Etiket: Özlü’den

  • Bakan Özlü’den “başkanlık sistemi ve yeni anayasa” açıklaması

    ÇORUM (İHA) – Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, Türkiye’nin darbe anayasası ile yönetilmeyi hak etmediğini belirterek, “Mevcut anayasayla, önyargılı zihinlerle, modası geçmiş düşüncelerle, şu an aksamakta olan, şu an tıkanmış olan mevcut parlamenter sistem ile inşa etme şansımız yoktur” dedi.

    Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, iş adamları ile yemekte bir araya geldi. Ticaret ve Sanayi Odası ev sahipliğinde düzenlenen yemeğe Vali Necmeddin Kılıç, AK Parti Çorum Milletvekili ve TBMM İdare Amiri Salim Uslu, AK Parti Çorum Milletvekili Ahmet Sami Ceylan, Belediye Başkanı Muzaffer Külcü, Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Çetin Başaranhıncal, TSO Meclis Başkanı Erol Karadaş, iş adamları katıldı. İş dünyasının temsilcilerine seslenen Bakan Özlü, yeni anayasa ve başkanlık sistemi hakkında açıklamalarda bulundu.

    Anayasa ve başkanlık sistemiyle ilgili tartışmaların yeniden gündeme geldiğini hatırlatan Bakan Özlü, her iki konudaki tartışmaları ve gelişmeleri olumlu gördüğünü belirterek, anayasa ve sistemin, ülkenin bilim, sanayi ve teknoloji politikaları üzerinde muazzam etkileri olacağını düşündüğünü söyledi. Özlü, “Anayasa metinleri, devlet ve millet arasındaki ilişkileri belirleyen temel hukuk metinleridir. 1982 anayasasını hazırlayan zihniyet, toplumu bir tehdit olarak gördüğü için, anayasada hak ve özgürlükleri kısıtlayan bir anlayışla hareket etmiş. Türkiye, bir darbe anayasası ile yönetilmeyi hak etmiyor. Hele hele 15 Temmuz darbe girişimine göğüs germiş olan milletimiz, daha demokratik ve daha iyi işleyen bir sistemi sonuna kadar hak ediyor. Türkiye’nin bir an önce toplumsal bütünlüğünü kuvvetlendirmesi ve sosyal dokusunu güçlendirmesi gerekir. Tek tek her insanımızın ve her şehrimizin, potansiyellerini en üst derece açığa çıkarabilecekleri özgür, şeffaf ve demokratik bir ortam oluşturmalıyız. Bunu mevcut anayasayla, önyargılı zihinlerle, modası geçmiş düşüncelerle, şu an aksamakta olan, şu an tıkanmış olan mevcut parlamenter sistem ile inşa etme şansımız yoktur. Ekonomisini güçlendirmek ve zenginliğini artırmak isteyen bir Türkiye, demokrasi ve hukuk seviyesini de yukarıya taşımak zorundadır. Demokratik gelişme ile ekonomik gelişme, etle tırnak gibi, birbirinden asla ayrı düşünemeyeceğimiz kavramlardır. Bu noktada iş dünyamıza ve sanayicilerimize çok önemli bir görev düştüğünü ifade etmek istiyorum. Anayasa değişikliğinin ve başkanlık sisteminin önemini en iyi anlayanların iş dünyamız olduğunu düşünüyorum. Zira siz bu ülkenin atılımına öncülük eden kişiler olarak, bu ülkeyi bugüne kadar yavaşlatan ve bundan sonra hızlandıracak olan unsurları çok iyi biliyorsunuz. Bu nedenle, sizlerden bu sürece azami katkı vermenizi bekliyoruz. Kişisel ve gündelik tartışmalardan uzak duralım… Demokrasiyi güçlendirecek, ekonomiyi büyütecek, Türkiye’yi dünyanın lider ülkelerinden biri haline getirecek bir sistemi hep birlikte inşa edelim” dedi.

