Etiket: Oranla

  • Kurban Bayramı’nda trafik kazaları Ramazan Bayramı’na oranla yüzde 10 azaldı

    Kurban Bayramı’nda trafik kazaları Ramazan Bayramı’na oranla yüzde 10 azaldı

    Erzurum Emniyet Müdürlüğü Trafik Tescil ve Denetleme Şube Müdürlüğünce Kurban bayramı tatili boyunca 9 bin 806 araç denetlendi. Denetimlerde bin 831 sürücüye cezai işlem uygulandı.

    Erzurum bölge genelinde Kurban Bayramı tatili boyunca trafik ekipleri denetimlerini sürdürdü. Ramazan Bayramı tatiline oranla yaşanan kazalarında yüzde 10 oranında azalma görülürken 52 ekip 200 personel ile muhtelif noktalarda 24 saat aralıksız denetimlerini sürdürdü.

    Erzurum İl Emniyet Müdür Yardımcısı Mustafa İzzet Ersoy, Trafik Tescil ve Denetleme Şube Müdürü Murat Parmaksızoğlu ile birlikte yaptığı açıklamada, trafikte kazaların önlenmesi konusunda tedbirlerin en üst seviyeye çıkarıldığını belirterek yaklaşık 10 bin aracın denetlendiğini ve kusurlu bin 831 sürücü hakkında cezai işlem uygulandığını açıkladı.

  • Emine Erdoğan:”Türkiye’nin insani yardım vizyonu kredilere değil, tam anlamıyla insani yardıma dayanmaktadır. Türkiye’yi, insani yardım konusunda milli gelire oranla birinci yapan da bu hesapsız kitapsız cömertliktir”

    Birleşmiş Milletler (BM) 73. Genel Kurulu Görüşmelerine katılmak için New York’ta bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a eşlik eden Emine Erdoğan, Siyaset Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfının (SETA) Washington DC şubesinin düzenlediği “Günümüzdeki İnsani Sınamalara Karşı Türkiye’nin Rolü” başlıklı paneline katıldı. Erdoğan, burada yaptığı konuşmaya “Somali’de, Yemen’de, Suriye’de, Gazze’de, Myanmar’da, baskı ve zulüm altında yaşayan tüm kardeşlerimi buradan selamlıyorum” dedi.

    Somali, Yemen, Suriye, Gazze ve Myanmar’da büyük acıların yaşandığına dikkat çeken Erdoğan, “Yapabildiğimiz, konuşmaktan, sebepleri kritik etmekten çok daha öte şeyler olmalı. İnsani yardım, bu anlamda insanlık vicdanının en anlamlı fiilidir.” ifadelerini kullandı.

    “Bir başka millet için harekete geçtiğimizde, bizden farklı olan ile üst bir kimlikte buluşuruz. Bu da empati yeteneğimizi geliştirir. Böylece, adil ve barışçıl bir dünyanın temellerini atmış oluruz. Mevlana’nın ifadesiyle, bir mum, diğer mumu tutuşturmakla ışığından bir şey kaybetmez” açıklamasında bulunan Erdoğan sözlerini şu şekilde sürdürdü;

    “Öylesine büyük adaletsizlikler var ki, bu sorunları hesaplarla değil, verdikçe çoğalan merhamet, sevgi ve vicdan duygusuyla çözebiliriz.

    İşte bu nedenle Türkiye’nin insani yardım vizyonu, kredilere değil, tam anlamıyla ‘insani yardım’a dayanmaktadır. Türkiye’yi, insani yardım konusunda milli gelire oranla birinci yapan da, bu hesapsız kitapsız cömertliktir.

    Türkiye’nin Güneydoğusu’ndaki bir şehrimiz bunun en çarpıcı örneğidir. Kilis’te, Suriyeli mülteci sayısı yerel nüfusu aşmıştır. Kilis bu yönüyle, bombalardan kaçan kadınlar ve çocuklar sözkonusu olduğunda, bütün hesapların bırakıldığı, merhametin heryeri kapladığı sembolik bir anlama bürünür. Ekmeğin, sofranın, evin, şehrin paylaşıldığı bir evrene dönüşür.

    Türk insanının, tarihten gelen vakıf geleneği ile güçlendirdiği bu paylaşımcı karakteri, Türkiye’yi uluslararası toplumun yükünü sırtlayan bir ülke haline getirmiştir.

