Etiket: OSMANLI

  • Çankırı Teşkilatı, Osmanlı Ocakları’ndan İstifa Etti

    Osmanlı Ocakları Çankırı Temsilciliği bağlı bulunduğu Osmanlı Ocakları’ndan istifa etti.

    İl Başkanı Emre Cebeci yaptığı açıklama ile tüm teşkilatı ile birlikte Osmanlı Ocakları’ndan istifa ettiğini duyurdu.

    Yazılı bir açıklama yapan Emre Cebeci, “Türk Milletinin menfaatlerini her şeyin üzerinde tutan ocağımız, misyonu gereğince bu zamana kadar gençlerimiz için birçok faydalı çalışmalar yürüttü. Misyonu ve görevleri belli olan Osmanlı Ocakları Genel Merkezi, hem çalışmalarımızın hem de bizim hayata bakış açımızın çok gerisinde kaldı. Aynı zamanda ulusal ve yerel basında çıkan Osmanlı Ocakları ile ilgili haberler hedeflerimizin ve ideallerimizle uyuşmamaktadır. İnşallah ismimizi değiştirerek hizmetimize ve çalışmalarımıza devam edeceğiz. Bundan dolayı Osmanlı Ocakları ile organik yada inorganik tüm bağımızı kopartıyoruz” dedi.

    Cebeci, kurum çalışmalarının önümüzdeki günlerde artarak devam edeceğini bildirdi.

  • Osmanlı Saraylarına Yolculuk

    Antalya Büyükşehir Belediyesi Uluslararası Piyano Festivali, üçüncü gününde müzikseverleri Osmanlı saraylarına doğru yolculuğa çıkardı.

    16. Uluslararası Antalya Piyano Festivali, her gün klasik müziğin önemli isimleriyle müzik şöleni yaşatmaya devam ediyor. Büyükşehir Belediyesi’nin en önemli kültür etkinliklerinden olan festival, üçüncü gününde müzikseverleri, orkestra şefi, besteci ve müzik tarihçisi Emre Aracı şefliğinde 19. Yüzyıl Osmanlı saraylarına doğru yolculuğa çıkardı. Aracı, saray arşivleri ile özel koleksiyonlardan ortaya çıkarttığı ve orkestrasyonunu hazırladığı bu kaybolmuş dönem repertuar ile Türk müzik tarihine yepyeni bir boyut kazandırmanın ötesinde, Avrupa müziğinin İstanbul’da ne derece benimsendiğini de gözler önüne serdi.

    Aracı’nın orkestrasyonları ve açıklamalarla sunduğu bu özel konserde, aralarında Sultan Abdülaziz ve V. Murad gibi iki padişahın bulunduğu, Fehime Sultan ve Şehzade Burhaneddin Efendi gibi Osmanlı hanedan üyelerinin bestelediği Viyana tarzı vals, polka ve marş türü eserler, tarihin unutulmuş tozlu raflarından günümüze ulaştı.

  • Osmanlı Devleti’nin Kuruluş Süreci Ele Alındı

    Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi tarafından her hafta düzenlenen Tarih ve Kültür Sohbetleri’nin bu haftaki konusunda “Osmanlı Devleti’nin Kuruluş Süreci” ele alındı.

    Düzenlenen sohbetin konukları Gazi Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Altan Çetin ve aynı fakültenin öğretim üyesi Doç. Dr. Galip Çağ oldu. Her iki akademisyen de Osmanlı Devleti’nin kuruluş sürecini ünlü düşünür ve tarihçi İbn Haldun’un bakış açısıyla değerlendirdi.

    Doç. Dr. Galip Çağ, konuşmasında, Türkiye’de Osmanlı Tarihçiliğinin bayrağını taşıyan çok değerli hocaların olduğunu ancak Osmanlı kuruluş devri vakalarının kaynak yetersizliği ve o devrin terminolojisinin bugüne aktarılamaması nedeniyle yeteri kadar araştırılmadığı gerçeğine dikkat çekti. Doç. Dr. Çağ, “Osmanlı tarihinde 180 yıllık bir devre dair eser olmadığı gibi bir kavram problemi de ortaya çıkıyor” dedi.

    “İBN HALDUN’UN TEORİLERİ 1’inci MURAT DÖNEMİNDE DOĞRULANMIŞTIR”

    Prof. Dr. Altan Çetin ise, ünlü düşünür İbn Haldun’un felsefesinin Osmanlı Devleti’nin kuruluş süreciyle birebir örtüştüğünü söyledi. Çetin, “İbn Haldun devletin ilk önce akraba yani kan bağıyla kurulduğunu ancak daha sonra hanedanın yakınındaki akrabalarını uzaklaştırmaya başladığını söylüyor. Yani kan asabiyyesinden başka bir asabiyyeye geçmeye başladığını, devşirmeler edinmeye başladığını söylüyor. 1’inci Murat döneminde de birdenbire devşirme, kapıkulu, tımar sisteminin ortaya çıkması tesadüf olamaz” şeklinde konuştu.

