Etiket: “Önümüzdeki

  • TCMB Başkanı Uysal: “Önümüzdeki dönemde para politikası duruşumuzu enflasyondaki düşüş sürecinin devamını sağlayacak şekilde belirledik”

    TCMB Başkanı Uysal: “Önümüzdeki dönemde para politikası duruşumuzu enflasyondaki düşüş sürecinin devamını sağlayacak şekilde belirledik”

    Merkez Bankası Başkanı Murat Uysal, “Önümüzdeki dönemde para politikası duruşumuzu enflasyondaki düşüş sürecinin devamını sağlayacak şekilde belirlerken, finansal istikrara yönelik olarak zorunlu karşılıklar gibi makro ihtiyati araçları da etkin bir şekilde kullanacak; yapısal politika alanlarındaki analizlerle kamuoyunda farkındalık oluşturma misyonumuzu yerine getirmeye devam edeceğiz” dedi.

    İstanbul Sanayi Odası (İSO) Meclisi’nin bugün yapılan olan aylık olağan toplantısı ‘Nitelikli ve Sürdürülebilir Üretim Ekonomisi İçin Finansal Politikaların ve Fiyat İstikrarının Önemi’ ana gündemi ile gerçekleştirildi. İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan’ın açılış konuşmasını yaptığı toplantıya Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Murat Uysal konuk olarak katılarak gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

    Uysal, “Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası olarak reel sektörü daha iyi anlama ve bu yönde iletişimi güçlendirme konusuna verdiğimiz önemi daha önce çeşitli platformlarda ifade etmiştim. Bu toplantıyı, bahsettiğim çerçevenin hayata geçirilmesi yolunda önemli bir adım olarak değerlendiriyorum” dedi.

    Cari işlemler dengesinin 2018 yılının ikinci çeyreğinde başlayan dengelenme süreciyle birlikte hızla iyileştiğini ve uzun yıllar sonra ilk kez bu yılın Haziran ayında yıllık olarak fazla verdiğini söyleyen Uysal, “Cari dengedeki iyileşme üçüncü çeyrekte de devam etmiş ve Eylül ayı itibarıyla yıllık yaklaşık 6 milyar dolar fazlaya ulaşılmıştır. Böylece, 2018 yılı ikinci çeyreğinde milli gelire oran olarak yüzde 6,5 düzeyinde açık veren cari işlemler dengesinin, 2019 yılı üçüncü çeyreği itibarıyla yaklaşık yüzde 1 oranında fazlaya ulaştığı tahmin edilmektedir. Bu noktada hatırlatmak isterim ki cari işlemler dengesi tarihimizin en derin krizlerinden birini takiben en son 2002 yılının Kasım ayında yıllık olarak fazla vermiş ve o dönemden 2019 yılının Haziran ayına kadar kesintisiz olarak açık vermiştir. Bu açıdan bakıldığında cari dengedeki mevcut düzeltmeyi getiren dinamiklerin önceki dönemlerle kıyaslanması ve farklılıkların tespit edilmesi büyük önem taşımaktadır” diye konuştu.

    Türkiye üzerine yapılan akademik çalışmaların ithalatın reel gelir ve reel kurdaki değişimler tarafından anlamlı bir düzeyde açıklanabildiğini göstermekte olduğunu belirten Uysal, “Söz konusu çalışmalar ithalatın gelir esnekliğinin göreli fiyatlara göre daha yüksek olduğuna işaret etmekte. Bu çerçevede, iç talepte 2018 yılı ikinci çeyreğinden itibaren görülen yavaşlamanın ithalatı belirgin ölçüde sınırladığını söyleyebiliriz. Bununla birlikte ithalat ile milli gelir arasındaki ilişkinin son dönemde belirgin bir biçimde zayıfladığını da gözlemliyoruz. Bu gelişmede reel kurdaki uzun süreli uyarlamanın ve firmaların üretim yapısındaki değişimin etkili olduğunu değerlendiriyoruz. Bu çerçevede, ilerleyen dönemde iktisadi faaliyetin kademeli olarak toparlanacağı bir konjonktürde göreli fiyatların sınırlayıcı etkisi nedeniyle büyümenin cari denge üzerindeki etkisinin nispeten daha az olmasını bekleyebiliriz.

    Cari açıktaki düzelmede göz ardı edilmemesi gereken diğer bir faktör ham petrol ve emtia fiyatlarındaki gelişmelerdir. Türkiye’nin üretim ve ihracat yapısında enerji ve emtia kaynaklı ithal girdi bileşeninin yüksek olması nedeniyle, başta petrol ve metal olmak üzere uluslararası fiyatlardaki aşırı hareketler ithalatta talep koşullarından bağımsız dalgalanmalar oluşturabilmektedir. Örneğin, son enflasyon raporumuzda yer verdiğimiz bir kutu çalışmasında da değindiğimiz üzere, 2014 yılının sonlarından itibaren petrol fiyatlarında gözlenen belirgin düşüşün cari açığı önemli ölçüde sınırladığını söyleyebiliriz. Benzer şekilde 2018 yılında ortalama 71 dolar olan Brent petrol fiyatının küresel büyümedeki yavaşlamaya bağlı olarak daha ılımlı düzeylerde seyrettiği bir konjonktürde, geçtiğimiz yıl 43 milyar dolar olan enerji ithalatımızın bu yıl daha sınırlı kalması kuvvetle muhtemel görünüyor” dedi.