    “Bölgede birçok sorun yaşanmasına rağmen Türkiye ekonomisi ayakta durmayı başardı”

    Bölgede birçok sorun yaşanmasına rağmen, Türkiye ekonomisinin dimdik ayakta durmayı başardığını anlatan Bakan Özlü, “3 Kasım 2002’den bugüne kadar, ülke olarak çok büyük başarılara, gelişmelere imza attık. Hangi alana bakarsak bakalım, bu muazzam değişimin izlerini, işaretlerini görebilirsiniz. Başarılarımızın en net yansıdığı alan ise kuşkusuz ekonomidir, çünkü ekonomi somut bir alandır. Ekonomideki başarılarımızın iki temel zemini var. Birincisi güven ve istikrar. İkincisi ise reel sektörümüzle olan yakın işbirliğimizdir. Evet, güven ve istikrar önemlidir; ancak esas iş, reel sektöre rekabet gücü ve dinamizm kazandırmaktır. 2001 krizinden sonra Türkiye ekonomisi, köklü bir yapısal dönüşüm sürecinden geçti. Kamu maliyesi, para politikası, finansal sektör, sosyal güvenlik, sağlık, eğitim, iş ve yatırım ortamı ile işgücü piyasası alanlarında çok ciddi reformları hayata geçirdik. Bu reformlar sayesinde, bugün Türkiye ekonomisi, istikrarlı bir biçimde büyümeye devam ediyor. Bu reformlar sayesinde Türkiye ekonomisi, dimdik ayakta durmayı başarıyor. Bölgemizde birçok sorun yaşanıyor, ülkemizde alçak bir darbe girişimi düzenleniyor, birileri tarafından terör hadiseleri tırmandırılıyor. Ancak Türkiye ekonomisi, yine de geri adım atmıyor. Sanayicimiz, yatırıma ve üretime devam ediyor. Yabancı yatırımcıların Türkiye’ye olan ilgisinde bir azalma yaşanmıyor. Biliyorsunuz, bu hafta sanayi üretim verileri açıklandı. Ağustos’ta sanayi üretimi, temmuz ayına göre yüzde 9,4 oranında arttı. Geçen yılın aynı ayına göre ise, sanayi üretimindeki artış yüzde 2,2 oldu. Bu başarıya imza atan tüm sanayicilerimizi yürekten tebrik ediyorum. Başarılarınızın devamını diliyorum. Yine bu hafta içinde, ülkemizde çok önemli bir kongre düzenlendi. Dünya Enerji Zirvesi’nde özellikle Rusya ile çok önemli anlaşmalar imzaladık. Rusya ile olan ilişkilerin iyileşmesinin ekonomimize olumlu katkılar yapacağını düşünüyoruz. Biliyorsunuz, geçtiğimiz günlerde doğalgazda bir indirime gidildi. Rusya ile yapılan görüşmelerden olumlu bir sonuç çıkarsa, ilave bir indirim daha gündeme gelebilir” ifadelerini kullandı.

    “Artık hazır giyim ve konfeksiyon mantığıyla değil, terzi usulü çalışacağız”

    Yaz aylarında darbe girişimi, terör olayları ve Fırat Kalkanı operasyonu nedeniyle, siyasi açıdan oldukça sıcak bir gündemi geride bıraktıklarını hatırlatan Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, “Bu sıcak gündeme rağmen, esas gündemimiz olan işten, aştan, ekmekten, yatırım, üretim ve ihracattan geri adım atmadık. Tasarrufları artıracak, finansmana erişimi kolaylaştıracak, iş ve yatırım ortamını iyileştirecek, girişimcinin ve yatırımcının önünü açacak birçok reformu hayata geçirdik. Teşvik sisteminde kapsamlı bir değişiklik yaptık. Başbakanımızın deyişiyle, artık hazır giyim ve konfeksiyon mantığıyla değil, terzi usulü çalışacağız. Her yatırımı ayrı ayrı değerlendireceğiz ve o yatırımın ihtiyacına uygun teşvik, destek ve muafiyetleri oluşturacağız. Enerji tüketim harcamalarının yarısını 10 yıl bedelsiz karşılamak, nitelikli personelin ücreti için asgari ücretin 20 katına kadar destek vermek, yatırımın en fazla yüzde 49’una ortak olmak ve yatırımlara kamu alım garantisi vermek gibi yeni teşvik araçlarını da devreye aldık. Geçtiğimiz hafta, Sayın başbakanımız, 2017-2019 dönemi için Orta Vadeli Programımızı açıkladı. OVP’deki temel amaçlarımızdan birisi de, ‘sanayide yapısal dönüşümü hızlandırmak’tır. Özel sektör öncülüğünde, dışa açık, rekabetçi, yenilikçi, yüksek katma değer yaratan, Ar-Ge tabanlı ve çevreye duyarlı üretim yapısına dönüşümü hızlandıracağız. Bunu sağlamak için, nitelikli istihdam altyapısı oluşturacak, girişimcilik kapasitesini güçlendirecek, ticarileşme ve markalaşma süreçlerini daha etkin hale getireceğiz. Sanayi girdilerinin ülke içinden karşılanma oranını artırmak için, yüksek miktarda yatırım gerektiren ara malı ve ham maddelerin üretimine öncelik vereceğiz. Önümüzdeki dönemde, Bakanlık olarak birçok önemli adım atmayı planlıyoruz. Şu anda bu adımları tespit ediyor, hazırlıyor ve olgunlaştırıyoruz. Şu anda farklı konu başlıkları altında çalışmalarımız devam ediyor. Çalışmalar tamamlandıkça, bunları süratle hayata geçireceğiz. Mesela öncelikle, bu yıl sonuna kadar, Sınai Mülkiyet Kanun Tasarımızı TBMM’de yasalaştırmayı hedefliyoruz. Üretim Reform Paketi’mizin hazırlık çalışmalarına da devam ediyoruz. Bu paketle, bakanlığımızın, yeni üretim alanları ve sanayi parselleri oluşturma kapasite ve becerisini artıracağız. Özellikle şehir içinde kalmış sanayi sitelerinin daha uygun yerlere taşınmasını sağlamak için adımlar atacağız. OSB’lerin üzerindeki mali yükümlülüklerin bazılarını kaldıracağız veya miktarları düşüreceğiz. Mesela OSB’lerin arsa satış hasılatlarından yüzde 1’ini KOSGEB’e aktarmalarını sonlandırıyoruz. Dördüncü Sanayi Devrimi ile TÜBİTAK’ı yeniden yapılandırmak da Bakanlığımızın en önem verdiği konular arasında yer alıyor. Bu iki başlık, nitelikli üretim hedeflerimiz açısından büyük önem taşıyor” diye konuştu.

