Etiket: “Özelleştirmeye

  • PANKOBİRLİK Genel Başkanı Konuk: “Özelleştirmeye karşı değiliz”

    AK Parti Karaman Milletvekili ve Pancar Ekicileri Kooperatifleri Birliği (PANKOBİRLİK) Genel Başkanı Recep Konuk, özelleştirmeye karşı olmadıklarını, şeker fabrikalarının çiftçi kuruluşlarınca işletilebileceğini söyledi.

    Konya Tarım Fuarı’nda, Konya Şeker A.Ş.’ye ait Torku markasının standını gezerek pancar üreticileriyle bir araya gelen Recep Konuk, şeker fabrikalarının özelleştirilmesi ile ilgili konuştu. Amerika ve Avrupa’dan örnekler vererek buradaki şeker fabrikalarının tamamının özel sektör eliyle işletildiğini anlatan Recep Konuk, Türkiye’deki şeker fabrikalarının sektörün içindeki kuruluşlar eliyle işletilebileceğini kaydetti. Konuk şöyle konuştu:

    “Biz esasen özelleştirmeye karşı değiliz. Devletin gazla, bezle, tuzla olmasının çok sürdürülebilir olduğunu düşünmüyoruz. Yalnız özelliği olan bir özelleştirmenin olmasına da ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz. Eğer mevcut şekliyle özelleştirilme gerçekleştirilecek olursa, üreticinin içinde olmayan bir yapıyla özelleştirilmesi durumunda bu özelleştirmenin kaos olacağını düşünüyoruz. Sebebini söyleyeyim. Bugün Amerika Birleşik Devletleri’ndeki şeker fabrikalarının, pancar şekeri işleyen fabrikalarının yüze 100’ü özel sektör işletemediği için kooperatif veya çitçi kuruluşlarına devredilerek tamamı çiftçi kuruluşlarının işlettiği modele dönmüştür. Amerika gibi dünyanın en liberal memleketinde bile eğer şeker pancarı tabiatı gereği özel sektör tarafından işletilememiş ise bu bizim ülkemizde de işletilemez. Zaten Avrupa’da da benzer gelişmeler başlamış. Başta Almanya’da yüzde 80’e, Fransa’da yüzde 80’in üstüne çıkarak bugün kooperatif kuruluşlarına, çiftçi kuruluşlarına bu üretim devredilmiş. Hatta İngiltere’de ve Hollanda’da da bu çiftçi kuruluşlarının işletme kabiliyetleri yüzde 100’e çıkmıştır. Bizim ülkemizde de olması gereken budur.”

    “Şekeri, şeker pancarını ve gıdayı başka ellere mahkum etmeyiz”

    Üreticinin içinde olmayacağı sanayinin işlemeyeceğini dile getiren Recep Konuk, şekerin stratejik bir ürün olduğunu vurguladı.

