Etiket: Özellikle

  • DSÖ: “Pandemide özellikle kuzey yarımkürede kritik bir noktadayız”

    DSÖ: “Pandemide özellikle kuzey yarımkürede kritik bir noktadayız”

    Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) dünya genelinde Covid-19 vaka sayılarının hızla artması üzerine ülke liderlerine “acil eylem” çağrısında bulunarak, “Pandemide özellikle kuzey yarımkürede kritik bir noktadayız” dedi.

    Korona virüs salgını tüm dünyada etkisini arttırmaya devam ediyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün İsviçre’nin Cenevre kentinde bulunan genel merkezindeki basın toplantısında konuşan DSÖ Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus, dünyanın Covid-19 salgınında kritik bir noktada olduğunu ifade ederek, ülke liderlerine “acil eylem” çağrısında bulundu. Genel Direktör Ghebreyesus, önümüzdeki birkaç ayın çok zor geçeceğini ve bazı ülkelerin “tehlikeli bir yolda” olduğunu aktarırken, “Pandemide özellikle kuzey yarımkürede kritik bir noktadayız” ifadelerini kullandı. Ghebreyesus, “Çok fazla ülkede vakaların katlanarak artığı görülüyor. Bu durum hastanelerin ve yoğun bakım ünitelerinin kapasitesine yakın veya üzerinde çalışmasına yol açıyor” ifadelerini kullandı. Genel Direktör, ülke liderlerini daha fazla can kaybını, temel sağlık hizmetlerinin çökmesini ve okulların tekrar kapanmasını önlemek amacı ile derhal harekete geçmeleri konusunda uyardı.

    DSÖ’nün Sağlık Acil Durumları Programının Teknik Lideri Maria Van Kerkhove yaptığı açıklamada, korona virüsün zoonotik (hayvanlardan insanlara geçen hastalıklar) kaynağını belirlemek amacı ile yürütülen uluslararası çalışmalarda ilerleme kaydedildiğini aktardı. Kerkhove, DSÖ’nün bir grup uluslararası uzmana ulaştığını ve önümüzdeki günlerde daha fazla bilgi paylaşmasının beklendiğini açıkladı. Kerkhove, “İlk vakalar geçen Aralık ayında Çin’in Wuhan kentinde tespit edildi, bu nedenle erken çalışmalar burada başlayacak” ifadelerini kullanırken, bir sonraki aşamanın ise ilk aşamada elde edilen kanıtlar ve sonuçlar ışığında geliştirileceğini belirtti.

    DSÖ, geçtiğimiz günlerde Covid-19 vakalarının ilk rapor edildiği bölgenin Wuhan olmasına rağmen virüsün hayvanlardan insanlara geçtiği yer olduğu anlamına gelmediğini ifade etmişti.

    Öte yandan dünya genelinde toplam vaka sayısı 42 milyon 368 bin 690’a, toplam can kaybı ise 1 milyon 147 bin 175’e ulaştı.

  • Kolon kanseri, özellikle 50 yaş üzerindekileri tehdit ediyor

    Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Serkan Uysal, belirti vermeden yavaş ilerleyen kolon kanserinin, özellikle 50 yaş üzerindeki kişileri tehdit ettiğini söyledi.

    Medicana Samsun Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Serkan Uysal, kolon kanseri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi. Kolon kanserinin dünyada her yıl 655 bin kişinin ölümüne neden olan kanser türleri arasında erkeklerde en yaygın üçüncü, kadınlarda ikinci sıklıkla görülen, ölüme sebep olan türler arasında da üçüncü kanser türü olduğunu belirten Dr. Uysal, “Belirti vermeyen ve yavaş ilerleyen kolon kanseri, özellikle 50 yaş ve üzerindeki kişileri tehdit etmektedir.

    Vücutta, ince bağırsağın bitim yerinden makata kadar olan kısım kolon (kalın barsak) olarak adlandırılır. Kolon kanserinin oluşmasında beslenme alışkanlığı ve genetik faktörlerin etkin rolü vardır” dedi.