    AFAD, Kızılay, TİKA gibi kurumlarımızın yanısıra sivil toplum kuruluşlarımızın katkılarıyla, Türkiye’nin yardım eli heryere ulaşmaktadır. 3.5 milyon Suriyeli mülteciyi misafir etmek yanında Afrika’da, Gazze’de, Myanmar’da hep Türkiye vardır.

    2010’da Pakistan’a, 2011’de Somali’ye, 2012’de Myanmar’a gidip, yaşanan insani dramları yerinde görmüş biri olarak, uluslararası toplumun sınıfta kaldığını ifade etmek isterim. Keza, 2017’de Arakanlı Müslümanlara yapılan zulüm, içimizi titretmiş, fakat tüm dünya konuya gereken önemi göstermemiştir.

    Son Myanmar ziyaretimde gördüklerim, masum çocukların çaresizlikleri değil, dünyanın merhametsizlikten can çekişmesi halidir. Orada konuşup dertleştiğim kadınlar, dünyayı bekleyen gerçek tehlikenin vicdan yoksunluğu olduğunu göstermiştir.

    Böyle bir vasatta insani yardımlar, insanlık kandilini yeniden tutuşturma anlamı taşır.

    Türkiye, kimi afetlerde ev sahibi ülkeden daha önce afetzedelere ulaşabilen, dinamik ve esnek bir insani yardım yapılanmasına sahiptir. Dünyada afetlere müdahale noktasında en ileri ülke olduğumuzu söyleyebilirim.

    2010 yılında Pakistan’da yaşanan sel felaketi sonrası Türkiye’nin, ilk yardım eli uzatan ülke olması, bunun ilk akla gelen örneğidir. Keza, Myanmar’da 2012 ve 2017 yıllarında sıcak biçimde yaşanan insani dramlar en çok Türkiye’de yankı bulmuştur. Devlet ve millet olarak yaptığımız seferberlikler, uluslararası toplumu harekete geçirmiş, dünya bu soykırıma nihayet kulak vermiştir.

    Bu noktada önemli bir noktaya işaret etmek isterim. İnsani yardım politikaları, yardım alanın bağımlılığını artıracak şekilde olmamalıdır. Bizim insani yardımdan anladığımız, yardım kolileri ve sırada bekleyen muhtaçlar değildir. Acil durumlarda afetzedelere yapılan katkının ötesinde krizlerin önlenmesi, kalkınma destekleriyle bağımlılıkların azaltılmasıdır. Bu anlamda insani yardım anlayışının, kalkınma merkezli çalışmalar içermesi son derece önemlidir.

    Suriye’de kanayan yaraya yaptığımız pansuman, Suriyeli mültecilere barınma yeri sağlamaktan ötedir. Yarıdan fazlasını kadınların ve çocukların oluşturduğu kamplarda kadınların meslek edinip hayata tutunmasını önemsiyoruz. Kuaförlükten bilgisayar becerilerine pekçok alanda mesleki kurslar veriyoruz. Gelişim ve hobi kurslarıyla, savaşlarda zarar görmüş kadınları hem rehabilite ediyor, hem de kendilerini keşfetmelerini sağlıyoruz. Aynı şekilde çocukların eğitimden mahrum kalmaması kadar gençlerin üniversite eğitimlerine devam edebilmelerinin yollarını da açmaya çalışıyoruz.

    Keza, Afrika’ya yaptığımız insani yardımlar, kalkınma destekli yardımlardır. Yaygın ifadeyle, balık vermekten çok balık tutmayı öğretiyoruz. Afrika’nın kendi potansiyelini keşfetmesini sağlayacak eğitim ve ekipman desteği veriyoruz.

    Çeyrek asırdır, Bosna’dan Afganistan’a, Irak’tan Suriye’ye, Somali’den Gazze’ye, insanlığın vicdanını sarsan nice olaya şahit olduk. Binalarında mermi izleri hala duran şehirler gördük. Yerinden yurdundan edilmiş masum çocukların uykuya daldığı kampları ziyaret ettik. Yoksullukla savaşan sokaklardan geçtik. İçimiz acıdı, yüreğimiz yandı.

    Ama aynı mekanlar da, nerede bir çığlık olsa, sıcak yatağından kalkıp oraya koşan merhamet ve vicdan abidesi insanlar da gördük. Hayatını insani yardıma adamış nice güzel insan var dünyada. Her beş saniyede bir çocuk açlıktan ölüyor ve her sabah güneş yeniden doğabiliyorsa, bu onların aydınlığıdır. Merhametin olduğu yerde en acı zehirler zararsız kalır. Merhamet, bütün kötülüklerin panzehiridir.

