Etiket: organ

  • Albayrak: “Kök Hücre Vermek Organ Kaybına Neden Olmaz”

    Ondokuz Mayıs Üniversitesi(OMÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Kan Hastalıkları Hematoloji Onkoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Canan Albayrak, kemik iliği naklinin lösemi gibi birçok malign (kötü huylu) hastalığın ve doğuştan kan hastalıklarının tedavisinde gerekli olduğunu, kök hücre vermenin organ kaybına neden olmadığını söyledi.

    Kemik iliği naklinin nasıl yapılabileceğini anlatan Prof. Dr. Canan Albayrak, “Hastanın tedavisinde kemik iliği nakli gerekli ise önce anne baba ve kardeşlerin HLA ‘Human Leucocyte Antigen’ doku tipi antijenlerine bakılıyor. Uygun bir verici varsa nakil işlemi gerçekleştiriliyor. Eğer uygun verici yoksa teyze hala dayı amcanın kan tetkikler ile HLA doku antijenler araştırılıyor. Yine uygun donör bulunamazsa Türkiye’deki ve dünyadaki ilik bankalarına başvuruluyor. Türkiye’deki ilik bankaları giderek büyüyor Kızılay’a baş vurup bir tüp kan vererek ve kemik iliği vericisi olmak isteğine dair bir form doldurularak ilik bankasına verici olarak kayıt yaptırabiliriz. Bu şekilde bir insana can verebiliriz. Kemik iliği vermek kan vermeye benzeyen bir işlemdir. Aferez merkezinde 2-3 saatte koltukta oturarak damardan kök hücremizi verebiliriz” diye konuştu.

    “UYGUN İLİK BULMAK ÇOK ÖNEMLİ BİR SORUNDUR”

    Kemik iliğinin kendi kendine çoğalan bir doku olduğunu ifade eden Albayrak, “Kök hücre vermek organ kaybına neden olmaz. İşlem ağırlıklı değildir. TÜRKKÖK, Türkiye’de ilik bankasını geliştirmek için çalışıyor. Kemik iliği bağışı yapacak kişiler Kızılay’a başvurup bu işlemi yapabilirler. Kemik iliği nakli hayat kurtarır ancak uygun ilik bulmak çok önemli bir sorundur. Vatandaşlarımızın kök hücre bağışından korkmaması ve bir tüp kan ile Kızılay’a başvurması çok önemlidir. Kök hücre bağışı yaparak bir insana kaybetmek üzere olduğu hayatını yeniden bağışlamış olursunuz” şeklinde konuştu.

  • Karadenizli Organ Bağışına Soğuk

    Doğu Karadeniz Bölgesi’nde kadavradan organ bağışı konusunda en önemli unsurların başında gelen beyin ölümü sayısının artmasına rağmen bu durum organ nakillerine yansımadı. Bölgede son 4 yılda 590 beyin ölümü bildirimi yapılırken, bunlardan ancak 128’ine organ nakline aile izni verilirken, 462 beyin ölümüne aile izni çıkmadı.

    Doğu Karadeniz Bölgesi’nde Samsun Organ ve Doku Nakli Bölge Koordinasyon Merkezi’ne bağlı Samsun, Trabzon, Amasya, Giresun, Ordu, Rize ve Tokat illerinde faaliyet gösteren kamu ve özel sağlık kuruluşlarının organ bağışı ve nakli konusundaki gayretli çalışmalarına rağmen beyin ölümü konusunda istenilen sonuçlar alınamıyor.

    5 KADAVRADAN 1’İNİN ORGANLARI BAĞIŞLANDI

    Samsun Organ ve Doku Nakli Bölge Koordinasyon Merkezi kayıtlarına göre, 2012 yılında bölgedeki hastanelerde 153 beyin ölümü tespit edilmesine rağmen ancak 28’den organ bağışı yapılması konusunda aile izni çıkarken. 125 beyin ölümünden organ bağışı yapılmasına aile izni çıkmadı.

    2013 yılında ise 176 beyin ölümü gerçekleşirken, 41’ine aile izni verildi. 135 beyin ölümü tespit edilen kadavradan organ nakli izin aile izni alınamadı. 2014 yılında ise 195 beyin ölümüne karşılık 43 aileden izin çıkarken, 152 aile organ bağışına yanaşmadı. 2015 yılında 66 beyin ölümünün tespit edildiği bölgede 16 aile organ bağışına ‘evet’ derken, 50 aile bağış yapılmasına izin vermedi.

