Etiket: Ortalama

  • Diyanet işleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş: “Yılda ortalama 500 ila 1000 cami yapılıyor”

    Kayseri’de düzenlenen Cami Planlama ve Tasarım Projesi 2. Çalıştayında konuşan Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, yılda ortalama 500 ila 1000 cami yapıldığını belirterek, “Türkiye’de yapılan camilerin sayısı batının da dikkatini çekiyor ve bundan rahatsızlar” dedi.

    Kayseri Dini Yüksek İhtisas Merkezi’ndeki çalıştaya Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Vali Süleyman Kamçı, Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Çelik ile çok sayıda davetli katıldı. Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Erbaş, burada yaptığı konuşmasında, “Cami sıcaklığı ile Müslümanları kucaklayan bir özelliğe sahip. Bunun için en sıcak kavramlardan birisi camidir” dedi.

    “Cami ruh köklerinin birleştiği bir mekandır” diyen Prof. Dr. Erbaş, “Camileri imar etmek, sadece inşa etmeyi değil aynı zamanda içinde Allah’a ibadet etmeyi öğretmeli, özgürlük, kardeşlik, eşitlik, beraberlik gibi değerleri koruma, yaşatma sorumluluğunu da beraberinde getirmektedir. Müminler camileri imar ederken camilerde müminleri imar ediyor. İmar kavramını sadece tuğlaların bir araya gelmesi şeklinde anlamıyoruz. Ruhun imarı, zihniyetin imarı, aklın imarı bütün bunlar eğer camiden kopuk yapılmazsa cami anlayışı ile yapılırsa o zaman mükemmel bir insan ortaya çıkar. Bu bütünlüğün ihmal edildiği bir yerde şehir de medeniyet de inşa edilemez” dedi.

    “Camileri yeniden ele almalıyız”

    Erbaş, “Cami şehrin merkezini belirler. Şehir planının kurucu öğesidir. Camiden kopuk bir şehir anlayışı medeniyetimizin hiçbir döneminde olmamıştır. Cami taştan tuğladan ibaret değil, içinde şefkat, ilim irfan ve merhamet vardır” diyerek konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Bugün en önemli meselelerimizden birisi cami planlamamızı acil olarak ele almamız gerektiğini ifade etmek istiyorum. 1970 yılından bu yana yıllık ortalama 500 ila 1000 arasında cami inşa edilmektedir. Paris’te zaman zaman camilerle ilgili haberler yayınlanıyordu. Türkiye’de bir yılda 1500 cami yapılıyor diye. Camiler sadece bizim değil batının da dikkatini çekiyorlar. Bundan rahatsızlık duyuyorlar. Bu camiler projesiz, mimari özelliğe sahip olmayan depreme dayanıklılık gibi açılardan sorunlu yapıların olduğunu görüyoruz. Hızlı kentleşmenin sebep olduğu yapılaşma cami mimarisini de olumsuz etkilemiştir.

    Camileri yeniden ele almamız gerekmektedir. Hukuki mevzuat penceresinden bakıldığında Diyanet İşleri Başkanlığının camilerin planlanması ve tasarımı ile herhangi bir tasarrufu bulunmamaktadır. Bu anlamda Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız ve yerel yönetimlerimiz, sivil toplum kuruluşlarımız ile birlikte çalışmamız gerektiği ortaya çıkmıştır.

    Yeni cami tasarımı ile camilerimizin toplumun her kesimine hitap edebilecek şekilde tam donanımlı şekilde planlanmasını herkesin rahat ve huzur içinde ibadetini yapabilecek şekilde düzenlenmesini sağlamaya çalışıyoruz. Camilerimizin maalesef çok azı saydığımız ihtiyaçları karşılamaktadır.”

    “Camilerimizin yüzde 50’si ruhsatsız”

    Kayseri Valisi Süleyman Kamçı, “Ülkemizde camilerin tamamına yakını hayır işleri kapsamında şahıslar tarafından yapılmıştır. Bazen camilerin planlanması ve projelendirilmesinde değişik problemler ortaya çıkıyor. Camilerimizin yüzde 50’si ruhsatsız. İnşallah imar barışı kapsamında hepsini ruhsata bağlamış oluruz. Ruhsatsız kamu kurumu binası yapılmamalı, cami hiç yapılmamalı. Bugünden sonra da ruhsatsız cami yapılmamalı” dedi.

