Etiket: Özdemir

  • Baklagil Konseyi Başkanı Özdemir: “Baklagil ürünlerine pozitif ayrımcılık istiyoruz”

    Baklagil Konseyi Başkanı Özdemir: “Baklagil ürünlerine pozitif ayrımcılık istiyoruz”

    MERSİN (İHA) – Ulusal Baklagil Konseyi Başkanı Abdullah Özdemir, Türkiye’de 80’li yıllarda 2 milyon ton olan bakliyat üretiminin bugün 1 milyon tona gerilediğine dikkat çekerek, ülkenin baklagil ürünlerinde öncelikle kendine yeter duruma gelmesi gerektiğini söyledi. Tarım ve Orman Bakanlığından, baklagil ürünlerine pozitif ayrımcılık isteyen Özdemir, “Tarım Bakanlığı, baklagil ürünlerini ‘özel ürünler’ olarak nitelemeli” dedi.

    Ulusal Baklagil Konseyinin 9. Olağan Genel Kurulu Akdeniz İhracatçı Birlikleri toplantı salonunda yapıldı. Genel Kurula, Ulusal Baklagil Konseyi Başkanı ve Mersin Ticaret Borsası Başkanı Abdullah Özdemir, Akdeniz Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçılar Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Arslan ile genel kurul üyeleri katıldı.

    “Ürün konseyleri, ülke tarımına faydası olmayan etkisiz örgütlere dönüştü”

    Genel Kurulun açış konuşmasını yapan Ulusal Baklagil Konseyi Başkanı Özdemir, bakliyat sektöründe yaşanan sorunlar ve beklentileri anlattı. Ulusal Baklagil Konseyinin, tarım, ticaret, sanayi, araştırma ve meslek kuruluşları ile üreticilerin temsil edildiği homojen bir yapıya sahip olduğunu söyledi. 2006 tarihinde Tarım Kanunu ile beraber ürün borsalarının konsey kurmalarına izin verildiğini anımsatan Özdemir, Baklagil Konseyinin ise 2010’da kurulduğunu belirtti. Tarım Kanununda, ürün konseylerinin varlık amacının, ulusal tarım politikaları çerçevesinde çalışmalar yapmaları olarak belirlendiğini ifade eden Özdemir, “Ürün konseyleri artık varlık amaçlarına hizmet etmekten uzak, bu haliyle ülke tarımına faydası olmayan etkisiz örgütlere dönüşmüştür” dedi.

    “Ürün konseylerinin verimli hale getirilmesi bakanlığımıza bağlıdır”

    Ürün konseylerinin amaçları doğrultusunda işler hale getirilmesi için Tarım ve Orman Bakanlığından beklentilerini de anlatan Özdemir, “Ürün konseylerinin verimli hale getirilmesi bakanlığımıza bağlıdır. Bu yapıldığı takdirde başta ilgili sektörler olmak üzere ülkemiz tarımı için önemli kazanımlar sağlanabilecektir. Öncelikle beklentimiz, üst düzey katılım ile periyodik toplantılar yapılarak, bakanlığımız ile ürün konseyleri arasındaki bağların güçlenmesi. Bakanımızın, ilgili tüm ekipleriyle yer alacağı böylesi buluşmalar, sorunların teşhisi ve çözüm geliştirilmesi için çok önemli olacaktır. Aynı zamanda düzenli görüş alışverişleri, çalıştaylarla bu sürecin desteklenmesi gerekir. Böylece ürün konseylerinin tarım politikalarında daha aktif rol alan ve sektörü yönlendiren bir yapıya kavuşabileceğini düşünüyoruz. Ülkemiz ve Tarım Bakanlığımız, Ulusal Baklagil Konseyinden verim elde etmek istiyorsa mutlaka irtibat kurması ve bizlerle çalışması yapması lazım” diye konuştu.

    “80’li yıllarda 2 milyon ton olan bakliyat üretimi 1 milyon tona geriledi”

    Gümrük vergisi uygulamasına da değinen Özdemir, Türkiye’nin, bakliyatta hem üretim hem ihracat olarak özellikle 80’li yıllarda sahip olduğu verimli günlere dönmesinin yolunun, bütüncüm politikalar uygulanmasına bağlı olduğunun altını çizdi. 80’li yıllarda 2 milyon ton olan bakliyat üretiminin bugün 1 milyon tona gerilediğine dikkat çeken Özdemir, “Bu üretim rakamını yeniden yakalamak için bütüncül politikalar uygulamamız lazım. Verilen desteklerden ürün kredisi uygulamasına kadar her bir enstrüman doğru şekilde planlanmalı, birbiriyle çelişmemelidir. Böylece üretimin istikrarlı ve kalıcı bir şekilde artmasını sağlayabiliriz” ifadelerini kullandı.

