Etiket: önlemek

  • Kuşadası’nda Göçmen Kaçakçılığını Önlemek İçin Özel Ekip Kuruldu

    Son günlerde tüm dünyanın tartıştığı göçmenlerin yasa dışı yollardan kaçışını önlemek amacıyla Kuşadası Emniyet Müdürlüğü tarafından özel ekip kuruldu.

    Son iki yıldır Kuşadası sınırları içerisinden yasa dışı göçmen kaçışını önlemek için büyük başarı sağlayan Kuşadası Emniyet Müdürlüğü, özellikle yasa dışı kaçışları organize eden insan tacirlerini engellemek için özel bir çalışma başlattı.

    Kuşadası Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Grup Amirliği bünyesinde kurulan ekibin hedefi, Kuşadası sınırları içerisinde yapılması düşünülen göçmen kaçışlarının tamamen önüne geçmek. Kuşadası Emniyet Müdürü Özgür Batçıoğlu, göçmen kaçışlarının önüne geçmek için çok titiz çalışmalar yürüttüklerini ve önemli başarılar elde ettiklerini belirterek, “ Bu amaçla Kuşadası sınırları içerisinde yasa dışı yollardan yurt dışına yapılan göçmen kaçışlarını tamamen sıfırlamayı hedefliyoruz. Yasa dışı kaçışlarda yaşanan kazalar hepimizi üzüntüye boğuyor. Hem yasa dışı yolları kullanmak isteyen göçmenlere engel olacağız hem de bu işleri organize eden insan tacirlerini de sıkı bir takibe alacağız. Jandarma ve Sahil Güvenlik ekiplerinin de desteğiyle çok olumlu sonuçlar alacağımızı umut ediyorum “ dedi.

    – TURİZM SEZONU ÖNCESİ DEĞERLENDİRME TOPLANTISI

    Bu arada, Kuşadası Emniyet Müdürlüğü tarafından turizm sezonu öncesi güvenlik planlamasının yapılması amacıyla bir toplantı düzenlenecek. 14 Mart Pazartesi günü Saat: 15.00’de Kuşadası Ticaret Odası’nda gerçekleştirilecek toplantıya tüm turizmcileri, esnaf temsilcilerini ve sivil toplum örgütleri ile meslek kuruluşlarının temsilcilerini davet eden Kuşadası Emniyet Müdürü Özgür Batçıoğlu, “Turizm sezonu planlamasının yapılacağı bu toplantıda tüm kesimlerin görüş ve önerilerini de dinlemek istiyoruz. Hedefimiz sorunsuz bir turizm sezonu yaşamak. Biz polis olarak elimizden gelen tüm çabayı göstereceğiz. Bu konuda, turizmcilerimizin, esnafımız ve vatandaşlarımızın da her zaman olduğu gibi desteğine ihtiyacımız var“ diye konuştu.

  • “Patent Kanununda Taklitçiliği Önlemek İçin Cezai Yaptırımlar Arttırılmalı”

    Adres Patent Genel Müdür Yardımcısı Cumhur Akbulut, yeni kanunla birlikte taklitçiliği önlemek için hapis ve maddi tazminat cezalarının olması gerektiğine dikkat çekti.

    Meclis sanayi komisyonunda yasalaşmayı bekleyen Sınai Mülkiyet Kanunu 64. Hükümetin kurulması sonrasında Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından yapılan açıklamayla, kanun tasarısının 6 ay içerisinde yasalaşacağının açıklamıştı. Önümüzdeki günlerde yasalaşacak olan Sınai Mülkiyet Kanunu’ndaki cezai yaptırımlarında eksiklikler olduğunu belirten Adres Patent Genel Müdür Yardımcısı Cumhur Akbulut, yeni kanunla birlikte taklitçiliği önlemek için hapis ve maddi tazminat cezalarının olması gerektiğine dikkat çekti.

    Sınai mülkiyet yasa tasarısı hakkında açıklamalarda bulunan Akbulut, “Ülkemiz için önemli bir konu olan Marka, Patent ve Tasarım hukuku bu güne kadar Kanun Hükmünde Kararnameler ile korunmaktaydı, böylesi önemli bir konunun KHK ile düzenlenmesi bir takım eksiklikleri de beraberinde getiriyordu. Bu bağlamda Sınai Mülkiyet yasa tasarısı hem üç konuyu bir başlıkta toplayacak hem de Sınai mülkiyet hukuku, kanunla korunacak. İlan sürelerinin kısalmasıyla birlikte tescil belgesi almak kolaylaşacak ve yaptırımların önü açılarak hukuki süreçler hız kazanacak. Bunlar çıkacak olan kanunun olumlu yönleri” dedi.

