Etiket: pandemi

  • Pandemi sürecinde ödenmeyen su faturaları için ceza ve ilave bedel alınmayacak

    Pandemi sürecinde ödenmeyen su faturaları için ceza ve ilave bedel alınmayacak

    Samsun Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (SASKİ) Genel Müdürü Fatih Yıldız, “Eylül ayının 30’una kadar ödenmeyen faturalar için ceza uygulaması bir ilave bedel uygulaması yapılmayacak” dedi.

    SASKİ 2020 Yılı 1. Olağan Genel Kurul Toplantısı 2. Birleşimi Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Nihat Soğuk başkanlığında gerçekleştirildi. Ömer Halisdemir Salonu’nda fiziksel mesafe kurallarına uygun şekilde yapılan toplantıda 5 gündem maddesi görüşülerek karara bağlandı.

    SASKİ Genel Müdürlüğü hizmetlerinde kullanılmak üzere 8 adet vidanjör, 10 adet su tankeri ve 40 adet 4×4 kamyonet pickup tipi arazi taşıtı alınarak t cetveline eklenmesine ilişkin yönetim kurulu teklifi kabul edildi. SASKİ Genel Müdürü Fatih Yıldız konu hakkında, “Bizim görev alanımız çok geniş 17 ilçede 10 bin kilometrekareye yakın bir alana hizmet ediyoruz. Bu ilçelerdeki hem araç envanterimizde eski araçlarımızı yenilemek hem de ilave ihtiyacı karşılayacak şekilde hizmeti hızlandıracak ve kalitesini yükseltecek şekilde araç alıyoruz. Burada su tankeri ve vidanjörler alıyoruz. Yaklaşık 20 tane ve 40 tane de sahadaki ekiplerimizin daha hızlı mobilize olması için ve güvenli şekilde ulaşımını sağlayacak araç alıyoruz. Samsun adına hayırlı olmasını diliyorum. Bundan sonra bize ilettikleri şikayetleri daha hızlı müdahale edilmesini sağlayacak” diye konuştu.

    Son ödeme tarihleri nisan, mayıs ve haziran ayları içinde olan ve ödenmeyen su/atık su faturalarından 30 Eylül 2020 tarihine kadar herhangi bir ilave bedel alınmamasına ilişkin yönetim kurulunun teklifi ile ilgili Plan ve Bütçe, Hukuk, Çevre ve Sağlık, Eğitim Kültür Gençlik ve Spor, Su Hizmetleri Komisyonları raporu görüşüldü. Kabul edilen teklif ile ilgili bilgi veren Fatih Yıldız, “Öncelikle vatandaşlarımızın nisan, mayıs ve haziran aylarına denk gelen son ödeme tarihleri bu aylara denk gelen su faturalarının bir cezai işleme tabi olmaksızın ertelenmesi için bir karar aldık. Eylül ayının 30’una kadar ödenmeyen faturalar için ceza uygulaması bir ilave bedel uygulaması yapılmayacak. Bu açıdan pandemiden etkilenen vatandaşlarımıza bir kolaylık getirmiş oluyoruz. Zaten bakanlığımızın da bu konuda bir kararı vardı. Bunu uygulamış olacağız” diye konuştu.

    Bu maddeler dışında içme suyu ve scada çalışmalarında kullanılmak üzere 40 milyon TL’lik ek ödenek talebi ile 2 madde daha mecliste görüşülerek kabul edildi. Meclis başkanlığını yapan Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Nihat Soğuk, “Yeni dönemde 3. genel kurulumuzu yapmış olduk. Gerçekten ilk yaptığımızla şimdiki yaptığımız arasında SASKİ’nin gerek merkezde gerek de ilçelerde çalışmaları söz konusuydu. Belirli bir oranda mesafe kat edildiğini ben de hissediyorum. Tabii ki SASKİ genelde çalışmalarını yer altında yapıyor olmasının bir dezavantajını yaşıyor. Diğer birimlerimizin hemen hemen bütün faaliyetlerini görsel anlamda görme imkanı oluyor. Ancak SASKİ’nin yatırımları daha çok yer altında olduğu için görememe durumuyla karşı karşıyayız. Ama buna rağmen önce vatandaşın susuz bölgelerde sularını temin edebilmek, diğer taraftan da suyu temin ettikten sonra atık kısmını halledebilmek SASKİ için çok önemli olduğunu düşünüyorum” diyerek toplantıyı kapattı.

