Etiket: Özerklik

  • İçişleri Bakanı Süleyman Soylu: “Bugün biz özerklik ilan edeceğiz deyin de boyunuzun posunuzun ölçüsünü alalım”

    Konya’ya gelen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, “16 Nisan, büyük medeniyetin ve büyük bir anlayışın kendisinin üzerine oynanan bütün oyunlara yüksek sesle artık bizi terbiye edemeyeceksiniz diye ortaya koyduğu büyük bir itirazın adıdır” dedi.

    AK Parti Karatay İlçe Teşkilatı tarafından “15 Temmuz ve 15 Temmuz’un Yansımaları” konulu program düzenlendi. Programa, İçişleri Bakanı Soylu, AK Parti Konya Milletvekilleri Abdullah Ağralı, Muhammet Uğur Kaleli, Ömer Ünal, Hüsnüye Erdoğan, Leyla Şahin Usta, Mustafa Baloğlu, Ziya Altunyaldız ve Mehmet Babaoğlu, Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek, Selçuklu Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Meram Belediye Başkanı Fatma Toru, Karatay Belediye Başkanı Mehmet Hançerli, AK Parti Konya İl Başkanı Musa Arat ile davetliler katıldı.

    Konferansta konuşan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, “16 Nisan, büyük medeniyetin ve büyük bir anlayışın kendisinin üzerine oynanan bütün oyunlara yüksek sesle artık bizi terbiye edemeyeceksiniz diye ortaya koyduğu büyük bir itirazın adıdır” dedi. Bakan Soylu, yüzde 10’nun üzerinde oy alınca şımaranların, afralarından, tafralarından geçilmeyenlerin oyları nasıl aldıklarını bildiklerini söyleyerek, “Musluklardan kan akıtarak oy aldıklarını biliyoruz. İnsanları tehdit ederek oy aldıklarını biliyoruz. Evlere pusulalar göndererek oyları aldıklarını biliyoruz. Hep birlikte o oyları nasıl aldıklarını biliyoruz. Tükürüğümüzle boğarız diyen birisi vardı. Şimdi bu milletin birliğini ne olduğunu onlar anladılar. Bu devletin ne olduğunu nereden geldiğini bin yıldır bu topraklarda nasıl durduğunu. Dediler ki 7 Haziran’dan sonra artık buralarda bizim borumuz öter. Evet buralarda sizin borunuz öter. Öyle diyorlardı. Nusaybin’de özerklik ilan edeceğiz diyorlardı. Muş Varto’da özerklik ilan edeceğiz diyorlardı. Cizre’de özerklik ilan edeceğiz diyorlardı. O gün sözleri ve cesaretleri çok yüksek çıkıyordu. Hadi bakalım Türkiye Cumhuriyeti devleti karar verdi. Sayın Cumhurbaşkanı’nın talimatı Başkanımızın talimatı ile bir adım atılıyor. Hükümetimiz, milletvekillerimiz, bütün milletimiz, hep birlikte irade ortaya koyuyor. Hadi bakalım o günkü cesaretin birazını görelim. Bugün biz özerklik ilan edeceğiz deyin de boyunuzun posunuzun ölçüsünü alalım” ifadelerini kullandı.

    “Onlar bir taraftan HDP ile PKK’yla uzlaştılar”

    Yeni sisteme itiraz etmelerinin ana sebeplerinden bir tanesinin yüzde 50’nin üzerinde oy almak gerektiği olduğunu belirten Bakan Soylu, “25 ile iktidar olunabiliyor mu ? 50 ile iktidar olabileceksin. 50’nin üzerinde oy alarak iktidar olabileceksin. Ya millete gideceksin bir şey anlatacaksın. Ya da kolunu açacaksın herkese veya ittifak edeceksin. Diyeceksin ki evet biriyle beraber ben ittifak ederim. Biz kimle ittifak ettik? Biz Milliyetçi Hareket Partisi ile milletvekili arkadaşlarım buradan bu anayasayı meclisten geçirebilmek için bir adım biz attık. Bir adım da onlar attı. Bir adım biz attık. Bir adım da onlar attı ve ortak bir noktada buluştuk. Biraz biz feragat ettik. Biraz onlar feragat etti. Milletimizin önüne biz anayasayı uzlaşarak getirdik hep beraber. Peki biz bir uzlaşma ortaya koyduk, onlar kiminle uzlaştılar. Onlar bir taraftan HDP ile PKK’yla uzlaştılar” diye konuştu.

