Etiket: Oylaması

  • Maliye Bakanı Naci Ağbal: “Eğer anayasa değişiklik oylaması olumlu bir şekilde geçerse ekonomide çok daha güzel günler bizi bekliyor”

    Maliye Bakanı Naci Ağbal, 16 Nisanda gerçekleştirilecek anayasa değişiklik referandumu ile ilgili olarak, “Eğer anayasa değişiklik oylaması olumlu bir şekilde geçerse çok rahat bir şekilde söyleyebilirim ki ekonomide çok daha güzel günler bizi bekliyor. Gelin bu tarihi fırsatı kaçırmayalım” dedi.

    Bakan Ağbal, Afyonkarahisar Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) tarafından gerçekleştirilen iş adamları ile istişare toplantısına katıldı. Termal bir otelde gerçekleştirilen toplantıda iş adamı ve sanayicilere seslenen Bakan Ağbal, milli geliri arttırma noktasında Türkiye’nin bir üst basamağa sıçramanın arifesinde olduğunu kaydetti. Türkiye’nin anayasa değişikliği ile geleceğini inşa edecek yepyeni bir sıçramanın eşiğinde olduğunu anımsatan Bakan Ağbal, “AK Parti Türkiye’yi son 14 yılda kişi başına düşen milli gelire göre orta- üst gelir gurubuna çıkarmıştır şu anda Türkiye bir üst basamağa sıçramanın arifesinde. 11 bin dolar civarında olan milli geliri, 12 bin 735 doların üzerine çıkarırsak, Türkiye ciddi manada ekonomide süper lige taşınmış olacak. Onun için geleceğimizi inşa edecek yepyeni bir sıçramanın eşiğindeyiz. Yani Türkiye 2002 yılından 2017 yılına kadar önemli bir aşama kaydetti. Ama diyoruz ki, bu elbise bu bedene dar geliyor gelin bu elbiseyi büyütelim. Ekonomiyi büyütelim. Refahı büyütelim. Kişi başına düşen milli gelirde Türkiye süper lige çıksın. Yani üst gelir grubu ülkelerden bir tanesi olsun diyoruz. Türkiye olarak milli gelir olarak 25 bin dolara çıkarmak gibi bir hedefimiz var. Eğer burada kalkınmada yeni bir safhaya geçeceksek eğer, devlet yönetim sisteminde reforma gidelim. Bu yapacağımız reform, demokrasi, adalet, eğitim ve burada gösterdiğim bütün reformların da önünü açacak” dedi.

    “Kuvvetler arasında yetki ve sorumluluklar belirsiz”

    Yapılacak anayasa değişikliği ile yeni oluşturulacak yönetim sistemi ile mevcut sistem arasındaki farklılıklardan bahseden Bakan Ağbal konuşmasına şöyle devam etti:

    “Neden hükümet sisteminde bir reforma ihtiyaç duyuyoruz. Yani bugün 16 Nisanda sandığa gidiyoruz. Sandıkta yeni bir sistem arayışı içerisindeyiz. Mevcut sistemin ne sıkıntısı vardı, bu sistemden çıkmak istiyoruz? Çünkü bu sistemde çok ciddi anlamda istikrarsızlık riski var. 1990’lı yıllarda milli gelir 2500-3000 bin dolar arasından kalmış ise bunun esas nedeni siyasi istikrarsızlıklardır. Mevcut sistem maalesef, güçsüz hükümetler, kırılgan siyaset ve kısa vadeli hükümet ömürlerini beraberinde getiriyor. Mevcut sistemde çok başlılık var. Bu gün hem Cumhurbaşkanlığı, hem de Başbakanlık karar mekanizmasında yer buluyor. Gelin diyoruz bu iki sistemi birleştirelim, mevcut sistemin sürdürülebilirliği yok. Kuvvetler arasında yetki ve sorumluluklar belirsiz. Yargıda da mutlaka reform yapmamız lazım. Yargı sisteminin bu mevcut yapısıyla Türkiye’yi ileriye taşıması asla mümkün değildir. Bu anaya değişikliği yargı reformuna çok önemli destek verecek, çok önemli değişiklikler olacak. 16 Nisanda yapılacak anayasa değişikliğinde sadece hükümet sisteminde köklü değişiklikler olmuyor. Yargı, yasama ve yürütmede de çok önemli değişiklikler yapılıyor. Bize göre bu yeni sistemde Türkiye’de demokrasi güçleniyor. Yönetim sisteminde temsili demokrasi güçleniyor. Çünkü yeni sistemde yönetimi doğrudan halk belirliyor.”