    Risk altındaki yaş grupları

    Kolon kanserinin sıklıkla 50’li yaşların üzerinde ortalama 65-70 yaş arasında görüldüğünü belirten Dr. Serkan Uysal, “Ailesinde erken yaşta kolon kanseri olmayanların, 40 yaş altında bu hastalığa yakalanma olasılığı düşük olmakla beraber 40-50’li yaşlardan itibaren bu olasılık giderek artar. Kolonda, bağırsak iç kısmında bulunan ve ‘polip’ denilen et parçalarının varlığı riski artırır. Kişiye daha önceden kolon kanseri teşhisi konmuş ve tedavi görmüş olsa da, risk devam etmektedir. Yumurtalık, rahim ve meme kanserli hastalar da kolon kanseri açısından risk altındadır. Sigara kolon kanserine yakalanma riskini artırır. Beslenme alışkanlıkları kolon kanseri üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Posadan fakir olan, kırmızı etten zengin ancak meyve ve sebzeden fakir yemek yeme alışkanlıkları riski artırır. Düşük selenyum düzeyi, iltihabi bağırsak hastalıkları, bazı virüs türleri, endüstrileşmiş ülkeler gibi çevresel faktörler (fast food, işlenmiş besinler), ağır alkol tüketimi kolon kanserine yakalanma ihtimalini artırır. B6 vitamini alınımı kanser riskini azaltır. Fiziksel olarak aktif insanların kansere yakalanma riski düşüktür” diye konuştu.

    Genetik olarak geçen kolon kanseri hakkında bilgi veren Uysal, “Ailesel genetik tanımlamada bağırsak kanseri teşhisi varsa, bu geçmişe sahip kişide de mutasyona uğramış bir gen nedeniyle bağırsak kanserinin ortaya çıkma olasılığı daha yüksektir. Bu koşullar bilimsel anlamda şöyle tanımlanabilir; ailenin aynı kanadından (anne, dayı, büyükanne) en az iki akrabada bağırsak kanseri varsa, yakın akrabalardan biri 50 yaşından önce bağırsak kanserine yakalanmışsa ya da ailenin aynı kanadında bağırsak kanseri ya da rahim kanseri mevcutsa bunlar genetik yatkınlığı artırır. 40’lı yaşlardan itibaren erken teşhis için gerekli tetkikler yaptırılmalıdır” şeklinde konuştu.

    Erken teşhis ve tedavi

    Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Serkan Uysal, kolon kanserinin enken teşhis ve tedavisi hakkında şu bilgileri verdi:

    “Bu amaçla kolerektal kanser taraması yapılır. Kolerektal kanser taraması içinde dışkıda gizli kan bakılması, ilaçlı barsak filmi denilen kolon grafisi, kolonoskopi, sanal kolonoskopi denilen bilgisayarlı tomografi ile inceleme, dışkıda DNA testleri yapılabilir. Bu yöntemler içinde genellikle en uygunu hem direkt tanı koyması hem de gerektiğinde işlem sırasında görülebilecek kanser habercisi poliblerin çıkarılarak tedavisinin sağlanabildiği kolonoskopidir. 50 yaş ve üzerinde toplumda herkese tarama yapılması, eğer kolon kanseri riskinde artış oluşturacak başka bir sebep varsa riske göre daha erken yaşlarda bu taramaların yapılması uygundur. Kolonoskopide alınan poliplerin üzerinde, kanser erken evrede yakalandığında ameliyat gerekmeyebilir, bu hastalar yakın takibe alınır. Kanser ileri evredeyse durumuna göre ya doğrudan ameliyat yapılır, yada önce kemoterapi denilen ilaç tedavisi ile tümör yükünün azaltılması sonrasında ameliyat yapılabilir. Ameliyat açık veya laparoskopik denilen kapalı işlemle yapılabilir. Bazen çok ileri evrelerde, bağırsak tıkanması ve karın şişkinliği ile acilen ameliyat yapılan hastalarda bağırsağın ucu karına alınabilir. Daha sonra doktor kararına göre, ilaç ya da ışın tedavisi de tedaviye eklenebilir.”

  • Kamu Başdenetçisi Malkoç: “Özellikle son gelişen olaylar göçmenler açısından tedirgin edicidir”

    Kamu Başdenetçisi (Ombudsman) Şeref Malkoç, “Özellikle son gelişen olaylar hak ve hürriyetler, insan hakları, göçmenler açısından tedirgin edicidir” dedi.

    Malkoç, Alman Büyükelçisi Martin Erdmann’i makamında ağırladı. Büyükelçi Erdmann, Kamu Başdenetçisi Malkoç’a ziyarette bulunmaktan büyük memnuniyet duyduğunu ifade etti. Kamu Başdenetçiliği ile Almanya Büyükelçiliğinin komşu olduğunun altını çizen Erdmann, ”Komşuyu bugün ziyaret etmekten mutluluk duyuyorum. Demokrasilerde ve hukuk devletlerinde kamu denetçiliği çok önemli bir yere ve göreve sahiptir. Süreçler içerisinde yürüyen davalarda yer alarak o davaların daha çabuk, hızlı, kısa sürede sonuçlanmasını sağlayabilir. Aralık ayında atanmıştı göreve, çalışmalarında görevlerinde başarılar diliyorum” dedi.