    “Camiler, sosyal hayatın merkezinde aktif olarak kullanılan mekanlar olmalı”

    Gazi Üniversitesi Rektörü Prof Dr. Uslan, “14 asırdır Müslümanlar şehirlerini camilerin merkeze alındığı bir sistemle planlamıştır. Camiler aynı zamanda medreselerin ve mahallelerin etrafında konumlandığı çok önemli merkezlerdir. Ne yazık ki bu gün camiler geçmişteki aktif rollerini üstlenememiştir. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığımız ile birlikte teknik olarak nelere dikkat edilmesi gerektiği konusunda çok önemli çalışma başlatmış ve bu çalışmada üniversitemiz ile iş birliği yapılmaktadır. 2017 yılında imzalanan protokol çerçevesinde sorunların analizi yönünde ilerlenmiş ve saha çalışması tamamlanmıştır.

    Medeniyetimiz ile kıyaslandığında şehirlerimizin plansızlığında esas kırılmanın makinenin icadı ve gündelik yaşantımızın değişmesi ile olmuştur. Camiler atıl kalmış, sadece anlık olarak kullanılan, topluma kısmi hizmet veren yerler değil geçmişte olduğu gibi sosyal hayatın merkezinde aktif olarak kullanılan mekanlar olmalıdır. Kültürümüzde camilerin olduğu sokakta kimse kalmaz, evsiz ve aşsız insanlardan bahsedilemezdi” diye konuştu.

    Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Burhan İşliyen ise, çalıştayın iki gün süreceğini belirterek, “Cami yapımlarında bir standardın getirilmesi gerekiyor. Bu çalıştayla hem mimari standartlar konusunda hem de mevzuatta yer alması gereken standartlar konusunda arşiv oluşturulmaya çalışılıyor” diye konuştu.

  • Bakan Özlü: “Yıllık ortalama 8 OSB projesi hayata geçti”

    Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşu’nun (OSBÜK) 16.Olağan Mali Genel Kurulu yapıldı.

    Genel kurula Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, OSBÜK Başkanı Memiş Kütükcü, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Müsteşarı Dr. Veysel Yayan, Sanayi Bölgeleri Genel Müdürü Yaşar Öztürk, Savunma Sanayi Müsteşarlığı Müsteşar Yardımcısı Celal Sami Tüfekçi, çok sayıda OSB başkanı ve delegeler katıldı.

    Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü konuşmasında, OSB’lerin ve OSBÜK’ün Türkiye ekonomisi için önemine değinerek, “Türkiye bilimde, teknolojide ve sanayide yükseliyor. Teknolojide yükselen bir Türkiye; gümbür gümbür geliyor. Avrupa’da 7.sıraya yükseldik. AB Sanayi ürünleri listesinde yer alan 3 bin 836 ürünün, 2 bin 982’sini yani yüzde 78’ini üretebiliyoruz. 134 Milyar dolarlık sanayi ithalatımızın, 105 milyar dolar seviyesindeki kısmını ülkemizde üreteceğiz. Bu hedeften geri dönmeyeceğiz, buna muktediriz” şeklinde konuştu.

    “Yıllık ortalama 8 OSB projesi hayata geçti”

    Bakanlık olarak OSB’lere yaptıkları yatırımlarla ilgili bilgi veren Bakan Faruk Özlü,”1962 yılından 2002 yılı sonuna kadar geçen 40 senede, 70 adet OSB projesi, 2003 yılından, 2017 yılı sonuna kadar geçen 14 yılda, 110 adet OSB projesi tamamlanarak, sanayicimizin hizmetine sunulmuştur. 1962-2002 arasında yıllık ortalama 2 adet OSB projesi biterken, 2003-2017 arasında yıllık ortalama 8 adet OSB projesi hayata geçirilmiştir” dedi.