    “Çorum’u, bütün şehirlerimizi ve Türkiye’yi daha fazla büyüteceğiz ve geliştireceğiz”

    Bütün şehirleri ve Türkiye’yi büyütüp geliştireceklerini dile getiren Bakan Özlü, “Çorum’un da son yıllarda ciddi bir atılım içinde olduğunu zaten biliyordum. Ancak bugün burada, gerçekten de beklediğimin de ötesinde dinamik, canlı, güçlü bir Çorum ile karşılaştım ve bundan büyük bir mutluluk duydum. Çorum, adeta Türkiye’nin bir aynası olmuş. Türkiye, son yıllarda nasıl ciddi bir ivme yakaladıysa, Çorum bu süreçte başı çeken şehirlerimizden biri olmuş. Girişimci Bilgi Sistemi verilerine göre, 2015 yılında, Çorum’daki bütün sektörlerin cirosu, bir önceki yıla göre yüzde 14 oranında artmış. Çorum’un 2002’de 26 milyon dolar olan ihracatı, geçtiğimiz yıl 270 milyon dolara yükselmiş. Bugün Çorum’da faaliyete geçen 2 OSB’de istihdam edilenlerin sayısı ise 6’bine ulaşmış. Çorum, işsizliğin en düşük olduğu şehirlerimizden birisidir. Bu şehir, sadece kendi insanı için de değil, çevreden buraya göç eden insanlar için de iş ve ekmek kapıları oluşturmayı başarmıştır. Bütün bunlar, Çorum’un ne kadar güçlü bir şehir olduğunu gösteriyor.

    Şimdi, bu gücün gerçek kaynağı olan siz değerli iş insanlarımızla, esnafımızla ve sanayicilerimizle, bu şehri daha da ileriye taşımak için neler yapmamız gerektiğini istişare edeceğiz. Ben öncelikle sizleri yürekten tebrik ediyor, başarılarınızın devamını diliyorum. Gerek hükümetimizin çalışmalarıyla gerek sizin gerçekleştireceğiniz yatırımla, üretimle ve ihracatla, bu şehir çok daha güçlü, gelişmiş, müreffeh bir şehir haline getireceğimize inanıyorum. Çorum’un bundan da büyük bir potansiyel taşıdığını düşünüyorum. Karadeniz Bölgesi’ni İç Anadolu’ya bağlayan bu şehir, tarih boyunca insanların gözde yerleşim merkezlerinden birisi oldu. Nihayet son yıllarda, Çorum adeta kendine geldi. Türkiye gibi Çorum’un da özgüveni arttı. Çorum kendi gücünün farkına vardığı, dışa açıldığı ve üretime odaklandığı için, şehir hızlı bir gelişim yaşadı. Bu şekilde devam ettiği sürece, Çorum’un, tıpkı Kayseri, Denizli veya Gaziantep gibi, Anadolu’nun marka şehirlerinden biri haline geleceğine eminim. Bunu başarmak için, sizlerle birlikte ne gerekiyorsa yapacağız. İş dünyamıza, sanayicimize ve esnafımıza vereceğimiz desteklerle, Çorum’u, bütün şehirlerimizi ve Türkiye’yi daha fazla büyüteceğiz ve geliştireceğiz” dedi.