    “Reel sektörü finansal risk yönetimi ve krediye erişim konularında desteklemeye devam edeceğiz”

    Son yıllarda ihracat reeskont kredilerinde limitlerin artırılmasına, kredi kapsamının genişletilmesine ve kullanım kolaylığı sağlanmasına yönelik bir takım düzenlemeler yaptıklarından bahseden Uysal, “Önümüzdeki dönemde Türk lirası cinsi varlıkların riskten korunmasına ve fiyatlanmasına yönelik yürütmekte olduğumuz finansal mimari çalışmalarımızın yanı sıra zorunlu karşılıklar gibi makro ihtiyati araçları da etkin bir şekilde kullanarak reel sektörü finansal risk yönetimi ve krediye erişim konularında desteklemeye devam edeceğiz. Sahip olduğumuz araç seti çerçevesinde bu alanlarda gereken düzenlemeleri her zaman ivedilikle hayata geçiriyor olmakla birlikte, cari dengedeki iyileşmenin kalıcı olmasını sağlamak için bu politikaların yapısal adımlarla desteklenmesi kritik önem taşıyor” ifadelerini kullandı.

    Başkan Uysal, dış pazarlardaki yavaşlamaya, ticaret savaşlarına ve jeopolitik risklere rağmen reel sektörün güçlü bir ihracat performansıyla ekonomideki dengelenmeye önemli katkı sunduğunu belirterek, “Ürün ve pazar çeşitliliğinde sağlanan başarının ihracat performansında kritik rol oynadığını değerlendiriyoruz. Bu süreçte, geleneksel ihracatçı sektörlerimize ek olarak başta savunma sanayi, kimya, mobilya ve inşaat yan sanayi sektörlerinde olmak üzere firmalarımız yeni pazarlarda önemli başarı elde ettiler. Yeni pazarlara açılmak ihracat kompozisyonumuzun çeşitlenip derinleşmesine katkıda bulunuyor. Savunma sanayi, tekstil, makine-teçhizat, fabrikasyon metal, ilaç, kimya ve enerji gibi sektörlerde son yıllarda üretimin yerli içeriğinde önemli artışlar olduğunu izlemekle birlikte bu alanda gidilecek daha çok yol olduğunun farkındayız. Kuşku yok ki üretimin ithal girdi oranını azaltma konusunda atılacak politika adımları, ekonominin dengeli ve sürdürülebilir bir büyüme patikasına yönlendirilmesine önemli katkı sunacak” diye konuştu.

    “Önümüzdeki dönemde para politikası duruşumuzu enflasyondaki düşüş sürecinin devamını sağlayacak şekilde belirledik”

    Uysal son olarak şunları kaydetti: “Geçmiş konuşmalarımda da vurguladığım üzere fiyat istikrarı ve sürdürülebilir büyüme birbirini tamamlayan unsurlardır. Verimlilik kaynaklı büyüme fiyat istikrarına katkı sağlarken, fiyat istikrarı öngörülebilirliği artırarak ve uzun vadeli faiz oranlarını düşürerek potansiyel büyümeyi desteklemektedir. Geçmiş deneyimlerimiz göstermiştir ki fiyat istikrarına ulaşılabilmesi ve ekonominin dengeli, sürdürülebilir bir büyüme patikasına yönlendirilebilmesi için cari dengenin makul düzeylerde korunabilmesi kritik önem arz etmektedir. Konuşmamın bu bölümüne kadar özetlediğim konjonktürel unsurlar ve yapısal politika adımları büyümenin daha sağlıklı bir zeminde sürdürülebilmesi konusunda para politikası ve diğer politika yapıcılar nezdinde yüksek bir farkındalığa ve somut çabaların varlığına işaret etmektedir. Önümüzdeki dönemde para politikası duruşumuzu enflasyondaki düşüş sürecinin devamını sağlayacak şekilde belirlerken, finansal istikrara yönelik olarak zorunlu karşılıklar gibi makro ihtiyati araçları da etkin bir şekilde kullanacak; yapısal politika alanlarındaki analizlerle kamuoyunda farkındalık oluşturma misyonumuzu yerine getirmeye devam edeceğiz. Bunu yaparken, Merkez Bankası ve reel sektör arasındaki iletişim köprüsünü daha da güçlendirerek beklentilerinizi ve önerilerinizi ilgili kamu kurumlarıyla paylaşmayı sürdüreceğimizi belirtmek isterim.”

