Etiket: organ

  • Türkiye’de 28 bin kişi organ nakli beliyor

    Organ ve Doku Nakli Bursa Bölge Koordinasyon Merkezi Sorumlusu Dr. Yavuz Selim Çınar, Türkiye’de 28 bin 473 kişinin organ nakli için sıra beklediğini söyledi.

    İstanbul, İzmir, Ankara, Antalya, Adana, Samsun, Diyarbakır ve Erzurum Bölge Koordinasyon Merkezleri arasında Bursa, kadavradan nakildeki 4 katı operasyonla dikkat çekiyor. 2014 yılından 2016 sonuna kadar Bursa Bölge Koordinasyon Merkezine bağlı nakil merkezlerinde 347 canlı vericiden, 791 kadavra vericiden olmak üzere toplam bin 138 nakil gerçekleştirilerek hastalarına yeniden yaşama umudu olduklarını belirten Organ ve Doku Nakli Bursa Bölge Koordinasyon Merkezi Sorumlusu Dr. Yavuz Selim Çınar, “Yaptığımız nakillerin yüzde 50’den fazlası kadavra olduğunu görüyoruz. Türkiye’de yaygın bir şekilde canlıdan nakiller fazla olmasına rağmen bizim bölgemizde kadavra çok daha fazla. Türkiye ortalamasının 4 katı üzeri kadavra naklimiz var. Karaciğer nakillerinin ise yüzde 60’ı kadavran gerçekleşmiş. Kornea naklinde ise yüksek bir başarı var. 2 yıl gibi bekleme süresi olan kornea nakilleri artık, aylar içerisinde kornea nakillerini gerçekleşiyor. 200’ler seviyelerinde olan bekleme listesi 35’lere kadar düştü. Baktığımızda son 3 yılda 381 tane kornea nakli yapılmış” dedi.

    Bursa’nın kadavradaki bu yüksek başarısından dolayı diğer illerden nakil olmak için gelen vatandaşların olduğunu ifade eden Çınar, “Türkiye’de organ bağışlama ortalama yüzde 25 seviyelerindedir. Yani 100 hayatını kaybeden hastanın sadece 25’i organlarını bağışlıyor. Bursa bölgesinde ise bu oran yüzde 50’nin üzerindedir. Burada Bursa halkının gerçekten duyarlılığı ön plana çıkıyor” dedi.

    Türkiye’ genelinde organ nakli bekleyen kişilerin 28 bin 473 kişi olduğunu ifade eden Çınar, “Bunun 22 bin 575’i böbrek, 684’i kalp, 2 bin 252’i karaciğer, 44’ü akciğer, 271 pankreas, 2 bin 647 kornea. Her yıl bekleme listesine yaklaşık 4 bin kişinin eklendiğini de unutmamak gerekiyor. Bursa’da ise bu sayı bin 162 böbrek, 210 karaciğer, 35 kornea nakli bekleyen hasta var” şeklinde konuştu.

    Konuşmaların ardından Bursa, Balıkesir, Yalova, Çanakkale, Bilecik, Düzce illerine başarılarından dolayı plaket takdim edildi.

  • Yenipazar MYO’da organ bağışı eğitimi yapıldı

    Adnan Menderes Üniversitesi Atça Meslek Yüksek Okulu Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü öğrencileri tarafından hazırlanan sosyal sorumluluk projesi kapsamında Yenipazar Meslek Yüksek Okulu’nda 200 öğrenciye organ bağışı eğitimi yapıldı.

    ADÜ Atça Meslek Yüksek Okulu Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü öğrencileri tarafından, organ bağışı konusunda toplumsal bilinci arttırmak amacıyla hazırlanan sosyal sorumluluk projesi kapsamında planlanan organ bağışı eğitimlerinin ikincisi Yenipazar Meslek Yüksek Okulu’nda yapıldı.

    Bu proje kapsamında Yenipazar Meslek Yüksek Okulu’nda 200 öğrenciden oluşan gruba, Aydın Halk Sağlığı Müdürlüğü organ bağışı sorumlusu tarafından eğitim gerçekleştirildi. Program sonunda gönüllü öğrenciler için organ ve doku bağışı formu düzenlendi. Organ bağışı eğitiminin Aydın’daki 10 ayrı Yüksek Okulda yapılmasının planlandığı öğrenildi.

  • Cemaat imamsız kalınca organ bağışının önemini anladı

    Toplumda zaman zaman dini açıdan tartışılan organ bağışının en büyük iyilik olduğunu söyleyen nakilli Osmaniyeli İmam Selim Gümüş, “Böbreklerimin iflasıyla Ramazan ayında nakil olmak zorunda kaldım. O zaman ben de imamsız kalan cemaat de organ bağışının önemini anladık” dedi.

