Etiket: Orta

  • Ariston Thermo Orta Asya Ve Romanya’ya Türk Genel Müdür

    Turgay Dağ, Ariston Thermo Group Türkiye, Orta Asya ve Romanya Genel Müdürü olarak görev yapmaya başladı.

    Kombi ve termosifon ürünleri ile pazarın önemli markaları arasında yer alan Ariston Thermo Group, yeni dönemde Turgay Dağ’a emanet. Bu değişim ile Ariston Thermo bölgeyi de Türkiye’den yönetecek.

    TURGAY DAĞ KİMDİR?

    1969 İzmir doğumlu Turgay Dağ, Dokuz Eylül Üniversitesi’nde Makine Mühendisliği Bölümü mezunu. Aynı üniversitede pazarlama master programını tamamlayan Dağ, 1999 yılında Indesit Company ailesinde göreve başladı. Üretim-Kalite-Arge bölümlerinde çalıştıktan sonra 2006’da fabrika müdürlüğüne getirildi. 2011 yılında üretimden radikal bir şekilde Ticari Direktörlük görevine gelen Dağ, 2012 yılında Indesit Company Türkiye Ülke Müdürü oldu.

  • (Özel Haber) Türkiye’deki Suriyeli Çocukların Eğitimi İçin Orta Afrika Modeli

    Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’un danışmanı Doç. Dr. Ali Osman Öztürk, Türkiye’deki 650 Bin Suriyeli çocuğun eğitimine yönelik daha önce Orta Afrika’da denenen birtakım projelerin yeniden dizayn edilerek uygulamaya konulacağını bildirdi. Öztürk, proje kapsamında bedava internete ulaşma, çok hızlı bir şekilde Arapça müfredatı içeren yazılımlar olduğunu belirtti.

    Amerikalı ve Türk yetkililer, ABD Dışişleri Bakanlığı’nda düzenlenen programda Suriye’deki iç savaş nedeniyle Türkiye’ye sığınmak zorunda kalan çocukların eğitimiyle ilgili sorunlara çözüm bulunmasını ele aldı. ABD’de düzenlenen “Bridging Education Gap for Refugee Children in Turkey” konulu panele Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’un danışmanı Doç. Dr. Ali Osman Öztürk ile Dışişleri Bakanlığı heyetinin yanı sıra Beyaz Saray Özel Kalem Müdürü Denis McDonough, İdari İşler ve Kaynaklardan Sorumlu ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Heather Higginbottom, UNICEF yöneticisi Anthony Lake ve Malala Fonu Başkanı Meighan Stone katıldı.

    Panelde Türkiye’de eğitim gören Suriyeli çocuklar hakkında bilgi veren Öztürk, Washington’daki temaslarının detaylarını İhlas Haber Ajansı’na (İHA) anlattı. Öztürk, Türkiye’deki Suriyeli öğrencilerin eğitim ihtiyaçlarının karşılanması konusunda ortak olarak neler yapılabileceğini tartışmak üzere ABD Dışişleri Bakanlığı’nın davetine icabet ettiklerini dile getirdi.

    “650 BİN SURİYELİ ÖĞRENCİNİN 250 BİN KADARI OKULA GİDEBİLİYOR”

    Şu anda Türkiye’de okul çağında 650 bin Suriyeli öğrenci bulunduğunu bildiren Öztürk, bunlardan 250 bin kadarının okula gidebildiğini vurguladı. Öztürk, geri kalan 400 bin civarındaki Suriyeli öğrencinin okulla buluşturulması noktasında ilgili taraflarla görüş alışverişinde bulunulduğunu söyledi.

    129 kişinin öldüğü 352 kişinin de yaralandığı Paris saldırılarının ardından Amerikan halkında ciddi kafa karışıklığı yaşandığını ifade eden Öztürk, 31 eyalet valisinin Suriyeli mültecileri kabul etmeyeceğini deklare etmesinin bu durumun en önemli göstergesi olduğuna dikkat çekti. Öztürk, Türkiye’nin 650 bin öğrenciyi ülkesine kabul ettiğini ancak Amerika’nın 2017’de 10 bin mültecinin girişine kaygıyla baktığınu söyledi.