    Bahçıvan: “Üretim odaklı bir ekonomi anlayışı hakim kılınmalıdır”

    Toplantıda konuşan İSO Başkanı Erdal Bahçıvan, dünya toplumlarının daha fazla refah, adalet ve öngörülebilir gelecek istediğinin altını çizerek “Bunun için de nitelikli ve sürdürülebilir büyümenin sağlanmasının gerektiğini biliyoruz. Geleceğe ilişkin endişeleri azaltmak, kaygıların yerine umutları yeşertmek için üretim odaklı bir ekonomi anlayışı hakim kılınmalıdır” dedi.

    “Ekonominin refah üreten, istihdam oluşturan verimlilik artışı sağlayan asli unsuru üretim; dolayısıyla sanayidir” diyen Bahçıvan, “Üretim ekonomisine hak ettiği yeri yeniden kazandırmak için birinci koşul finans ayağının sağlam olmasıdır. Bunun yolu ise finans ile reel sektörün uyum içinde iş birliğini esas alan bir sanayi ve üretim ekosistemini oluşturulmasından geçiyor” diye konuştu.

    Erdal Bahçıvan, reel sektör odaklı üretimi, büyümeyi ve istihdamı gözeten yeni bir modelin kurgulanmasının geleceği kaybetmemenin tek seçenek olduğunun altını çizdi.

  • Vali Memiş, “Önümüzdeki sezon çok daha farklı bir Palandöken göreceksiniz”

    Vali Memiş, “Önümüzdeki sezon çok daha farklı bir Palandöken göreceksiniz”

    Erzurum Valisi Okay Memiş, Atatürk Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü öğrencilerinin Alan Muhabirliği dersi kapsamında, düzenlenen basın toplantısı simülasyonuna katıldı.

    Atatürk Üniversitesi Gazetecilik öğrencilerinin soruları karşısında açıklamalarda bulunan Vali Memiş, basın ile arasının her daim iyi olduğunu ve gazetecilere çok değer verdiğini söyledi. Kendi basın ekibinde bulunan ve Valilik ile ilgili çalışmaların sosyal medyada tanıtılması hakkında, olumlu geri dönüşler almasını sağlayan Birol Pekgöz, Ahmet Polat ve Recai Uygur’a teşekkürlerini iletti.

    Vali Okay Memiş; “Gizlisi saklısı olmayan bir insanım, basın ile çok iyi çalıştım ve hiç sorun yaşamadım. Basın ve medya çok önemli bir sektör, bizim yaptığımız işleri hizmet ettiğimiz halka, vatandaşlara anlatılmasının çok önemli olduğunu düşünüyorum. Eksiklerimizi eleştirmeleri ve bizleri hizmet anlamında yönlendirmeleri gerektiğini düşünüyorum.

    Basın ve medyanın, bir kentin gelişiminde çok önemli olduğunu düşünüyorum. Eğer bir şehir gelişmişse bunda basının katkısı vardır. Bir şehir gelişmemişse, oradaki yöneticiler kadar basının da hatası vardır.” dedi.

    “Vali’nin görevi suç önlemek, suçluyu yakalamak ve yargıya teslim etmek, Geri kalan hiçbir işe karışamıyoruz.” diyen Vali Memiş, “Karaçoban’da kaybolan çocuğun sağ olarak bulunması için çok çalıştık. Jandarma, Emniyet, AFAD, 112 ekipleri ve vatandaşlarla çocuğun bulunması için büyük çaba sarf ettik. Keşke sağ bulabilseydik hala soruşturma devam ediyor. Ben çok duygusal bir insanım, Meslek hayatımda çok olayla karşılaştım ancak bir intihar vakasıyla karşılaştım. Öyle hayatlar, öyle hikayeler var ki. Oltu’da bir kız çok sıkılmış, bunalmış, Abisine, onu ne kadar çok sevdiğini, Babasına, beni affet, çok iyi bir babası diyen bir mektup bırakmış ardından, Ben kendimde bir gelecek göremiyorum diyen bir mektup, okusanız ağlarsınız. İnsan psikolojisi çok ilginç.” İfadelerinde bulundu.

    Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurtuluş savaşını başlattığı şehirde görev yapmaktan mutluluk duyduğunu dile getiren Okay Memiş, “Cumhurbaşkanını temsil eden bir kamu görevlisi olarak herkese eşit mesafede olmaya gayret ediyorum. Erzurum’un sorunlarına odaklanıp onları çözme eğiliminde bulunuyorum. Atatürk Üniversitesini çok önemsiyorum. Türkiye’de kurulmuş 5. Üniversite, bu sebeple Rektör ile görüşmelerimiz oldu, üniversitenin standartlarını yükseltilmesi gerekiyor. Olanla yetinmeyip daha da yukarıya çıkması gerektiğini düşünüyorum.” Dedi.