    “Tarım Bakanlığı, baklagile pozitif ayrımcılık uygulamalı”

    Türkiye’nin, baklagil ürünlerinde öncelikle kendine yeter duruma gelmesi gerektiğini vurgulayan Özdemir, Bakanlıktan bu ürünlere pozitif ayrımcılık uygulamasını istedi. Baklagilde ithalat verilerini paylaşan Özdemir, şunları söyledi:

    “Türkiye, 2017’de 373 bin ton, 2018’de 352 bin, bu yılın ilk 10 ayında ise 274 bin ton kırmızı mercimek ithal etmiş. Bunlar iç piyasaya giren mallar değil, genelde dahili işleme kapsamında gelip tekrar ihracatı yapılan ürünler. Ama bizde yok ki, o nedenle o malları üçüncü ülkelerden alıyoruz. Problem burada. Sonuçta, şu anda vardığımız durumda Türkiye, ürettiği mercimeği iç piyasada tüketiyor, dışarıdan getirdiği mercimeği de ihraç ediyor. Elin taşıyla elin kuşu yapıyoruz ama bu ne zamana kadar devam edecek, bunu bilmiyoruz. Öncelikle kendimize yeterli hale gelmemiz lazım. Mercimekte kendimize yeterli halde değiliz. Geçmiş yıllarda bunu fasulyede, nohutta yaşadık. Onun için Tarım Bakanlığının, baklagil ürünlerini Amerika ve Kanada’da olduğu gibi ‘özel ürünler’ olarak nitelemesi lazım. Biraz daha pozitif ayrımcılıkla bakması lazım.”

    “Üretim rakamları doğruyu yansıtmıyor. Yeni bir veri sistemi oluşturulmalı”

    Bakliyatta geleceğe yönelik verimli politikalar tasarlayabilmenin, mevcut durumun iyi saptanmasından geçtiğine işaret eden Özdemir, bunun için de dinamik bir veri sisteminin artık elzem hale geldiğini kaydetti. Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) verilerinin gerçeği yansıtmadığını öne süren Özdemir, “TÜİK verilerine göre, 2018’de Türkiye’de 630 bin ton nohut üretilmiş. Buna inanmıyoruz. Böyle bir üretim olsa her şey farklı olur. Ofisin aldığı bir miktar nohut var, Mersin’e gelen 50 bin ton. Peki ürünün gerisi nerede? Amacım, kimseyi eleştirmek değil, doğrulara varmak. Ancak doğru verilerle üretim politikaları belirleyebilirsiniz. Kırmızı mercimek 310 bin diyor. Türkiye’de 310 bin mercimek olsa, kabuklusunun kilosu 5 liraya çıkmaz. Kırılmış mercimekte Kanada malını iç piyasada 4,10-4,20’ye satarken, yerli mercimekten yapılmış futbol mercimeği ise 6,60-6,70 liradan satıyoruz. Arada uçurum var. Demek ki, bir yerde yanlışlık var. Türkiye, 220 bin ton fasulye üretmiş. Bu da doğru değil. Türkiye’de maalesef üretim rakamları doğruyu yansıtmıyor. Yeni bir veri sitemi oluşturulmasının, ülkemiz tarım politikaları açısından yararlı olacağını düşünüyoruz” şeklinde konuştu.

    Bakliyatta türev ürünler konusunda da bilgi veren Özdemir, Amerika’da 90’lı yılların ortalarında 5 milyon dolar olan humus ticaretinin 2018’de 1 milyar dolara çıktığını söyledi. Özdemir, Mersin Ticaret Borsası olarak bakliyatta türev ürünler geliştirmek amacıyla ar-ge çalışma başlattıklarını belirtti.

