Etiket: Otizmli

  • 40 otizmli gençten muhteşem konser

    Sanatın önündeki engelleri kaldırmak ve sosyal projeler ile dezavantajlı gençleri topluma kazandırmak amacıyla el ele veren Karşıyaka Belediyesi ve İzmir Otizm Derneği Orkestrası ve Korosu, 40 otizmli gencin sahne aldığı muhteşem bir konsere imza attı. Gecenin sunuculuğunu, Karşıyakalı ünlü oyuncu Yiğit Özşener yaptı.

    Bostanlı Suat Taşer Açıkhava Tiyatrosundaki etkinliğe yüzlerce Karşıyakalı katıldı. Sadece otizmlilerden oluşturulan, 40 kişi ile alanında dünyanın en büyük orkestrası olarak kabul edilen İZOT Orkestrası ve Korosu, Yeşilçam müziklerini seslendirdi. Geçtiğimiz haftalarda yaşamını yitiren Tarık Akan başta olmak üzere, Yeşilçam’ın unutulmaz isimleri de bu konser ile anıldı. Şarkıları ve sahne performanslarını Uzman Müzik Öğretmeni Şef Orçun Berrakçay hazırladı, 5 gönüllü eğitmen de eşlik etti.

    “Engelleri kaldırıyoruz”

    Renkli görüntülere sahne olan konser sonrasında otizmli gençler ayakta alkışlandı. Karşıyaka Belediye Başkanı Hüseyin Mutlu Akpınar, “Koroyu bugün olduğu gibi bundan sonra da destekleyeceğiz. Gençlerimizin mutluluğu için, önlerindeki engelleri kaldırmak bizim temel görevimiz” dedi.

    “Hedef dünyaya açılmak”

    İzmir Otizm Derneği Başkanı Ergin Güngör, “Konseri yapmaktaki amacımız çocuklarımızın müzik yardımı ile gelişimlerini tamamlamaktı. Umarım yakında bu konserlerimizi sadece Türkiye’de değil, dünya çapında da yaparız” diye konuştu.

  • (Özel Haber) Otizmli çocuklar evde oturmak istemiyor

    Türkiye’de 1 milyon 200 bin otizm hastası olduğu, 352 bin otizmli çocuktan ise ancak 29 bininin eğitim görebildiği öğrenildi.

    Aileler, çocuklarına iyi bir eğitim verildikten sonra iş imkanı sağlanmasını istiyor. Evde oturan otizmlilerin davranışlarının değiştiğini ve kilo problemiyle karşılaştığını söyleyen aileler, bu duruma çare bulunmasını istiyor. Otizmli vatandaşların sıkıntılarını dile getiren Anadolu Otizm Federasyonu Başkanı Şenay Şahin, “Sıkıntımız çok büyük. Otizmli çocukların eğitim alabileni çok az. Eğitim çağında 352 bin otizmli çocuğumuz var, bunlardan 29 bini ancak eğitim alabiliyor. Kaynaştırma problemleri yaşıyoruz, Ailelerimizin daha çok dışarıya çıkması, çocuklarının eğitim alması gerekiyor” dedi.

    Otizm eylem planının bir an önce devreye girmesini talep eden Şenay Şahin, “Özel eğitimin çok pahalı olması en büyük problemimiz. Özel eğitim almadan otizmlilerin hayata katılmaları mümkün değil. Çocuklarımızın özel eğitimi, ailelere maddi yük getirmeden devlet tarafından karşılanmalı. Kurumlarımızın bu işin farkına varması ve dikkate alması gerekiyor. Otizmli gençlerden eğitim görenler de iş bulamıyor. Eğitim ve istihdam meselesine acilen çare bulunmalı” diye konuştu.

