Etiket: Önlemenin

  • “Trafik kazalarını önlemenin iki yolu var; bilinçlendirme ve yaptırım”

    “Trafik kazalarını önlemenin iki yolu var; bilinçlendirme ve yaptırım”

    Kütahya’da fahri trafik müfettişleri, İl Emniyet Müdürlüğü tarafından düzenlenen eğitim toplantısında bilgilendirildi.

    Kütahya İl Emniyet Müdürlüğü’nde yapılan toplantıya; Vali Ali Çelik, İl Jandarma Komutanı Albay Mustafa Çekiç, İl Emniyet Müdürü Necmettin Koç ile 52 fahri trafik müfettişi katıldı.

    Trafik Şube Müdürü Vekili Fatih Çakırtaş, ihlal tespiti ve yapılan işlemler, yapılan çalışmaların değerlendirilmesi ile tespit tutanaklarında yapılan hatalar hakkında sunum eşliğinde bilgiler verdi.

    Fahri Trafik Müfettişi (FTM) Mobil Uygulamasının hayata geçirilmesi ve fahri trafik müfettiş sayısının artmasıyla birlikte tutanak sayısında yaşanan artışa dikkat çeken Çakırtaş, 2019 yılının ilk 6 ayında 211 olan tutanak sayısının 2020 yılının ilk 6 ayında yüzde bin 697 farkla 3 bin 791’e yükseldiğini aktardı.

    Kütahya’nın trafik alanında 464 kişilik yetişmiş insan gücüne sahip olduğu bilgisini paylaşan Çakırtaş, en çok tutanağın duraklama, emniyet kemeri kullanmamak, hatalı park, cep telefonu, kırmızı ışık ihlalinden tutulduğunu kaydetti.

    Daha sonra Vali Ali Çelik bir konuşma yaptı. Fahri trafik müfettişlerinin önemine dikkat çeken ve destek isteyen Vali Çelik, “Trafik kazalarını önlemenin iki yolu var; bilinçlendirme ve yaptırım. Denetlemenin bir parçası da fahri trafik müfettişlerimiz. Sizler bizim en büyük gücümüzsünüz” dedi.

    “Farkındalık ve davranış kültürü oluşturmalıyız”

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun önderliğinde yürütülen çalışmalar neticesinde ölümlü trafik kazalarında önemli bir düşüş sağlandığını kaydeden Vali Çelik, “Ülkemizin son 3 yıldaki farkındalık çabası sizlerin de desteğiyle övgüye değer bir noktaya ulaştı. Kolluk birimlerimiz gece gündüz demeden canhıraş sahada çalışıyorlar. Sizlerin de buna katkı sunması çok önemli. Temel bakış açımız; emniyet kemeri, kırmızı ışık ve cep telefonu kullanma alışkanlığının önüne geçilmesiyle ilgili davranış kültürü oluşturulması. Bu konuda sizlerin desteğini bekliyoruz” diye konuştu.

    Kütahya’da kırmızı ışık ihlali, yaya önceliği ve cep telefonu kullanımına yoğunlaşılması gerektiğine vurgu yapan Vali Çelik, “Amacımız insan hayatını korumak. Trafik kazalarında vatandaşların can güvenliğini korumak devletin en temel görevi. Bizlerin çocuklara bırakacağı en önemli şey bir kültür ve medeniyet. Medeniyetin göstergelerinden biri de trafik kurallarına riayet” diye konuştu.

  • Kadınlarda idrar kaçırmayı önlemenin yolları

    Üroloji Uzmanı Opr. Dr. M. Gürkan Özkan, kadınların günlük yaşantısında ve iş hayatında idrar kaçınma sorunun büyük problemlere yol açtığını belirterek, bayanların utanmadan mutlaka bir uzman doktora başvurması gerektiğini söyledi.

    Samsun Büyük Anadolu Çiftlik Hastanesi Üroloji Uzmanı Opr. Dr. M. Gürkan Özkan, idrar kaçırma hakkında bilgiler verdi. Özkan, “Kişinin idrarı geldiği zaman isteğin dışında tutamama haline idrar kaçırma diyebiliriz. İdrar kaçırma kişinin sosyal yaşantısını da etkilediği içinde tedavi edilmesi gereken bir durumdur” dedi.