    “Kendi çabamızla Türkiye’de bakliyatı kurtarmaya çalışıyoruz”

    Akdeniz Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçılar Birliği Başkanı Arslan da kanundan çok şey beklediklerini, ancak bugün itibariyle hiçbir yere gitmediğini vurgulayarak, “Biz de kendi çabamızla Türkiye’de bakliyatı kurtarmaya çalışıyoruz. Mersin Ticaret Borsasının tohumculukla ilgili çalışması var. biz bu işi 1 milyon lirayla yapıyoruz. 1 milyon lirayla Türkiye’nin nohut, mercimek ve fasulye problemini çözmeye çalışıyoruz. Bu alanda çalışan kurumların bütçelerinin büyümesi için devletin bir mekanizme kurması lazım. Türkiye’de tohumla ilgili ciddi sorunlarımız var. Bunun yöntemleri de belli, nasıl çözüleceğini herkes biliyor” dedi.

  • BarEr Holding CFO görevine Finans Yöneticisi Bakış Özdemir atandı

    BarEr Holding CFO görevine Finans Yöneticisi Bakış Özdemir atandı

    Askeri teknik tekstil, altın madenciliği ve stratejik tarım yatırım projeleri üreten; dünyanın birçok bölgesinde yatırımları bulunan Barer Holding’de üst düzey bir atama daha gerçekleşti. BarEr Holding Mali İşler Grup Başkanlığı(CFO) koltuğuna deneyimli ve başarılı bir isim olan Bakış Özdemir atandı.

    Uzun yıllardır finans sektöründe çeşitli görevlerde bulunan ve birçok önemli projeye imza atan başarılı Finans Yöneticisi Bakış Özdemir BarEr Holding CFO’su oldu.

    Geniş bir coğrafyada sayısız büyük şirket ve düzenleyici kurum için yürüttüğü finans danışmanlığı çalışmalarıyla bilinen Bakış Özdemir klasik ekonominin yanı sıra yeni ekonomi dünyasında da oldukça deneyimli.

    Bakış Özdemir finans sektöründe uzun yıllardır edindiği engin tecrübesi, yenilikçi bakış açısı ve sonsuz çalışma azmi ile BarEr Holding’in gelişmesine daha da katkı sağlamak için görevine başladı.

  • Aydınlı Avukat Özdemir, son yolculuğuna uğurlandı

    Aydın’da geçirdiği trafik kazasında, ağır yaralı olarak kaldırıldığı hastanede hayatını kaybeden 53 yaşındaki avukat Suat Özdemir, Aydın Adliyesi önünde düzenlenen törenin ardından gözyaşları arasında toprağa verildi.

    Aydın’da 20 yıldır avukatlık yapan 53 yaşındaki Suat Özdemir için yıllarca görev yaptığı Aydın Adliyesi’nde tören düzenlendi. Törende Özdemir’in tabutun üzerine avukatlık cübbesi konuldu. Adliye Sarayı önündeki törende Avukat Özdemir’in eşi Saliha Figen Özdemir ile çocukları Emin ve Ayşe Özdemir taziyeleri kabul etti. Aydın Adliyesi’ndeki törenin ardından Özdemir’in cenazesi Aydın Bey Camii’nde öğle namazına müteakip kılınan cenaze namazının ardından, Yenipazar’ın Dereköy Mahallesi’ndeki aile mezarlığında gözyaşları içerisinde toprağa verildi.

    Avukat Özdemir’in cenazesine, Cumhuriyet Başsavcısı Kasım Tüten, Adalet Komisyonu Başkanı Erhan Yıldırım, Aydın Barosu Başkanı Gökhan Bozkurt, meslektaşları ile Özdemir ailesi ve sevenleri katıldı.

    Aydın Barosu’na kayıtlı olan avukat Suat Özdemir, Efeler ilçesi Emirdoğan Mahallesi yolu Orta Kayacık Mevkisi’nde kullandığı 09 KD 258 plakalı aracının direksiyon hakimiyetini kaybederek takla atmıştı. Devrilen araçta sıkışan ve itfaiye ekipleri tarafından kurtarılan Özdemir sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından ambulansla Atatürk Devlet Hastanesi’ne kaldırılmıştı. Özdemir, hastanede doktorların tüm müdahalesine rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetmişti.

  • Başkan Özdemir: “Yatırıma en yüksek pay ayıran belediyeler arasındayız”

    Amasya Belediye Başkanı Cafer Özdemir, “Bütçesinden yatırıma en yüksek oranda pay ayıran il belediyeleri arasındayız” dedi.