  • Bakan Özlü’den gündeme ilişkin çarpıcı açıklamalar

    ÇORUM (İHA) – Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, son günlerde ikinci darbe girişimiyle ilgili söylemlerin gündeme gelmeye başladığını belirterek, “15 Temmuz’dan hiç mi ders almadınız? Geleceğiniz varsa göreceğiniz de var. Vız gelirsiniz tırıs gidersiniz. Elinizden geleni ardınıza koymayın” dedi.

    Çeşitli ziyaretler ve incelemelerde bulunmak üzere Çorum’a gelen Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, AK Parti Çorum İl Başkanlığı tarafından düzenlenen “Siyaset Akademisi”ne katıldı. Burada bir konuşma yapan Bakan Özlü, FETÖ ve PKK, yeni anayasa ve başkanlık sistemi ile ilgili açıklamalarda bulunurken ana muhalefet partisi CHP’yi eleştirdi.

    Milletin AK Parti’den çok şey beklediğini dile getiren Bakan Özlü, milletin büyük, güçlü ve lider bir Türkiye’nin özlemini duyduğunu, özlemini duyduğu böyle bir Türkiye’ye doğru da her geçen gün biraz daha yaklaştığını gördüğünü söyledi. Bu nedenle milletin AK Parti’ye olan teveccühünü hiç kaybetmediğini belirten Özlü, 15 Temmuz gecesi, üzerinde uzun uzun düşünülmesi gereken bir gece olduğuna dikkat çekti.

    Milletin o gece ortaya koyduğu refleksi ve bu refleksin nedenlerinin çok iyi tahlil edilmesi çağrısında bulunan Bakan Özlü, “İnsanlar o gece neden sokaklara akın ettiler? İnsanlar, neden o gece canlarını hiçe saydılar? Bence bunun cevabı şudur: İnsanlar, o gece, bu ülkeyle ilgili hayallerinin saldırı altında olduğunu hissettiler. Türkiye’nin yürüyüşünün yavaşlayacağını, duracağını ve belki de gerileyeceğini sezdiler. Darbe girişimi başarılı olsaydı, bu ülkenin yeniden kabuğuna çekileceğini, silik ve iddiasız bir ülke haline geleceğini anladılar. Türkiye’nin yeniden başka devletler tarafından, milli irade dışındaki yapılar tarafından hizaya çekilmesine rıza göstermediler.15 Temmuz gecesinde, 14 yıllık kazanımlarımızı heba etmek istediler. Ancak milletimizin gönlü, o kazanımların heba edilmesine razı olmadı. İnsanlarımız, kendi canları pahasına, ülkemizi, devletimizi, demokrasimizi, ekonomimizi korudular, kolladılar. O gece ortaya konan kahramanlık destanlarını burada tekrar anlatmayacağım. Ancak 15 Temmuz gecesinin ve sonrasındaki demokrasi nöbetlerinin hepimizin sorumluluğunu artırdığını ifade etmek istiyorum. Hepimiz, milletimize karşı borçlandık. Bu nedenle, artık çok daha fazla çalışmak zorundayız. Artık çok daha doğru işler yapmak durumundayız. Bu zorlu süreçte hepimiz çok dikkatli adımlar atmalıyız” dedi.

    “FETÖ ile mücadele konusunda herkes aynı hassasiyeti göstermeli”

