Etiket: Ortopedi

  • Ulusal Türk Ortopedi ve Travmatoloji Kongresi

    ANTALYA (İHA)– Türk Ortopeti ve Travmatoloji Birliği Derneği (TOTBİD) Başkanı Prof. Dr. Mustafa Başbozkurt, Türkiye’nin ortopedi ve travmatoloji alanında dünya standartlarında olduğunu söyledi.

    Türk Ortopeti ve Travmatoloji Birliği Derneği’nin (TOTBİD) düzenlediği 26. Ulusal Türk Ortopedi ve Travmatoloji Kongresi Antalya’nın Belek bölgesinde devam ediyor. TOTBİD Başkanı Prof. Dr. Mustafa Başbozkurt, Kongre Başkanı Karabük Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ali Biçimoğlu ve Kongre Genel Sekreteri Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Halil Yalçın Yüksel, kongre hakkında bilgi verdi.

    TOTBİD’in Türkiye ile Avrupa arasında köprü görevi gören coğrafik bir yapıda olduğunu savunan Başbozkurt, “TOTBİD’de buna paralel olarak hem Avrupa Ortopedi ve Travmatoloji Federasyonu’nun etkili üyesi olması hem de Asya-Pasifik Ortopedi Federasyonu’nun aktif bir üyesi olması nedeniyle herkes arasında etkin bir şekilde geçiş ve bağlantı sağlamaktadır. Bu açıdan da takdir edilecek olursa dünyada saygın yeri olan bir dernektir. Bu yaptığımız kongreler gene ciddi şekilde eğitim katkısı sağlayacaktır. Ülkemizde de yurt dışından gelen yabancıların bilgi paylaşımı yaptığı büyük bir arenadır. Burada ayrıca kurslar verilmekte. İki yıldan beri kadavra kursu da yapmaktayız. Bunu dermek olarak tamamen kendi imkanlarımızla yapmaktayız. Bu şekilde amacımız genç meslektaşlarımızın ortopedi ve travmatoloji alanında en iyi şekilde yetişmelerini sağlamaktır” dedi.

    Prof. Başbozkurt, “Sağlık endüstrisinin gelişimine paralel olarak ortopedik tedavilerde ciddi aşamalar sağlanmıştır. Bugün gururla ifade edebilirim ki ülkemizde gerek tanı gerek tedavi de ortopedi ve travmatoloji alanı olarak dünya standartlarındayız. Bunu kesinlikle başarıyla uygulayan merkezlerimiz mevcuttur. Sağlık Bakanlığı da gerçekten çok ciddi yatırımlar yapmıştır. Her alanda olduğu gibi ortopedide de, Eğitim Araştırma Hastanesi Hastaneleri de üniversitelere paralel olarak gelişimi sağlamıştır. Biz de dernek olarak her zaman bunları koordine ederek özellikle Sosyal Güvenlik Kurumu ile bağlantılı olarak çalışıyoruz. Kayıt sistemleri ülkemizde ciddi alanda kaliteli malzemelerin bulunmasını sağlama açısından biz de önerilerimizi ilgili kurumlara koordine ederek sunuyor ve bunları sağlamaktayız. Bu kongremize de Sağlık Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan yetkili arkadaşlarımız geldi koordineli çalışıyor, ortak konferanslar veriyoruz” diye konuştu.

    Kongre Başkanı Karabük Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ali Biçimoğlu ise yeni doğan bebeklerin kalça çıkıkları hakkında bilgi verdi. Biçimoğlu, “Ailesinde kalça çıkığı olanlar aksayan topallayan insan olabilir. Akraba evliliklerinden olabilir. Bu sürede doğumdan bir ya da bir buçuk ay içerisinde mutlaka bir ortopediste muayene ettirin, tektik yaptırın. Ultrasonogeafi yapılabilir hiç bir zararı yoktur en etkili, en net tetkiktir. 4,5 ay geçerse cerrahi müdahale edilmek zorunda kalınır. Ben bunları ısrarla öneriyorum yeni doğumlarda kalça kısımlarında daha sık görülüyor aileler bunlara dikkat etmelidir” dedi.