    “ÜRKLER ÖNCE İSLAMİYETİ KABUL EDEREK ARDINDAN DA CUMHURİYETİ KURARAK MODERNLEŞTİLER”

    Prof. Dr. Çetin ayrıca, Türkiye Cumhuriyeti modernleşme tarihine yönelik tespitlerde de bulundu. Türk halkının modern dönemde bir tercihte bulunarak saltanatı kaldırdığını ve Cumhuriyeti kurduğunu belirten Çetin, bu zamana ulaşan bin yıllık bir medeniyetin var olduğunu söyledi. Çetin, “Türkistan’dan buraya doğru akan bir insan, tarih, medeniyet var ve bu inanılmaz bir uyum gücü taşıyan Türklerin başarısıdır. Türkler Ortadoğu’da iki kez modernleştiler. Birincisi İslamiyet’i kabul ederek ikincisi de Cumhuriyeti kurarak. Günümüzde yaşanan terör olayları ve IŞİD sorununa da değinen Çetin, İŞİD’in çağa ayak uydurmuş bir suç örgütü olduğunu söyledi. Çetin, “İŞİD küreselleşmiş bir terör fenomenidir. İnternet kullanan, emirler veren ve eylemler yaptıran bir terör örgütü. Yani, postmodern çağda küreselleşen çağda küreselleşen suçtur” ifadelerini kullandı.

    Tarih ve Kültür Sohbetleri’nin bu hafta, Bilecik Valisi Ahmet Hamdi Nayir, 2. Jandarma Eğitim Tugay Komutanı Tuğgeneral Halis Zafer Koç, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Azmi Özcan, vali yardımcıları, dekanlar ve öğrenciler katıldı.

    Konferansın sonunda katılımcılara hediyelerini Bilecik Valisi Ahmet Hamdi Nayir sundu.

  • (Özel Haber) Osmanlı Dönemi Yemeklerini Kitaplaştırdı

    Anadolu Üniversitesi Turizm Fakültesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Öğretim Üyesi Osman Güldemir, 2007 yılında başladığı ve içerisinde Osmanlı dönemi yemeklerinin tariflerinin olduğu ’Bir Osmanlı Yemek Yazması-Kitabüt Tabbahin’ isimli iki ciltten oluşan kitabı yayımladı.

    Osmanlı dönemi, tarihimiz gibi mutfağımızın da en önemli ve muhteşem zaman dilimlerinden birini yansıtır. Kültürün önemli dallarından kabul edilen mutfakla ilgili kaynak yetersizliği, Osmanlı dönemi için de geçerlidir. Ülkedeki arşiv temelli mutfak kültürü çalışmalarının eksikliğini gidermek için yola koyulan Öğretim Üyesi Osman Güldemir, Milli Kütüphane’de bulunan ve Muhammed Kamil’in Osmanlı Türkçesi ile kaleme aldığı Kitabüt Tabbahin isimli yazma eserini, transkript ederek, tarifleri günümüze uyarladı. Orjinal metnin hangi tarihte kaleme alındığı bilinmezken, Kitabüt Tabbahin’i, Melceüt Tabbahin yani ’Aşçıların Sığınağı’ anlamında olan kitapla kıyaslayan Güldemir, tariflerin bire bir örtüştüğünü ve birbirine çok benzediğini tespit etti. İki ciltten oluşan ’Bir Osmanlı Yemek Yazması Kitabüt Tabbahin’ kitabında, orijinal metinin kopyasının yanı sıra bire bir harf karşılıklarını ifade eden transkripsiyon materyalleri de bulunuyor. İki ciltten oluşan eserin ilk kitabında 74 yemek ve içeceğin özgün metinleriyle beraber sadeleştirilmiş tarifleri ve besin değerlerinin yanı sıra sözlükçe ile değişim tabloları yer alıyor. İkinci kitapta ise Kitabüt Tabbahin’in sınıflandırılması, günümüz alfabesine transkripsiyonu ve kitabın tıpkı basımı bulunuyor.

    “BU ÇALIŞMA MATERYAL YETERSİZLİĞİNİ GİDERMEK İÇİN YAPILDI”

    Kitabüt Tabbahin’in çıkış aşamasından bahseden Anadolu Üniversitesi Turizm Fakültesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Öğretim Üyesi Osman Güldemir, ülkemizde mutfak kültürüne dair çalışmaların yetersiz olduğunu söyledi. Bu çalışmanın da derslerdeki kaynakların yeterli sayıda olmamasından dolayı yaptıklarını bildiren Güldemir, “Ülkemizde liselerden lisansüstü eğitim seviyesine kadar gastronomi alanında eğitimler verilmekte. Bu bölümlerde verilen Türk ve Osmanlı Mutfağı derslerinde kullanılacak materyal yetersizliği var. Yurtdışında da Türk mutfağını, tanıtmak için kullanabileceğimiz yeterli düzeyde ve içerikte kitaplar, çalışmalar bulunmamakta. Bu çalışmayı bizler bu eksikliği, bu noksanlığı bir nebze de olsa kapatabilmek için yaptık. Tabii bu çalışmayı kurtarabilmek için en az sözlük kullanır seviyede az buçuk Arapça ve Farsça, iyi düzeyde de Osmanlı Türkçesi bilmek gerekiyordu. Ben 5 yıl öncesinde Arapça ve Osmanlı Türkçesi dersleri alarak Milli Kütüphane’de bulunan Muhammed Kamil’in Kitabüt Tabbahin isimli yazma eserini ele alıp günümüz Türkçesine, yani Latin harflerine aktardım. Aktardıktan sonra sadeleştirip seçili tarifleri uyguladıktan sonra besin değerlerini hesapladım ve kitaba ekledim” dedi.