  • Esnafımızın sabır ve metaneti gurur verici

    Esnafımızın sabır ve metaneti gurur verici

    Aziziye Belediye Başkanı Muhammed Cevdet Orhan, ilçe sınırları içinde faaliyet gösteren esnafı tek tek ziyaret etti.

    Korona virüs (Covit 19) salgını süresince büyük sıkıntılar yaşayan buna rağmen sabır ve sükunetle sürece destek veren esnafa teşekkür ziyareti gerçekleştiren Başkan Orhan, talepleri dinleyip not aldı. Esnaf ziyaretlerini devam ettireceklerinin altını çizen Başkan Orhan, ilçe ekonomisini ayakta tutan esnafın destekçisi olduklarını belirtti. Pandemi sürecinde Türkiye’nin diğer ülkelere örnek bir mücadele sergilediğini hatırlatan Aziziye Belediye Başkanı Orhan, “Bizim gönül birlikteliğimiz ne mekana ne de zamana sığar. Esnafımız koronavirüs sürecinde bütün sıkıntılara göğüs gerdi. Her birine yürekten teşekkürlerimizi ifade etmek için tek tek ziyaretlerimizi gerçekleştireceğiz. Bununla birlikte hükümetimizin esnafımızı ve bu süreçten olumsuz etkilenin vatandaşlarımızı mağdur olmaması adına verdiği destekler inkâr edilemez. Dünya ülkelerine sağlık paketi yardımı yapan ender ülkelerdeniz. Bu gurur verici gelişmeye esnaf ve vatandaşlarımızın sağduyulu olmasını da eklememiz gerekiyor. Esnafımız ve vatandaşlarımızla gurur duyuyoruz” dedi.

    “Pandesi süresince yardımlarımız devam etti”
    Ramazan ayı ve Pandemi süresince Aziziye Belediye Başkanlığı olarak yardıma muhtaç vatandaşlar ile birlikte özellikle kahvehane, kuaför ve ana okulları ile birçok ticari işletmeye imkanlar dahilinde destek verdiklerini söyleyen Başkan Orhan, “Belediye olarak bir nebzede olsa ilçe esnafımızın yükünü omuzlamak için ayni ve nakdi yardımlar yaptık. Bunlar arasında yardımları geri çevirip ‘Varlıkta da yoklukta da daima devletimizin yanındayız. Bizden daha çok ihtiyaçlı olanlara verin’ diyen esnaflarımızda oldu. Gerçekten bu tür davranışlar bizlerin hizmet şevkini artırıyor. Özünde devletçi ve milletini seven bir yapıda olan Erzurum halkı şüphesiz hizmetlerin en iyisine layıktır” dedi.

    İHA

  • Pandemi tabldottaki öncelikleri de değiştirdi

    Pandemi tabldottaki öncelikleri de değiştirdi

    Tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgınının getirdiği normalleşme süreci ile birlikte açılan fabrikalara, evlere taşınan ofislere dönüşler başladı. Normalleşme süreci önlemleri kapsamında gözler bu kez de işyeri yemekhanelerine çevrildi. Pandeminin ardından bu alandaki kurallar ve öncelikler de yeniden düzenlendi.

    Dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgını devam ederken, kademeli olarak geçilen normalleşme süreci ile birlikte işyerlerine dönüşlerin başlaması pek çok farklı noktadaki önlemleri de gündeme taşıdı. Bu noktalardan birini de işyerleri yemekhaneleri ve sunulan yemek hizmeti oluşturdu. Salgının ilk günlerinde çalışanlarını eve gönderen şirketler, üçüncü aydan sonra kademeli olarak eski düzene geçerken yemekhanelerdeki masa aralıkları artırıldı, servis personeli hijyen önlemleriyle donatıldı. Bu süreçte biraz arka planda kalan yemeklerde de yeni normale uygun hassasiyetler oluşturuldu ve tabldotlardaki önceliklerde de değişiklikler meydana geldi.

    Türkiye’nin önemli şirket toplulukları arasında yer alan Bilkent Holding çatısı altında 1993 yılından bu yana hizmet veren BCC Catering’in Genel Müdürü Vedat Uluğ da yeni dönemde yaşanan değişikliklerle ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Türkiye genelindeki 24 ilde bulunan 127 şirkete 2 bin 281 çalışanı ile birlikte yemek hizmeti verdiklerini söyleyen Uluğ, pandemi öncesinde yemeklerin hijyenik koşullarda üretilmesi ve ISO 22000 gıda güvenliği belgesi konularında bilgi edinme istekleri geldiğini belirtti.

    Vedat Uluğ, bu tür talepleri olan müşteriler için üretim alanlarının birebir gösterimi ve yerinde bilgi aktarımları yapıldığının altını çizerek, normalleşme sürecinde en çok yöneltilen soruların personel sağlığı, personele ait sağlık raporları, hizmet verilen alandaki personelin kişisel koruyucuları doğru kullanıp kullanmadığı ve alınan eğitimlere yönelik olduğuna dikkat çekti.

    Gönderilen yemeklerin virüs bulaşmayacak şekilde üretilip, paketlenmesi konularında bilgi taleplerinin geldiğinin altını çizen Uluğ, tamamen paketli şekilde yemek alımı istenmeye başladığını söyledi. Vedat Uluğ, ısıl işlem görmeyecek tüketime hazır ürünlere olan talebin ise düştüğünü belirtti.

    Sevkiyat koşulları ön plana çıktı

    Uluğ, bu dönemde sevkiyat koşullarının da eskisinden daha fazla önem taşımaya başladığını vurguladı. Yemeklerin üretildikten hemen sonra paslanmaz çelik küvetlere veya gıda ile temasında sakınca olmayan kaplara porsiyonlandığını aktaran Vedat Uluğ, paslanmaz çelik küvetlerin streç filmle kaplandığını, ardından da kapların makine ile ambalajlandığını, yemeklerin ’termobox’ denilen ısının 4 saat muhafaza edildiği kilitlenebilir kapaklı ekipmanlara konulduğunu anlattı. Uluğ Termobox’ların da içi paslanmaz çelik malzeme ile kaplı ve dezenfekte edilmiş yüzeyli araçlara yüklenerek ilgili müşterilere ulaştırıldığını söyledi.

    Catering sektöründe standartların ISO 22000 gıda güvenliğinin getirdiği kurallara uygun şekilde ham madde alımından sunuma kadar her aşamada bulaşmalardan korunan bir sistemi kapsadığını anlatan Uluğ, “Bu doğrultuda koronavirüs ile bağlantılı olarak düşünüldüğünde; ham madde alımında tedarikçilerin kontrolü, denetimi, ham madde alımındaki hijyen kontrolleri de önem kazanıyor. Öte yandan, son dönemde depolama aşamasında dezenfeksiyon sıklığı artırılırken ürünlerin depo alanında hijyenik şekilde bekletilmesi için ortam havalandırmasında filtre bakımları daha sık konuşulan konular oldu. Aynı şekilde üretim aşamasında da personelin kişisel koruyucu donanımlarını düzgün şekilde kullanması, mutfak ortamındaki havanın hijyeni, ekipmanların kolay temizlenir olması, yemeklerin kapalı sistemde pişirilmesi ve paketlenmesi ile transferi önem kazanırken personelin eğitimi öne çıktı.” dedi.

