Etiket: Oranını

  • Kayseri Şeker; Pancardaki Şeker Oranını Artırma Seferberliği Kapsamında Merkezi İlaçlama Sistemini De Başlatıyor

    Kayseri Şeker çiftçi eğitim seminerlerinin üçüncüsü, Kayseri merkez bölge çiftçilerine yönelik olarak 400 çiftçinin katılımıyla Kayseri Şeker sosyal tesislerinde yapıldı.

    ERÜ Seyrani Ziraat Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Doğan Işık ve Kayseri Merkez Bölge Müdürü Salih Yoka’nın şeker pancarında şeker oranını yükseltmek için uyulması gereken hususlarda yaptıkları bilgilendirmeler sonunda çiftçilerden gelen soruları da cevaplandırmak suretiyle üniversite, fabrika, yönetici, çiftçi diyaloğunun kuvvetlenmesine katkı sağlandı.

    Kayseri Pancar Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Akay Kayseri merkez çiftçileri eğitim seminerinde yapmış olduğu konuşmada; Şeker oranının artırılması yönünde tarlada yapılacak faydalı uygulamaların genele yayılması için eğitim çalışmalarını yaygınlaştırmakta olunduğunu belirterek, eğitimlerin sayesinde çiftçinin hiçbir masraf yapmadan şeker oranını bir puan artırması 20 bin ton şekere, onun da dolayısıyla 55 milyon TL paraya tekabül ettiğini söyledi.

    Başkan Akay; “2017 yılı sonrasına Kayseri şeker pancar ekicilerini hazırlamanın yolunun ilk önce dekar başına verimlilik ve şeker oranını artırmaktan geçtiğini belirterek Bu nedenle bu sene merkezi ilaçlama sistemi getiriyoruz” dedi.

    Başkan Akay, “Sadece ilaçlama ile kalmayıp biz de üzerimize düşeni yapmak adına özel gübre ürettirmek suretiyle katkı sağlamaya çalışıyoruz. Aynı zamanda ziraat teşkilatımızdaki arkadaşlarımız da sizin tarlanızı ve tarlanızda ki ürünü sizden iyi bilecek şekilde hazırlıklarını yapmaktadırlar. Sizlerin de Arkadaşlarımızın tavsiyesi doğrultusunda hareket etmenizi istiyoruz. Bizim hep beraber bu işi başarmamız yolu birbirimize inanmaktan ve birlik olmaktan geçiyor.

    Devletimizin de güçlü olabilmesi için herkesin işini iyi yapması lazım. Türkiye’nin en yüksek pancar fiyatını vermeyi cenabı Allah bize lütfetti. Fabrika tarihinde ilk kez 20 Ocak ta pancar bedeli ödendi böyle bir şey Türkiye de yok. Keşke herkes fiyatta bizimle yarışabilsin ki diğer çiftçilerde bizim çiftçimiz gibi kazansın. Artık Kayseri Şeker çiftçisi kıyaslama yaparken Avrupa çiftçisi ile yapacak duruma gelmiştir.

    Değerli Çiftçilerimiz; Sizler bu fabrikanın gerçek sahiplerisiniz o yüzden bu konulara en çok ilgi göstermesi gereken sizlersiniz. Evdeki halıyı kilimi ahırdaki ineği tosunu satıp dedeleriniz buraya ortak oldu. Buranın bacası tüttüğü sürece size ve çocuklarınıza bir sıkıntı yoktur. Bizim 5 yıl boyunca göstermiş olduğumuz başarı pancara olan ilgiyi artırdı. Şimdi pancar ekenler daha fazla ekmek istiyor. Geçmişte bırakanlarda pancar ekmek istiyor. Sulama alanı açılan yerlerde pancar ekmek istiyor. Hatta dışarıda ki vatandaşta pancar ekmek istiyorlar. Bu olumlu gelişmeler Şeker Pancarı tarımına Bölgemizdeki ilginin bir göstergesidir” diye konuştu.

  • Baş Boyun Kanserlerinde Erken Teşhis İyileşme Oranını Yüzde 80’e Çıkarıyor

    Pek çok kanser türünde olduğu gibi en önemli sebebi yoğun sigara ve alkol tüketimi olan baş boyun kanserleri hakkında bilgi veren Medical Park Bahçelievler Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Berrin Pehlivan, baş boyun kanserlerinin erken teşhis edilmesi halinde, yüzde 80-90 oranında iyileşme sağlanabileceğine dikkat çekti.