    Kongre Genel Sekreteri Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Halil Yalçın Yüksel de “Kongrede ülkemizin durumunu da dikkate alarak güncel konuşmaları değerlendirmeyi tercih ediyoruz. Ülkemizin genelinden gelen tüm ortopedistlere mevcut bulundukları bölgelerde bu güncel olan konularla ilgili bilgi verilmesini sağlıyoruz. Kitlesel yaralanma konuları ele alınıyor. Terör olaylarının ülkemizde artış göstermesinden dolayı kitlesel yaralanmalar başlığı altında bu tür olaylarla ilgili bulundukları bölgelerde ortopedist meslektaşlarımızın bu konularda nasıl yaklaşım göstereceğine dahil bilgilendirmeler için bir takım oturumlar yapılıyor. Trafik kazaları her zaman ülkemizin gündem maddesi. Trafik kazalarıyla ilgili yaralanmalarda neler yapılması gerektiğine dair oturumlar yapılıyor. Bunlar tamamen katılan meslektaşlarımızın güncel sorunları burada ortaklaşa tartışmaya açılması ve gittikleri hizmet verdikleri bölgelerde daha sağlıklı hizmet sunmalarına yönelik. Katılımcıların güncel bilgilerini ilerletmek, bilgilendirmek, yapılan kongrelerin maksadı da aynı. Umarım herkes için faydalı ve güzel bir kongre geçiririz” dedi.

  • 26. Ulusal Türk Ortopedi ve Travmatoloji Kongresi

    Türk Ortopeti ve Travmatoloji Birliği Derneği’nin düzenlediği 26. Ulusal Türk Ortopedi ve Travmatoloji Kongresi’nde konuşan Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Başkan Yardımcısı Op. Dr. Orhan Koç, “Biz Sosyal Güvenlik Kurumu olarak koruyucu sağlık hizmetlerini önemsiyoruz, bunu finanse ediyoruz” dedi.

    26. Ulusal Türk Ortopedi ve Travmatoloji Kongresi Serik’in Belek turizm bölgesinde SGK Başkan Yardımcısı Op. Dr. Orhan Koç, Türk Ortopeti ve Travmatoloji Birliği Derneği Başkanı Prof. Dr. Mustafa Başbozkurt, Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Kongre Genel Sekreteri Doç. Dr. Halil Yalçın Yüksel, Kongre Başkanı Karabük Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ali Biçimoğlu’nun katılımıyla başladı.

    SGK Başkan Yardımcısı Op. Dr. Koç, Sağlıkta Dönüşüm Programı çerçevesinde ve Sosyal Güvenlik Reformu hakkında bilgi verdi. Bütün vakaların hızlı iyileştirilebilmesi hakkında konuşan Op. Dr. Koç, “Son 10 yılı değerlendirdiğimizde Sağlıkta Dönüşüm Programı çerçevesinde ve Sosyal Güvenlik Reformu ile birlikte değerlendirdiğimizde aslında bütün vakalarda hızlı iyileştirme süreçlerinde hızlı iyileştiğimizi fark edebiliyoruz. Ortopedi vakası üzerinden nereden nereye geldiğimizin bilimsel bir çıktısı vardır. Şimdi artık diyoruz ki bu yetmez, her ne kadar hastayı 3-4 günde taburcu ediyorsak bile bu hastanın iyileşme sürecini nasıl kısaltabiliriz? Konforunu nasıl artırabiliriz? Bunları burada konuşuyoruz. Geri ödemenin de aslında bu süreçleri hızlandırdığını biliyoruz. Ama özellikle Sosyal Güvenlik Kurumu’nun geri ödeme sisteminde paket ödemiş olması sizin bu iyileştirme sürecini de hızlandırmış olabilir. Kaliteyi ne kadar artırdı onu tartışmamız lazım” dedi.