    Sıcaklığın önemi arttı

    Yemeklerin saklama koşullarına da değinen Uluğ, “Yemeği saklarken yemeğin dış ortamdaki bulaşmalardan korunuyor olmasına; sıcak yemeklerin 63 derece ve üstü, soğuk yiyeceklerin 10 derece ve altında taşınmasına dikkat edilmeli. Yemeklerin bu koşullarda saklanması bakterilerin yemeğin üzerindeki mikrobiyel bozulmaları önlemesi için son derece önemli. Bununla birlikte yapılan araştırmalar, koronavirüsün yüksek ısılara dayanamadığını ve 70 derece sıcaklıkta 5 dakika içinde etkisini yitirdiğini ortaya çıkardı. Sıcak yemekler pişirildiğinde 85 derece üstü iç sıcaklığa ulaşması nedeniyle virüs açısından sıkıntı yok. Ancak taşınması sırasında sıcaklığı korumak için termobox kullanılmalı. Ayrıca koronavirüsün gıdalardaki durumu henüz belli değil.” diye konuştu.

    “Mikroorganizmaların en çok üredikleri sıcaklık aralığı 10 ve 63 derece aralığıdır, bu husustan dolayı üretimi yapılan sıcak ürünlerin 63 derece üstünde, salata-soğuk ürünlerin 10 derece altında muhafaza edilmesi gerekli” açıklamasını yapan Uluğ, “Bu sıcaklık değerleri korunmazsa ürünlerde bozulma, tüketen kişilerde gıda zehirlenmeleri gerçekleşebilir. Bu husustan dolayı tüm ürünler termobox ile sevk edilmeli, sıcak tutucu dolaplarda, benmari ve salata barlarda muhafaza edilerek ürünlerin sıcak-soğuk zinciri korunmalı.” dedi.

  • Karaman’da “Pandemi Farkındalık Yürüyüşü” düzenlendi

    Karaman’da “Pandemi Farkındalık Yürüyüşü” düzenlendi

    Karaman Valisi Mehmet Alpaslan Işık, Karaman’da bayramdan önce olan vaka sayısı 120 iken bayramdan sonra bu sayı hızla artarak 500 sayısına ulaşmış ve 16 kişi de virüsten hayatını kaybetmiştir” dedi.

    Karaman’da İl Sağlık Müdürlüğü tarafından Covid-19 ile mücadele ve sürecinde farkındalık oluşturmak amacıyla ‘Pandemi Farkındalık Yürüyüşü’ düzenlendi. Sosyal mesafe korunarak yapılan yürüyüşe Karaman Valisi Mehmet Alpaslan Işık, Emniyet Müdürü Ayhan Taş, İl Jandarma Komutanı Albay İsmail Şahin, İl Sağlık Müdürü Adnan Kurşun, daire müdürleri ve siyasi parti temsilcileri ile sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri de katıldı. Cumhuriyet Parkı’nda başlayan yürüyüş İsmet Paşa Caddesi üzerinden devam ederek Aktekke 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nda sona erdi. Polis, jandarma, AFAD, sağlık ve vefa grubu görevlileri ellerinde ’Daha fazla özgürlük için tedbirlere uyalım’, ’’Mesafe kurallarına uyalım’ ve ’Kontrollü sosyal hayata hep birlikte tedbir’ dövizleri taşıyarak yürüdü. Yürüyüşe jandarma, polis ve AFAD araçları siren çalarak eşlik etti.

