Etiket: Onkoloji

  • Onkoloji Hastaları Çamlıdere’de

    Çamlıdere Belediyesi ve Bir İyilik Yap Derneğinin ortaklaşa yaptığı proje kapsamında Ankara Onkoloji Hastanesinde tedavi gören hastaları ve ailelerini Çamlıdere gezisinde bir araya getirdi.

    Şeyh Ali Semerkandi Hz. Türbesi ve ilçe merkezinde müzeleri ziyaret eden ziyaretçiler öğle yemeğinde Çamlıdere Belediye Başkanı H. Caner Can ile bir araya geldi. Öğle yemeği sonrasında ise Başkan Can Misafirler ile birlikte Çamlıdere yaylası göl park yanında düzenlenen uçurtma şenliğine katıldı. Başkan Can, misafirleriyle birlikte uçurtma uçurdu.

    Çamlıdere’de olmaktan memnuniyetlerini dile getiren grup üyeleri Çamlıdere’nin eşsiz bir güzelliğe sahip olduğunu vurgularken Başkan Caner Can, “Sizleri her zaman ilçemizde misafir etmekten onur duyarız her fırsatta sizleri bekliyoruz” diye konuştu.

  • 7. Türk Onkoloji Kongresi

    Türk Tıbbi Onkoloji Derneği (TTOD) Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Serdar Turhal, kanser tedavisindeki son gelişmelerin umut verici olduğunu vurgulayarak,” Gün gelecek bu hastalıklara organ üzerinden isim veremeyeceğimizi bunlara genetik değişikliklerin üzerinden isim vereceğimizi söyledik. O gün geldi. Gen üzerinden ilk defa Amerikan İlaç Dairesi bir ilacı onayladı.”dedi.

    Türk Tıbbi Onkoloji Derneği tarafından düzenlenen 7. Türk Tıbbi Onkoloji Kongresi, Antalya’nın Belek Turizm Merkezi’ndeki bir otelde gerçekleştirildi.

    Kongre kapsamında düzenlenen basın toplantısında konuşan Türk Tıbbi Onkoloji Derneği (TTOD) Başkanı Prof. Dr. Mahmut Gümüş, onkoloji alanında hızlı gelişmeler yaşanmasına rağmen kanserin halen en ciddi sağlık sorunlarından biri olmayı sürdürdüğünü belirtti.

    Kanserle mücadelede yaşam kalitesi odaklı çalışmaları sürdürdüklerine değinen Prof.Dr. Gümüş, bu noktada Türk onkoloji topluluğu olarak dünyada ve Türkiye’de onkoloji alanında yaşanan gelişmeler, bu gelişmelerin uygulama alanındaki etkileri kongrede tartıştıklarını söyledi.

    Prof.Dr. Mahmut Gümüş, kongrede 530 hekim, 200 hemşire, 270 sektör temsilcisi ile 46 farklı oturumda onkoloji alanındaki bilimsel gelişmeleri, ayrıca bireysel ve ulusal bazda sorunlarımızı tartışarak, birlikte çözüm önerileri aradıklarının altını çizdi.

    Prof.Dr. Gümüş, kongrede özellikle; onkolojide yeni tanı yöntemleri,hedefe yönelik tedaviler ve ımmünoterapi,likit biyopsiler, tanısal görüntülemede yenilikler,ulusal ilaç gelistirme stratejileri,biobenzerlere yaklaşım moleküllerin gelişimi, kanser hastası yakının sağlığı ve yapması gerekenler, masa başı çalışanlarını bekleyen tehlikeler gibi konuların ele alındığını bildirdi.

    Kongrede onkoloji hekimlerinin, onkoloji hastalarının hem tıbbi hem sosyal sorunlarıyla ilgili değerlendirmelerde bulunduklarını ifade eden Prof.Dr. Gümüş, onkoloji hizmetinin tüm ülke saflarına yayılması noktasında ne tür problemler ve bunların çözümü noktasında tartıştıklarını belirtti.