    “Evet sonucu çıkarsa Türkiye ekonomisi ile ilgili olumlu algı daha da güçlenecek”

    Türkiye’nin önünde bir halk oylamasının olduğunu hatırlatan Bakan Ağbal, “16 Nisanda eğer halk oylamasında ‘evet’ sonucu çıkarsa Türkiye ekonomisi ile ilgili olumlu algı daha da güçlenecek” ifade etti. Bakan Ağbal, “Yeni sistemde eğer anayasa değişiklik oylaması olumlu bir şekilde geçerse çok rahat bir şekilde söyleyebilirim ki ekonomide çok daha güzel günler bizi bekliyor. Önümüzde bir halk oylaması var bütün piyasalar şu an da Türkiye’deki bu halk oylamasının sonucunu bekliyor. Türkiye’de önümüzdeki aylara, günlere ve yıllara ilişkin bu halk oylaması önemli belirleyici bir faktör olacak. 16 Nisanda eğer halk oylamasında ‘evet’ sonucu çıkarsa Türkiye ekonomisi ile ilgili olumlu algı daha da güçlenecek. Neden? Yani muhtevadan bağımsız olarak söylüyorum, eğer ‘evet’ çıkarsa önümüzdeki yıllara ilişkin yepyeni bir sistemi kurmuş oluyoruz yeni yönetim sistemi devreye girmiş oluyor, siyasi sistemle ilgili böyle bir belirsizlik ortadan kalkıyor. Dolayısı ile referandumun bizzati kendisi ‘evet’ ile sonuçlandığından muhtevadan bağımsız bir şekilde önümüzdeki aylardaki Türkiye’de işler daha da yoluna girecek. Yakın vadede yatırımlar artacak. Özel sektör yatırımları aratacak, Türkiye’ye gelen yabancı sermaye yatırımları da artacak ve bu sayede Türkiye’de büyüme oranları daha da yukarıya gidecek. Gelin bu tarihi fırsatı kaçırmayalım. Herkes içeride ve dışarıda bütün yatırımcılar ve piyasa anayasada yapılacak değişikliğin ‘evet’ ile sonuçlanması halinde Türkiye ile ilgili yatırım kararlarını çok süratli bir şekilde devreye sokacak. Bunun konuşması da, çalışmaları da yapılıyor. Böylelikle ekonomide çık hızlı bir şekilde toparlanma istihdamda çık hızlı bir şekilde tekrara yukarı yönlü bir gelişme olacak” diye konuştu.

    Konuşmaların ardından program ATSO Başkanı Hüsnü Serteser’in, günün anısına Bakan Ağbal’a kendi resminin yer aldığı tablo hediye etmesi ile sona erdi.

  • AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ataş: “Bu halk oylaması sıradan bir halk oylaması değildir”

    Eskişehir’de AK Parti Genişletilmiş İl Danışma Meclisi Toplantısı, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Ataş’ın katılımıyla yapıldı. Ataş, yapılacak referanduma ilişkin, “Bu halk oylaması sıradan bir halk oylaması değildir” dedi.

