Etiket: OSMANLI

  • ‘Osmanlı Arşivlerinde Bozüyük‘ kitabı yayınlandı

    ‘Osmanlı Arşivlerinde Bozüyük‘ kitabı yayınlandı

    Bilecik’in Bozüyük ilçesi Anadolu İmam Hatip Lisesi Müdür yardımcısı görevini yürüten eğitimci yazar Ahmet Demircan’ın ‘Osmanlı Arşivlerinde Bozüyük‘ isimli yeni kitabı piyasaya çıktı.

    Demircan, Bozüyük soy kütüğü ve 19. yüzyılda Bozüyük’ün beşeri ve ekonomik durumunun bu kitapla ortaya çıkmış olduğunu kaydetti. Kurumların ilk kuruluş devreleri ve yöneticilerinin de ilk kez yayımladığı bu kitapta ayrıca belediyenin kuruluş tarihinin 1890 değil 1886 olduğunun da yine ilk kez belgesiyle yayımlandığını ifade etti. Yazar Ahmet Demircan kitabıyla alakalı yaptığı değerlendirmede “Bozüyük cumhuriyetten sonra gelişme göstererek sanayi şehri kimliği kazanmış, sanayileşmeye paralel olarak göç almış ve kozmopolit bir kimliğe bürünmüştür. Bozüyük’ün gösterdiği bu gelişim ve değişimi geçmişle kıyaslayıp analiz edebilmek için Osmanlı’nın son yüzyılı ile Cumhuriyetin ilk yıllarındaki durumunun tespit edilmesi şarttır. Bu tespitler gelişimini hızla sürdüren bu şehrin gelecek planları için bir fener görevi görecektir. Bozüyük ile alakalı yapılan çalışmalarda arşiv vesikalarının yeteri kadar incelenmediği görülmektedir. Biz hem bu eksiği bir nebze olsun tamamlamak hem de yukarıda zikrettiğimiz sebepten bu çalışmayı yapmaya karar verdik. Bu noktada 1831-1928 yılları arasında Osmanlı ve Cumhuriyet arşivlerinden Bozüyük ile alakalı ulaştığımız bazı belgeleri ve yayımları inceleyerek durum tespiti yapmaya çalıştık. Temel amacımız ileride Bozüyük araştırmaları yapacaklar için bir kaynak oluşturabilmektir. Bu vesileyle 2009’dan beri yaşadığımız bu şehre borcumuzu azda olsa ödeyeceğimiz kanaatindeyim. Gelişen bir şehir hüviyetinde olan Bozüyük’ün ilerlemesine ve kültürel hayatının canlanmasına bu kitabın da katkı sağlamasını temenni ederim. Kitabı, bu topraklarda yapılan İnönü Savaşlarının 100. yılı arifesinde istiklal ve istikbal uğruna mücadele vermiş tüm kahramanlarımıza armağan ediyorum” dedi.

  • ASİMED Başkanı Eğilmez: “Osmanlı Devleti’nin Libya’ya gitme sebepleri ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin orada bulunma nedenleri örtüşür durumda”

    ASİMED Başkanı Eğilmez: “Osmanlı Devleti’nin Libya’ya gitme sebepleri ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin orada bulunma nedenleri örtüşür durumda”

    ASİMED Başkanı Savaş Eğilmez, Osmanlı Devleti’nin zamanında Libya’ya gitme sebepleri ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin orada bulunma nedenlerinin neredeyse örtüşür durumda olduğunu söyledi.

