Etiket: Önümüzde

  • Bakan Koca: “Aşı için önümüzde 2-3 aylık süre kaldığına göre tünelin ucundaki ışık göründü”

    Bakan Koca: “Aşı için önümüzde 2-3 aylık süre kaldığına göre tünelin ucundaki ışık göründü”

    Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, “Aşı için önümüzde 2-3 aylık süre kaldığına göre tünelin ucundaki ışık göründü” dedi.

    Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Bilkent Yerleşkesi’nde gerçekleştirilen Koronavinüs Bilim Kurulu Toplantısı’nın ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

    Koca, yaklaşık 33 milyon insana korona virüs bulaştığını aktarırken, “Bir milyona aşkın ölüm gerçekleştirdi. Avrupa’da vaka sayılarında artış var. Dünya Sağlık Örgütü, salgında hayatını kaybedecek insan sayısının 2 milyonu geçeceğini ileri sürüyor. Zaman zaman bizim sizlerle paylaştığımız bir anlamda küresel ölçekli korona tablosu diyebileceğimiz veriler devletlerin DSÖ’ye yaptığı resmi beyanları esas almaktadır. Dünya vaka sayı tespit konusunda istekli değildir. Dünya nüfusunun bu denli hareketli olduğu bu çağda, yaşanan bir salgında endişe verici olan tespit edilen vakalar değildir. Endişe verici olan vaka tespit edilmemesidir. Salgında gözle görülmeyen her risk izole edilmiş riskten çok daha korkutucudur” diye konuştu.

    Amacının hastalıkla etkin mücadele olanın vakaya ulaşabileceğinin bilgisini veren Koca, şu ifadeleri kullandı:

    “İlerlemiş vakanın müracaatını beklemez. Salgını bir nevi doğal seyrine bırakmak ve sadece aşıya odaklanmak yerine mücadeleyi günü güne verir. Bunun örneği Türkiye’dir. Bu dönemde sosyal davranışlarımız değiştiği gibi ruh durumumuz da değişti. Bazı konularda fikir birliğine kolay ulaşıyoruz, bazı konularda zorlanıyoruz. Belirsizlik karşısında toplumda endişe tartışmalı bir hava olması olağandır. Bunun aşılabilir bir düzeyde tutulabilmesi birlik ve beraberlik ruhuna zarar vermemesi önemlidir. Herkes bir yorum ve bir sorun sürebilir. Başka kaygılar ortaya koyabilir. Bu noktada unutulmaması gereken toplumun ortak bir meselesini ele aldığımız bunu yaparken de görünen ve çıplak gözle görünmeyen çıkarlarını korumamız gerçeğidir. Yapılan eleştirilerde pergelin bir ayağı bu noktada olmalıdır.”

    “Aşı için önümüzde 2-3 aylık süre kaldığına göre tünelin ucundaki ışık göründü”

    Aşı için 2-3 aylık süre kaldığının bilgisini veren Koca, “Tünelin ucundaki ışık göründü. Bazıları bu tünelden emek vermeden sırf konuşarak başarılı çıkmak istiyor ve hazır alacakaranlıktayken yarın unutulacak bazı iddialar ileri sürüyor. Bu yolun emekçilerin hakkı vardır. Bu tedbirlere uyan ve devletine net güven duyanlarında hakkıdır. Herşey den önce kelimeleri yerli yerinde kullanmak gerekir. Salgınlar birlikte hayatımıza giren bazı kelimeler oldu. Aşı konusunda katledilen yol bu kelimelerde bazı değişikliklere yol açtı. Artık dalgalardan tiklerden değil tedaviden bağışıklıktan bahsediyoruz. Testten, vakadan ağır hastadan bahsediyoruz” diye konuştu.