    Bir otelde yapılan toplantıya AK Parti Genel Merkez Teşkilat Başkan Yardımcısı Harun Karaca, AK Parti Eskişehir Milletvekili Harun Karacan, AK Parti Eskişehir İl Başkanı Dündar Ünlü ve partililer katıldı. Saygı duruşunun ardından okunan İstiklal Marşı ile başlayan toplantıda gündem maddesi yeni anayasa oldu. Halk oylamasının çok önemli olduğuna değinen AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Ataş, istikrarsız dönemlerin artık olmaması gerektiğinin altını çizdi. AK Parti’nin yaptığı projelere de değinen Ataş, “Bu halk oylaması, yani anayasa değişikliğinin en önemli kriterlerinden bir tanesi, Türkiye artık hükümetler kuruldu mu, kurulacak mı diye bir sorun yaşamayacak. İstikrarlı bir dönemin başlangıcı olacaktır. Bu halk oylaması sıradan bir halk oylaması değildir. Türkiye’nin geleceği ile ilgili ben hep toplantılarımda söylüyorum, son yüz yılın en önemli projelerinden bir tanesidir. Türkiye’de 90 yılda 65 tane hükümet kurulmuş. Bunun ortalaması 1 yıl, 1 buçuk yıl. O, 1 buçuk yıl ortalamasını yukarı çeken AK Parti iktidarındaki istikrarlı dönemlerdir. Onları düşündüğünüz zaman 1 yıldan daha az sürelerde hükümetler kurulmuş. O istikrarsız dönemlerdeki hükümetlerin ülkeye hizmet yapma şansı olmamıştır. İşte Bolu Tüneli. 10 tane iktidar değiştirmiş ve 16 yıl bu ülkede yapılamayan bir Bolu Tüneli hikayesi vardır. Hamd olsun bitirmek bize nasip oldu. Biz 14 yıllık iktidarlarımız döneminde Bolu Tüneli gibi yüzerce tüneli bu ülkeye biz kazandırdık” dedi.

    “Ana muhalefet partisi çıkıyor, bir takım yalan yanlış bilgilerle her seçimde olduğu gibi milletin kafasını karıştırmaya çalışıyor”

    CHP’nin yanlış bilgileri dile getirdiğini ifade eden Ataş, ana muhalefet partisine ’Allah’tan korkun’ diyerek seslendi. Ataş, “Türkiye’nin daha hızlı bir kalkınma yolculuğu içerine girmesi hem Türkiye’nin geleceği ile ilgili hem de bilesiniz ki mazlum ülkelerin, mazlum insanların haklarını savunma noktasında ortaya çıkmış halk oylaması bu kadar büyük önem taşımaktadır. Yani hepimiz bir seferberlik anlayışı içerisinde bu önümüzdeki 65 günlük süreci böyle bir sorumluluk içerisinde geçirmeye mecburuz. Ana muhalefet partisi çıkıyor, bir takım yalan yanlış bilgilerle her seçimde olduğu gibi milletin kafasını karıştırmaya çalışıyor. Yeni anayasa değişikliği 18 maddelik bir anayasa değişikliğidir. Bunlar arasında toplumun her kesimini ilgilendiren yönetimle ilgili 7-8 tane önemli maddesi var. Bir başka hususta Cumhurbaşkanına sınırsız yetkiler veriliyor deniliyor. Allah aşkına, açın şu anda anayasada yazan Cumhurbaşkanının yetkileriyle, yeni düzenlemede Cumhurbaşkanına tanınan yetkileri yan yana koyun ve okuyun. Cumhurbaşkanının şuan ki yetkileri, yapılan düzenlemedeki yetkilerden çok daha fazladır. İstediği an hükümeti fesih etme, Meclisi seçime götürme yetkisi vardır. Yeni sistemde böyle bir şey yok. Ama ana muhalefet partisi kalkıyor, ısrarla sözcüleri şunu söylüyor, ‘Tayyip Erdoğan’a tanınan özel bir yetki. Meclisi fesih edecek, istediği zaman Meclisi seçime götürecek, Meclisin hiçbir yetkisi yok.’ Allah’tan korkun” diye konuştu.

    Konuşmaların ardından toplantı basına kapalı olarak devam etti.

  • Türkiye Spor Ödülleri halk oylaması başladı

    Bu yıl 15’incisi gerçekleştirilecek olan Türkiye Spor Ödülleri’nin halk oylaması başladı.

    Türkiye Spor Ödülleri, halk oylaması sonucu sahiplerini bulacak. Oy kullanmak isteyenler, ’www.sporturkiye.com’ ve ’www.sporodulleri.com’ internet siteleri üzerinden oy verme işlemi yapabilecek.

