Etiket: Orta

  • Türk doğal taşı, Orta Doğu’ya online pazarlanacak

    Türk doğal taşı, Orta Doğu’ya online pazarlanacak

    Türkiye’den blok doğal taş ithal eden Çin pazarında yaşanan daralmadan yara almak istemeyen Egeli doğal taş ihracatçıları, işlenmiş ürün talep eden Orta Doğu ülkelerine yoğunlaşma kararı aldı.

    Türkiye’nin 2020 yılında gerçekleştirdiği 1 milyar 58 milyon dolarlık işlenmiş doğal taş ihracatına 426 milyon dolarla en büyük katkıyı sunan Ege Maden İhracatçıları Birliği (EMİB), 15-18 Şubat 2020 tarihlerinde Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Kuveyt, Bahreyn ve Umman’dan 43 doğal taş ithalatçısı firmayla, 20 Türk doğal taş ihracatçısını “Orta Doğu Sanal Doğal Taş Ticaret Heyeti”nde buluşturdu. Ticaret Bakanlığının desteğiyle 2020 yılının kasım ayında Vietnam’a yönelik “Sanal Doğal Taş Ticaret Heyeti” organize ettiklerini ifade eden Ege Maden İhracatçıları Birliği Başkanı Mevlüt Kaya, bu sefer beş ülkeyi kapsayan “Orta Doğu Ülkeleri Sanal Doğaltaş Ticaret Heyeti” düzenledikleri bilgisini verdi.

    “Hedefimiz 85 milyon dolarlık ihracatımızı 150 milyon dolara çıkarmak”

    Orta Doğu Sanal Doğal Taş Ticaret Heyeti’nin Türk doğal taş sektörünün 2021 yılında gerçekleştirdiği ilk sanal ticaret heyeti organizasyonu olduğunu belirten Kaya, “Ticaret heyetimiz 211 ikili iş görüşmesine zemin hazırladı. 5 ülkenin yıllık 700 milyon dolar doğal taş ithalatı var. Türkiye bu ülkelere yıllık 85 milyon dolar doğal taş ihraç ediyor. Amacımız bu beş ülkeye ihracat hacmimizi 150 milyon dolara çıkarmak. Orta Doğu Sanal Doğal Taş Ticaret Heyeti’mizin meyvelerini ihracat bağlantıları şeklinde önümüzdeki zaman diliminde görmeyi umuyoruz” dedi.

    EMİB, ocak ayında işlenmiş ürün ihracatını yüzde 11 artırdı

    İşlenmiş doğal taş ihracatına yoğunlaşarak 2020 yılında Türkiye’nin doğal taş ihracatında lider konuma yükseldiklerine değinen EMİB Başkanı Kaya, sözlerini şöyle sürdürdü: “Doğal taş ihracatındaki başarımız 2021 yılının ocak ayında da devam etti. Türkiye’nin doğal taş ihracatı ocak ayında yüzde 4’lük gerileme yaşarken, EMİB’in doğal taş ihracatı yüzde 9’luk artışla 45,5 milyon dolardan 50,2 milyon dolara çıktı. Blok ihracatımız yüzde 5’lik artışla 15 milyon dolardan, 16 milyon dolara çıkarken, işlenmiş ürün ihracatımız yüzde 11’lik artışla 30,8 milyon dolardan 34,2 milyon dolara yükseldi. İşlenmiş ürün ihracatı için yaptığımız yatırımların semerelerini görmekten mutlu oluyoruz.”

