Etiket: Paha

  • Mesut Özil: “Bu paha biçilemez hediyeyi almak inanılmaz mutluluk verici”

    İngiltere Premier Lig ekiplerinden Arsenal’da forma giyen Türk asıllı Alman oyuncu Mesut Özil, evinde Kabe örtüsünden bir parça bulundurduğu için onur duyduğunu belirterek, “Bu paha biçilemez hediyeyi almak inanılmaz mutluluk verici” dedi.

    Mesut Özil, sosyal medya hesabından Kabe örtüsünün çerçeve içine alınmış parçasıyla çekilmiş fotoğrafını paylaşarak, şu ifadeleri kullandı:

    “Evimde, Mekke’deki Kabe’nin örtüsünden özel bir parça bulundurduğum için onurlu ve imtiyazlıyım. Bu paha biçilemez hediyeyi almak inanılmaz mutluluk verici. Elhamdülillah.”

  • 2 bin 800 yıllık savaşçı miğferi paha biçilemiyor

    Dünyanın en büyük medeniyetleri arasında yer alan Hititlerin başkenti Hattuşa’da bulunan 2 bin 800 yılık demir savaşçı miğferine paha biçilemiyor.

    Türkiye’de bir benzeri daha bulunmamış olması miğferi paha biçilemez kılarken bu eşsiz eser, Boğazköy-Hattuşa ve diğer Hitit şehirlerinde, birçok gizemli arkeolojik eserin keşfedilmeyi beklediğinin en güzel ve heyecan verici kanıtı olarak ifade ediliyor.

    1999 yılında Alman Arkeoloji Enstitüsü’nden eski Boğazköy Kazı Başkanı Jurgen Seeher tarafından Büyükkale mevkinde bulunan demir miğfer, Frig dönemine tarihleniyor. Boğazköy Müzesi’nde sergilenen miğfer müzeninde en nadide eserleri arasında yer alıyor.

    Frig dönemine ait demir miğferin Boğazköy Müzesi’nde sergilenen en önemli eserlerden bir tanesi olduğunu dile getiren Çorum Müze Müdürü Metin Çakar, miğferin 1999 yılında Alman Arkeoloji Enstitüsü’nden eski Boğazköy Kazı Başkanı Jurgen Seeher tarafından Büyükkale mevkinde bulunduğunu açıkladı.

    Savaşçı miğferinin Frig dönemine (demir çağ) tarihlendiğini açıklayan Çakar, “İlk buluntu anında miğfer hasara uğramıştı. Bir koç yıl önce miğferi İstanbul’daki bölge laboratuvarına gönderdik. Oradaki restorasyonun ardından Boğazkale Müzesi’ne getirilen eseri burada sergiliyoruz” dedi.

    Anadolu topraklarından Frig döneminden bugüne kadar bulunan tek miğfer

    Demir miğferin özelliğinin Anadolu topraklarında M.Ö. 7-8. yüzyıllardan Frig döneminden günümüze geçmiş olan tek miğfer olma özelliğini taşıdığını vurgulayan Çakar, “Dünyadaki benzerlerine baktığımızda ise Kıbrıs’ta yürütülen bazı arkeolojik kazılarda benzeri çıkmış, yine bu demir miğferin tek benzeri de şu an İngiltere’deki British Museum’da sergileniyor” diye konuştu.

  • Paha biçilemeyen çinilerin üretildiği fırınlarda kazılar yeniden başladı

    Bursa’nın İznik ilçesinde tarihî çini fırınlarında arkeoloji kazıları başladı.

    İznik çiniciliği Osmanlı döneminde sarayın büyük desteği ile gelişti. 18. yüzyıl sonlarına doğru sarayın malî kriz yaşamasıyla birlikte çini de son buldu. İznik’te 30 yılı aşkın bir zamandır dönem dönem yürütülen çini fırınları kazıları, İstanbul Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü öğretim üyelerinden Belgin Demirsar Arlı başkanlığında geçtiğimiz günlerde yeniden başladı.

