Etiket: Ortaya

  • Gerçek öldüğünde ortaya çıktı, 82’lik dede evini müzeye çevirmiş

    Manisa’nın Alaşehir ilçesinde, jandarma tarafından tarihi eser kaçakçılığına yönelik sürdürülen çalışmalar kapsamında takibe alınan ancak birkaç gün önce vefat ettiği öğrenilen 82 yaşındaki Mehmet K.’nın çiftlik evinden bin 528 parça tarihi eser çıktı. Adeta müzeye çevrilen evin odalarını inceleyen jandarma ekipleri şaşkına döndü.

    Manisa İl Jandarma Komutanlığı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Şube Müdürlüğü ekipleri, tarihi eser kaçakçılığına yönelik yürüttüğü çalışmalar kapsamında Alaşehir ilçesine bağlı Kavaklıdere Mahallesi’nde çiftçilikle uğraşan 82 yaşındaki Mehmet K.’yı takibe aldı. Alaşehir Cumhuriyet Başsavcılığının arama kararıyla adrese giden ekipler, şüphelinin birkaç gün önce vefat ettiğini öğrendi. Çiftlik evinde incelemelerde bulunan jandarma ekipleri, evin adeta bir müzeye çevrildiğini gördü. Raflar, vitrin ve masalara sıralanan tarihi eserlerle karşılaşan ekipler, eserlerin kayıtlarını aldı. Evde yapılan çalışmada tarih öncesi, Helenistik, Roma, Bizans, İslam ve Osmanlı dönemlerine ait olduğu belirlenen toplam bin 528 parça tarihi eser olduğu tespit edildi. Heykel, vazolar, sikkeler, amforalar, el yazmaları ve muhtelif eşyaların da bulunduğu eserler, Manisa Müze Müdürlüğüne teslim edildi. Operasyon sonrası soruşturma sürüyor.

  • Ceylin Atik’in cesedinin sandıkta taşındığını gördüğü iddia edilen kişi ortaya çıktı

    İzmir’in Ödemiş ilçesinde 10 Haziran 2017 tarihinde kaybolduktan 3 gün sonra komşusunun evinde cesedi bulunan 10 yaşındaki Ceylin Atik’in davasında 12. celse görülürken, tutuklu karı-kocayı cesedi sandıkta taşırken gördüğü iddia edilen kişinin yakını mahkemede ifade verdi. “Ben bu cinayetin benim paramdan dolayı işlendiğini düşünüyorum” diyen Kemal Çeneli, Ceylin’in cansız bedenini sandıkta taşınırken kızının gördüğünü söyledi. Duruşmada Ceylin Atik’in babası Murat Atik’in bugünün Dünya Çocuk Hakları Günü olduğunu hatırlatması ise duygusal anlar yaşattı.

    Ödemiş 50’nci Yıl Ortaokulu öğrencisi Ceylin Atik (10), 10 Haziran 2017 tarihinde kaybolmuş ve 3 gün sonra da komşusunun evlerinde ölü bulunmuştu. Olaydan sonra tutuklanan Şükriye T. ve eşi Serkan T. hakkında ’çocuğa veya beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı tasarlayarak, canavarca hisle veya eziyet çektirerek kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış ömür boyu, tutuksuz sanık Raziye Ö. hakkında ise ’suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme’ suçundan 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılmıştı. Ceylin Atik cinayetiyle ilgili dava, 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye devam edildi. 12. celsede tutuklu karı-kocayı cesedi sandıkta taşırken gördüğü iddia edilen kişinin yakını tanık olarak ifade verdi. Mahkemeye kendi hür iradesiyle geldiğini ifade eden tanık Kemal Çeneli, cinayetin kendi parasından dolayı işlendiğini iddia etti. Oğlunun Serkan T.’nin yanında çalıştığını ve iş kazası nedeniyle 125 bin TL tazminat davası kazandığını ve bu paranın çalındığını öne süren Çeneli, sanıkların parasını aldığını iddia etti. Çeneli, “Ben bu cinayetin benim paramdan dolayı işlendiğini düşünüyorum ve huzursuzum. Benim evime rahatlıkla girip çıkabilen Şükriye T.’dir. Benim oğlum sanayide Serkan T.’nin yanında çalışıyordu. Bu para benim param, 125 bin TL tazminat parasıdır. Paramız çalındıktan sonra emniyete giderek davacı, şikâyetçi olmuştuk. Ben durumu öğrenmek için adliyeye geldiğimde bana parmak izi ve kamera görüntüleri geldi. ’Hırsızlar ortaya çıkacak’ denildi. Gündüzleri tarlada çalışıyoruz, akşam eve geliyoruz. Cumartesi günü akşamı eve geldiğimizde her zamankinden farklı ağır bir koku geliyordu. Benim oğlum iş kazası nedeniyle dört parmağını kaybetti. Bu iş kazasından dolayı tazminat 125 bin TL almıştı. Benim evde bulunan çekyatın altında muhafaza ediyorduk. Paranın çalındığını söyledim. Serkan T.’nin tedirgin olduğunu hissettim paranın çalınmasından dolayı. Bir hafta sonra bu cinayet oldu. Serkan panikledi. ’Acaba kimdir?’ dedi. Şükriye T. gelip eşimin boynuna sarılıp, ’Sizin bu hırsızı bulacağım’ dedi. Aynı konuşmayı bir hafta sonra Ceylin Atik kaybolduğunda da dedesi Mustafa Atik’in yanına giderek söylemişti” dedi.

