Etiket: Osmanlı’dan

  • Yeşilyurt’ta Osmanlı’dan kalma Ramazan gelenekleri yaşatılıyor

    Yeşilyurt Belediye Başkanı Mehmet Çınar, Selçuklu ve Osmanlı İmparatorluğu döneminden beri Ramazan akşamlarında devam eden sebil geleneğinin bir parçası olan Osmanlı Şerbeti ile lokma tatlısı ikramının her gün farklı camilerde devam ettiğini söyledi.

    Yeşilyurt Belediyesi, Ramazan ayı boyunca her gün farklı bir camide vatandaşlara sebil geleneğinin bir parçası olan lokma tatlısı ile şerbet ikramında bulunmaya devam ediyor.

    Hacı Mustafa Sarıhan Camideki lokma tatlısı dağıtımına katılarak vatandaşlarla sohbet eden Yeşilyurt Belediye Başkanı Mehmet Çınar, Selçuklu ve Osmanlı İmparatorluğu döneminde Ramazan akşamlarında vatandaşlara yapılan ikramlar anlamına gelen ‘sebil gelenek” kültürünü günümüze taşımaya devam ettiklerini söyledi.

    Kadim medeniyet kültüründeki temel esasları yaşatmanın yerel yönetimlerin görevleri arasında yer aldığını hatırlatan Başkan Çınar, “Geçmiş ile aramızdaki köprüleri sağlamlaştırmak, kadim medeniyet olgusunu muhafaza etmek, kültürel geçmişimizi yaşatmak bizim öncelikli görevlerimiz arasındadır. Örf, adet ve geleneklerimizin Yeşilyurt İlçemizin tüm yaşam alanlarında yaşatılmasına önem veriyoruz. İslam medeniyeti ile kültürel değerlerimiz arasında yer alan ‘sebil gelenek” anlayışını günümüze taşıyarak hemşerilerimize çeşitli ikramlarda bulunuyoruz. Selçuklu ve Osmanlılarda, kendi kültürümüzde de çarşı meydanlarında veya camilerin külliyelerinde ya da herhangi bir müştemilatında insanlara Ramazan gecelerine özel sunulan tatlılar ve şerbetler bulunuyor. Bizlerde bu geleneği devam ettirip gelecek nesillere aktarmaya gayret ediyoruz. Bu kapsamda; her akşam farklı bir camii de vatandaşlarımıza lokma tatlısı ve şerbet ikramında bulunuyoruz. Yaklaşık 700 yıllık tarihi geçmişi olan bir geleneğin günümüzde yaşatılması insanlarımız arasında memnuniyetle karşılanıyor. Rabbim birliğimizi ve beraberliğimizi bozmasın. Ramazan ayını böyle güzel, mutlu ve huzurlu şekilde idrak etmeyi cümlemize nasip etsin” şeklinde konuştu.

    Yeşilyurt son dönemde hızlı geliştiğini vurgulayan vatandaşlar çalışmalardan ve hizmetlerden dolayı Yeşilyurt Belediye Başkanı Mehmet Çınar’a teşekkür etti.

  • ’Osmanlı’dan günümüze darbeler’ Bursa’da tartışıldı

    Yıldırım Belediyesi tarafından düzenlenen programda darbeler tartışıldı.

    Yıldırım Belediyesi, 1980 darbesi ve 1982 anayasasının konuşulduğu ’Osmanlı’dan günümüze darbeler’ programında Prof. Dr. Süleyman Seyfi Öğün, Prof. Dr. Ebubekir Sofuoğlu ve yazar Yavuz Bahadıroğlu’nu ilçe sakinleriyle buluşturdu. Barış Manço Kültür Merkezi’ndeki programda konuşan Yavuz Bahadıroğlu, 1980 darbesini çarpıcı örneklerle anlattı. Ülkede sağ-sol çatışmasının çıkartıldığını aktaran Bahadıroğlu, “Osmanlı’dan itibaren bu topraklarda dış güçler tarafından sürekli bir çatışma ortamı oluşturuldu. 1980 öncesi gereken ortam sağ ve sol görüşler arasında çok kan akıtılarak sağlandı ve darbe çok kolay bir şekilde gerçekleştirildi” dedi.

    Prof Dr. Süleyman Seyfi Öğün ise 1980 darbesi öncesinde her gün sokaklarda ölümlerin olduğunu belirterek, “Ülke o günlerde öyle bir kaos içerisindeydi ki darbe olduğunda hiç kimse tepki gösterme refleksi gösteremedi. Ordunun bozulan asayişi düzeltmesi halk tarafından olumlu karşılandı. O günlerde halk darbeye alıştırılarak ne yazık ki olumsuz sonuçların doğmasına izin verilmiş oldu” diye konuştu.