    Orjinal İznik çinilerine koleksiyonerler paha biçemiyor. Avrupa müzayedelerinde milyon dolarlara alıcı buluyor. Koleksiyonerlerin elinde bulunan nadide İznik çinileri büyük meblağlara satılıyor. Osmanlı dönemine ait İznik çinisi tabak, en son İngiltere’nin başkenti Londra’da düzenlenen müzayedede 1 milyon 426 bin 500 sterline (yaklaşık 5 milyon TL) alıcı buldu.

    İstanbul Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü öğretim üyesi Belgin Demirsar Arlı, “Çini fırınları kazısına İstanbul Üniversitesi’nden çeşitli uzman ve öğrencilerin teşkil ettiği 15 kişilik bir ekiple başladık. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile İstanbul Üniversitesi adına Bakanlar Kurulu kararıyla yürütülen çalışmalarda çini ve seramik üretim teknolojilerini aydınlatmaya yönelik araştırmalar yapılmakta. Bakanlık temsilcisi olarak Adıyaman Müzesi uzmanlarından Fatma Savsar’ın katıldığı çalışmaların eylül ayının ortalarına kadar sürmesi planıyor. Çalışmalar bu yıl da İznik II. Murat Hamamı’nın doğusunda yer alan BHD kodlu kamulaştırılmış alanda, XIV-XVII. yüzyıllar arasında faaliyet gösterdiği tespit edilen çini fırınları ve atölyelerin bulunduğu şantiyede devam etmekte. 2013 yılında kamulaştırılarak BHD kodlu alana dâhil edilen kazı alanına kuzeyden bitişik yaklaşık yarım dönümlük yeni bölümde yoğunlaştık. 15. yüzyıla tarihlenen 3 fırına rastlanmış. İznik çiniciliği açısından önem arz eden bu fırınlar açığa çıkarıldıktan sonra koruma altına alındı. 2018 kazı sezonunda, 2017 yılında bir kısmı açılan, BHD olarak isimlendirilen atölye alanında 8. fırının ortaya çıkarılmasına başlandı. İstanbul Üniversitesi’nin en uzun soluklu kazılarından biri olan İznik kazıları Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın tahsisatının yanı sıra Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin desteği, İznik halkının anlayış ve ilgisiyle yürütülüyor” dedi.

    18. yüzyılın ardından terk edilip toprak altında kalan İznik çini fırınları, 1967 yılında İstanbul Üniversitesi Sanat Tarihi ve Arkeoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Oktay Aslanapa tarafından keşf edildi. 1994 yılından itibaren çalışmalar yine aynı bölüme ait öğretim üyesi Prof. Dr. Ara Altun başkanlığında, çeşitli bilim adamları ve öğrencilerin iştirakiyle sürdürüldü. Bugün ise bu görevi öğretim görevlisi Belgin Demirsar Arlı yürütmekte.

  • Atatürk’ün eşi Latife Hanım’dan yadigar krempet kutusuna paha biçilemiyor

    Yozgat’ta antikaya meraklı emlakçının elindeki üzerinde Kemal Atatürk ile eşi Latife Hanım’ın orijinal fotoğraflarının yer aldığı Latife hanıma ait krempet kutusuna değer biçilemiyor.

    Yazgat’ta emlakçılık yapan 68 yaşındaki Mehmet Saygı, ilginç kişiliği ve iş yerinde sergilediği tarihi değer taşıyan yüzlerce eşya ile dikkat çekiyor. Saygı’nın koleksiyonu arasındaki en nadide parça ise Mustafa Kemal Atatürk’ün eşine ait krempet kutusu. Kutunun üzerinde Atatürk ile Latife Hanım’ın orijinal bir fotoğrafları da yer alıyor. Saygı, antika kutu için kendisine yüksek meblağda ücretler teklif edilmesine rağmen kutuyu satmıyor.

