Etiket: Ortaya

  • Emekli Müdürün İntihar Ettiği Ortaya Çıktı

    Muğla’nın Datça ilçesinde badem ağacında asılı bulunan emekli öğretmen ve müdür yardımcısının intihar ettiği belirlendi. Cumhuriyet Savcısı tarafından yapılan incelemede Ersin Ermiş’in cebinden “Ölümümden kimse sorumlu değildir” yazısı çıktı. Ersn Ermiş’in cesedi otopsi için Muğla Adli Tıp Kurumu’na gönderildi.

    Muğla’nın Datça ilçesinde uzun yıllar öğretmenlik ve Halk Eğitimi Merkezi’nde Müdür Yardımcılığı yapan Ersin Ermiş kendisine ait badem tarlasında ağaca asılı vaziyette bulundu. Polis tarafından el konulan olayla ilgili çalışma başlatıldı.

    Edinilen bilgiye göre Datça Hızırşah Mahallesi nüfusuna kayıtlı ve uzun yıllardır Datça ilçe merkezinde yaşayan emekli öğretmen Ersin Ermiş bugün öğlen saatlerinde kendisine ait aracını Datça Sanayi Sitesi yanında bulunan eski mezbahanın yanına park edip ortadan kayboldu. Akşam havanın kararmasına rağmen aracın halan park edildiği yerden alınmadığını gören çevre sakinleri durumdan şüphelenerek olayı polise bildirdi. Polis ile birlikte Ersin Ermiş’in bir yakını aracın park edildiği yerin az ilerisinde bulunan Ersin Ermiş’e ait badem ve zeytinlikten oluşan arazide arama yaparken eski müdürü ağaçta asılı vaziyette buldu.

    İntihar ettiği anlaşılan Ersin Ermiş’in ölümü ile ilgili Cumhuriyet Savcısı ve Marmaris’ten gelecek olay yeri inceleme ekibinin arazide ve üzerinde yaptığı aramada tek satırlık ölümümden kimse sorumlu değildir yazılı not bıraktığı ortaya çıktı.

    İntihar ettiği anlaşılan Ersin Ermiş otopsi için Muğla adli tıp kurumuna gönderildi ve olayla ilgili olarak soruşturma başlatıldı.

  • (Özel Haber) Kırık Şüphesiyle Hastaneye Gitti, 7 Ay Sonra Kolunda Tümör Olduğu Ortaya Çıktı

    Diyarbakırlı inşaat işçisi 38 yaşındaki Zülküf Kaçar, 2 yıl önce kolunda kırık şüphesi ile hastaneye gitti. Burada tedavi edilen Kaçar’ın omzunda 7 ay sonra tümör olduğu ortaya çıktı. 2 yıl boyunca çalmadık kapı bırakmayan Kaçar’ın imdadına, kanseri yenerek tekrar hayata tutunan ünlü ses sanatçısı Fulden Uras yetişti. Kaçar, Uras’ın girişimleri sonucu hazırlanan ambulans helikopterle Adana’ya sevk edilerek burada tedavi edilecek.

    Diyarbakırlı inşaat işçisi Zülküf Kaçar’ın hayatı, 2 yıl önce omzundaki ağrı nedeni ile bir anda değişti. Kolunda kırık şüphesi ile hastaneye giden Kaçar, burada yapılan muayenenin ardından evine gönderildi. Yapılan tedaviye rağmen ağrısı dinmeyen Kaçar, başka bir doktora görünmek istediğini belirterek farklı bir hastaneye gitti. Aradan geçen 7 ayın sonunda kaçar, hayatını karartan gerçekle karşılaştı. 7 ay sonunda omzundaki şişlikle hastaneye giden Kaçar’a, tümör teşhisi konuldu.

    OMZUNDAKİ TÜMÖR 2 BUÇUK KİLOGRAMI BULDU

    Kolunda tümör olduğunu duyan Kaçar için acılı günler devam etmeye başladı. Kolundaki tümör nedeni ile çalışamayan Kaçar, 8 çocuğu ve eşine bakamaz duruma geldi. Tuvalet ve banyosu bulunmayan tek gözlü bir odada yaşama tutunmaya çalışan Kaçar’ın omzundaki tümör de günden güne büyüyerek 2 buçuk kilogramı buldu. Kaçar, geçtiğimiz günlerde yakınlarının yardımı ile cep telefonundan çektiği bir görüntüyü sosyal medyada paylaştı.