    “Koruyucu hekimliği önemsiyoruz”

    Ulusal Türk Ortopedi ve Travmatoloji Kongresi’nde SGK ile çalışma gurubu oluşturup değerlendirme yapmak istediklerini ve koruyucu hekimliği önemsediklerini ifade eden Op. Dr. Koç, “Biz bu oturumdan sonra Sosyal Güvenlik Kurumu ile buradaki çalışma grubu ile oturup karşılıklı değerlendirmeyi çok isteriz. Birey odaklı, vaka odaklı, hasta odaklı sistemin tümünü gözden geçirmek, yapılması gerekenleri planlamak, bunu bir eylem planı ile hayata geçirmek çok önemli. Buradan edindiğimiz intiba şu, hakikaten biz bunu yapabiliriz noktasında mıyız? Çünkü son 16 yıldır bu konu gündemde olan bir konu. Bizim hastanelerde hem fiziki alt yapımız, koğuş tipi bir hastane yapılanması, kişi başı müracaatlar, hekim başı düşen hasta sayısı, poliklinikteki sıklıklar, geri ödeme modelleri, bizde buna Sosyal Güvenlik Kurumu olarak nasıl katkı sağlayabiliriz buna bakarız. Sistem şu anda hasta değerlendirmesi, ameliyat esnasında hekim değerlendirmesi, beraberinde evde sağlıkla entegre edilip hastayı taburcu etme, hastanın takip edilmesi gibi bütün alt yapı hazır. Hatta bir ötesi daha var, sağlıklı yaşam merkezi. Daha önceden duyduğumuzda Sağlıklı yaşam merkezinde Sağlık Bakanlığı ne yapacak? Herkes aynı şeyi yapıyor diyordu. Ama öyle değil. Şimdi ne kalıyor? Beraber bunları yapılandırmamız kalıyor. Biz Sosyal Güvenlik Kurumu olarak koruyucu sağlık hizmetlerini, tedavi edici hizmetleri, rehabilitasyon hizmetlerini, evde sağlık, evde bakım hizmetlerini finanse ediyoruz. Ancak bir şeyde dikkat etmemiz gerekiyor. Türkiye’de son 2 yılda özel sektör ve üniversitelerde atroplasti (Dizde artrite bağlı ciddi ağrısı olan hastalarda ağrıyı azaltmak ve yaşam kalitesini arttırmak için yapılan bir ameliyat) ile ilgili rakamlar sabit duruyorken hem mali hem de sayı açısından Sağlık Bakanlığı’nda bunun ciddi anlamda arttığını özellikle malzemeli işlemlere yöneliş olduğunu çok net görüyoruz. Bu bir ihtiyaçtır. Sağlık Bakanlığı karşılıyordur. Doğrudur. Ama burada biraz üzerinde durarak acaba yapmamamız gereken ya da yaptıklarımız var mıdır gündemde tutmayı ve bilimsel anlamda bunu değerlendirmeyi, elimizdeki bütün verileri paylaşmaya hazırız. Onların üzerinde analiz yapabiliriz. Onları nasıl finanse edebiliriz. Biz mevcut kaynağımızı hastanın almış olduğu sağlık hizmetinin kalitesini artırmayı her zaman hedef olarak belirlediğimiz gibi bundan sonraki süreçte de erken iyileşme, hızlı iyileşme süreçlerini hem ortopedi hem değer vakalar için önemsediğimiz tekrar bildirmek istiyorum. Çıktılarla birlikte 2017 için bir eylem planı yapalım ve beraber çalışalım diyorum” diye konuştu.

  • Bezmialem’de ’Ortopedi Buluşması’

    Bezmialem Vakıf Üniversitesi, 30 Eylül-1 Ekim tarihlerinde iki gün boyunca Ortopedi Buluşması etkinliği düzenleyecek.

    Üniversitenin Dekanlık Konferans Salonu’nda düzenlenecek etkinlikte Orta Yaş Medial Gonartroz Cerrahisi, Anterior Kalça Protezi ve Ters Omuz Artroplastisi konularına dikkat çekilecek. Etkinlik kapsamında Canlı Cerrahi ve Workshop Çalışmalarıyla konuk akademisyenlere bilgi aktarımı yapılacak.

  • Kaldırımlar Buz Tuttu, Ortopedi Servisleri Doldu

    Kar yağışı Türkiye genelinde etkili olurken, hastanelerin ortopedi servisleri dolup taştı.