  • Otizmli Atakan’ın Engelleri Aşan Başarısı

    Girdiği E-KPSS sınavından 78.5 puan alan otizmli Atakan Sarıtaş, Samsun Atakum İş Uygulama Merkezi Okulu’na hizmetli personel olarak atandı. Spora da merakı olan Atakan, ayrıca Antalya’da düzenlenen Özel Sporcular Türkiye Masa Tenisi Şampiyonası’nda masa tenisinde Türkiye ikincisi oldu.

    1.5 yaşında otizm tanısı konulan Atakan Sarıtaş, ailesinin de desteğiyle büyük başarılara imza attı. Babasının da beden eğitimi öğretmeni olmasından dolayı küçük yaşta spora yönlendirilen Atakan, başta masa tenisi olmak üzere birçok spor dalında başarılı oldu. Sarıtaş, bu yıl Antalya Manavgat’ta düzenlenen Özel Sporcular Türkiye Masa Tenisi Şampiyonası’nda masa tenisinde Türkiye ikincisi oldu. Sporla birlikte eğitim hayatına da devam eden Atakan Sarıtaş, girdiği e-KPSS’den 78.5 puan alarak Atakum İş Uygulama Merkezi Okulu’na hizmetli personel olarak atandı. Samsun Özel Sporcular Spor Kulübü sporcusu olan Sarıtaş, eğitimine ise Varyant Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi’nde devam ediyor. Sporu sevdiğini belirten Atakan, işten kazandığı paralarla ev almayı hayal ettiğini söyledi.

    MUSTAFA SARITAŞ: “ATAKAN, EĞİTİM VE SPORLA BU NOKTALARA KADAR GELDİ”

    Oğlu Atakan’a 1.5 yaşında otizm tanısı konulduğunu söyleyen baba Mustafa Sarıtaş, “Çok zor bir uğraş. Belki dünyanın en zor eğitilebilen rahatsızlıklarından biri de otizm. Bu noktada en büyük destekçi aileler, otizmi öğrenecek ki çocuğuna ulaşabilsin. Bunun yanında özel eğitim alması gerekiyor. Atakan için biz İstanbul’a gittik ve 4 yıl orada bir okulda eğitim aldı. Okulun verdiği kurslara gitti. Deneme sınavlarına girdi. Daha sonra girdiği e-KPSS’den 78.5 puan alarak ataması yapıldı. Şu anda Atakum İş Uygulama Okulu’nda hizmetli personel olarak çalışıyor. Bunun yanında Atakan’ın en büyük aktivitelerinden biri de spor. Bu çocukların sporla eğitilmesinin büyük önemi var. Ben de beden eğitimi öğretmeni olduğum için Atakan’ı masa tenisine başlattım. Daha sonrada bu noktaya geldi. Türkiye’de almadığı derece kalmadı. Atakan eğitim ve sporla bu noktalara kadar geldi. Okuma yazmasını annesi öğretti. Atakan’ın eğitimi hala devam ediyor çünkü otizmde eğitim bitmez. Ama çıtayı en üst noktalara nasıl taşıyabiliriz diye aile olarak seferber olduk. Atakan kendine göre masa tenisinin yanında iyi org çalabiliyor, iyi resim yapabiliyor, yüzebiliyor, voleybol-basketbol-futbol oynayabiliyor” dedi.

    TEMİZ: “SADECE SINIF İÇİ YAPILAN ETKİNLİKLER ÇOCUĞUN GELİŞİMİNE KATKIDA BULUNMAZ”

    Atakan’ın başarısının bir yılda olmadığını söyleyen Varyant Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi Müdürü Özlem Temiz, “Özel gereksinimli bireyle çalışmak sabır isteyen bir durum. Hemen bir ayda sonuç vermiyor. Atakan’ın ortaya çıkan başarısı 22 yılda bıkmadan, usanmadan verilmiş bir mücadelenin sonucu. Ailenin yılmadan, ona zaman ayırarak, eğitimin sürekli ve devamlı almasını sağlayarak, sporla bütünleşmesini sağladıklarından dolayı KPSS’den ilimizde devlete atanmış ilk otizmli birey diyebiliriz. Doğal olarak buradan şu sonucu çıkartıyoruz ki tüm aileler çocuklarını eğitim merkezleriyle birlikte spor kulüplerine yönlendirerek sporla rehabilite olmalarını sağlamalılar. Sadece sınıf içi yapılan etkinlikler çocuğun gelişimine katkıda bulunmaz. Onların farklı alanlara girerek sosyalleşmelerini sağlamak gerekir” diye konuştu.

