Etiket: Ormanlar

  • Kömür yardımları ile ormanlar korunuyor

    Gaziantep’in Araban ilçesinde, Kaymakamlık Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı tarafından ihtiyaç sahibi ailelere yapılan kömür yardımları sayesinde ormanlık alanlar korunuyor.

    İlçe sakinleri ise, daha önceden vatandaşların ısınma amacıyla ormandaki ağaçları kestiğini ve ormanların yok olduğunu belirtti. Son iki yılda ilçe merkezi ve kırsalında yaşayan 5 bin 982 ihtiyaç sahibi aileye yapılan yaklaşık toplam 5 bin 250 ton kömür yardımları ormanlara da rahat bir nefes aldırdı.

    Özellikle ilçe kırsalındaki ihtiyaç sahibi ailelerin ısınmak için, Araban Ovasını çevreleyen dağlık bölgelerdeki ormanlık alanlarda bulunan meşe ağaçlarını kestiği biliniyordu. Buna bağlı olarak yapılan kömür yardımı ile ormanlık alanlardaki meşe ağaçlarının büyümesi ile ormanlık alanlar korunarak çoğaldı.

    Vatandaşlar ormandaki ağaçların kesilmemesinden memnun olduklarını belirttiler. Daha önce ihtiyaç sahibi ailelerin ormandaki ağaçları kestiklerini vurgulayan vatandaşlar, ihtiyaç sahibi ailelere verilen kömür ile birlikte ormanların kurtulduğunu söyledi.

  • Artan nüfusla ormanlar azaldı

    Düzce Üniversitesi Orman Fakültesi’nin düzenlediği Konferansta konuşan Dr. Selim Kaplan, Artan nüfus karşısında orman alanlarının azalacağına dikkat çekerek, verimi yüksek kaliteli orman yetiştirilmesi, birim alanda alınan ürünün miktar ve kalitesinin artırılması, odun yerine başka maddelerin kullanılması gibi alternatif çözümler üretilmesi gerektiğinin de altını çizdi.

    Düzce Üniversitesi Orman Fakültesi’nin düzenlediği Konferanslar serisinin 34.’sünde “Orman Ağaçlarında Islah ve Genetik Çeşitlilik Çalışmaları Anadolu Sığlası” anlatıldı.

    Orman ağaçlarının ıslahı ve genetik çalışmalarının ele alındığı konferansın ilk sunumunu Dr. Selim Kaplan gerçekleştirdi. 1964 yılında orman ağacı tohumlarının kalite kontrolünü yapmak amacıyla kurulan Orman Tohumları Laboratuvar Müdürlüğü’nün, görevleri arasına 1969 yılında tohum meşceresi seçimi, tohum bahçesi tesisi, orman ağacı tohumlarının ihracatı ve ithalatı da eklendiğini belirterek bu kurumun Orman Ağaçları ve Tohumları Islah Enstitüsü adını aldığını belirtti. 1992 yılında yeni bir yapılanmaya gidildiğini belirten misafir konuşmacı, Orman Ağaçları ve Tohumları Islah Enstitüsü’nün hizmetleri arasında; ağaç ıslahı ve tohum teknolojisi konularında araştırma, kalite kontrol ve sertifikalandırma, tohum bahçeleri kurma, orman gen kaynaklarını koruma, milli ağaç ıslahı programı, gen koruma ormanları seçimi gibi faaliyetlerin yer aldığını söyledi. Artan nüfus karşısında orman alanlarının azalacağına dikkat çeken Dr. Kaplan, verimi yüksek kaliteli orman yetiştirilmesi, birim alanda alınan ürünün miktar ve kalitesinin artırılması, odun yerine başka maddelerin kullanılması gibi alternatif çözümler üretilmesi gerektiğinin de altını çizdi.

    Programın diğer konuşmacısı Dr. Burcu Çengel ise “Genetik Çeşitlilik ve Anadolu Sığlası” başlıklı sunumunda bilgi ve deneyimlerini katılımcılarla paylaştı. Genetik çeşitliliği fazla olan popülasyonların; değişen çevre koşullarına uyum sağlayabilme seçeneklerinin daha fazla olduğunu belirterek, olası hastalık, iklim değişikliği ya da çevre kirliliğine karşı bu popülasyonların daha dayanıklı olacağını vurguladı.

    Ülkemizde sığla ağacının Akdeniz kıyısında bulunduğunu söyleyen davetli konuşmacı, bu popülasyonun başlıca tehditleri arasında; sığla alanlarının kitle turizminin hedef alanları arasında kalması, su rejiminin bozulması, bu alanların insan eliyle açılarak 2B alanı haline getirilmesi, aşırı rekreasyon, iklim değişikliği, kuraklık ve kıyılardaki yapılaşma olduğunu sözlerine ekledi.