    Düşmeye bağlı sakatlanmaların önüne geçilmesi için karlı ve buzlu yollarda dikkatli olunması gerektiğini ifade eden uzmanlar, yaşlıların ve çocukların gerekmedikçe dışarı çıkmaması gerektiğini söyledi. Vatandaşları yürürken dikkatli olmaları hususunda uyaran Bursa Özel Hayat Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Aydın Özkan, “Kaygan zeminlerde daha çok iyi ayakkabı giymemekten dolayı vatandaşlar düşüp sakatlanıyor. Sakatlanmalarda çoğunlukla el bileği yaralanmaları görülüyor. Özellikle yaşlı hasta grubunda kemik kuvvetinin azalmasına bağlı olarak basit düşmelerle ortaya çıkan el bileği ve kalça kırıklıkları oluyor. Sakatlanmalardan kaçınmak için ayakkabının fonksiyonel olması lazım. Özellikle kösele ayakkabı giyilmemeli. Yer temasının daha yoğun olduğu ve yeri kavrayan, altı kauçuk olan ayakkabılar giymek gerekir. Çünkü bunlar zemine, buza, kara yapışan ve ayağı bırakmayan ayakkabılardır” dedi.

    Karda yürürken ellerin mutlaka ceplerden çıkartılması gerektiğini tavsiye eden Özkan, herhangi bir düşme pozisyonunda ellerle vücudun dengesinin sağlanabileceğini açıkladı. Özkan, “Küçük adımlar atılması gerekir. Kar ayakkabısı, ortopedik, altı tırtıllı, düz topuksuz olması gerekir. Topuklu ayakkabılarda kayma ve düşmeye bağlı olarak bilekte burkulma ve kırılma olabilir. Karda yürürken düşüldüğü takdirde kişi ayağa kalkmadan önce yaklaşık 1 dakika vücudunu dinlemelidir. Herhangi bir yerinde ağrı olup olmadığını kontrol etmesi gerekir. Ağrı yoksa yardımla ayağa yavaşça kalkması gerekir. Ağrıyan bölgede kırık varsa bu bölge üzerine basmayarak ve fazla vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna müracaat etmesi gerekir” diye konuştu.

    Karda yürürken düşmeye bağlı olarak belde disk kayması da olabileceğini belirten Özkan, son olarak ise başı yere çarpma hızına bağlı olarak travma veya kol ve bacaklarda kırılma meydana gelebileceğini, bu tür durumlarda en yakın hastaneye başvurulması gerektiğini söyledi.

  • 25. Ulusal Türk Ortopedi Ve Travmatoloji Kongresi

    Türkiye Ortopedi ve Travmatoloji Birliği Derneği (TOTBİD) Genel Sekreteri Doç. Dr. Önder Kalenderer, Suriyeli göçmenlerle beraber kalça çıkığında çok ciddi artış olduğunu söyleyerek, “Hepimiz eskisinden çok daha fazla kalça çıkığı ameliyatı yapmaya başladık. Kalça çıkığı olan çocuklarda bacak kısalığı oluşacağı için aile tarafından ancak bu çocuklar yürüme çağına geldiklerinde yürüme bozukluğu olduğu anlaşılabilmektedir” dedi.

    Türk Ortopedi ve Travmatoloji Birliği Derneği (TOTBİD) tarafından bu yıl 25’incisi düzelenen Ulusal Türk Ortopedi ve Travmatoloji Kongresi Antalya’nın Belek bölgesindeki Titanic Otel Kongre Merkezi’nde devam ediyor. Kongre kapsamında düzenlenen basın toplantısında konuşan Kongre Başkanı Prof. Dr. Yener Temelli, 2 bin 500’ü aşkın katılımcının takip ettiği kongrede 141 oturum, 42 konferans, 77 panel, 7 olgu tartışması, 4 özel oturum, 5 tartışmalı oturum, 4 video konferans oturumu, 331 sayıda sözlü bildiri, 529 poster bildirileri ile en son ve bilimsel çalışmaların yer aldığını söyledi.