    Baş boyun kanserlerinin, baş boyun derisinden tükürük bezlerine, kulak kepçesine kadar pek çok noktaya yerleşebildiğini belirten Medical Park Bahçelievler Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı Başkanı ve İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Berrin Pehlivan, bu kanserlerin, ağız içi, geniz, ses telleri, yutak ve burun arkasındaki sinüs denilen boşluklarda meydana gelen kanser türlerini içerdiğini söyledi. Baş boyun kanserlerinin hangi türleri kapsadığını da dile getiren Doç. Dr. Pehlivan, “En sık görülen baş boyun kanseri gırtlak kanseridir. Nazofarenks kanserleri de Türkiye ve Asya’da sıklıkla görülüyor. Sigara ve alkol kullanımının yoğun olduğu kişilerde ortaya çıkan ağız içi kanserleri ve yutak kanserleri ile sinüs kanserleri de baş boyun kanserleri arasında sayılabilir” dedi.

    “ERKEN FARK EDİLME OLASILIĞI YÜKSEK”

    Baş boyun kanserlerinin akciğer, meme veya prostat kanserleri kadar sık görülmediğini ifade eden Doç. Dr. Pehlivan, “Ancak bu kanser türünün belirtilerinin diğerlerine oranla fark edilme olasılığı daha fazla. Çünkü bu kanser türleri yutma, solunum gibi çok önemli fonksiyonların olduğu bölgelere yerleşiyor. Bu sayede de bulguların erkenden fark edilmesi mümkün” diye konuştu.

    “ERKEN TANIDA İYİLEŞME ORANI ÇOK YÜKSEK”

    Baş boyun kanserlerinin erken dönemde fark edilmesi halinde radyoterapi veya cerrahi yollarla tedavi edilebileceğini vurgulayan Doç. Dr. Berrin Pehlivan, “Böylece hastanın iyileşme oranı yüzde 80-90 gibi oldukça yüksek oranlara çıkabiliyor. Erken evrede yakalanırsa tedavi çok kolaydır ve bu hastalıktan kurtulma şansına sahip olur hasta, ancak ileri evrelerde durum zorlaşmaktadır. Baş boyun kanserleri, çok hassas yapıların olduğu yeme, içme, duyma ve konuşma fonksiyonlarının olduğu bir bölge olduğu için hastalığın kendisi kadar uygulanacak tedaviler de bu bölgenin fonksiyonlarının zarar görmesine sebep olabilir ve hastanın tedavi süreci sonrasındaki hayat kalitesi etkilenebilir” ifadelerini kaydetti.

    FARKINDALIK OLUŞTURMAK İÇİN NELER YAPILABİLİR?

    Baş boyun kanserleri hakkında farkındalık oluşturulması gerektiğinin altını çizen Doç. Dr. Pehlivan, “Bu konunun medyada daha fazla yer alması gerekiyor. Bunun dışında kişiler, hastalık hakkında daha fazla bilinçlendirilmeli. Alkol ve sigara kullanımının kanserin en önemli nedenlerinden olduğu düşünülürse bu alışkanlıkları bırakmaya yönelik çabaların da arttırılması, ağız içi hijyeninin öneminin daha fazla vurgulanması gerekiyor” diyerek sözlerini sürdürdü.

    FARKINDALIĞI ARTTIRMAK İÇİN İKBU’DAN BAŞ BOYUN KANSERLERİ SEMPOZYUMU

    Baş boyun kanserleri hakkında farkındalık oluşturmak ve güncel tedavi yöntemlerini masaya yatırmak adına ’Baş Boyun Kanserlerindeki Güncel Yaklaşımlar Sempozyumu’ gerçekleştirileceğinden de söz eden Doç. Dr. Berrin Pehlivan, etkinlik hakkında bilgiler verdi.

    Baş boyun kanserleri konusunda hem uluslararası hem de ulusal alanda uzman birçok cerrahın, tıbbi onkoloğun, radyasyon onkoloğunun, radyoloğun ve genetikçinin etkinliğe katılacağını ifade eden Doç .Dr. Pehlivan, “Oldukça geniş kapsamlı bir organizasyon olacak. Hem hastalığa genetik yaklaşım ve sebepleri hakkında bilgi vereceğiz hem de yeni tedavi yaklaşımlarını anlatacağız. Çünkü bu konuda hem radyoterapi hem cerrahi çok şanslı. Teknolojik gelişmelere paralel olarak çok ciddi yol alındı” dedi.