    “Hedefimiz pastadan büyük dilimi almak”

    Orta Doğu ülkelerinde mega projelerin ardı ardına hayata geçtiğinin altını çizen Kaya sözlerini şöyle tamamladı: “Global data raporlarına göre içinde bulunduğumuz salgın dönemine rağmen BAE’de devam eden inşaat projelerinin 2021 yılında yüzde 3.8 büyümesi bekleniyor. Katar, 2022’de dünya kupasına ev sahipliği yapacak. Önümüzdeki 10 yıl boyunca 150 milyar dolar büyüklüğünde konaklama tesisleri, stadyumlar ve ulaşım terminalleri inşa edecek. Kuveyt doğal taş sektöründe net ithalatçı bir ülke olup son yıllarda doğal taş talebi artış göstermekte. Bahreyn’de inşaat sektörü yüzde 5,6’lık büyümeyle en çok büyüyen sektör. Doğal taşların inşaat sektörünün önemli bir girdisi olduğu düşünüldüğünde gelecek dönemde mega konut projeleri sayesinde ülkedeki doğal taş ticaretinin hareketleneceğini bekliyoruz. Hedefimiz bu pastadan büyük dilimi almak.”

    Doğal taş sektörü ilk 10 ülkenin 8’ine ihracatını artırdı

    Türkiye 2021 yılı ocak ayında 145 milyon 750 bin dolarlık doğal taş ihraç etmeyi başardı. Bu ihracatın 76,2 milyon dolarlık dilimi işlenmiş ürünler oluşturdu. Çin, doğal taş talebindeki düşüşe rağmen 54 milyon 886 bin dolarlık tutarla zirvedeki yerini korudu. Amerika Birleşik Devletleri yüzde 26’lık artışla 28 milyon 97 bin dolarlık Türk doğal taşı talep etti. İsrail, 7 milyon 101 bin dolarlık Türk doğal taşı aldı. Hindistan 7 milyon 94 bin dolarlık Türk doğal taşı alırken, 2020 yılı ocak ayına göre talebini yüzde 58 artırdı. Türkiye’nin doğal taş ihraç ettiği ülke sayısı 115 olurken, ilk 10 ülkenin 8 tanesine yapılan doğal taş ihracatında artış kaydedildi.

  • DPÜ’de ’Orta Doğu’dan Kafkasya’ya Yeni Dinamikler’ konulu panel

    DPÜ’de ’Orta Doğu’dan Kafkasya’ya Yeni Dinamikler’ konulu panel

    Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü tarafından ’Orta Doğu’dan Kafkasya’ya Yeni Dinamikler’ başlıklı panel düzenlendi.

    Prof. Dr. Ahmet Uysal’ın moderatörlüğünde gerçekleşen panele, Rektör Prof. Dr. Kazım Uysal, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Şahmurat Arık ile konuşmacılar Prof. Dr. Hüsamettin İnaç, Doç. Dr. Kürşad Arslan, Doç. Dr. İsmail Şahin, Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Yetim ve Orsam Levant Çalışmaları Koordinatörü Oytun Orhan katıldı. Panel ayrıca YouTube üzerinden canlı olarak yayınlandı.

    “Azerbaycan’ın şanlı zaferini kutluyorum”

    Panelin açılışında konuşan Rektör Kazım Uysal, düzenlenen etkinlikten dolayı Lisansüstü Eğitim Enstitüsüne teşekkür etti.

    Rektör Uysal, ’Böyle anlamlı günlerde, böyle anlamlı bir panel düzenlediniz. Hepinizi canı gönülden tebrik ediyorum. Panelin hayırlara vesile olmasını diliyorum. Panele geçmeden önce Azerbaycan’ın ve Azerbaycanlı kardeşlerimizin şanlı zaferini tebrik etmek istiyorum. Bu zafer şanlı tarihimize altın harflerle kazınan bir zafer oldu. İnşallah milletimizin Kafkasya’da bahtını açacak bir anahtar olduğunu kanaatindeyim’ dedi.

    Panelde söz alan moderatör Prof. Dr. Ahmet Uysal, ’Bugün önemli bir konuyu önemli arkadaşlarla birlikte konuşacağız. Dünya yüz yıldır, bir işgal ve Batı sömürgesi yaşadı. Filistin’de, Cezayir’de ve birçok yerde dolaylı sömürge yaşadı. Bugün bu konuları değerli hocalarımızla konuşacağız’ diye konuştu.