    Malkoç, Türk-Alman dostluğunun altını çizerek, “Ombudsmanlık önemli bir kurumdur. Verdiği tavsiye kararları ile yol göstermekte, idarenin ufkunu açmaktadır. Diğer konularda ise insan hakları, hakkaniyet, adalettir. Bu konularda da biz idari denetimi yapmaktayız. Görev alanımıza giren diğer bir konuda mülteciler ve göç konusudur. Bunlarla ilgili olan haklardır. Bu konularda da titiz çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Türk-Alman dostluğu tarihi tecrübelere dayanan bir dostluktur. Özellikle son gelişen olaylar hak ve hürriyetler, insan hakları ve göçmenler açısından tedirgin edicidir. Avrupa’da seçimler münasebetiyle popülizmin yaygınlaşması, yabancı karşıtlığının artması, siyasette aşırı akımların güç bulması ve İslam karşıtlığının güçlenmesi bunlar önemli konular ve bizim denetim alanımıza giren konular. Bu konularda da kendisi ile karşılıklı görüş alışverişinde bulunacağız” şeklinde konuştu.

  • Ümraniyespor Teknik Sorumlusu Erkan Sözeri: “Özellikle dün şehitlerimiz, gazilerimiz olduğu için, onlara saygısızlık olmasın diye maçın teknik yorumunu yapmıyorum”

    TFF 1.Ligde mücadele eden Denizlispor, evinde konuk ettiği Ümraniyespor’a 0-2 yenildi.

    Maçın ardından her iki takımın teknik sorumlusu basın toplantısı yaparak değerlendirmelerde bulundu.

    İlk önce konuşan ve İstanbul Beşiktaş’taki terör saldırısın kınayan Ümraniyespor Teknik Sorumlusu Erkan Sözeri, sporla ilgili konuşmak istemediğini söyledi.

    Sözeri, “Öncelikle dünkü menfur olaydan dolayı gazilerimize, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum, mekanları cennet olsun, ailelerine sabır diliyorum. Gerçekten sözün bittiği yer bu konuştuklarımız. İnşallah olmaz diyoruz, ama devamlı oluyor. Ülkemizin üzerine oynanan oyunları, birlikle, beraberlikle, hep birlikte bertaraf edeceğiz. Bunu tüm Türkiye ve Denizli halkı da gösterdi zaten. Ülkesine ne kadar bağlı olduğunu, milliyetçi olduğunu, inşallah bu olaylar bir daha yaşanmaz. Ben Denizlispor ve kendi oyuncularımı kutluyorum. Maçın teknik yorumunu özellikle dün şehitlerimiz olduğu için, gazilerimiz olduğu için, onlara saygısızlık olmasın diye bu maçın teknik yorumunu yapmak istemiyorum, anlayışınızı bu konuda bekliyorum” diye konuştu.

    İstanbul Beşiktaş’ta yapılan terör saldırısın kınayan ve şehitlere rahmet dileyen Denizlispor Teknik Sorumlusu Namık Kemal Sarıyer, “Bu terörü kınıyoruz, Türkiyemiz bunlara layık değil. Bu üzüntülü ortamda başladık. Zamansız sakatlıklar oldu, bu da bizim oyunumuzu etkiledi. Geçen haftalardan bir oyuncumuz sarı kartı cezalısıydı, oyunumuzu etkiliyor bu tür oyuncular. Ümraniyespor da biz golü ararken, ikinci golü buldu. Zaten o pozisyonda hep beraber ilerdeydik, golü bulmak istiyorduk, son yediğimiz gol, direncimizi tamamen kırdı. Ben Ümraniyespor’u da kutluyorum, kendi oyuncularımı da kutluyorum, çok iyi mücadele ettiler, çok centilmence mücadele oldu” dedi.

    “Dengeli bir lig”

    Bu hafta kendi sahalarında aldıkları yenilgi değerlendiren Sarıyer, “Futbolda her takım, her takımdan puan alabilir. Genellikle istatistiklere baktığımızda, beraberliklerin çok olduğu bir ligi görüyoruz. Bu da takımlar arasında bir fark olmadığını, bir dengeli bir lig olduğu ortaya çıkıyor. Onun için geçen hafta yendiğimiz takım, ligde Gaziantep Büyükşehir Belediyespor’u yendi. Bu ligi bu şekilde devam edecek gibi geliyor. Değerlendiren, pozisyon bulan, o gün için galip geliyor, berabere kalıyor. Biz geçen hafta değerlendirdik, bu hafta da pozisyon bulduk ama değerlendiremedik, rakibimiz değerlendirdi, onun için rakibimizi de kutluyoruz” ifadelerini kullandı.