    AK Parti’nin 3. defa aday gösterdiği Başkan Özdemir, Amasya Belediyesinin bütçesinden yatırımlara yüzde 49 pay ayrıldığını belirterek bu oranla önde gelen belediyeler arasında olduklarını söyledi. AK Parti Amasya İl Başkanlığının düzenlediği toplantıda partililere seslenen Başkan Özdemir, “Belediyecilik AK Parti işi. Belediyecilik bizim işimiz. Tırnaklarımızla kazıyarak getirdiğimiz atıl şehri, zaman zaman şantiyeye sonrada makyajlarıyla beraber Türkiye’nin çok önemli bir turizm destinasyonu haline getirdiğimiz bu şehri başkalarına emanet etme hakkımız yok” diye konuştu.

    Daha yapacak çok işlerinin olduğunu vurgulayan Özdemir, “Daha çok önemli çılgın projelerimiz var. İnşallah 5 yıl daha AK Parti belediyeciliğinin zirve yaptığı ve Amasya’nın dünyada sayılı bir şehir haline geleceği projeler ortaya çıkaracağız” şeklinde konuştu.

    Programa, AK Parti Amasya Milletvekilleri Mustafa Levent Karahocagil ile Hasan Çilez, İl Başkanı Mehmet Ünek ve İl Genel Meclisi Başkanı Mustafa Çittır da katıldı.

  • Avukat Koşar: “Papağana işkence eden Murat Özdemir TCK’ya göre ceza alamaz”

    Sosyal medya üzerinden papağana yaptığı işkence nedeniyle büyük tepki çeken ve sonrasında gözaltına alınan Murat Özdemir’in mevcut yasada ceza almayacağını belirten Avukat Çiler Nazife Koşar, “Hayvanlara karşı işlenen suçlar da aynı insanlara yapılmış gibi Türk Ceza Kanununda yer bulup cezalandırılmalı. TBMM’de bekleyen yasa bir an evvel çıkarılmalı” dedi.

    Hayvanlara yönelik suçlardaki cezasızlık nedeniyle istismar ve şiddet olayları her geçen gün artarak devam ettiğini belirten deneyimli ceza avukatı Çiler Nazife Koşar, bir televizyon programında ünlenen Murat Özdemir’in papağana eziyet ettiği gerekçesiyle ceza alamayacağını savundu.

    “Meclis’te bekleyen yasanın bir an önce çıkartılarak, cezaların ‘paraya çevrilemez, ertelenemez’ olması gerekiyor” diyen Koşar, “Kaldı ki Meclis’te bekleyen yasadaki cezalar da yetersiz. 2-3 aydan başlayan cezalar söz konusu, bunlar da zaten paraya çevrilebiliyor, ertelenebiliyor. Oysa alt sınır 2 yıldan başlamalı, paraya çevrilmemeli ve ertelenmemeli. Ancak o zaman caydırıcı olur” şeklinde konuştu.

    Son olayda bir televizyondaki yarışma programında diskalifiye olduktan sonra sosyal medya üzerinden yayın yapan Murat Özdemir’in papağana yaptığı eziyetin kan dondurucu olduğunu ifade eden Avukat Koşar, “Bugün papağana bunu yapan, yarın çocuğuna, eşine, arkadaşına aynı şeyleri yapabilir. Hayvanlara karşı işlenen öldürme ve eziyet fiillerine karşı caydırıcı tedbir ve cezai yaptırımların öngörülmesi gerekiyor. Hayvanlara karşı işlenen suçlar da aynı insanlara yapılmış gibi Türk Ceza Kanununda yer bulup cezalandırılmalı. Basına yansımayan kim bilir ne çok şiddet ve tecavüz olayı var. Devlet bu konuda bir an önce önleyici tedbirler almalı” dedi.

    Murat Özdemir’in yaptığı hareketin Türk Ceza Kanununda bir yaptırımı olmadığını vurgulayan Koşar, “Ne yazık ki bu papağını ayağını altına alıp ezse, öldürse bile ceza alamaz. Bir an önce TBMM’de bekleyen hayvanlar için yasanın geçmesi gerekiyor” diye konuştu.