    Osmaniyeli İmam Selim Gümüş, geçen yıl hastaneye baş ağrısı şikayetiyle başvurduğunda acil böbrek nakli olması gerektiğini öğrendi. Eşinin böbreğiyle hayata tutunan İmam Gümüş (43), tıbbi mecburiyet ve kişilerin rızası halinde organ bağışlayarak hayat kurtarmanın dinen doğru olduğunu, bir insana yapılabilecek en büyük iyiliğin de ona sağlık hediye etmek olduğunu vurguladı. Gümüş, “Rahatsızlığımı öğrendim ama 3 gün sonra Ramazan ayı başlayacağı için hemen nakil olmak istemedim. Cemaat beni bekler, olmaz dedim. Ama tabii mecbur kaldık. O zaman ben de imamsız kalan cemaat de organ bağışının önemini anladık” diye konuştu.

    Hiçbir rahatsızlığı yoktu, çok şaşırdı

    Nakli gerçekleştiren Medicana International Ankara Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ulaş Sözener, şunları söyledi:

    “Hastamız, böbreklerinin iflas etmiş olduğunu öğrendiğinde çok şaşırdı. Öncesinde hiç bir rahatsızlığı olmadığını belirtmişti. Maalesef böbrek yetmezliği, bir kesim hastada geri dönülmez noktaya gelinceye kadar belirti vermeyen bir hastalık. Selim Bey, telkinlerimizi dinledi ve hayata küsmek yerine bu işten mümkün olan en kısa sürede kurtulmayı seçti. Eşinden yaptığımız başarılı bir nakilin ardından sağlıklı şekilde hayatına ve çok sevdiği işine geri döndü. Şimdi cemaatine de organ bağışı mesajı veriyor olması, toplumumuzu aydınlatıyor olması bizim için ayrıca mutluluk verici.”

    Riskli bireyler mutlaka kontrolden geçmeli

    Nefroloji Uzmanı Dr. Yasemin Kıraç da erken aşamada belirti vermeyen böbrek rahatsızlığında kişilerde ileri aşamalarda sık idrara çıkma, gece idrara kalkma, idrarda köpürme, göz kapaklarında, akciğer, karın ve bacaklarda şişme, kan basıncında ani ve şiddetli yükselme, açıklanamayan halsizlik olabileceğini aktardı. Kıraç, “Hastalık genellikle sessiz seyreder ve sinsi bir şekilde ilerler. Bu nedenle birçok hastaya zamanında tanı konulamaz. Bu nedenle risk altındaki bireyler mutlaka kontrolden geçmeli. Erken teşhis için kan basıncı ölçümü, idrar tahlili ve serum kreatinin düzeyine baktırmalarını öneririz” ifadelerini kullandı.

  • Organ naklinde 3 boyutlu baskı umudu

    Hasan Kalyoncu Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. İbrahim Aben, organ nakli bekleyen binlerce kişiye 3 boyutlu baskı teknolojisinin umut olabileceğini belirtti.

    Hasan Kalyoncu Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. İbrahim Akben 3 boyutlu (3B) baskının, diğer isimleriyle katkılı üretim veya masaüstü üretim olarak da tarif edilebileceğini belirterek, yeni teknolojinin organ nakli bekleyen insanlara umut olabileceğini ifade etti. Teknoloji hakkında bilgi veren Yrd. Doç. Dr. İbrahim Akben: “3B yazıcılar, bilgisayar kontrolü ile dijital olarak tasarlanan veri dosyasından üç boyutlu bir nesne üretme teknolojisidir. 3B yazıcılar, günümüzde plastik, silikon, gıda, cam ve buna benzer birçok hammaddeyi kullanarak faydalı ve kullanılabilir nesnelere dönüştürebiliyorlar. 3B yazıcılar sağladıkları bu imkanlar ile havacılıkta ve otomotiv sanayinde araç parçaları üretimi, inşaat sektörü, mücevherat, moda tasarımı, gıda ve hepsinden önemlisi de sağlık sektöründe insanlara hizmet ediyor. 3B yazıcılar sağlık sektöründe özellikle de kol, bacak, el, kulak, kemik, çene ve diş gibi kaybedilen vücut uzuvlarının yapay bir şekilde protez olarak üretilmesine imkân veriyor. Bu inorganik maddeler ile üretimin yanı sıra son zamanlarda bilim adamları özel olarak tasarlanmış 3B yazıcılar ile canlı hücreler kullanarak doku üretilmesi üzerinde çalışıyorlar. Bu çalışmanın ilerideki sonuçları organ nakli bekleyen binlerce hastaya yeni bir umut olabilir” dedi.