    Prof.Dr. Mahmut Gümüş, “Kanser gibi baş edilemez gözüken, bizim onu başedilmez bir hastalıktan öte, birlikte yaşanabilir kronik hastalık haline getirme çabamız noktasında verimli adımlar attık.”dedi.

    “Türkiye’de ilaç üretimi”

    Kanser tedavisinde kullanılan ilaçlardan sadece birinin Türkiye’de üretildiğini belirten Prof.Dr. Gümüş, “ Buda sürdürülebilir bir politika oluşturmak ve ekonomik için üretimi kendimiz yapmamız çok çok elzem. 30 milyar kanser ilaçlarının masrafı tüm sağlık harcamaları ise 100 milyarı geçti. İlacın nasıl geliştirileceğinin kuralları vardır. Türkiye’de ilaç üretimi, biz bunu 10-15 yıldır takip ediyoruz.”dedi.

    “Umut verici gelişmeler”

    Türk Tıbbi Onkoloji Derneği (TTOD) Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Serdar Turhal, kanser tedavisindeki son gelişmelerin umut verici olduğunu vurgulayarak, özellikle moleküler ve genetik alanında yapılan çalışmalar kansere karşı yeni silahların bulunmasına neden olduğunu söyledi.

    Standart tedavide kansere yaklaşık hakkında bilgi veren Prof.Dr. Turhal, “Kanser organdaysa oradan bir parça alıyorduk. Riskli yerdeyse mikroskopla bakıp onun üzerinde boyamalar yaparak, ona göre kemoterapi uygulaması yapıyorduk. Yenilerde genetik analizlerine bakıyoruz. Genetik analizler üzerinden çıkan sonuçlara göre uygun hedefe uygun moleküler tedavileri veriyoruz. Bugün ise yalnızca genetik tetkik sonucun bağlı olarak tedavilerin uygulanabileceği döneme geldik.”diye konuştu.

    “İlaç onaylandı”

    Bunlardan birinin Tirozin Reseptör Kinaz (TRK) füzyon geni ile ilgili olan bir gelişme olduğunu ifade eden Prof.Dr. Turhal,” Kısaltması TRK olan Tirozin Reseptör Kinaz füzyon geni neden bu kadar önemli? Çünkü, bazı kanser hücrelerinde tirozin reseptör kinaz geni başka genlerle birleşip kanser hücrelerine sürekli büyüme ve çoğalma sinyali gönderiyordu. Yani kanserin yayılma hızı bir anda artıyordu. Çünkü artık bu artış durdurulabiliyor. 2013 yılında Colorado ve Harvard Üniversitesinden 2 araştırmacının saptadığı TRK füzyon genine yönelik bir ilaç geliştirildi. Hedefe yönelik bu tedavi Amerikan İlaç Dairesi tarafından ilk defa bir kanserin başladığı organa değil de tümörün var olan genetik özelliğine göre onaylanan bir ilaç oldu.”diye konuştu.

    “Kansere ismi organ üzerinden verilmeyecek”

    Geçen yıl Amerika’da yapılan Kanser Kongresi’nde bu tedavi ile ilgili ön sonuçların tüm dünyaya duyurulduğunu aktaran Prof.Dr. Turhal,“ Gün gelecek bu hastalıklara organ üzerinden isim veremeyeceğimizi bunlara genetik değişikliklerin üzerinden isim vereceğimizi söyledik. O gün geldi. Gen üzerinden ilk defa Amerikan İlaç Dairesi bir ilacı onayladı. Bu yeni bir gelişme. Hedefe yönelik bu tedaviyle, pek çok farklı organdan kaynaklanan tümörde kontrolsüz tümör büyümesine yol açan sinyaller bloke edildi. Hatta ilerlemiş kanser evrelerinde de etkili oldu. Hem erişkin hem çocuk hastalardaki tümörlerde, meme, kalın bağırsak, akciğer, safra yolu, pankreas, bağ dokusu, tiroid kanserlerinde bu ilaç uygun genetik özellik varsa kullanılabiliyor. Bilimsel verileri de paylaşacak olursak, 17 farklı kansere sahip 50 hastanın katıldığı bir çalışmanın verilerine göre, hastaların 38’i bu tedaviye yanıt verdi ve tümörü küçüldü. Ayrıca tedavinin 12’inci ayında, hastaların yüzde 79’unda bu olumlu yanıt devam etti. Yan etkisi, kemoterapiye kıyasla çok hafif. Tedavinin en sık gözlenen yan etkileri halsizlik ve hafif baş dönmesi.”dedi.