    Asılsız Soykırım İddialarıyla Mücadele Derneği (ASİMED) Başkanı Savaş Eğilmez, Libya’daki süreç hakkında değerlendirmelerde bulundu. Libya’nın kapladığı alan bakımından Afrika’nın dördüncü büyük ülkesi olduğunu belirten ASİMED Başkanı Savaş Eğilmez, “Libya’nın son dönemde ekonomisi ham petrol ve petrol ürünleri ihracatına döndü. Libya’da petrol yanında doğal gaz üretimi de yapılmaya başlandı. Hem stratejik konumu, hem sahip olduğu yer altı kaynakları Libya’yı tarih boyunca bir hedef haline getirmiştir. 19. yüzyılla birlikte Avrupalı devletler sömürü bölgesi olarak görmüşlerdir. Osmanlı Devleti’nin Libya’ya gitme sebepleri ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin orada bulunma nedenleri neredeyse örtüşür durumda. Türklerin bu bölgeye olan ilgisi 16. Yüzyıldan itibaren Mağrib denilen Kuzey Afrika bölgesi Osmanlı Devleti’nin daha çok ilgisini çekmeye başlıyor. Bu tarihten itibaren bölgede Türk nüfusu artmaya başlıyor. 1551 yılında Turgut Reis, Libya’nın merkezi olan Trablusgarp’ı ele geçiriyor. Orada Türk yerleşimlerinin arttığını görüyoruz. Türk yerleşimlerinin ilk etabı askeri amaçlı oluyor. Osmanlı Devleti, bölgeye aralıklarla asker göndermeye başlıyor ve bu askerler Batı Anadolu diyebileceğimiz bölgeden. Askerler buradaki kadınlarla evleniyorlar ve böylelikle nüfus artışı oluyor. Zamanla bu nüfus çoğalınca Libya bölgesindeki ‘Kuloğulları’ adı veriliyor. Libya aşiret bölgesi ve bugün bile 13 aşiret kendilerini Kuloğlu olarak tanımlıyorlar. Bunlarla beraber bölgeye Türk İslam kültürü çerçevesindeki değerler girince bölge halkı kısa bir süre içerisinde özgür ve adaletli bir yapıya kavuşuyor. Dolayısıyla çok memnun bir hayat yaşamaya başlıyorlar buda Türklere olan sempatinin artmasına neden oluyor. 1550’den itibaren Türkler artık bölgede ciddi anlamda söz sahibi oluyorlar” dedi.

    “Türkiye Cumhuriyeti, Müslüman halkın çıkarlarını korumak için Libya’da”

    Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Libya’da olması için birçok nedenin olduğunu vurgulayan Eğilmez, “Birleşmiş Milletlerin meşru olarak kabul etmiş olduğu bir Ulusal Mutabakat Hükümeti var. Küresel güçlerin paralı askerlerle oradaki insanları katledip ki son zamanlar da gördük çıkan toplu mezarları. Onları lehine çalışacak bir sitemi engellemek için orada. Osmanlı gibi mazlum insanların, Müslüman halkın çıkarlarını korumak için orada. Çok ciddi bir Türk nüfusu da bulunuyor o bölgede. 1947’de Libya’nın bağımsızlığında da Türkler çok önemli rol oynamıştır. Kuloğulları bir parti kuruyorlar 1947 yılında ve Trablusgarp’ın Türkiye Cumhuriyeti’ne katılmasını teklif ediyorlar. 1951 yılında Libya bağımsızlığını kazanınca başa gelen Kral İdris, Başbakanı ve çok önemli adamlarını Türkler arasından seçiyor. Bugün Libya Vakıflar ve Diyanet İşleri Bakanının 2014 yılında yaptığı açıklamada Libya toplam nüfusunun yüzde 15’ini Türklerin oluşturduğunu söylüyor. 2019 yılındaki araştırmalarda Libya nüfusunun yüzde 25’inin Türk olduğu bu sayınında yaklaşık 1.5 milyona dayandığını görüyoruz. Günümüze baktığımız zamanda Ulusal Mutabakat Hükümeti Başkanlar Konseyi başındaki Fayiz es-Serrac’ın Manisa asıllı bir aileden geldiğini görüyoruz. Baba Serrac’ın 1954 yılında Manisa’daki ailesini ziyaret ettiğini görüyoruz. İçişleri Bakanı da Türk asıllı” diye konuştu.

    “Türk soydaşların olduğu yerde Türkiye olmalı”

    Hem stratejik açıdan, hem bölge insanının bölgedeki Müslümanların muhafaza edilmesi açısından, bölgedeki mazlumların korunması açısından Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin orada bulunması çok önemli olduğunu ifade eden Eğilmez, “Bununla birlikte bölgenin yüzde 25’inin Türk olduğu bir yerde de Rusya, Fransa, İtalya, Orta Doğu’nun bir kanser tümörü olarak nitelendirdiğimiz Birleşik Arap Emirlikleri olmamalı. Türkiye olmalı, tarih geçmişi anlatıyor ama tarihin çok önemli bir faktörü de ileriye ayna tutmasıdır. Bizde bu aynaya bakınca bölgede çok sevildiğimizi, bölgede soydaşlarımızın olduğunu ve bu başarılı siyasetin devam etmesi gerektiğini önemle vurguluyoruz” açıklamalarında bulundu.