    Bakan Özlü, KOSGEB veri tabanında 1 milyon 367 bin KOBİ bulunduğuna da vurgu yaparak, bu KOBİ’lerin 52 bininin OSB’lerde faaliyet gösterdiğini ifade etti. Özlü, “2010-2017 yılları arasında, OSB’lerdeki KOBİ’lerimize; 490 milyon lira destek sağladık. Sadece 2017 yılındaki desteğimiz 140 milyon lira seviyesine ulaştı. KOSGEB’in 15 müdürlüğü ve 4 temsilciliği OSB’ler içinde hizmet vermeye devam ediyor” ifadelerini kullandı.

    “OSBÜK kamuoyu önderi”

    OSBÜK’ün bakanlık nazarında hem ciddi bir sivil toplum örgütü, hem üyelerinin vasıflarından dolayı, “Kamuoyu Önderi” niteliği taşıyan bir üst kuruluş olduğuna da dikkat çeken Özlü, “Türkiye’nin sanayileşmesi, kalkınması, büyümesi, her anlamda dünyanın en önde gelen ülkelerden biri olması yolunda OSB’lerin katkılarına inanıyoruz, güveniyoruz” şeklinde konuştu.

    “Enerji maliyetleri OSB’leri tedirgin ediyor”

    Genel Kurulun açılışında konuşan OSBÜK Başkanı Memiş Kütükcü de, Bakan Özlü’ye organize sanayi bölgelerinin taleplerini iletti. Özellikle enerji konusunda OSB’lerden yoğun talepler aldıklarını ileten Kütükcü, EPDK’nın Son Kaynak Tedarik Tarifesi’nin Düzenlenmesi ile ilgili tebliğ taslağı ve BOTAŞ’ın doğalgazda yaptığı düzenlemelerin OSB’leri tedirgin ettiğini ifade etti.

    Türkiye’de sanayide tüketilen elektriğin yüzde 30’unu, doğalgazın ise yüzde 50’sini OSB sanayicilerinin kullandığını kaydeden Kütükcü, şunları söyledi: “Enerji maliyetlerindeki yüksek artış sanayimizin rekabet gücünü zayıflatıyor. Enerjideki bu maliyet artışlarının büyüme üzerinde de baskı oluşturacağı açıkça ortada. Dolayısıyla sanayimizin üzerindeki enerji baskısı bir an önce alınmalı.”

    “Bölge toplantıları devam edecek”

    Kütükcü, tüm OSB’leri OSBÜK çatısı altında toplayan Üretim Reform paketinin yürürlüğe girmesiyle birlikte hızlı bir çalışma temposuna girdiklerine de değinerek, ”Genel kurulumuzdan bu yana, 8 ayda 4 bölgemizdeki 41 ilimizde 189 organize sanayi bölgemizle bir araya geldik. Marmara bölge toplantısıyla, başladığımız bölge istişare toplantımıza, Doğu Anadolu, Akdeniz ve Ege Bölgelerimizdeki OSB’lerimizle devam ettik. Bu yıl içerisinde üç bölgemizle daha bir araya gelerek, Türkiye’deki tüm OSB’lerimizle istişare etmiş olacağız” dedi.

    “Kadın istihdamı artacak”

    Mesleki ve teknik eğitim meselesini öncelikli çalışma alanları arasında aldıklarını da aktaran Kütükcü, bu konuda yaptıkları çalışmalarla ilgili bilgi verdi. Kütükcü ayrıca, OSB’lerde kadın istihdamını artırmak için OSBÜK, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının önümüzdeki günlerde “OSB’lerde Kreş ve Gündüz Bakımevlerinin yaygınlaştırılması protokolünü imzalayacaklarına vurgu yaptı.

  • İki lokanta arasında mesafe ortalama 500 metre olması gerekirken

    İki lokanta veya restoran arasındaki mesafenin ortalama 500 metre olması gerekirken bu kurala uyulmadığı, Türkiye’de ve Trabzon’da birçok işletmenin yan yana hizmet vermeye çalıştığı belirtildi.

    Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Türkiye Lokantacılar ve Pastacılar Federasyonu üyesi ve Trabzon Lokantacılar ve Pastacılar Odası Başkanı Hüseyin Er, Trabzon il merkezinde kayıtlı 400 üyelerinin bulunduğunu, 150 kadar da Ticaret ve Sanayi Odası’na kayıtlı üye olduğunu belirterek merdiven altı işletmelerle bu rakamın 600’ü bulduğunu söyledi. Er, bu sayının çok fazla olduğunu vurgulayarak “Bu sayı yarısı kadar olmalıydı. İki lokanta arasında normalde 500 metrelik mesafe olması gerekirken, maalesef yan yanayız. Az olursa kalite olur. Bu kadar sayının içinde nasıl kalite arayacaksın. Kriterlerin yerine getirilmesi lazım. Ustalık belgesi olmayan, hijyenik durumu iyi olmayanlara kesinlikle ruhsat verilmemesi lazım. Bizi denetleyen insanların mutlaka uzman olması lazım. Örneğin bir iş yerinin lavabosu yok. Yetkililere ‘hiç bir şeyi yok’ diyorsun onlar da bize ‘evinde pişirip getiriyor’ diyor. Sen beni mutfağımda denetleyebiliyorsun onun evine girebiliyor musun? giremiyorsun ? Bunun düzeltilmesi gerekir” dedi.

    Trabzon’da her yıl ortalama 100 lokanta açılıyorsa bunun yarısı kadarının da kapandığına dikkat çeken Er, bazı lokantaların masraflar yüzünden ailece işletildiğini belirtti. Er “Çoğu üyemiz kredi ile ayakta durmaya çalışıyor. Kendilerini ziyaret edip oturduğumuzda bazen içeri 30 dakika kadar hiç müşteri gelmiyor. Hatta bir kısmı ekonomik zorluklar yüzünden eşi mutfakta, kendisi dönerin başında oğlu da garsonluk yapıyor. Ekonomik zorluklar yüzünden yılda ortalama 100 lokanta açılıyorsa bunun yarısı kadarı da kapatıyor. Kimi üyemiz battı, hatta intihar eden bile oldu. Bu bizi çok üzüyor” diye konuştu.

    Federasyon üyesi olarak lokantacıların durumunu zaman zaman Ankara’ya giderek ilgili bakanlıklarla görüştüklerini ve sonunda iflas eden veya iş yerini kapatan esnafa 1 yıl işsizlik maaşı ödenmesinin yasalaştığını dile getiren Er, “Yaklaşık 4 yıldan beri Ankara’ya gidip geliyorum. Gece gündüz neredeyse bakanlıkta yattık, kalktık. Sonuç olarak iflas durumunda olan veya iş yerini kapatan tüm esnaf arkadaşlarımıza bir yıl işsizlik maaşı ödenmesini sağladık. Bunu yaptık başardık çok da güzel oldu. Ayrıca lokantacılar odası olarak farklı bir projemizi hayata geçirmek için çalışıyoruz. Durumu iyi olan lokantacı arkadaşlarımızla biraya gelerek ilimize et ve sakatat kombinesi açmayı hedefliyoruz. Böylece esnafımıza ucuz et ve sakatat sağlamış olacağız” şeklinde konuştu.

    Er, lokantaların canlanması için şehre mutlaka acemi birliğinin kurulmasını da isteyerek bu konuda Trabzon milletvekillerine çağrıda bulundu. Er, “ Vekillerimiz, şehrimize acemi birliğin kurulmasının sağlanması için çalışma yapmalarını istiyoruz. Şehrimize askeri acemi birliği kurulursa sirkülasyon olur esnafımız da bu sayede ayakta kalır” ifadelerini kullandı.

  • Bakan Tüfenkci: “Türkiye perakende sektörü cirosunun yılda ortalama yüzde 9 büyümesini bekliyoruz”

    Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, “Küresel Perakende Gelişme Endeksi’nin 2017 yılı verilerinde, 241 milyar dolar toplam perakende satış tutarı ile ülkemizin büyüyen bir perakende ticaret kapasitesi olduğu vurgulanmaktadır” dedi.

    Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, inovasyon, değişim ve yeni fikirlerin sektör liderleri tarafından masaya yatırıldığı ve sektörün başarılı isimlerinin ödüllendirildiği, ‘Perakende İnovasyon Forumu ve Ödülleri’ törenine katıldı. Bakan Tüfenkci, törende yaptığı konuşmada, Türkiye’nin son yıllarda perakende sektöründe önemli bir ilerleme, değişim ve dönüşüm içerisinde olduğunu belirterek, “TÜİK verilerine göre perakende sektörümüz ciro bakımından imalat sektöründen sonra ikinci sırada yer almaktadır. Perakende sektörü; ülkemizde tüm sektör cirolarının yüzde 12’sini, tüm istihdamın yüzde 13’ünü teşkil eden ve ülkemizdeki her dört işletmeden birinin içinde yer aldığı bir sektördür. Bu oranlar, sektörün doğrudan içinde olmamakla birlikte perakendecilik işlevine sahip üreticiler ve toptancılar da dahil edildiğinde daha da yükselecektir” ifadelerini kullandı.

    “Perakende sektörünün orta vadede yılda ortalama yüzde 9 büyümesini bekliyoruz”

    Perakende sektörünün ekonomideki nispi ağırlığının son derece büyük ve önemli olduğuna vurgu yapan Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent, Türkiye perakende sektörü cirosunun son 5 yıllık performansını devam ettirerek orta vadede yılda ortalama yüzde 9 büyümesini bekliyoruz” dedi.

    Bakan Tüfenkci, şöyle konuştu: “Küresel Perakende Gelişme Endeksi’nin 2017 yılı verilerinde, 241 milyar dolar toplam perakende satış tutarı ile ülkemizin büyüyen bir perakende ticaret kapasitesi olduğu vurgulanmaktadır. Endekse göre ülkemiz, pazar çekiciliği hızla artan ve perakende pazarı hızla büyüyen ülkeler arasında yer almaktadır. Mevcut durumda zaten oldukça hacimli olan sektörün yakın gelecekte daha da büyüyeceği açıktır. Sektör verilerine göre; Türkiye tüketim harcamalarında Avrupa’da ilk 10’un içinde; gıda harcamalarında ise ilk 5 ülke içindedir. Türkiye perakende sektörü cirosunun son 5 yıllık performansını devam ettirerek orta vadede yılda ortalama yüzde 9 büyümesini bekliyoruz”.

    “Hükümet olarak çok ciddi teşvikler veriyoruz”

    Bakan Bülent Tüfenkci, Türkiye’de güçlenen markaların yurtdışına açılabilmesi için hükümet olarak teşvikler verdiklerini ifade ederek, “Ülkemizde AVM sayısı 395’e ulaşmıştır. 2018 yılı sonuna kadar bu sayının 410’a çıkacağını biliyoruz. Bu nedenle özellikle AVM’lerdeki atıl kapasitenin rantabl şekilde kullanılabilmesi için hem yeni markalar oluşturabilmek hem de biraz öce ifade edildiği gibi Türkiye’de güçlenen markalarımızın yurtdışına açılması ve oralarda marka oluşturulması noktasında hükümet olarak çok ciddi teşvikler veriyoruz” şeklinde konuştu.

    Türkiye’nin Avrupa’da marka başvurularında birinci, tasarım başvurularında ise üçüncü olduğunu belirten Bülent Tüfenkci, “Son 5 yıldır, Türkiye Avrupa’da, marka başvurularında birinci, tasarım başvurularında ise üçüncü sıradadır. Son 15 yılda, yerli patent başvurularımız 15 katına, yerli patent tescil sayımız 24 katına çıktı. 2017 yılının ilk 10 ayında da yerli patent başvurularımız geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10 arttı” dedi.

    “2017 yılında her dört kişiden biri e-alışveriş yapmaktadır”

    “Ticari ilişkilerin sağlıklı bir şekilde geliştirilmesi ve sürdürülebilirliği için güven unsuru, kilit bir rol oynamaktadır” diyen Bakan Bülent Tüfenkci, şu ifadeleri kullandı: “Baktığımız zaman Türkiye içi e-ticaretin gelişime çok açık olduğunu ve önümüzdeki dönem içerisinde çok fırsatlar barındırdığını gerek e-ticaretin gelişiminde gerekse de dünyanın gittiği noktada bunu görebiliyoruz. Toplam nüfus açısından 2016 yılında her beş kişiden biri e-alışveriş yaparken 2017 yılında her dört kişiden biri e-alışveriş yapmaktadır. Bu değişim kaçınılmaz olduğuna göre önemli olan bu değişim sürecini iyi yönetmektir”.