    “BİZDEKİ SIĞINMACILARIN EN BÜYÜK SORUNU DİL”

    Türkiye’deki Suriyeli öğrencilere dönük yürütülen çalışmalar konusunda bilgi verdiğini anlatan Öztürk, “Bizdeki sığınmacıların en büyük sorunu dil. Halen Türkçe’yi tam olarak konuşamıyor ya da öğrenim kalitesinde kullanamayan bir öğrenci potansiyeli var. İlk önce bu sorunu aşmak için dil eğitimleri hızlandırıldı. Bunun için sınır boylarındaki merkezlerde 200’ü aşkın geçici öğrenim merkezleri kuruldu. Buralarda ilk adım olarak yetişkinlerle beraber bütün Suriyeli misafirlerimize dil eğitimi veriliyor. Öğrencilere ilkokuldan başlamak üzere Türkçe eğitimi verilerek hemen hemen her seviyede Türk eğitim sistemine entegre olmaları sağlanıyor. Dil öğretimi zaman alacak bir süreç” ifadelerini kullandı.

    Okula giden Suriyeli çocukların ailelerinin de yardıma ihtiyaç duyduğunu dile getiren Öztürk, “Çocukların eğitime, ailelerin de gündelik yaşamlarını devam ettirmeleri için yardıma ihtiyacı var. Sayın Başbakanımızın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda ifade ettiği gibi biz öyle ya da böyle tüm imkanlarımızı seferber ederek şu anda ulaştığımız öğrenci sayısını ikiye katlamayı planlıyoruz. Bu kapsamda Milli Eğitim Bakanlığımız ile uluslararası kuruluşlar nezdinde gerekli çalışmalar başladı” dedi.

    “DAHA ÖNCE ORTA AFRİKA’DA DENENEN PROJELER VAR”

    Öztürk, eğitim konusunda Orta Afrika ve diğer bölgelerde yaşanan sıkıntıların ardından denenen bir takım projeler olduğunu hatırlattı. Söz konusu projelerin daha önce sonuç getirdiğini belirten Öztürk, ABD’nin teknoloji devi Google’ın birtakım bilgi teknolojilerini kullanarak imkan sağladığını vurguladı.

    Özellikle mülteci sorunu yaşanan bölgelerde daha önce uygulanan projenin Türkiye’ye uygulanmasına ilişkin detayların paylaşıldığını dile getiren Öztürk, “Biz bunları dizayn etme konusunda daha etken olmak istiyoruz. Suriyeli çocukları uygun olan şartlarda Türk eğitim sistemine entegre etmek istiyoruz. Bu projelerin Türkiye’de uygulamaya konulması açısından yeniden dizayn edilmesi lazım. Altyapı yapı olarak güzel, çalışmış ve başarılı olmuş sistemler ama uyum gerekiyor. Bu konuda görüş alışverişine başlamış durumdayız. İlgili birimler iletişime geçmiş durumda. Sınır boylarında yer alan 10 büyükşehrimizde bu tür desteklere her halükarda açık olduğumuzu, olumlu katkıların her zaman Türkiye tarafından hoşlukla karşılandığını ve beklendiğini dile getirdik” şeklinde konuştu.

    “YOL HARİTASI BERABER ÇİZİLECEK”

    Mülteci çocukların eğitimi konusunda yol haritasının uluslararası toplumla beraber çizileceğini söyleyen Öztürk, şöyle devam etti:

    “Projenin kapsamında örneğin bedava internete ulaşma, çok hızlı şekilde Arapça müfredat öğreten yazılımları var. Bize bazı prototipler gösterdiler. Onun dışında kapasite geliştirme, okul inşaatı yapma, okulları akıllı okul haline dönüştürme, mobil üniteler oluşturma… Bunların çok farklı yöntemleri var. Bizim mobile çok ihtiyacımız yok çünkü Birleşmiş Milletler tarafından ödül almış geçici koruma kamplarımız var. AFAD bünyesinde çok ciddi hizmetler veriliyor. Eğitimle ilgili geçici barınma merkezlerinde hiç sorunumuz yok. Orada kısmen uluslararası destek alınmış durumda. Şu anda bizim esas meselemiz kamp dışındaki öğrenciler. Onlara da ulaşılması ve bu farkındalığın oluşturulması hem süreç hem de eğitim kapasitemizin altyapı olarak geliştirilmesi çok önemli bir noktaydı.”

    Öztürk, ziyaretinde en çok Türkiye’nin 2.2 milyon Suriyeli, 300 bin Iraklı sığınmacıyı nasıl ağırladığı konusu olduğunu belirtti.