    BİN 386 KİŞİ ORGAN BAĞIŞINDAN YOKSUN KALDI

    Bu durumda 2012-2015 yılları arasında bölgedeki sağlık kuruluşlarında toplam 590 beyin ölümü tespit edilirken, 128’inin ailesi organ bağışına izin verirken 462 aile organ bağışına yanaşmadı. Beyin ölümü tespitine karşılık organ bağış oranı yüzde 21.9’da kaldı. Bir başka deyişle, 5 kadavradan 1’inin organları bağışlandı. Yapılan tespitlere göre organ bağışına izin verilen 128 kadavradan alınan organlarla 384 kişi yaşama tutundu. Organ bağışı yapılmayan 462 kadavradan organ bağışına izin verilseydi Bin 386 kişi daha hayata tutunmuş olacaktı.

    AİLELER ORGAN BAĞIŞINA YANAŞMADI

    Organ ve Doku Nakli Samsun Bölge Koordinasyon Merkezi (BKM) Koordinatörü Dr. Mehmet Kazak, beyin ölümü tespit ve bildirimlerinin artmasına rağmen bunun organ bağışına yansımadığını belirtti. Beyin ölümü tespiti yapılan kişinin sağlığında organlarını bağışlasa bile aile izni olmadan organlarının nakil edilemeyeceğini dile getiren Dr. Kazak, “Organ bağışları aile arasındaki anlaşmazlıklar, donör görünüşünün ve vücut bütünlüğünün bozulacağı endişesi, dini, kültürel ve sosyal nedenler, ölümü kabullenmeme ve beyin ölümünü anlamama nedenlerinden dolayı reddediliyor” dedi.

    “ORGAN BAĞIŞINI VASİYET EDİN”

    Memorial Şişli Hastanesi Organ Nakli Merkezi Onursal Başkanı Prof.Dr. Münci Kalayoğlu da, beyin ölümüne rağmen aile izni olmadan organ nakli yapılamadığına dikkat çekti. Prof. Dr. Kalayoğlu, “Üstünüzden organ bağış kartı çıksa bile aileniz izin vermezse nakil yapılamaz.En doğrusu hayattayken ailenize organlarımı bağışlayın diye vasiyet etmektir. Yakınlarınıza vasiyet edeceksiniz. Eşinize, kardeşinize, annenize, babanıza, çocuğunuza diyeceksiniz ki, ’Ben ölürsem, eğer beyin ölümüm olursa organlarımı bağışlayın.’ En güzeli bu. Çünkü bizim kanunlarımıza göre, siz ne yaparsanız yapın, noterden tasdikli ‘organlarımı bağışlıyorum’ diye kağıt da imzalasanız, biz sizin ailenizin onayı olmadan organlarınızı alamayız” diye konuştu.

    Prof. Dr. Kalayoğlu, şöyle konuştu: “Bizim ülkemizde maalesef yeterince organ bağışı yok. Niye yok? Çünkü böyle bir olay olduğunda, beyin ölümü olduğunda siz daha evvel beyin ölümü kavramını duymamışsınız. Daima aklınızda bir ‘Acaba?’ var. ‘Acaba beyin ölümü gerçek ölüm mü?’, ‘Acaba organlarım ben ölmeden alınır mı?’ gibi. Ailenizle, kocanızla, annenizle, babanızla, arkadaşlarınızla, evladınızla bunları konuşmamışsınız. Çünkü organ transplantasyonu sizin evinize, sofranıza hiç gelmemiş, konuşulmamış şimdiye kadar. Ta ki başınıza bir böbrek hastalığı gelmiş, ta ki bir büyüğünüz kalp hastalığından ölmüş, ‘acaba organ nakli olsaydı kurtulur muydu?’ diye konuşmuşsunuz. Sizin en sevdiğiniz kişi aniden ölmüş, siz orada onun acısını düşünüyorsunuz, birisi de gelip diyor ki size, ’organ bağışı için bize izin verir misiniz?’ Daha önce hiç böyle bir şey düşünmediniz ki. Tepkiniz ne olur? ‘Hadi canım sen de, ben şimdi bu halde, bu acıyla onu düşünecek durumda mıyım?’ Bu yüzden öncesinde mutlaka konuşmalı, tartışmalısınız.”

  • Organ Naklinde Sivil Toplum Kuruluşlarından Yasa Ve Mevzuat Değişikliği Önerileri:

    Türk Böbrek Vakfı, BÖHAK (Böbrek Hasta Hakları Koruma ve Sosyal Yardımlaşma Derneği) ve Türkiye Organ Nakli Vakfı bir araya gelerek yasa ve mevzuat değişikliği için önerilerde bulundu.

    Geçtiğimiz haftalarda kamuoyu gündemine gelen organ nakli davasında akraba olmayan canlıdan organ nakline izin vermeyen etik komisyon kararını iptal eden mahkeme kararı, sivil toplum kuruluşlarını harekete geçirdi.

    Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk, etik kurulların uzmanlardan oluştuğunu belirterek, “Bu nedenle verdiği kararlar teknik açıdan mahkemelerce tartışılmamalıdır. Mahkemenin bu konuda yetkisi olamaz. Ülkemizde organ ticareti mafyasının önünü açmamak için mevcut kurallardan taviz verilmemesi gerekir” dedi. Beyin ölümü ile bitkisel hayatın birbirine karıştırılmaması için kamuoyunun bilinçlendirilmesi gerektiğini belirten Erk; “Diyanet işleri periyodik olarak konuları destekleyici açıklamalarda bulunmalıdır. Organ nakli koordinatörleri, İspanya modelinde olduğu gibi daha çok ikna edici olmalarını teminen psikolojik formasyon eğitimi almalıdırlar. Canlı alıcı ve verici arasında organ ticaretinin önüne geçilmesi için Türk Ceza Kanunun 91. Maddesi ile çelişen ve organ ticaretine zemin hazırlayacak nitelikte olan 92. ve 93. maddeler iptal edilmelidir” dedi.

    BÖHAK Genel Başkanı A. Vahap Acar da, mahkemeden böyle bir kararın çıkmasının kamuoyunda organların pazarlanması şeklinde algılanacağı gibi hem sağlık hem de toplumun sosyal boyutlu yaşamında ciddi sonuçlar doğuracağı için kararı uygun bulmadıklarını dile getirdi. İptal kararının, zaten var olan organ ticareti – mafyasını daha da yaygın hale getirebileceğini belirten Acar; “Kadavradan bağışın önünün açılması için kişilerin sağlığında organ bağışına karşı çıkmamaları halinde, beyin ölümü durumunda aile izni aranmaksızın organları alınabilmedir. Bu konu için örnek önerimiz ise kişilerin nüfus cüzdanlarında organ bağışını belirtecek ayrı bir alan yapılarak beyin ölümü gerçekleşmesi durumunda organlarının bağış olarak alınabilmesidir” dedi.

    Türkiye Organ Nakli Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Yrd. Doç. Dr. Cemal Ata Bozoklar da, “Tıbbi etik, yazılı olmayan tıbbi kurallar ve değerler silsilesidir ve kanunlarla doğrudan aykırı olmadıkça hukuk tarafından değerlendirilemez. Son İdare Mahkemesi kararları Tıbbi Etik ve hukuku çakıştırdığı gibi son derecede tehlikeli bir süreçtir. İkisi ayrı ayrı kavramlardır ve toplumun her ikisine de ihtiyacı vardır, T.C. Sağlık Bakanlığı ve T.C Adalet Bakanlığı’nın bir araya gelerek yeni düzenlemeler yapması gerekir“ dedi.

  • Kadavradan Organ Bağışı Neşter Bekliyor

    Samsun Organ ve Doku Nakli koordinasyon Merkezi sorumluluğu altındaki 7 ilde bulunan hastane ve sağlık merkezlerinin Organ ve Doku Nakli Koordinatörleri Ordu’da toplandı.

    Ordu Devlet Hastanesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen toplantıya Ordu Valisi İrfan Balkanlıoğlu, Ordu Sağlık Müdürü Dr. İsmet Kolomuç, Samsun Sağlık Müdürü Dr. Yusuf Köksal, Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Dr. Murat Küçükoğlu, Samsun, Ordu, Trabzon, Rize, Giresun, Amasya, Tokat, Sinop illeri Organ ve Doku Nakli Koordinatörleri katıldı.

    Toplantının açılış konuşmasını yapan Ordu Sağlık Müdürü Dr. İsmet Kolomuç, Türkiye’de organ ve doku nakli bekleyen hasta sayısının oldukça yüksek olduğunu belirtti. En çok organ nakli bekleyenlerin böbrek hastası olduğunu vurgulayan Kolomuç, “Bu hastalarımız diyalize girmeye başladıktan sonra uzun yıllar haftada birkaç gün makineye bağlanmakta ve konforu düşük bir hayat yaşamaktadır. Uygun böbrek bulunamadığı takdirde kaçınılmaz son ölümü beklemektedir” dedi.

    Dr. Kolomuç, organ bağışının arttırılması konusunda çalışma yaptıklarını da belirterek, Ordu ilinin organ bağışçısı sayısında Türkiye genelinde 16. sırada olduğunu da sözlerine ekledi.