    İnsani yardım çabalarının bütün sessiz ve isimsiz kahramanlarını huzurlarınızda selamlıyorum. İyi ki varlar, iyi ki varsınız! Bu çatı altında buluşan bu topluluk da, varlığını insanlığa yardım fikriyle anlamlandıran güzel insanlardan oluşuyor. İnanıyorum ki, elele verir, merhameti, vicdanı çoğaltırsak, adaleti de tesis etmiş olacağız”

  • DTO Başkanı Erdoğan: “7 aylık dönemde DTO’ya bin 343 firma kayıt yaptırdı, firma sayısı geçen aya oranla yüzde 60 oranında arttı”

    Denizli Ticaret Odası Başkanı Uğur Erdoğan, 2017 yılı Temmuz ayı sonu itibariyle 7 aylık dönemde Denizli Ticaret Odasına bin 343 firmanın kaydını yaptırdığını, geçen aya oranla yüzde 60 oranında arttığını söyledi.

    Denizli Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Erdoğan, Denizli Ticaret Odası 2017 yılı Ağustos ayı Meclis Toplantısında dünya, Türkiye ve Denizli ekonomisiyle ilgili gelişmeleri değerlendirdi.

    Geçen yılın aynı dönemine oranla kayıt sayısında yüzde 60 artış yaşandığını belirten Erdoğan, yine aynı dönemde geçen yıl, 4 yabancı şirket kurulurken, bu yıl kurulan yabancı sermayeli şirket sayısının yüzde 275 artarak 15’e çıktığını belirtti.

    Cari açığın Haziran ayında beklentilerden daha düşük gerçekleştiğini açıklayan Başkan Erdoğan, “2016 yılı son çeyreğinden itibaren uygulamaya başlanan piyasaları canlandırma politikalarının sonuç vermeye başladığı görülmektedir. Ekonomik büyümenin tekrar yüzde 5 oranına çıkmasının sürpriz olmayacağı, eğilim anketlerinden anlaşılmaktadır. Haziran ayında Merkez Bankası tarafından Türkiye ekonomisi bütçe açığı, 3,9 milyar dolar beklentisine karşın, 3 milyar 763 milyon dolar açık vermiştir. Cari açıktaki kademeli iyileşme ihracattaki artış ve turizm gelirlerindeki toparlanmadan kaynaklanmıştır. Ülkemiz turizm gelirlerinin geçen yıla göre 323 milyon dolar artması iyi bir gelişme olarak nitelenebilir” dedi.

    2016 yılı Temmuz ayı sonu itibariyle karşılıksız çek adedinin 5 bin 504 olduğunu dile getiren Erdoğan, karşılıksız çek adedinin geçen yıla göre yüzde 46.02 oranında azalarak 2 bin 971 adet olarak gerçekleştiğini belirtti.

    Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre, 2017 yılı Temmuz ayı itibariyle Denizli ihracatının geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 8.74 oranında artışla 1 milyar 681 milyon 649 bin dolar olarak gerçekleştiğini de söyleyen Erdoğan, “2017 yılı Temmuz ayı sonu itibariyle en fazla ihracat; 203 milyon 862 bin dolar ile İngiltere’ye, 168 milyon 758 bin dolar ile Almanya’ya ve 138 milyon 514 bin dolar ile ABD’ye yapılmıştır. En fazla ihraç edilen ürünlerin başında hazır giyim-konfeksiyon (624 milyon 326 bin), elektrik-elektronik ve hizmet (247 milyon 452 bin dolar) ile demir ve demir dışı metal ürünleri (188 milyon 160 bin dolar) gelmektedir. 2017 Haziran ayı itibariyle ithalat; geçen yılın aynı dönemine göre, yüzde 5.37 oranında artarak, 892 milyon 827 bin dolar olarak gerçekleşmiştir. 2017 yılı Mayıs ayı sonu itibariyle 4/a kapsamında kayıtlı istihdam geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 6.88 oranında artarak 221 bin 384 kişi olarak kayıt altına alınmıştır” diye konuştu.

    2017 yılı Temmuz ayı sonu itibariyle Denizli Ticaret Odasında toplam 16 bin 069 kayıtlı üye bulunduğunu ifade eden Erdoğan, “2016 yılı Temmuz ayı sonu itibariyle 835 firmanın kaydını yaptırdığı Odamıza, bu yıl yüzde 60.84 artışla 1.343 firma kaydını yaptırmıştır. 2016 yılı 7 aylık dönemde 638 firma Odamızdan kaydını sildirmişti. Bu yıl aynı dönemde kayıt sildiren firma sayısı yüzde 61,6 azalışla 245 olmuştur. Yine aynı dönemde geçen yıl, 4 yabancı şirket kurulurken, bu yıl kurulan yabancı sermayeli şirket sayısı yüzde 275 artarak 15’e çıkmıştır. Bu şirketlerin sermaye tutarı 6 milyon 40 bin TL’dir” ifadelerini kullandı.