    Duruşmaya tutuklu bulunduğu İzmir’deki cezaevinden bağlanan sanık Şükriye T. ise, Kemal Çeneli’ye yönelik ifadeler kullanarak, “Bunlar bana tuzak kurdular. Gelip kapıma özür dilediler” dedi.

    Sandığı taşırken kızı görmüş

    Geçen celsede Atik ailesinin avukatı Mehmet Kaymak, “Yaptığımız incelemeler doğrultusunda Ceylin’in içerisinde olduğu sandığı taşındığını gördüğünü belirten bir tanık ile ilgili önümüzdeki mahkemede ortaya çıkararak olayın daha iyi aydınlanmasını sağlayacağız. Emniyet güçlerinin konuyla ilgili bilgisi bulunuyor. Kişinin ifade vermeye çekindiği konusundayız” demişti. Kemal Çeneli, bu konu hakkında da bilgi verdi. Çeneli, kızının gece geç saatlerde minik Atik’in cesedi taşınırken gördüğünü kendisine anlattığını aktardı. Çeneli, “Kızım Şükriye ve Serkan T.’yi gece 01.30-02.00 gibi sandık indirip çıkartırken görmüş” dedi.

    Kemal Çeneli, “Sözü edilen edilen hırsızlık olayından dolayı Ödemiş 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde 2018/497 esas dosya numarasında dava açıldı. Ben hırsızlık olayını ikisinin yaptığını düşünüyorum” dedi. Bunun üzerine sanık Serkan T.’nin avukatı Aydan Güler, sanığın 15 yıldır sanayide çalıştığını ve bu fidyeye ihtiyacının olmadığını savunarak, sanığın oturduğu evin kendisine ait olduğunu ve bankada parasının olduğunu söyledi. Güler, sanığın sabıkasının olmamasına da dikkat çekti.

    Sanık Serkan T. ise, “Hırsızlık olayı meydana çıktığında polise ben yönlendirdim. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum. Emniyete ben götürdüm” şeklinde konuştu.

    Ceylin Atik’in babası: “Bugün Dünya Çocuklar Günü”

    Serkan T., “Ben haksızlığın içindeyim. Benim hiçbir ilgim yok. Bu çocuğu ben hiç görmedim. Ben 15 yıllık sanayide esnafım. Benim parayla işim olmaz. Benim defterimde iş yerimde alacaklarım var ve kaldı. Ben o çocuğun hangi sandık içine konulduğunu bile bilmiyorum. Benim evimde iki tane sandık var ve ne şekilde, nasıl konulduğunu bilmiyorum. Tüm aşamalarda gördüklerimi, bildiklerimi anlattım. Yine anlatırım. Şükriye gerçeği söyle, günahıma giriyorsun” dedi. Şükriye T. ise daha sonra cinayetin sandıkta taşınmasından haberi olmadığını söyledi.

    Duruşmada Ceylin Atik’in babası Murat Atik, bugünün Dünya Çocuk Hakları Günü olduğunu hatırlattı. Baba Atik’in bunu hatırlatması üzerine duygusal anlar yaşandı.

