Etiket: Osteoporoz

  • Osteoporoz hastalarına “güneş” tavsiyesi

    Ortapedi ve Travmatoloji Uzmanı Opr. Dr. Ali Kemal Yazıcı, osteoporoz(kemik erimesi) hastalarının D vitamini almak için güneşten bolca faydalanmaları gerektiğini söyledi.

    Samsun Büyük Anadolu Hastanesi Ortapedi ve Travmatoloji Uzmanı Opr. Dr. Ali Kemal Yazıcı, osteoporoz hastalığı ve tedavisi hakkında bilgi verdi. Osteoporozun halk arasındaki adıyla ’kemik erimesi’nin toplumda sıkça görülen bir hastalık olduğuna dikkat çeken Dr. Ali Kemal Yazıcı, “Osteoporoz sıkça karşılaştığımız bir hastalıktır. Kısaca kemik erimesi olarak bilinen bu hastalık zamanla kemik yapısını bozarak, D vitamini ile kalsiyum yetersizliğini de beraberinde getirir. Osteoporoz vücudumuzdaki kemiklerin sertliklerini azaltarak daha kolay kırılabilen bir hale sokar. Bu hastalık vücuttaki tüm kemikleri etkileyen sistematik bir hastalıktır. Özellikle kadınların maruz kaldığı bir hastalık türü olarak görünse de erkekleri de etkileyen önemli bir sağlık problemidir. Hastalığın en önemli belirtilerinden biri kırıklardır. Omurga üzerinde ortaya çıkan kırıklar sonucu; boy, kısalır, duruş bozukluğu ve kamburluk ortaya çıkar. Kamburlaşma sonucunda kemikler karın boşluğu ve göğüse baskı yapar. Bu nedenle zamanla hastanın vücut imajı da bozulmuş olur” dedi.

    Hastalıktan korunmak için bazı tavsiyelerde bulunan Dr. Yazıcı, “Kemik mineral yoğunluğunun korunması ve arttırılması gerekmektedir. Tedavide mutlaka, kemiğin yapı taşı olan kalsiyumun ve D vitamininin yer alması gerekmektedir. 30 yaşından önce kemik kültesinin mutlaka bu vitaminlerle arttırılması gerekir. Kemik kültesi ne kadar artarsa kırılma riski de o kadar azalır. Hasta D vitamini almak için bolca güneşten faydalanmalıdır. Bununla birlikte balık ve balık ürünleri tüketilmesi de önemli bir D vitamini kaynağıdır” diye konuştu.

  • “Aşırı alkol ve kafein tüketimi Osteoporoz riskini arttırıyor”

    Aşırı alkol ve kafein tüketiminin Osteoporoz riskini artırdığı belirtildi.

    Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Medicalpark Trabzon Yıldızlı Hastanesi Kadın Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Yard. Doç. Dr. Özgür Özdemir, Osteoporoz’un daha çok kadınların maruz kaldığı bir hastalık olarak bilinse de erkekleri de etkileyen önemli bir sağlık problemi olduğunu söyledi.

    “Osteoporoz, vücudumuzdaki kemiklerin mineral (kalsiyum) içeriğinin azalması sonucu sertliklerinin azalıp, kemiklerin zayıflaması ve süngerimsi hal alması ile kolayca kırılabilir duruma gelmesi olarak tanımlanır” diyen Özdemir “Osteoporoz, tüm iskeletimizi etkileyen sistematik bir hastalıktır. Osteoporoz ortalama yaşam süresinin uzaması ile günümüz de en sık görülen hastalıklardan biri haline geldi. Osteoporoz, daha çok kadınların maruz kaldığı bir hastalık olarak bilinse de erkekleri de etkileyen önemli bir sağlık problemidir. Kemikler, yapım ve yıkım faaliyetleri ile sürekli kendini yenileyen dokulardır. Yaş ilerledikçe kemik yıkımı kemik yapımından daha fazla olur ve kemik kütlesi azalır. Kadınlarda östrojen hormonu kemik yıkımını önlemektedir. Menopoz ile birlikte bu hormon azaldığından kemik yıkımı artar ve böylece menopoz sonrası kemik kitlesi azalır” dedi.

    “Güneş ışınlarına yeteri kadar maruz kalamama kemik kitlesinde azalmaya neden olur”

    Yeterli kalsiyum alamama ve güneş ışınlarına yeteri kadar maruz kalamamanın kemik kitlesinde azalmaya neden olacağını kaydeden Özdemir, “Çocuk ve genç erişkinlerde ise yeterli kalsiyum alamama ve güneş ışınlarına yeteri kadar maruz kalamama kemik kitlesinde azalmaya neden olur. Ayrıca yaşla birlikte kemik kalitesi de bozulur. Yaş ilerledikçe kemik kalitesinin bozulması ne olursa olsun kırık riskini artırmaktadır. Aşırı alkol ve kafein tüketimi kortikosteroidli ilaç kullanımı, tiroid tedavisi için uzun süreli ilaç kullanımı osteoporoz riskini artırmaktadır. Erken menapoz ya da cerrahi olarak gelişen erken yaşta menapoz da Osteoporoz açısından hastanın yakın incelenmesi gerekmektedir. Osteoporoz kemiklerin kolay kırılabilir hale gelmesine yol açar. Özellikle kalça ve omurların kolaylıkla kırılmasına neden olur. Ayrıca boyun kısalmasına kamburlaşmaya, sırt ağrılarına neden olur. Kadınların menopoz yaşı olarak kabul edilen 45-50 yaşlarında mutlaka 1 kez kemik yoğunluğu ölçümü yaptırması gereklidir. Risk faktörleri değerlendirildikten sonra bu ölçümlerin ne sıklıkta tekrarlanacağına karar verilir.