    İdrar kaçırma hastalığı hakkında bilgiler veren Dr. Gürkan Özkan, “30 ve 60 yaş arası ya da daha ileri yaşta her 4 kadından birinde bu problemi görmekteyiz. Ama bize gelen hastalarımız çekindiğinden dolayı çok daha az bilinmekte. Özellikle bayanlarda bu problemi görmekteyiz. İdrar kaçırma sorunun azaltılabileceğini ya da ortadan tamamen kaldırılabileceğini düşünüyoruz. İdrar kaçırmada tedavinin ilk basamağı mesane eğitimidir. Bunun için sıkışmayı geciktirmek için, tuvalete koşulmamalıdır. Ayakta durmalı ya da oturulmalıdır. Perineye (apış arası) basınç uygulanmalı, karın kaslarını gevşetmek için solunum egzersizi yapmalıdır. Eğer engel olunamıyorsa kaçırmayı önlemek için idrar yapılmalıdır. Saatli ve düzenli idrar yapma yanında normal idrar yaparken de idrarını tutma (durdurma) eğitimleri yapılmalıdır. İdrar kaçıran bir kimse zannedilenin tersine, gece haricinde bol sıvı almalıdır. Ayrıca kabızlığı önleyecek lifli besinler alınmalıdır” diye konuştu.

    Günümüzde idrar kaçırma tedavisinin başarıyla yapıldığını söyleyen Özkan, şunları söyledi:

    “Günümüzde yeni tekniklerin uygulanmasıyla, zorlanma tipi idrar kaçırma hastalıklarının yüzde 90’a yakını başarıyla tedavi edilmektedir. Hazneden lokal anestezi ile yapılan askı operasyonu neticesinde 20-30 dakikada bu problemden kurtulabilir. Estetik açıdan hiç bir yara izi olmaması avantajdır. Hastanede kalış süresi yalnızca 1 gündür. Bu anlamda İdrar kaçırma ciddi bir sağlık problemidir. Bayanlarımızın utangaçlığa yer vermeden bir doktora başvurmalı ve bu durumun tedavi edilebilir olduğunu bilmesi gerekmektedir.”

  • Alıcık; “Şiddeti önlemenin yolu sosyal bilinç oluşturmaktan ve eğitimden geçmektedir”

    Nazilli Belediye Başkanı Haluk Alıcık, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü dolayısıyla bir mesaj yayınladı.

    Başkan Alıcık yayınladığı mesajda, kadınlara yönelik psikolojik ve fiziksel şiddetin kabul edilemez olduğunun altını çizerek “Kadınların sosyal ve ekonomik anlamda özgürlüklerini savunmak ve bunu desteklemek ortak gayemiz olmalıdır. Şiddetin yalnızca fiziksel boyutları değil psikolojik boyutlarının da önüne geçilmeli, her anlamda adaletli bir yaklaşım sergilenmelidir. Ülkemizin gelişmesi ve çocuklarımızın iyi bir dünyada büyümesi, yalnızca kadınlara verilen değerin artması ile mümkündür. Türü her ne olursa olsun ‘şiddet’ kabul edilemez, katlanılamaz bir olgudur. Kadına yönelik şiddeti önlemenin yolu ise sosyal bilinç oluşturmak ve eğitimden geçmektedir” ifadelerini kullandı.

  • Bel ağrısını önlemenin 9 kuralı

    Acıbadem Adana Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Coşkun Akalın, bel ağrısının toplumdaki görülme sıklığının yüzde 80’lere çıktığını belirterek, basit ama etkili önlemlerle bel ağrısından korunmanın mümkün olduğunu bildirdi.

    Dr. Akalın, her hangi bir yaşta ortaya çıkmasına karşın genellikle 35-55 yaş aralığında daha fazla rastlanan bel ağrılarının, dünyada da en sık görülen ağrılar arasında yer aldığını belirtti. Alınabilecek tedbirlerle ağrılardan korunarak yaşam kalitesini yükseltmenin mümkün olabileceğini belirten Dr. Akalın, bel ağrısından koruyacak basit ama etkili 9 önlemi şöyle sıraladı:

    “Ağır nesneleri kaldırmayın: Genç ve güçlü bile olsanız ağır bir nesnenin yanlış şekilde kaldırılması bele zarar verebiliyor. Bu nedenle bel ağrısı yaşamak istemiyorsanız mümkün olduğunca ağır nesneleri kaldırmaktan kaçının. Eğer bunu yapmanız gerekiyorsa, sırtınızı dik tutun ve belinizi sağa, sola veya öne bükmeyin. Ağır yükleri hem kaldırırken, hem de taşırken geniş destek yüzeyi sağlamak için bacaklarınızı birbirinden ayırın ve yükü mümkün olduğunca vücudunuza yakın tutun.

    Yerden bir şey alırken bacaklarınızı bükün: Eğer yerden herhangi bir eşya almanız gerekirse belinizi değil dizlerinizi bükün. Bu sayede yük bacaklarınıza dağılacağı için beliniz korunacaktır.

    Uzun süre ayakta durmayın: Bel ağrılarının artmasına neden olabileceği için işiniz gereği ya da farklı bir nedenle uzun süre ayakta durmanız gerekiyorsa arada dinlenmeyi ihmal etmeyin.