    Prof. Dr. Ebubekir Sofuoğlu da 1980 darbesinin ve 1982 anayasasının sıkıntılarını bütün ülkenin uzun yıllar çektiğini ifade ederek, “Dış mihraklar, Osmanlı’nın ardından Türkiye Cumhuriyeti’nin gelişmesini, güçlenmesini ve dünyada söz sahibi olan bir ülke haline gelmesini önlemek adına darbeleri desteklediler. 1980 darbesi başarılı oldu, ama 15 Temmuz’da yaşanan kalkışma hareketi milletin iradesiyle engellendi” dedi.

  • Çocuklarımıza Osmanlı’dan kalan miras: Zıbın

    Osmanlı Saray Kumaşları Uzmanı aynı zamanda Nişantaşı Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi Tekstil ve Moda Bölümü Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hülya Tezcan, “Osmanlı döneminde çocukların bugün de kullandığımız pamuklu zıbınları vardı” dedi.

    Nişantaşı Üniversitesi, CNR Expo Center’da düzenlenen 32’inci Uluslararası İstanbul Anne Bebek Çocuk Ürünleri Fuarı CBME Türkiye’ye 20 eserden oluşan “Osmanlı Saray Çocuk Giysileri” sergisi ile katıldı. 0-16 yaş arası ihtiyaç duyulan tüm ürünlerin aynı çatı altında buluştuğu fuarda Nişantaşı Üniversitesi katılımcıları, Osmanlı Dönemi’ne götürdü.

    Nişantaşı Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gülseren Yücel, “Fakülte olarak biz bu fuara ’Osmanlı Saray Çocukları Giyisileri’ konsepti ile katıldık. Bu sergiyi Tekstil ve Moda Tasarımı Bölümü hocalarımız ve öğrencilerimiz birlikte hazırladılar. Fakültemizde geleceğin yeni tasarımcılarını yetiştiriyoruz. Onlar ürünlerini sergiledikleri zaman çok mutlu oluyoruz. Düşünüyorlar, tasarlıyorlar, üretiyorlar ve şimdi de burada paylaşıyorlar. Her zaman öğrencilerimizin destekçileriyiz. Bizler eğitimciler olarak tasarım dünyasının önemli bir parçasıyız; çünkü geleceğin tasarımcılarını biz yetiştiriyoruz” diye konuştu.

    Osmanlı döneminde çocuklar nasıl giyiniyordu?

    Prof. Dr. Hülya Tezcan, Osmanlı döneminde çocukların nasıl giyindiğini anlattı. Osmanlı döneminde çocukların anneleri ve babaları gibi giyindiğini belirten Tezcan, “Çocukların altında şalvar, üstünde gömlek, onun üstünde de bir üst kaftanı bulunuyordu. Giyisileri, anne ve babalarının giydiği giysilerin küçük ölçeklisiydi ve terzilikleri çok basitti. Örneğin kol oyuntusu diye bir şey yoktu. Bir tane arkada, iki tane de önde olmak üzere üç parçadan oluşuyordu. Bu parçalar kollardan oyultusuz olarak bedene dikiliyordu. Ayrıca bu giysilerin takma kollukları da vardı. Mesela daha resmi olmak istendiği zaman ve yahut kışın bu takma kolluklar omuzdan tutturularak yerlerine yerleştiriliyordu. Bir de cep gibi kullanılabilen kemerleri vardı. Çocukların süs hançerleri, anahtar torbaları bu kemerlere takılıyordu” dedi.

    “Daha küçük çocuklarda ’çakşır’ dediğimiz bir giyim tarzı vardı” diyen Tezcan “Onun da ayaklarına deriden pabuçlar ekleniyordu. Malum çocuklar küçükken ayaklarında ayakkabı vs. tutmak istemezler ama bunu çıkartamıyorlardı. Dışarı çıkarkende üstüne terlik gibi pabuç dediğimiz bir şey giyiyorlardı. Bugün ’mest’ diyebileceğimiz bir kıyafeti o dönem evlerinin içine taşımışlar” şeklinde konuştu.

    Çocukların altını değiştirmek için bu yöntemi kullanmışlar

    O dönem çocukların baş giyimlerine çok önem verdiklerini de söyleyen Tezcan, konuşmasına şöyle devam etti:

    “Kız ve erkek çocukları bir saygı işareti olarak başları hiç açık gezmezlerdi. Uyurken bile ’iyi uykular’ anlamında üzerinde motifler taşıyan başlıklar giyerlerdi. Kışın, bugün de kullandığımız pamuklu zıbınları vardı. Bugünkü mermerşahilerin içine bir kat pamuk döşedikten sonra kapitone edip onu giyiyorlardı. İşte bu gelenek bugüne kadar devam etmiş, hala onu kullanıyoruz. Bu konuda çok ilginç bir tespitim var: Mesela 1-2 yaş arası çocukların altını değiştirmek için içliklerinin ağlarını açık yapmışlar. Böylece çocukların temizliği şalvarı çıkartılmadan yapılabilmiş.”