    Genellikle tercih 1 yıldan yana olsa da 2 yılda bir tekrarlamakta oldukça yaygındır. Aslında ilk yıl ve daha sonraki yıllarda elde edilen sonuçlar kaç yılda bir tekrarlanması gerektiğini ortaya koyar” diye konuştu.

    Osteoporoz tedavisinde amacın “Kırıkların önlenmesi, kemik mineral yoğunluğunun korunması ve hatta artırılması, kırığa ve duruş bozukluğuna bağlı şikayetlerle mücadele ve günlük aktivitelerin maksimuma çıkarılarak düzenli spor yaparak yaşam kalitesinin arttırılması olmalıdır” vurgusu yapan Özdemir “Osteoporoz tedavisinde geçmiş yıllarda ilk olarak hormon tedavisi düşünülse de artık bunun yerine bifosfonatlar, SERM’ler, kalsitonin, parat hormon tercih edilmektedir. Tedavide mutlaka kemiğin yapı taşı olan kalsiyumun ve kalsiyumun emilimini arttırmak için D vitamininin yer alması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

  • Osteoporoz Çocuklarıda Vuruyor

    Uzman Diyetisyen Aslıhan Küçük, osteoporoz yaşlıların ve özellikle menapoz sonrası kadınların sorunu olarak bilinirken, son yıllarda çocukluk çağı ve adolesanların da kemik sağlığında giderek artan önemli bir endişe konusu haline geldiğini belirtti.

    Medicalpark Gebze Hastanesinden Uzman Diyetisyen Aslıhan Küçük, osteoporozu önlemek veya yavaşlatmak için sağlıklı beslenme ve yaşam kriterlerini tercih etmek gerektiğini kaydederek şu önerilerde bulundu:

    “Güçlü Kemik İçin Kalsiyum Şart: Kalsiyum tüketimi çocuklukta kemik üretimi, erişkinlikte kemik kütlesinin stabilizasyonu için gereklidir. Düşük kemik kütlesi ile kalsiyum arasında saptanan ilişki nedeniyle günümüzde önerilen günlük kalsiyum alımı; 3-8 yaş için 800 mg, 9-17 yaşları arası için de 1300 mg’dır. Kalsiyum kaynaklarımız ise süt ürünleri (süt, yoğurt, peynir), yeşil sebzeler, konserve balık (fileto olanlar dışında), kuruyemiş ve fortifiye edilmiş besinler (meyve suları, tahıllar, mısır gevreği vb.)’dir. Günlük kalsiyum ihtiyacını karşılamak için tüketilmesi gereken süt miktarı 3-8 yaş için 3 porsiyon; 9- 17 yaş için 4 porsiyon yeterli olacaktır. (1 Porsiyon= 1 büyük su bardağı süt veya yoğurt; 1 Porsiyon= 30-40 gr peynir). Kemik Yoğunluğunu Arttırın: İyi bir potasyum ve magnezyum kaynağı olan sebze ve meyvelerin tüketiminin kemik mineral yoğunluğunu koruyucu etkisi vardır. Badem, fındık, fıstık gibi sert kabuklu meyveler, kuru baklagiller yeşil yapraklı sebzeler ve tahıllar magnezyumun zengin kaynaklarındal olduğunu unutmayın. Aneroksiya Nervoza Osteoporozu Tetikliyor! Genellikle genç kızlarda görülen aneroksiya nervoza, kalori alımında azalma, kilo kaybı, amenore ve davranış değişikliğini içerir. Kilo almamak için diyet yapma ile başlayan bu hastalık iştah azalması, yemek yemekten kaçınma ile devam eder. Bu besin alımı bozuklukları kemik mineral yoğunluğunu etkilemekte dolayısıylada osteoporozu tetiklemektedir. Egzersizi ihmal etmeyin! Çocukluk ve adölesan dönemindeki iskelet gelişimi, hayatın ileri dönemindeki kemik sağlığını etkiler. Çalışmalarda, fiziksel olarak aktif çocuklarda kemik kitle artışının daha fazla

    olduğu belirtilmiştir. Yer reaksiyon kuvvetini arttıran jimnastik ve bale gibi sporlardaki kemik kitle artışı, ağırlık destekli veya düşük etkili kuvvetlerin yaptığından daha fazladır. Yüksek etkili zıplama programı, olağan aktivitelerden daha fazla kemik yoğunluğu artışına neden olur. Besin Çeşitliliğini Sağlayın: Osteoporuzun önlenmesinde, dengeli beslenmenin önemi açıktır. Dört besin grubundaki besinler “süt ve süt ürünleri”; “et -yumurta – kurubaklagiller” “taze sebze ve meyveler”; “ekmek ve tahıl grubu” birlikte aynı öğünde çocukların gereksinmesine uygun miktarlarda tüketilmeli ve her defasında grup içerisinden farklı besinler seçilerek, besin çeşitliliği sağlanmalıdır. Özellikle fast food ile beslenme içerdiği aşırı miktardaki fosfor nedeniyle osteoporoz riskini arttırdığını unutmayın! 2 yaş ve üzerindeki çocuklarda yağ (özellikle doymuş yağlar) ve kolesterol alımı kısıtlanmalı, yaşlarına uygun kaloride beslenme programı hazırlanmalı ve lif içeren (meyve, sebze ve tahıl) gıdaları almaları temin edilmelidir.”