    “ Kan testi ile tanı ve tedavinin planlanması”

    Türk Tıbbi Onkoloji Derneği (TTOD) Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Özlem Er, tanı alan kişilere uygulanacak tedavileri hastaya ve tümöre özel olarak belirlediklerini söyledi.

    Hücrelerin bir yaşam döngüsünün olduğunu kaydeden Prof.Dr. Er, “Hücre doğuyor büyüyor, yaşlanıyor ve ölüyor. Ölemediği yerde kanser gelişiyor.Bu ölmeme olayı, vücudun içindeki hücrelerdeki genetik değişikliklerden kaynaklanıyor.

    Çeşitli kimyasallar, bazı virüs ya da bakteriler gibi çevresel kanser yapıcıların etkisiyle normal vücut hücrelerinde ortaya çıkan genetik değişiklerin hepsi kalıtsal geçiş göstermiyor. Hem kalıtsal geçiş gösteren değişiklikler diğer adıyla “mutasyonlar”, hem de çevresel etkenlerle oluşan değişiklikler kanda saptanabiliyor. Günümüzde kanser tedavisini belirleme amacıyla kanda yapılan testler likid biyopsi olarak isimlendiriliyor. Kanser hücrelerindeki değişiklikler kanda saptanabiliyor. Bu değişikliklere karşı geliştirilen hedefe yönelik tedaviler kişiye özel olarak planlanıyor. Ayrıca tümör dokusundan biyopsi yapılamadığı durumlarda kan testi ile immunoterapiye uygunluğu belirlemek için gerekli testler de yine kandan yapılabiliyor.”diye konuştu.

    “Likit biyopsi”

    Tümör özelliklerini saptarken bazen dokunun yetersiz kalabildiğini kaydeden Prof.Dr. Er, “ Yada zaman içinde yeniden biyopsi almak gerekebiliyor. Güncel gelişme ise kandan alınan örnekle bu değişiklikleri saptamak mümkün olabiliyor. Eğer bir değişiklik saptarsak buna yönelik geliştirilen ilaçlar var, bu ilaçları uyguluyoruz. Bunlara hedefe yönelik ilaçlar diyoruz. Bunları uygularken zaman içinde direnç gelişmesi ile karşılaşıyoruz. Direnç geliştiyse bir hastada bunu kandan erken dönemde tespit edebiliyoruz. Bu durumda ikinci üçüncü kuşak ilaçları kullanabiliyoruz. Hem tedavi başarının arttırılması hem de uygulama kolaylığı nedeniyle kandan alınan biyopsi ile tanı ve tedavi yapılabilmesine likit biyopsi diyoruz. Ülkemizde de alınan kanlardan testler yapılabiliyor.”ifadelerine yer verdi.

    “Akrabalarda kanser önceden belirleniyor”

    Prof.Dr. Özlem Er, kanda yapılan test ile en sık görülen 8 kanser türünün, Over,karaciğer,mide, Pankreas, özefagus, kolorektal,akciğer,meme kanser türlerinde yüzde 70 doğrulukta kandan erken tanı yapmanın mümkün olduğunu dile getirdi.

    Prof.Dr. Er şöyle konuştu: “ Kalıtsal kanserlerde de doğuştan itibaren genetik değişiklikleri saptamak mümkün. Meme, yumurtalık ve kalın bağırsak kanserleri için çok önemlidir. Kalıtsal bir durum varsa bunu kandan saptamak mümkün. Bir hastanın kendisi için öneli. Başka kanserlerin gelişme olasılığını bize bildiriyor ve o tedavide belli spesifik değişikliklerin tedavisi var. Hastanın akrabaları için bu kalıtımsal değişiklik varsa daha kanser olmadan tanımam mümkün. Kanseri riskli bireylerde önlemek mümkün olacak. Yalnızca tedavi değil erken tanı ve tedavilerinde üzerimize düşeni yapmak istiyoruz.”