    Sempozyumun amacını ’farkındalık oluşturmak’ şeklinde özetleyen Pehlivan, “Çünkü bu hastalığa yakalanan hastalarımızı erken evrede fark ederek tedavi etmek istiyoruz. Bu kanser türleri çok özenli tedaviler gerektirdiği için de hastaların tecrübesi olan özelleşmiş merkezlerde tedavi olması gerekiyor” diyerek konuşmasını noktaladı.

    Baş Boyun Kanserleri Derneği tarafından organize edilen ve Medical Park Bahçelievler Radyoloji Onkolojisi Bölümü ile İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi (İKBU) Tıp Fakültesi’nin katkılarıyla düzenlenecek sempozyum, 6 Şubat Cumartesi günü İKBU Mahmutbey Yerleşkesi’nde gerçekleşecek.

  • Fuat Erbil: “Asgari Ücretteki Artış Takipteki Kredi Oranını Düşürebilir”

    Garanti Bankası Genel Müdürü Ali Fuat Erbil, 2015 yılını değerlendirerek 2016 yılı beklentilerini ve stratejilerini açıkladı. Erbil, yeni düzenlemelerin sektöre etkileri, takipteki krediler, kredi ve kredi kartı komisyon ücretleri, artan asgari ücretin sektöre olası etkileri gibi konularda önemli açıklamalarda bulundu.

    Garanti Bankası Genel Müdürü Ali Fuat Erbil, Garanti Bankası ve sektör ile ilgili bir basın toplantısı düzenledi. Erbil, konuşmasının başında Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç’un kalp krizi geçirmesi ile ilgili acil şifa temennisinde bulundu. Toplantının ortasında gelen vefat haberi üzerine derin bir üzüntü duyduğunu dile getiren Fuat Erbil, merhum Mustafa Koç’a Allah’tan rahmet, ailesi ve sevenlerine başsağlığı diledi.

    “LOKAL-GLOBAL SIKINTILARA RAĞMEN 2015 İYİ BİR YILDI”

    Erbil, Garanti Bankası ve sektör ile ilgili yaptığı açıklamada 2015 yılı başında çok iyimser bir tablo olduğunu belirterek, “2015 yılını lokal, global tüm sıkıntılarına rağmen iyi geçirdiğimizi düşünüyorum. Yılın başında çok iyimserdik sonrasında başka bir tablo ile karşı karşıya kaldık fakat mutlulukla söyleyebilirim iyimser ortamda planladığımız beklentilerimizi yerine getirdik. Birçok belirsizlik ve sıkıntıya rağmen hem ülke ekonomisi hem sektör hem de bankamız açısından iyi geçirdik” dedi.

    2016 YILI STRATEJİLERİ

    Dört ay önce Genel Müdürlük görevini devraldığını belirten Erbil, “Sürdürebilirliğin esas olduğu, müşteri memnuniyeti, çalışan mutluluğu, değer oluşturabilme stratejimizde değişen bir şey yok. Garanti Bankası’nın yönetim şekli aynen devam edecek. Göreve geldikten sonra 7 toplantıda güvenlik görevlisinden müdürlere kadar tüm çalışanların yaklaşık yüzde 65’i ile bir araya geldik, görüşlerini aldık. Ayrıca yaklaşık bin şube müdürünün görüşlerini aldık” ifadelerini kullandı. Erbil, 2016 yılı için stratejilerini üç ana başlık altında topladıklarını dile getiren Erbil, bunların ’müşteri memnuniyeti’, ’ekip mutluluğu’ ve ’verimli, efektif, hızlı büyüyen ve karlı iş modeli’ olduğunu söyledi.

    Garanti Bankası Genel Müdürü Ali Fuat Erbil, sektörel bir trendde 2013 yılının sonuna kadar hızlı bir şubeleşme ve personel artışı yaşandığını, 2014 ve özellikle 2015’te bu artışın çok yavaşladığını belirterek “Sektörün geneli küçülürken geçen yıl personel sayımız 600 kişi arttı, bu yıl da bu bazla devam edeceğiz. Yeni şubelerle ilgili olarak da göreceli olarak ’seçici’ bir şube açacağız diyebilirim. Potansiyel gördüğümüz yerlerde şube açacağız. Bunda seçici olacağız” ifadelerini kullandı.