    Amerika, Çin rekabetini yorumlayan Doç. Dr. Kürşad Aslan, ’Yakın zamanda Amerika-Çin rekabetini okuyorum. Hem teknolojik boyutta hem de diğer boyutlarıyla burada edindiğim izlenimleri paylaşacağım. ABD, 1990 yılından sonra tek kutuplu dünya ile karşılaşmıştı. Ne yapacağını bilemiyordu. Amerikan siyasini 3 alanda değerlendirirsek Amerikan halkı kızgın. Eskiden insanlar daha zengindi, daha konforlu hayatları vardı, bu bozuluyor ve Amerikan siyasetçisi bundan çok rahatsız. Amerika’nın en büyük nimeti demokrasi, en büyük handikabı yine demokrasi. Rahat ve hızlı hareket edemiyor. Seçimler var, Amerika’da oyunun kuralları var. Amerika, Çin rekabetinde oyunun kuralları Amerika aleyhine işliyor. İkisi de şer bizim için. Müslümanlara iki ülke de zulmediyor. Dünyadaki pek çok haksızlığın zulmün kökeninde bu büyük güçlerin zulmü var. Ehli kitap olan Amerika’nın nispeten daha iyi anlaşabileceğimiz, bir miktar daha Müslümanlar lehine diyalog kurabileceğimiz bir toplum olduğunu düşünüyorum. Çin’in yükselişi beni açıkçası korkutuyor. ABD-Çin rekabetinde ibre Çin’e dönük, daha organizeler, şu an orta gelirleri var, daha zengin bir toplum olmak üzereler. Bu toprakların insanı olarak Müslüman toplumlara ve ülkemize, Türk milletine karşı sorumluluklarımız var. Bunun için çok okuyup çok çalışmamız lazım. İnşallah Allah hepimizi bu yolda muvaffak kılar. Ülkemizi güçlü, Müslümanları da daha güçlü daha iyi konumlarda görmek üzere konuşmamı sonlandırıyorum’ dedi.

    “Uluslararası ilişkilerde denizler çok önemlidir”

    Etkinliğin konuşmacılarından Doç. Dr. İsmail Şahin, ’Uluslararası ilişkilerin yakından ilgilendiği en önemli konu denizler olmuştur. Günümüzde de uluslararası ticaretin yüzde 90’ı denizler üzerinden gerçekleşmektedir. Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarından sonra Amerika denizlerin uluslararası ticarete serbestliği konusunda hiç bir şartın kabul edilemeyeceği bir düzenin kurulmasından yana olduklarını ortaya koydu. Günümüze bakacak olarak, Akdeniz’in şöyle bir önemi var. Akdeniz petrol ve doğalgaz kaynaklarını uluslararası pazarlara açan bir araç konumunda. Diğer tarafından Asya, Afrika ve Avrupa’yı birleştiren tek deniz olma özelliğini taşıyor. ABD’nin neden Orta Doğu’da olduğu sorusunu petrolle izah ederiz ama bu petrolü detaylandıramayız. Halbuki Amerika fosil yakıtlar bakımından kendi kendine yeter bir ülkedir. Orta Doğu petrollerine ihtiyaç duymayan bir ülkedir. Amerika’nın küresel güçteki rakiplerinin Çin Japonya ve Hindistan’ın enerji yönünden dışa bağımlı olduğunu, ihtiyaç duydukları enerjinin büyük kısmını Basra Körfezi’nden tedarik ettiğini görüyoruz.