    İddia makamı savcı da duruşmada mütalaasını verdi. Mahkeme heyeti, duruşmayı 21 Aralık tarihine erteledi.

  • Dr. Katlandur: “Şeker hastalarının kalp hastası olduğu ancak muayenede ortaya çıkıyor”

    Kardiyoloji Uzmanı Dr. Hüseyin Katlandur, şeker hastalarının kalp krizlerini sessiz bir şekilde geçirebildiklerini ifade ederek, “Şeker hastalarının kalp hastası olduğu ancak muayenede ortaya çıkıyor” dedi.

    Şeker hastalığının Türkiye’de sıklığı gittikçe artan bir hastalık olduğunu belirten Konya Hospital Kardiyoloji Uzmanı Dr. Hüseyin Katlandur, “Özellikle genç popülasyonda sıklığı giderek artıyor. Şeker hastalığını tanımlamak gerekirse, şeker hastalığı vücuttaki kan şekerinin düzenlenmesini sağlayan hormonun yeterli miktarda salgılanmaması gibi bir hastalık. İki türü var bir, insüline bağlı olan türü, bu daha çok çocuk yaşlarında ortaya çıkıyor. Bir diğer türü de daha çok ileri yaşlarda meydana geliyor. İleri yaşta meydana gelen türü daha sık gözüküyor ve toplumsal sağlığımızı tehdit etmeye devam ediyor. En sık ilişkili olduğu durum tabii ki ailesel yatkınlık. Özellikle ailesinde, anne, babasında ve kardeşinde diyabet olan kişilerde daha sık görüyoruz. Özellikle diyabetin obeziteyle yani şişmanlıkla çok ciddi bir şekilde alakası var ve diyabet sıklığı şişmanlıkta daha da artıyor. Maalesef son günlerde sıklığı giderek artan yapay tatlandırıcıların, özellikle koruma içeren gıdaların artışıyla da diyabetin arttığını görüyoruz” şeklinde konuştu.

    “Şeker hastalığının en çok rahatsızlık verdiği organ kalp”

    Şeker hastalığının en çok rahatsızlık verdiği organın kalp olduğunu söyleyen Uzman Dr. Katlandur, şekerin kalp damarlarının giderek hızlı bir şekilde tıkanmasına yol açtığını ifade etti. Genç yaşta kalp krizlerinin en önemli sebeplerinden bir tanesinin kalpteki damar tıkanıklığı olduğuna dikkat çeken Dr. Katlandur, “Tabi bunun yanında bir de ailesel yatkınlığı, sigarayı ve tansiyonu da koyduğumuz zaman riskin katlandığını görüyoruz. Bize düşen görev de şu; açıkçası birincisi tabii ki riskli olan popülasyonu, riskli olan kişilerin tespit edilmesi, erkenden tespit edilmesi. Bunun ileri dönemde oluşabilecek komplikasyonlara karşı sık bir şekilde kontrol edilerek hastaların tedavisinin yapılması ve özellikle kalp açısından yani diyabeti olan kişilerin en az yılda bir defa kontrole gelmeleri, bu kontrolün özellikle kalp damar sağlığı, böbrek sağlığı ve genel olarak göğüs sağlığı şeklinde yapılmasını öneriyoruz” dedi.

    Şeker hastalığı tedavisinde ilaçların çok sık olarak kullanıldığını kaydeden Dr. Katlandur, bunun yanında beslenme düzeninin de çok büyük önem arz ettiğini dile getirdi. Özellikle hastaların glikojik indeksleri yüksek olan gıdaların tüketimini azaltmalarının gerektiğini vurgulayan Dr. Katlandur, “Özellikle, direkt vücuda çok yüksek miktarda şeker olarak giren un, undan üretilen ürünlerin ve pirincin azaltılması gerekiyor. Bunun yerine özellikle bakliyat ürünlerini öneriyoruz. Bunun yerine özellikle içlerinde folik asit barındıran sebzeleri öneriyoruz. Bunun yerine özellikle kepekli ya da şeker oranı azaltılmış olan unlu mamuller öneriyoruz. Mutlaka günlük mümkünse 5 kilometre yaklaşık 10 bin adım şeklinde tanımlıyoruz egzersizin yapılması, bu egzersizin yeterli olduğunu düşünüyoruz” diye konuştu.