    Üniversite ile ilgili çok gözlem yaptığını ve çöplerden dolayı öğrencileri yadırgadığını dile getiren Vali Okay Memiş,”Bu akademik çağa yakışmıyor, Atatürk Üniversitesinde de, Erzurum Teknik Üniversitesinde de büyük eksikler var. İçeriye girildiğinde muhteşem bir kampüs manzarasıyla karşılaşmamız gerekiyor. Bununla ilgili çalışmalarımız rektörlerle mevcut, her konuda destek olmaya hazırız. Erzurum’u anlatacak olan dışarıdan gelen öğrencilerdir. Sıkıcı şehirler büyümüyor. Spor, Eğlence, Konser gibi etkinliklerle okul idaresine fikirler verecek onlara isteklerinizi sunacak olan sizlersiniz. Erzurum sıkıcı bir şehir değil, sizlerden biraz daha yaşam tecrübesi olan bir abiniz olarak söyleyeyim. İbn-i Haldun’un çok güzel bir sözü var ‘Coğrafya Kaderdir’, Havası Sert İnsanı Mert’tir Erzurum’un, bu yüzden insanlarında sert mizacı var. Öğrencilerin yakınması da bu yüzden kaynaklanıyor. Empati yapın, her şeyi dışarıdan beklemeyin. Nasıl davranıldığı değil niyet önemli.” diye belirtti.

    Okay Memiş, “Hayvancılıkta en önemli şey yemdir. Çiftçilerimize binlerce ton yem verdik. Türkiye’de en fazla merası olan il Erzurum, şuan da her taraf yemyeşil, büyüleyici bir havası var bu bölgenin. Hayvancılık için çok ideal bir alan, çok yem dağıtmamız dikkat çekti ve soruldu, biz kamu kaynağını çarçur etmiyoruz, doğrudan vatandaşa veriyoruz. Çiftçiler ekip, biçip hayvanlara yedirecek, girdi maliyetleri azalacak. Bu yüzden yem stoklarına önem vererek çiftçilerimize dağıtım yaptık.” açıklamalarında bulundu.

    Çevrede çöpün yanı sıra sigara izmaritlerinin fazlalığına da değinen Okay Memiş, “Azaltalım diye bir şey yok katiyen bırakmalısınız.” dedi.

    Kendisinin de zamanında sigara içtiğini Bingöl Genç Kaymakamıyken, Terör örgütlerinin ilçe merkezine yapmış olduğu baskın sebebiyle 3 genç çocuğun vefat ettiğini öğrendiğinde, o gün kullandığı sigarayı iki katına çıkardığını ve iğrendiğini söyleyen Memiş, o gece sigarayı bıraktığını belirterek azaltmak diye bir şey kesinlikle yok, kafanıza koyun ve kesinlikle sigarayı bırakın mesajı verdi.

    “Kayak yapmanızı çok tavsiye ederim” diyen Memiş, “Valiliğin ve Büyükşehir’in spor kulüplerinde çok uyguna malzeme kiralayıp kayak yapabileceğiniz imkanlarınız var. Erzurum’da kalıp da kayak öğrenmezseniz sizin için çok büyük bir kayıp olur. Ben bu yıl öğrendim. Müthiş bir şey, aktif olun, hareket edin, gençsiniz, sizleri aktif görmek bizi çok mutlu eder.

    Turizm il ilgili projelerimiz var. Palandöken’e girdiğimizde bir kasabaya girmiş hissi vermeyi amaçlıyoruz Dükkanlar açılacak otellerin çevresinde, Uluslararası parkurlar düşünüyoruz. Otellerin hepsinin standartları yükseltilerek daha çok turist getirmeyi planlıyoruz. Türkiye’nin en uzun Ziplane parkurunu kuruyoruz. Bir dahaki sezona çok daha yeni bir Palandöken göreceksiniz.” vaadinde bulundu.

    Sosyal medya hesabının bulunmadığını söyleyen Vali Memiş, “Benim adıma Twitter ve Facebook hesaplarını basından arkadaşlarım kıllanıyor. Çok olumlu geri dönüşler alıyorum. Birol Bey, Recai Bey ve Ahmet Bey, hesapları kullanıyor. Beni hiç mahcup etmediler onlara teşekkür ediyorum” dedi.

    Spora çok önem verdiğini belirten Okay Memiş, “Çocukluğumda futbol oynadım, Üniversite Futbol takımında kaptanlık yaptım. Hala da çok iyi futbol oynarım, futbola sevdalıyım. Haftada bir mutlaka futbolcuları ziyaret ederim. Erzurumspor olarak düşme hattındayız. Malatya maçına gitmeyi düşünüyorum, 90 dakika boyunca futbol heyecanını içimde tutamıyorum. Sakin ve soğukkanlı olmak mümkün değil, ben şehirle bütünleşiyorum. Görev yaptığım ildeki insanlar ne istiyorsa ben de onu istiyorum, Erzurumspor için ümitliyim. Tüm imkânlarımızla destekliyoruz” sözlerinde bulundu.