    TOTBİD Genel Sekreteri Doç. Dr. Önder Kalenderer, bir bebeğin doğduğunda dizlerinin ‘O’ şeklinde olduğunu ve ortalama 2 yaşında dizlerin kendiliğinden düzeldiğini kaydetti. Çocukların 4-7 yaşlarında tüm sağlıklı insanlarda olduğu gibi 5-10 derecelik ‘X’ görünümü oluşturan şekle girdiğini kaydeden Doç. Dr. Kalenderer, bu çağlarda görülebilen hormonal bozukluklar ve özellikle D vitamini yetmezliğinin bacaklarda şekil bozukluğuna yol açabildiğini aktardı.

    “İÇE BASMAYA TEDAVİ GEREKMEYEBİLİR”

    Çocuklarda göreceli olarak sık görülebilen yürüme bozukluklarından birinin içe basma olduğunu dile getiren Doç. Dr. Kalender, ancak bu durumun kısmi bir tedavi gerektirmediğini kaydetti. İçe basmanın düz taban görüntüsü verdiğini ifade eden Doç. Dr. Kalender, “Ailelerin en sık ortopedi hekimine müracaat etme nedeni içe basmadır. Bir ayağın gelişimi 10-12 yaşına kadar devam eder. Bu yaşa kadar ayak tabanında normalde mevcut olan yağ dokusu ayağa düz taban görüntüsü verebilir” diye konuştu.

    6 YAŞ ÖNCESİ DÜZ TABAN ENDİŞESİ

    Zayıf olan ayak kasları ve bağları ayak tabanında düşüklük ve düz taban görüntüsü verebildiğini aktaran Doç. Dr. Kalenderer, “Bu nedenler dolayı biz ortopedi hekimleri özellikle 6 yaşından önce düz taban tanısı koymaktan çekiniriz. Toplumun yaklaşık dörtte birinde düz tabanlık görülebilir. Esnek ve sert olmak üzere iki çeşidi mevcuttur. Esnek düz tabanlığın daha sık görüldüğü ve hemen hemen hiç tedavi edilmesine gerek yoktur. Çocuk ayak parmaklarının üzerinde kalktığında ayağın iç tarafında kavis oluşmuyorsa veya çocuk yürüdüğünde ayaklarında ağrı olduğundan yakınıyor ise ortopedi hekimi görüşü alınmalıdır” şeklinde konuştu.

    DİZ KAPAKLARININ İÇE DÖNMESİ

    Bir diğer sık içe basma nedeninin uyluk kemiğinin üst kısmının gereğinden fazla öne dönük olması olduğunu anlatan Doç.Dr. Kalenderer, “Normalde bebek doğduğunda 35-40 dereceye kadar olan bu dönüklük 8-10 yaşlarında erişkinlerde olduğu gibi 10-15 dereceye düşer. Ve çocuklarda görülen diz kapaklarının da içe doğru dönmeye eşlik ettiği bu bozukluk düzelir. Bu düzelme 8 yaşına kadar olmamış ise bir ortopedi hekimi görüşü almak uygun olacaktır” dedi.

    SURİYELİ GÖÇMENLERLE KALÇA ÇIKIĞI ARTTI

    Kalça çıkığının da önemli bir yürüme bozukluğu nedeni olduğunun altını çizen Doç. Dr. Kalenderer, “Özellikle Suriyeli göçmenlerle beraber kalça çıkığında çok ciddi artış oldu. Hepimiz eskisinden çok daha fazla kalça çıkığı ameliyatı yapmaya başladık. Kalça çıkığı olan çocuklarda bacak kısalığı oluşacağı için aile tarafından ancak bu çocuklar yürüme çağına geldiklerinde yürüme bozukluğu olduğu anlaşılabilmektedir. Bir ailede kalça çıkığı olan birey varsa, doğan bebek ailenin ilk kız bebeği ise, çoğul gebelik veya makat geliş ile doğmuş ise, bebek normalden iri ve gebelik sonlarında rahimdeki suyun azaldığı aileye söylenmiş ise doğan bebekte kalça çıkığı olma ihtimali artmaktadır. Bir ortopedi hekiminin yapacağı muayene ve hiçbir radyasyon riski olmayan ultrasonografi yöntemi ile kalça çıkığı rahatlıkla tanınabilmektedir. Yeni doğan bebeklerin 40-50 günlükken bir ortopedi hekimince muayene edilmeleri ve gerekli görülür ise kalça ultrasonografisi yapılması olası bir kalça çıkığı veya gelişme geriliğinin erken tanınmasına olanak verecektir. Kalça çıkığı ne kadar erken fark edilirse o kadar kolay tedavi edilebilmektedir” ifadelerine yer verdi.