    “Kişiye özgü tedavi”

    Türk Tıbbi Onkoloji Derneği (TTOD) Genel Sekreteri Prof. Dr. Ahmet Bilici, son yıllarda kişiye özgü tedavi yaklaşımları konusunda birçok kanser türünde önemli gelişmeler yaşandığını bildirdi.

    Kanserin oluşumu ile ilgili daha fazla bilgiye ulaşılmasıyla hedefe yönelik ilaçları ortaya çıktığını ifade eden Prof.Dr. Bilici, “İleri teknoloji ile üretilen hedefe yönelik ilaçlar, kemoterapi ilaçlarından farklı olarak normal hücrelere çok az zarar verir. Ayrıca, hedefe yönelik ilaç tedavisinde, daha önceden yapılan genetik analizle bir hedef mutasyon belirlenir. Hedefe yani kanserli hücreye direkt etkide bulunduğu için tedavi yanıt oranları daha yüksek ve başarı oranları da daha iyidir. Bu ilaçların çoğunun ağızdan hap şeklinde evde kullanılabiliyor olması da avantajdır. Kemoterapi ile arasındaki bir diğer fark ise şu; kemoterapide kanseri küçültmek ve yok etmek amaçlanır. Hedefli tedavilerde ise kanserin hızı düşmekte ve hastalığın uzun süre bir diyabet, hipertansiyon gibi kronik bir hastalık gibi devam etmesini sağlanabilmektedir.”diye konuştu.

    “Yeni tedaviler”

    Yeni tedaviler arasındaki immünoterapilerden bahseden Prof.Dr. Prof. Dr. Bilici, “Yakın zamana kadar birçok kanser tipi immünojenik bir tümör olarak kabul edilmezken, yapılan çalışmalarda özellikle immün kontrol noktasını bloke eden ilaçlarla birçok kanser tipinde önemli derecede fayda sağlandı. Bu grup ilaçlar, hastanın kendi bağışıklık sistemindeki T-lenfositleri üzerinden etki göstererek bağışıklık sistemini harekete geçirip tümöre karşı bir savaş başlatmaktadırlar. Kemoterapi ile sadece kanseri küçültmek ve yok etmek amaçlanırken, hedefli tedaviler ve immünoterapiler ile kanser durdurulabilmekte ve hastalığın uzun süre bir diyabet, hipertansiyon gibi kronik bir hastalık gibi devam etmesini sağlanabilmektedir. Yani, kanser tedavisindeki stratejimiz “doğru hasta, doğru hastalık, doğru hedef ve doğru ilaç” olarak özetlenebilir.”şeklinde konuştu.

  • Hitit Üniversitesi bünyesinde onkoloji merkezi kurulacak

    Çorum’da kurulması planlanan Onkoloji Merkezi’ne ilişkin istişare toplantısı Hitit Üniversitesi Senato Salonu’nda gerçekleştirildi.

    Hitit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Reha Metin Alkan, AK Parti İl Başkanı Av. Mehmet Karadağ, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Nurcan Baykam, Tıp Fakültesi Dekan V. Prof. Dr. Mete Dolapçı, İl Sağlık Müdürü Op. Dr. Ömer Sobacı, Cerrahi Tıp Bilimleri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Betül Bozkurt, Dahili Tıp Bilimleri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Meral Gülhan, T.C. Sağlık Bakanlığı Hitit Üniversitesi Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Çağatay Evrim Afşarlar ve Tıbbi Onkoloji Anabilim Dalı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Kaan Helvacı’nın katıldığı toplantıda Çorum’da Onkoloji Merkezi kurulması konusu tüm yönleriyle ele alındı.