    FETÖ ile mücadele konusunda herkesin aynı hassasiyet göstermesini isteyen Bakan Özlü, “Çocuğumuz, kardeşimiz, anne babamız, kuzenimiz, yeğenimiz, dayımız veya halamız, eşimiz veya dostumuz bunlardan olabilir. Ancak unutmayalım ki, vatanın hakkı, diğer tüm hakların üstündedir. Bu yapıya mensup bir kişinin dahi yakasını kurtarmasını istemiyoruz. Ancak aynı şekilde, bu yapıya mensup olmayan bir kişinin de herhangi bir haksızlığa kurban gitmesini istemiyoruz. Bu mücadelede çok büyük bir titizlik gösteriyoruz. Varsa hataları telafi etmek için mekanizmaları kuruyoruz. Ancak bugünlerde, özellikle ana muhalefet tarafında, bir mağduriyet edebiyatı başlayıverdi. Bilirsiniz, ‘hem suçlu hem güçlü’ diye bir sözümüz vardı. FETÖ’nün durumu biraz buna benziyor. Bütün pis işleri yapacaklar, bütün alçaklıkları yapacaklar, bütün haksız ve hukuksuz eylemlere imza atacaklar. 1 dolar için ruhlarını satacaklar. Devletin gücünü devletin ve milletin aleyhinde kullanacaklar…

    Yabancı istihbarat servislerinin dümenine girecekler, terör örgütleriyle ortak olacaklar. Yetmeyecek, üstüne darbeye kalkışıp 240 vatan evladını şehit edecekler, 2 binden fazla kardeşimizi yaralayacaklar. Sonra devlet bunun hesabını sorunca, vay efendim mağduruz” ifadelerini kullandı.

    “FETÖ’nün mağdur edebiyatını anlayabiliriz de neden CHP bunu destekliyor”

    FETÖ’nün mağdur edebiyatını anlayabildiklerini ancak CHP’nin neden bunu desteklediğini soran Bakan Özlü, “CHP, darbeden sonra milletin yanında durmayı başardı. Ancak öyle zannediyorum ki, yeniden kodlarına dönmeye başladı. Veya eski ortaklıkların gereğini yapmaya başladı. O yüzden de milletin mağduriyetini değil, FETÖ’nün mağduriyetini diline dolamaya başladı” diye konuştu.

    Darbe girişiminden sonra

    PKK’nın devreye girdiğine işaret eden Bakan Özlü, “Darbe girişiminden sonra, PKK devreye girdi. Bunların vardiya usulü çalıştıkları iyice anlaşıldı. Devletimiz, FETÖ ile mücadele ederken, bir yandan da PKK’ya karşı tarihin en kapsamlı operasyonlarını sürdürüyor. Yetmiyor, sınır ötesinde, DAEŞ’e karşı bir operasyonu başarıyla yürütüyor. Bu süreçte şehitlerimiz, gazilerimiz oldu. Allah’tan tüm şehitlerimize rahmet, gazilerimize de acil şifalar diliyorum. İnşallah, onların emanetine sahip çıkacağız. İnşallah, Türkiye’yi hak ettiği seviyeye çıkaracağız. Millet olarak, birbirimize daha fazla sarılacağız, daha fazla güveneceğiz” dedi.

    “15 Temmuz ve sonrasında Batı ikili davrandı

    15 Temmuz darbe sürecinden sonra Batı’nın iki yüzlü davrandığını dile getiren Bakan Özlü, “15 Temmuz ve sonrasında, Batı dünyasının ne kadar ikiyüzlü bir tavır sergilediklerini gördünüz. İkircikli oynadılar, adeta darbenin sonucunu beklediler.Net bir tavır gösteremediler. Darbe girişimini açıkça kınamaları ancak bir ay sonra mümkün olabildi. ABD, bütün delillere rağmen, FETÖ elebaşını ısrarla koruyor. Aynı şekilde, güya DAEŞ ile mücadele ediyor diye, PKK ile hiçbir farkı olmayan YPG’yi açıkça destekliyor. Batı dünyasından böyle tavırlar görmeye artık alıştık. Önemli olan, bizim doğrularımız. Önemli olan bizim ilkelerimiz ve yaptıklarımız. Onlar ne yaparlarsa yapsınlar, hangi yanlışa düşerlerse düşsünler, Türkiye doğruları yapmaya, doğruları savunmaya devam edecek. Çok şükür, Recep Tayyip Erdoğan gibi bir liderimiz var. Binali Yıldırım gibi bir başbakanımız var. AK Parti gibi bir siyasi kadromuz var. Sizler gibi bir teşkilatımız var. 15 Temmuz gecesinde kahramanlığını ispat etmiş bir milletimiz var. Bizim hiçbir şeyden korkmamıza gerek yok. Şimdi ikinci darbe girişimi falan gibi şeyleri konuşuyorlar. Tahmin ediyorum, böyle tehditlerle bizi ve milletimizi sindireceklerini, korkutacaklarını zannediyorlar. Yahu siz, 15 Temmuz’dan hiç mi ders almadınız? Tekrar bir girişimde bulanacaklarına hiç ihtimal vermiyorum. Ama şayet geleceğiniz varsa göreceğiniz de var. Vız gelirsiniz tırıs gidersiniz. Elinizden geleni ardınıza koymayın. Bu milletin yürüyüşünü durduramayacaksınız. Türkiye’nin yükselişine engel olamayacaksınız” şeklinde konuştu.

