Alım garantisi, harç, vergi, ruhsat muafiyetleri sağladık. Bunların sonucunda da 2018,’de kurulu gücümüzü tam 4 bin 981 megavata yükselttik. Yine 2018’de kurulu gücümüze tam 4 bin 25 megavat ilave ettik. Bu gücümüzün içerisindeki en büyük payı da yine güneş aldı. 2018’deki sistemimize ilave ettiğimiz 4 bin 25 megavat yüzde 40’dan fazlası güneş kaynaklı. Bunlar bizim için yeterli değil. Çünkü biz daha yeni başlıyoruz. Yenilenebilir enerji alanında Türkiye’yi model ülke haline getireceğiz. Sadece yenilenebilir enerji üretiminde değil teknolojilerinde de söz sahibi olmak istiyoruz. Türk mühendis ve işçisinin akıl teri ile ıslattığı fikirler, dünyanın her yerine ’Made In Turkey’ damgalı güneş panelleri ve rüzgar türbinleri ile enerji taşıyacak. Artık enerji politikalarında mümkün olduğunca ithalata yer olmayacak. Bu ve bunun gibi yatırımlarımızla Türkiye, enerji teknolojilerinde merkez ülke konumuna gelecek. Enerji teknolojileri bu anlamda Türk ekonomisinin değişim ve dönüşümünde başat rolü oynayacak.”

    “Bu yatırım bin 500 kişiye istihdam sağlayacak”

    Hem enerji hem de teknoloji bağımlılığını azaltma noktasında ihtiyaç duyulan adımların birer birer atıldığını söyleyen Bakan Dönmez, “Bu güzide tesisimiz, dinamik hale getirdiğimiz yenilenebilir enerji sektörüne dinamizm katacak, benzer vizyoner ve güçlü projelerin de hızla artarak hayata geçmesine cesaret verecektir. Bugün ilk adımı atacağımız bu yatırım bin 500 kişiye istihdam sağlayacak ve beraberinde yan sektörlerde de yeni iş alanlarının oluşmasına imkan verecektir. Yıllık bin megavat üretim kapasitesine sahip. 621 bin metrekare arazi üzerine 125 bin metrekare kapalı alana sahip bu büyük yatırım üretimimize önemli bir katkı sağlayacak. Bu yola, bu ülkenin insanına, kaynağına, enerjisine güvenerek yola çıktığımızı söylemiştik. İnsan gücü, yatırımcısı ve milletimizin desteği bizleri mahcup etmedi, biz de bu yolculukta taş üstüne taş koyarak ilerleyeceğiz ve bize güvenenleri asla mahcup etmeyeceğiz. Türkiye’nin büyümesi için elini taşın altına koyan herkesin destekçisi olduğumuzu bir kez daha vurgulamak istiyorum. Milletimize hizmet yolunda hiç durmadan, yılmadan, her türlü engele rağmen bütün gayretimizle çalışmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

    Törende Bakan Dönmez’e Niğde Valisi Yılmaz Şimşek, AK Parti Niğde Milletvekilleri Yavuz Ergün, Selim Gültekin, Niğde Belediye Başkanı Rifat Özkan, Belediye Başkan Adayı Emrah Özdemir eşlik etti.

  • Beyoğlu’nda “İstiklal’in Şairi Mehmet Akif Ersoy” paneli düzenlendi

    Akademi Beyoğlu’nda düzenlenen “İstiklal’in Şairi Mehmet Akif Ersoy” paneline katılan Beyoğlu Belediye Başkanı Misbah Ahmet Demircan, “Akif üstün bir ahlak sahibiydi. En büyük eseri, hayatıydı. Nasıl yaşıyorsa, öyle yazıyordu. Nasıl yazıyorsa, öyle yaşıyordu” dedi.

    Milli Şair Mehmet Akif Ersoy’un vefatının 82. yıldönümü münasebetiyle Beyoğlu’nda “İstiklal’in Şairi Mehmet Akif Ersoy” paneli düzenlendi. Akademi Beyoğlu’nda gerçekleştirilen programa Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan’ın yanı sıra çok sayıda vatandaş katıldı. İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürü Coşkun Yılmaz’ın moderatörlüğünü yaptığı panelde Prof. Dr. Fatih Andı ve Beşir Ayvazoğlu, Mehmet Akif Ersoy’u anlattı.

    Vatan için, millet için hep meydandaydı

    Panelde konuşan Başkan Demircan, Mehmet Akif’in masa başında şiirler yazan bir sanatçı olmadığını belirterek, “Akif üstün bir ahlak sahibiydi. En büyük eseri, hayatıydı. Nasıl yaşıyorsa, öyle yazıyordu. Nasıl yazıyorsa, öyle yaşıyordu. Var olma mücadelesi verdiğimiz o çetin dönemde, varını da yoğunu da ‘Etmesin tek beni vatanımdan cüda’ dediği vatan için seferber etti. Akif’in en büyük öğüdü, Allah’tan gayrı hiçbir şeyden, hiç kimseden korkmamaktı. Vatan için, millet için hep meydandaydı. Oturduğu yerden, müsvetteler karalayıp da sanatçılık taslamadı. Akif’i çok okuyalım. Çünkü Safahat bir hazinedir. Safahat belagatın zirvesidir. Safahat bir milletin var olma destanıdır” dedi.

  • Beyoğlu’nda “İstiklal’in Şairi Mehmet Akif Ersoy” paneli düzenlendi

    Akademi Beyoğlu’nda düzenlenen “İstiklal’in Şairi Mehmet Akif Ersoy” paneline katılan Beyoğlu Belediye Başkanı Misbah Ahmet Demircan, “Akif üstün bir ahlak sahibiydi. En büyük eseri, hayatıydı. Nasıl yaşıyorsa, öyle yazıyordu. Nasıl yazıyorsa, öyle yaşıyordu” dedi.

