Etiket: özel

  • (Özel Haber) Kardemire Paralel Darbe

    Karabük Özel Sektör Demir Çelik Haddecileri Derneği (KAHDER) eski Başkanı Murat Orhan, “Türkiye’nin ilk ağır sanayi fabrikası” olan Kardemir’in yönetim kurulu üyeleri tarafından yaklaşık 750 milyon dolar zarar uğratıldığını iddia ederek, “Paralel yapının Kardemir’de parmağı varsa bunların yönetimden temizlenmesi gerekiyor” dedi.

    Karabük’te faaliyet gösteren haddehaneciler, “Kardemir Yönetim Kurulu’nda yer alan Yolbulan, Güleç ve Yücel ailelerinin kendi şirketlerine, demir ve kütük gibi ürünlerin satışında kolaylık sağladıkları” iddiasıyla Sermaye Piyasası Kurulu’na (SPK) 21 Ocak 2011 tarihinde şikayette bulundu. İddiaları araştıran SPK’nın incelemesinde Kardemir’in ürettiği kütüklerin yüzde 76.6’sını, demir çelik şirketinin yüzde 10.8 hissesine sahip Yolbulan ailesine ait Yolbulan AŞ, Güleç ailesine ait Çağ Çelik AŞ ve Yücel ailesine ait Çelsantaş AŞ’nin aldığı ortaya çıktı. SPK raporunda Kardemir’in yönetiminde bulunan bu 3 şirketin yöneticilerinin, üretim ve satış bilgilerine sahip olmaları avantajını mal alımında kullandıklarına dikkat çekildi. Diğer şirketlere ürün teslimatlarının ise gecikmeli yapıldığı belirtilen SPK raporu doğrultusunda Karabük Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunuldu. Savcının hazırladığı iddianame ile 11’i üç aile şirketinin yöneticisi, 8’i Kardemir yöneticisi 19 kişi hakkında, “haksız rekabetin ihlali” suçlamasıyla 2 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. Davanın yargılaması devam ediyor.

    SANAYİCİLERE BANK ASYA DAYATILDI

    Karabük Özel Sektör Demir Çelik Haddecileri Derneği (KAHDER) eski Başkanı Murat Orhan, “2005 yılında ’Kardemir’in yatırıma ihtiyacı olduğu’ gerekçesiyle o dönem yatırım amaçlı olarak hisse senetlerinin bölgedeki sanayicilerden ve hissedarlardan bloke edileceği, onlara öncelikli mal alım hakkı tanınacağı söylendi. Söz konusu hakkın yüzde 50 öncelikli olarak bloke ettirenlere verileceği aktarıldı. Fakat önümüzde o zaman bir dayatma vardı. O da ’İlla hisse senedi olacak ve bu hisse senetleri illa ki Bank Asya’ya olacak’ şeklindeydi. ’Bank Asya’dan kredi kullanabilirsiniz fakat biz bunlara hisse senetleri değil de ipotekler, teminat mektupları, bloke çekler verelim’ dedik ancak yönetimde bulunan üç aile diye tabir ettiğimiz Yolbulan, Güleç ve Yücel aileleri bu dayatmayı çözemediğimiz halde hisse senedi üzerinden yaptılar. Bugün de gündemde olduğu gibi Bank Asya’nın adının paralel yapıyla adının anıldığını her geçen gün öğrenmiş bulunmaktayız” ifadelerini kullandı.