    “Karbonhidratlı yiyecekler yeniyorum, ekmek tüketmemeye çalışıyorum ancak bir gelenek haline gelmiş olan Pideyi Ramazanda tüketiyorum.” diyerek Pideye yaptıkları indirime değinen Memiş, “Pide kuyruğunda çok beklerdik. Sıcak pideleri evimize götürüp soframıza koyduğumuzu hiç unutmuyorum, bu sebeple pidenin fiyatını düşürdük. Anlayışlarından dolayı Fırıncılar Odası Başkanına ve Esnaf Sanatkar Odası Başkanımıza teşekkür diyorum” dedi.

    Basın toplantısı simülasyonunu ardında Vali Okay Memiş ve Gazetecilik öğrencileri toplu fotoğraf çekimi gerçekleştirdi.

  • Çipli kimlik dağıtımı önümüzdeki yıllarda da devam edecek

    E-Nüfus Sendikası Genel Başkanı Ali Kart, çipli kimlik dağıtımının önümüzdeki yıllarda da süreceğini belirterek, “Halkımızdan isteğimiz, nüfus müdürlüklerine akın etmemeleridir” dedi.

    Kart, konuya ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, nüfus müdürlüklerindeki kalabalığın her geçen gün katlanarak arttığını söyledi. Şu ana kadar 32 milyona yakın çipli kimlik dağıtımı yapıldığını, daha 50 milyon kişiye çipli kimlik verilmesi beklenirken kurum yoğunluğunun hat safhaya ulaştığını kaydeden Kart, “Halkımızdan isteğimiz, nüfus müdürlüklerine akın etmemeleridir. Tüm ülkeye çipli kimlik dağıtımı önümüzdeki yıllarda sürecektir. Nüfus müdürlüğüne devir işleminden sonra 3 milyon civarında sürücü belgesi ve 1.3 milyona yakın pasaport işlemi alınmıştır” ifadelerini kaydetti.

    Kurumun eksiklerine rağmen canhıraş hizmet veren nüfus personellerinin sorunlarını iletmek ve çözüm önerilerini sunmak üzere İçişleri Bakan Yardımcısı Tayyip Sabri Erdil’i ziyaret ettiklerini belirten Kart, şöyle devam etti:

    “Sendika olarak üzerimizdeki yüklerin alınması ve personelin moral ve verimliliğinin arttırılması adına öneriler sunduk. Nüfus çalışanları olarak özveriyle hizmet veriyoruz ve bundan sonra da aynı özveri ile devam edeceğiz. Halkımıza daha sağlıklı bir çalışma ortamında hizmet etmek adına bu önerilerimizin göz önüne alınmasını bekliyoruz.”

  • Aydınlı Grup önümüzdeki döneme ilişkin büyüme planlarını açıkladı

    Ocak 2017 tarihinden bu yana TMSF Kayyumluğu’nda yönetilen Aydınlı Grup, 2018 yılını 2 milyar TL’nin üzerinde bir ciro ile kapatmaya hazırlanıyor. Halihazırda Türkiye dahil 43 farklı ülkede 618 mağazasıyla faaliyetlerini sürdüren grubun hedefi, 2023 yılına kadar 930 mağazaya erişerek, 5 milyar TL’lik ciroya ulaşmak.

    Türkiye’nin en büyük hazır giyim perakendecilerinden Aydınlı Grup, gelenekselleşen Tedarik Zinciri Buluşmaları’nın dördüncüsünü gerçekleştirdi. Aydınlı Grubu’nun tüm tedarikçi, müşteri ve çözüm ortaklarının katıldığı etkinlikte, grup bünyesindeki markaların 2018 yılı performansı, 2019 yatırım ve büyüme stratejileri ile 2023 vizyonu paylaşıldı. ’Sürdürülebilir Başarı İçin El Ele’ mottosuyla düzenlenen zirveye, TMSF Başkanı Muhiddin Gülal, TMSF Fon Kurulu Üyesi Aydınlı Grup Yönetim Kurulu Başkanı Hamit Sarı ve Aydınlı Grup CEO’su Mustafa Erbey ile birlikte TMSF ve şirketin üst düzey yöneticileri katıldı.

    “Kredilleri başka yerlerde kullanmışlar”

    TMSF Fon Kurulu Üyesi Aydınlı Grup Yönetim Kurulu Başkanı Hamit Sarı, toplantıda yaptığı konuşmada, “Grup, 25 Ocak 2017 tarihinden beri TMSF bünyesinde faaliyet gösteriyor. Aydınlı Grubunun piyasa değeri 14 milyar TL’yi buluyor. Şirketin ekonomik ve ihracat alanındaki performansını arttırarak yolumuza devam ediyoruz. İşleyen makineyi daha iyi işletiyoruz. Hazır giyimdeki performans inşaat grubunda yok. Hedefimiz inşaat alanında da beklenen performansı sağlamak. Biz bu şirketi devraldığımızda 185 milyon euro borç vardı. Sonra incelediğimizde paraların değişik yerlerde kullanıldığını gördük” dedi.