    Akdeniz’de Türkiye’nin esas rakibi Fransa’dır. Fransa neden Akdeniz’de etkin olmak istiyor? Bunun iki nedeni var. Birincisi Türkiye’nin Afrika kıtasına, Akdeniz vasıtasıyla uzanmasını, burada Fransa’nın kurmuş olduğu sömürge düzenini tehdit etmesinden endişe duyuyor. Fransa, Avrupa Birliği’nin tüm gücünü dış politika gündemini Akdeniz’de tutarak hem Türkiye’yi buradan dışlamak, hem de Avrupa Birliği ile Akdeniz arasındaki bağı kendi üzerinden güçlü bir şekilde tesis etmeye çalıştığını söyleyebiliriz. Diğer bir ülke İsrail. İsrail bu süreçte en kârlı çıkan ülke, çünkü tarihsel yalnızlığına son verdi. İsrail’in Akdeniz’deki kadim düşmanı Rumlar ve Yunanlılardır. Yunanistan, İsrail’i 1993 yılında tanımıştır. Dolayısıyla bu politikalardan dolayı İsrail’i uluslararası arenalarda Rumlar ve Yunanlılar desteklememişlerdir. İsrail, Doğu Akdeniz krizini aktif bir şekilde kullanarak bölgesel yalnızlığına son vermiş hatta bölgenin en kilit ülkesi haline gelmiştir. ABD’ye bakacak olursak ABD, Doğu Akdeniz’de Çin ve Rusya açısından bir tehdit, İsrail açısından ise bir fırsat olarak bakıyor. Çünkü Amerika için önemli olan İsrail’in yalnızlığının ortadan kaldırılmasıydı. Aynı zamanda Rusya ve Çin’in, İsrail’in yalnızlığını ortadan kaldıran kargaşada kendilerine bir yer edilmesini engellemekti. Eğer Doğu Akdeniz’deki enerji Avrupa Birliği için olmazsa, şimdiye kadar Türkiye’ye karşı daha sert tedbirler alırdı. Alamıyorsa, biz artık bu ilişkiyi enerji bağlamında analiz edebilmeyiz ’dedi.

    “Suriye merkezli değerlendirmeler”

    Suriye ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Orsam Levant Çalışmaları Koordinatörü Oytun Orhan, “Suriye esasında baktığımızda bölgede doğal kaynaklar açısından zengin bir ülke değil. Bölgede geçmişten bu yana tartışılan bütün meselelerde etkili bir aktör olmayı başarmıştır. Bu öncelikle jeopolitik konumundan kaynaklanıyor. Arap milliyetçiliğinin doyduğu coğrafyalardan birisi. Suriye krizi 2011 yılı Mart ayında Arap Baharı’nın devamı olarak başladı. Türkiye ilk aşamada muhalifleri destekleyen kamp içerisinde yer aldı. Şu anda Suriye’deki krizin niteliğinin değişmesi, bölge dışı güçlerin Türkiye sınırlarına yerleşmesi, Türkiye’deki güvenlik kaygılarını arttırdı. Terör örgütlerin güçlenmesi, yoğun insanı göç hareketleri Türkiye algısında bir değişime neden oldu” diye konuştu.

    “Körfez dünya siyasetini şekillendiren bölge”

    Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Yetim, Körfezin sadece Orta Doğu siyaseti için değil, dünya siyasetinin şekillenmesinde de önemli bir rekabet alanını oluşturan bölgelerden birisi olduğunu söyledi.

    Yetim, “Batı’nın yükselişini dikkate aldığımızda, bu yükselişte körfezin rolünü gerçek anlamda anlayabiliriz. İngiltere’nin kolonizasyon kurduğu bölgenin de körfez olduğu biliyoruz. Uzun yıllar Suudi Arabistan ve Nasır yönetimindeki Mısır arasında bir bölgesel güç müdahalesi olmuştu. Bu dönemde Arap milliyetçiliğine dayalı bir revizyon, Suudi Arabistan’ın da yine günümüzdeki gibi statükocu, monarşik istikrara dayalı bir politikası söz konusuydu. 70’li yıllarda körfez siyasinde çok önemli kırılmalar meydana geldi. Küresel anlamda ilk kırılma, Britanya’nın çekilmesiydi. İngiltere’nin bu bölgeden çekilmesiydi. Amerika’nın Demokrat Parti ve Cumhuriyetçi Parti arasında fark olmadan körfez bölgesine çok önem verdiğini, değişen politika tercihlerine rağmen bu bölgedeki angajmanlarını yoğun bir şekilde tutmaya çalıştığını görüyoruz” ifadelerine yer verdi.