    3 YILLIK TİCARET İZNİ YARGITAY’DAN DÖNDÜ

    Kardemir Yönetim Kurulu Başkanı ve üyelerine ait şirketler ile Kardemir arasındaki ticari ilişkinin yasal dayanağını oluşturan genel kurul kararının Yargıtay 11. Hukuk Dairesi tarafından iptal edildiğini belirten Orhan, “11. Hukuk Dairesi bizleri haklı buldu. Daire, ’Kardemir’in süregelen yönetiminde yer alan Yolbulan, Çağ Çelik ve Güleç ailelerinin ceza davaları devam ediyor, genel kurulda alınan ticaret yapabilme müsaadesi oybirliğiyle alınmış olsa da iptal edilmesi gerekir’ dedi ve Yargıtay’ın onama kararını kaldırdı, yerel mahkemenin de kararını bozdu. Böylelikle Kardemir yönetiminin ’ticaret yapabilme müsaadesi’ iptal edildi. Alınan karar, davası devam eden 2013, 2014 yılları için ticaret müsaadesi davalarına emsal teşkil etti ve 3 yıllık ticaret müsaadesi iptal edildi. 2015 yılı için dava devam ediyor. Neticede Kardemir yönetimini oluşturan Yolbulan AŞ, Çağ Çelik AŞ, Çelsantaş AŞ firmalarıyla Kardemir’in ticaretleri iptal edildi, şuanda Kardemir’le ticaret yapamıyorlar” dedi.

    YÖNETİM ELİYLE 750 MİLYON DOLAR ZARAR

    Orhan, demir çelik sektörünün katma değeri yüksek ve Türkiye’nin lokomotiflerinden olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:

    “Kardemir’in geçmişte özelleştirme idaresi tarafından nasıl bir yapıya büründürülmek istendiği bellidir. Üç ailenin kasasına katkı sağlaması amacıyla özelleştirilmiştir. Bu üç ailenin hissesi yüzde 10 olmasına rağmen yüzde 80 oranında kendi şirketlerine mal aktarıyorlar. Bu yanlıştır. Biz bu uygulamadan rahatsız olduk ve gerekeni yargı yoluyla yapmaya çalıştık. Bugün gelinen nokta ise son 6 aylık bilançosunda 93 milyon TL zarar gösterilmiştir. Kardemir’in toplamda ise borcu 750 milyon dolarlara ulaşmıştır. Yarın daha büyük sıkıntıların yaşanmaması için çağrıda bulunuyorum, Kardemir’in karı bu üç ailenin cebine girmiştir. Bunun önüne geçilmesi gerekir. Kardemir gerçekte zarar etmemiştir, yönetim kurulu üyeleri tarafından 750 milyon dolarlık zarara uğratıldığını düşünmekteyim.”

    Özelleştirmenin ardından Kardemir gibi büyük bir kuruluşun adeta söz konusu üç ailenin eline geçtiğini savunan Orhan, “Yarınlarımıza da zarar verilmemesi adına mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi.

    ARKASINDA PARALEL YAPI MI VAR?

    Haksız kazanç elde ettiği tespit edilen üç ailenin arkasında “paralel devlet yapılanması” olduğunu ileri süren Orhan, “Geldiğimiz bu süreçte bunu düşünmeye başladık. Çünkü geçmişte Bank Asya’nın diretilmesini anlayamamıştık. Gerçi bu uygulamaya yanlış olduğunu düşündüğümüz için girmemiştik. Bank Asya özellikle diretildi. Geçmişe dönük bakılırsa Bank Asya’ya hisse blokeleri yaptırılacağına dair gazetelere ilanlar dahi verildi. Ama o dönemde bunları kimsenin tahmin etme imkanı yoktu. Bugün de Bank Asya paralel yapıyla anıldıktan sonra bizlerin de bu durum dikkatini çekiyor. Eğer bu yapının parmağı varsa bunların yönetimden temizlenmesini istiyoruz. Bu duruma dur demenin çabası içindeyiz” ifadelerini kullandı.

    “Kardemir’in güzel bir yapıya bürünmesini istiyorum” diyen Orhan, “Cumhurbaşkanımıza, Başbakanımıza ve gerekli bakanlarımıza seslenmek istiyorum, Kardemir’i unutmasınlar, Kardemir bu ülkenin ilk demir çelik fabrikasıdır, demirin ilk üretildiği fabrikadır. Buradaki haksızlıklara dur denilmesi gerekiyor. Kardemir’in bu üç aileye değil ülke ekonomisine kazandırılmasını rica ediyorum” çağrısında bulundu.