    “Büyümeye devam ediyoruz”

    Aydınlı Grup CEO’su Mustafa Erbey, toplantıda yaptığı açıklamada, “Türkiye, demografik özellikleri, dinamik ekonomisi ve Avrupa pazarı içindeki konumuyla yatımcılar acısından cazip bir ülke olma özelliğini koruyor. Özellikle üretim ve ihracatı kaldıraç olarak kullanarak, katma değeri yüksek üretime ağırlık verip istikrarlı büyümemizi sürdürmek istiyoruz. Amacımız; ülkemiz için üretmeye ve değer oluşturmaya çalışmak. Girişimcilik ve inovasyon gibi DNA’mızın yapı taşlarını oluşturan değerlerimizin rehberliğinde yurtiçinde ve yurtdışında büyümeyi planlıyoruz. Halihazırda Türkiye ve yakın coğrafyanın önemli oyuncularından biri konumundayız. Pierre Cardin, Cacharel, U.S. Polo Assn, Pierre Cardin Lingerie, Aydınlı ve Aymerkez markalarımızdan oluşan toplam 618 mağaza ile 2018 yılını kapatmaya hazırlanıyoruz. Mağazalarımızın 335 tanesi yurtiçinde, 283 tanesi ise yurtdışında faaliyet gösteriyor. 2023 yılında hazır giyim perakendesi alanında Türkiye ve yakın coğrafyanın en başarılı üç oyuncusundan biri olmayı hedefliyoruz” şeklinde konuştu.

    “2018 yılını 2 milyarın üzerinde ciro ile kapatacağız”

    Şirketin 2018 yılı performansıyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Aydınlı Grup CEO’su Mustafa Erbey, “Disiplinli yönetim anlayışımız doğrultusunda, teknolojik altyapı, verimlilik, organizasyon ve insan kaynağına yönelik yatırımlarımızı sürdürüyoruz. Bu sayede güçlü bir bilanço ile başarılı finansal sonuçlara ulaştık. Şirketlerimiz faaliyet gösterdiği alanlarda başarılı sonuçlar alarak ülkemize döviz kazandırmaya devam ediyor. Ocak-Ekim 2018 dönemini kapsayan yılın 10 ayında ciromuz 1.8 milyar TL olarak gerçekleşti. 2018 yılını 2 milyar TL’nin üzerinde bir ciro ile kapatmayı hedefliyoruz. 2017 yılını ise 1.3 milyar TL’lik bir ciro ile tamamlamıştık. Rakamlar, ciromuzun geçtiğimiz yıla kıyasla yüzde 51 arttığını gösteriyor. Başarılı büyüme performansımız ihracat rakamlarımıza da yansımış durumda. Buna göre 2018 yılını bir önceki yıla kıyasla yüzde 52’lik bir artışla 378 milyon TL’lik bir ihracat ile kapatmayı hedefliyoruz. 2017 yılında ise 248 milyon TL ihracat yapmıştık. Mevcut piyasa koşullarında ülke ekonomisine ihracat ile katkı sağlamaktan dolayı çok memnunuz. Başarılı ihracat performansımızla sektördeki birçok markaya örnek teşkil ettiğimize inanıyorum. Öte yandan artan mağaza sayımız ile yeni istihdam olanakları da oluşturduk. Bugün 4 bin 631 kişilik istihdam sağlıyoruz” dedi.

    “2023’te 930 mağaza ile 5 milyar TL ciro hedefliyoruz”

    Grubun 2023 projeksiyonuna da değinen Erbey, “Moda perakendeciliği alanında yeni başarılara imza atmak istiyoruz. Evrensel olarak kabul gören bir kurum kültürü ortaya koyarak dünya çapında örnek olmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Bu doğrultuda hem perakende hem de inşaat sektöründeki yatırımlarımızı sürdürüyoruz. Özellikle Türkiye’nin kalkınma hedefleriyle doğru orantılı olarak ihracat oranlarımız artırmak istiyoruz. Bu doğrultuda 2023 yılında 5 milyar TL’yi aşan bir ciro hedefimiz bulunuyor. Ayrıca ihracat hacmimizin toplam ciro içindeki payını yüzde 20’ye yükselterek 1 milyar TL’nin üzerine çıkarmayı planlıyoruz. Aynı büyüme hamlemizi perakende sektöründe sürdürerek mağaza sayımızı 930’a çıkarmayı hedefliyoruz. Mağazalarımızın 438 tanesi yurtiçinde, 492 tanesi ise yurtdışında olacak” ifadelerini kullandı.

    Hazır giyim sektöründe elde ettikleri başarıyı inşaat ve enerji sektörüne taşıyarak bu alandaki yatırımlarına devam ettiklerini vurgulayan Erbey, yaşam alanları ve doğa ile iç içe olan sosyal imkanlarıyla fark oluşturan yapımı tamamlanmış Vadi İstanbul, Vadistanbul Teras ve Vadistanbul Park, Koru Florya Yaşam ve Ticaret Merkezi, Vadipark Seyrantepe, Güneştepe İçdaş ve son olarak yapımı devam eden Aydınlı İnşaat’ın tek firma olarak yükleniciliğini üstlendiği Kozyatağı A Rezidans Projesi gibi yatırımlarımızla ülke ekonomisine katma değer sağlamaya devam etmek istiyoruz” diye konuştu.