    “Kafkasya daha fazla önem kazandı”

    Kafkasya’nın önemini anlatan İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Hüsamettin İnaç, ’Bizim Dağlık Karabağ ve Güney Kafkasya’ya ilgimiz, Ermenistan’ın Azerbaycan’a saldırması ve olayın savaşa dönüşmesi, en sonunda da zafere dönüşmesi sonucu bir dönüm noktası yaşadığını, bunun bizim için Güney Kafkasya’nın daha da fazla önem kazandığı bir dönemi beraberinde getirdiğini görüyoruz. Öncelikle jeopolitik anlamda Güney Kafkasya’yı anlamak icap ediyor. Güney Kafkasya dediğimiz yer, Ermenistan, Azerbaycan ve Gürcistan’tan oluşan Kafkasya’nın güney kısmına verdiğimiz isim. Jepolotik anlamda da önemli bir bölge. Güney Kafkasya’nın jeopolitik anlamda önemini belirleyen iki unsur var. Birincisi kuzey-güney ve doğu-batı enerji hatları üzerinde olması. İkinci unsur ise Hazar havzası enerji kaynaklarının yakınında yer alması önem taşıyor. Sovyet Rusya’nın uluslararası sahneden çekildiği andan itibaren Dağlık Karabağ’ın bu açıdan öneminin daha da arttığını görüyoruz. Soyvetler’in dağılmasından sonra Rus devleti de aynı şekilde bu bölgeye Amerika ve Avrupa Birliği ülkelerinin girmesini istemediği mahrem bölge olarak adlandırdığını da görmemiz gerekiyor’ dedi

    İnaç, ayrıca Güney Kafkasya’nın jeopolitiğinin nasıl ve ne şekilde değiştiğini, Türkiye ve dünya düzeni açısından da nasıl bir dönemi beraberinde getireceğini anlattı.

  • Geleceği Kodlayanlar Projesi OKA desteğiyle Orta Karadeniz Bölgesi’nde

    Geleceği Kodlayanlar Projesi OKA desteğiyle Orta Karadeniz Bölgesi’nde

    Samsun, Amasya, Çorum ve Tokat illerinden öğrenciler Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı (OKA) desteğiyle BSH Geleceği Kodlayanlar Projesi kapsamında düzenlenecek çevrimiçi atölyelere katılacak.

    Teknolojiyle beraber bilgisayar bilgisinin önemi hızla artıyor. Teknoloji sektöründe kullanılan birçok uygulama bilgisayar temelli çalıştığı için teknoloji sektörü ile bilgisayar bilimlerini ayrı ayrı ele almak artık mümkün değil. İlerleyen yıllarda özellikle sanayide kullanılan pek çok aracın bilgisayarlar aracılığıyla yönetileceği düşünüldüğünde, bilgisayarla doğrudan ilişkili yüzlerce yeni mesleğin ortaya çıkması bekleniyor.

    Bu sebeple bilgisayar bilimlerinin her adımında bulunan kodlamanın önemi son yıllarda tüm dünyada hızla artıyor. Kodlama eğitimi, ilk olarak problem çözümü ve analiz gerektirdiğinden öğrencilere problemlere çok yönlü çözümler sunmak, sistematik düşünmek, olayları ilişkilendirmek, farklı ve üretici düşünmek, takım çalışması yapabilme, eleştirel düşünebilme gibi özellikler kazandırılması gerekiyor.

    Geleceği Kodlayanlar Projesi, Makers Lab uygulamaları ile çocuklara buluşlar yapabilecekleri, sorunlara hızlı ve pratik çözümler üretebilecekleri 21. yüzyılın temel becerilerini kazandırmaya gayret ediyor. Bu amaçla, eğlenceli, esinlendiren, heyecanlandıran ve teşvik eden programlarla, eğitimler, atölyeler düzenliyor. Öğrencilerin kabiliyetlerini ve üretken potansiyellerini ortaya çıkarabilmelerine ortam ve imkan sağlıyor.