    “Gündemimiz yeni Anayasa değişikliği ve başkanlık sistemi”

    Öncelikli gündemlerinin anayasa değişikliği ve başkanlık sistemi olduğunu anlatan Özlü, şunları kaydetti:

    “En öncelikli gündem maddemizin de anayasa değişimi ve başkanlık sistemi olduğunu düşünüyorum. AK Parti olarak, Türkiye’ye en uygun yönetim modelinin başkanlık sistemi olduğunu iddia ediyoruz. Son günlerde, bu tartışma yeniden başladı. İnşallah bu konuda, daha somut adımların atılacağı bir dönemin eşiğindeyiz. Darbe anayasasıyla ve mevcut sistemle yolumuza devam edemeyiz. Etsek bile, ağır aksak ederiz, yavaş ilerleriz. Daha demokratik ve daha iyi işleyen bir sistem oluşturabilirsek, hızımıza hız katarız. Her anlamıyla, evrensel standartlara daha rahat ulaşırız. Ben, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı olarak görev yapıyorum. Bilimin de, sanayinin de, teknolojinin de en öncelikli şartı, açık, şeffaf, demokratik, güvenilir ve özgür bir ortamdır. Demokrasi güçlü olmazsa bilim olmaz. Sistem şeffaf olmazsa, yatırımlar yeterince artmaz. Özgürlüklerin genişlemediği bir ortamda, girişimcilik ve yenilikçilik gelişmez. Başkanlık sistemi tartışmasına böyle yaklaşmak lazım. İnsanları değil sistemi konuşmamız lazım. Ne yazık ki muhalefet bu hataya düşüyor. Onlar aslında Başkanlık sistemine değil, Recep Tayyip Erdoğan’a karşı çıkıyor. Ülkenin geleceğini değil, kendi dar manevra alanlarını korumayı düşünüyorlar. Meseleye akıllı ve sağduyuyla yaklaşmamız lazım. Her sistemin artıları ve eksileri vardır. Mühim olan artıları maksimum, eksileri ise minimum düzeyde olan bir sistem inşa edebilmektir. Bunun yolu da, sistemi ve işleyişi, akılla, bilgiyle, mantıkla, soğukkanlılıkla tartışmaktan geçer. Bunu yapabilirsek, 79 milyonun her biri için daha iyi bir Türkiye inşa edebiliriz. Bunu başarmak, yani yeni bir anayasayı yapmak ve daha iyi bir sistemi hayata geçirmek, hepimizin omuzlarında tarihi bir vazife olarak duruyor. AK Parti, bu vazifeyi yerine getirmek için her şeyi yapmaya hazırdır. Muhalefetin de meseleye bu anlayışla yaklaşacağını umut ediyorum.”

  • Bakan Özlü’den ’yerli otomobil’ açıklaması

    Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, yerli otomobilde kapsayıcı bir iş modeli üzerinde çalıştıklarını ve sonuçlarına epey yaklaşıldığını belirterek, “Dünyanın her tarafında otomobil tasarımlarının hikayelerine bakın Volkswagen, Toyota, yabancı markalara bakın, bizim Türkiye’deki Tofaş’a, yerli markalara bakın hepsinde başlangıçta devletin bir desteği ve yönlendirmesi vardır. Burada devlet yönlendirmesi şarttır. Biz şunu diyemeyiz; ‘bir babayiğit çıksın yapsın gelsin’ bunu demeyeceğiz. Bir de bizim küresel bir başarıyı hedeflememiz gerekiyor. Yerel bir otomobil değil, küresel bir başarı hedefi gerekiyor” dedi.

    Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, Ekonomi Muhabirleri Derneği üyeleriyle kahvaltıda bir araya geldi. Toplantıda gazetecilerin sorularını yanıtlayan Özlü, FETÖ soruşturması kapsamında KOSGEB’teki operasyon hatırlatılarak, bakanlığa bağlı kurumlardan bugüne kadar kaç kişinin çıkarıldığı ve bakanlığa bağlı kurumlarda ciddi anlamda risk görüp görmediklerinin sorulması üzerine, “KOSGEB’te en son yapılan bir operasyon var. Polisin yaptığı operasyon. Burada 13 kişi tutuklandı. Bunlardan 3’ü taşra müdürü, birisi merkezde, 2 başkan eski yardımcısı, 3 daire başkanı, 2 uzman, 2 memur şeklinde. Toplam 13 ilde himmet operasyonu gerçekleştirildi. Toplam 36 kişi gözaltına alındı. Bunlar arasında daha önce de KOSGEB’te üst düzey görevlerde bulunmuş bir kişi de var. Biz kapsamlı bir çalışma, daha önce yürüttük. 62 kişi bakanlık merkez teşkilatından, 71 kişi KOSGEB’ten, 13 kişi TSE’den, 13 kişi Patent Enstitüsü’nden, 368 kişi TÜBİTAK’tan olmak üzere 527 kişi daha önce çıkarıldı. Bu bilgileri daha önce paylaştık. Merkez teşkilatı ve kurumlarımızın geleceğiyle ilgili endişeli değilim. Temizliği yaptığımız sürece kurumlarımız güçleniyor, üzerindeki yükü atıyor. Kurumlarımızı bağlayan, onu kilitleyen, engelleyen unsurları atmış oluyoruz. Bu çıkarılan kişiler sonucunda kurumlarımız daha da güçleniyor. Bir tek TÜBİTAK’ta tamamlamadık. Orada devam ediyor çalışıyoruz. Hata yapmamaya çalışıyoruz. Gerçekten rastgele değil de sıkı incelemeler yapıyoruz. TÜBİTAK’taki çalışmalar sürüyor. Diğerlerinin aşağı yukarı tamamlandığını söyleyebiliriz” diye konuştu.

    “TÜBİTAK daha çok iş yapan değil, iş yaptıran bir kurum haline gelecek”

    TÜBİTAK’ın yapısının değiştirilmesiyle ilgili çalışmaların sorulması üzerine Bakan Özlü, “Yapısal bir dönüşüm orada gerçekleştireceğiz. Çalışmada epey mesafe aldık. Bunu Sayın Başbakanımıza arz ettikten sonra belki Başbakanımız bunu açıklaması uygun olabilir. Çalışmamızı epey noktaya getirdik ama sonucu bu aşamada paylaşmam doğru olmaz. Başbakanımıza bunu arz edeceğiz en kısa zamanda. Yapısal bir dönüşüm olacak. TÜBİTAK daha çok iş yapan değil, iş yaptıran bir kurum haline gelecek. Teknolojinin ticarileştirilmesi çok kolay bir hadise değil. Ama başlangıçta ticari yapıya sahip şirketlere araştırma, geliştirme faaliyetlerine verdiğimiz zaman onları yüklenici olarak seçtiğimiz zaman, onları yüklenici olarak seçtiğimiz zaman ticarileştirmeyi de en başka halletmiş oluyoruz. O bakımdan bizim düşündüğümüz TÜBİTAK uygulamayıcı bir kuruluş olacak. Teknoloji üreten bir kuruluş olacak. Kendisinden ziyade dışarıya işveren, özel sektöre işveren, üniversitelere iş veren bir kuruluş olacak. TÜBİTAK’ın mevcut yönetimiyle beraber çalışıyoruz. Öncelik olarak TÜBİTAK’ta yapısal dönüşümü hedefliyoruz” açıklamasında bulundu.

    Bir gazetecinin “TÜBİTAK’taki yapılanmayı değiştirirken çalışan sayısını da mı azaltacaksınız?” sorusu üzerine ise Özlü, “Bir kurumdaki personel sayısı nasıl belirlenir? Bir görev tanımı vardır, görevleri yapabilmek için kaç kişi lazımsa o kadar kişi çalışır. Bunu personel sayısını azaltmak gibi düşünmeyelim, görev tanımıyla ilgili düşünelim. TÜBİTAK’ın yeni görev tanımının gerektirdiği personel sayısı ne kadarsa o kadar personel olur, onun dışında bir şey olmaz” ifadesini kullandı.

    Yerli otomobil

    TÜBİTAK’taki değişimin yerli arabaya etki edip etmeyeceği sorusuna Bakan Özlü, “Yerli arabada iş modeli konusu üzerinde çalışıyoruz. İş modeli çok önemli. Kapsayıcı bir iş modeli üzerinde çalışıyoruz. Onun sonuçlarına da epey yaklaştık. Onu da Başbakanımıza arz edip ondan sonra belki Başbakanımız kamuoyuyla paylaşmak isteyebilir” yanıtını verdi.