    SOSYAL MEDYADA PAYLAŞTIĞI GÖRÜNTÜ KENDİSİNE IŞIK OLDU

    Kaçar’ın sosyal medyadan paylaştığı görüntü, bir dönem kanser tedavisi gören ve hastalığı yenerek yeniden yaşama tutunan ünlü ses sanatçısı Fulden Uras’ın dikkatini çekti. Uras, kendi twitter hesabından da bu görüntüyü paylaşarak, yetkililerden yardım talep etti. Uras’ın daha çık kitleye yaydığı görüntü, AK Parti Adana Milletvekili Necdet Ünüvar’ın da dikkatini çekti. Ünüvar, Kaçar’a yardımcı olmak için devreye girerek, hastanın tedavisine Adana’da devam edilmesi için Diyarbakır’a ambulans helikopter yönlendirdi.

    URAS, KAÇAR İÇİN DİYARBAKIR’A GELDİ

    Hayaller Gerçek Olsa Derneği olarak Kaçar’ı ziyaret etmek üzere Diyarbakır’a gelen Uras, hastayı tedavi gördüğü hastanede ziyaret etti. Kaçar’ın durumu hakkında doktorlardan bilgi alan Uras, Hayaller Gerçek Olsa Derneği ile iki hafta önce Diyarbakır’a gelerek hasta çocukları ziyaret ettiklerini söyledi. Uras, “Hastamız bana buradaki gönüllü annemiz sayesinde ulaştı. Bana bir video yolladılar. Dehşet içinde kaldım. Hayatımda böyle bir tümör büyüklüğü görmedim. Kendim de kanser geçirmiş bir insanım. Bu tip hastaları çok gördüm. Gerçekten inanılmaz bir hasta bu. İki sene boyunca nasıl dayanmış bu acılara anlamak mümkün değil. Yaşayacak alacak nefesi varmış diye düşünüyorum. Biz elimizden geleni yapıyoruz. Devlet büyüklerimiz olay sosyal medyada duyulduğunda aradılar, sahip çıktılar hastaneye yatırdık. Burada da doktorumuz çok yakinen ilgileniyor hastane personeli ile birlikte. Birazdan Adana’ya sevki gerçekleşecek. Orada da profesörümüz karşılayacak. İnşallah başarılı bir ameliyat geçirecek ve Diyarbakır’a evine çocuklarına kavuşacak. Kırık diye gidiyor hastaneye tümör var ve fark edilmiyor ve sonuç maalesef geç kalınmış bir olay ama Allah’ın izni ile aşacağız. Zülküf de bir an önce iyileşecek ve bir an önce çocuklarının başında olacak” dedi.

    ÖNCE BOYUN FITIĞI, SONRA KİREÇLENME VE ARDINDAN TÜMÖR TANISI

    Kolundaki ağrı nedeni ile hastaneye giden Kaçar’a ilk başta boyun fıtığı, sonra da boynunda kireçlenme teşhisi konulmuş. Acıları dinmeyen Kaçar’a, 7 aylık sürenin ardından tümör teşhisi konan Kaçar, “Ben inşaat işçisiyim. Kolumda kırık şüphesi ile hastaneye gittim, 2 yıl oldu. Hastaneye gittikten 7 ay sonra kolumda tümör olduğu ortaya çıktı. Allah, bana yardımcı olan herkesten razı olsun. Yardımcı oldular da. Adana’ya sevk edileceğim bugün. Kırık şüphesi ile hastaneye gitmiştim. Boyun fıtığı dediler, sonra kireçlenme dediler, en sonda tümör teşhisi konularak beni fakülteye sevk ettiler” diye konuştu.

    Kaçar, gerekli prosedürlerin tamamlanmasının ardından bugün ambulans helikopterle Adana’ya sevk edilecek.

  • Samsun’da 19 Yıl Sonra Ortaya Çıkan Cinayetin Davası

    Samsun’da 19 yıl sonra ortaya çıkan cinayet ile ilgili 2’si tutuklu 3 kişinin yargılanmalarına devam edildi.

    Samsun’un Tekkeköy ilçesi Kutlukent Çırakman Mahallesi’nde çobanlık yapan 3 çocuk babası 31 yaşındaki Şaban Bayri’nin ailesi, öldürüldükten 1 yıl sonra 30 Ekim 1996 tarihinde Bayri’nin kaybolduğuna dair jandarmaya müracaatta bulundu. Kayıp başvurusundan sonra geçen 18 yıl içinde Şaban Bayri’den bir daha haber alınamadı. Bayri’nin eşi Habibe (48), daha sonra aynı mahallede ikamet eden Mehmet E. (45) ile evlendi. Tekkeköy İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri, olayın peşini bırakmadı.

    Jandarma, olayın cinayet olma ihtimali üzerinde durarak soruşturmayı derinleştirdi. Habibe ile evlenen Mehmet E.’nin kardeşi Musa E. (41), jandarmanın da sıkıştırması üzerine vicdan azabı çektiğini söyleyerek, Şaban Bayri’yi olay günü eşi Habibe’nin evden dışarı gönderdiğini anlatarak, “Ağabeyim Mehmet E. ile Şaban Bayri’yi otomobile aldık. Ben aracı kullanırken ağabeyim de Şaban Bayri’yi eliyle boğarak öldürdü. Daha sonra birlikte mısır tarlasına gömdük. Eşi Habibe’nin de bu olaylardan bilgisi vardı” iddiasında bulundu.