    Konuk, fabrika uzaklaştıkça şeker pancarında nakliye fiyatının artacağını ve üreticinin bu ürünü yetiştirmekten vazgeçeceğini ifade ederek, “Birim alanına 1 hektardan yaklaşık 75 ton şeker pancarı üretilir. Aynı 1 hektar araziden yaklaşık 4 ton ayçiçeği üretilir. Sadece ikisiyle mukayese ederek derdimi daha doğru anlatabilirim. Bu 1 hektar arazideki şeker pancarını bulunduğunuz bölgeden bir başka bölgeye transfer etmek isterseniz gelirinizin mesela Trakya’ya transfer ettiğinizi düşünün, gelirinizin yüzde 120’sini nakliye olarak ödemek durumundasınız. Yani şeker pancarı yetiştirildiği yerden uzaklaştıkça ekonomik değerini kaybeder. Gelirinizin yüzde 120’sini yani gelirinize ilave cebinizden para koyarak bir başka fabrikaya transfer edebilirsiniz. Aynı ayçiçeğini aynı bölgeye transfer etmek isterseniz gelirinizin yaklaşık yüzde 10’unu ödemek durumunda kalırsınız. İkincisi bu ürün başka bölgelerle transfere tabii tutulduğu zaman bu ürünün tabiatı gereği münavebe bozulur. Münavebe bozulduğu zaman halk tabiriyle pancar kanseri tarlalarda başlar ve pancar üretemezsiniz. Bunu niye söylüyorum, bunu şunun için söylüyorum. Ürünün başka bir yere transferi bir sonraki yıla saklama veya farklı farklı fabrikalara verme şansı olmadığı için ürün bulunduğu bölgedeki fabrikaya mahkumdur. Eğer bölgenin fabrikası tek alıcıysa ve özel sektörse elbette özel sektör haklı olarak karını maksimize etmek için elinden geleni yapacaktır. Tek taraflı kar anlayışı da bu çiftçiyle sanayicinin birlikte yürümesine engel olacaktır. Bu şuna benziyor. Bir hayvan pazarında bir tane alıcı var. Herkes o hayvan pazarına her daim aynı hayvanı getirir mi tek alıcıdan dolayı? Getiremez, orada rekabet olmaz. Ürün rekabetini kaybeder. Şeker pancarının da rekabeti tek alıcıdan dolayı kaybolur. Dolayısıyla zamanla bu üretim düşer. Bunu ben söylemiyorum, test edilmiş. Nerede test edilmiş? Birleşik Devletler’de test edilmiş. Fransa’da, Almanya’da, Hollanda’da, İngiltere’de, Polonya’da test edilmiş. Hepsinde benzer sonuçlarla karşılaşıldığı için hızla üretici kuruluşları ihdas edilerek kooperatifler veya çiftçi kuruluşları oluşturularak bu şeker sanayinin işletilmesi üretenle sanayi birlikte işletecek bir modele evrilmiştir. Biz de bugün yarın geç olmadan benzer modellere evirerek Konya’da, Kayseri’de, Amasya’daki örneklerin varsa aksak bir tarafı onları da izale ederek bu modelle ülkemiz için çok kıymetli olan, çok değerli bulduğumuz stratejik bir ürünü, şekeri ve şeker pancarını özellikle gıdayı başka ellere, yabancı ellere mahkum etmeyiz diye düşünüyorum” diye konuştu.

    “5 yıllık süreç yarın varılacak bir süreçtir”

    ’Özelleştirmeye ilişkin ihale şartnamesi hazırlanırken PANKOBİRLİK’ten bir görüş alındı mı? Çünkü 5 yıl sonra fabrikaların kapanıp kapanmayacağı da belli değil, bunun da garantisi yok. Pancarı bir başka bölgeden alma maddesi de var. Bununla ilgili ne düşünüyorsunuz’ şeklindeki soruya ise Konuk, “Bunun tekrar gözden geçirilmesine ihtiyaç olduğunu düşünüyorum” diye konuştu. Konuk açıklamasını şöyle sürdürdü:

    “Öncelikle şunu söyleyeyim o yaklaşımı doğru bulmuyoruz. Bir başka bölgeden bir başka bölgeye şeker pancarının transferinin münavebeyi bozacağını biliyoruz. Dolayısıyla da bozulmuş münavebeyle de ürünün üretme şansı yok. Ürünün hayatiyetini sürdürme şansı yok. Bizim vizyonumuzla çok örtüşmediğini düşünüyorum. 5 yıllık süreç yarın varılacak bir süreçtir. 5 yıl sonrasının açıklaması yok. Yani 5 yıl sonra bu ürünün az önce söylediğim kaygılardan dolayı karşılaşacağı sorunları çözeceği yeni yılları yok diye düşünüyorum. Dolayısıyla bunun tekrar gözden geçirilmesine ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.”

  • Erzincan’da STK’lar özelleştirmeye tepki gösterdi

    Türkiye genelinde Erzincan’ın da içerisinde bulunduğu 14 şeker fabrikasının özelleştirilmesi ile ilgili karara, Erzincan’dan tepki geldi.

