Etiket: Paneli

  • Lapseki’de Lapseki’de Tarım Ve Tarım Eğitimi Paneli

    Çanakkale’nin Lapseki ilçesinde Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Lapseki Meslek Yüksek Okulunda ’İşletmeci Gözüyle Lapseki’de Tarım ve Tarım Eğitimi’ konulu panel verildi.

    Lapseki yüksek okul konferans salonunda gerçekleşen panelde öğrencilere işletmecilerin ve üreticilerin tecrübeleriyle ilçede gerçekleşen tarımsal faaliyetler, gelişen tarım uygulamaları hakkında bilgiler aktarıldı. Panelde Lapseki Ziraat Odası Başkanı İsmail Sevim, Ziraat Mühendisi Osman Okay, Ak Parti İlçe Başkanı Halil Özer sunum yaptı.

  • Konak’ta ‘Kadın Ve Kanser’ Paneli

    Konak Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü ile Ege Üniversitesi (E.Ü) Kanserle Savaş Araştırma ve Uygulama Merkezi işbirliğinde ‘Kadın ve Kanser’ konulu bir panelde, kanserden değil, tedaviye geç kalmaktan korkulması gerektiği vurgulandı.

    Konak Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü ile Ege Üniversitesi (E.Ü) Kanserle Savaş Araştırma ve Uygulama Merkezi işbirliğinde ‘Kadın ve Kanser’ konulu bir panel düzenlendi. 1-7 Nisan Kanser Haftası nedeniyle Selahattin Akçiçek Eşrefpaşa Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen panele Ege Üniversitesi Biyoistatistik ve Tıbbi Bilişim Anabilim Dalı Uzman Dr. Gül Kitapçıoğlu, Radyoloji Anabilim Dalı Prof. Dr. Ayşenur Oktay ile Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı Doç. Dr. Senem Alanyalı konuşmacı olarak katıldı. ‘Kadın Kanserleri’ başlığı altında ‘Meme ve Jinekolojik Kanserler’ konularında bilgilendirmenin yapıldığı paneli çok sayıda kadın izledi.

    “DOĞAL BESLENME ÖNEMLİ”

    Kanser hastalığının dünya genelinde her yıl giderek artması nedeniyle hastalıkla mücadeleyi, farkındalığı, bilinçlenmeyi ve erken tanıyı yaygınlaştırmak amacıyla yıl boyunca her ay farklı bir kanser türünün ve korunma yollarının ele alınacağı panellerin ilki olan etkinlikte kanser nedir, kanserden korunmanın yolları, kansere neden olan riskler, erken tanı ve tedavi konularında bilgiler verildi. Panelde konuşan Biyoistatistik ve Tıbbi Bilişim Anabilim Dalı Uzman Dr. Gül Kitapçıoğlu, doğal beslenmenin önemine değinerek, fast food türü beslenmemek gerektiğine vurgu yaptı.

    DÜZENLİ MUAYENE VURGUSU

    Radyoloji Anabilim Dalı Prof. Dr. Ayşenur Oktay da kadınlarda en sık görülen kanser türünün meme kanseri olduğunu ve meme kanserinin erken teşhisinin önemine değinerek, her kadının 35 yaşında bir kez, 40 yaşından sonra iki yılda bir kez ve 50 yaşından sonra ise her yıl mamografi yaptırması gerektiğini söyledi. Kanserden değil, tedaviye geç kalmaktan korkulması gerektiğinin vurgulandığı panelde kadınların 20 yaşından itibaren düzenli olarak kendi kendine meme muayenesi yapması gerektiği konuşmacılar tarafından dile getirildi. Bütün kanserlerde olduğu gibi erken dönemde teşhisin jinekolojik kanserlerde de önemli olduğunu belirten Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı Doç. Dr. Senem Alanyalı kadınların düzenli aralıklarla jinekolojik muayene yaptırmaları gerektiğini söyledi.

  • TKB Kültür Mirası Paneli

    Samsun’da gerçekleştirilen Tarihi Kentler Birliği (TKB) seminerinin ardından panel düzenlendi.

    Moderatörlüğünü TKB Başkanı ve Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz’ın yaptığı “Tarihi Kentler Birliği’nin geldiği noktada bölgesel dağılım ve yeni bir açılım olarak somut olmayan kültür mirası” adlı panele Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, ÇEKÜL Vakfı Genel Müdürü Sevim Yeşim Dizdaroğlu ve ÇEKÜL Vakfı UNESCO Alan Yönetimi Uzmanı Namık Kemal Döleneken panelist olarak katıldı.