    “İKİ CİLTTEN OLUŞAN KİTAPLAR ARASINDA BAZI FARKLILIKLAR VAR”

    Çalışmalarının iki ciltten oluştuğunu vurgulayan Güldemir, iki kitap arasında bazı farkların olduğunu belirtti. Güldemir, “Birinci kitapta öğrencilerin, ev hanımlarının ve aşçılıkla alakası olmayanların bile kolaylıkla uygulayabilecekleri tarifler bulunuyor. Bu tariflerin standart olmasına özen gösterdik ki herkes kendi mutfaklarında, profesyonel olmayan mutfaklarda da uygulayabilsinler. Yine tariflerin altlarına besin değerlerini koyduk, sağlıkla ilişkilendirebilmek ve diğer disiplinlere de hizmet edebilmek adına. İkinci ciltte ise Kitabüt Tabbahin adlı eserin el yazması olan tıpkı yazımının bir kopyası yer almakta. Bu ikinci kitabın diğer yarısında ise Kitabüt Tabbahin’in Latin harflerine aktarılmış hali bulunmakta. Bu ikinci kitap biraz daha akademik, halk bilimi, mutfak tarihi ve edebiyat gibi alanlarda çalışan kişilere hizmet edecek nitelikte. Ama illaki bu alanlarda çalışanlar ikinci kitaptan zevk alacak diye bir konu yok. Çünkü bu çalışmaya biz bir de sözlükçe ilave ettik. Eğer kişi meraklıysa ve bu konuyu da eğlenceli buluyorsa rahatlıkla ikinci kitabı da okuyabilir ve oradan da faydalanabilir” diye konuştu.

    KİTAP İÇERİSİNDE 74 FARKLI TARİF BULUNUYOR

    Muhammed Kamil’in yazdığı orijinal Kitabüt Tabbahin kitabında toplamda 214 tarif bulunduğunu aktaran Güldemir konuşmasına şöyle devam etti:

    “Ancak bizler sadeleştirme sonrasında bu tariflerin 74 tanesini stantlaştırdık. 74 tarifin içerisinde de Akciğer Çorbası’ndan Balık Çorbası’na, Süt Kebabı’ndan Tavuk Böreği’ne, Lorlu Baklava’dan Kavun Baklavası’na, Ayva Murabbası’ndan çeşit çeşit helavalara, Nar Hoşafı’ndan Fıstık Şerbeti’ne kadar farklı farklı yemek kategorilerinden tarifler bulunmakta. Daha yeni basılmasına rağmen ABD’den, İngiltere’den ve yurt içinden birçok olumlu tepki aldık. İnsanların bu kadar kitabı beklediğini ummuyorduk. Kitabın ilk tanıtımı 34. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı’nda gerçekleşti. İnsanların tepkilerinin iyi olduğunu hissediyoruz. Umarım faydalı olur.”

  • Osmanlı Kıyafetleri Slovakya’ya Tanıtılacak

    Strednáodbornáškola I. Krasku 491 Púchov adlı okul ile proje ortaklığı yapan Mudanya Dörtçelik Lisesi METEM, 16-20 Kasım 2015 tarihleri arasında Slovakya’dan gelen 4 öğretmen ile atölye çalışmaları yapacak.

    Slovak öğretmenlerden Andrea Hupková, “Projemizin maksadı modada mesleki beceri ve tecrübe kazanmak ve ayrıca diğer meslek okullarının öğretmenlerine de önderlik etmektir. Proje ortakları, öğretmenlerin ihtiyaçları göz önünde bulundurularak dikkatle seçildi. Kendi kimliğini muhafaza etmekte başarılı olan Türkiye, geleneksel teknikler ve desen kullanımı bakımından ortaklığa uygun görüldü” dedi.

    Proje Koordinatörü Necla Gedik, “Dörtçelik METEM, Slovak öğretmenlerle moda ve geleneksel el sanatları konusunda bilgi ve tecrübelerini paylaşacak. Ortak ülkeden gelen öğretmenlerle okulumuzun atölyeleri haricinde Girit Derneği ve Mudanya Halk Eğitim Merkezi’nde de atölye çalışmaları yapacağız” diye konuştu.