  • Güral: “İhracatın ortalama yıllık yaklaşık yüzde 11.7 oranında artması gerekiyor”

    Güral Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Harika Güral, “Türkiye’nin 2023 hedefleri içinde yer alan 500 milyar dolar ihracat hedefinin gerçekleşebilmesi için ihracatın ortalama yıllık yaklaşık yüzde 11,7 oranında artması gerekiyor” dedi.

    Güral Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Harika Güral, Türkiye’nin dış borcunu kapatabilmesinde kritik bir role sahip olan ihracat rakamlarının daha da artması gerektiğini söyledi. Güral, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Kuzey Kore’nin nükleer silah ve füze denemeleri nedeniyle ülkeye birtakım kısıtlamalar içeren BM Güvenlik Konseyi kararını imzalamasının ardından kısıtlanan ürünlerle ilgili yazılı bir açıklama yaptı. Güral, “Türkiye’nin 2023 hedefleri içinde yer alan 500 milyar dolar ihracat hedefinin gerçekleşebilmesi için ihracatın ortalama yıllık yaklaşık yüzde 11,7 oranında artması gerekiyor. GSYİH hedefinin gerçekleşebilmesi için de GSYİH’in aynı dönemde ortalama yıllık yaklaşık yüzde 8 oranında büyümesi lazım. Ülkemiz birçok badire atlatmasına rağmen 2014 yılında yüzde 4 büyüdü. 2015 yılı içinde yüzde 3’lere ancak ulaşılabilir derken son çeyrekte 1 Kasım seçimleri sonrasında neredeyse patlayan iç talep ile birlikte ülke büyümemiz yüzde 4’e ulaştı. 2016 yılında da 15 Temmuz kalkışmasına rağmen Türkiye büyüme trendini devam ettirerek yüzde 4’lük seviyesini korudu” diye konuştu.

    “Elimizden geleni yapıyoruz”

    Güral Şirketler Grubu olarak bu konuda ellerinden geleni yaptıklarını belirten Güral, “Her yaptığımız yatırımın, her geliştirdiğimiz yeni ürünün ülke ekonomisine bir katma değer yaratacağının bilinciyle hareket ediyoruz. En son küresel gelişmelere baktığımızda Kuzey Kore’nin nükleer silah ve füze denemeleri nedeniyle BM Güvenlik Konseyi’nin uygulayacağı yaptırımları Türkiye için bir fırsat olarak yorumluyorum. Kısıtlanan ürünler listesinde 100 dolardan daha değerli porselen ve Çin porseleni ürünlerinin bulunuyor oluşunu sektörümüzde ihracatın artacağının bir göstergesi olarak kabul ediyorum’ dedi.

    Türkiye’nin lider üreticilerinden olan Güral Porselen’in ülke genelindeki üstünlüğünü yaptığı ihracatla da perçinlediğini belirten Harika Güral, yaptıkları AR – GE çalışmalarıyla da geleceğe projeksiyon tuttuklarını vurguladı. Güral, Türkiye’deki ilk bone porseleni ürettiklerini belirterek, “Güral bone porseleni bir sanat eseri kadar zahmetli bir işlemle üretiyoruz. İlk kez 2006 yılında ürettiğimiz ‘bone’ serisi yemek takımları bugün dünyanın 70 ülkesindeki sofraları süslüyor. Özellikle ‘bone’ serisi ile porselen sektörünün öncü ve yaratıcı oyuncusu olma özelliğimizi perçinlerken, ‘Terra Rosa; renkli grup’ ve ‘Onyx; mermer desen’ ile normal porselende görülmesi mümkün olmayan kırık beyaz rengi tüketiciyle tanıştırdık. Her geçen gün değişen trendleri yakından takip ediyoruz. Dolayısıyla faaliyetlerimizde yaratıcı tasarımlara, ar-ge’ye ve müşteri memnuniyetine büyük önem vererek devam ediyoruz. Bugün Güral Porselen olarak, sadece Türkiye’nin değil, dünyanın da lider porselen markaları arasında yer almanın gururunu yaşıyoruz” şeklinde konuştu.