  • Balıkesir İl Sağlık Müdürü Kocaöz: “Ramazan’da Özellikle Bol Sıvı Tüketin”

    Balıkesir İl Sağlık Müdürü Op. Dr. Servet Kocaöz, yaz dönemine denk gelen Ramazan ayında özellikle oruç tutarken sıvı ihtiyacının karşılanmasının ve iftarın hafif yemeklerle açılmasının önemine dikkat çekti.

    Balıkesir İl Sağlık Müdürü Op. Dr. Servet Kocaöz, Ramazan’da beslenme ve dikkat edilmesi gereken hususları değerlendirdi. Kocaöz, yeterli miktarda sıvı tüketilmemesi, az miktarda besin alınması veya tam tersi aşırı kalorili gıda tercihlerinin sağlığı bozacağını söyledi. Oruç tutarken sağlığa dikkat edilerek ibadeti yerine getirmek için yeterli ve dengeli beslenme yapılması gerektiğine dikkat çeken Kocaöz, “Ramazan ayının yaz dönemine geldiği sıcak günlerde sıvı kaybı yüksek olduğu için, oruç tutarken sıvı ihtiyacının karşılanması çok daha önemli olacaktır. İftar ve sahurda yeterli sıvı alınmazsa su ve mineral kaybı sonucu bulantı, baş dönmesi gibi sağlık problemleri yaşanabilir. Ramazan ayında sıvı ihtiyacını karşılayacak başta su olmak üzere, ayran, taze sıkılmış meyve suları sık sık tüketilmelidir” dedi.

    “İFTARI HAFİF YEMEKLERLE AÇIN”

    İftara kahvaltılıklar ve çorba gibi hafif yemeklerle başlanması gerektiğini söyleyen Kocaöz, “Hafif yemeklerle başlanan iftar yemeğine 10-15 dakika sonra sebze yemeği ya da salata ile devam edilmelidir. İftarda bol kalorili besinler değil, daha rahat sindirilebilen besinler tercih edilmelidir. Beyin doyma emrini yemek yeme işleminden 15-20 dakika sonra verir. Bu nedenle iftarda çok ve hızlı yemek yerine lokmalar çok çiğnenerek yavaş yavaş yenilmelidir. Özellikle haşlama, fırında buğulama gibi sağlıklı yöntemlerle hazırlanan yemekleri tercih edilmelidir. İftarda aşırı şerbetli yağlı ve unlu tatlılar yerine; sütlaç, güllaç, muhallebi türü sütlü tatlılar ya da meyve tercih edilmelidir. Aşırı gıda tüketiminden kaçınılmalıdır. Porsiyonlar küçültülerek beslenilmelidir. Susama hissi olmasa bile iftar ve sahur arasında sık sık su içilmelidir. İftardan 1-2 saat sonra kısa mesafeli yürüyüşler yapmak sindirime yardımcı olur.Kahve gibi kafein içeren içecekler yerine süt, meyve suyu, ayran, ıhlamur ve kuşburnu türü bitki çayları tercih edilmelidir.Eğer kabızlık sorunu yaşanıyorsa, yemeklerde lif oranı yüksek gıdalar, kuru baklagiller, kepekli tahıllar, sebze yenilmelidir. Ara öğünlerde ise ceviz, fındık, badem gibi kuru yemişler ile taze ve kuru meyveler tüketilmelidir” şeklinde konuştu.

    “SAHURA MUHAKKAK KALKILMALI”

    Oruç tutarken vücut dengesini korumak için özellikle sahur öğünün atlanmaması gerektiğini söyleyen Kocaöz, “Sahur yapmamak açlık kan şekerinin daha erken saatlerde düşmesine ve buna bağlı olarak sağlığın bozulmasına neden olabilir. Sahurda örnek olarak şunları yiyebilirsiniz; kahvaltı tabağı (peynir, zeytin, bal, pekmez), bir adet haşlanmış yumurta, bol domates, salatalık, maydanoz, fındık, ceviz, üç dilim tam buğday ekmeği yenmelidir” dedi.

    Kocaöz açıklamasının devamında şunları söyledi:

    “Sahurda daha tok tutacağı düşünülerek yenilen hamur işleri, tatlılar, kırmızı et, ekmek ve makarna gibi karbonhidrat yönünden zengin besinler yerine bulgur pilavı, tam buğday ekmeği gibi posalı besinler, yoğurt ve süt ürünleri yenilmelidir. Aşırı acıkma problemi olanlar sahurda mercimek, bulgur pilavı yemeyi tercih edebilirler. Aşırı yağlı, tuzlu ve ağır yemekler ile unlu besinlerden uzak durulmalıdır.”