    “Her vaka hasta değil, çünkü testi pozitif çıktığı halde hiçbir semptom göstermeyenler var”

    Testi pozitif çıktığı halde hiçbir semptom göstermeyenlerin olduğunu belirten Koca, “Her vaka hasta değil, çünkü testi pozitif çıktığı halde hiçbir semptom göstermeyenler var ve büyük çoğunluğu bunlar oluşturuyor. İz sürücüler olan filyasyon ekibimiz ağırlıklı olarak bunları tespit ediyor. Bu kişilere asonmatik pozitifler diyoruz. Bunların sağlık açısından önemi bulaştırıcı yani taşıcı olmalarıdır. Eğer tespit ile izole edilmezlerde salgının büyümesine yol açarlar. Gerekli destekle izole edildiğinde bu kişilerin testi ortalama 1 hafta sonra zaten negatif çıkmaktadır. Söz konusu şartlar yerine getirildiği için bu gruptakiler salgın için artık 1. öncelikle yeri yoktur. Her gün açıklanana ve üzerinde durduğumuz yeni hasta sayısı asıl dikkat konusu olmalıdır. O halde durumun özeti şudur: test sonucu pozitif çıkanların her biri bir vakadır. Bunların büyük kısmı belirti göstermeyen taşıyıcılardır. Kalan kısmı ise hastalık bulgusu olup tedavi altına alınan hastalardır. Bir kısmını evde önemli bir kısmını da hastanede takip ve tedavi ediyoruz. Hastanede tedavi altına aldıklarımızı ayrıca yatan hasta olarak raporluyoruz” şeklinde konuştu.

    “Hayatta olanı ölmüş gösteremeyeceğiniz gibi, öleni de hayatta göstermeniz mümkün değildir”