    Toplantıda ilk olarak Türkiye’deki kanser istatistikleri hakkında bilgi veren Tıp Fakültesi Dekan V. Prof. Dr. Mete Dolapçı, özellikle Hitit Üniversitesi ve Sağlık Bakanlığı arasında imzalanan birlikte kullanım protokolü sonrasında onkolojik tanı ve tedaviler konusunda yetkin öğretim üyelerinin Tıp Fakültesine kazandırılmasıyla Çorum’da bu türlü hastalıkların tedavisinin mümkün hale geldiğini belirterek yapılan tedaviler ve sayılar ile ilgili sunum yaptı. 2012 yılından önce günümüzde Çorum’da gerçekleştirilen ameliyatlar için hastaların Ankara, İstanbul gibi illere sevk edildiklerini ifade eden Prof. Dr. Dolapçı, kanser ameliyatlarının Çorum’da yüksek başarı oranlarıyla yapıldığını, özellikle meme ve pankreas kanseri ameliyatları için diğer illerden Çorum’a hasta geldiğini belirtti. Yapılan ameliyatlar sonrası kemoterapi aşamasının da Çorum’da gerçekleştirildiğini belirten Prof. Dr. Dolapçı, radyoterapi ile PET-CT görüntüleme ünitelerinin de Çorum’a kazandırılması ile T.C. Sağlık Bakanlığı Hitit Üniversitesi Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesinin Onkoloji Merkezi olma hüviyetini kazanacağını söyledi.

    Onkoloji alanında deneyimli öğretim üyelerinin sadece tedavi edici rollerinin olmadığının altını çizen Prof. Dr. Dolapçı, bu öğretim üyelerinin daha genç meslektaşlarına eğitim verdiklerini böylece de hizmetin devamlılığı için gerekli bilgi paylaşımını sağladıklarını belirterek özellikle yeni hastanenin hizmete girmesi ile yoğun bakım, radyoloji ve ameliyathane gibi olanakların çok daha iyi hale geldiğini, Onkoloji Merkezinin kurulmasıyla sadece Çorum’a değil bölgeye de çok önemli hizmet verileceğini vurguladı.

    ’Üniversitemizin çalışmaları bizleri gururlandırıyor’

    Prof. Dr. Alkan’ın göreve geldiği günden itibaren Hitit Üniversitesi’nin önemli çalışmalar gerçekleştirdiğini ifade eden AK Parti İl Başkanı Av. Mehmet Karadağ, “Üniversitemiz her alanda olduğu gibi sağlık alanında da yaptığı çalışmalarla ilimize ve bölgemize önemli katkılar sağlamaktadır. Üniversitemizin çalışmaları bizleri gururlandırıyor. Büyük bir tecrübeye sahip olan hastanemizin Tıp Fakültemizin de katkılarıyla her geçen gün yeni bir başarıya imza attıyor. Hastanemiz, gerek Üniversitemizin öğretim üyeleriyle gerekse de uzman doktorlarımızla hızla büyüyor. Artık hastaların sevk edildiği değil çevre illerden sevk kabul eden ve başarılı tedavi yöntemleriyle ilkleri gerçekleştiren bir hastaneye sahibiz” dedi.

    Hitit Üniversitesi Erol Olçok Eğitim ve Araştırma hastanesinden onkolojik ameliyatın başarıyla yapıldığını ve sadece Çorum’a değil çevre illere de hizmet verildiğinin altını çizen Karadağ, kanser hastalarının tedavilerini tamamen ilimizde yapabilmek adına İlimize Onkoloji Merkezi kurulmasını önemsiyoruz. Hastanemizde şuan mevcut olan kemoterapi ünitesine ek olarak radyoterapi ile PET-CT görüntüleme ünitelerinin de sağlanması bu konudaki çalışmalarda büyük bir ivme kazandıracaktır” şeklinde konuştu.

    Geçen hafta Sağlık Bakanı Dr. Ahmet Demircan ile yapılan görüşmenin ardından Çorum’a Onkoloji Merkezi kurulması yönünde karar alındığını hatırlatan Karadağ, “Bakanımızdan talep ettiğimiz hususlar sizlerin başarılı ve özverili çalışmaları neticesinde olmuştur. Bu nedenle başta Rektörümüz ve sizlere ne kadar teşekkür etsek azdır. Bakanımız ile yaptığımız görüşmede göğsümüzü gere gere sağlıkla ilgili her türlü alt yapıya, donanıma ve kadroya sahip olduğumuzu Onkoloji Merkezi de dahil her şeyi hak ettiğimizi belirttik. Üniversitemize geldiğim zaman huzur buluyorum çünkü üniversitemiz bünyesinde yapılan işler benim ve milletimin göğsünü kabartıyor” diye konuştu.