    Organizasyon hakkında bilgi veren Tertip Komitesi Başkanı Spor Hukuku Uzmanı Avukat Tamer Kulaçoğlu, “Türkiye Spor Adamları Ödülleri olarak yapılan organizasyonun 15. yılında kadın sporcuları da dikkate alarak ’Türkiye Spor Ödülleri’ adı altında yapılmasına karar verildi. Kurucu Başkan Nedim Delibaş’ın büyük emeği sayesinde bu organizasyon kesintisiz 15 yıldır yapılıyor. Sporda azim ve başarının ödüllendirilmesini amaçlayan bu ankete oy vermek suretiyle katılmanın tüm sporseverler için bir fırsat olduğunu düşünüyoruz” dedi.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: “ Siz, Ermeni Soykırımı Oylaması Yapacak En Son Ülkesiniz”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan “Ey Almanya, bak yine söylüyorum; önce holokostun hesabını vereceksin. Namibya’da 100 bini aşkın Namibyalıyı nasıl yok ettiniz, nasıl öldürdünüz onun da hesabını vereceksin. Siz, Türkiye’ye veya Türklere parlamentosunda kalkıp da sözde Ermeni soykırımı oylaması yapacak, varsa belki de en son ülkesiniz” dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sebahattin Zaim Üniversitesi 2015- 2016 Akademik Yılı Mezuniyet Törenine katıldı. Üniversitenin Halkalı Kampüsünde gerçekleşen törende konuşan Erdoğan, “Mezun olan öğrencilerin tamamı artık hayatlarının yeni bir dönemini tamamlıyor, yeni ve zorlu bir kulvara ilk adımlarını atıyorlar. Bundan sonra hayatla mücadele adeta savaş başlıyor. Ailenizin ve içinde bulunduğunuz üniversite ortamının size sağladığı korunaklı ortamdan çıkarak hayatın gerçek yüzü ile karşılaşacaksınız” dedi.

    “ZARF GÜZEL AMA İÇİNDEKİLERİN ÇOK DAHA GÜZEL OLMASI LAZIM”

    “Sebahattin Zaim Hoca’mızın ismini taşımak bir üniversite için böyle bir okulun mezunları için hem büyük bir onur hem de ağır bir sorumluluktur” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle konuştu:

    “Hocaların hocası olan merhum Sebahattin Zaim yazdığı eserlerle yetiştirdiği eserlerle arkasında hayırla yad edilen güzel bir miras bıraktı. Zarf güzel ama zarfın içindekilerin çok daha güzel olması lazım. Oda sizde, onu siz halledeceksiniz. Sebahattin Zaim hocamız hem fikir adamı hem dava adamıydı. O, örneklerine bugün sıkça rastladığımız birileri gibi hiçbir zaman milletine tepeden bakmadı. 200’e yakın makalesi ve 20’nin üzerinde kitabıyla hocamız entelektüel hayatımızda çığır açan eserler verdi. Eğer bugün milletimizi 2023 hedefleri doğrultusunda seferber edebiliyorsak, ülkemize 2053 ve 2071 vizyonu çizebiliyorsak bunda hocamızın çabalının çalışmasının çok önemli katkısı vardır. Peygamber efendimiz aleyhissalatu vesselam bizlere öldükten sonra şu 3 insanın amel defterinin kapanmayacağını müjdeliyor; Bunlardan ilki sadaka-i cariyesi olan. İkincisi ilmi eserleri olanlardır. Üçüncüsü kendisine dua edecek salih evlat bırakanlardır. Tüm hayatını ilme vakıf hizmetine hasteden Sebahattin Zaim Hocamızın inşallah amel defteri kapanmadığına bu fakir inanıyor.”

    “UYGARLAŞMA, MODERNLEŞME GİBİ CİLALI KAVRAMLARIN HİÇ BİRİ YAPILAN KATLİAMLARI ÖRTMEYE YETMEZ”