    Panelde ilk konuşan Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Gaziantep’in tarihi alanları hakkında bilgiler verdi. Şahin, “Yıllarca harabeleri harap ettik. Üzerine dönüp bakmadık ama bugün hamd olsun bütün şehirler bu alanda kalkınıyor. Toprağımız, tarihimiz en büyük mirasımız o yüzden bunlara sonuna kadar sahip çıkmamız gerekiyor. Panorama müzeleri önemli. Burada Samsun’un da bir kurtuluş mücadelesi var. Antep’i gazi yapan, Urfa’yı şanlı yapan, Maraş’ı kahraman yapan bir hikayemiz var. Çocuklar kitapların içerisinde bunu anlamıyor. Bu geçmişi bilmiyor, bastığı toprağın neresi olduğunu bilmiyor. Mehmet Akif’in dediği gibi, ‘Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda’ şeyi hissettirmemiz gerekiyor. Onun için Gaziantep’te kalenin yanında bir panorama müzesi planladık. İstanbul’daki 1453’ün ofset baskı ile yapılanın yağlı boyasını yapıyoruz. Şu anda ressamımız çalışmaya başladı ve Mimarlar Odası ile de tasarımımızı yaptık. 1 sene sonra inşallah sizleri burada ağırlayacağız. Burayı da askeri lojmanı yıkarak yapıyoruz” dedi.

    UNESCO’DA GAZİANTEP MUTFAĞI DÜNYANIN 8. MUTFAĞI SEÇİLDİ

    Gaziantep mutfağının UNESCO’da dünyanın 8’inci mutfağı olarak tescil edildiğinin altını çizen Şahin, “2004 yılında UNESCO bir ağ oluşturuyor. Bir ağda 8 başlık var. Biz de Gaziantep mutfağı için güçlü bir çalışma grubu oluşturduk. 6 ay bu işi raporladık ve hikayesini yazdık. Toprağın farkını, aromasını, otları, baharatları, güneşin farkını, hepsini birleştirdiğin zaman Anadolu kadınının emeğini, aklını, üreticiliğini raporladık ve başvuru sürecini başlattık. 6 ay boyunca UNESCO’nun ana binasını Gaziantep Belediyesi’nin ana binası gibi kullandık. Büyük bir lobi çalışmasına başladık. Bakanlıklardan destek aldık. 14 Temmuz tarihinde dosyayı verdik ve 6 ay sonunda da bize olumlu haber geldi. UNESCO’nun gastronomi ağında Gaziantep mutfağı dünyanın 8. mutfağı olarak tescil edildi. Bir şehir çıkıyor ‘ben bir ülke kadar iddialıyım’ diyor. Bu ülkede bütün şehirler böyledir. O yüzden kendi özgüvenimiz çok önemli. Yaklaşık 2 yıllık çalışmanın sonunda biz bunu başardık” diye konuştu.

    “KRİZİ FIRSATA DÖNÜŞTÜRMEK…”

    “Mazeret üretebiliriz. Şu anda sınırımızda büyük bir savaş var” ifadesini kullanan Başkan Şahin şöyle devam etti: “Her gün negatif bir haberle ‘bu şehirde ne yapsan da işe yaramıyor’ diyebiliriz ama bu bize yakışmaz. Biz hepimiz lideriz ve hepimiz sorumluluk sahibiyiz. O yüzden krizi fırsata dönüştürmek ve bu kriz bittiği zaman yarışta önde olmak durumundayız. O yüzden biz arkeoloji ve gastronomide iddialıyız. Bu iddiamızı da heyetimizle beraber yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Hepinizi de şehrimize davet ediyorum.”

    UNESCO hakkında bilgi veren ÇEKÜL Vakfı UNESCO Alan Yönetimi Uzmanı Namık Kemal Döleneken, “UNESCO’yu bir amaç değil, araç olarak görmek gerekiyor. Dünya mirası listesinde şuanda Türkiye’nin 15 varlığı var. Dünyada ise bin 31 varlığı var. Sadece 2 tane karma, doğal varlığımız hiç yok. Buna karşılık da 13 tane kültür varlığımız var. Geçici listede dünyada bin 641 varlık varken, bizim 60 varlığımız var. Yani geçici listemiz oldukça geniştir” şeklinde konuştu.

    ÇEKÜL Vakfı hakkında bilgiler veren ÇEKÜL Vakfı Genel Müdürü Sevim Yeşim Dizdaroğlu, “Vakfımız 25. yılında. Ülke çapında toplam 412 üyemiz var. Batı, Orda ve Doğu Karadeniz Bölgelerinde 13 büyükşehir, 68 de ilçe belediyemiz olmak üzere toplam 81 üyemiz bulunmaktadır” açıklamasını yaptı.

    Tarihi Kentler Birliği Samsun semineri panelin ardından sona erdi.