    Karaman Valisi Işık, yürüyüş sonunda gazetecilere yaptığı açıklamada, Karaman’da bayramdan önce 120 olan vaka sayısı bayramdan sonra hızla artarak 500 sayısına ulaştığını söyledi. Kentte vefat eden hasta sayısının 16 olduğunu ifade eden Vali Işık, “Bir anlamda sağlık personelimizin öz verili çalışması üstün gayreti boşa çıkmış. Çekilen bunca sıkıntıya rağmen hastalığın yayılma hızı önlenememiştir. Şimdi geriye dönüp acaba nerede hata yaptık deyip öz eleştiri yapmamızın tam zamanı. Hatamız şu rehavete kapıldık, sosyal mesafeyi korumadık, maske takmadık, hijyene dikkat etmedik. Bu üçüne dikkat etmediğimiz sürece bu virüs içimizde bir seri katil gibi dolaşmaya devam edecek. Oysa bunu yenmek elimizde. Lütfen gevşemeyelim rehavete kapılmayalım, temizliğe, sosyal mesafeye ve maske takma kuralına mutlaka uyalım” diye konuştu.

  • PISA Başkanı pandemi sonrası eğitim stratejilerini anlattı

    PISA Başkanı pandemi sonrası eğitim stratejilerini anlattı

    Pandemi sürecinin ardından okul sisteminin nasıl kurgulanması gerektiğiyle ilgili bilgi veren PISA Direktörü Andreas Schleicher, “Eğitim sistemimiz daha da zorlaşacak. Bunun için yenilikçi çözümler bulmamız lazım” dedi.

    Bahçeşehir Üniversitesi tarafından online düzenlenen ‘Okulları Tekrar Açma Stratejileri’ toplantısında, pandemi süreci sonrasında eğitim sisteminin geleceği masaya yatırıldı. Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı olan PISA’nın Direktörü yapan Andreas Schlicher’ın katılımıyla gerçekleştiren programa, Türk-Alman siyasetçi Özcan Mutlu, BAU Global Başkanı Enver Yücel, Bahçeşehir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Şirin Karadeniz ve çok sayıda davetli katıldı. Toplantıda önemli açıklamalar yapan Andreas Schlicher, ‘Kriz sırasında eğitim tedbirlerinin uygulanması’ başlıklı bir sunum yaptı. 36 ülkenin ortalamaları ile yapılan sunuma göre Schlicher, “1,5 milyar öğrenci son iki ay içinde teknoloji ile öğrenmenin gerekliliğini öğrendi. Uzaktan öğrenme, öğrenmenin yaşam çizgisi haline geldi” dedi.

    “Okula dönen çocuklar için psikolojik destek önemli”

    Öğretmen yeterliliğinin yükseltilmesi gerektiğini söyleyen PISA Direktörü Andreas Schlicher, “Öğrenme kaybını tespit ederek buna uygun bir süreç tasarımı yapmamız gerek. Yeni normal sürecinde, öğretmen yönetici ve çocuklarımıza vermemiz gereken her türlü sosyal mesafe eğitimini de tasarlamamız gerek. Öğrencilerimizin esenliği, öğretmenlerimizin, yöneticilerimizin, çocuklarımızın alacağı psikolojik desteğin ne kadar önemli olduğunu biliyoruz. Okullardaki psikolojik danışmanlarımızın, bu noktada okula geri dönen çocuklarımız için de önemli görevler düşüyor. Öğrencilerin akademik öğrenmelerinin sürekliliğini sağlamak, Öğretmenlere profesyonel destek vermek, öğrencilerin sosyal gelişimini sağlamak, dezavantajlı öğrencilerin eğitiminin desteklenmesi, evde şiddet riski bulunan öğrencilere yardım edilmesi gibi maddeler, stratejilerin odağını oluşturmalı” şeklinde konuştu.