    Program sonunda yaptıkları başarılı çalışmalar ve sunum için Düzce Üniversitesi Orman Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haldun Müderrisoğlu tarafından konuşmacılara teşekkür belgesi takdim edildi.

  • Ormanlar uzman kişilerce hazırlanan sistemlerle korunmalı

    Romanya Suceava Ştefan Cel Mare Üniversitesi Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Marian Drago değişen iklim şartlarına bağlı olarak küresel ısınmanın etkisini en aza indirebilmek amacıyla, ormanların geleneksel yöntemlerle değil, alanında uzman kişilerce hazırlanan sistemlerle korunması gerektiğini söyledi.

    Düzce Üniversitesi Orman Fakültesi, 2018-2019 Eğitim-Öğretim Yılı’nın başlamasıyla birlikte kendisiyle özdeşleşen Konferanslar Serisi’ne hızla devam ediyor. 33.sü düzenlenen ve Romanya Suceava Ştefan Cel Mare Üniversitesi Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Marian Drago’nun sunum yaptığı konferansa Düzce Üniversitesi Orman Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haldun Müderrisoğlu, Dekan Yardımcıları Prof. Dr. Necmi Aksoy, Doç. Dr. Engin Eroğlu ile öğretim elemanları ve öğrenciler katılım gösterdi.

    Misafir Öğretim Üyesi Doç. Dr. Marian Drago, “Multi-Purpose Forest Management Challenged by Nature Conservation and Social Wefare” (Sosyal Refah ve Doğa Koruma ile Mücadelede Çok Amaçlı Orman Yönetimi) başlıklı sunumunda değişen iklim şartlarına bağlı olarak küresel ısınmanın etkisini en aza indirebilmek amacıyla, ormanların geleneksel yöntemlerle değil, alanında uzman kişilerce hazırlanan sistemlerle korunması gerektiğini vurguladı. Romanya’nın 2000 yılından sonra hazırladığı iklim değişikliği, sosyal refah ile orman yönetimi planlamasında, oldukça katı yasalar getirdiğini belirten davetli konuşmacı, bunların etkisinin 30 yıl sonra görülebileceğini dile getirdi.

    1992 yılında Brezilya’nın Rio de Janerio şehrinde 172 ülkenin katıldığı Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Konferansı’nda; Birleşmiş Milletler Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi, Birleşmiş Milletler Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi ve Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ne Romanya’nın da imza attığını söyleyen konuşmacı, devlet olarak ekolojik sistemi koruma adına önemli bir bütçe ayrıldığını sözlerine ekledi.

    Kyoto ve Paris Protokollerine de değinen Doç. Dr. Marian Drago, bu anlaşmalarla arazi kullanımlarında hesap verilebilir kuralların ön plana çıkarıldığını söyleyerek, ancak bazı uluslararası anlaşmaların herhangi bir yaptırımı olmadığı için de devletlerin, biyoçeşitliliği korumak için ayrıca kanun çıkarmaları gerektiğini ifade etti.

    Konferans sonunda Doç. Dr. Marian Drago’na yaptığı çalışmalar ve sunumu için Düzce Üniversitesi Orman Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haldun Müderrisoğlu tarafından teşekkür belgesi takdim edildi.

  • Yeşilırmak Havzası’ndaki ormanlar saleple donatılacak

    Amasya Orman Bölge Müdürlüğü ile Yeşilırmak Havzası Kalkınma Birliği (YHKB) arasında ‘Salep Orkidelerinin Geliştirilmesi ve Üretimi Projesi’ protokolü imzalandı.

    Protokolü YHKB Müdürü Yasemin Çoban ile birlikte imzalayan Amasya Orman Bölge Müdürü Zekeriya Nane, “Birlikte ormanlarımızı saleple donatacağız ve köylülerimize ek gelir sağlayacağız” dedi.

    Bölge Müdürü Nane, YHKB Müdürü Çoban, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Şube Müdürü Ahmet Emin Mercan, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Bafra Meslek Yüksek Okulu Öğretim Görevlisi Ömer Çalışkan ile 19 Mayıs Ekolojik Üreticiler Eğitim ve Yardımlaşma Derneği temsilcilerinin katılımıyla yapılan proje toplantısının ardından Amasya, Samsun, Çorum ve Tokat’taki arazi keşif çalışmalarıyla salep bitkisinin doğal yayılış alanlarının tespitinin yapılıp koruma altına alınması için tedbirler alınması sonrası projede ikinci aşamaya geçildi. Bölgelerden toplanan salep yumrularının ekimi seçilen iki pilot alan olan Amasya Kapaklı Orman Fidanlığı ve Samsun-Bafra Fidanlığında yapıldı.