    Erzincan Şeker-İş Sendikası, Ticaret Odası, Esnaf ve Sanatkârlar Odası, Erzincan Ticaret Borsası, Ziraat Odası, Pancar Ekicileri Kooperatifi, Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği, Besiciler Derneği, Memur-Sen, Kamu-Sen, Hak-İş, Erzincan Sivil Toplum Örgütleri Platformu, Yol-İş, Tes-İş, Muhtarlar Derneği ile Sol Sahil Sulama Birliği tarafından ortak basın açıklaması düzenlenerek, karara tepki gösterildi.

    Kuruluşlar adına açılamalarda bulunan Erzincan Şeker-İş Sendikası Başkanı Bülent Bulut, özelleştirme kararının geri çekilmesi gerektiğine vurgu yaparak, özeleştirmenin çiftçiye büyük zarar vereceğini söyledi.

    Erzincan Ticaret ve Sanayi Odası toplantı salonunda düzenlenen basın toplantısında konuşan Bülent Bulut; “Bugünlerde gündemde olan ve ilimizde yakından ilgilendiren bu konuyu biz çalışanları ve üreticiler olarak bu özelleştirmeden kaynaklanacak sıkıntıları sizlerle paylaşarak, bu işten memleketimizi bekleyen sıkıntıları sizlere aktarmak ve kamuoyunun bilgilendirmek amacıyla sizlerin huzurundayız.

    Bizler şeker pancarını şöyle değerlendiriyoruz; çiftçiyi, köylüyü toprağa bağlayarak köyden kente göçü engelleyen ürünlerin başını çekmektedir. Tarımda ilimizde 3 bin aileye, sanayimizde de 500 aileye istihdam sağlayan bu kuruluşun.

    Yılda ilimizde 610 bin ton taşıma hacmi yaratarak nakliye sektörüne büyük Pazar oluşturmaktadır.1 dönüm pancar ekim alanın ürettiği oksijen,4 dönüm cam ormanına eşittir. Doğayla uyumlu tarım sanayide gelecek nesillerin garantisidir. Ayçiçeğine göre 5 kat, buğdaya göre ise 20 kat daha fazla istihdam sağlar. Yani kısacası ilimizde tarlada başlayan; köylümüzden, nakliyecisine yem sanayinden, alkol ve maya sanayisine hayvancılıktan, kozmetik sanayiye ve işçisine kadar her kesimi ilgilendiren iç içe geçmiş bir sektör olup hatta fabrikamızda yılda sadece 150’e yakın öğrencimiz staj yapmakta ve sanayi kültürünü almaktadır. Bunun yanında makine fabrikamız yani fabrika yapabilecek donanıma sahip bir fabrika. Döküm atölyemiz Erzincan’da tektir. Tezgâhlar atölyesi, model hane ve montaj atölyesi ile her biri bir fabrika konumundadır. Arıtım tesisleri ile belediye arıtım tesisinden sonra ilimizdeki en büyük tesislerden biridir. Yani kısaca anlatmak gerekirse doğrudan veya dolaylı olarak oluşturduğu istihdam 15 bin ile 20 bin kişiyi ilgilendiren, yıl dada ilimiz ekonomisine 100 milyonun üzerinde girdi sağlamaktadır.

    Pancar tarımı hammadde alımı bakımından da en garantili üründür. Devlet garantisinde olduğundan dolayı Köylümüz ticaret yaparken bile esnafımız daha yakinen bilir; düğününü alış verişini pancar parasına veya verilecek olan avansa göre ayarlar.

    Gelelim özelleştirmeye; bizler bu ilin çocukları ve bu ilin sivil toplum kuruluşları olarak bu memlekette doğan burada büyüyen ve bu memleketi canı kadar seven bireyler olarak diyoruz, ki Erzincan bu özelleştirmelerden çok şey kaybetti, başta Sümerbank İplik Fabrikası sonra et kombinesi olan Ersan ve Tercan ilçemizde bulunan Tercan Ayakkabı Fabrikamız, bu fabrikalarda yaklaşık 2000-2500 aile,ki bu rakam da şu anlama geliyor 20 bin kişi ekonomik kayıp ve gelir seviyesi itibarıyla da düşünürsek orta direk kaybolup gitti..