    İnsanlar gibi devletlerde geride bıraktıkları ile anılırlar diyen Erdoğan, “Bazı devletler geride gıpta ile anılan miras bırakırken kimi de zulümle kanla gözyaşıyla dolu acı bir miras bırakmıştır. Bugün tarihe baktığımızda Selçuklu, Osmanlı, Endülüs, Babür sultanlığı gibi devletleri ilim, sanat ve siyaset hayatımıza yaptığı eşsiz katkılarla anıyoruz. Dünyayı dolaştığımızda tertemiz pak bir mirasla karşılaşıyoruz. Afrika’ya Asya’ya ve yan Balkan coğrafyasına yaptığımız ziyaretler sırasında sık sık şu manzaraya şahit oluyoruz. Aradan yüzyıllar geçmesine, kimi yönetimler tarafından izi silinmek için baskı yapılmasına rağmen Osmanlı denince halen yüreği yanıyor, gözleri parlıyor dillerinden güzel sözler dökülüyor. Bu insanların aklına katleden, sömüren, ezen değil; yaşatan imar ve ihya eden adaletle hükmeden bir medeniyet geliyor. Osmanlı budur. Afrika’nın neresine gidersek gidelim alnımız ak başımız dik gidiyoruz. Kıtada tüm yaşayanlar bizi muhabbetle özlemle bağrına basıyorlar. Çünkü kıtanın hiçbir ülkesinde sömürgecilik lekesi ile kirlenmemiş bir tarihe sahibiz. Bırakın sömürmeyi atalarımız bölge halklarına destek olmuşlar. Bugün bize insan hakları dersi vermeye kalkan ülkelerin hepsinin de kıtadaki tarihi kan, gözyaşı soykırım ve katliamla bezelidir. 16. yüzyılda kıtanın köleleştirilmesi 19 yüzyılda zirve yapmıştır. 1890’da Afrika topraklarının yüzde 90’ı bir elin parmaklarını geçemeyen Avrupa ülkelerinin işgali altındaydı. Uygarlık taşıma iddiasıyla kıtanın tüm kaynaklarını yıllarca sömürdüler yağmaladılar. Bunları yaparken çok ciddi soykırımlar yaptılar. Bugün batı dünyasındaki ihtişamın perdesini kaldırdığınızda altında milyonlarca Afrikalının dramı gözyaşı olduğunu göreceksiniz. Berlin’in, Paris’in, Brüksel’in şık kaldırımlarının altında Afrikalıların canı, kanı, emeği ve alın teri vardır. Bu dönemi aklamak için kullandıkları uygarlaşma, modernleşme gibi cilalı kavramların hiç biri yapılan katliamları örtmeye yetmez“ dedi.

    “SİZ, SÖZDE ERMENİ SOYKIRIMI OYLAMASI YAPACAK EN SON ÜLKESİNİZ”

    Almanya Parlamentosunda sözde ermeni soykırımını iddialarına ilişkin geçen yasa tasarısında tepki gösteren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ey Almanya, bak yine söylüyorum; önce holokostun hesabını vereceksin. Namibya’da 100 bini aşkın Namibyalıyı nasıl yok ettiniz, nasıl öldürdünüz onun da hesabını vereceksin. Siz, Türkiye’ye veya Türklere parlamentosunda kalkıp da sözde Ermeni soykırımı oylaması yapacak, varsa belki de en son ülkesiniz. Kaldı ki bizim tarihimizde bu noktada zaten bir derdimiz yok, bir sıkıntımız yok. Bizim tarihimiz, katliamlar tarihi değildir. Bizim tarihimiz, merhamet tarihidir, şefkat tarihidir. Aramızdaki fark budur” şeklinde konuştu.

    “AFRİKA’DA SÖMÜRGECİLİĞİN MODERN ŞEKİLDE DEVAM ETTİĞİNİ GÖRÜYORUZ”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan devamla şöyle konuştu:

    “Ruanda katliamının arkasında Fransa var. Fransa’da emniyetinin yaptıklarını ekranlardan izliyoruz. Ama açın Fransız televizyonlarını göremezsiniz. Günlerdir Fransa, Avrupa kaynıyor. Böylede bir dezenformasyon var. Gelişmeler endişe verici. Endişe duyuyorum. Gezi’de 12 ağacın sökülüp taşınmasından endişe duyanlar oluyordu. Avrupalı dost görünenler telefonla konuştuğumuzda ‘endişe duyuyoruz’ diyorlardı. Siz kızları erkekleri yerlerde süründürüyorsunuz, tekme tokat. Endişe duyuyoruz. Afrika’da sömürgeciliğin modern şekilde devam ettiğini görüyoruz. Afrika’nın paylaşılması konusunda 1884’te Berlin’de konferans toplanıyor, bugün aynı Berlin kendi tarihindeki bu kara lekeye aldırmadan ülkemizi Ermenilere karşı soykırım yapmakla itham eden Almanya parlamentosuna ev sahipliği yapıyor. Avrupalıların kendi tarihlerine bakmadan bizi asılsız iftiraların muhatabı yapmaları kara mizah örneğidir.”