    “2 yılda 50 milyon euro borç ödedik”

    Aydınlı CEO’su Mustafa Erbey, “Enflasyonla Toptekün Mücadele Programı gibi hükümetimizin aldığı kararlara destek olarak faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. 42 yıllık Aydınlık Grubu tarihinde en yüksek ciroya eriştik. Kar marjımız 2018’de yüzde 25’e ulaştı. Grubu aldığımızda yüzde 22 seviyesindeydi. Hazır giyimde böyle bir karlılık yok” dedi.

    Grubun borç durumuyla ilgili açıklamalarda bulunan Erbey, “Aydınlı Grubu’nun 185 milyon euro borç ile devraldık. İki yılda 50 milyon euro borç ödedik. Bu ay sonunda TMSF’nin de desteğiyle 10 milyon euro daha borç ödeyeceğiz. Böyle toplam borç oranımız 125 milyon euroya düşmüş olacak.”

    “Aydınlı’da ağlamayı yasakladık”

    Bu yüksek büyümenin nasıl sağlandığına yönelik soruya da Sarı şu cevabı verdi: “Aydınlı Grubun’da ağlamayı ve mazeret üretmeyi yasakladık. Biz devraldığımızda 3 bin 700 olan çalışan sayısını yurtdışı ile birlikte 5 bin 200 çıkardık. 2019’da toplam çalışan sayımızı 6 bin rakamının üzerine çıkarmayı hedefliyoruz”.

    “2017 ve 2018 yıllarında gerçekleştirdiklerimiz bizler adına çok onur ve gurur vericiydi”

    Ayrıca Aydınlı Grup CEO’su Mustafa Erbey, İHA’ya yaptığı açıklamada; 25 Ocak 2017 tarihi itibariyle grubun yönetiminde olduğunun altını çizerek, “2017 yılında grubumuzun kar marjımız yüzde 22 idi. Yüzde 51 seviyesine şirketimizi grubumuzu büyüterek değer üretmiş bulunmaktayız. Aynı şekilde 2018 yılı içerisinde ihracatımızı yüzde 52 değer üreterek bugünlere kazandırmış bulunmaktayız. Mağaza sayımız 2016 yılında 528 olan 2 yılın sonunda 90 mağaza ilavesiyle bugün 618 rakamlarına ulaştı. 2019 yılı içerisinde de bu sayı 650 bantlarında görüyor olacağız. 2019 beklentilerimiz ya da 2017 ve 2018 yıllarında gerçekleştirdiklerimiz bizler adına çok onur ve gurur vericiydi. Başarıları bizler tüm arkadaşlarımızla tüm paydaşlarımızla imza attık ve olumsuzlukların ya mazeret üretmenin ötesinde başarı üretme gayreti içerisinde bu 2 yılı çok ciddi süreçlerle destekledik bu noktalara getirdik” dedi.

    “Büyüme rakamımızı 2019’da da koruyarak garantimizi şimdiden veriyor olabilirim”

    2019’da kendilerini çok zor değil ama çok güzel gelecek güzel başlangıçlar beklediğini kaydeden Erbey, “Çok yeni stratejilerle 2018’de gerçekletirmiş olduğumuz büyüme oranımızı ve agresif büyüme rakamımızı yüzde 51 yurt içi yüzde 52 yurt dışı olan büyüme rakamımızı 2019’da da koruyarak garantimizi şimdiden veriyor olabilirim. 2016’da grubu devraldığımız zaman grubumuzun cirosu 1.3 milyar TL seviyesindeydi ve karşılığında 185 milyon euro gibi borç gerçeğimiz vardı. Bugün itibari ile bu euro gerçeğimiz 135 milyon euro seviyelerine çekildi. 50 milyon euro kredi kapaması gerçekleştirilerek ve ciro rakamımız 1.3 seviyelerinden 2 milyarı geçmiş bulunmakta. Gelecek günlerle tek söyleyeceğimiz tek doğru var. Yarınlara hep birlikte süreçlerimizi hazırlamalıyız. Kendi şirketlerimizi kendi gruplarımızı kendi dinamitlerimizi doğabilecek bütün olumsuzluklara karşı şimdiden önlemlerimizi alarak ilerletebiliriz” diye konuştu.

  • Vali Çakır, “Önümüzdeki dönem Yozgat’ın kanatlanma dönemi olacak”

    Yozgat Valisi Kadir Çakır,”Önümüzdeki dönem Yozgat’ın kanatlanma dönemi olacak. Bunu hepimiz gönülden istiyoruz. Bunda az da olsa katkımızın olmasını istiyoruz. Bütün amacımız bu” dedi.