    MÜLTECİLER KONUSUNDA EN ÇOK TARTIŞILAN BAŞLIKLAR, “TERÖR” VE “SUÇ ORANLARI”

    Temaslarının detaylarını paylaşan Öztürk, Paris saldırısının ardından mültecilere yönelik en çok hangi konuların tartışılmaya başlandığını aktardı.

    ABD’deki görüşmelerinde kendisine en çok yöneltilen soruların, “Onlar gelip bizim sosyal dengemizi ne kadar bozacak? Bana çok sorulan soru, suç oranlarında ciddi bir değişiklik oldu mu, Türk insanı nasıl karşıladı?” olduğunu söyleyen Öztürk, bunun üzerine suç oranlarında ciddi bir artış olmadığını aktardığını ifade etti. Öztürk, “Yer yer tansiyonların, yığılmalardan ve ani gelişmelerden dolayı yaşandığını, bunların da terör ve kargaşa ortamına mahal vermeyecek seviyede olduğunu söyledik. İnsan onuruna yakışır şekilde açık kapı politikamızın insana verilen değerin karşılığı olarak her zaman devam edeceğini belirttik” dedi.

    ABD’de başkanlık yarışının başladığına işaret eden Öztürk, “Cumhuriyetçi” kesimin Suriyeli mültecilerin hiçbir şekilde kabul edilmemesi yönünde görüş belirttiklerini vurguladı. Cumhuriyetçilere göre Suriyeli mültecilerin kabul edilme şartlarını aktaran Öztürk, “Kabul edilseler bile ancak Hristiyan olanların kabul edilmesi hatta 12 aşamalı bir prosedürden geçirilerek, Kongre’nin kuracağı bir heyetle tek tek görüşerek alınmaları yönünde. Bu da ipe un sermek anlamına geliyor. Fakat bunu Amerikan kamuoyu okuyor” diye konuştu.

    “2.5 MİLYON İNSANIN ZARAR VERMEDİĞİ ORTAMDA BİZ NEDEN 10 BİN KİŞİYİ ALMIYORUZ? DEMEYE BAŞLADILAR”

    Suriyeli sığınmacılar konusunda Batılı ülkelerin kararını etkileyen en önemli meselenin terör olduğuna dikkat çeken Öztürk, “Mültecilerin kabul edilmesi durumunda toplumun barışçıl ortamını, düzenini bozacak herhangi bir şey olur mu?” sorusuna yanıt arandığını belirtti. Öztürk, “Buradaki korkuları ise Beyrut ve Paris olaylarından sonra gerçekten ortaya çıkan çirkin bir ortam. Hiçbir dini, ırkı, cinsiyeti itham altında tutmamakla beraber bu tamamen İslamofobia denilerek sergilenen bir tavır. Yalnız Türkiye’nin tavrı onlar için bir turnusol kağıdı ya da bir ayna oluyor. ’2.5 milyon insanın zarar vermediği bir ortamda biz neden 10 bin kişiyi almıyoruz?’ demeye başladılar” ifadelerini kullandı.

    “AMERİKAN KAMUOYUNU THİNK TANK KURULUŞLARI YÖNLENDİRİYOR”

    Öztürk, Amerikan kamuoyunu ve kurumlarını özellikle dış politika konusunda think tank kuruluşlarının yönlendirdiğine işaret ederek, şunları söyledi:

    “Bizim de içinde bulunduğumuz Ortadoğu bölgesini ilgilendiren ciddi çalışmalar yapan think tank kuruluşları var. Biz oralardan da davet aldık. Oralarda da Türkiye’nin 2.5 milyon misafirimizi nasıl ağırladığını, ne gibi kolaylıklar tanıdığını, yaşadıklarımızı, öğrendiklerimizi neler yapmayı planladığımız, hükümet olarak politikamızı nasıl uzun vadeli ve kalıcı stratejilere dönüştürdüğümüzü paylaştık. Suriye topraklarında güvenli bölge ve uçuşa yasak bölge talebimizi anlattık. Ortaya çıkan sorunun ötesinde sorumluluk paylaşımına geçilmesini talep ettik. Bunun Esed’in olmadığı bir siyasi çözümden geçtiğini dile getirdik.”

    “TERÖRÜN DE SIĞINMACILIĞIN DA DİNİ, IRKI, MEZHEBİ YOKTUR”

    Mülteci sorununda ABD ile Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin elini taşın altına koyması gerektiğini vurgulayan Öztürk, yaptığı görüşmelerde ilgili tarafların gecikmiş bir ziyaret olduğunu, Türkiye’den bu tür ziyaretleri sık sık beklendiklerini aktardı.