    Orhan, aynı zamanda hukuk sürecinin ardından hazırladığı bir bilgilendirme dosyasını hükümet yetkililerine posta yoluyla ilettiğini belirtti.

    PİYASA DEĞERİ 1 MİLYAR LİRA

    Karabük Demir Çelik’in (Kardemir) temeli 3 Nisan 1937’de Mustafa Kemal Atatürk’ün talimatıyla Başbakan İsmet İnönü tarafından atıldı. 2 yıl sonra işletmeye alınan fabrika başlangıçta Sümerbank’a bağlı “Demir Çelik Fabrikaları Müessese Müdürlüğü” adı altında çalıştı. Müessese, 13 Mayıs 1955’den sonra bağımsız bir KİT durumuna geldi ve Türkiye Demir ve Çelik İşletmeleri Genel Müdürlüğü adını aldı. 5 Nisan 1994 kararları ise Kardemir için bir dönüm noktası oldu. Aynı tarihte görevini tamamladığı gerekçesiyle kapatılma kararı verilen Karabük Demir Çelik Fabrikaları AŞ hisselerinin tamamı, Kardemir AŞ’ye 1 TL’lik sembolik bedelle devredildi. Şirket, İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) son açıkladığı “Türkiye’nin En Büyük 500 Sanayi Kuruluşu” listesine 1 milyar 170 milyon liralık cirosu ile 37. sıradan girdi. Şirketin piyasa değeri ise 1 milyar TL seviyesinde.

  • (Özel Haber) Türkiyede 200 Çeşit Zehirli Mantar Var

    Sonbaharın gelmesiyle birlikte mantar zehirlenmeleri artarken, uzmanlar vatandaşları uyardı.

    Yağışın bol olduğu sonbahar mevsiminin gelmesiyle mantar toplayan vatandaşlar ormanlara akın ediyor. Toplanan mantarlar pazarlarda ve yol kenarlarındaki tezgahlarda yerini almaya başladı. Ancak hastanelerdeki mantar zehirlenmesi vakaları da bu mevsimde hızla arttı. Kendi topladığı ve ya tezgahlardan aldığı mantarlardan zehirlenerek hastaneye gelen vatandaşların bazılarını karaciğer nakline hatta ölüme kadar uzanan bir süreç bekliyor. Bu tür vakaların görülmemesi için ise uzmanlar vatandaşları uyardı.

    Türkiye’de toplam 12-15 bin arası mantar çeşidi olduğunu ifade eden Uludağ Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cemal Cem Ergül, “Bunların 150’si yenilebilir mantar. 200’ü ise zehirli olmasına rağmen 17’si öldürücüdür. Zehirlenmelerin bir kısmı geçici hafif zehirlenmeler olurken bazısı da ölümcül olabiliyor. Öldürmese de karaciğer ve böbrekte kalıcı hasarlar bırakabiliyor. Çok yoğun çalışan otorite bir şahıs bazen mantara baktığı zaman, dış görünüşünden zehirli olup olmadığını yüzde 80 anlayabilir. Ancak yine de risklidir. Şöyle bir durum da var; vatandaşın yıllardır mantar topladığı bölgeye dışarıdan zehirli bir mantarın sporları gelerek oraya yerleşebilir. Vatandaş da o zehirli mantarı ayırt edemeyip yerse zehirlenmesi muhtemeldir. Ayrıca bazıları geçmişini bilmedikleri bölgelerde mantarı görüp köyündeki mantara benzetiyor. Zehirlenmelerin çoğu da sanıyorum öyle oluyor” diye konuştu.