    Üniversite olarak sağlık konusunda hassas olduklarını ve sağlık alanına büyük önem verdiklerini ifade eden Hitit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Reha Metin Alkan da öğretim üyelerimiz, alanında uzman hekimlerimiz ve sağlık ekibinin olağanüstü gayretleri sonucunda hastanemizin çok önemli başarılara imza attığını belirtti.

    Yakalanan ivmeyle birlikte ülkemize ve daha da önemlisi insanlığa katkı sağlayacak pek çok çalışmanın gerçekleştirileceğine yürekten inandığını vurgulayan Prof. Dr. Alkan, “Hastanemizin kanser ameliyatlarında yüksek başarı oranına sahip hale geldi. Hastanemize Onkoloji Merkezi kazandırılmasının ilimizdeki ve bölgemizdeki kanser hastalarına büyük kolaylıklar sağlayacaktır” ifadelerini kullandı.

  • Hakkari’ye ilk defa onkoloji doktoru atandı

    HAKKARİ (İHA) – Hakkari’de 1968 yılında hizmet vermeye başlayan devlet hastanesine 49 yıl aradan sonra ilk defa onkoloji doktoru atandı.

    Sağlık Bakanlığı tarafından Hakkari’ye atanan onkoloji doktoru görevine başladı. Hakkari’ye gelen Uz. Dr. Yusuf Karakaş, hasta kabulüne başlayarak, kemoterapi ünitesi açtı. Hakkari’ye atanmayı kendisinin de istediğini dile getiren Uz. Dr. Yusuf Karakaş, Hakkari’ye geldiği için çok mutlu olduğunu söyledi. Uz. Dr. Yusuf Karakaş, “Cumhuriyeti tarihinde Hakkari’ye gelen ilk onkoloji uzmanı benim. Bu da Hakkari’deki ikinci zorunlu hizmetim. 2007-2009 yılları arasında Hakkari’de pratisyen hekim olarak görev yaptım. O dönem Sağlık Bakanlığı tarafından Hakkari’de ‘yılın doktoru’ seçilerek ödülümü almıştım. Dahiliye uzmanlığını bitirdikten sonra Hacetepe’de onkoloji uzmanlığı yaptım ve daha sonrada Hakkari’ye atandım. Tabi burada daha önce onkoloji ünitesi olmadığı için ilk onkoloji kemoterapi ünitesi kurduk” dedi.

    “Yapabileceğimizin en iyisini yapıp hastalara yardımcı olmaya çalışıyoruz”

    Şu anda aktif tedavi hizmeti verdiği hastalar olduğunu dile getiren Karakaş, “Dolayısıyla hastalar kemoterapi almak için Van iline veya çevre illere gitmek zorunda kalmıyorlar. Tedavilerini burada başarı ile uygulayabiliyoruz. Tabi burası bir onkoloji merkezi değil, bunun da bilincindeyim. Yapabileceğimizin en iyisini yapıp hastalara yardımcı olmaya çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

    Hakkari’deki bir hasta yakını ise kentte onkoloji doktorunun şart olduğunu belirterek, gelen doktor sayesinde artık hastaların il dışına çıkmak zorunda kalmayacağını dile getirdi.

  • Sağlık Bakanı Akdağ Ümraniye’de Onkoloji Merkezinin açılışını yaptı

    Sağlık Bilimleri Üniversitesi Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi Mustafa Cebir Onkoloji Merkezinin açılışına katılan Sağlık Bakanı Recep Akdağ, “Şöyle bir anayasa yapmışlar siz seçersiniz millet olarak ama biz o milleti kontrol edeceğiz. Sizin seçtiklerini kontrol etmemiz lazım. Onları hizaya getirmemiz lazım diye bir sistem kurmuşlar. Değerli kardeşlerim, değerli çalışanlar, işte şimdi 16 Nisan’da getireceğimiz sistem, sizlerin o tertemiz ’evet’ oylarıyla getireceğimiz sistem bunu nihayet sonlandırıyor” dedi.

    Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi Mustafa Cebir Onkoloji Merkezinin açılış törenine katıldı. Törene Akdağ’ın yanı sıra Ümraniye Belediye Başkanı Hasan Can ve çok sayıda davetli katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başlayan tören, protokol konuşmaları ile devam etti. Ümraniye Belediye Başkanı Hasan Can, “Bugün açılışını yaptığımız ve az önce Kuzey Hastaneler Birliği Genel Sekreterimizin de ifade ettiği gibi bu merkez özellikle onkoloji noktasında ciddi hizmet verecek bir müessese oldu. Emeği geçen herkese teşekkür ederim. Ümraniye olarak vatandaşa hizmeti bir bütün telakki ettiğimiz için belediyenin hizmetleri arasında olsun ya da olmasın hayat standardını yükseltmeye yönelik eğitimde, sağlıkta, hangi dalda olursa olsun kaldırabileceğimiz bir yük varsa onu seve seve kaldırmayı kendimize görev bildik” diye konuştu.

    Katılımcılara hitap eden Sağlık Bakanı Akdağ ise, “Biz Ümraniyelilere, İstanbullu değerli hemşehrilerimize hizmet etmek istiyoruz. Hastaneyi iyi işler hale getirmek istiyoruz. Onun için de yönetiminde değişiklik yapmamız lazım. Ama milletin verdiği yetkiyi bize kullandırtmıyorlar. Öyle ya bu hastanede işler iyi gitmezse siz Ümraniyeliler olarak hesabı bize sormuyor musunuz. O zaman müsaade etsinler de biz bu hastanenin nasıl yönetileceğine karar verelim. Ama Türkiye’de oluşturulmuş vesayet sistemi, 1982 Anayasası’yla oluşturulmuş vesayet sistemi sizin seçtiklerinizin üzerinde başka güçler kurmuş. Dolayısıyla siz seçebilirsiniz ama seçtiklerinizin başbakan dahil, bakan dahil yapabilecekleri sınırlı olsun, ordunun öngördüğü düzene göre kurulmuş olan oligarşi sistemi, vesayet sistemi gelsin üzerimizden ne istiyorsa yapsın. Tabiri caizse bu hastanenin üzerinde tepinsin, buradaki yöneticilerin üzerinde tepinsin, biz işimizi yapamayalım, onların derdine değil ki. Şöyle bir anayasa yapmışlar, siz seçersiniz millet olarak ama biz o milleti kontrol edeceğiz. Sizin seçtiklerini kontrol etmemiz lazım. Onları hizaya getirmemiz lazım diye bir sistem kurmuşlar. Değerli kardeşlerim, değerli çalışanların işte şimdi 16 Nisan’da getireceğimiz sistem, Allah’ın izniyle sizlerin o tertemiz ’evet’ oylarıyla getireceğimiz sistem bunu nihayet sonlandırıyor. Artık milletin hakimiyeti sonunda hiçbir hakimiyet bu memlekette olmayacak” şeklinde konuştu.

    Bakan Akdağ sözlerine şöyle devam etti:

    “16 Nisan 15 Temmuz’un, 15 Temmuz da millet olarak sizin yaptığınız tamamlanma günüdür. 16 Nisan’da biz onu tamamlayacağız. O gün tankların önüne yatarak helikopterlerden, F-16’lardan açılan kurşunlara göğsümüzü siper ederek bu milletin haysiyetini, özgürlüğünü, istiklalini muhafaza etmiştik. 16 Nisan’da da bu meseleye karşı çıkan Almanya’ya, Hollanda’ya, her kim varsa PKK’ya, FETÖ’ye bu millet olarak yeter söz de millette, bundan sonra milletindir diyeceğiz.”

    Protokol konuşmalarının ardından kurdele kesimiyle Onkoloji Merkezi hizmete açıldı.