  • Bayder’den Eğitim Paneli

    Bayburt Tarih, Kültür ve Edebiyat Derneği tarafından yürütülen “Bayburt’un Kabuğunu Kıran İncileri” isimli AB Projesi’nde eğitim paneli düzenlendi.

    Okul idarecileri ve il genelinde görev yapan öğretmenlere yönelik düzenlenen panele konuşmacı olarak Bayburt Üniversitesi’nden Yrd. Doç. Dr. Fatih Yalçın, Yrd. Doç. Dr. Figen Çam Tosun ve Milli Eğitim Maarif Müfettişi Muzaffer Şimşek katıldı.

    BAYDER Başkanı Fatih Dündar, panel öncesinde yaptığı açılış konuşmasında proje kapsamında bugüne kadar yapılanlara değindi. Dündar, proje kapsamında uzman eğitimciler getirilerek okullarda kişisel gelişim seminerleri düzenlendiğini, Milli Eğitim Müdürlüğü’nce belirlenen öğrencilere evlerinde eğitim köşesi oluşturulduğunu ve TEOG setleri dağıtıldığını belirtti. Projede aileleri bilinçlendirme amaçlı ziyaretlerin sürdüğünü ifade eden Dündar, proje ortakları olan Bayburt Üniversitesi ve Milli Eğitim Müdürlüğü yetkililerine teşekkür etti.

    Milli Eğitim Maarif Müfettişi Muzaffer Şimşek’in ’Cumhuriyet Tarihinde Okullaşma Oranları’ hakkında yaptığı sunumun ardından konuşan Yrd. Doç. Dr. Fatih Yalçın ise, Bayburt’ta kız çocuklarının eğitimleri ile ilgili 2008 yılında yaptığı saha çalışması hakkında bilgiler verdi.

    Yalçın, şöyle konuştu: “Bayburt’ta kız çocuklarının en çok tercih ettiği okul Kız Meslek Lisesi. Yaptığımız görüşmelerde Kız Meslek Lisesi’nin yeriyle ilgili o dönemde çok fazla itiraz vardı. Zannederim Milli Eğitim Müdürlüğümüzün bununla ilgili bir takım çalışmaları var. Çok merkezi bir yer olduğu için okul giriş ve çıkışlarında o dönemlerde problem vardı. Şimdi kızlara yönelik Kız Anadolu İmam Hatip lisesi var. Bu kızların okullaşma oranını artıracaktır.”

    Bayburt’taki kız çocuklarının okumamasının önündeki etkenlerden birinin erken yaşta evlenme durumunun olduğunu ve araştırmalarda bu durumla en çok Maden Köyü’nde karşılaştıklarını belirten Yalçın, “Kişisel nedenler olarak kendilerine uygun görülen toplumsal rolü kabullenmiş öğrencilerimiz var. Bazı spesifik şeyler var. Mesela Bayburt’ta erken yaşta evlenme en çok Maden Köyü’nde karşılaştığımız bir durumdu. 5-6 yıl önce böyleydi. Şimdi halen devam ediyor mu, değişti mi bilmiyorum. Kız çocuklarında erken evlenip büyükşehire gitme durumu vardı” dedi.

    Çalışma kapsamında devamsızlıkları da araştırdıklarını ve en çok okul terklerinin 9. sınıfta yaşandığını tespit ettiklerini söyleyen Yalçın, “Bu çalışma kapsamında biz devamsızlıkları da araştırdık. Neden devamsızlık yapılıyor? 9. sınıftan sonra mesela çok yoğun bir terk var. Yani 10 ve 11. sınıftan sonra çok fazla yok ama 9. sınıftan sonra var. Onunla ilgili özellikle öğrenci ve öğretmenlerle yaptığımız görüşmelerde 9. sınıf müfredatının çok yoğun olduğu ve akademik başarısızlığın 9. sınıfta çok fazla olması nedeniyle bu terklerin bu dönemde ortaya çıktığı görülüyor. O dönemde biz bakanlığa doğrudan bir rapor hazırladığımız için 9. sınıf müfredatının biraz daha rahatlatılması diğer sınıflara yayılması diye bir şey koymuştuk. Çünkü gerçekten öğrencinin ergenliğe geçiş dönemi. Orta öğretime geçiş dönemi. Ve çok yoğun bir program. Bu okulu terk etmedeki en önemli sebeplerden bir tanesiydi. Yine tabi Bayburt tarım şehri olduğu için okul ve tarım faaliyetlerinin çakışması büyük bir problem oluyordu. Yine ekonomik durumdaki değişme nedeniyle okulu terk eden öğrenciler vardı” şeklinde konuştu.