  • Otizmli Çocukları Olan Ebeveynlerine Tavsiyeler

    Fatsa Özel Eğitim Uygulama Merkezi Müdürü Seniha Dolu, otizmli çocukların dil ve konuşma gelişiminde ebeveynlerin evde uygulayabilecekleri bazı pratik tekniklerin olduğunu söyledi.

    Kurumlarının 2011 yılında açıldığından itibaren okul öncesi çağındaki 3 öğrenci otizm tanısı raporlarla normale dönüştürüldüğünü belirten Fatsa Özel Eğitim Uygulama Merkezi Müdürü Seniha Dolu “Özel eğitimde 0-66 ay erken çocukluk eğitimine önem verilmektedir. Eğitimin temeli okul öncesi eğitim olup özel eğitimde de okul öncesi zorunludur. Kurumumuz 2 öğrencimizi normal okula yönlendirme yapmıştır. Öğrencilerimize Okullar Hayat Olsun Müzik Akademisi kapsamında org ve ritim dersleri verilmektedir. Öğrencilerin davranış problemlerini en aza indirmek için davranış değiştirme birimi oluşturulmuş olup olumsuz davranışları en aza indirilmeye çalışılmaktadır. Bir ayağımızda veli eğitimi olup aylık rehberlik servisi tarafından veli eğitimleri yapılmakta, okulumuzda her ay özel eğitim ile ilgili sinema günleri düzenlenmektedir. Artan otizm dikkat çekmek için ilçemiz ve ilimiz geleninde farkındalık etkinlikleri düzenliyoruz ve gerekli önlemlerin alınması için çalışmalar yapıyoruz. Öğrencilerimize sosyal çevreye uyum sağlamak için tiyatro , market gezisi, kurum gezileri yaptırıyoruz. yapılmaktadır. Konuşamayan öğrenciler için yoğun bir şekilde dil ve konuşma üzerine çalışmalar yapıyoruz” dedi.

    “TEKNİK YÖNTEMLER ÇOK ÖNEMLİ”