    Proje, kardeş okul uygulamasıyla uzaktan eğitim ile Türkiye’nin her yerinden çocuklar ile çevrimiçi atölyelerde buluşmayı hedefliyor. Kardeş okul uygulamasına OKA ve İl Milli Eğitim Müdürlükleri iş birliği ile belirlenen Amasya Merkez’de Ziyapaşa Ortaokulu ve Sosyal Bilimler Lisesi, Çorum’da Mimar Sinan Anadolu Lisesi ve Necmettin Erbakan İmam Hatip Ortaokulu, Samsun’da Bafra Fatih Ortaokulu ve Kızılırmak Anadolu Lisesi, Tokat’ta Gaziosmanpaşa Ortaokulu ve Yeşilırmak Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi katılım sağlayacak.

    Çevrimiçi atölyeler, her ay 1 kere olmak üzere 2 saat düzenlenecek. makersoftomorrow.online’daki eğitimler tüm öğrencilere açık olacak. Her okuldan gönüllü 10 öğrenci ile yapılacak atölyelerde her ay farklı bir konu işlenecek.

  • Göztepe, Nijeryalı orta saha Nwobodo’yu kadrosuna kattı

    Göztepe, Nijeryalı orta saha Nwobodo’yu kadrosuna kattı

    Göztepe, 23 yaşındaki Nijeryalı orta saha oyuncusu Obinna Nwobodo ile 3 yıllık sözleşme imzaladı.

    Göztepe, son olarak Macaristan’ın Ujpest takımında forma giyen Nijeryalı orta saha oyuncusu Obinna Nwobodo’yu kadrosuna kattı. 23 yaşındaki oyuncuyu İzmir’e getiren sarı-kırmızılılar, genç futbolcuyla 3 yıllık sözleşme imzaladı. Göztepe, transferi sosyal medya hesabından duyurarak Nwobodo’ya sarı-kırmızılı forma altında başarılar diledi.

    Obinna Nwobodo, Nijerya’nın Enugu şehrinde dünyaya gelirken şehrinin takımı olan Enugu Rangers’tan 2017 yazında Macaristan’ın Ujpest takımına transfer olmuştu. Nijeryalı oyuncu geçtiğimiz sezon Ujpest ile 37 resmi maça çıkmış ve bu maçlarda 4 gol, 6 asistlik performans sergilemişti.

  • Samsun Üniversitesi Orta ve Doğu Karadeniz’deki ilk TOEFL Sınav Merkezi Oldu

    Samsun Üniversitesi Orta ve Doğu Karadeniz’deki ilk TOEFL Sınav Merkezi Oldu

    “Nitelikli Toplum İçin Nitelikli Üniversite” hedefiyle çalışmalarını sürdüren Samsun Üniversitesi(SAMÜ), yaptığı başvuru ile TOEFL (Test Of English As a Foreign Language) sınavlarının yapıldığı merkezler arasına kabul edilerek Orta ve Doğu Karadeniz’deki ilk ve tek TOEFL Sınav Merkezi oldu.

    Türkiye’de sadece 16 ilde yapılan TOEFL sınavı artık Samsun Üniversitesi Sürekli Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından Samsun’da da yapılabilecek. Dünya genelinde İngilizce eğitim veren kolej ve üniversiteler tarafından lisans, yüksek lisans ve doktora programlarına ana dili İngilizce olmayan öğrencileri kabul ölçütü olarak kullanılan TOEFL sınavı, İngilizce dil yeterliliğini ölçmek amacıyla, Amerika’da New Jersey Eyaletinde bulunan Educational Testing Service (ETS) tarafından dünyanın pek çok merkezinde düzenleniyor.