    Bayburt Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Figen Çam Tosun ise, 12 yıllık zorunlu eğitim döneminde okullaşma oranının yükseldiğini ve kız çocukları açısından bundaki en büyük payın açık öğretim liseleri olduğunu kaydetti. Açık Öğretim Liselerinin kız çocuklarının okula devam etmemesi için bir kaçış noktası olarak görüldüğünü belirten Tosun, açık öğretim liseleri ile ilgili yeni bir planlama gerektiğini belirtti.

    “AÇIK ÖĞRETİM LİSELERİ KAÇIŞ NOKTASI”

    Tosun, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Hocalarım genel olarak kızların okullaşmasından ve bununla ilgili problemlerden bahsettiler. Ben biraz daha eleştirel olarak bakacağım olaya. Çünkü 12 yıllık zorunlu eğitim döneminde okullaşma oranının bir hayli yukarıda olduğunu görüyoruz. Bu artışın içerisinde açık öğretim liseleri de çok büyük yer almaya başladılar. Bu kapsamda ben Bayburt’ta bir çalışma gerçekleştirdim. Bunu kongrelerde bildiri olarak sundum, makale olarak da yayınlandı. Aynı verileri burada sizinle paylaşmak istiyorum. Aynı eleştirileri burada da yapmak istiyorum. Çünkü okullaşma oranını Avrupa Birliği standartlarına veya çağdaş medeniyetler seviyesine yükseltmek istiyoruz ama bunu ne kadar nitelikli başarabiliyoruz? Yoksa yapmaya çalıştığımız şey sadece sayıların abartılması mı? Bunlara dikkat çekmek gerekiyor bence.”

    “CİDDİ DÜZENLEME YAPILMASI GEREKİYOR”

    “Açık Öğretim Liseleri bir çok ülkede başarıyla uygulanan bir sistem. Bizde de illaki olması gerekir. Örgün eğitimden çeşitli nedenlerle çıkmış olan kişilere alternatif olarak sunulmalıdır. Ama bununla birlikte Türkiye’de İç Anadolu, Doğu, Güneydoğu, Karadeniz gibi bir çok bölgemizde hatta batıda bazı yerlerde hâlâ bazı sebeplerle kız çocuklarının okula gidilmemesi önünde çok ciddi bir kaçış noktası olarak görülüyor. O yüzden açık öğretimle ilgili bir planlama ya da farklı bir dizayna gidilebilir diye düşünüyoruz. Çünkü bizde açık liseye gidenlerin önünde evlenmesi için bir engel yok. Tabi ki 30 yaşındaki kadın okumak istiyorsa ’hayır boşan gel’ gibi bir şey demek mümkün değil. Ama 8. sınıftan sonra okuyup kendi isteğiyle evlenmek isteyen bir kız içinde engelleyici standartlar taşımıyor. O yüzden açık öğretim liseleriyle ilgili bu 8. sınıftan geçişle ilgili çok ciddi düzenlemeler yapılması gerektiğini düşünüyorum.”

    Panel sonunda söz alan Bayburt Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Aslan Gülcü ise, projenin çok önemli bir eksikliğin giderilmesi katkılar sunacağını ifade ederek, başta BAYDER olmak üzere emeği olan herkese teşekkür etti.

    Panel, konuşmacılara çeşitli hediyeler verilmesiyle son buldu.

  • Tansu Çiller’in Oğlu Berk Çiller Güneş Enerjisi Paneli Üretecek

    Eski Başbakan Tansu Çiller’in oğlu Berk Çiller, güneş enerjisi sektörüne girdi.

    Eski Başbakan Tansu Çiller’in küçük oğlu Berk Çiller’in CEO görevini yürüttüğü Marmara Holding A.Ş. güneş enerjisi sektörüne girdiğini açıkladı. Şirket, Gebze İMES Organize Sanayi Bölgesi’ndeki fabrikada, seri üretime geçeceği yılda 270 MegaWatt (MW) üretim kapasitesiyle; mono, poly, bi-facial ve çift camlı güneş enerjisi panellerinin üretiminin yapılacağını bildirdi.

    Konu ile ilgili açıklama yapan Berk Çiller, “Verimli, kaliteli, katma değeri yüksek güneş enerjisi panellerini üretme stratejisiyle yola çıktık. Bir yılı aşkın süredir, Hollanda, Çin, Tayvan’dan gelen uzmanlarımızla çalışmaya devam ediyoruz. Temmuz ayında faaliyete geçecek olan fabrikamıza, Amerika, Avrupa, Avustralya, Afrika ülkelerinden sipariş alıyoruz. 4 kıtadan aldığımız siparişle, hemen hemen bu yılın ve gelecek yılın kapasitesini doldurmak üzereyiz” dedi.