    Yerli otomobilde bu yılın sonuna kadar 30-40 araçlık bir test filosu üretileceği hatırlatılarak, ’babayiğit’in beklenip beklenmediği sorusu üzerine Bakan Özlü, şunları kaydetti:

    “’Babayiğidi beklemiyoruz. Oturup bir babayiğit gelsin, bu işi yapsın diye beklemiyoruz. Çalışıyoruz. Dünyanın her tarafında otomobil tasarımlarının hikayelerine bakın Volkswagen, Toyota, yabancı markalara bakın, bizim Türkiye’deki Tofaş’a, yerli markalara bakın hepsinde başlangıçta devletin bir desteği ve yönlendirmesi vardır. Zamanla devlet çekilmiştir. Burada devlet yönlendirmesi şarttır. Biz şunu diyemeyiz; ‘bir babayiğit çıksın yapsın gelsin’ bunu demeyeceğiz. Bir de bizim küresel bir başarıyı hedeflememiz gerekiyor. Yerel bir otomobil değil, küresel bir başarı hedefi gerekiyor. Yerli otomobil demeyelim, yerli marka otomobil diyelim. Türkiye’de üretilen otomobiller var. Bu sene inşallah 1 milyon 500 bin rakamına ulaşmayı hedefliyoruz. Bu az bir rakam değil. Geçen sene 1 milyar dolarlık cirosu vardı sektörün. Bu aslında bizim işçimiz, bizim ticaret kanunlarımız. Bizim ülkemizde vergi ödüyor, ihracat yapıyor. Bunların aşağı yukarı tamamı Türkiye’de üretilen otomobiller. Ne eksiğimiz var. Marka eksiğimiz var. Marka oluşturmak, biz bir yerli marka oluşturmak istiyoruz. Türkiye’deki mevcut alt yapı yan sanayisi, mühendisleri, üretim, tasarım mühendisliği yan sanayisi bir otomobili tasarlayıp üretmeye yeterli. Teknik olarak bir problem yok. Otomobil konusu, ticari ağırlığı olan bir konu. Teknolojiden ziyade ticari bir konu. Sadece bir otomobil yapıp satmak değil, segment, segment her keseye, herkese hitap edebilecek kategoride model ve segmentte arabanız olması gerekiyor. Sıfırdan bir tasarım aşağı yukarı 4 sene sürüyor. Otomobilde de tasarım yaptınız, onunla kalmıyor. Biri bitince ikinciye başlamanız gerekiyor. 4 yılda bir modeller değişiyor. Bu tasarım konusu sürekli bir faaliyet. Türkiye’nin yetişmiş insan kaynağı, tasarım üretim mühendisleri, yan sanayisi bu konuda aslında yeterli seviyede.”

  • Bakan Özlü’den demokrasi şehidinin ailesine ziyaret

    Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, 15 Temmuz’daki darbe kalkışmasında Genelkurmay Başkanlığı önünde şehit olan Beytullah Yeşilay’ın ailesini ziyaret etti.

    Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü ve Keçiören Belediye Başkanı Mustafa Ak, 15 Temmuz’da FETÖ’nün darbe girişimi sırasında Genelkurmay Başkanlığı önünde şehit olan Beytullah Yeşilay’ın ailesine ziyarette bulundu. Bakan Özlü, aileye taziyede bulunarak, Sosyal Güvenlik belgelerinin bulunduğu şehidin 6 aylık bebeği Miray Yeşilay ve eşi Asiye Yeşilay için hazırlanan iki adet zarfı eşi Asiye Yeşilay’a verdi. Asiye Yeşilay, eşinin bu vatan için şehit olduğunu söyleyerek, “Arkamızda devletimiz var” ifadelerini kullandı.

  • Bakan Özlü’den İzmir Valiliği’ne ziyaret

    İzmir Enternasyonal Fuarı’nın açılışı için önceki gün İzmir’e gelen Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, İzmir Valiliği’ni ziyaret etti.

    Vali Erol Ayyıldız’ın makamında ağırladığı Bakan Özlü, ilk olarak şeref defterini imzaladı. Ziyarette İzmir Emniyet Müdürü Celal Uzunkaya, AK Parti İl Başkanı Bülnet Delican, AK Parti İzmir Milletvekili Necip kalkan da hazır bulundu. Yaklaşık 20 dakika süren görüşmenin ardından Bakan Faruk Özlü AK Parti İl Başkanlığı’na geçti.