    Dolu şöyle devam etti: “Bir çocuğun yaşamındaki en önemli etken olan aile aynı zamanda çocuğun dil ve konuşma gelişiminde de birincil rol alır. Çocuklarına ihtiyaçları olan bu desteği sağlayabilmeleri için ailelerin hangi teknik ve yöntemleri kullanacaklarını bilmeleri gerekir. Otizmli çocukların dil ve konuşma gelişiminde ebeveynlerin evde uygulayabilecekleri bazı pratik tekniklerin olmaktadır. Otizmli çocuklarda dil ve konuşma terapisi salt dil ve konuşmanın ötesine geçmektedir ve iletişim kurmak için motivasyon oluşturma, jest ve mimikler, göz teması, sohbet başlatma ve sürdürme, sıra alma gibi becerileri de içermektedir. Sürecin başında aile ile beraber çocuğun iletişim basamağı belirlenip ona göre terapi hedefleri oluşturulur. Amaç yapılan çalışmalarla çocuğun bir sonraki iletişim basamağına geçmesi ve zamanla karşılıklı sohbet ve aktivitelerde aktif rol almaya başlamasıdır. Bunun için ailelerin otizmli çocuklarda dil ve konuşma gelişim süreçlerini çok iyi bilmesi gerekir. Hanen yöntemine göre bu gelişim evreleri 4’e ayrılır. Birinci basamak, çocuğa otizm teşhisinin konulduğu basamaktır. Bu evrede çocuğun henüz iletişim kurmak için motivasyonu yoktur, çünkü iletişim kurması gerektiğini ve iletişim kurarak çevresindekilerde davranış değişikliği oluşturabileceğini bilmez. Genellikle yalnız başına durmayı sever, çevredeki insanlardan çok nesnelerle ilgilenir. Bir şey istediğinde kendisi ulaşmaya çalışır. Örneğin dolaptaki Oyuncağa ulaşmak için zıplar, dışarı çıkmak istediğinde tek başına kapıya giderek açmaya çalışır. Hanen yöntemine göre ikinci basamağa geçen çocuk artık dilin bir şeyler istemek için kullanılabileceğini ve iletişim kurarak istediklerini elde edebileceğini fark etmiş demektir. Ancak genellikle kendisini sözcükler yerine jest ve mimiklerle ifade etme eğilimindedir. Dışarı çıkmak istediğinde annenin elini tutup kapıya götürebilir, bir oyuncağa ulaşmak istediğinde işaret ederek gösterebilir. Üçüncü basamakta ise artık çocuk dili sadece bir şey istemek için değil, ‘reddetme’ gibi başka amaçlar için de kullanabileceğini anlar. Örneğin annesi istemediği bir yiyeceği verdiğinde ‘hayır’ diyebilir, başını sağa sola sallayabilir. Bu evrede, jest ve mimiklere sözcükler eşlik eder. Çocuğun alıcı dili gelişmiştir, daha fazla sözcük ve ifadeyi anlayabilir. Ortak ilgi vardır, anneye bir şey göstermek istediğinde jest ve mimik kullanır, eliyle işaret eder. Evet ya da hayır sorularına cevap verebilir. Selam, bay bay gibi ifadeler kullanabilir.”

    “AİLELER PLANLI BİR ŞEKİLDE ÇOCUĞUN KENDİLERİYLE KONUŞMASI İÇİN SEBEPLER OLUŞTURMALIDIR”