    Osmanlı döneminde çocukların giydiği bu kıyafetleri modernize ederek sergiye uyarladıklarını kaydeden Tezcan, “Özellikle çantalar bugün çocuklarımızın hala kullanabileceği; içine kalemlerini, silgilerini koyabilecekleri şekilde tasarlandı. Bir diğer önemli çalışmalarımızdan bir tanesi de tılsımlı gömlekler. O dönemde halk arasında tılsımlı gömleklerin insanları nazardan ve hastalıklardan koruduğuna inanılıyordu. Biz bunlardan bir tanesini baskı tekniğini uygulayarak bir kaftanın içine koyduk ve burada sergiliyoruz” diye konuştu.

    “Büyük bir imparatorluk üzerine kurulan bir ülkemiz var”

    Nişantaşı Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi Tekstil ve Moda Tasarım Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Çiğdem Koçak ise, “Büyük bir imparatorluk üzerine kurulan bir ülkemiz var. Dolayısıyla bizi gerçekten onurlandıracak bir geçmişimiz var. Bu nedenle bizde şehzade giysilerini özellikle yapmak istedik” dedi.

    Öğrencilere staj, yarı zamanlı iş imkanları olabilmesi açısından bu tarz projeleri önemsediklerini belirten Koçak, fuara hazırlanma sürecinde kendilerine destek olan herkese teşekkür etti.

    CBME Türkiye iş birliğinde düzenlenen “Modada Sanat ve Estetik Olgusu” panelinde ise Nişantaşı Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gülseren Yücel, Nişantaşı Üniversitesi Tekstil ve Moda Tasarım Fakültesi öğretim görevlileri Yrd. Doç. Dr. S. Nursen Geyik Değerli, Yrd. Doç. Dr. Çiğdem Koçak, Yelda Karataş ve Ozanhan Kayaoğlu konuşmacı olarak yer aldı.

  • ’Osmanlı’dan günümüze darbeler’ tartışıldı

    Yıldırım Belediyesi, ’Osmanlı’dan Günümüze Darbeler’ programında tarihçi Talha Uğurluel’i ağırladı.

    Barış Manço Kültür Merkezi’nde gerçekleşen programda konuşan Talha Uğurluel, Genç Osman, III. Selim ve Kabakçı isyanlarının sebep ve sonuçlarını anlattı. İzleyicilerin arasında yer alan Diriliş Postası’nın Genel Yayın Yönetmeni Erem Şentürk de sahneye çıkarak konuklara darbe girişimleri ve 15 Temmuz akşamı yaşananlar hakkında duygularını ifade etti. İlçe sakinleri ve Uludağ Üniversitesi öğrencilerinin ilgi gösterdiği programın sonunda Bekir Develi ve Talha Uğurluel, başta Yıldırım Belediye Başkanı İsmail Hakkı Edebali olmak üzere bu faaliyetin gerçekleştirilmesinde emeği geçenlere teşekkür etti. Talha Uğurluel, gecenin sonunda kitaplarını imzaladı. Osmanlı’dan Günümüze Darbeler programının 12 Kasım 2016 tarihinde yapılacak ikinci oturumuna ise yazar Yavuz Bahadıroğlu konuşmacı olarak iştirak edecek.

  • Osmanlı’dan Uzakta Bir Hilafet Savunucusu: Hindistan Hilafet Hareketi

    Güney Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (GASAM) tarafından düzenlenen “Hindistan Hilafet Hareketi-Türkiye-Güney Asya İlişkileri” panelinde Osmanlı’nın dağılma sürecinde hilafetin devamlılığını savunan Hindistan Hilafet Hareketi’nin dinamikleri ele alınacak.

    Osmanlı’dan 5 bin kilometre uzaklıkta bir Müslüman topluluğun hilafete inancının ve İngiltere’ye karşı giriştikleri mücadelenin hikayesi, 14 Mayıs Cumartesi saat 14.00’te Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Haliç Yerleşkesi konferans salonunda konuşulacak.

    AK Parti Milletvekili Dr. Zehra Taşkesenlioğlu, Başbakan Başdanışmanı Dr. Ömer Korkmaz, İstanbul Üniversitesi Öğr. Üye. Zekai Kardaş ve Dr. Yunus El Nedvi’nin konuşmacı olduğu panelde sosyal, kültürel ve ekonomik bağlar kapsamında Türkiye’nin Güney Asya ülkeleriyle mevcut durumu değerlendirilip, ikili ilişkilerin arttırılması için öneriler ortaya koyulacak. Hindistan Hilafet Hareketi’ne ait fotoğrafların yer aldığı bir sergi de panel kapsamında görülebilecek.