    Doğru sandalye seçin: Eğer oturarak çalışıyorsanız sandalyenizin yüksek ve sert ayarlanabilir bir arkalığı olmasına özen gösterin. Otururken sandalyenin arkalığını ve sırtınızı desteklemeyi unutmayın. Oturma pozisyonunuzu da her zaman dik olarak ayarlayın. Bilgisayar kullanıyorsanız ekranın göz hizasında olmasına dikkat edin. Gerekiyorsa ayaklarınızın altında bir tabure bulundurun.

    Ortopedik yatak kullanın: Doğru bir yatak seçmek de bel ağrısına maruz kalmamak için büyük önem taşıyor. Yatağınız, kaliteli bir uyku sağlayacağı gibi sabahları bel ağrısı ile uyanmanızı da engelleyecektir. Bu nedenle yatak satın alırken ortopedik olanları seçmeye özen gösterin.

    Fazla kilolarınızdan kurtulun: Her ne kadar boy, vücut yapısı ve kilo ile bel ağrısı arasında direkt bir ilişki olmasa da çok şişman ve uzun boylu kişilerde hem ağrı daha fazla ortaya çıkıyor, hem de devamlılığı artıyor. Bu nedenle ağrılardan korunmak için fazla kiloların verilmesi gerekiyor. Bu sorunu kendi başınıza çözemiyorsanız bir uzmandan destek alabilirsiniz.

    Her 2 saatte bir mola verin: Trafikte geçirilen saatler ya da uzun yolculuklar nedeniyle otomobil kullanmak zorunda kalındığında bel ağrısına daha sık rastlanıyor. Bunun önüne geçmek için belinizi desteklemeye ve her 2 saatte bir mola vermeye özen gösterin.

    Yüksek topuklu ayakkabı tercih etmeyin: Özellikle kadınlarda bel ağrılarının sebeplerinin başında yüksek topuklu ayakkabı giymek geliyor. Ağırlık merkezinin kaymasına ve belin gerginleşmesine neden olabileceği için bu tarz ayakkabıları giymemeye özen gösterin. Tercihiniz yüksek topukluysa da ağrı duyduğunuzda değiştirmek üzere yanınızda mutlaka daha kısa topuklu ayakkabı bulundurun.

    Egzersiz yapın: Bel ağrılarından korunmayı sağlayacak en etkili yöntemlerden biri de egzersiz yapmak olduğu için mümkün olduğunca hareketli olmaya çalışın. Fiziksel kondisyonunuza uygun bir egzersiz yöntemi seçerek bunu düzenli hale getirmek bel kaslarını güçlendirebileceği gibi duruşu da düzeltiyor. Düzenli egzersiz aynı zamanda kilo vermeye de yardımcı olduğundan bel ağrısına neden olan önemli etkenlerden biri olan fazla kilonun da önüne geçilmesini sağlıyor.”

  • İmeci: “İş kazalarını önlemenin yolu yasayı ertelemek olmamalı”

    OSGBDER Başkanı Cengiz İmeci, Sanayinin Geliştirilmesi ve Üretimin Desteklenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın yasalaştığı takdirde 50’den az çalışanı olan işyerlerinde ve kamu işyerlerinde iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi çalıştırma zorunluluğunun 1 Temmuz’a erteleneceğini belirtti. İmeci, “İş kazalarını önlemenin yolu yasayı ertelemek olmamalı” dedi.

    Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimleri İşletmeciler Derneği (OSGBDER) Başkanı Cengiz İmeci, Meclise sunulan Sanayinin Geliştirilmesi ve Üretimin Desteklenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın yasalaşması halinde 50’den az çalışanı olan işyerlerinde ve kamu işyerlerinde iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi çalıştırma zorunluluğunun 1 Temmuz 2020 tarihine erteleneceğini söyleyerek “İş kazalarını önlemenin yolu yasayı ertelemek olmamalı” ifadesinde bulundu.