  • Osmanlı Döneminde ki Erzurum’un maketi yapılıyor

    Osmanlı Döneminde ki Erzurum’un maketi yapılıyor

    Tarihi ve özgün eserler maket sanatçısı Doğan Hattatoğlu, Erzurum’un Osmanlı Döneminde ki halinin maketini yapıyor.

    Erzurum kültürünü yaşatmak ve gelecek kuşaklara aktarmak için maket çalışmalarını sürdüren sanatçı Doğan Hattatoğlu Erzurum’un 1800’lü yıllarında ki halini makete çeviriyor. Hattaoğlu daha önce Erzurum Ulu Cami’de sergilenen üç kutsal mekan olan Kabe-i Muazzama, Mescid-i Nebevi ve Mescid-i Aksa’nın maketlerini birebir ölçeklerle hazırlayarak adından söz ettirmişti.

    Erzurum’un maket çalışması için 2 yıllık bir ön çalışma sonrası kentin 1800’lü yıllarda ki haritasını çıkaran maket ustası Hattaoğlu, daha sonra kullandığı köpüklerle şehrin alt yapısını makete çevirmeye başladı. Hattaoğlu bundan sonra ki süreçte ise maketin ince işçiliğine başlayacak.

    Hattaoğlu, kentin kültürünü gelecek kuşaklara aktarmak için böyle bir çalışmaya başladığını ifade ederek ” Erzurum’un Osmanlı Döneminde ki halini makete yansıtmak için çalışıyoruz. Bizler istiyoruz ki Osmanlı döneminde ki o hali makete yansıtalım. Bugün itibari ile maketimizin kod çalışması bitti. Artık üzerinde ki ince işçiliğe başlayacağız. Üniversitede ki hocalarımızdan aldığımız coğrafi çalışmalardan yardım aldım. Haritayı oluşturmamız çok önemliydi. Netice de köpüklerle bir kodlama yaptık. Rakımlarına dahil her şeyi incelikle yapmaya çalışıyoruz. Üzerine kale surları, iç surlar, dış surları işleyeceğiz. Erzurum’un tarihi eserleri öğrencilere gösterilmesi lazım. Bu yüzden böyle bir çalışma içerisindeyiz” dedi.

    Osmanlı döneminde ki Erzurum’un halinin makete dönüştürülme sürecinin 2 yılda tamamlanması tahmin ediliyor.

  • Güneş Vakfı’nda “Osmanlı döneminde Harem” konferansı

    Güneş Vakfı’nda “Osmanlı döneminde Harem” konferansı

    Güneş Vakfı tarafından düzenlenen Geleneksel Cuma Günü Konferanslarının bu haftaki konuğu Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesinden Dr. Öğretim Üyesi Selçuk Demir oldu.

    Son dönemlerin en çok merak edilen ve tam anlamıyla içeriği bilenemeyen “Osmanlı Döneminde Harem” konusunu anlatan Dr. Öğr. Üyesi Selçuk Demir, Harem kelimesinin Avrupa ve Arap literatüründe ne anlama geldiğini anlatarak sunumuna başladı.

    Haremin yapısal özelliklerinden bahsettikten sonra kimin hangi bölüme kadar gidebileceğini açıklayan Demir, Haremin günümüz dizilerinde gösterildiği gibi bir yapısının olmadığı çok mahrem bir yer olduğunu, hatta padişahın bile harem ağalarına bildirdikten sonra görebildiği bir olduğunu söyledi.

    Dr. Öğr. Üyesi Selçuk Demir, Harem de cariyelerin Gürcü, Çerkes ve birçok Avrupa ülkesi kölelerinden seçildiğini ve gelen kölelerin öncelikle Türkçe dil bilgisi ve Harem adabı gibi dersler aldıktan sonra başarılı olanların seçilerek oluşturulduğu bir yer olduğunu söyledi.

