Etiket: Önler”

  • Markalaşma ekonomik krizi önler

    Uzmanlar, son zamanlarda Türkiye ekonomisi üzerine oynanan yapay saldırıların oluşturduğu ekonomik krizden kurtulmak için markalaşma uyarısında bulundu.

    Markalaşmanın ekonomik krizi önleyeceğini belirten uzmanlar, Türkiye ekonomisinin geçirdiği ağır saldırılardan da alnının akıyla çıkacağını söyledi. Subbrand Marka ve Reklam Ajansı Başkanı Mustafa Solmaz, “Türkiye ekonomisi geçirdiği ağır saldırılardan da muhakkak alnının akıyla çıkmayı başaracaktır. Çünkü bu millet büyük bir millettir, bununla birlikte yaşanan sıkıntılardan da ekonomimizin geleceği ile ilgili ciddi dersler çıkarmamız şart. Bizler geçmişten günümüze kadar ekonomik anlamda ciddi mesafeler aldık ve üretim problemlerimizi aşarak ekonomimizi ayağa kaldırdık. Ekonomik anlamda yurt dışından ürünlerimiz ile döviz kazançları elde ettik. Buraya kadar her şey yarı güzel. Yarı güzel diyorum çünkü diğer yarısında ise iki durum ekonomimizin çıkmaza girmesine neden oluyor. Birincisi; dört mevsimi yaşadığımız ve insan kaynağı açısından ciddi imkanlara sahip ülkemizde üretimlerimizi katma değerli servislere çevirmeyi ve bu katma değerli ürünleri global piyasalarda markalaştırmayı hâlâ başaramadık. Bu noktada tabii ki tüm suç markayı logo veya reklam zanneden üreticilerimizde değil. Bizim sektörümüzde de üreticileri kandırmak ciddi bir sorun haline gelmiş durumda. Bizler ürettiğimiz ürünleri katma değerli servislere çevirerek global düzeyde markalaşmayı başarabilirsek ülkemize giren döviz miktarı ve iş hacmimiz ciddi oranda artacak” dedi.

    “Markalaşmadığımız için kazancımız yurt dışına gidiyor”

    Markalaşmanın kazancı da yurt içinde bırakacağını söyleyen Mustafa Solmaz, ikinci durumu şöyle anlattı:

    “İkincisi ise dışarıdan kazandığımız dövizleri ve ülkemizin gelirlerini aynı ürün gamında ve ülke içinde markalaşamadığımız için rekabet edemediğimiz yurt dışı menşeli şirketlere harcıyoruz. Yani yurt içinde markalaşamadığımız için yurt dışında kazandıklarımızı yine yurt dışına harcayarak dövizin ve kazancımızın ülkemizden gitmesine neden oluyoruz. Örneğin yurt dışı menşeli bir içecek firmasının önünde kuyruk tükenmezken aynı sektörde aynı üretimi yapan yerli firma çok ciddi satış problemleri yaşıyor. Aynı alışveriş merkezinde yerli firmamız mağaza kapatırken yurt dışı meşeli firma ikinci şubesini açıyor. Yerli üretim ciddi anlamda kullanılmalı ve ülkeye getirisi desteklenmeli fakat yerli tüketim hatırla gönülle ve milli duygularla değil ciddi anlamda marka çalışmaları yaparak yönlendirilmeli. Hedef yerli malını sadece yerlilerin değil aynı zamanda yabancıların da tüketmesi olmalı. Ancak bu sayede ekonomik krizlerden kurtularak refah düzeyimizi arttırabiliriz.”

  • Uzman Dr. Eyüp Yılmaz: “Tereyağlı Gıdalar Vücudun Su Kaybını Önler”

    Tıbbi Beslenme Danışmanı Uzman Dr. Eyüp Yılmaz, sıcakların artmasıyla, oruç tutan vatandaşın doğru beslenme ile ilgili sıkıntılar yaşamaması için önemli açıklamalarda bulundu. Dr. Yılmaz, tereyağlı ürünlerin vücuttaki su kaybını önleyeceğini söyledi.

    Ramazan ayında özelikle sıcakların artmasıyla vatandaşın merak ettiği konuların başında besinlerdeki su oranı oluyor. Hangi besinin su tutucu özelliği olup olmadığı konusunda bilgi veren Tıbbi Beslenme Danışmanı Uzman Dr. Eyüp Yılmaz, “Gıdaları iki guruba ayırırsak biri vücuttan su çekerler diğer ise vücuda su verirler. Vücuttan su çekenlerin başında etli ürünler, yoğunlukta protein gıdalar bunların içinde peynir var et var. Bunlar miktarlarının 5 katı kadar su çekerler vücuttan. Bir de hamurlu ürünlerde miktarlarının 3 katı kadar su çekerler. Bunları sahurda tüketen vatandaşın sabah uyandıklarında dilleri kuru şekilde uyanıyorlar ve gün boyunca susuzlukla geçiriyorlar. Bir de vücuda su veren gıdalar var, bu gıdaların başında semizotu, salatalık, havuç gibi ürünler geliyor. Tereyağlı gıdalar vücudun su kaybını önler ve sindirildikçe de tereyağlı ürünler vücuda ekstra su verir” dedi.

    Asitli içecekler ile ilgili bilimsel bir gerçekliğin olduğunu belirten Dr. Yılmaz, “Asitli gıdalar konuldukları kaplarda şiddetli bir erozana neden olurlar. Asitli içecekler de mideye sirkeden 5 kat daha zarar verir. Asitli içecekler tatlandırıcı maddelerle bu örtülmüştür ve vücut bunu hissetmiyor. O hissedilmeyen şey plastik petlerin içinde hissediliyor. Çalışmış olduğum kanser ünitelerinde kolon kanseri vakalarının hemen hemen birçoğunun asitli içecek bağımlısı olduğunu fark ettim. Hatta eşimin iki dayısını da kolon kanserinden dolayı kaybettik. Ve ikisi de asitli içecek bağımlısıydı” şeklinde konuştu.