    3 boyutlu yazıcılar ile ilgili Türkiye’de de ciddi araştırma ve çalışmaların yürütüldüğünü anlatan Akben, “3 boyutlu yazıcılar konusunda ülkemizde de, bazı üniversitelerde araştırmalar yapılmaktadır. Hasan Kalyoncu Üniversitesi de bunlara bir örnek olarak gösterilebilir. Hasan Kalyoncu Üniversitesinin Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü, Elektrik-Elektronik Mühendisliği, Uluslararası Ticaret ve Lojistik bölümlerinde ve üniversitenin kuluçka merkezinde yer alan BM Teknovasyon Ltd. Şti. tarafından 3 boyutlu yazıcılar ile ilgili araştırmalar yapılarak bu teknolojinin kullanım alanları ile ilgili çalışma yürütülmektedir” diye konuştu.

  • (Özel Haber) Kalp hastası çocukların annelerinden organ bağışı çağrısı

    Türkiye Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Kardiyolojisi Prof. Dr. Ayşenur Paç, 7-14 Şubat Doğumsal Kalp Hastalıkları Farkındalık Günü dolayısıyla, “Bu hafta vesilesiyle organ bağışına dikkat çekmek istiyoruz, ne yazık bir hayat son bulurken bir başka hayatın devamlılık kazanmasını sağlayarak teselli bulabiliriz. Problem varsa mutlaka çözümü vardır” dedi.

    Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Kardiyoloji Kliniği, 14 Şubat Dünya Doğumsal Kalp Hastalıkları Farkındalık Günü’nü kutladı. Prof. Dr. Ayşenur Paç, her yıl 7-14 Şubat tarihleri arasında Doğumsal Kalp Hastalıkları Farkındalık Haftası olarak kutlandığını hatırlatarak, “Biz de doğumsal kalp hastalıklarına dikkati çekmek istiyoruz. Doğumsal kalp hastalıkları oldukça sık görülüyor, bin canlı doğumda 6-8 ya da yaklaşık yüzde 1 olarak bu oranı söyleyebiliriz. Kalp hastalığı olarak tanımlansa da erişkinlerdeki kalp hastalıklarından oldukça farklılıklar gösteriyor, daha çok yapısal sorunları içeriyor. Çok basit deliklerden, darlıklardan, kapak yokluklarına, damarların pozisyon değişikliklerine kadar çok ileri patolojiler şeklinde karşımıza çıkabiliyor ama doğuştan kalp hastalıklarının yaklaşık yarısını sol sağ şantlı kalp lezyonları dediğimiz daha basit lezyonlar oluşturuyor. Günümüzde kalp hastalıkları gelişmiş tanı ve tedavi yöntemleriyle başarı ile tedavi edilebilmekte ve izlenebilmektedir. Fetal tanı dediğimiz yöntemle anne karnından itibaren kalp hastalıklarının tanısı konulabilmekte tanı ve izlem planı yapılabilmektedir. Bütün doğumsal kalp hastalıklarının mutlaka tedavisi gerekmiyor, bunların bir kısmı ömür boyu bu basit hastalıklarıyla birlikte yaşamlarını sürdürebiliyorlar. Tedavi gerektirenleri de gerek cerrahi yöntemlerle gerekse girişimsel yöntemlerle cerrahi olmadan daha kozmetik bir biçimde başarıyla tedavi edilebilmektedir. Doğumsal kalp hastalıklarının çok önemli bir kısmını oluşturan soldan sağa şantlı kalp hastalıkları eğer tedavileri gerekiyorsa zamanında tanı konulduğunda ve tedavi edildiklerinde normal ya da normale yakın gibi insanlar şeklinde çok sağlıklı bir hayat sürebilmekteyken bu kişilerin tanıları zamanında konulmaz, zamanında tedavi edilmezse akciğer hipertansiyon dediğimiz sürece giriyorlar, Eisenmengerle sonuçlanan tedavisi olanaksız ancak akciğer naklinin çare olabildiği bir sonuca varıyorlar. Bu çok basit kalp hastalıklarının çocukluktan itibaren çocuklarımıza göstereceğimiz özenle zamanında tanı ve tedavileri mümkündür. Yapısal kalp hastalıkları olmamakla birlikte yapısal kalp hastalıkları kardiyomiyopatiler dediğimiz hastalıklar cerrahi yöntemlerle veya diğer yöntemlerle tedavi edilemiyor, bu hastalarımız ancak kalp nakliyle tedavi edilebiliyorlar. Bu hafta vesilesiyle organ bağışına dikkat çekmek istiyoruz, ne yazık bir hayat son bulurken bir başka hayatın devamlılık kazanmasını sağlayarak teselli bulabiliriz. Problem varsa mutlaka çözümü vardır, kaçınmayalım çocuklarımızı çocuk doktoruna götürelim, kalple ilgili en ufak bir şüpheleri olduğunda bunu Türkiye’nin her yerinde bulabilecekleri çocuk kardiyoloji arkadaşlarımız var, mutlaka çocuk kardiyologlarının görüşünü alarak izlemlerini ve tedavi planlarını yapalım” şeklinde konuştu.