    Krempet kutusunun Osmanlı ordusunda subay olan dedesinden kendine hatıra kaldığını belirten Saygı, “Annemin babası binbaşı iken Atatürk’ün eşi Latife Hanım askeriyeye böyle bir hediye dağıtmış. Yozgat’ta böyle bir eser başka kimsede bulunmuyor. Krempet kutusunun maddi değerinin ne kadar olduğunu öğrendik. Manevi değeri fazla olduğu için paraya ehemmiyet vermedik. Bizde kalması bize haz veriyor. Kutuya 5 bin lira ile 10 lira arasında değer vermişlerdi. 5 değil 10 bin lira dahi verseler bu eseri kimseye vermem. Bir daha böyle bir şey bulamayız” dedi.

    İş yeri müzeyi andıran Saygı ayrıca Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatını anlatan fotoğraf albümlerini de müzesinin en güzel yerinde sergiliyor.

  • Sultan III. Mustafa’nın paha biçilemeyen zırhının replikasını yaptılar

    Topkapı Sarayı’nda sergilenen Sultan III. Mustafa’nın törensel zırh takımının replikasını Tokatlı memur emeklisi Sami Erçin, bilgisayar programcısı oğulları ile birlikte 2 aylık bir sürede yaptı.

    Tokat İl Sağlık Müdürlüğü’nden 16 yıl önce emekli olan 4 çocuk babası 66 yaşındaki Sami Erçin, bilgisayar programcısı oğulları ile birlikte hobi olarak Osmanlı dönemi savaş aletleri yapıyor. Kılıç, ok ve kalkan yapan oğulları 41 yaşındaki Ercan ve 34 yaşındaki Recep Erçin’in tavsiyesi üzerine demir halkalardan zırhlı muhafız takımı yapmaya başlayan Sami Erçin, ustalık eserini ortaya çıkardı. İstanbul’dan bir iş adamının siparişi üzerine Sami Erçin oğulları ile birlikte yaklaşık 2 ay süre ile uğraşarak yaklaşık 40 bin demir halkayı bir birine eklemek suretiyle Sultan III. Mustafa’nın törensel altın zırh takımının replikasını yapmayı başardı.

    40 bin demir halkadan zırh yapılıyor

    Oğullarının tavsiyesi üzerine zırh yapımına başladığını ifade eden Sami Erçin, el emeği göz nuru olan zırh yapımının oldukça zor bir iş olduğunu söyledi. Bir zırhın yaklaşık 40 bin demir halkadan oluştuğunu ifade eden Erçin, “Bir zırh yaklaşık 2 ayda günlük 10 saat çalışma ile yapılabiliyor. Çünkü bütün minik demir halkaların tek tek takılması gerekiyor. Bu iş hata kabul etmiyor. Bir halkada yapılan yanlış sonrası bin tel sökmek gerekebiliyor” ifadelerini kullandı.

    Sultan III. Mustafa’nın zırhının replikasının örme tekniği açısından birebir aynı

    Bilgisayar programcısı Ercan Erçin, Topkapı Sarayında sergilenen oldukça meşhur olan Sultan III. Mustafa’nın paha biçilemez zırhının bir benzerini yapmaktan gurur duyduklarını söyledi. Sultan III. Mustafa’nın zırhını fotoğraflardan replikasını yaptıklarını ortaya güzel bir eser çıktığı için mutlu olduklarını ifade eden Erçin, “Zırhı demir ve bakır teller, deri ve süs malzemeleri kullanarak geceli gündüzlü çalışma yaparak 2 ayda tamamlayabildik. Yaptığımız zırh bir kumaş gibi olmadığı için zor ve zahmetli iş. Bu bir demirden elbise olduğu için manken üzerinde çalışmalarımızı yaptık” dedi.

    Sultan III. Mustafa’nın zırhının replikasının örme tekniği açısından birebir aynısı olduğunu ifade eden Erçin, “Bu zırhı makine ile örme şansınız yok. Elde tek tek halkaları birleştirmek suretiyle yapmak zorundasınız” diye konuştu.