    Otizmli çocukların dil ve konuşma gelişiminde iletişimsel olarak hedeflenen son basamakta ise çocuğun karşılıklı sohbet ettiğini ve çevredekilerle iletişim kurmaktan keyif aldığını vurgulayan Fatsa Özel Eğitim Uygulama Merkezi Müdürü Seniha Dolu, “Diğer çocuklarla oyun oynar. Geçmiş ve gelecek hakkında konuşur, duygularını ifade etmek için dil ve konuşma becerisini kullanır. Birçok şeyi anlar. İletişimi bir şey istemenin yanı sıra reddetme, itiraz etme, selamlaşma, dikkat çekme, soru sorma ve cevaplama için de kullanır. İletişim kurması için çocukta ihtiyaç oluşturulması gerekmektedir. Çocuk elini uzattığında yiyecek gelirse, annesine yaklaştığında hemen oyuna başlanırsa çocukta konuşma ihtiyacı oluşmaz. Aileler planlı bir şekilde çocuğun kendileriyle konuşması için sebepler oluşturmalıdır. Örneğin sevdiği bir yiyecek kavanoza konulabilir, bir parça verildikten sonra ağzı kapatılarak ortaya bırakılabilir. Böylece sizden işaretle ya da sözcükle istemesi sağlanabilir. Oyun oynarken yapboz parçalarının olduğu kutuyu kapamak, keyif aldığı bir oyunu oynarken birden durmak, yukarıya doğru hoplatırken durmak ve hoplat demesini beklemek gibi. Çocuğun alıcı dilini yani anlama becerisini geliştirmek de çok önemlidir. Bunun için kurulan cümleler kısa olmalı, yavaş, vurgulu şekilde söylenmeli ve jestlerle, mimiklerle desteklenmelidir. Ayrıca resim ve PECS gibi alternatif iletişim kullanımı dile hazırlık kısmında anlamanın gelişmesinde oldukça etkilidir ve çocukların duyduklarını somutlaştırmalarını sağlar. Konuşurken ebeveynler dili daha kolay hale getirmek amacıyla ekleri atmamalıdır yani ‘su açtım’ yerine ‘suyu açtım’ denilmelidir. Cümleler yapılan işle eş zamanlı söylenmelidir. Örneğin, yemek hazırlarken ‘yemeği koyuyorum’, şeker verirken ‘bu şeker’ gibi. Ailelerin beklentisinin çok önemli olduğunu söyleyebiliriz. İletişim sadece konuşarak kurulmaz. Konuşmanın ön aşamaları da vardır. Çocuğun konuşabilmesi için önce jest ve mimiklerle kendisini ifade edebilmesi, ardından belirli bir hedefe yönelik olarak ses üretmesi ve sonrasında sözcükleri üretmesi gerekir. Bütün bebeklerde önce sözsüz iletişim, ardından konuşma gelir. Bazen aileler sözsüz iletişimi görmez ve çocuğum sözcükleri kullanmıyor diye üzülür. Oysa ki çocuk sözsüz iletişim kurmadan konuşamaz, dil ve konuşma gelişimi belirli aşamalar içinde ilerler. Çocuğun iletişim kurmasını sağlamanın bir diğer yolu da şaşıracağı bir şey yaparak tepki vermesini beklemektir. Örneğin, yemek tabağına meyve suyu konulabilir ya da sevdiği oyuncak kitabın arkasına saklanabilir. Bu gibi durumlarda çocuğun iletişime geçmesi beklenir. Ayrıca, aileler çocuğun ilgisine yönelmelidir; çünkü ortak ilgi kurulmadan iletişim gerçekleşemez. Çocukla ortak ilgi kurmanın bir yolu, çocuğun yaptığını takip ederek, aynısını yapmak ve çocuğa bunu fark ettirmektir. Çocuğun ilgisini takip etmenin dört aşaması vardır; sırasıyla ilgisine odaklanılır, izlenir, taklit ederek ya da yaparak sürece dahil olunur ve ortak ilgi kurulunca yeni bir bilgi eklenir. Örneğin, çocuğunuz aralıklı olarak kaşığı yere vuruyorsa siz de başka bir kaşık alarak onunla birlikte vurabilir ve onun ilgisini çektikten sonra ‘vur’ diyerek, taklit etmesi sağlanmalıdır” şeklinde konuştu.

  • Otizmli Çocuklardan Resim Şenliği

    Bursa’da otizmli öğrenciler dev resimler çizdi.

    Nilüfer İbrahim Uyar İlköğretim Okulu’nda okuyan otizmli öğrenciler için resim şenliği düzenlendi. Otizmli öğrenciler, okul bahçesinde dev kağıtları gönüllerince resimler çizdi.

    Sınıf öğretmeni Halime Güler, “2E sınıfı olarak okulumuzda resim şenliği yapmak istedik. Toplum içerisinde herhangi bir farklılık gözetmeden otizmli çocuklarla bir mesaj verelim dedik. Okulumuzda toplam 3 öğrencimiz var. Otizmli öğrencilerimiz diğer öğrencilerimizle birlikte bu vesileyle keyifli saatler geçirdi” dedi.

    Otizmli çocukların topluma kazandırılması gerektiğini ifade eden özel eğitim öğretmeni Ülkü Ökdem Demir ise, “4 yıl önce bu okula tayin oldum. Daha önce otizmli öğrencilerimizin öğrenci ve öğretmenlerle iletişimi yoktu. 3 öğrencimize belli periyotlarla eğitim verdik. Bu uygulamayı Türkiye’de yapan tek okul olduğumuzu düşünüyorum” şeklinde konuştu.