    “Babası ve tüm kardeşleri Suriye’deki savaşta vefat etti”

    Suriye’deki savaş sırasında eşi ve iki çocuğunu kaybeden Aişe İsmail’in tek sağ kalan çocuğu 2 yaşındaki Ali İsmail ile ilgili ise Yüksek İhtisas Hastanesi Çocuk Kardiyoloji Yan Dal Asistanı Dr. Deniz Eriş, şu bilgileri verdi:

    “Ali, 2 yaşında Suriyeli hastamız, kendisi Suriye’den geldi. Babası ve tüm kardeşleri Suriye’deki savaşta vefat etmiş. Hastamız annesiyle yalnız Türkiye’de kalıyor, bize morarma şikayetiyle geldi, biz yaptığımız tahlillerde, tetkiklerde akciğere giden ana damardaki kapata darlık olduğunu fark ettik, morarmaları bu yüzdendi. Anjiyografisini yaptık, şimdi ameliyatla sağlığına kavuşturmayı umuyoruz.”

    Suriyeli minik Ali, ameliyat olarak sağlığına kavuşmayı bekliyor.

    “Ceren’in çocukluğu elinden alındı”

    Viral enfeksiyona bağlı ağır kalp yetmezliği tanısı ile Yüksek İhtisas Hastanesi’nde kalp nakli bekleyen altı yaşındaki Ceren Su Koyun da yaptığı resimlerle yeni bir kalp istediğini anlatıyor. İyileşmek istediğini söyleyen minik Ceren’in en büyük isteği ise kardeşiyle oyun oynamak.

    Anne Fatma Koyun ise, “Ceren çok enerjik bir çocukken hastalığı çoğaldı ve tedavisi gidilen yerlerde bilinemedi ve vakit kaybı oldu. Tanı konulduktan sonra biz nakil sırası için buraya geldiğimizde zaten geç olmuştu artık. Tedaviler süresince de zaten çocukluğu elinden alınmıştı çünkü hep gözetimdeydi ve buraya geleli 3,5 ay oldu. 3,5 aydır buradayız ve kardeşinin derdinde, özlüyor, evini özledi, odasını özledi. Ceren kendi derdinden dolayı kardeşiyle hasret bile gideremedi. Biz, 8 aydır takipteyiz, 3,5 aydır da burada yatıyoruz. Belki bize can vererek tesellileri olur, yani istiyorum ben bunu. Dönor bağışı olsun artık, bizim gibi bir sürü anne ve çocuklar var, hepimiz birbirimizin destekçisiyiz burada aile olduk ama daha gücümüz yok bizim, Ceren bir vaka daha yaşayacak diye korkudayız. Organ bağışı olsun, anneler için zor ama tesellileri olacak. Göz göre göre biz teslim edemiyoruz lütfen organ bağışı olsun” çağrısını yaptı.

    “4,5 aydır burada nakil bekliyoruz”

    Doğuştan kalp yetmezliği bulunan 5 yaşındaki Yeliz Kılıçarslan’ın annesi Güldane Kılıçarslan, bu seneye kadar hiçbir sıkıntısı olmadığını belirterek, üçüncü ay önce kalp yetmezliği tanısı konulduğunu kaydetti. Anne Kılıçarslan, “Şimdi de kalp yetmezliği ilerliyor, bağışta bulunmalarını istiyorum, yardım istiyorum. 4,5 aydır burada nakil bekliyoruz, inşallah Rabbim emeklerimizi boşa çıkarmaz” ifadesini kullandı.

    “Lütfen, organ bağışı yapalım”

    Kalp yetmezliği bulunan 18 yaşındaki Can Hepoğlu da nakil beklediğini söyleyerek, bir yıldır hastaneye geldiğini, 3 yıldır da bu hastalığın olduğunu kaydederek, “Benim nakil olmam için halkımızın daha duyarlı olması lazım. Lütfen, organ bağışı yapalım” dedi.

    Dr. Eriş de Doğumsal Kalp Hastalıkları Farkındalık Günü dolayısıyla çocukların çizdiği resimlerden oluşturulan panodaki doğuştan kalp hastalıkları olan çocuklar ile sağlıklı bir kalbe sağlıklı olan çocukların çizdiği resimlerin arasındaki farkı anlattı.