    TÜKETİCİ KREDİLERİ VE KREDİ KARTLARI RİSK AĞIRLIĞI DÜZENLEMESİNİN ETKİLERİ

    BDDK’nın tüketici kredileri ve kredi kartlarına ilişkin risk ağırlığı düzenlemesinin bankacılık sektörüne etkileri ile ilgili açıklamalarda bulunan Erbil, “Makro ihtiyati tedbirler çerçevesinde bu ürünlerle ilgili bankaların ayıracakları sermaye miktarını artırmak üzerine düzenleme yapılmıştı. Yeni düzenleme, Basel III kurallarına daha uyumlu hale gelmekle ilgili. Bu ürünler kategorisinde ayıracağımız sermayenin miktarı düşmekte. Bunun direkt karlılığa etkisinin olduğunu söyleyemeyiz ama bizim sermaye yeterliliğimizi artıracak. Öte yandan kredi verme potansiyelimizi, kabiliyetimizi artıracaktır. Atılan adımın direkt yansıması sermaye yeterliliği üzerine olacaktır. Sermayenin daha az kullanılacağından dolayı risk ağırlıklarından kurtulacağız dolayısıyla bankaların büyüme adına önünü açacaktır. Yani dolaylı olarak karlılığa etkisi olacaktır. Olumlu bir adım olarak görüyoruz” dedi.

    DÜŞÜK GELİRLİNİN AZ BORÇLANMASI

    Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in açıkladığı tüketici kredi limitlerinde gelir bazlı sisteme geçilmesi ile ilgili Erbil, “Sayın Mehmet Şimşek’in açıklaması bir süredir düşünülen ve özellikle BDDK tarafından üzerinde çalışılan bir konuydu. Amaç şu; Türkiye’deki bireylerin gelirlerine göre genel sektörü kapsayacak limit çalışması. Bankaların kendi başına yaptıkları limit belirleme sürecini genelleştirme. Çalışmanın detaylarıyla ilgili elimizde malzeme yok. Yapılması istenen şu; sizin geliriniz x bin lira. Sistem çok basit olarak x bin liranın herhangi bir ürün üzerindeki limitini belirleyecek. Bu limit tüketicinin limiti olacak. Bizler de bankalar olarak bundan pay alacağız. Söz konusu düzenleme özellikle düşük gelirli müşterilerin kredi ödeme performansını regüle etme performansından kaynaklanıyor” dedi.

    BASEL III DÜZENLEMELERİ SEKTÖRE OLUMLU YANSIYACAK

    Operasyonel maliyetlerin 2016’da nasıl olacağı ve Basel III düzenlemelerinin etkilerine ilişkin Erbil, genel itibari ile BDDK’nın dün açıkladığı düzenlemelerin sektöre olumlu yansıyacağını ifade etti.

    YABANCI PARA MEVDUATLARA İLİŞKİN AĞIRLIK ORANI İLE İLGİLİ HENÜZ BİR KARAR ALINMADI

    Erbil, Merkez Bankası nezdinde tutulan Yabancı Para Mevduatlara ilişkin, “Ağırlık oranlarıyla ilgili henüz bir kararın alınmadı. Bu oran yüzde 50 mi yoksa yüzde 0 mı olacak? Bu henüz belli değil. Bu oran Basel’e uyumlu bir şekilde yüzde 50 olacaksa sektöre negatif anlamda sermaye yeterliliğine baskı getirecektir. Gelen baskı tüketici kredileriyle ilgili alınan karardan daha az olacaktır. Ama bunun sıfır olma ihtimali var. Özellikle Merkez Bankası’nın Rezerv Opsiyon Katsayısı (ROK) mekanizmasında rezerv tutama dinamikleri farklı. Dolayısıyla burada bir istisna tedbir ya da önlem alınması muhtemel. Bu ağırlığın yüzde 50 değil de yüzde 0 alması gündemde. Bu oran sıfır kaldığı müddetçe olumsuz etki olmayacaktır” dedi.