    “Elde ettiğimiz en önemli netice, uluslararası toplumun iki yüzlü tavrına karşı biz mülteci krizinin propagandasını ya da PR’ını yapmadık” diyen Öztürk, “Bahane üretiyorlar ama maalesef bazı sıcak gelişmeler de onlara kolaylık sağlıyor. Paris saldırıları gibi. Temelde şunu söylememiz lazım: Terörün de dini, ırkı, mezhebi yoktur, sığınmacılığında da. Her an herkes bir gün sığınmacı olabilir. Dolayısıyla biz terörü lanetlerken sığınmacıları kucaklamalıyız ki terörün şiddeti ve tahribatı azalsın” şeklinde konuştu.

    Öztürk, kendisine yöneltilen “Batı’nın bu tavrı Ortadoğu halkı üzerinde nasıl bir etki oluşturuyor?” sorusuna verdiği yanıtı şöyle aktardı:

    “İnanın bu tavrınız halkı çok mutlu etmemekle beraber teröristlerin ya da terör gruplarının ekmeğine yağ sürüyor, radikalleştiriyor. Çünkü ’Batı size zaten sırtını döndü. Gelin, beraber onlara karşı savaşalım’ diyorlar. Biz bölgenin ortasında bunlarla mücadele ederken sizin gibi müttefiklerimizden beklediğimiz destektir. Kalkıp da bunu siz kendi halkınıza farklı noktalarda izah etmek yerine Ortadoğu’nun halklarını da düşünerek tavır takınsanız bizim işimiz de kolaylaşacak teröristlere de bu kadar alan kalmayacak. Bu söylemimiz çok etkili oldu. Hicap duymalarının sebebi buydu.”

    “DÜNYANIN SON YÜZYILDA İNSANİ BOYUTTA YAŞADIĞI EN CİDDİ BUHRANLA KARŞI KARŞIYAYIZ”

    Mülteci meselesiyle ilgili insanı odak noktasına alan bir yaklaşımla Türkiye’nin neler yaptığının anlattıklarında çok daha iyi geri dönüşler aldıklarını vurgulayan Öztürk, “Dolayısıyla bundan sonra yapılacak olan şey, yaptıklarımızı uluslararası platforma taşımak. Dünyanın son yüzyılda insani boyutta yaşadığı en ciddi buhranla karşı karşıyayız. Bunu dile getirmekten geri kalmamalıyız. Biz eğer düşünüyorsak onlar kendileri anlıyorlar durumu. Gördük ki anlaşılmıyor. Bu da demek ki bizim sahada taşıdığımız yükü onlara da taşıyarak, bilgi olarak aktararak neyle karşı karşıya olduğumuzun farkında olmalarını sağlamamız gerekiyor” dedi.

  • Sungurlu’da Orta Refüj Ve Kavşaklar Ağaçlandırılıyor

    Sungurlu Belediyesi Ankara-Samsun karayolu üzerinde bulunan orta refüj ve kavşaklarda ağaçlandırma çalışması başlattı.

    Belediye Park ve Bahçeler Müdürlüğü tarafından yol boyundaki orta refüj ve kavşakların otları temizlenirken, bazı kavşaklarda ise ağaç dikimi ve peyzaj düzenlemesi yapılıyor.

    Orta refüjler ve kavşaklarda yapılan yeşillendirme ve ağaçlandırma çalışmalarının tamamlanması ile ortaya çok güzel bir görüntü çıkacağını kaydeden Sungurlu Belediye Başkanı Abdulkadir Şahiner, çalışmaları kısa süre içinde tamamlanmayı planladıklarını kaydetti.

  • Nilüfer’de Orta Afrika Esintisi

    Bursa’nın Nilüfer ilçesinde, eğitimci Tunçer Serol ile Cengiz Çelik’in fotoğraf ve çini çalışmalarından oluşan sergi Konak Kültürevi’nde açıldı.