    Daha önce taklit edilen Marka, Patent ve Tasarımlar için cezai yaptırımların olduğunu belirten Akbulut, “Sınai Mülkiyet yasa tasarısına baktığımızda sadece marka taklitlerine yönelik cezalar var. Üreticinin emeğini korumak adına Patent ve Tasarımın taklit edilmesi durumunda hak sahiplerinin haklarını gözeten her hangi bir ceza bulunmamaktadır. Sınai mülkiyet koruması altındaki tüm işlemler için taklitçilere hapis cezasının yanı sıra yüklü miktarlarda tazminat ödetilmesi de gerekmektedir“ şeklinde konuştu.

    Akbulut, yeni kanunda endüstriyel tasarımların taklit edilmesi durumunda tespit edilebildiğini ancak taklit ürünlerin toplatılmasına yönelik bir uygulamanın olmadığına dikkat çekerek “Taklit edilen tasarımlarda ürünlere el konması ve toplatmanın kanunla desteklenmesi gerekir. Bununla birlikte telif hakları ihlali durumunda cezai yaptırım taklitçiye 3 kat ceza öngörüyor. Bu uygulama emsal teşkil edebilir. Böylece markadan doğan hakkın ihlali durumunda marka sahibinin zararını karşılamak için 3 kat tazminat ödenmesi sağlanabilir” ifadelerini kullandı. Taklitçi ’tüzel kişilik’ şirket ise ceza ve tazminat gibi yaptırımların muhatabının direk şirket yöneticileri olması gerektiğinin altını çizen Akbulut, böylelikle taklitçiliğin önüne geçmenin daha kolay olacağını sözlerine ekledi.

  • Genetik Hastalıkları Önlemek Artık Mümkün

    Uzmanlar, genetik yollarla geçen hastalıkların gen testleriyle belirlenebildiğini ve gerekli önlem alınarak sağlıklı bebekler doğurmanın mümkün olduğunu söyledi.

    Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Genetik Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tahsin Yakut, risk taşıyan bireylerde ailesinde genetik hastalıklar olup olmadığını öğrenmek isteyenlere hizmet verdiklerini ve alınan önlemlerle birlikte uygulanan yeni teknoloji yöntemleriyle hastalık genini taşımayan nesiller oluşturulmanın mümkün olduğunu söyledi. UÜ Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gürkan Uncu da, doğum öncesinde anneden alınan kanla bebekte herhangi bir sendrom tehlikesi bulunup bulunmadığını çok güvenilir bir testle öğrenebildiklerini, ancak bu testin şimdilik sadece İngiltere’de yapıldığını kaydetti.

    Toplumda nadir görülen ancak 6 bini bulan hastalık çeşidine dikkat çekmek amacıyla Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı ile Tıbbi Genetik Anabilim Dalının düzenlediği panelde, erken teşhis ve önlemleri tartışıldı. Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Selim Gürel, Türkiye’deki 5 milyon kişinin nadir görülen hastalıklar taşıdığını, bunların yüzde 80’inin de genetik kaynaklı olduğunu kaydetti. Bu hastalıkları teşhis amacıyla yeni bir teknolojiyi aldıklarını ifade eden Gürel, daha kapsamlı bir genom taraması sistemini de en kısa zamanda Genetik Hastalıklar Tanı Labaratuvarlarına kazandırmayı düşündüklerini söyledi.

    Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Ulcay da, ülkemizde akraba evliliklerinden kaynaklanan hastalıklara dikkat çekerek, bunun gibi konularda yapılan başarılı araştırmalara destek vereceklerini söyledi. Rektör Ulcay, Uludağ Üniversitesi’nin elindeki bilgi, teşhis ve tedavi imkânlarıyla üzerine düşeni fazlasıyla yapmaya çalıştığına işaret etti.

    Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gürkan Uncu, genetik hastalıkları olan çiftlerin sağlıklı bebekler doğurabileceklerini, bunun testlerinin mevcut olduğunu söyledi. Eskiden bebekte bazı sendromlara ilişkin risk olup olmadığını öğrenmek amacıyla amniosentez yapıldığını ve bebeğe ait dokuların genetik haritalarının çıkarıldığını anlatan Uncu, “Ancak bu testlerin bazı riskleri vardı, düşük tehlikesi olabiliyordu. Şimdi ise doğum öncesi prenatal tanı yöntemi var. Doğum öncesinde erken dönemde anneden kan alıyorsunuz ve bebeğin DNA’sını izole edebiliyorsunuz. Bu İngiltere’de başladı. Şu andaki Türkiye de yapılamıyor. Kanlar 2 bin lira karşılığında İngiltere’ye götürülüp inceletiliyor. Çok güvenli bir yöntem ama çok pahalı. İngiltere bu iş için yaptığı Ar-Ge masrafını çıkardıktan sonra 3-5 yıl içinde bu test dünyada ve Türkiye’de rutin testler arasına girecektir” dedi.

