Etiket: Önerisi

  • (Özel Haber) Turizmcilerden Sahte İçkiye Denetim Kurumu Önerisi

    Sahte içki denetimlerinin sadece polis odaklı olmadığı bir denetim kurumunun kurulması gerektiğini belirten turizmciler, “Yasa ve yönetmeliklerin değişerek yaptırımların artırılması, satış yapan mekanların da denetime tabi tutulmasını” istedi.

    Ege Turistik işletmeler Birliği (ETİK) Başkanı ve Türkiye Otelciler Federasyonu (TÜROFED) Başkan Yardımcısı Mehmet İşler, sahte içki ile kaçak içki arasındaki ayrımın farkına varılması gerektiğini belirterek, “Sahte içki ile kaçak içki ikisi birbirlerinden farklıdır. Sahte içki içilemez ve imalathane olarak hijyen olmayan, insan sağlığına zararlı ve cana kasteden bir içkidir. Kaçak içki ise bir bandrol olayıdır. Bu ayrımı iyi yapmak gerekiyor“ dedi.

    Türkiye’nin Avrupa ülkeleri içinde içkiden alınan özel tüketim vergisi sıralamasında üçüncü sırada olduğunu belirten İşler, içkiden alınan Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) oranlarının fazla olması sebebiyle sahte içkinin artış gösterdiğini savundu.

    “YENİ BİR DENETİM KURUMU KURULABİLİR”

    Sahte içkinin önüne geçilebilmesi için devletin ivedilikle yerel örgütlerinde içinde olduğu bir denetim kurumu kurması gerektiğini belirten İşler, şöyle konuştu: “Sahte içki imalathanelerindeki insan canına kasteden simsarlar ÖTV’nin içkideki çok fazla yüksek oluşunu kendilerine koz bilerek, daha ucuz içki üreterek piyasaya sunmaktadır. Bu konuda yapılması gereken devletin sadece denetimlerini artırmak değil sadece bu konuyla ilgili ciddi bir denetim kurumunu yeniden inşa etmesi gerekmektedir. Yerel bazdaki kurumları bu konunun içine ortak etmelidir. Mesela turizmle ilgili sivil toplum örgütlerini de dahil ederek devletin denetimlerinden oluşmuş ekip kurarak her türlü ihbara karşı anında ve zamanında yapılacak müdahalelerle kurutabilir. Bir başka yolu da içkinin üzerindeki ÖTV oranları düşürülmek kaydıyla olur. Ama bu imkânsız gibi gözüküyor. Çünkü Türkiye’deki bütçe açığının çoğu ÖTV’den destekli geliyor. O zaman geriye tek bir şey kalıyor denetimlerin daha sık yaptırılması ve yeniden gözden geçirilerek yeni bir denetim kurumunun kurulması gerekmektedir.”

    “DENETİM SADECE POLİS ODAKLI OLMAMALI”

    Sadece polise odaklı bir denetimin yeterli olmadığını belirten Mehmet İşler, sözlerine şöyle devam etti: “Her destinasyon merkezinde ya da belirlenen bölgelerde onunla beraber çalışacak yerel denetim kurumlarının olması lazım. Sadece bunun polise odaklı olmaması lazım. Biz satış yapan mekanlara gittiğimizde oraları denetlemeliyiz, onları bulmalıyız. Polis de onlardan ipucu alarak köküne doğru gitmesi gerekmektedir. Bugün mesela sadece polis birkaç ihbarı değerlendiriyor ama bu ihbardan sızanlar veya geçenler birçok satış ünitesi olan restoranlarda hali hazırda halka arz edilmektedir. Oysa satış yapılan mekanlar denetime tabi tutulursa iyi olur. Çünkü bu üretenler kimse satıyor mekanlara, restoranlara satıyor. Bunlar da sıkı denetimi gördükleri takdirde almaktan korkacaklardır. Aynı zamanda yasa ve yönetmelik değişerek bu konudaki yaptırımların artırılması gerekmektedir. Hem yerelde denetimi artıran yeni bir düzenlemeye, yeni bir sisteme geçilmesi lazım. Hem de bu cezaların ve yaptırımların artırılması gerekmektedir.”