    Türkiye’deki veriler hakkında iddialara açıklık getiren Koca, bu konudan da bir tartışma galibiyeti bekleyenlere ise seslendi. Koca, “Sayısal bir galibiyet arıyorsanız lütfen ruhaniyeti çiğnemeyin kayıtlarımıza saygı gösterin. Ölüm sayılarıyla skor arayışında olanlar, sayıları gerçeğinden yüksek göstermeye çalışanlar nerede dayanak arıyor? Türkiye’de ölüm verileri 2 kaynakta toplanmaktadır. Biri belediyelerimizin e devlet veri tabanında yer alan defin sayılarıdır. Diğeri Türkiye İstatistik Kurumudur. Söz konusu 2 ayrı veri tabanının birlikte kullanımı yanlıştır. Ayrıca ölüm raporları bulanan bazı kategorik bilgiler yanlış yorumlanıyor. Öncelikle ölüm konusu sayısında açıklık getirmek istiyorum. Ölüm bildiriminde kullanılan form yeni değildir. 2013 yılından beri kullanılmaktadır. Bu belgede yer alan iki hane önemlidir. Bu hanelerden biri ölüm şekli diğeri ise ölüm nedenidir. Ölüm şeklinin ise amacı şu bilgiyi vermektedir. Ölen kişi mesela adli bir vaka veya normal ölüm mü ? Bu sorunun cevabı doğal ölüm ve adli vaka sonucu ölümdür. Bu haneye hastalığa bağlı diğer ölümün izahı için bulaşıcı hastalık veya bulaşıcı olmayan hastalık açıklaması da eklenmiştir. Kayıtlar bu yılki ölümlerin yaklaşık onda birinde ölüm şeklinin bulaşıcı hastalık sonucunda doğal ölüm olduğu göstermektedir. Onda 9’u ise bulaşıcı olmayan hastalık veya yaşlılık olarak işaretlenmiştir. Bu hanedeki bilgi ölümün nedenini hastalık bazında göstermez. Bunda kovid-19 ölüm sayıları anlaşılmaz. Bulaşıcı tek hastalığın kovid-19 olduğunu düşünen varsa yanılıyor. Raporda ölüm nedeni hanesi asıl bilgiyi veren kısımdır. Bu hanede hastayı takip eden doktorun kayıdır 2’inci bir hekim tarafından onaylayarak kesinleşir. Defin sonrası alınan kesin ölüm raporunda hastanın onaylanmış ölüm nedeni bu hanede yer almaktadır. İstatistiklerde kovid-19’un ölüm nedeni olarak gösterilebilmesi buradaki dayanır. Vefat sayılarına ilişkin yanıltıcı iddialar bazı belediyelerin açıklamalarına dayanıyor. Belediyelerin e devlet veri tabanında yer alan mezarlık bilgi sisteminde söz konusu ildeki defin sayıları yer alır. Defin raporları ise kişilerin öldüğü ilde verilir. Ölen kişi ya öldüğü ilde veya resmen ikametinin olduğu ilde ya da ailesinin uygun gördüğü yerde ilde defnedilebilmektedir. 3 ayrı yer 3 ayrı il söz konusudur. Belediyelerin verileri kendi illerinde defin sayılarını ortaya koyar. TÜİK verilerinde dağılım ölen kişilerin ikamet adresine göre yapılmaktadır. Yani kişi İstanbul’da yaşadığı halde ikamet adresi Sivas ise TÜİK onu Sivas olarak kaydeder. Dolayısıyla belediye ile TÜİK onu başka kaydeder. Bu farkı yılın 9’uncu ayında görürsünüz. Fakat 31 Aralıktan yeni yıla devir ettiyse toplam vefat sayıları 2 kaynakta eşitleri. 11 il belediyesi verilerine bakıp, sonuç çıkarmak yanlıştır. Yılın sonu beklenirse TÜİK verileri ile diğer verilerin çakıştığı zaten görülecektir. Şu bilinmelidir devletin ve salgınla mücadelenin itibarını zedelemek isteyen kendi itibarını zedeleri. Birinin ölümünü ise saklama imkanı yok, 2020’deyiz. Hayatta olanı ölmüş gösteremeyeceğiniz gibi, öleni de hayatta göstermeniz mümkün değildir. Yıllık öngörülen yüzde 2,2 artışla bunun şimdi 336 bin 518 olması beklenmektedir. Şu ana kadar Kovid-19 kaynaklı ölümler dahil 339 bin 26 ölüm gerçekleşmiştir. Aradaki fark 7 bin 244’tür. Kovid-19 kaynaklı tespit edilen ölüm sayısı ise 8 bin 62’dir. Kovid-19 ölümlerinin bulaşıcı hastalık başlığı altında verilmediği açıktır. Bunları sırf bulaşıcı hastalık sebebiyle ölüm diye Kovid-19 hanesine yazan varsa yanılıyor” açıklamasında bulundu.

    “Ankara’da hasta sayısı son 2 hafta içinde yarı yarıya azaldı”

    Ankara’daki vaka sayısının son 2 hafta içinde yarı yarıya azaldığının bilgisini veren Bakan Fahrettin Koca, “Salgın devletin vatandaşlarına karşı yükümlüklerini de hedef almaktadır. O yüzden mesuliyeti olmayan bazı kişilerin tenkitleri fotoğrafın bir noktasına mercekle bakıp leke aramaktan farksızdır. Yolun en güç kısmını açtığımızı inanıyorum. Tedbirleri titizlikle devreye soktuğumuzda korkunun yerini özgüven alıyor. Son 3 haftada yapılan bölgesel müdahalelerin sonuçlarını gördük. Yüksek artışlardan söz ettiğimiz birçok ilimizde başarı sağladık. Geçtiğimiz haftalarda Diyarbakır, Van, İzmir, Samsun’a değerlendirme ziyaretleri yapmıştık. Değerlendirmelere civar illeri de dahil ettik. Bir haftayı da İstanbul da yapılan gözden geçirmeye ayırdık. Böyle toplam 23 ilimizin sağlık altyapımızı inceleme fırsatı bulduk. 2 haftaki önceki toplantımız da Ankara’daki durumu değerlendirmiş sayılarda artışın yüksek olduğunu ifade etmiştim. Bu artış sadece Ankara’yla ile sınırlı değil Anadolu’nun birçok bölgesini etkileyen bir durumdu. En fazla dikkat çeken yer Ankara’ydı. Ankara’da hasta sayısı son 2 hafta içinde yarı yarıya azaldı. Bunu hastanelerimizdeki yoğunluk azalıştaki durumu anlamak mümkündür. Testlerin erken sonuçlanması, tedaviye erken başlanması, filyasyon ekiplerinin arttırılması, temaslı izolasyon semptomlulardan hızla numune alınması ve izolasyon etkili etkili olarak bilinen hususlardır” dedi.