    KREDİ BÜYÜMESİ MEVDUAT BÜYÜMESİNDEN YÜKSEK OLACAK

    Erbil, 2016 yılında kredi büyümesinin mevduat büyümesinden daha yüksek olmasını beklediklerini belirterek, “Ters beklentide olanlara katılmıyorum. Türkiye’nin önemli konularından biri tasarruf. Şu andaki hükümetin reform ajandasının önemli maddelerinden biri. Tasarrufların yansıması mevduatlara yansır ve bizler bu kısıttan daha rahat bir şekilde kredi vereceğiz. Buradaki döngüyü aktif bankacılık sektörü için daha sağlam hale getirmek lazım” ifadelerini kullandı.

    Bankaların gider kalemleri içerisininde Tüketici Hakem Heyetleri kararlarından doğan iadeler, çeşitli kamu kurumlarının kestiği cezalar gibi 2-3 yıl önce olmayan ama geçen yıl olan bu etkilerden dolayı operasyonel giderlerin bir miktar yüksek olduğuna dikkati çeken Erbil, “Garanti olarak operasyonel giderin 2016 yılında enflasyon oranında büyümesini öngörüyoruz” dedi.

    HAKEM HEYETİ KARARLARI

    Tüketici Hakem Heyetlerinin aldığı kararlara ilişkin Erbil, “Tüketici Hakem Heyeti kararlarından doğacak geri ödemelerin bu yıl da devam edeceğini bekliyoruz. Bu kapsamda geçen yıl 300 milyon lira ödeme yaptık. Gerek bakanlığımızın gerekse hükümetimizin bu konu hakkında bir tedbir alacağını düşünüyoruz. Bununla ilgili düzenlemenin 2014 yılı içerisinde yapıldı, bankaların alacağı komisyonların net bir şekilde belirlendi. Geçmişte sektörde bu konuyla ilgili kantarın topuzu kaçmış olabilir fakat bugün durum çok farklı. Her hizmetin bir maliyeti vardır. Biz de bunun adil bir şekilde ücretlendirilmesini istiyoruz. Tek umudumuz, beklentimiz kuralların net olması. Müşterilerimizle aramızda gri bir alan oluştu. Müşterilerimiz, Hakem Heyetlerine gidip oradan talepte bulunuyor. Maalesef düzen mevcut mevzuata yönetmeliklere uygun olmadan yürütülüyor. Bu bize göre kanuna aykırı geliyor. 2014 düzenlemesi sonrası yapılan kredi sözleşmelerine ilişkin başvurular olumlu karşılanıyor. Bu da bize geliyor ve biz de dava açıyoruz. Örnek vereyim; 2015 yılında bir müşteri tüketici kredisi kullandı ve ondan komisyon almışız. Müşteri Hakem Heyetine gidiyor ve komisyon ücretinin geri ödenmesi için talepte bulunuyor. Hakem Heyeti alamaz diyor. Biz de dava açıyoruz. Davaların çoğu bizim lehimize sonuçlanıyor. Bu durumda müşteri hem aldığı parayı hem de dava masraflarını ödemek durumda kalıyor. Burada ciddi israf var. Biz bundan memnun değiliz. Hakem Heyetleri kuruluş amacından uzaklaşıyor. Zannediyorum tedbirler alınacak. Bu sene de geçen seneki ödediğimiz 300 milyon liranın yüzde 80-90’ını kadarını ödeyebilir diye düşünüyorum.”

    MÜŞTERİ HİZMETLERDEN MEMNUN OLDUĞU İÇİN AİDATLI KREDİ KARTI KULLANMAYI SÜRDÜRÜYOR

    Aidatsız kredi kartı sayısının 700 bine ulaştığını ve sektörde aidatsız kart sayısının yüzde 7’sine ulaştığı bilgisini veren Erbil, tüketicinin bir takım hizmetlerden memnun olduğu için aidatlı kredi kartlarını kullanmayı sürdürdüğünü dile getirdi.

    ASGARİ ÜCRETTEKİ ARTIŞ TAKİPTEKİ KREDİ ORANINI DÜŞÜREBİLİR

    Takipteki kredilerle ilgili Erbil, “Türk bankacılık sektörü dünyanın en sağlam bankacılık sektörlerinden. Takipteki krediler bölge ülkeleri ile kıyasla çok az. Mesela Romanya’da takipteki keri oranı yüzde 18. Takipteki kredi geçen yıl 3,1’i ondan önceki yıl ise 2,7 idi bu sene de bu oranda bir artış olabilir. Yani çok ufak bir artış var. Fakat asgari ücretin artması o gelir grubundaki kişilerin daha rahat ödemesini sağlayacaktır. Belki bu olumlu olabilir. Beklentimizden daha iyi bir tabloyla karşılaşabiliriz. Ayrıca, Türkiye açıklanan tedbirler ve planlamalarla bu yıl daha da büyüyecektir. Bu durum sorunlu kredilere olumlu yansır” diye konuştu.