    28 BİN KİŞİ ORGAN BEKLİYOR

    Samsun Organ ve Doku Nakli Bölge Koordinasyon Merkezi Koordinatörü Dr. Mehmet Kazak, halen Türkiye genelinde 28 bin 124 kişinin organ beklediğine dikkat çekti. Bunun 22 bin 347’sinin böbrek, 646’sının kalp, 2 bin 247’sinin karaciğer, 279’unun pankreas, 49’unun akciğer, 2’sinin ince bağırsak beklediğini vurgulayan Dr. Kazak, yılda yaklaşık Bin 500-2 bin kişinin organ nakli olamadığı için vefat ettiğini de belirtti.

    KADAVRADA ORGAN BAĞIŞI DÜŞÜK

    Özellikle beyin ölümü gerçekleşen kadavradan organ nakli konusunda aileleri ikna etmenin oldukça zorlu bir süreç olduğunu ifade eden Kazak, “Beyin ölümü gerçekleşerek vefat eden kişi sağlığında organlarını bağışlasa bile, vefatı halinde ailesinden bir kişi organ bağışına hayır derse o organ alınamıyor. Örneğin biz Samsun bölgesinde beyin ölümü gerçekleşen kişinin bazen 7 bazen 9 çocuğu var. Bu çocukların hepsini ikna etmek zorundasınız. Bir kişi hayır derse o organ alınamıyor. Bunda aile arasındaki anlaşmazlıklar, donör görünüşünün ve vücut bütünlüğünün bozulacağı endişesi, dini, kültürel ve sosyal nedenler, ölümü kabullenmeme gibi sebepler başta geliyor” diye konuştu.

    “HER ŞEYİMİZ VAR. TEK EKSİĞİMİZ ORGAN”

    Organ bekleyen hastalar içerisinde böbrek hastalarının diyaliz ile yaşam desteği alırken, akciğer, kalp ve karaciğer hastalarının tek şansının organ nakli olduğunu da kaydeden Dr. Kazak, “Samsun Bölge Koordinasyon Merkezi olarak her şeye sahibiz. Ambulans uçağımız, helikopterimiz, tam donanımlı ambulansımız, yetişmiş ve deneyimli doktor ve elemanlarımız hepsi var. Tek eksiğimiz organ. Yapılan araştırmalara göre, organ bekleyen hastaların yüzde 87’si hastalık başına gelmeden önce organ bağışlamayı düşünmediğini belirtmiştir. O sebeple bir gün içimizden biri organ nakline ihtiyaç duyabilir” açıklamasında bulundu.

    Toplantıda 19 Mayıs Üniversitesi Anestezi Ana Bilim dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet Dilek, ‘Beyin Ölümü’, Ordu Üniversitesi Eğitim Araştırma Hastanesi Nefroloji Ana Bilim dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ahmet Karataş, ‘Organ Naklinin Önemi’, Ordu İl Müftülüğünden Aile ve İrşad Sorumlusu vaiz Burhan Al, ‘Organ Naklinin Dini Yönü’ hakkında katılımcılara bilgiler verdiler.

  • Türkiye’de 30 Bin Hasta Organ Nakli Bekliyor

    İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalı Başkanı, aynı zamanda İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Doku Tiplendirme Laboratuvarı Sorumlusu Prof. Dr. İbrahim Pirim, Türkiye’de 30 bine yakın hastanın, organ nakli beklediğini söyledi.

    Prof. Dr. İbrahim Pirim, “Türkiye organ naklinde çok iyi bir yerde. Sağlık Bakanlığı’nın merkezi bir sistemi var, Türkiye’nin neresinde olursanız olun, kadavra çıktığı zaman Bakanlığın “Organ Paylaşım Sistemi”ne giriyoruz. Kime uygun organ varsa o hasta ile temasa geçiliyor. Kadavra çıktığı zaman uyum testlerini hızlıca yapıp, sisteme girmek zorundasınız. Özellikle de solid organ naklinde (akciğer, böbrek, ince bağırsak, kalp, karaciğer, pankreas) Türkiye oldukça iyi bir noktada” dedi.

    Kadavradan nakil oranının istenilen seviyede olmadığını söyleyen Prof. Dr. İbrahim Pirim, bu sistemin İspanya’da çok başarılı bir şekilde işlediğini çünkü devletin beyin ölümü gerçekleştiğinde hiç kimseye sormadan organlara el koyduğunu ifade etti. Canlıdan naklin en son düşünülmesi gereken çare olduğunu da ekleyen Prof. Dr. Pirim, organı alınan kişinin de belli bir oranda risk altına girdiğini söyledi. Özellikle böbrek ve karaciğer nakli konusunda çok iyi bir noktada olunduğunu söyleyen Prof. Dr. Pirim, ince bağırsak nakli için çok fazla merkez olmadığını ve ince bağırsağın özelliğinden ötürü başarı şansının da, on nakilde en fazla üç olduğunu dile getirdi.