    “İstanbul’un 2 katı olan vaka sayısı, İstanbul’un da altına indi”

    Ankara’daki vaka sayısı hakkında konuşan Koca, “Aile hekimlerinin yanı sıra Ankara üzerinde kurulan çağrı sisteminde 110 görevli evleri arayıp semptom takibi yapıyor. Son 1 ayda oluşturduğumuz 120 kişiden doktor ekipleri evlere giderek hasta takibi yapıyor. 3’er kişiden oluşan 780 filyasyon ekibimiz sahada sadece Ankara için söylüyorum. Bu tedbirlerle son 10 gün içinde günlük hasta sayısı yüzde 60’a yakın bir şekilde azaldı. İstanbul’un 2 katı olan vaka sayısı, İstanbul’unda altına indi. Buna paralel olarak yoğun bakımda yatan hasta sayımızda, ağır hasta sayımızda da azalmış oldu” diye konuştu.

    “Yaş ve kronik hastalık önceliğini gözeten bir aşılama programı olacak”

    Aşı konusunda önceliğin yaş ve kronik hastaların olduğunu aktaran Bakan Koca, “Aşı konusunda denemelerin çok ötesine geçildiğini vurgulamak isterim. Türkiye olarak tedarik girişimlerini başlattık. Yaş ve kronik hastalık önceliğini gözeten bir aşılama programı olacak. Bağlantılı olduğumuz ülkeler aşıdan sonuç aldıklarını rapor ettiler. Bu sürece paralel olarak yerli aşı çalışmalarımız devam ediyor. Halen 13 çalışma var. Bunlardan faz-1 deneylerine başlamak olanlar var. Hayvan deneyleri büyük ölçüde tamamlanmıştır. Çok yakında kendi aşımızın üretimine başlayacağımıza inanıyorum” ifadelerini kullandı.

  • Üniversite-Sanayi iş birliği önemli bir temel taşı olarak önümüzde duruyor

    Üniversite-Sanayi iş birliği önemli bir temel taşı olarak önümüzde duruyor

    Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ömer Çomaklı ve yönetimi, Tüm Sanayici ve İş Adamları Derneği (TÜMSİAD) Erzurum Şubesini ziyaret etti.

    Kendilerini ağırladıkları için TÜMSİAD Erzurum Şube Başkanı İbrahim Gözütok’a teşekkür eden Rektör Çomaklı: “Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100. yıl dönümünde daha güçlü bir ülke olma hedefinde üniversite-sanayi iş birliği önemli bir temel taşı olarak önümüzde durmaktadır. Biz de bu bağlamda; YÖK’ün yayımladığı “Yükseköğretim Politikalarında Yeni YÖK” bildirisinde yer alan iş yeri odaklı eğitimin teşvik edilmesi, meslek yüksekokullarının organize sanayi bölgelerinde açılması gibi meseleleri gündemimize taşıdık. Ülkemizin sürdürülebilir gelişmesi ve büyümesi için üniversite-sanayi iş birliğinin güçlendirilmesi gerekmektedir.