    Genel Karşılık Giderleri ile ilgili düzenlemenin kredi büyümesine olumlu yansıyacağına dikkati çeken Erbil, asgari ücretin artışı da krediye dönüşüm anlamında özellikle TL tüketici kredileri tarafında beklediklerinden daha hızlı bir büyüme yaşanabileceğini söyledi.

    SEKTÖRÜN KARLILIĞI ARTACAK

    Erbil, geçen yıl TL tüketici kredilerinin yüzde 9 civarında büyüdüğünü, bu yılki büyümenin yüzde 15 hatta yüzde 20 bandını zorlayabileceğini öngördüklerini belirtti. Sektörün ve bankanın sermaye karlılıkların artacağı öngörüsünde bulunan Erbil, yılbaşından bu yana bakıldığında Türkiye’nin küresel risklere karşı gelişmekte olan ülkeler içerisinde en olumlu ayrışan ülkeler arasında yer aldığını sözlerine ekledi.

  • Kurak Kış Barajların Doluluk Oranını Düşürdü

    Mevsim normallerinin üzerinde seyreden hava sıcaklığı İstanbul’daki barajların genel doluluk oranında son 3 ayda yüzde 10’a yakın azalma gösterdi.

    Hava sıcaklığının mevsim normalleri üstünde gitmesi ve yağışın az olması nedeniyle İstanbul genelindeki barajların doluluk oranı son üç ayda yüzde 68,19’dan oranından 59,76 oranına geriledi. İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) verilerine göre, genel grafikte görülen dolulukta hemen hemen yüzde 10’luk bir azalış görülüyor. Büyükçekmece Barajı’nda ise Ekim ayında yüzde 50’nin üzerinde doluluk görülürken, Aralık ayındaki toplam su oranı yüzde 41,49’a kadar geriledi.

    Büyükçekmece Barajı’ndaki doluluk oranını yakından görmek için incelemeye giden Büyükçekmece Belediye Başkanı Dr. Hasan Akgün bu seneki yağışlarda büyük bir kıtlık olduğunu düşündüğünü dile getirerek, “Bu sene yağmurlarda büyük bir kıtlık var. Bu sene yağmur yok. Belediyeler için bir bakıma iyi ama genel anlamda kötü. Yol yapmaya veya inşaatlara devam ediyoruz ama su yok. Geçen sene bu zamanlarda yüzde 55 civarında doluluk vardı. Şu anda Büyükçekmece Barajımızın seviyesi, DSİ ve İSKİ Genel Müdürlüğü’nün bugünkü verilerine göre yüzde 41 civarında bulunuyor. Bu gün yapılan ilçe belediye başkanları toplantısında da genel kuraklık dile getirildi. Bu meteorolojik olarak oluşuyor. İstanbul’da ki barajların total de doluluk oranı yüzde 50 civarında bulunuyor. Ben bu sene yılbaşından sonra yağmurların çok olacağını ve barajların kapaklarını açacağımızı düşünüyorum. Ben bu sene İstanbul’da su kıtlığı olacağını düşünmüyorum” dedi.

    “BU ŞEKİLDE GİDERSE İSTANBUL’DA SU SIKINTISI OLUR”

    Barajlardaki su miktarının beklenenin altında olmasının çiftçilere zarar verdiğini dile getiren Başkan Akgün, “Bu kuraklığın zararı çiftçilerimize, tarımla uğraşan vatandaşlarımıza zararları var. Biz barajlarımızın dolmasını istiyoruz. Bu kuraklık meteorolojik yani yağmura bağlı sorun olarak meydana çıkıyor. Bizim etrafımızda yüksek bir dağ yok, bu yüzden dağlarımızda kar yok. Karın olduğu yerlerde hiçbir zaman su eksik olmaz. Ama yine de bu şekilde giderse önümüzdeki günlerde İstanbul’da su sıkıntısı baş gösterebilir. Ben İstanbul’da su kıtlığının olacağını düşünmüyorum. İlkbahar ayının çok yağışlı geçeceğini düşünüyorum” diye konuştu.