    “Şeker hastalarının kalp hastası olduğu ancak muayenede ortaya çıkıyor”

    Şeker hastalarının bir kısmının göğüs ağrısı şikayeti duymadıklarını söyleyen Kardiyoloji Uzmanı Hüseyin Katlandur, “Şeker hastaları maalesef kalp krizlerini sessiz bir şekilde geçirebiliyorlar. Peki buradan ne sonuç çıkaracağız? Şeker hastalarının kalp hastası olduğu ancak muayenede ortaya çıkıyor. Mesela şeker hastalığı olan bir kişi karnında bir bulantı gibi, sırtında böyle hafif bir ağrı gibi, kollarında uyuşma gibi, yürürken nefesinde bir daralma gibi şikayeti olursa mutlaka doktora gelsin. İlla dört dörtlük bir göğüs ağrısı olmuyor maalesef. Dört dörtlük göğüs ağrısı beklemiyoruz ve bu özellikle farkına varılmadığı zaman maalesef doku kaybına, kalpte doku kaybı da kalpte güç kaybına, kalpte güç kaybı da kalp yetersizliği gibi çok önemli toplumsal sağlık problemine yol açıyor. Maalesef kalp yetersizliği gelişen bir hastanın hem devletimize hem de topluma olan yükü çok ağır. Bunun tedavisi, bunun bakımı, bunun hayata tutunması gerçekten çok zor oluyor. Bu yüzden şeker hastası olan bireylerin özellikle efor kapasitelerinde, yürüme kapasitelerinde azalma, özellikle anormal şikayetler, özellikle karın bölgesinde ağrı, kollarda uyuşma, sırt bölgesinde ağrı, çenesinde hatta dişlerde uyuşma, bazı hastalarımız dişlerinde uyuşma şikayetiyle bize geliyorlar mesela. Bu tarz şikayetleri varsa mutlaka kardiyak muayene için doktora başvurmasını tavsiye ediyoruz” ifadelerini kullandı.

  • Prematüre bebek riski pek çok nedene bağlı olarak ortaya çıkıyor

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ve Yenidoğan Yoğun Bakım Uzmanı Dr. Liya Alkılıç, bebeklerin erken doğması olarak bilinen prematüre doğumun pek çok nedeni olabileceğini ifade ederek, “Bunlar; daha önceden prematüre bebek doğurmuş olan kadınlar, ikiz, üçüz veya daha fazla doğum yapacak olan hamile kadınlar, belli rahim veya servikal anormalliklere sahip kadınlar, ilk kez doğum yapan gençler, ilk çocuklarını doğuran 37 yaş üzeri kadınlar” dedi.

    17 Kasım Dünya Prematüre Günü nedeniyle Özel Ege Şehir Hastanesinde etkinlik düzenlendi. Prematüre bebekler, aileleri ve minik bedenleri sağlığına kavuşturan çalışanların katıldığı etkinlik yoğun ilgi gördü.

    Hastane Başhekimi Dr. Volkan Ertuğrul, prematüre bebeklerin tedavisinin deneyimli ellerde ve tam donanımlı hastanelerde yapılması gerektiğini söyledi. Ertuğrul, tedavi sırasında hastane personeline de çok büyük iş düştüğünü sözlerine ekledi.

    “Prematüre doğumun nedenleri”

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ve Yenidoğan Yoğun Bakım Uzmanı Dr. Liya Alkılıç, sağlıklı büyüme için organ gelişiminin çok önemli olduğunu söyledi ve prematüre bebeklerle ilgili önemli bilgiler paylaştı. Alkılıç, “Bebekler normal süre olarak 38 ile 42 hafta arasında dünyaya gözlerini açar. Yeni doğan bebek, 37 hafta ve öncesinde doğmuş ise bu bebeğe prematüre denir. Prematüre bebeklerin ağırlığı tam zamanında doğan bebeklere göre çok daha azdır. Prematüre bebekler, organlarının gelişmeye zamanı olmadığı için sağlık sorunları yaşayabilir. Prematüre bebek riski pek çok nedene bağlı olarak da ortaya çıkabilir. Bunlar, daha önceden prematüre bebek doğurmuş olan kadınlar, ikiz, üçüz veya daha fazla doğum yapacak olan hamile kadınlar, belli rahim veya servikal anormalliklere sahip kadınlar, ilk kez doğum yapan gençler, ilk çocuklarını doğuran 37 yaş üzeri kadınlar” şeklinde konuştu.