    “ZEHİRLİ MANTAR İLK YENİLDİĞİ ZAMAN EMARE GÖSTERMEYEBİLİR”

    Toplama mantarların bilinçsizce tüketilmesi sonucu karaciğer yetmezliğine kadar giden zehirlenmelerle karşılaştıklarını belirten Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Yoğun Bakım Bilim Dalı’ndan Doç. Dr. Nermin Kelebek Girgin, “Her yıl onlarca hasta bu nedenle yoğun bakımlara yatarak tedavi edilmekte. Bir kısmı da ne yazık ki kaybedilmekte. Genellikle ilkbahar ve sonbahar mevsimlerinde zehirlenmelere rastlıyoruz. Sonbaharın yağış mevsimi olmasından dolayı mantarların hızla çoğalmasıyla beraber zehirlenmelerde de artış olmakta. Genellikle zehirli mantarı yedikten sonra birkaç saat içinde semptom görülmezse her şey normal gibi düşünülüyor. Ancak günler sonra karaciğer yetmezliğiyle gelen hasta kaybedilebiliyor. Erken dönemde genellikle bulantı, kusma, hayal görme gibi semptomlar görülebiliyor. Ya da sara nöbeti gibi nöbet geçirme görülebiliyor. Hastaneye gelen hasta erken dönemdeyse mide yıkama ve aktif karbon dediğimiz yöntemle zehri bağlamaya çalışıyoruz. Karaciğer ve böbrek yetmezliğine kadar ilerlemişse diyaliz uygulamak zorunda kalıyoruz. Eğer karaciğer yetmezliği ilerlemişse de karaciğer nakline kadar giden süreç başlamış oluyor. Kaybedilen vakalar da genellikle karaciğer yetmezliğinden kaybediliyor. Hastaların bazıları acil servise geldiğinde herhangi bir laboratuar bozukluğu görmüyoruz. Ama bunlar da yine gözlem amacıyla hastaneye yatması gerekiyor. Bir kısmının da tekrarlayan kontrollere devam etmesi gerekiyor. Mantar zehirlenmesiyle hastaneye gelenler arasında bazen bir aile oluyor, bazen de aile içinde karaciğer nakli yapılması için gelenler oluyor. Diğer köylülerin kendisine hangi mantarın yenileceğini sorduğu bir hastamız mantar zehirlenmesiyle geldi bir kere ve maalesef o hastamızı da kaybettik. Dolayısıyla yıllardır buradan topluyoruz bize hiçbir şey olmaz dememek lazım. Doğru ellerden yenilmesi gerekiyor mantarın. Kültür mantarıyla bile zehirlenmelerin ortaya çıktığını görüyoruz bazen. O yüzden poşeti açılmış, kirlenmiş mantarların yenmemesi lazım. Acil servis ve dahiliye poliklinikleri haricinde sadece bize 7 yıldır 17 hasta yoğun bakım için geldi. ve maalesef bunların 6’sını kaybettik. 9 tanesinde de ciddi karaciğer yetmezliği oldu. Süreç de hem maliyetli hem de sıkıntılı bir süreç” ifadelerini kullandı.

  • (Özel Haber) Diyarbakırlı Matematik Hocasından Büyük İddia

    Diyarbakırlı matematik öğretmeni Nazım Yokuş, 17 yıl üzerinde çalışarak bir soru üretti. “1 sayısından küçük, en büyük reel sayı kaçtır?” sorusuna, dünyada yaşayan hiç kimsenin cevap veremeyeceğini savunan Yokuş, sorunun cevabını verene, arabasını satarak, 50 bin lira ödül vereceğini söyledi.

    Diyarbakır Yenişehir Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde matematik öğretmenliği yapan Nazım Yokuş, üniversite yıllarında o dönemki hocalarından ilham alarak, kimsenin çözemeyeceği bir soru bulmak istedi. Yaklaşık 4 yıl boyunca bu hayalle yaşayan Yokuş, TÜBİTAK dergisinde okuduğu bir yazıdan ilham alarak önce bir cevap geliştirdi. Cevaba uygun bir soru da bulan Yokuş, hayalini gerçekleştirerek ‘1 sayısından küçük, en büyük reel sayı kaçtır?’ sorusunu etrafındakilere sormaya başladı. Yaklaşık 17 yıl boyunca çeşitli üniversiteler, kurumlar ve insanlara bu soruyu soran Yokuş, hiç kimseden cevap alamadı. Şimdi dünyaya açılmak isteyen ve bu nedenle sorusunu meslektaşı İngilizce öğretmeni Gözde Saral’a çevirten Yokuş, 17 yıl üzerinde çalıştığı sorusuna, dünyada hiç kimsenin cevap veremeyeceği düşüncesinde.