    “Eğitim sistemi daha da zorlaşacak”

    Schlicher yeni eğitim sistemi hakkında şu uyarılarda bulundu:

    “Gelecekte pek çok ülke dış mekanlara, öğrenim alanının güvenli olması nedeniyle daha çok önem verecek. Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Yeniden açılma planlarında teknoloji etkin olacak. İçerik yönetimi konusunda öğretmenleri tam teşekküllü hale getirmemiz gerekecek. Kimse hazır değil. Yavaş yavaş hazırlayacağız. Öğrencinin iyi olması için özellikle psikolojik desteğin verilmesi, strese maruz kalan çocukların belirlenmesi, ek olarak doktor ve psikologların istihdam edilerek destek sağlanması gerekiyor. Düşünmemiz gereken çok şey var. Öğretmenlerin işi çok fazla, alanınız dışında bilmeniz gereken çok şey var, sosyal becerilerini güçlendirmeliler. Eğitim sistemimiz daha da zorlaşacak. Bunun için yenilikçi çözümler bulmamız lazım.”

    “Okullar yeni salgın yayılma alanları olabilir”

    Pandemi sürecinin halen devam ettiğini ve korona virüsün azalmasıyla birlikte açılacak olan okullarda sosyal mesafeye uyulmaması ve gerekli tedbirlerin alınmaması durumunda okulların yeni yayılma alanı olabileceğine değinen Türk-Alman Siyasetçi Özcan Mutlu, “Önlemler alınmazsa okullar yeni salgın yayılma alanları da olabilir. Kurallar konusunda okullara destek verilmez, uzaktan eğitim konusunda geliştirilmezse muhtemelen bir iki dalga sonunda daha da büyük zarar görülebilir. Yeni normalleşme, o kadar da basit bir şey olmayacak. ‘Yeni normalleşme’ demek, her an virüsün yeni bir mutasyonu ile yeni bir dalga ile karşı karşıya gelmek anlamına gelecek. Bu yüzden özellikle eğitim kurumlarına çok büyük görevler düşüyor” dedi.

    “Okullarımız korona virüse karşı hazırsa açılabilir”

    Okulların tam olarak hazır hale geldiğinde ve öğretmenlerin yeni sisteme ayak uydurabilmesi durumunda açılabileceğini belirten BAU Global Başkanı Enver Yücel ise, “Okullarda hizmetlisinden, müdürüne kadar herkesin hazır olarak bekliyor olması lazım. Tabi dünyada bu bir anda eşit bir şekilde olamaz. Ama bu korona döneminden sonra da aslında bir eşitlik söz konusu olacak. Ayrıca bir ülkenin internet altyapısı, telekomünikasyon sistemleri iyi ise bir de uzaktan öğretim kültürü var ise o zaman bu daha çabucak yerleşebiliyor. Bizim ülke olarak telekomünikasyon altyapımız epeyden beri çok iyi. Bir dönem tablet dağıtımı ile Türkiye’de eğitimde teknolojinin kullanımını gördük. En azından bir farkındalık oluşturuldu” ifadelerine yer verdi.

    “262 milyon çocuk okula gidemiyordu”

    UNESCO’nun açıkladığı verilere göre 262 milyon çocuğun eğitimden uzak kaldığına değinen BAU Rektörü Prof. Dr. Şirin Karadeniz, “UNESCO verilerine göre dünyada 262 milyon çocuk okula gidemiyordu. Yani eğitime erişemeyen 262 milyon çocuk zaten vardı. Aynı zamanda çocukların yarısından fazlası standart okumanın, matematik okuma becerisi ve matematik becerisine yeteri kadar sahip değildi. Aslında eğitime erişim, eğitime eriştikten sonra nitelikli eğitim alma, bu eğitime herkes için eşit, hakkaniyetli ve kapsayıcı yapmakla ilgili de halihazırda sıkıntılarımız vardı. Pandemi süreci ile beraber çocukların eğitime uzak kalmaları giderek arttı. Ayrıca özel gereksinimi olan çocuklarımızın eğitime ulaşamaması ile beraber aradaki makas gittikçe artmış durumda” şeklinde konuştu.