    Olayla ilgili Habibe E., Mehmet E. ve Musa E., Tekkeköy İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri tarafından gözaltına alındı. Musa E.’nin gösterdiği mısır tarlasında iş makinesi ile yapılan kazıda 19 yıl önce öldürülerek gömülen Şaban Bayri’nin cesedi bulundu. 12 Kasım 2014 tarihinde Samsun Adliyesi’ne sevk edilen Habibe E., Mehmet E. ve Musa E. tutuklanarak Samsun Kapalı Cezaevi’ne gönderildi.

    Soruşturmayı yürüten savcı, dava ile ilgili iddianameyi hazırlayarak Mehmet E. ile Habibe E.’nin Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 82/1-a maddeleri gereği her ikisinin de ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına, olayın ortaya çıkmasını sağlayan Musa E’nin ise TCK 82/1-a, 38/3 maddesi gereği 20 yıldan 25 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açtı. Uzun süre tutuklu kalan Habibe E. tutuksuz yargılanmak üzere tahliye oldu. Samsun 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada, Adli Tıp Kurumu’ndan gelen DNA raporu kafalarda soru işareti bıraktı. 19 yıl önce öldürülerek toprağa gömülen Şaban Bayri olduğu ileri sürülen kemiklerden kimlik tespiti için alınan DNA profilleri ile Şaban Bayri’nın kızlarından birinden alınan DNA profillerinin birbiriyle uyuşmadığı ortaya çıktı. Mahkeme heyeti, DNA raporunu okurken buluntu cesedin Şaban Bayri olmama ve bir başka kişinin de öldürülüp gömülmüş olma ihtimali üzerinde durarak, cesedin Şaban Bayri’ye ait olup olmadığının tespiti için diğer 2 kızı ile kardeşlerinden alınan numunelerle yeniden DNA testi yapılmasını istedi. İstanbul Adli Tıp Kurumu’nda ölen şahıs, diğer 2 kızı ve kardeşlerinden alınan örneklerle yapılan DNA testinde cesedin Şaban Bayri’ye ait olduğu tespit edildi.

    Bugün görülen davaya tutuksuz sanık Habibe E. katılmazken, tutuklu bulunan Musa E. ve Mehmet E. duruşmada hazır bulundu. Ölen Şaban Bayri’nin ablaları Asiye Altuntaş (68) ve Nigar Gümüş (50), duruşmada ifade vererek sanıklardan şikayetçi olduklarını söylediler. Asiye Altuntaş, “Habibe Musa ve Mehmet ile işbirliği yapıp 3’ü birden kardeşimizi öldürdü. Sanıklardan şikayetçiyim” diye konuştu.

    Nigar Gümüş ise, “Habibe kocasının Mehmet’in öldürdüğünü bizzat bana söyledi. Karakola gittik, ifade verdik. Habibe daha sonra ifadesini değiştirdi” şeklinde konuştu.

    Tutuklu sanıklardan Mehmet Eral, “Habibe eşi kaybolunca ortada kaldı. Ben de eşi kaybolduktan bir yıl sonra kendisine sahip çıkıp birlikte yaşamaya başladık ve evlendik. Bana Şaban kaybolunca Tekkeköy’de savcı, Habibe’ye sahip çıkmamı söyledi. Ben de sahip çıktım. Ancak kardeşim Musa bana iftira atıyor. Musa ile 1996 yılından beri aramızda ailesi sorunlardan dolayı husumet var. Bu konuda mahkemeye yazdığım mektupta her şeyi belirttim. Bu yüzden bana iftira atıyor” ifadelerini kullandı.

    Musa Eral ise ağabeyi Mehmet Eral’ın Şaban Bayri’yi kendisinin yanında öldürdüğü tekrarladı.

    Ölen Şaban Bayri’nin ağabeyi Nurettin Bayri ise kardeşi kaybolduktan 3-4 ay sonra Mehmet Eral’ın Habibe ile birlikte yaşamaya başladığını ileri sürdü. Duruşma tanıkların dinlenmesi için ertelendi.

  • Zeki Müren’in Halı Koleksiyonunun Bir Parçası Kartal’da Ortaya Çıktı

    Türkiye’de Sanat Güneşi olarak bilinen merhum sanatçı Zeki Müren tarafından 1968 yılında resmedilen 12 adet halı tasarımının bir parçası da İstanbul Kartal’da ortaya çıktı. Baba yadigarı halının sahibi Hayri Ağababa, meraklılarının ilgisine açık olduğunu söyledi.