    Yozgat Gazeteciler Cemiyeti Başkanı ve yönetim kurulu üyeleri Valiler Kararnamesiyle Yozgat’a atanan Vali Kadir Çakır’a hayırlı olsun ziyaretinde bulundu. Ziyaret sırasında Yozgat’ın geleceğine ilişkin önemli açıklamalarda bulunan Vali Çakır, Yozgat’ın gelişip kalkınması yönünde birçok yatırımların yapılmış olduğunu ve en önemli yatırımlardan birinin hızlı tren olduğunu söyledi. Hızlı trenin faaliyete geçmesiyle Yozgat’ta önemli işlerin sonuca varacağını aktaran Vali Çakır,”Bu güne kadar kente yapılan yatırımlar ve birikimler inşallah tamamlanır. Bu birikimler yatırıma ve değişime dönüşecektir. Şu an bu ortam fazlasıyla var, bizim üzerimize düşen bu değişimi dönüşümü hızlandırmaktır. Bir de sanayimizde baştan etkili yatırım yöntemlerini teşvik etmek. Çünkü dünya uzmanlaşma dünyası. Belli üretim alanları OSB’lerde öne çıkar. Yine tarımda hayvancılık biraz geri kalmış hayvancılığın desteklenmesi lazım. Devletimiz fazlasıyla destekliyor ama biraz çiftçimizi hayvancılıkla uğraşan kesimi bilinçlendirmek lazım. Tarımda uzmanlaşmaya gitmek en iyisi. Daha önce burada tarım arazileri birleştirme çalışmaları olmuş kalan kısımlarda da çiftçilerimizle el birliğinde güven ortamında bunu devam ettirmek lazım. Alanımız belli sanayi, hayvancılık ve tarım. Üç alanda da rekabeti en üst düzeye çekerek sonuç odaklı büyük başarılar elde edeceğimize ben yürekten inanıyorum. Önümüzdeki dönem Yozgat’ın kanatlanma dönemi olacak. Bunu hepimiz gönülden istiyoruz. Ama buna şahit olmayı istiyoruz. Bunda az da olsa katkımızın olmasını istiyoruz. Bütün amacımız bu” dedi.

    Başta sanayi olmak üzere tarım ve hayvancılıkta üretimin önemine değinen Vali Çakır,”Yatırımcılarımızla OSB’de toplantı yaptım. Sonuçta ilk gün geldiğimde de söyledim bir yerde üretim olmazsa hiçbir şey olmaz. Üretim insanı canlı tutar ve değer katar. Kendinize saygınız artar. O üretim kültürünü biraz daha geliştirmek lazım. Daha önemlisi ortak iş yapma kültürümüzü geliştirmemiz lazım. Çünkü ufak sermayeler birleştiği zaman bir araya geldiği zaman anlam ifade eder. Hangi işi yapıyorsak insanların bir araya gelip emeklerini, enerjilerini birleştirmesi gerekiyor. İnşallah bu alanda da ben üzerime düşeni yapacağım. Bulunduğum her ortamda da dile getiriyorum. Bunlar bir araya geldiği zaman çok şey değişecek. Ben bu dönüşümü şu anda fazlasıyla hissediyorum” şeklinde konuştu.

    Şehrin genelinde birçok yerde termal kaynakların olduğunu ve bu alanların işletilmeye açılması için çalışmalara hız vereceklerini aktaran Vali Çakır, “Geçen hafta Sarıkaya Roma Hamamıyla ilgili bir çalışmamız oldu. Bütün dünyada termal suların değerlendirilmesi çok önemlidir. Geçen hafta üniversitelerden hocalarımız geldi. Birkaç iş adamını davet ettim. Sonuçta Yozgat içerisinde yapacağımız şeyler var yapamayacağımız şeyler var. Termali bir tesis yapmak orada en kolayıdır. Önemli olan o tesisi yaşatabilmektir. Bunun içinde Türkiye’de bu işin markası haline gelmiş şirketler var. Çünkü oraya insanların bir şekilde gelmesi lazım. Yozgat’ın içinden, ilçelerinden gelen insanlarla ayakta kalacak yerler değil. Turlarla yurt içinden hatta yurt dışından insanların akışını sağlamak lazım. O açıdan belki bu anlamda dışarıdaki sermayeye ihtiyaç var. Hocalarımızla da konuştuk sadece kültür gezi amaçlı yaparsanız gelen sayısı çok az olur dediler. İşin içine kesinlikle sağılığı katmalıyız. Bu tesislerde en az birkaç doktor olmalı, onlar yönlendirmeli. Tabi bunlar devlet eliyle değil de kesinlikle özel sektörün elinde olmalı. Bu işi yapan Türkiye’de ciddi holdingler var. Onların ciddi anlamda bilgi ve birikimleri var. Turizm firmalarıyla anlaşmaları var. Ben onların bu işin içine girdikleri zaman burada çok daha başarılı işlerin yapılacağına inanıyorum. Gelecek hafta birçok iş adamını davet ettim inşallah olabildiğince de davet etmeye çalışacağım” ifadelerine yer verdi.

    Yozgat Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Osman Hakan Kiracı ve yönetim kurulu üyeleri Vali Kadir Çakır’a teşekkür etti.