    “Sosyal medyadan hakaretin daha çok cezası var”

    Bazı suçlarla ilgili olarak, suçun alenileşmesi ve daha geniş kitlelere ulaşması nedeniyle artan kişisel zararları dikkate alarak, sosyal medya üzerinden işlenen suçlar için daha fazla ceza öngördüğünü belirten Avukat Koşar, “Örneğin, Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesinde düzenlenen genel ’hakaret’ suçunun sosyal medya gerçekleşmesi halinde 2 yıla kadar hapis cezası var. Aynı zamanda TCK’nın 106. maddesindeki ‘tehdit’ suçunun sosyal medya üzerinden sahte bir isim ile işlenmesi halinde suçun işleniş biçimi ve mağdurda etkileri dikkate alınarak, genel tehdit suçundan daha ağır bir ceza söz konusu. Öte yandan kişilerin adresleri, kimlik bilgileri, fotoğraflarını ve özel bilgilerini de izinsiz paylaşmak suç teşkil ediyor. Aynı şekilde sosyal medyada elden ele dolaşan görüntüler, ses kayıtları hoşunuza gitse bile izinsiz olarak paylaşamazsınız. Çok ciddi hukuki yaptırımları olmakla birlikte bu tarz paylaşımların mahkemelerde delil olma özelliği de unutulmamalı” ifadelerini kullandı.

    “Hayvana karşı işlenen suçlara idari para cezası”

    5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu 1. Madde’de, hayvanların rahat yaşamlarını ve hayvanlara iyi ve uygun muamele edilmesini temin etmek, hayvanların acı, ıstırap ve eziyet çekmelerine karşı en iyi şekilde korunmalarını, her türlü mağduriyetlerinin önlenmesini sağlamak olduğunu ifade eden Avukat Çiler Nazife Koşar, “Bu kanunun amacı doğrultusunda yasaklanan hükümlere aykırı davrananlara kanun kapsamında idari para cezaları öngörülmüştür. Ancak bir canlıya eziyet, işkence etmek, kötü muamelede bulunmak gibi suç oluşturan davranışların toplum vicdanını rahatlatmadığı gibi hiçbir amaca hizmet etmeyen caydırıcılığı tartışılır olan sadece idari para cezaları yeterli olmayıp; son dönemlerde hayvanlara yönelik yapılan kötü muamelenin artması da bu söylenenleri destekler niteliktedir” dedi.

    Avukat Koşar, Meclis’te bekleyen Hayvanları Koruma Kanununda değişiklik yapılmasına dair yasa tasarısında şu maddelerin olduğunu söyledi:

    “Sahipli veya sahipsiz hayvana acımasız ve zalimce muamelede bulunan veya eziyet eden ya da haklı bir neden olmaksızın öldürene 4 aydan 3 yıla kadar hapis cezası verilecek. Birden çok hayvana karşı bu suçu işleyenin cezası yarı oranında artırılarak 6 aydan 4,5 yıla çıkacak. Nesli yok olma tehlikesi altında olan bir hayvanı öldürene 3 yıldan 7 yıla kadar hapis cezası verilecek. Birden çok hayvana karşı bu suçu işleyenin cezası yarı oranında artırılarak 4,5 yıldan 10,5 yıla kadar hapis olacak. Hayvanları birbirlerine zarar verecek şekilde dövüştürenler 2 aydan 2 yıla kadar hapisle cezalandırılacak. Sahipli hayvana karşı işlenen suçlar sahibinin şikayetine, sahipsiz hayvanlara işlenen suçlar ise Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından başsavcılığa yazılı başvurusuna bağlandı. Bakanlık bu görevi bölge müdürlükleri ile il ve ilçelerdeki taşra teşkilatları aracılığıyla yerine getirecek.”

    “Şimdiki kanun yetersiz”

    Yakın zamanda siber suçlarla mücadele kapsamında önleme şube müdürlüğü bünyesinde 11 yeni masa kurulduğunu belirten Koşar, “Buna göre ilk kez hayvana yönelik şiddet ve hayvan haklarını ihlal edenlere yönelik de ‘hayvanlara şiddet’ masası çalışmalara başladı. Hayvanlara şiddet içeren görüntüleri yayan, bunları paylaşan ve hayvana şiddet uygulayanlar tespit edilerek adli mercilere çıkarılıyor. Nitekim bu kapsamda en son Murat Özdemir tarafından papağana yapılan işkence, sosyal medya hesabından canlı olarak yayınlanmış ve toplumda büyük bir infial uyandırması sebebiyle gözaltına alınmışsa da, mevcut yasaya göre, bu suçun karşılığı, sadece idari yaptırımdır. Sonuç olarak, 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu yetersizdir. Tasarının caydırıcı yaptırımlarla desteklenerek bir an önce yasalaşması gerekmektedir” dedi.