    “TÜRKİYE’NİN TURİZM MARKASINA BÜYÜK ZARAR VERECEKTİR”

    Sahte içki konusundaki disiplin ve denetimlerin artırılmaması durumunda turizmin etkileneceğini öne süren İşler, sözlerini şöyle sürdürdü: “Denetimlerin artırılmaması maalesef ülkemizin turizm markasına da büyük bir zarar verecektir. Çünkü yurt dışındaki rakiplerimiz de sahte içki olayını maalesef aleyhimizde kullanmaktadır. Zaten şu an bir savaş algısı ve Suriye’deki ateş çemberinin içerisinde bir de üstüne üstelik islamofobi ile rakiplerimiz bizi vururken bir de sahte içki ve can kayıpları ile birlikte bizi vuracaklardır. Bu da Türkiye’nin özellikle Avrupa’daki pazarlamasında da ciddi düşüşe neden olacaktır.”

    “BAKANLIK BELGELİ TESİSLERDE ÖTV’DEN MUAFİYET İSTİYORUZ”

    ÖTV probleminin turizmciler için ciddi bir problem oluşturduğuna ve rekabet gücünü azalttığına işaret eden İşler, bu anlamda da adımlar atılması gerektiğini söyledi. Kültür ve Turizm Bakanlık belgeli tesislere muafiyet sağlanabileceğini öneren İşler, şöyle konuştu: “Biz turizmciler için gerçekten ciddi bir problemdir. Biz de kaçak ve sahte iki içki türünün sektörden bir an önce uzaklaştırılmasını istiyoruz. İkincisi de bizi çok etkileyen ÖTV rakamının çok olduğundan dolayı turizmdeki rakip ülkelerimiz Yunanistan ve İspanya’da her şey dahil konseptleri var. Onların içkideki maliyeti düşük olduğu için daha uygun fiyat vermekte ve pazarda Türkiye’yi oldukça zorlamaktadır. Hiç olmazsa Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı olan bakanlık belgeli tesislerde ÖTV’den dolayı bir muafiyet istiyoruz. ÖTV’den dolayı oranların rakip ülkelerdeki seviyeye düşürülmesini istiyoruz ki Türkiye’nin uluslararası turizmdeki direnç ve rekabet gücü artırılsın.”

  • Nobel Barış Ödülünün Kilis’e Verilmesi Önerisi

    İnsan Haklarından Sorumlu AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Sakarya Milletvekili Ayhan Sefer Üstün, sahabeler şehri olarak bilinen Kilis’e nobel barış ödülünün verilmesi önerisi, kentte sevinç ile karşılandı.

    Gelecek dönem ki Nobel Barış Ödülünün Kilislilere verilmesini öneren Üstün, “Çünkü Kilis nüfusundan çok fazla göçmeni yıllardır barındırıyor, onlarla birlikte yaşıyor ve bir olay bile olmuyor. Empati yapalım, diyelim Ankara’nın nüfusu 5 milyon, 6 milyon mülteciyi burada barındırabilir miydik? Çok zor. Ama Kilisliler nüfusundan çok daha fazla insanı yıllardır misafir ediyor. Bu nedenle Nobel Barış Ödülü Kilislilere verilsin. Bundan daha barışçıl bir davranış olabilir mi?” ifadelerini kullanmıştı. Üstün’ün önerisi kentte sevinçle karşılandı. Önerinin kent insanını gururlandırdığını belirten Kilis Belediye Başkanı Hasan Kara, bu gelişme üzerine yaptığı açılamada, “Kilis yıllardır 90 bin nüfusu olmasına rağmen 120 bin Suriyeli misafire de bakmaktadır. Her şeye rağmen Kilisli vatandaşlarımız, Suriyeli misafirlerimizle Ensar-Muhacir ilişkisi içerisinde kardeşçe geçinmektedir. Savaşın seslerini her gece penceresinde hisseden bu kent ‘Yitip gitmiş hayatlara, yüreğini açan bir şehir.’ Bu hem Türkiye’ye hem de Dünya’ya örnek olacak bir davranıştır. Biz bu durumu bir eksi olarak görmüyoruz aksine artı olarak görüyoruz. Çok kıymetli İnsan Haklarından Sorumlu AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Sakarya Milletvekili Ayhan Sefer Üstün’e göstermiş olduğu bu duyarlılık ve hassasiyet için Kilis halkı ve şahsım adına şükran ve teşekkürlerimi sunuyorum. Bu konuda üstümüze düşecek tüm girişim ve çalışmalara hazır olduğumuzu da buradan ilan etmek isterim” dedi.