    Şeker fabrikası ile alakalı dünyanın gelişmiş ülkelerinde Fransa, Almanya ve ABD bile şahsa ait tek bir şeker fabrikası yoktur. Türk iyede Türk Şekere ait 25 fabrikaSI bululmaktadır bunların 15 tanesi, iç ana doluda 10 tanesi de Doğu ana doludadır.

    Erzincan şeker fabrikamız yılda 220 – 230 bin ton pancar işlemekte ve buna karşılıkta 30 bin ton civarında şeker üretmekte, 7. bin ton civarında melas, 70 bin ton civarında ise hayvan yemi olarak kullanılan yaş küspe üretilmektedir.

    Fabrikamızın günlük pancar işleme kapasitesi 2000 ton / gündür. Şehrimizde ekim alanlarını hesap ettiğimizde, ilimizde kotayı da serbest ettiklerini varsayarsak maksimum 350 – 400 bin ton civarında pancar ekilebilir. İç ana doludaki ekim alanları ve fabrikaların günlük pancar işleme kapasiteleri yüksektir yani 7 bin ile 15 bin civarındadır. Pancar tesellüm durumları ise 700 bin ile 2500 milyon ton civarında; şimdi durum böyle olunca, Türkiye’de en küçük ölçekli fabrikalardan biriyiz, bu durumda buralar özelleştiği an bizim gibi küçük ölçekli fabrikaların rekabet gücü olmadığından en kısa vadede kapısına kilit vurularak kapatılacaktır. Korkumuz ve endişemiz bundan dolayıdır. Onun için gerekli yasal düzenlemeler biran önce yapılmalıdır.

    Geçtiğimiz günlerde kapatılıp, tarım bakanlığına aktarılan Şeker Denetleme ve Düzenleme Kurulu aslında bu sanayiyi ayakta tutan bir kurum idi. Bakınız şu anda NBŞ nişasta bazlı (glikoz -izoglikoz) kanserin ve obezitenin en büyük gerekçelerinden biridir. ABD’ye ait Bursa ilimizde bulunan bu şirketin yaptığı lobi çalışmalarıyla her yıl kota artırımı yapılmaktadır. Bu durum ise insanlarımızı çocuklarımızı zehirlemekte binlerce çiftçimizin üreteceği pancarda darbe vurmakta ve ayrıca milyonlarca lira milli kayıba sebebiyet vermektedir. Geçtiğimiz günlerde sağlık bakanlığının basın bildirgesi düzenleyerek glikoz ve izoglikoz’un nişasta bazlı şekerlerin sağlık açısından meydana gelen tehlikelerini bir basın bildirgesi ile yayınlamıştır.

    Son söz olarak ülkemiz pancar çiftçimizin sanayimizin sektör paydaşlarının üzerinde büyük oyunlar oynamakta ve en çok etkilenen illerden biride ilimiz olan Erzincan olacaktır. Bizler devletimizi, milletimizi ve ülkemizi seviyoruz ve canımızı da seve seve feda etmeye hazırız ve diyoruz ki; fabrikamızın teknolojisi yenilensin, kapasitesi artırılsın ve istihdamının artırılmasını üretimin uzun yıllar garanti altına alınsın, ondan sonra özelleştirilsin. Aksi takdirde buranın yaşama şansı yoktur. Ayrıca şu konuyu da komu oyunun bilmesinde fayda var birileri diyor ki Erzincan şeker fabrikasının Torku gibi olamaz mı bakınız Torku denilen kurum Konya şeker fabrikasıdır Konya şeker 1990 yıllarında ortasında özelleştirilip cifçiye devredilmiştir. Konya şeker özelleştirildiği dönemde Türk iyenin en çok kar eden ve büyük fabrikası idi günde işlediği pancar Konya ve Torku olmak üzere iki fabrikadır 25 bin ton dur bizim ise 2 bin tondur onların 400 bin ton şeker kotası vardır bizim ise 30 bin tondur. Bizim bölgemizde 350 bin ton pancar yetişmekte Konya’nın sadece Konya şekere ait bölgesinde 3milyon 500 bin ton pancar yetişmektedir. onun için biz böyle bir fabrikada yapsak bu pancarı ekecek böyle bir saha yoktur.