    “BARAJIN SUYU OLMASI GEREKENİN 2,5 METRE ALTINDA”

    Büyükçekmece Baraj suyunun olması gerekenden az olduğunu ifade eden Başkan Akgün, “Büyükçekmece Barajı’nın şu anda ki durumu kötü bunu göstermek istedim. Bu barajın olması gereken durumun 2,5 metre altında bulunuyor. Şu anda bu soru oranının altı kodlarında olması lazım. Ama gördüğünüz gibi barajın suyu yüzde 41 ve taşlar tamamen ortaya çıktı. Suyun eksikliğinden martılarımız ve göçmen kuşlarımız barajda kendilerine bir ada bulmuş durumdalar” şeklinde konuştu.

  • Kayseri Şeker, 2016 Yılında Şeker Oranını Yükseltmek İçin Seferberlik İlan Ediyor

    Kayseri Şeker Fabrikasının kampanya döneminde geçen yaklaşık iki aylık sürede elde edilen verilere göre fabrikaya teslim edilen pancarda fire oranının ortalama yüzde 8.5’e kadar düşmesinde pancar toprağının tarladan maus makinası ile elenerek yüklenmesinin büyük katkısı olduğu belirtildi.

    2015-2016 Pancar alım kampanya döneminde geride kalan yaklaşık 2 aylık süre içerisinde fabrikaya teslim edilen pancarların fire oranları ve pancardaki şeker oranları hakkında bir değerlendirme yapan Kayseri Pancar Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Akay; “Kayseri Şeker’in 2015 yılında pancar alımında en temiz dönemi yaşıyor ve ortalama şeker oranı, Boğazlıyan Şeker Fabrikasında 15,90 Kayseri Şeker Fabrikasında 16,80 seviyesinde, fabrikaya teslim edilen pancarlardaki fire % 8,5 oranı ile Kayseri Şekerin ulaştığı en düşük fire oranı olup en temiz pancarın da bu sene alındı.” dedi.

    Başkan Akay; 2015- 2016 kampanya döneminde Boğazlıyan Şeker Fabrikasında 61. Kayseri Şeker fabrikasında 55. günün geride kaldığını belirterek, “Şu ana kadar Kayseri Şekerde 699.100 ton, Boğazlıyan da 837.500 ton olmak üzere toplamda 1 milyon 536 bin ton pancar işlendi. Bu sene pancar veriminde % 10 seviyesinde bir yükselme var. Bizim şu anda ki tespitlerimize göre dekarda ki pancar verimimiz 6 ton seviyesine yükselmiş olması Türkiye ortalamasının 5,3 olduğunu düşünülürse % 10 artış olduğunu ifade ediyor. Türkiye de ki en çok şeker oranının şu an bizim işletmelerimizde mevcut olması ve verimliliğin artması oldukça sevindirici bir gelişmedir.

    Şeker oranının 1 puan yükselmesi toplamda 20 bin tona tekabül ediyor. Bunun da ekonomik değeri şu an 53 milyon TL’dir. Bunun yarısı çiftçinin cebinden yarısı da fabrikadan gidiyor. Bu kayıp olan ekonomik değerin yükseltilmesi çok önemli bir husus olduğu için önümüzdeki yılda stratejik hedef olarak şeker oranını yükseltmek için seferberlik ilan ediyoruz. Buna çiftçilerimizle birlikte gerçekten çok önem vermekteyiz. Bu oranı yükselttiğimiz takdirde ortaya daha fazla ekonomik değer çıkacak. Bundan çiftçi de, çalışan da, fabrika da, maliye de payını alacak demektir.

    2017 hedefleri ile ilgili olarak ise Başkan Akay şunları söyledi; Bundan sonra Türkiye’de şeker ve pancar sektörünün sürükleyicisi Kayseri Şeker ve Konya Şeker olacağını düşünüyorum. Yani bu iki şirket bu sektörün lokomotifi konumunda bu iki şirket eğer varlığını sürdürürse Türkiye de şeker sektörü sıkıntı yaşamaz. Yoksa 2017 sonrasında Avrupa birliğinde kotaların serbest bırakılması durumunda bizim olumsuz etkilenmemiz söz konusu olabilir. Bunun olmaması için bizim o döneme hazırlanmamız lazım. Bunu da başarılı kılan Kayseri Şeker ve Konya Şekerdir” dedi.