  • Z. Altan Elmas: “Konut satışında geçen yıla oranla artış yaşandı”

    Sur Yapı Yönetim Kurulu Başkanı ve Konutder Başkanı Z. Altan Elmas Haziran ayı konut satış rakamları ile ilgili bu yıl geçen yıla oranla 3,7 bir artış yaşandığını ifade etti.

    Toplamda haziran ayında Türkiye genelinde 97.579 konut satışının gerçekleştiğini ifade eden Z. Altan Elmas satışlarla ilgili değerlendirmelerde bulunarak, “Haziran konut satışlarında bir önceki yılın aynı dönemine göre azalma yaşanmış olsa da ilk 6 ayı artışla geride bıraktık. 2017’nin ilk yarısında 654.363 konut satışı gerçekleştirilerek geçen yılın aynı dönemine göre 25 bin konut daha fazla satıldı. Bu da yüzde 3,7 oranında bir artışa tekabül ediyor” dedi.

    “Yabancı konut satışı yüzde 24,8 arttı”

    Ayrıca yabancıya konut satışı için de umut verici rakamların söz konusu olduğuna değinen Elmas, 24,87 oranında artış meydana geldiğini ve 1.926 konutun yabancı yatırımcıya satıldığını dile getirdi. Elmas aynı zamanda, “Yabancıya konut satışında 903 konut satışı ile ilk sırayı İstanbul alırken, 408 konut satışı ile Antalya ikinci, 93 konut satışı ile Bursa üçüncü sırada yer aldı. Suudi Arabistan, Irak, Kuveyt, Rusya Federasyonu ve İngiltere vatandaşları ise en çok yatırım yapanlar arasında üst sıralarda bulundu. Söz konusu rakam hem hükümetimizin verdiği KDV muafiyeti ve vatandaşlık teşviklerinin hem de gayrimenkul şirketlerinin yurt dışına yönelik çalışmalarının meyvesini vermeye başladığını gösteriyor. Yabancıya konut satışında ilk 6 ay rakamlarına baktığımızda ise 9.378 konut satışı gerçekleşerek geçen yılın aynı dönemine göre bir miktar artış söz konusu. Yabancı yatırımcıya yönelik yapacağımız çalışmalarla yılın ikinci yarısında da bu artışın artarak süreceğini düşünüyoruz” şeklinde konuştu.

    Konut artışındaki birincil etken; ipotekli konut satışı

    Konut artışlarındaki birincil etkenin ipotekli satışlar olduğuna da vurgu yapan Elmas, “Ayrıca ipotekli satışlarda ilk 6 ay rakamlarında ise 245.375 ile geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 22 oranında artış yaşandı. Toplam konut satışı artışında birincil etkenin ipotekli konut satışları olduğunu görüyoruz. Bu rakam banka kredilerinin de yılsonuna kadar aylık 0,90 seviyesinde kalması gerektiği düşüncemizi destekliyor” ifadelerini kullandı.

    “Konut sektörü olarak üretmeye ve istihdam sağlamaya devam edeceğiz”

    Elmas son olarak da, “2017 yılı sonunda gayrimenkul sektöründe satışların yine bir rekora imza artacağı kanaatindeyiz. Hükümetimiz sene başından bu yana sektörü rahatlatacak uygulamaları sırasıyla devreye aldı. Geçtiğimiz hafta içinde hem Maliye Bakanımız hem de Çevre ve Şehircilik Bakanımız ile sektörün makro sorunlarını ele aldığımız geniş katılımlı bir çalıştay düzenledik. Konut sektörü olarak üretmeye ve istihdam sağlamaya devam edeceğiz” diyerek sözlerini tamamladı.

  • Erkekler kadınlara oranla 3 kat daha fazla ani ölüm riski taşıyor

    Ani ölümün sadece hasta ve ileri yaşlı olanları değil her yaştaki insanı tehdit ettiğinin söyleyen Acıbadem Kayseri Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ergün Seyfeli, bilinen en büyük sebebin kalp damar hastalıkları olduğunun altını çizerek; sigara, kolesterol ve yüksek tansiyondan uzak bir hayat önerdi.