    SORU 4 YILLIK BİR EMEĞİN SONUCU

    Sorunun hazırlanışı ile ilgili İHA muhabirine açıklamalarda bulunan Yokuş, 1995 yılında, üniversiteyi kazandığı senenin ilk dersinde, Sezai isimli hocalarının bir iddiasının olduğunu söyledi. Yokuş, “Hocamızın iddiası, iki nokta arasında gidebilmeniz için yarı noktayı almanız lazım, o noktaya ulaşmanız için diğer yarısını almanız lazım diye. Bunun üzerine bir soru sormuştu. Ben de kafa yormuştum, acaba alternatif farklı sorular üretilebilir mi matematikte diye. Üniversite yılları içerisinde gerek İngilizce Kalkülüs kitabı olsun diğer noktalarda diğer noktalardaki yaptığım çalışmalarda 4 yıllık emek sonucu böyle bir soru aklıma geldi. Baktım ki matematikte sanki kimsenin cevap veremeyeceği zor olan bir soru diye düşündüm ve bunu paylaştım kendi üniversitemdeki hocalarımla beraber” dedi.

    ÖNCE CEVABI SONRA SORUYU BULDU

    Matematikte bir açık aradığını kaydeden Yokuş, kimsenin bulamayacağı bir sorunun kendine dert olduğunu ifade etti. Yokuş, şunları söyledi:

    “Acaba kimsenin bulamayacağı, kimsenin bilemeyeceği matematikte bir açık var mıdır diye dert edinirken, uğraşırken böyle bir soru aklıma geldi. Bu soru gecelerimi aldı, uğraşlarımı aldı, emek verdim. TÜBİTAK dergisini okurken, bu soru aklıma geldi. Soru ‘1 sayısından küçük en büyük reel sayı kaçtır?’ Aslında cevabını bildiğim bir soruyu sordum direkt. Önce cevap geldi aklıma, sonra soruyu sordum. TÜBİTAK dergisini okurken orada soru ve cevap olarak aklıma aynı anda geldi. Sonra bunun cevabını teyit etmek, acaba bunun cevabını bilirler mi diye, çünkü 1995’ten günümüze yaklaşık olarak 20 yıllık bir süreç geçti cevabın üzerine çalışma yaptım, cevabımı destekleyen ifadelerin söz konusu olduğunu gördüm.”

    “HOCALARIM BU SORUNUN BİR CEVABININ OLMASI GEREKTİĞİNİ SÖYLEDİ”

    Sorunun aklına geldikten sonda teyit amaçlı bir çok kurum ve kişiye sorduğunu dile getiren Yokuş, şöyle konuştu:

    “Dicle Üniversitesi’ne sordum. Oradaki hocalarımla değişik zamanlarda değişik süreçlerde gidip ziyaret ettim, fırsat buldukça fikirlerini aldım, hatta matematik felsefesi üzerine bazı çalışmalarım olduğundan haberleri var. Onlar da güzel çalışmalar olduğunu söyledi. Hocam bunun cevabının olması gerektiğini söylediler. Niye cevabının olması gerektir, mantık gereği 1 sayısından küçük reel sayı olarak düşünürseniz sonsuz tane var. Küçük olan bir sürü var. Bunlardan bir tanesi muhakkak büyük olmalı. Bu süreç içerisinde ben bu soruyu Houston Üniversitesi’ne gönderdim mail aracılığı ile buradaki Zirve Üniversitesi’ne gönderdim mail aracılığı ile sızıntı dergisine gönderdim. Üniversite olarak 3 üniversiteye yayın kuruluşuna sordum kişi olarak da 600’e yakın bir kişiye sordum. Biz bu sorunun cevabını biliyoruz. Bunun matematiksel olarak ifade edilmesini istiyoruz ispat açısından.”