    “Evet çıkarsa Kandil biz biteriz diyor”

    Kandil’in evet çıkarsa biz biteriz dediği de vurgulayan Bakan Soylu, “Bu ne demektir, eğer bugün Cumhuriyet Halk Partisi o kardeşlerimize tek tek anlatmanız gerekir siyaset yapabilirsiniz başımızın üzerine. Belediyecilik yapabilirsiniz başımızın üzerinde. Farklı fikirler farklı düşünceler ortaya koyabilirsiniz başımızın üzerine. Ülkenin bir beka meselesi varsa, eğer ülkenin gelecek meselesi varsa, ifade etmeliyim ki eğer burada siz bugün Türkiye terörle yüksek bir mücadele ortaya koyuyor, kararlı bir mücadele ortaya koyuyor, terörü tasfiye noktasına getirdiği bir anlayış içerisinde. Siz terörün değirmenine su taşıyor, ona can suyu vermeye çalışıyorsanız bilmelisiniz ki bu millet bunun hesabını sorar. Bunu CHP’li kardeşlerimize de anlatmamız gerekir net bir şekilde. Sonra bu açık. Öteki ortağı kim, öteki ortağı da belli FETÖ, doğru mu? Bu nasıl genel başkan oldu? Neyle, kasetle genel başkan oldu. Peki kaseti kim yaptı FETÖ yaptı. Türkiye’de aklı eren herkes bunun böyle olduğunu biliyor. Peki niye korkuyorlar bu sorunun cevabı lazım. Ben İçişleri Bakanıyım biz de bilgileri de var belgeleri de var. Mahkemeye de ilettik gereğini yerine getirecek. Ben söyledim, çağrıda bulundum. Bunu da çok net söylüyorum. Peki ifade etmek isterim ki bugün niçin birlikteler, bugün niçin beraberler söyleyeyim mi? Ya korkuyor ya diyetini ödüyor ya da esirdir. Bunu Cumhuriyet Halk Partili kardeşlerimizin sorması gerekir” şeklinde konuştu.

    Son olarak terör operasyonlarına da değinen Bakan Soylu, “Hiç endişe etmeyin kıymetli cumhurbaşkanımızın talimatları, başbakanımızın talimatları bilin ki onları şuanda Gabar, Cudi, Tendürek, Faraşin, Lice kırsalında evlatlarımız, askerlerimiz, jandarmalarımız, polisimiz, korucularımız tek tek kovalıyorlar onlar da sıçan gibi kaçıyorlar” ifadelerini kullandı.

  • Kamuran Yüksek’ten Özerklik Açıklaması

    Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Kamuran Yüksek, özerklik ile ilgili yaptığı açıklamada, “Toplumun her iki sistemi mukayese etme şansı olsaydı kesinlikle toplumun yüzde 95’i demokratik özerklikten yana tutum alırdı” dedi.

    DBP Eş Genel Başkanı Kamuran Yüksek, parti yöneticileri ve üyeleriyle birlikte Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti’nde (GGC) basın mensuplarıyla bir araya geldi. DBP’nin 22 Mayıs’ta Ankara’da 4. Olağanüstü Kongresi’ni gerçekleştireceğini belirten Yüksek, Türkiye’de değişimin yönünün demokrasi yönünde, çoğullaşma, yerelleşme yönünde olması gerektiğini söyledi. Yüksek, “Biz bu kapsamda, tekçiliğe karşı merkeziyetçiliğe karşı demokratik özerklik olarak formüle ettiğimiz projeyi Türkiye’nin gündemine bir kez daha koymak istiyoruz” diye konuştu.