    Ülkemizde şeker fabrikaları kurulurken, bir uçağın iki kanadı gibi düşünün kar amaçlı ve sosyal amaçlı yapılmıştır. İç ana doludaki fabrikalar kar amaçlı doğudaki fabrikalar ise sosyal amaçlıdır. Bu iki kanadı birbirinden koparıp da ayrı ayrı olursa fiyat birlikteliği olmayacağı gibi Erzincan’ın rekabet şansıda yoktur. Bizim ilimizdeki gibi fabrikalar birkaç yıl bile geçmeden kapanır. Eğer yöre insanı diyor saki misyonunu tamamlamıştır, Kars’ta, Ağrı’da, Erzincan’da, Erçiş’te, Muş’ta bunlara ihtiyaç yoktur buyurun satın. Ama şu nokta yâda dikkat ediniz. Bu illerde şeker fabrikası ölçekli başka bir sanayi tesisi yok ve terörden bahsedilmeyecek kadarda azdır. Ayrıca Devletimiz bir parkı bir hamamı bile özelleştirip şahsa verirken 50 yıllığına yap işlet devret önerisi sunarken şeker fabrikası gibi hem savaşta hem barışta stratejik bir konuma sahip olan kuruluşa neden 5 yıl çalıştırma zorunluluğu getirilmiştir. Onun için mutlaka bu özelleştirmenin tekrar gözden geçirilmesidir.

    Önerimiz; çiftçimizin, işçimizin ve devletimizin kontrol edeceği bir özerk yapıya kavuşturulmasıdır. Yoksa buralar şahsa verilerek Türkiye şeker sektöründe çekilerek ülkemizi Pazar haline getirecektir. Bizler Cumhurbaşkanımızın ve onun değerli ekibinin bu tip bir özelleştirmeye izin vermeyeceği temennimizdir. Çünkü sinesinden çıkıp geldiği görüş çizgisi düşüncesinin önderliğinde boy gösterip bu günlere gelmiştir bu güzide kuruluş diyoruz” diye konuştu.

  • Demirci’den özelleştirmeye tepki

    Genel Maden İşçileri Sendikası Genel Başkanı Ahmet Demirci, özelleştirmeye karşı olduklarını belirterek, “Özelleştirme demek ölüm demek” dedi.

    Ankara’da bir dizi ziyarette bulunduklarını ifade eden GMİS Genel Başkanı Ahmet Demirci, TTK’nın kalkınması için çaba sarf ettiklerini ifade etti. Üretimin arttırılması konusunda da TTK yönetimi ile görüştüklerinin altını çizen Başkan Ahmet Demirci, özelleştirmeye karşı olduklarını kesin bir dille açıkladıklarını belirtti. Özelleştirmeye karşı sendika olarak tepkilerini koyacaklarını ifade eden Demirci, 15 Temmuz 2016 gecesi yaşanan darbe girişimine de değinerek şöyle dedi:

    “En büyük sıkıntılarımızdan bir tanesi TTK ve sendika olarak özelleştirme sıkıntılarımız vardı. 15 Temmuz’daki olaydan önce çok sık gündeme geliyordu. Allah bir daha bu tür darbe girişim veya herhangi dışarıdan gelecek bir girişimi inşallah bize göstermez. O süreçte biraz askıya alındı. Şu anda hayat yavaş yavaş yoluna girmeye başladı. Bizler de sendika olarak çalışmalarımıza devam ediyoruz. Geçen günlerde Ankara’ya özelleştirme dairesine ve Enerji Bakanlığında müsteşarlar ile bir toplantımız vardı. Orada özelleştirme dairesindeki başkanımızla; vekilimiz Özcan Ulupınar ile beraber gittik, konuştuk. Özelleştirme dairesi başkanı bize ‘Şu anda özelleştirmede herhangi bize gelmiş bir şey yok. Zonguldak’ın Karadon’un özelleştirme ile ilgili’ dedi. Biz sendika olarak Zonguldak halkı olarak, sivil toplum örgütleri olarak TTK’nın ileriye gitmesi için TTK’nın zarar etmemesi için; zararın aşağıya indirilmesi için elimizden gelen tüm mücadeleyi veriyoruz. Biz ne yapılması lazım, bununla ilgili öneriler de sunuyoruz. TTK yönetimi ile beraber oturarak konuştuğumuz zamanlarda üretimin arttırılması konusunda toplantılarımız oluyor. Bunun için biz özelleştirmeye kesinlikle ve kesinlikle karşıyız. Özelleştirme demek ölüm demek. Bunu herkes biliyor. Ki böyle bir şey gelirse, kanunlar çerçevesinde, adaletli bir şekilde tepkimizi ortaya koyacağımızın bilinmesini isterim. Özelleştirmeye karşı biz sendika olarak tepkileri koyacak insanlarız. Biz 1991 grevini yaşamış insanlarız. Şemsi Denizer başkanımızdan çok şeyler öğrendik. O doğrultuda bizler de görevimizi en iyi şekilde yapacağımızı, TTK’nın ileriye gitmesi için en iyi şekilde çalışacağımızı buradan kamuoyuna açıklamak istiyorum.”

  • Madencilerden “Özelleştirmeye Hayır” eylemi

    Zonguldak’ta TTK müesseselerinde çalışan 5 bine yakın maden işçisi GMİS’in öncülüğünde “Özelleştirmeye Hayır” eylemi gerçekleştirdi.

    Genel Maden İşçileri Sendikası önünde toplanan binlerce maden işçisi Madenci Anıtı önüne yürüdü. Zonguldak Emniyet Müdürlüğü, geniş güvenlik önlemleri aldı. Maden işçilerinin yanı sıra esnaflar ve vatandaşlar da eyleme destek verdi.

    Sendika önünden yürüyüşe geçen kalabalık Madenci Anıtı önünde bir araya geldi. Burada GMİS Genel Başkanı Ahmet Demirci konuşma yaptı. Demirci, “TTK’nın özelleştirilmesi girişimlerinden vazgeçildiği resmen açıklanıncaya kadar eylem ve etkinliklerimiz devam edecek. Son nefesimize kadar, bir tek arkadaşımız dahi ayakta kalsa bu mücadele, madenci kardeşlerimiz ve Zonguldak halkımızla birlikte devam edecektir. İstanbul Atatürk Havalimanı’ndaki terör saldırısı nedeniyle bu açıklamamızı ertelemiştik. Bayram tatili süresince hükümet ve bakanlık adına resmi bir açıklama olmadı. Maden ocaklarına ve maden şehitlerine sahip çıkmalıdırlar. Zonguldak’taki mücadeleye sahip çıkmalı ve destek vermelidirler. Biz, madenciler ve Zonguldak halkı olarak 1990 ve 1994’te tek yürek, tek ses olarak bu yanlışa nasıl dur dediysek, bugün de engel olacağız. Sesimizi, bu çığlığımızı buradan yer üstünden duymazlarsa yer altından 8 şiddetinde deprem gibi duyurmaya devam edeceğiz” dedi.

    “Özelleştirmenin ölüm olduğunu gördük”

    Madencilerin; yerin metrelerce altında her gün ölümü yaşadığını söyleyen GMİS Genel Başkanı Ahmet Demirci, “Biz madenciler ve bölge insanı özelleştirmenin ölüm olduğunu gördük. Ölümden ötesi yok. Biz her gün ölümü yaşayan insanlarız. Biz her gün helalleşenlerdeniz. Son nefesimize kadar bu mücadeleyi sürdüreceğiz. Biz yerin yüzlerce metre altında kendimizi önce Allah’a sonra arkadaşlarımıza emanet ediyoruz” diye konuştu.

    Eylem, GMİS Genel Başkanı Ahmet Demirci’nin konuşmasının ardından sona erdi. Alanı dolduran binlerce işçi Madenci Anıtı önündeki eylemin ardından Zonguldak Valiliği önüne yürüyüşe geçti.