    Üniversite olarak bizler de çalışmalarımızla başta bölgemiz olmak üzere ülkemizin gelişimine katkı sunma gayreti gösteriyoruz. Bu nedenle sürekli gerçekleştirdiğimiz vakıf, dernek ve STK ziyaretlerine oldukça önem veriyor ve yönetimimizin tamamıyla katılmaya azami gayret gösteriyoruz. TÜMSİAD Erzurum Şube Başkanı İbrahim Gözütok ile şehrimizin ve bulunduğumuz bölgenin gelişimine ve ilerlemesine sunulabilecek katma değerin hangi alanlarda ve nasıl olabileceğini konuştuk. Bu noktada göstermiş oldukları yakın ilgi ve verdikleri destekten dolayı kendisine ve yönetimine teşekkür ediyor, başarılar diliyorum” ifadelerini kullandı.

    “İş Birliği Yapmaya Daima Hazırız”

    Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren TÜMSİAD Erzurum Şube Başkanı İbrahim Gözütok ise milli ve manevi değerleri esas alarak; hak ve adaleti; insan, toplum ve çevre açısından üstün tutan bir anlayışı özümsemiş bir STK olarak, serbest piyasa ekonomisinin temel prensipleri çerçevesinde, iş ahlakına sahip müteşebbisler aracılığı ile sürdürülebilir iktisadi kalkınmaya destek vermek, bireysel ve toplumsal huzur ve refahın geliştirilmesine katkı sağlamak amacıyla çalışmalarını sürdürdüklerini söyledi.

    Türkiye’nin gelişimine destek olmak için tüm üyeleriyle durmaksızın çalıştıklarını belirten Gözütok, bu noktada üniversitelerin konumunu ve gelişimini önemsediklerini, iş birliği yapmak için de daima hazır olduklarının altını çizdi.

    Atatürk Üniversitesiyle sürekli iletişim kurduklarını ve birçok etkinlikte paydaş olarak çalıştıklarını ifade eden Gözütok, sağladığı kolaylık ve gösterdiği yakınlıktan dolayı Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ömer Çomaklı’ya teşekkür etti.

  • Bakan Akar: “Şimdi önümüzde Münbiç ve Fırat’ın doğusu var”

    Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, “Şimdi önümüzde Münbiç ve Fırat’ın doğusu var. Bu konuda yoğun bir şekilde çalışmaktayız” dedi.

    Milli Savunma Bakanı Akar, Katar Milli Günü törenlerine katılmak üzere gittiği Doha’da Katar-Türk Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığında inceleme ve denetlemelerde bulundu. Kışlada törenle karşılanan Akar, personele de hitap etti. Dost ve kardeş olarak nitelendirdiği Katar’ın birlik, beraberlik, barış ve istikrarına önemli katkılar sağlandığını belirten Akar, bu çalışmaları Katarlı kardeşleriyle birlikte geliştirerek devam ettireceklerini söyledi. Türkiye’nin etrafında çok ciddi sorunların olduğunu, bunları yakından takip ettiklerini vurgulayan Bakan Akar, “Ülkemizin birliği, bütünlüğü, egemenliği, bağımsızlığı, huzuru, barışı, istikrarı için yapılması gereken ne varsa onları dün yaptık, bugün de aynı şekilde yapmaya devam ediyoruz. Gelecekte de bunu sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.

    “Ülkemizi, milletimizi bu terör belasından kurtaracağız”

    Akar, Milli Savunma Bakanlığının yeni yapısı altında TSK’nın bir bütün olarak bundan önce olduğu gibi Anayasa çerçevesinde, yasalar doğrultusunda milletinin emrinde, görevinin başında olduğunu belirtti. Uzun yıllardan beri ülkenin başına musallat olan terör belasını bitirmek için her türlü tedbiri aldıklarını ve almaya devam ettiklerini kaydeden Bakan Akar, “İnşallah yakın bir zamanda ülkemizi, milletimizi bu terör belasından kurtaracağız. Bu konuda azimli, kararlıyız, elimizden gelen gayret neyse bunu yapacağız” dedi.