    İmeci şunları kaydetti: “13 Mayıs 2017 tarihinde 3’üncü Havalimanında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı himayesinde İşveren Sendikaları ve TOBB’unda dahil olduğu Çalışma Hayatında Milli Seferberlik kapsamında Hedef Sıfır İş Kazası deklarasyonu tüm taraflarca imzalandı. İş Güvenliği için bu imza çok şey ifade ediyordu. Aradan geçen 15 gün içerisinde ne oldu nasıl oldu anlayamadan 1 Haziran 2017 tarihinde TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi Ve Teknoloji Komisyonu’nda görüşülen Sanayinin Geliştirilmesi ve Üretimin Desteklenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’na hiçbir sektör temsilcisinden görüş alınmadan son dakika eklenen bir madde ile 50’den az çalışanı olan işyerlerinde ve kamu işyerlerinde İş Güvenliği Uzmanı ve İşyeri Hekimi çalıştırma zorunluluğu 1 Temmuz 2020 tarihine ertelenmesi kabul edildi. Bugüne kadar işverenlerin çabası ile 2 kez ertelenen yasa yeniden üstelik bu kez 3 yıl sonraya ertelenmesi 4,5 milyon çalışanın iş güvenliğinden yoksun çalışmasını sağlayacaktır. Bu erteleme sayıları 1 milyonu bulan işvereni sevindirse de 4.5 milyon çalışanı ve ailelerini endişeye sevk etmiştir. Yasanın noksansız uygulanması için kaç Soma faciası, kaç Aladağ yurt yangını daha yaşamamız gerektiğini bilemiyoruz. 29 Kasım 2016 tarihine Adana Aladağ Öğrenci yurdunda 11’i öğrenci 12 kişinin hayatını kaybettiği işletme az tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerindendir. Şayet geçen yıl mevzuatta erteleme olmasaydı yurtta görev yapacak iş güvenliği uzmanı elektrik tesisatının kontrolü isteyecekti ve yangın riskleri için zamanında işvereni uyarabilecekti. Buna benzer faciaların bir daha yaşanmaması için İş Sağlığı ve Güvenliğinin ertelenmeden 1 Temmuz 2017 tarihinde tüm maddelerinin yürürlüğe girmesi çok önemlidir. Aksi takdirde 2020 yılına kadar iş kazası olmaması için tedirgin yaşayacağız”.

    “Kamu işyerleri için durum daha da vahim”

    Kamu işyerleri için durumun daha da vahim bir hal aldığını söyleyen İmeci, “Şöyle ki bir kamu kurumunda işçiler 4-A sigortalısı olduğu için İş Güvenliği Uzmanı ve İşyeri hekiminden istifade edecekken, kamuya ait aynı üretim tesisinde çalışan 4-C sigortalısı İş Güvenliği uzmanı ve İşyeri Hekimi gözetiminden 2020 yılına kadar mahrum kalacaklar. Bu erteleme tasarısı yasalaşırsa 13 Mayıs’ta oluşan Hedef Sıfır İş Kazası deklarasyonuna büyük darbe vurmuş olacaktır, Hedef Sıfır İş Güvenliği Deklarasyonu olarak anılacaktır. Geçtiğimiz yılı TESK ve TOBB un baskıları ile ertelenme gerekçesi işverenlerin altyapısının hazır olmaması gösteriliyordu. Bugün bakıyoruz yine alt yapı hazır değil deniliyor. Bu durum çok samimi gelmiyor. Böyle giderse 2020 yılında da alt yapının hazır olacağını düşünemiyoruz. Çünkü bir çaba yok. Ertelemeye konu olan gerekçe “kamu kurumları ile 50’den az çalışanı olan ve az tehlikeli sınıfta yer alan iş yerleri için 6331 sayılı Kanun’un 6’ncı ve 7’nci maddelerinin 1 Temmuz 2020 tarihinde yürürlüğe girmesi amaçlanmaktadır” böyle bir gerekçe kabul edilebilir bir gerekçe değildir” dedi.

    İmeci yapılan başka bir değişiklik ile 50’den az çalışanı olan işyerlerinde işveren isterse Anadolu Üniversitesi’nde sınava girerek kendi işyerlerinde iş güvenliği uzmanının yapacağı görevleri kendilerinin üstelenebileceğini belirterek “2014 tarihinde yapılan bir değişiklik ile ‘10’dan az çalışanı bulunan ve az tehlikeli sınıfta yer alan işyeri işverenleri veya işveren vekili tarafından Bakanlıkça ilan edilen eğitimleri tamamlamak şartıyla işe giriş ve periyodik muayeneler ve tetkikler hariç iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini yürütebilirler’ maddesi eklenmişti. Yaklaşık 3 yıl geçmesine rağmen kapsama giren yaklaşık 900 bin işverenden çok az bir kısmı bahsedilen belgeyi almıştır. Yani işveren aslında İş Sağlığı ve Güvenliği hizmetlerini dışarıdan hizmet alarak yürütmek istemektedir. Bu hafta TBMM Genel Kurulunda görüşülecek değişiklik bu haliyle çıkması halinde 3 yılın sonunda yaklaşık 77 bin C Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı B Sınıfına yükselmemeleri halinde işsiz kalacaktır. Ayrıca İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununa güven azaldığı için gençlerin İş Güvenliği Uzmanlığına ilgisi azalacaktır. İhtiyaç planlaması yapılmadığı takdirde ileriki yıllarda İş Güvenliği Uzmanı sıkıntısı yaşanacaktır” açıklamalarında bulundu.