    Konak Kültürevi bu hafta da yeni bir sergiye ev sahipliği yaptı. Özel bir okulun müdürü Tunçer Serol’un Orta Afrika’da çektiği fotoğraflardan oluşan ‘Yüzler ve Gözler’ ile görsel sanatlar öğretmeni Cengiz Çelik’in serbest çini tasarımları görücüye çıktı. Toplam 53 eserin yer aldığı serginin açılışına Nilüfer Belediye Meclisi üyesi Berna Hacer Bilici, İlçe Milli Eğitim Müdürü M. Muharrem Öztürk, Kent Konseyi Başkanı Şazi Çavuşoğlu, öğrenciler, öğretmen arkadaşları ve sanat severler katıldı.

    Serol, “Eşimle birlikte 4 yıl önce Gana, Togo ve Benin’de yaptığımız gezileri fotoğrafladım. Oradaki insanların yüzlerindeki saflığı, temizliği gözlerindeki hüznü yansıtmak istedim” dedi.

    Çelik de, kaybolmaya yüz tutmuş geleneksel çini sanatını gelecek nesillere aktarmak için çalıştığını söyledi.

  • Orta Dağu”Da Dönüşüm Ve Sykes Picot Düzeninin Çöküşü Konferansı Verildi

    AK Parti Malatya Milletvekili Taha Özhan, “Orta Doğu’da Dönüşüm ve Sykes Picot Düzeninin Çöküşü” konulu konferans verdi.

    Konferans, Malatya Genç MÜSİAD, Milli Türk Talebe Birliği Malatya Şubesi, Genç Birlik Akademi Topluluğu, Türkiye Gençlik Vakfı Malatya Şubesi, Malatya Genç Memur Sen, Genç İnsan Hak ve Hürriyetleri İnsani Yardım Vakfı, Semerkan Vakfı, Anadolu Öğrenci Birliği, Tüm Sanayici ve İş Adamları Derneği, Bilgi Yolu Eğitim Kültür ve Sosyal Araştırmalar Merkezi, Ensar Vakfı, Safa Vakfı ve Türkiye İmam Hatipliler Vakfı Malatya Şubesi tarafından düzenlendi. Özhan, 100 yıl önce İngiltere ve Fransa’nın gizli bir şekilde imzalanan Sykes Picot anlaşmasıyla Mezopotamya’nın darmadağın olduğunu, bu anlaşmanın acılarının bugün de devam ettiğini belirtti. Özhan, 100 yıl önceki anlaşmanın bundan 10 yıl önceki Irak işgaliyle benzer mahiyette olduğunu dile getirdi. Özhan, “Dolayısıyla Irak’ın işgaliyle ortaya çıkan kriz alanları neyse, 100 yıl önce bu anlaşma vesilesiyle yani 1. Dünya Savaşı vesilesiyle ortaya çıkan kriz alanları da benzer. 100 yıl önceki krizi suni devletler, tampon devletler üretti. 100 yıl önceki kriz çatışma alanları üretti. Bölgemiz insanının yüzyıllar boyunca hiç üzerine alınmadığı, tarifini o şekilde yapmadığı yeni yeni kimlikler türedi, siyasi oluşumlar üretti. Bunların hepsi 10 – 15 yıl gibi kısa bir süre içerisinde kendi negatif mecrasında bütün Orta Doğu’yu darmadağın edecek düzeye hızla ulaştı” dedi. 1. Dünya Savaşı’nda oluşturulan bu düzenin zaman zaman yenilendiğini anlatan Özhan, “Dışardan unsurlar bölge içi parçalanmalara yol açacak durumdaydı, ama 2. Dünya Savaşı neticesinde bölgede oluşan yeni düzen dışarıdan yapılmış, çok daha sert bir müdahaleydi ve beraberinde de ilk kez yabancı bir unsurun buraya taşınmasına yol açtı. O yabancı unsur yerleşik bir hal aldı. Onun ismi 1948’de İsrail oldu” diye konuştu. Milenyum sonrasında ilk çarpıcı gelişmenin Amerika’daki 11 Eylül saldırıları olduğunu kaydeden Özhan, “11 Eylül Amerika’daki saldırıların ardından Amerika sadece bölgeye müdahale etmesi değil, toplamda bölgemizde yaşanan değişimlerin ve kırılmaların ilk işareti de ortaya çıkmış oldu. Biliyorsunuz 11 Eylül hızla 2 yılda, 2 işgal üretti. Önce Amerika, Afganistan’ı işgal etti, ardından Irak İşgali yaşandı” ifadelerini kullandı.

    Özhan, 11 Eylül sonrasına bölgedeki siyası duruma bakıldığında, 7 ülkede 9 işgal, darbe ve iç savaşın görüldüğünü belirtti.