    “Önümüzde Münbiç ve Fırat’ın doğusu var”

    Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatlarının başarıyla gerçekleştirildiğine dikkat çeken Akar, İdlib’te barış ve huzurun sağlanması için TSK’nın teşkil edilen 12 gözlem noktasında barış ve huzurun gözlemcisi olduğunu ve şu anda da bu görevini sürdürdüğünü söyledi. Akar, tüm bu faaliyetlerin insan haklarına, uluslararası hukuka, milli, manevi ve mesleki değerlere saygılı şekilde, masum insanlar ve çevreye zarar vermeden yerine getirildiğini belirterek şunları kaydetti:

    “Silahlı Kuvvetlerimizin mensupları bu konuda hiçbir ülkenin göstermediği dikkati, hem faaliyetlerin planlanmasında hem de icrasında göstermiştir. Şimdi önümüzde Münbiç ve Fırat’ın doğusu var. Bu konuda da yoğun bir şekilde çalışmaktayız. Olayları yakinen takip etmekteyiz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin harekatla, istihbaratla görevli birimleri, kuruluşları elinden gelen her türlü gayreti gösteriyorlar, vazifelerini en iyi şekilde yerine getirmek için çalışmalarını gece-gündüz sürdürüyorlar. Şu anda Münbiç’te, Fırat’ın doğusunda bazı çukurların, tünellerin kazıldığı söyleniyor. İster çukur ister tünel kazsınlar, isterse yerin dibine girsinler yeri ve zamanı geldiğinde bunlar kazdıkları çukurlara gömülecekler. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.”

    Irak’ın kuzeyindeki terör örgütü PKK varlığına da dikkati çeken Akar, “Bununla ilgili olarak hem Sincar hem de Karacak Dağı bölgelerine hava harekatı icra edildi. Orada hiçbir şekilde sivillere zarar verilmemesi konusu yine gündemdeydi ve bununla ilgili her türlü tedbir alındı ve çok şükür herhangi bir sivile, masum insana zarar vermeden orada teröristlerin etkisiz hale getirilmesi sağlandı” şeklinde konuştu.

    “Sincar asla ikinci bir Kandil olmayacak”

    Akar, Irak’ın kuzeyindeki teröristlerin varlığını her zaman takip ettiklerini vurgulayarak, “Bunların sona ermesi için elimizden gelen gayreti gösterdiğimizi ve göstereceğimizi, bu konuda Irak Devleti’nin, Irak Silahlı Kuvvetlerinin de bizlerle işbirliği yapmasının önemli olduğunu her fırsatta muhataplarımıza aktardık, aktarmaya devam edeceğiz. Diğer taraftan da herkesin bilmesi gereken diğer bir husus, Sincar asla ikinci bir Kandil olmayacak. Bu konuda elimizden gelen neyse bunları yaptık, yapmaya devam edeceğiz. Buna asla müsaade etmeyeceğiz” dedi.

    Akar, sadece yurt içinde ve sınırlarda değil, Ege, Akdeniz ve Kıbrıs’ta da uluslararası hukuk ve anlaşmalardan doğan hakların korunması ve kollanması için çalışmaların devam ettiğini söyledi. “Burada ülkemizin ve milletimizin haklarından taviz vermemiz asla söz konusu değildir, olamaz” diyen Akar, iyi komşuluk ilişkilerinden, barıştan, dostluktan ve işbirliğinden yana olduklarını ifade ederek şunları kaydetti:

    “Ancak bunun yanı sıra Ege’de, Akdeniz’de, KKTC’nin ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ve milletimizin hakkından zerre kadar dahi geri adım atmamız söz konusu değildir. Ülkemizin ve milletimizin haklarının korunması için elimizden gelen her türlü tedbiri aldık, almaya devam edeceğiz. Hiçbir oldubittiye müsaade etmeyiz, etmeyeceğiz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, KKTC’nin ‘evet’ demediği, içinde olmadığı hiçbir çözümün de yaşama şansının olmadığını herkese ilan ettik, söylemeye devam ediyoruz.”