    SİNİR SIKIŞMASI KADINLARDA SIK GÖRÜLÜYOR

    TOTBİD Başkanı Prof. Dr. Sait Ada, bir ya da her iki elde görülebilen başparmakla birlikte yanındaki iki parmakta uyuşma ve zamanla güçsüzlük şikayetleriyle kendisini gösteren ve çoğu zaman nedeni tam olarak belli olmayan sinir sıkışması hastalığı ‘Karpal Tünel Sendromu’nun 40-50 yaşlar arası bayanlarda daha sık görüldüğünü anlattı.

    Bu hastalıkta sinirin içinden geçen kanal içindeki basınç artışına bağlı olarak sıkıştığını aktaran Prof. Dr. Ada, “Tekrarlayıcı hareketlerin ve kullanımı, el örgüsü, elde bulaşık ve çamaşır yıkama, uzun süreli telefon kullanımı, kitap ve gazete okuma pozisyonları, karpal tünel sendromuyla ilişkisi mevcuttur. Hastalık kadınlarda hamilelik sırasında da görülebilmektedir. Hastalık geceleri uykudan uyandırma tüm elde uyuşma, karıncalaşma ve şişlik hissiyle kendini gösterir. Hastalar genelde ellerini sallayarak ve ovalayarak rahatlar. İlerleyen dönemlerde kuvvet ve güç azalması ve el kaslarında erimeler ile elde tutulan cisimler düşürülebilmektedir. Korunmak için sık tekrarlanan hareketler yerine arada işe ara vermek, el bileğini sürekli aynı pozisyon da tutmamak ve aşırı sıkma işleri yapmamak önerilmektedir” dedi.

    “KULAKLIKLA KONUŞMAKTA KAZA RİSKİNİ ÖNLEMİYOR”

    Türk Ortopedi ve Travmatoloji Birliği Derneği (TOTBİD) Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Emel Gönen, cep telefonu ile konuşmanın trafik kazası riskini 4 kat arttırdığını kaydetti. Cep telefonuyla kulaklıkla konuşmanın da kaza riski azaltmadığını aktaran Doç. Dr. Gönen, “Türkiye’de bir yıl içinde 560 bin 421 kaza bildiriliyor. 4 bin ölümlü, 124 bin 988 yaralanma oluyor. İlk başta ölümler ilk saniyede geliyor. Pelvis ve batın kafa ilk anda oluyor ve ölüme neden oluyor. Yaralıların yüzde 30 hastaneye ulaşabiliyor, yüzde 58’i de hastane içinde kaybediliyor. Yüzde 12’sinde ciddi kırıklar oluyor. Trafik kazalarının yüzde 50’sinde toraks travması izlenmektedir. Kalbin künt yaralanmaları kazaların ve ölümlerin yüzde 15’inde mevcuttur” şeklinde konuştu.

    “ÖNEMLİ BİR SOSYAL SORUN”

    Trafik kazaları ölüm dışında sosyal sorunları, sakatlıkları ve ekonomik sorunları beraberinde getirdiğini kaydeden Doç. Dr. Gönen, “Trafik kazalarında tedavi sonrasında ortalama yüzde 30 kalıcı sakatlıkları, yüzde 50 hareket kaybı oluyor. Çoklu kırığa ve yerine yerleşime bağlı olarak implant kullanılıyor. Bir bacak kırığının tedavi masrafı devlete 7 ile 10 bin TL’ye mal oluyor” dedi.

    KAMU SPOTU

    Gönen, trafik kazalarında cep telefonuna dikkat çekmek amacıyla ‘Hayata Değil Cep Telefonuna Ara Ver’ sloganı ile araç için kamu spotu hazırladıklarını sözlerine ekledi.