    Ülkemizde her yıl yaklaşık 80-100 bin kişinin ‘ani ölüm’ nedeniyle yaşamını yitirdiğini söyleyen Prof. Dr. Ergün Seyfeli, yaşamını kaybedenlerin büyük çoğunluğunun ne yaşlı ne de bilinen herhangi bir sağlık sorunu bulunan kişiler olduğunun altını çizdi. Seyfeli, “Ani ölüm, kişinin bilinen kalp hastalığı olsun veya olmasın şikayetlerin başlamasından bir saat içinde hayatını kaybetmesiyle sonuçlanıyor. Bu şikayetler çoğunlukla belli belirsiz olmasına rağmen göğüs ağrısı, nefes darlığı, bayılma hissi ve iç huzursuzluk şeklinde ortaya çıkabiliyor. Bazen de ani ölüm hiçbir bulgu vermeden dakikalar içinde gerçekleşebiliyor” dedi. Erkeklerin kadınlara oranla 3 kat daha fazla ani ölüm riskiyle yüz yüze olduğunu da sözlerine ekleyen Prof. Dr. Ergün Seyfeli, ani ölümlere karşı herkesi uyararak, “Ani kalp ölümlerinin engellenmesi, en başta koroner damar hastalıklarının engellenmesine bağlı. Bu da kalpte hastalığa neden risk faktörlerinin kontrol edilmesiyle mümkün” dedi.

    “Ani ölüm önlenebilir”

    Ani ölüm, ne kadar sinsi görünse de altında yatan en önemli sebep kalp-damar hastalıkları olduğu için önlenebilir bir sağlık sorunu olduğunu vurgulayan Seyfeli, bunun için sigara, kolesterol ve yüksek tansiyondan uzak durmanın önemine değindi. Risk altındaki hastaların düzenli kalp kontrollerini yaptırmalarının önemine de değinen Prof. Dr. Ergün Seyfeli, “Bunun dışında kalp sağlığı açısından düzenli beslenme ve egzersiz ihmal edilmemeli” uyarısında bulundu.

    “35 yaş öncesi genetik kökenli”

    Ani ölümün yaşlara göre farklı nedenlerden kaynaklanabildiğini vurgulayan Seyfeli, “Örneğin 35 yaşının altında görülen ölümlerin büyük bir çoğunluğunun doğuştan gelen kalp rahatsızlıkları, kalp-dolaşım sistemi ile ilgili yapısal sorunlar ve kardiyak aritmilerden (kalp ritm bozukluğu) etkilenebileceği üzerinde durabiliriz. Bunlarla birlikte, doğuştan olan kalp damar anomalileri, beyin damarlarında oluşan anevrizmanın yırtılması ve kalp kası hastalıkları (kardiyomiyopatiler) da ani ölümün meydana gelmesinde önemli rol oynuyor” şeklinde konuştu. 35 yaş üstü kişilerde ise, genellikle kalp damarlarındaki ani tıkanma veya eski tıkanıklıkların oluşturduğu kalp kası bozuklukları sonucu ani ölüm gerçekleşiyor.

    “Sporcularda sık görülüyor”

    Ani ölüm, daha çok fiziksel eforun fazla olduğu sportif aktiviteler sırasında ortaya çıkıyor. Sporun türüne göre değişmekle birlikte en riskli grup; doğal parkur koşucuları ile maraton koşucuları olduğunu ifade eden Prof. Dr. Ergün Seyfeli, gençlerde ani ölüme yol açan genetik kökenli kalp hastalıklarının yanı sıra, bazı enerji içecekleri ve uyarıcı ilaç kullanımı nedeniyle de gerçekleşebileceğini söyledi. Ailede genç yaşta ani ölüm olan ve sık bayılma atakları geçiren kişilerde de riskin arttığına değinen Prof. Dr. Ergün Seyfeli, yarışmalı sporlara başlamak isteyenlerin mutlaka kardiyolojik muayeneden geçmesi gerektiğini belirtti.

    Acıbadem Kayseri Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ergün Seyfeli, aniden ortaya çıkan beyin kanaması, akciğer embolisi, karaciğer hastalıkları, aort anevrizması, zatürre, menenjit, epilepsi gibi rahatsızlıklar, mide ve bağırsaktaki büyük ölçekli kanamalar, zehirlenmeler, çeşitli ilaçlara karşı gelişen alerjik reaksiyonların da ani ölüm nedenleri arasında olduğunu belirtti.