    Konuşmasının ardından birlikte görevli personelle tek tek sohbet eden Akar, daha sonra birlik komutanından yapılan faaliyetlere ilişkin brifing aldı. Bakan Akar’a ziyareti sırasında Türkiye’nin Doha Büyükelçisi Fikret Özer de eşlik etti.

  • Yanal: “Önümüzde kalan 3 maça bakacağız”

    Trabzonspor Teknik Direktörü Ersun Yanal, Adanaspor’la berabere kaldıkları maçın ardından, “Son zamanlardan tempomuz düştü. Önümüzde güzel 3 maç daha var. Biran önce toparlanıp önümüze bakacağız” dedi.

    Spor Toto Süper Lig’in 30. haftasında deplasmanda Adanaspor ile karşılaşan ve 1-1 beraberlikle sonuçlanan maçın ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulunan bordo-mavili takımın teknik direktörü Yanal, kalan 3 maça odaklandıklarını belirtti.

    Maçın futbol seyri açısından düşük geçtiğini belirten Ersun Yanal, daha sonra şunları söyledi:

    “Rakibimizin durumu ortada. Hem futbol seyri hem de burada maç içerisinde olacak atmosferin çok sönük kaldığını söylemeliyim. Her iki takımın yanıtı da aynı oldu. Temposu olmayan düşük bir maç oynadık. Biz üç haftadan beri ligin ikinci yarısını iyi forsa etmiştik. Deplasmanda 2 puan kaybetmiş bir takımdık. Bugün de 2 puan kaybettik. Şu an 4 puan kaybımız oldu. Son 3 hafta kayıplarımız oldu. Tempomuz biraz düştü. İkinci yarının başından uzaklaştık. Tekrar eski tempomuzu yakalamak için önümüzde güzel 3 maç var. Onlarla devam edeceğiz. Adanaspor’a bundan sonra için başarılar diliyorum. Bugün küme düşmeleri kesinleşti çünkü. Biz de bir an önce toparlanıp önümüze bakacağız.”

  • Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş: “Öyle görünüyor ki önümüzde bir referandum var”

    Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, yeni anayasa çalışmalarıyla ilgili, “Öyle görünüyor ki önümüzde bir referandum var. Düzce teşkilatımızın da Türkiye’de en yüksek evet oyu çıkarabilecek illerimizden bir tanesi olmasını temenni ederim” dedi.

    AK Parti Düzce İl Teşkilatını ziyaret eden Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, yeni anayasa çalışmalarıyla ilgili açıklamalarda bulundu. Kurtulmuş, “AK Parti olarak Düzce’de önceki seçimlerde de önemli başarılar göstermiştir. İnşallah öyle görünüyor ki önümüzde bir referandum var. Bu referandumda da şimdiye kadar almış olduğu oyların çok üstünde rekor oyla Düzce teşkilatımızda Türkiye’de en yüksek evet oyu çıkarabilecek illerimizden bir tanesi olmasını temenni ederim” diye konuştu.

    Kurtulmuş, “Daha meclisin kararını görmeden bunları söylemek erkendir diyebilirsiniz. Nihayetinde biz demokrasinin kurallarını bilen bir siyasi hareketiz. Meclise inşallah bu paket geldiğinde 367’yi aşsa bile en başta verdiğimiz söz gereği millete götürmeyi bir vazife olarak görüyoruz. Çünkü çok önemli bir değişiklik olacak. Zaten 330-360 arası bir oy çıkarsa yasal olarak referanduma gidilmek durumundadır. Millet ne derse başımızın üstündedir. Milletin vekilleri milletin adına hangi kararı verirse buna da söyleyecek bir sözümüz olmaz. Ama Türkiye’nin böyle bir anayasal değişikliğe ihtiyacı olduğu görünüyor. Ümit ediyoruz parlamentodan alınacak onayla millete gitmek, doğrudan milletin oyunu alarak bu değişikliği yapmak mümkün olur” ifadelerini kullandı.