    Isparta’da dokunan 12 halının kaybolan son 3 parçasından ikisi bulunmuştu. Aşk Şarabı ismi verilen halı Kartal’da Hayri Ağababa’nın evinde ortaya çıktı. Zeki Müren’in imzası ve Aşk Şarabı yazan halıya gözü gibi bakan Ağababa, “Beni arayan olursa değerlendirebilirim” diye konuştu.

    Hayri Ağababa, “Babam halıyı 1973’te Diyarbakır’da Hacı Mehmet isimli bir esnaftan aldı. Ben kendimi bildim bileli halı bizde. Geçen gün çıkan haberleri izlerken halının birisinin de bende olduğunu haber vermek istedim. Bu işlerin uzmanı olanlar gelip inceleyebilir. Bu halıya alaka gösteren Zeki Müren hayranları benimle irtibata geçebilir. Ben isteyene bu halının bende olduğunu ispatlayabilirim” diye konuştu.

  • Ayaklarda Ağrıyla Ortaya Çıkan Çarpıklığa Dikkat

    Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Artun Aydın, kadınların ayaklarında erkeklere göre 9 kat daha fazla görülen ve ayak başparmağındaki ağrıyla, çarpıklıkla ortaya çıkan Halluks Valgus hastalığının önemine dikkat çekti.

    Özel Gözde İzmir Hastanesi doktorlarından Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Artun Aydın, daha çok kadınların ayaklarında görülen Halluks Valgus hastalığı ve tedavisiyle ilgili bilgiler verdi. Hastalığın 30 ve 40’lı yaşlardan sonra artan oranda görüldüğünü anlatan Dr. Aydın, Halluks Valgus hastalığının ayak başparmağında çarpıklık, çıkıntı ve ağrıyla görülen bir hastalık olduğunu söyledi. Aydın, hastalığın zaman içerisinde ilerlediğine dikkat çekerek, “Bu rahatsızlıkta kemik çıkıntı, tarak kemiğinin parmakla eklem yaptığı bölgede iç kısmında kemikte olan büyümedir. İstirahatle çıkıntı her ne kadar küçülse de, çıkıntının önemli bir kısmı kemik yapısında olduğundan tamamen kaybolmamaktadır. Birçok hastada dar, ön kısmı sivri ayakkabıların uzun süre giyilmesinin hastalığa yol açtığının ileri sürülür. Doğal olarak bu hastalık, kadınlarda erkeklerden 9 kat daha sık görülmektedir. Bazı Halluks Valgus olgularında ise hastalık, ayakkabı giyim tarzından bağımsız olarak gelişebilmektedir. Bu hastaların 3’te 2 sinde ailede Halluks Valgus olan birey ya da bireyler mevcuttur” diye konuştu.

    İLERİ OLGULARDA AMELİYAT ŞART

    Halluks Valgus hastalığının tanısı hakkında da açıklamalarda bulunan Dr. Aydın, “Tanı, ayağın görüntüsüyle koyulsa da, mutlaka basarak ön-arka ve yan radyografiler görülmelidir. Bu şekilde incelenen hastada, Halluks Valgus hastalığına neden olan kemik dizilim bozukluğu yeri saptanarak ona uygun tedavi seçimi yapılmalıdır. Burada doğru karar vermek sonradan deformitenin tekrarlamasını engellemek için çok önemlidir” dedi.

    Halluks Valgus hastalığında tedavinin mümkün olduğunu anlatan Aydın şöyle konuştu:

    “İlk yaklaşımda, hastanın ayağının rahat edeceği ayakkabı kullanımı gelmektedir. Ayakkabılar yeterli genişlikte olmalı, ön tarafa doğru sivrileşme göstermemelidir. Parmak arası makara ya da Halluks Valgus gece atellerinin de ayak başparmaktaki ağrıyı azaltmaya katkısı mevcuttur. Bu atel ve ortezlerin maalesef çarpıklığın düzelmesi ya da ilerlememesine katkısı bulunmamaktadır. Halluks Valgusta ameliyatsız tedavi ile çarpıklıkta düzelme sağlanamamaktadır. Ameliyatsız tedavi yöntemlerine rağmen ağrısı devam eden ve ileri deformiteli hastalarda cerrahi tedaviye başvurulur. Cerrahi tedavi ile başparmağın düzeltilmesi mümkündür. Halluks Valgus hastalığında muayene ve radyolojik bulgulara göre uygun olan cerrahi tedaviyle oldukça tatminkar sonuçlar alınabilmektedir. Uygun operasyon seçimi ve gelişmiş cerrahi teknikler sayesinde, tekrarlama neredeyse hiç görülmemektedir.”