    “Anne sütü önemli”

    Bebeğe anne sütü verilmesinin önemine vurgu yapan Dr. Liya Alkılıç, “Anne sütü bebeği rahatlatır ve her annenin sütü kendi bebeği için uygundur. Anne sütündeki koruyucu etmenler küçük prematüreler için oldukça önemlidir. Anne sütünün alerjen etkisi yoktur ve daha kolay tolere edilir. Emmesi olmayan bebekler için anne sütü steril ortamda sağılıp biriktirilmeli ve bebeğe verilmelidir. Hastanemizin Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi, yoğun bakım ihtiyacı olan tüm bebeklere gerekli desteği sağlamaktadır. Güncel bilgiler ışığında, modern tıbbi donanımıyla bebekleri kısa sürede ailelerine kavuşturmakta, ailelerin bilgilendirilmesinde ve eğitiminde gerekli kaynakları sağlamaktadır” dedi.

  • Efsanelere konu olan “Ejderha taşı” ortaya çıkarıldı

    Elazığ’ın tarihi Harput Mahallesinde gün yüzüne çıkartılan Ejderha olduğu ve taşa dönüştüğü dilden dile anlatılan 800 yıllık geçmişe sahip “Ejderha taşı” ortaya çıkarılarak koruma altına alındı.

    Haput’un tarihi mirasını canlandırma çalışmalarına devam eden Elazığ Belediyesi Koruma Uygulama ve Denetim Bürosu (KUDEB), tarafından Göllü bağ mevkinin 2 kilometre doğu yakasında yer alan “Ejderha Taşı” gün yüzüne çıkarıldı. 800 yıllık efsanesi olan ve 500 metrekarelik alanı kapsayan ejderhayı anımsatan taş, üstündeki toprakları temizlenerek koruma altına alındı. Çevre düzenleme çalışması yapılarak koruma altına alınan bölgede geniş bir rekreasyon çalışması sonrası taşın turizme kazandırılması hedefleniyor.

    Efsaneye göre, Ejderha ve yavrusu taş olmuş

    Ejderha taşının Harput Mahallesinde Buzluk Mağarasına 2 kilometre mesafede yol kenarında yer aldığını aktaran KUDEP Birim Sorumlusu Kadir Atıcı, “13. yüzyılda Fethi Ahmet Babanın yaşadığı dönemden günümüze kadar gelen sözlü bir kültürdür. 13. yüzyılda ejderha ve yavrusunun Harput’a doğru geldiğini, Harput halkını yutup yiyeceği söylentisi yayılır. O yörenin halkı Fethi Ahmet Babaya giderler ve ejderhanın Harput’tan uzuklaştırılması için dua etmesini isterler. Fethi Ahmet Baba’da korku ve endişenin giderilebilmesi için günlerce dua eder. Dua neticesinde ejderha ve yavrusu buraya kadar gelir ve taş kesilir. Bu tabi ki efsane, sözlü bir kültür ve edebiyattır. Harput’umuzun kültürel misyonuna değer katan edebi ifadeler de bizim maddi değeri olan tarihi yapıların dışında somut olmayan kültür varlıkları içerisinde yer almaktadır. Ayaklarının ön tarafa doğru uzandığını, sırt kısmının göründüğünü ve hemen arka kuyruk tarafında da yavrusunun durduğunu görmekteyiz” dedi.

    “Harput’un sözlü kültürüne katkı olacak”

    Koruma altına aldıklarını aktaran Atıcı, “Çevre düzenleme çalışması yaptık. Levhasını koyarak turizm değerini artırmayı planlamaktayız. Bu çalışma bunla sınırlı değil. Bunun içerisinde rekreasyon ve yeşil alanların oluşturulması var. Görselliğin daha çok ön plana çıkabilmesi, turistlerin de rahat hareket edebilmesi için geniş bir rekreasyon çalışması düşünüyoruz. Harput’un sözlü kültürüne bir katkı sağlamış olacağız. Şuanda geçici olarak tel örgü çektik. Kayanın üzerinden toprakta vardı, temizledik. Bu şekilde ejderha kendini kaya olarak gösterdi. Hikayesini levha şeklinde astık. Çalışmalar sonlandıktan ve kayanın hava ile temasını engelledikten sonra turizme kazandırmış olacağız” diye konuştu.