    Gazlı içeceklerin masumiyetine aldanılmaması gerektiğinin alını çizen Dr. Eyüp Yılmaz, “Evimizde bulundurduğumuz asitli içeceklerinin masumiyetine veya lezzetine aldanmamamız gerekli. Bu riski almaya değer bir lezzet mi diye kendimize sormamız lazım. Çocukların önüne koyarken bir daha düşünmeliyiz. Bu asitli içeceklerin yerine harika bir içeceğimiz var, örneğin meyan. Ülkemizin her yerinde bulabileceğimiz bir içecek. Su tutucu bir özelliği vardır. Bu yüzden böbrek hastalarına önerilmiyor çünkü susatmaz. Bizim geleneksel içeceğimiz çok fazla, limonata yapabiliriz, ayran içebiliriz” diye konuştu.

  • Akçul: “Enerjide Dışa Bağımlılığı Kömür Önler”

    Türkiye Maden İş Genel Başkanı Nurettin Akçul, Afşin-Elbistan kömür havzasında yürütülen ’Kömür Kurutma ve Zenginleştirme’ projesini desteklediklerini belirterek, Türkiye’nin enerji alanında dışa bağımlılığını azaltacak tek şeyin yerli kömür olduğunu söyledi.

    Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile TÜBİTAK, Türkiye’nin linyit rezervinin 4.8 milyar tonluk kapasitesi elinde bulunduran Afşin-Elbistan bölgesinde yürütülen “Kömür Kurutma ve Zenginleştirme” projesiyle kömürdeki nem oranını düşürülerek yanma değerini yüzde 30 artırdı. Dünya ve ülkemizde büyük bir gelişme olarak nitelendirilen bu projeye bir destek de Türkiye Maden İşçileri Sendikası’ndan geldi.

    Enerjide dışa bağımlılığın tek çözümünün yerli kömür olduğunun altını çizen Maden-İş Sendikası Genel Başkanı Nurettin Akçul, “Cari açığın en önemli nedenlerinden birisi de enerji ithalatıdır. Bugün doğalgazı çok büyük ağırlıkla Rusya ve İran’dan ithal ediyoruz. Rusya ile yaşanan hava ihlali krizinin ardından bazı çevreler tarafından Türkiye’nin enerjide Rusya’ya bağımlılığı dile getirildi. Biz sendika olarak diyoruz ki? Rusya ile yaşanan bu kriz bize ülke olarak ders olmalı. Bugünden yarına hemen enerjideki bu bağımlılığı azaltmak mümkün olmasa da, yerli kaynak konusunda ortaya konulacak bir ciddi ulusal seferberlik, bağımlılığın kısa vadede bile belirli noktalara çekilmesinde büyük rol oynayabilir. Ülkemizde son yıllarda yoğunlaşan rezerv tespiti çalışmalarıyla 14 milyar tona yakın linyit rezervi olduğu bilinmektedir. Ayrıca, yaklaşık 1.3 milyar ton da taş kömürü rezervi vardır. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile TÜBİTAK’ın Afşin-Elbistan Bölgesi’nde yürüttüğü ’Kömür Kurutma ve Zenginleştirme’ projesini sendika olarak destekliyoruz. Eğer bu proje hayata geçirilirse, ülkemizin dışa bağımlılığı ortadan kalkacaktır. Kömür üretimi ve kömür ile çalışan termik santrallerinin miktarı mutlaka artırılmalıdır. Son dönemlerde yüzde 25’leri zorlayan elektrik üretimindeki kömürün payı yüzde 50’lere çıkarılmalıdır. Biz daha çok kömür üretmek, ülkemizin enerjide dışa bağımlılığını azaltmak istiyoruz” dedi.

    “ENERJİ YATIRIMLARI HIZLANDIRILMALI”

    Afşin-Elbistan bölgesinin ülkenin en önemli havzası olduğunu kaydeden Maden-İş Genel Başkanı Nurettin Akçul, “Afşin -Elbistan ülkemizin en önemli yerli enerji havzası konumundadır. Enerji bakanlığımız bu bölgede ciddi anlamda çalışmaları bulunmakta. Bu bölgemizde bulunan kömür sahalarının bir an önce enerji üretimine dönüştürülmesi gerek. Gerek yeni yeni yapılacak çevreye duyarlı termik santralleri ile ülkemizin enerji kolunda dışa bağımlılığını ortadan kaldıracak. Bu yatırımım çalışmaların biran önce hayata geçirilmesi gerekiyor” şeklinde konuştu.

    Ülkemizde işsizliği azaltacak çözümünde yerli kömür olduğunu ifade eden Maden İş Genel Başkanı Nurettin Akçul, “Madencilik, yüksek istihdam sağlayan, katma değer üreten bir sektördür. Ülkemizde sayıları milyonlarla ifade edilen işsizlik için de çözüm sunacak bir sektördür. Madencilikte üretim teşvik edilmelidir. Madencilik üretimi teşvik edilsin derken, çevre duyarlılığını asla gözardı etmiyoruz” dedi.

    Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile TÜBİTAK’ın yürütmüş olduğu projeyi desteklediklerini kaydeden Akçul, “Bu projeyi sonuna kadar destekliyoruz. İnşallah bu proje hayata geçer ve düşük kalorili yerli kömür kaynaklarımız üretime dönüşür. Projeyi yürüten başta Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı çalışanlarına TÜBİTAK’ın değerli hocalarına ve bu projede emeği olan herkese teşekkür ediyorum” diye konuştu.