    SORUNUN CEVABINI BİLENE ARABASINI SATIP 50 BİN LİRA VERECEK

    Sorduğu soruyu bilene bir de ödül vereceğini vurgulayan Yokuş, şöyle dedi:

    “Sorumuza 50 bin liralık para ödülü koyduk ve bir süre koymamız gerekiyor doğal olarak. İnsanlar bunun cevabını siz biliyor musunuz bilmiyor musunuz diye tartışmaya girmesinler diye, bu soruya 17 yıllık bir süre koyuyorum. 17 yıllık süre içerisinde bu sorunun cevabını gönderen insana veya kuruluşa 50 bin liralık ödül vereceğim.”

    Nazım Yokuş’a sorusunun uluslararası alanda duyulması için destek veren aynı okulda görevli İngilizce öğretmeni Gözde Saral da, “Nazım hoca okulumuzun çok değerli matematik öğretmenidir. Bir gün geldi ve böyle bir projesi olduğundan bahsetti. Ben çok etkilendim. Aynı zamanda bu soruyu uluslararası şekilde herkese sunup cevap arayacağından bahsetti. Bu yüzden projesini İngilizce’ye çevirme ihtiyacı vardı. Bu anlamda benden yardım istedi. Projeyi ilk okuduğumda ben de çok etkilendim. Ve yardım etmek istediğimi kendisine belirttim ve bunun ardından çevirmeye başladım. Açıkçası sorunun cevabını ben de merak ediyorum ve bilmiyorum” diye konuştu.

  • (Özel Haber) Babasına Özenen Genç Kız Dünya Şampiyonu Oldu

    Babasının kazandığı şampiyonluklara özenen 18 yaşındaki milli bilek güreşçi Aysu Melek Damar, Malezya’da yapılan 37. World Armwrestling Championships 2015’te (WAF), büyük bir başarıya imza atarak dünya şampiyonluğunu kazandı.

    Milli sporcu Aysu Melek Damar, babasına özenerek başladığı spor yolculuğunda 37. World Armwrestling Championships 2015’te (WAF) 70 kilo ve üzeri Genç Bayanlarda sağ ve sol kol kategorisinde dünya şampiyonu oldu.

    Baba Erkan Damar, bedensel engelli oğlunun sosyal hayata adapte olabilmesi için bilek güreşi sporunu seçti. Oğluna yardımcı olmak maksadı ile başladığı spor dalında Avrupa 3’üncülüğüne kadar yükseldi. Başarılı spor hayatına kızını da dahil etmek isteyen baba, güreşin erkek sporu olduğuna savunan kızını ikna etmesi zaman aldı. Babasının ısrarları ve kazandığı madalyalara heves eden milli sporcu Aysu Melek Damar bilek güreşi sporuna başladı. Babası onun her zaman yanında olan, uykudan beslenmeye kadar sıkı bir disipline sokan antrenörü oldu.

    PLAYSTATION KAFEDEN DÜNYA ŞAMPİYONLUĞUNA

    Bağcılar’da bir playstation kafenin boş kısmında babası ile haftanın 4 günü 5’er saat antrenman yapan milli sporcu Aysu Melek Damar, zorluklar içerisinde şampiyonluğa adım adım ilerledi. Babası ile sık sık maç yapan Aysu, babasına göz açtırmadan yenilgiye uğratıyor.