    “ERMENİ DÜŞMANI OLSAK GELENLERİN HEPSİNİ ERMENİSTAN’A GERİ GÖNDERİRDİK”

    Türkiye’de yaklaşık 100 bin Ermeni bulunduğuna değinen Erdoğan, şöyle devam etti:

    “Bunun yarısı vatandaşımız, yarısı ise vatandaş değil. Aynen Suriye’den Irak’tan gelenleri nasıl misafir ettiysek Ermenistan’dan gelenleri biz aynen şu anda misafir olarak ülkemizde ağırlıyoruz. Bu kadar yaklaşımı müşfik olan Türkiye’ye karşı bu adamların yaklaşımının acaba affedilebilir bir yanı var mı? Biz çok daha farklı yaklaşabilirdik. Eğer biz Ermeni düşmanı bir ülke olsak, bu gelenlerin hepsini Ermenistan’a geri gönderirdik. Utanamadan sıkılmadan terbiyesizce güya Ermenilere ait kiliseleri yıkmışız diye konuşuyorlar. Elinize, dilinize dursun. Tam aksine, Ermeni vakfiyelerindeki kiliseleri kendilerine teslim ediyoruz. Varlıkları varsa kendilerine teslim ediyoruz. Arşivlerimizde milyonu aşmış belge var bunlar incelenmiştir. Eğer kendinize güveniyorsanız, onurunuz varsa, ilminiz varsa, çıkarın hukukçularınızı, tarihçilerinizi, arkeologlarınızı gönderin. Kimleri göndereceksiniz, hangi ülkeden gelecekse gelsin incelesinler, araştırsınlar. Orada eğer söylediğiniz gibi bir şey çıkıyorsa biz herkesle yüzleşmeye hazırız. Ama bunu yapamadılar. Çünkü bu bir cibilliyet meselesidir.”

    “BU MİLLET BUGÜNE KADAR ALNI ÖNE EĞİK DOLAŞMADI”

    Alman Meclisinin Ermeni iddialarına ilişkin kararını değerlendiren Erdoğan, şunları kaydetti: “Şimdi oradan çıkıyor bir ukala, bir şey hazırlıyor, Alman Parlamentosu’na sunuyor. Neymiş? Birileri de diyor ki, güya Türk… Ne Türk’ü be? Bunların kanlarının laboratuvar testinden geçmesi lazım. Onun kanının öyle olması, böyle olması bizi ilgilendirmiyor. Bunları bir üst akıl idare ediyor. Ama nasıl idare ediyor, bu önemli.

    Son zamanlar da bazıları Berlin’e gidiyorlar geliyorlar. Kimlerle neyi konuşuyorlar. Efendim parlamentodan bu karar çıktı ama; ‘bu bizim Türkiye ile münasebetimizi etkilemez diyorlar’. Sevsinler sizi nasıl etkilemez. Eğer, Tayyip Erdoğan karakteri nedir diye sorarsanız, zaten siz bana not verdiniz, onu dünya alem biliyor. Ben onun gereğini yapmaya devam edeceğim. Çünkü bu millet bugüne kadar alnı öne eğik dolaşmadı. Biz her zaman dik durduk dikleşmedik. Yine dik duracağız dikleşmeyeceğiz. Eğer siz yaptıklarınıza, insanlık dışı suçlarınıza ortak arıyorsanız, o ortak biz değiliz. O ortağı gidin başka yerde bulun. Bilimsel araştırmalar ve akademik çalışmalar değil, siyasetle, parlamentolar eliyle kirli emellerinizi gerçekleştirmeye çalışıyorsanız, bunu yapamazsınız. Bir kulaktan girer, öbür kulaktan çıkar. Yaptığınızın zaten uluslararası hukukta da en ufak bir kıymeti harbiyesi yok. Biz bu ülkelerin kendi cürümlerini hafifletmek için başvurdukları bu kurnazlıklara, bu ucuz numaralara asla boyun eğmeyeceğiz. Bizim abdestimizden şüphemiz yok ki namazımızdan şüphemiz olsun. Biz rahatız. Dedim ya, arşivler ortada. Amaç üzüm yemekse, meseleyi çözmekse, biz buradayız. Ancak bu konuyu her başınız sıkıştığında, Türkiye’ye dövmek için bir sopa olarak kullanacaksanız, kusura bakmayın, buna izin vermeyiz.”