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Çocuk Nöroloji Bilim Dalı Prof. Dr. Mehmet Sait Okan da, çocuklarda yüzde 2 oranında zekâ geriliği görüldüğünü ve Türkiye’de halen 1 milyon 400 bin hasta bulunduğunu ifade etti. Sağlıklı çocukların bile doğru dürüst eğitim almadığı azgelişmiş ülkelerde bu tür çocukların eğitiminin büyük sabır ve emek gerektirdiğini belirten Okan, hastalığın en zor yanının ise tanı konulduktan sonra ailelerin ve toplumun reddedici yaklaşımı olduğunu vurguladı.

  • Ağaçların Kesilmesini Önlemek İçin Ağaca Çıktı

    Kocaeli’de inşaatına başlanan tramvay projesi kapsamında mahallelerindeki ağaçların kesilmesini önlemek isteyen eylemcilerden biri ağaca çıkarak ilginç bir protestoya imza attı.

    Kocaeli’nin İzmit ilçesi Yahya Kaptan Mahallesi’nde 2 gündür süren eylemlerde Atilla Yüceak isimli vatandaş ilginç bir projeye imza attı. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan tramvay inşaatı kapsamında, trenin geçeceği güzergah üzerindeki ağaçlar sökülmeye başlandı. Müsait bir alana götürülerek orada yeniden dikilen ağaçların yerlerinden oynatılmamasını isteyen bir grup vatandaş, yapılan işlemi önlemek için bölgede eylem yaptı. Grubun içerisindeki Atilla Yüceak isimli bir vatandaş ise sökülerek başka bir yere taşınması amaçlanan ağaçlardan birine çıkarak eylemini burada sürdürdü.

    Ağaca çıkan vatandaş polis ekiplerine zor anlar yaşatırken, her ihtimale karşı bir ambulans da bölgede hazır bekletildi. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü ekipleri çalışmalarına ara vermeden devam ederken, Atilla Yüceak isimli vatandaş da ağacın üzerindeki eylemini sürdürdü. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nden yetkililerin görüşme yapmayı kabul etmesi üzerine vatandaş ağaçtan inerek bölgeden uzaklaştı. Grup çalışmalar tamamen sona erene dek eylemlerini sürdüreceklerini açıkladı.

  • Sel Baskınlarını Önlemek İçin Yapılan Kanal Molozlarla Doldu

    Manisa’nın Sarıgöl ilçesindeki DSİ tarafından sel baskınlarını önlemek için yapılan kanala atılan çöp ve molozlar, üzüm üreticilerini çileden çıkardı.

    1958 yılında sel baskınlarını önlemek amaçlı DSİ tarafından, açılan kanala sorumsuz kişi veya kişiler tarafından atılan çöp ve moloz atıkları, çevrede bulunan üzüm bağı sahiplerini adeta çileden çıkarmaya başladı. Üzüm üreticileri, DSİ’nin zaman, zaman kanalda yaptığı arıtma çalışmalarının ardından kanala çöp ve moloz atıklarının atılarak adeta doldurmaya başladıklarını dikkat çekerek, yetkililerden önlem almalarını istediler.

    OLASI SEL RİSKİ

    Üzüm üreticileri tepkilerini şöyle dile getirdiler: “DSİ kanalından şiddetli yağışlarda ilçeye zaman, zaman sel basmaktadır. DSİ kanalı günlerce temizlemesine rağmen, duyarsız kişiler işlerinin görülmesi için kanalı çöp ve molozla doldurmakta. Bağlarımızda yetişmekte olan Sultaniye üzümlerimiz yaş olarak ihraç edilmekte. Kilometrelerce uzayan kanalların kıyıları ve içlerine çöpler, molozlar atılmakta. Bu üzüm bağlarına görüntü ve sağlığı yönünden etki etmekte. Evinde tadilat yapan yakın diyerek, kanala moloz ve çöpleri dökerek kayıplara karışıyorlar. Oysa, kanal boyunca kontrol edilse kanal dolmaz ve bağlarımız temiz ortamda olur. Bir yandan atılan çöp ve molozlar olası selde taşkınlık yapar. Bir an önce yetkililerin önlem almalarını istiyoruz.”