    “GÖZALTILAR TUTUKLAMALAR DEVAM EDERSE KAOTİK BİR ORTAM DOĞMUŞ OLACAK”

    HDP’li milletvekilleri hakkındaki fezlekeler ile ilgili de konuşan Yüksek, şöyle devam etti:

    “Eğer HDP’yi tümüyle meclis dışında itme durumu gerçekleşirse, beraber yerelden demokrasiyi örmeye devam edeceğiz. Tümüyle meclis dışında elbette demokratik yol ve yöntemleri esas alarak fakat eğer bu operasyon dalgaları, gözaltılar, tutuklamalar devam ederse artık herkesin bildiği yol ve yöntemlerle değişim sürecine katılacağı kaotik bir ortam doğmuş olacaktır. Tribünlere oynayan yaklaşımlar, kendi politik tutumunu korumaya kendini politik olarak güvenceye almaya çalışan CHP gibi yaklaşımlar ülkeyi adım adım kaotik bir ortama sürüklüyor. Bunun herkes farkında olmalı. Böylesi bir ortamda biz DBP olarak 22 Mayıs 2016 tarihinde 4. Olağanüstü Kongremizi gerçekleştireceğiz.”

    “BÜTÜN HALKLARIN KENDİNE YETEBİLECEĞİ DÜZEYE GELMESİNİ SAĞLAMAYA ÇALIŞIYORUZ”

    Demokratik özerkliğin, yerinden yönetimin, yerel demokrasinin toplum açısından ülke açısından gerekliliğini çok daha fazla anlatmaları gerektiğini aktaran Yüksek, şunları söyledi:

    “Sadece Kürtler değil bütün halkların özgürce kendi kendini yönetebileceği, kendi kendine yetebileceği bir düzeye gelebilmesini sağlamaya çalışıyoruz. Türkiye toplumu da henüz bizim gerçekten demokratik özerklikle neyi istediğimizi ve demokratik özerkliğin neler getirebileceğini bilmiyor. Diğer taraftan hükümet bunu anlatmamıza, geliştirmemize müsaade etmiş olsaydı bu süreç şiddet zeminine kesinlikle kaymazdı. Toplumun her iki sistemi mukayese etme şansı olsaydı kesinlikle toplumun yüzde 95’i demokratik özerklikten yana tutum alırdı. Ayrı bir başkent ifade ediyor muyuz hayır, ayrı bir bayrak söylüyor muyuz hayır, ayrı bir İstiklal Marşı söylüyor muyuz hayır. Cumhuriyet rejimi anlamında başka bir rejim diyor muyuz, cumhuriyetin demokratikleşmesi diyoruz. Şimdi buradan baktığınız zaman Anayasa’nın ilk dört maddesine aykırı hiçbir şey yok.”

  • Şamil Tayyar’dan ’Özerklik’ Talebine Tepki

    AK Parti Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar, HDP’nin ’özerklik’ talebine tepki göstererek, “Özerklik isteyenler, ya Çanakkale’ye dönerler ya da gömüldükleri hendekler öz geçmişleri olur” dedi.

    AK Parti Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar, Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) ‘özerklik’ talebine tepki gösterdi. Tayyar, resmi sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Özerklik isteyenler ya Çanakkale’deki öze döner ya da gömüldükleri hendekler öz geçmişleri olur” ifadelerini kullandı.

  • CHP’li Pekşen: “Demokratik Özerklik Diye Bir Kavramı Anlamak Mümkün Değil”

    CHP Trabzon Milletvekili Haluk Pekşen, DTK’nın yayınladığı ’özerklik deklarasyonu’nun yaslandığı hiçbir haklı gerekçesi olmadığını belirterek, “demokratik özerklik” diye bir kavramın anlaşılmasının mümkün olmadığını söyledi.

    Parlamentoda düzenlediği basın toplantısında; DTK’nın yayınladığı ’özerklik deklarasyonu’ hakkında sorulan sorulara cevap veren Haluk Pekşen, deklarasyonun bazı maddelerinin yaslandığı hiçbir haklı gerekçesi olmadığını söyledi. Irka dayalı devlet iddiasının en son siyasetçisinin Hitler olduğunu belirten ve “Bugün ne yazık ki Türkiye’deki bir bölgeye ilişkin tuzak söz konusu” ifadelerini kullanan Haluk Pekşen, “demokratik özerk” diye bir kavramı anlamanın mümkün olmadığını ifade ederek, “Ben demokratik özerkliğin ne olduğunu dünyadaki hiçbir kitapta bulamadım. İdari özerklik var, Türkiye’nin hukuk devleti sorunları arttıkça bu tür söylemler de artıyor, ama demokratik özerklik diye bir kavramı anlamak mümkün değil, kendi içerisinde mantıksız. Zaten özerklik demokratik bir yapıdır. Bu kadar özensiz, bu kadar ne istediğini bilmekten uzak bir iddia, böyle bir talep. Türkiye bir idari özerkliği konuşacaksa, bu konuşulabilir, konuşulmalı bence. Ama demokratik özerklik… Hiçbir mantığı yok. Birisi bana bunu anlatsın ne demek bu demokratik özerklik. Talep haklı değil. Haklı talep olursa toplum da bunun arkasında durur” açıklamasında bulundu.

    HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş hakkında soruşturma açılmasını kabul etmediğini de belirten Pekşen, “Demokrasi, hukuk devleti yerleştiğinde bu tür işler konuşulmaz. Soruşturma açmak, hukukla insanları tehdit etmek giderek bumerang etkisi yaratan vahim durumlar. Demirtaş hakkında Savcılığın soruşturma başlatmasını hiçbir şekilde hukukçu olarak kabul etmem söz konusu değil. Sayın Demirtaş’ın görüşlerini beğenmiyorum, onunla aynı kulvarda olmam söz konusu değil” dedi.

    “UYUMASINLAR, BURASI UYUMA YERİ DEĞİL”

    TBMM’de milletvekillerinin uyurken ve uzanırken görüntülerinin basına yansıdığı gerekçesi ile kulislerin gazetecilere kapatılacağı yönünde iddialar olduğunun sorulması üzerine Pekşen, “Parlamentoda görev yapan hukukçu olarak gördüğüm manzaralardan büyük bir şaşkınlık duyuyorum. Bu parlamento ne zaman kendi kimliğine kavuşacak merak ediyorum. Yavaş yavaş parlamentoyu da kapatmak istedikleri için bir yerlerden başlıyorlar. Gazeteciyi kim engelleyecek? Sizi engellemeye kalktıkları zaman beni cep telefonundan arayın ben sizi nereye istiyorsanız oraya götüreceğim. Uyumasınlar, burası uyuma yeri değil. Milletvekili yemeyecek, içmeyecek, uyumayacak. Kimse bizi iteklemedi, biz geldik bu görevleri aldık. Bu görevin gereğini yapmak zorundayız” diye konuştu.

    “HAZİNENİN ARAZİLERİ HAZİNENİN BANKASINA TEMİNAT GÖSTERİLMEYE KALKILMIŞ”

    Bir bankada zimmete para geçirme suçu işlendiğini iddia eden ve suç duyurusunda bulunduğunu söyleyen Haluk Pekşen, elindeki evrakı göstererek suç duyurusunda bulunduğunu söyledi. “Bir kamu bankası neredeyse erken kalkanın dolandırdığı bir banka haline gelmiş, ama hiçbir devlet kurumu bunun gereğini yapmıyor” açıklamasında bulunan Pekşen, hazine arazilerinin hazinenin bankasına teminat gösterilmeye çalışıldığını iddia ederek, “Sayıştay yıllarca inanılmaz bir şekilde feveran etmiş, kurumsal bir görevden daha öteye gitmiş, feryat ediyor. Bir seferde yapılan böylesine büyük bir soygunu BDDK bugüne kadar görmemiş. Bu dosya önümüze geldiğinde acaba banka bununla ilgili hukuki süreci başlatmış mı diye bir araştırma yaptım, herkes başlatmış, bir tek Halk Bankası hiçbir şey yapmamış. Hazinenin arazileri hazinenin bankasına teminat gösterilmeye kalkılmış. Bu suç duyurusu ile ilgili Cumhuriyet Savcılığı’nın gereğini yapmasını beklemiyorum, bu örtbas edilebilir, çünkü çok büyük bir yolsuzluk. Bugün Avrupa Ceza Hakimleri Kurulu’na da başvuru yapacağım. Çünkü Türkiye’deki yargının böylesine büyük bir yolsuzluğu, bir iktidarı indirecek bir yolsuzluğu hukuki sürece sokacağından hiçbir umudum yok. Burası, kamu bankalarının nasıl bir siyasi partiyi finanse ettiğinin göstergesi” ifadelerini kullandı.