    Milli Şair Mehmet Akif Ersoy’un vefatının 82. yıldönümü münasebetiyle Beyoğlu’nda “İstiklal’in Şairi Mehmet Akif Ersoy” paneli düzenlendi. Akademi Beyoğlu’nda gerçekleştirilen programa Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan’ın yanı sıra çok sayıda vatandaş katıldı. İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürü Coşkun Yılmaz’ın moderatörlüğünü yaptığı panelde Prof. Dr. Fatih Andı ve Beşir Ayvazoğlu, Mehmet Akif Ersoy’u anlattı.

    Vatan için, millet için hep meydandaydı

    Panelde konuşan Başkan Demircan, Mehmet Akif’in masa başında şiirler yazan bir sanatçı olmadığını belirterek, “Akif üstün bir ahlak sahibiydi. En büyük eseri, hayatıydı. Nasıl yaşıyorsa, öyle yazıyordu. Nasıl yazıyorsa, öyle yaşıyordu. Var olma mücadelesi verdiğimiz o çetin dönemde, varını da yoğunu da ‘Etmesin tek beni vatanımdan cüda’ dediği vatan için seferber etti. Akif’in en büyük öğüdü, Allah’tan gayrı hiçbir şeyden, hiç kimseden korkmamaktı. Vatan için, millet için hep meydandaydı. Oturduğu yerden, müsvetteler karalayıp da sanatçılık taslamadı. Akif’i çok okuyalım. Çünkü Safahat bir hazinedir. Safahat belagatın zirvesidir. Safahat bir milletin var olma destanıdır” dedi.

  • PAÜ’de “Kazak Türkleri’nin Tarihi, Kültürü, Dili ve Edebiyatı” paneli

    Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Fen-Edebiyat Fakültesi Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Bölümü ile Türk Yurtları Kültür ve Sanat Topluluğu’nun birlikte hazırladığı “Kazak Türklerinin Tarihi, Kültürü, Dili ve Edebiyatı” paneli Fen-Edebiyat Fakültesi İsmail Çetişli Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.

    Etkinlikte açılış konuşmasını Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nergis Biray yaptı. Biray, ilk yazılı metinlerimiz olan Göktürk Abidelerinden günümüze kadar Türk yazı dilinin geçirdiği süreçten bahsederek Türkçenin Batı ve Doğu Türkçesi olarak geliştiğini ancak yirminci yüzyılın başlarında hem Batı hem de Kuzey-Doğu Türkçesi için yeni bir dönemin başladığını belirttikten sonra Kuzey-Doğu Türkçesinin yani bu Türkçeyi kullanan Doğu ve Kuzey Türklüğünün Rus ve Çin hakimiyeti altına düştüğünü vurguladı. Esaret hayatı içinde bile Kuzey ve Doğu Türklerinin “Türkî” adı verilen müşterek yazı dilini uzun müddet devam ettirdiklerinden bahsetti. Biray, 19. yüzyılın ortalarına kadar Türkistan’ın her bölgesinde genel olarak Çağatay dilinin kullanıldığını fakat 18. ve 19. asırlarda Türkistan’ı Ruslar istilâ ettikten sonra durumun değiştiğini, Çağatay yazı dilinin yerine boyların lehçelerinin geçtiğini anlattı. Biray daha sonra Rus okullarında okudukları için Çağatay edebi dilini bilmeyen Türk aydınlarının milliyetçilik çabalarının da gayretleri çevresinde ortaya çıkan bu durumun asıl sebebinin Rus politikası olduğunu anlattı.

    “Türkistan’daki soydaşlarımızı tanımalıyız”

    Rusların 1926-30 yılları arasında Türk boylarının neredeyse bin yıldır kullandığı Arap alfabesini değiştirerek önce Latin alfabesini, sonra da 1938-40 arasında milli Rus alfabesi olan Kiril alfabesini bu bölgede kabul ettirdiğini ve bu boyların hiç yazı dili tanımamış olanlarına bile yazı dili icat edildiğini ve bir de her birinde farklı Kiril harflerinin kullanıldığını vurgulayan Biray, Sovyetler Birliği ve Çin esareti altındaki Kuzey ve Doğu Türklerinde 19-20. asırlarda ortaya çıkarılan yazı dili ve alfabe farklılıklarının her Türk boyunda ayrı bir edebiyatın gelişmesine yol açtığından, 19. yüzyılın sonları ve özellikle 20. yüzyılda her Türk boyunun diliyle kuvvetli bir edebiyat meydana getirildiğinden, şiir, roman, hikAye ve tiyatro alanlarında edebi eserler verildiğinden, birçok gazete ve dergi ile ilim, araştırma ve kültür eserlerinin de bu mahallî yazı dilleriyle verildiğinden bahsetti.

    Biray, “Bugün bize düşen Türkistan’daki soydaşlarımızla karşılıklı olarak birbirimizin tarih, kültür, edebiyat ve dilini araştırıp öğrenmek ve karşılıklı tanımak alanında çalışmamız gerektiğini, bu çalışmaların tekrar ortak alfabe ve tabii ki ortak edebi dil oluşturmakta yol olması sağlanmalı” dedi.

    Prof. Dr. Nergis Biray’ın konuşmasından sonra panele geçildi.

    Panelde Kazakistan Astana L.N. Gumilevatındağı Avrazya Ulttık Universiteti Kazak Edebiyeti (Edebiyatı) Bölümünden gelen öğretim görevlileri konuşmalar yaptı.

    Etkinlik soru cevap kısmından sonra panelistlere “katılım belgeleri”nin verilmesiyle sona erdi.