    “BABAMIN MADALYALARINA ÖZENDİM”

    Babasının yardımları ile birçok şampiyonluk kazandığını dile getiren Milli Sporcu Aysu Melek Damar, “2012 yılından bu yana profesyonel olarak bilek güreşi ile uğraşıyorum. Bilek güreşine babamın sayesinde başladım. Babam engelli kardeşimin yapabileceği bir spor olarak bilek güreşine başladı. Beni de bilek güreşi sporuna başlatmak istedi. Ben erkek sporu yapamam dedim. Babam başarılar almaya başlayınca ben de madalyalara özendim açıkçası. Bu spora başlamamda en çok beni heveslendiren şey, babamın kazandığı madalyalar oldu. Babamın aynı zamanda antrenörüm olması bazen sıkıcı olabiliyor ama profesyonellik bazı şeylerden ödün vermeyi gerektiriyor” dedi.

    “BOYNUZ KULAĞI GEÇER DERLER YA İŞTE TAM ÖYLE OLDU”

    Kızının şampiyon olduğu anları anlatırken duygulanan milli sporcu ve aynı zamanda kızının antrenörü olan Erkan Damar, “Bilek güreşi müsabakalarında Avrupa 3.’sü oldum ama kızım beni geçti. Hani boynuz kulağı geçer derler ya işte tam anlamıyla öyle oldu. Kızım şampiyonluklar aldıkça ben gururlanıyorum Aynı şampiyonlukları kendim alsam bu şekilde gururlanmam. Bütün milletimize, şehitlerimize aldığımız madalyalar hediye olsun. Ben kızımın maçlarında o kadar bağırıp tezahürat yapıyorum ki kendi maçlarımda enerjim kalmıyor. Kızım birincilik alınca ben rahatlıyorum, benim kazanıp kazanmamam önemli değil. Azmi ve beni dinlediği için kızıma çok teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.

    “BABASININ MESLEĞİ AMA ONU GEÇTİ”

    Bağcılar Belediye Başkanı Lokman Çağırıcı ise, “Baba mesleği olarak bu işi sürdürüyor ama babasını geçmiş durumda. Bağcılar ilçesinden böyle başarılı gençlerimizin çıkması bizi ziyadesi ile mutlu ediyor. Bu kızımızın başarısı diğer gençlere örnek olmasını diliyorum. Bu başarı bizim ülkemizin ve Bağcılar’ın başarısı. Bağcılar Belediyemizin spor kulübü var. Bu kulübümüzün bünyesinde birçok branşta oyuncularımızı gerek yurt içi gerek yurt dışı müsabakalara göndermek ve malzeme yardımı konusunda her türlü desteği veriyoruz” ifadelerini kullandı.

    ŞAMPİYONLUKLAR İLE DOLU 4 YIL

    Milli sporcu Aysu Melek Damar 2012 yılında Türkiye Bilek Güreşi Müsabakalarında 2’ncilik kazandı ve Avrupa’ya giderek 3’üncülük madalyası getirdi. 2 yıl ara verdiği spor hayatında 2015’te Türkiye Bilek Güreşi Şampiyonu oldu. Ardından Malezya’da yapılan 37. World Armwrestling Championships 2015’te (WAF) dünya şampiyonluğu kazandı.

  • (Özel Haber) Demirlere Sıkışan Köpeği İtfaiye Kurtardı

    Kocaeli’de demirlerin arasına sıkışan köpeği itfaiye ekipleri kurtardı.

    Kocaeli’nin İzmit ilçesinde bulunan bir sitenin bahçesinden çıkmaya çalışırken bahçe duvarındaki demir korumalara sıkışan bir köpeğin kurtulmasını durumu gören duyarlı vatandaşlar sağladı. Köpeğin demir korumalara sıkıştığını gören bir vatandaşın itfaiye haber vermesi sonrasında olay yerine gelen itfaiye ekipleri, demir korumaları keserek sıkışan hayvanın bulunduğu yerden kurtardı. Demirlerden kurtulan köpek sıkıştığı yerden çıkar çıkmaz hızla uzaklaşarak gözden kaybolurken, itfaiye ekipleri, kendilerine haber veren duyarlı vatandaşa teşekkür ettiler.