  • (özel haber) Ormanlar kış aylarında da tehlike altında

    Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Yangın Güvenlik Uzmanı Serap Mergen, kış aylarında da orman yangınlarının yaşanabileceğini belirterek vatandaşları bilinçlendirmek adına açıklamalarda ve uyarılarda bulundu.

    110 İtfaiye ve 177 Alo Orman Yangını ekipleri, kış mevsimi olmasına rağmen orman yangınları ile mücadeleye devam ediyor. Son günlerde Trabzon ve Aydın’da yaşanan orman yangınlarına dikkat çeken ESOGÜ Yangın ve Güvenlik Uzmanı Serap Mergen, kış aylarında da orman yangınlarının olabileceğini ifade etti. Yangının mevsiminin olmadığını söyleyen Mergen, “Yangının mevsimi olmaz. Yangın her mevsim ve hayatımızın her safhasındadır. Bu bir düğünde de, yatta bir tatilde gezerken mangalın parlaması sonucu bir yangın da olabilir. Dolayısıyla kış aylarında da pek çok yangın çıkıyor. Evlerde, iş yerlerinde, ormanlarda, aracımızda seyir halindeyken çıkabiliyor. Pek çok yangına maruz kalıyoruz” dedi.

    “Yangının en büyük sebebi ‘ihmal’”

    Uzmanı Serap Mergen, yaşanan orman yangınlarının insan ihmali yüzünden ortaya çıktığını belirtti. Yangının en büyük sebebinin ihmal olduğunu aktaran Mengen, “Yani ısınmak amacıyla yakılmış olan bir ateş olabiliyor, sonra söndürülmesi unutuluyor. Mesela geçtiğimiz günlerde Aydın’da bir orman yangını çıktı ve bayağı bir hektar alan yandı. Bunun yangın raporunu incelediğim zaman orada ısınma amaçlı yakılmış olan bir ateşin daha sonradan söndürülmeyip, ihmal sonucunda bırakılıp gidilmesi ve yangının kurumuş otlar sebebiyle çoğalmasıyla pek çok ormanlık arazimizin yok olduğunu öğrendik. Aynı şekilde Karadeniz Bölgesi’nde Trabzon’da bir yangın çıktı. Bunun da fön rüzgarlarının sebebiyle işte elektrik aksamının arkla oluşması. Çünkü yangın ormanlık alanda çok çabuk sirayet edebiliyor. Bu sebeple, itfaiyeciler ve içerisinde barındırdığı canlılar için de çok büyük tehdit” ifadelerini kullandı.

    “Yangını gördüğünüz anda kendiniz müdahale etmeyin, yetkilileri arayın”

    İtfaiyeciliğin bireysel bir iş olamadığını, bu sebeple yangının görüldüğü anda bireysel müdahale edilmeyip, hemen yetkililere haber verilmesi gerektiği uyarısında bulunan Yangın Güvenlik Uzmanı Serap Mergen, açıklamalarına şu şekilde devam etti:

    “Bir orman yangınıyla karşılaştık, bir ihmal sonucu, biri bir şey unuttu, sigara atıldı ve orman yandı. Böyle bir orman yangınıyla karşılaştığımız zaman yapılacaklar, öncelikle 110 İtfaiye ve Alo Orman Yangını 177’ye telefon açmamız gerekiyor. Onları olay yerine doğru bir şekilde adres vererek direk olay yerine gelmelerini sağlamamız gerekiyor. Çünkü itfaiyecilik kesinlikle bir birey işi değil bir takım işidir. O sebeple bir kişi olarak ben bu yangını gördüğüm zaman söndüremem. Yangın ormanda, çok farklı cephelerden geliyor, her taraf oksijen kaynağı oluşturmakta. O sebeple müdahale edeceğim derken bir bakarsınız yangına müdahale edecekken bir bakarsınız alevlerin arasında kalmışsınız. Bu sebeplerden dolayı orman yangınları çok komplikedir. Yangının 3 ayağı vardır. Yanıcı madde, oksijen ve ısıdır. Bunlardan oksijen ayağına fazlasıyla sahip olduğu için orman yangınları hayatımızı çok fazla tehdit etmektedir. Yapabileceğimiz sadece bir orman yangınını gördüğümüz zaman çok hızlı bir şekilde yetkililere, 177’ye veya 110’a telefon açarak adresi doğru kodlamamız ve müdahale etmeye kalkışmamalıyız. Çünkü bireysel olarak maalesef yetersiziz.”