    Sunumunda valide sultanların görevinden de bahseden Dr. Öğr. Üyesi Selçuk Demir, “Valide sultanların devlet meselelerinde de katkısı vardır. Zaman zaman diğer ülkelerin kraliçeleri ile devlet meseleleri ile ilgili mektuplaştıkları bilinmekte” şeklinde konuştu.

    Haseki sultanların ve valide sultanların zaman zaman devlet yönetiminde de etkili olduklarını söyleyen Demir sunumunu soruları yanıtlayarak sonlandırdı.

    Sunum sonrasında merak edilen bir konuyu anlattığı için Dr. Öğr. Üyesi Selçuk Demir’e katılım belgesini Prof. Dr. Alpaslan Ceylan adına Ankara Hacı Bayramı Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlhami Durmuş taktım etti.

  • Osmanlı Ocakları FOX Tv önüne siyah çelenk bıraktı

    Osmanlı Ocakları, Fransa’da meydana gelen protestoları ele alarak Türkiye için de benzer çağrıda bulunan FOX Tv sunucusu Fatih Portakal’ı protesto etmek için kanalın önünde eylem yaptı.

    FOX Tv sunucusu Fatih Portakal, Fransa’da meydana gelen protestoları ele alarak, “Hadi bakalım barışçıl bir eylemle zamları, doğalgaz zamlarını protesto edelim. Hadi bakalım, yapalım. Yapabilecek miyiz? Kaç kişi çıkacak korkudan, endişeden sokağa? Kaç kişi çıkar sokağa Allah aşkına söyler misiniz? Bireysel ve toplumsal muhalefeti baskı altına almaya ve yıldırmaya çalışıyorlar. En doğal hak ama uygulanamıyor. Fransa olmuş, Türkiye olmuş çok da fark etmiyor açıkçası” diyerek sokak çağrısında bulunmuştu. Osmanlı Ocakları üyeleri de, bu çağrıyı protesto etmek amacıyla İstanbul Zeytinburnu’nda bulunan FOX Tv önünde eylem düzenledi. Sarı yeleklilere karşı, kırmızı-beyaz Türk bayraklı yelek giyen Osmanlı Ocakları üyeleri, FOX Tv önüne siyah çelenk bıraktı. Burada bir konuşma yapan Osmanlı Ocakları Kurucu Genel Başkanı Kadir Canpolat, “Birileri sarı yeleklilere sokaklara davet ederse, biz kavgaya, gürültüye değil, biz birliğe kardeşliğe bir mesaj olsun diye Türk bayraklı kırmızı yeleklerimizle ülkemizin huzurunu bozup devletimizi karıştırmak isteyen hain gruplara, hain basın mensuplarına karşı sesleniyoruz. Şunu iyi bilsinler; bu millet al bayrağı için ölmeye yemin etmiştir. Sarı yeleklileri meydanlara davet edenler bilmelidir ki, bu emperyalist güçlerin ekmeğine yağ sürmektir, bu vatana ihanet etmektir. Siyah çelengin içine de kırmızı gül koyarak Portakal’a tepki koyuyoruz. HDP’nin çağrısına uyma! Sen HDP’li olma. Gel Türkiye Cumhuriyeti devletinin ay yıldızlı bayrağının yanında kal. Gel bir olalım, birlik olalım. Ey Portakal. Sana conilerden fayda yok. Sana bu bölgede yaşayan insanlardan fayda var. Emperyalist güçlerin maşası olmaktan vazgeç. Ailenin hedef gösterildiğini söylüyorsun, senin ailen de bizim namusumuzdur Portakal. Bu vatanın ekmeğini yiyip bu vatana ihanet edenler var. Öldürülen teröristlere başsağlığı dileyen Portakal seni kınıyoruz. Ülkemizi her fırsatta karıştıranlar bilmelidirler ki evinde en az yüzde 52 dişlerini sıkarak bekleyenler var” dedi.

    Kalabalık grup “Eroğlu Erdoğan, Recep Tayyip Erdoğan” şeklinde slogan atarak FOX Tv önündeki eylem sonrası olaysız bir şekilde dağıldı.