  • Trabzonspor Başkan Adayı Hekimoğlu’ndan “Dönüşümlü Başkanlık Modeli” Önerisi

    Trabzonspor Başkan Adayı Celil Hekimoğlu, Bordo Mavili camiada oluşan “dönüşümlü başkanlık” fikri üzerine açıklamalarda bulundu.

    Başkan adaylığını resmen açıkladığını ve yaklaşık 1 yıldır ciddi şekilde hazırlandıklarını vurgulayan Hekimoğlu, bu yöndeki kararlılıklarından herhangi bir sapma olmadığının altını çizdi. Hekimoğlu “Bunu yaparken camiada oluşan gündeme de gözümüzü ve kulağımızı kapatamayız. Şartları iyi belirlenmiş, dönüşümlü başkanlık modeline olumsuz bakmıyoruz. Eğer kamuoyunda bu yönde bir fikir birliği oluşmuşsa, ki öyle görülüyor, biz buna ’hayır’ demeyiz” ifadelerini kullandı.

    Adaylığını henüz resmen açıklamayan ancak kamuoyunda ismi bu anlamda ön plana çıkan Muharrem Usta ile son seçimli genel kurulda aynı ekip içerisinde yer aldıklarını hatırlatan Celil Hekimoğlu, “Geçen sürede oluşan bazı fikir ayrılıkları nedeniyle yollarımız ayrıldı gibi görülse de dostluğumuz ve arkadaşlığımızda herhangi bir eksilme olmadı. Kendisiyle ve yakın çevresindeki ortak arkadaşlarımızla görüşmelerimiz sürekli devam ediyor. Bu yüzden bizim açımızdan kesin çizgiler söz konusu değil. Yapılacak özel bir protokolle 3 yıllık görev süremizin ilk 1.5 yılı bizim, ikinci 1.5 yılı da Sayın Muharrem Usta’nın başkanlığında bizlerin de için de olacağımız bir ekip hazırlanabilir. Eğer camia da bunu uygun görürse kendi açımızdan herhangi bir sorun söz konusu değil. Kulüp yeniden bir değişim ve dönüşüm ihtiyacındaysa, kuruluş döneminde büyüklerimizin gösterdiği bu özveriyi bizler de göstermeye hazırız” diye konuştu.

    Gerek ekonomik, gerekse de yönetim oluşumu açısından hazırlıklarını son aşamaya getirdiklerini ve saha çalışmalarına devam ettiklerini kaydeden Hekimoğlu, “Gittiğimiz her yerde ilgi ve destek görüyoruz. Bu bizi hem sevindiriyor hem de umutlandırıyor. Bunun yanı sıra diğer muhtemel aday arkadaşlarımızla birlikte hareket etme dileği konusunda geri dönüşler alıyoruz. Bu temennileri görmezden gelmiyoruz. Zaten seçim sürecindeki temaslarımızı takip edenler gerek eski başkan adayları gerekse de muhtemel adaylığı düşünen isimlerle temaslarımızı görüyor, biliyorlar. O nedenle konuyla ilgili görüşlerimizi kamuoyuyla paylaşma ihtiyacı hissettik” şeklinde konuştu.

  • (Özel) Başkan Yorgancılar’dan Asgari Ücrete ’Vergi’ Önerisi

    Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkan Yardımcısı (TOBB) ve Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Başkanı Ender Yorgancılar, asgari ücretin 1,300 liraya çıkması ve bunun maliyetinin tamamının sanayiciye yüklenmesi durumunda yurt içi ve yurt dışı rekabet şansının azalacağını söyledi.

    Asgari Ücret Belirleme Komisyonunda görüşülecek olan asgari ücretin yılbaşından itibaren 1300 liraya çıkacak olması çalışanları sevindirse de işverenleri tedirgin ediyor. TOBB Başkan Yardımcısı ve EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, asgari ücretin açlık sınırı altında olmasına kesinlikle karşı olduklarını ancak sanayicilerin rekabet edebilmesi için desteklenmesi gerektiğini ifade etti.

    “VERGİDEN MUAF BORDRO GEREKİYOR”

    Seçim öncesi tüm siyasi partilerin vaatlerinden birinin asgari ücret olduğunu hatırlatan Yorgancılar, şöyle konuştu: “Sayın Başbakanımızın açıklamasına göre, 1 Ocak’ta bunun uygulamaya konulacağı belirtiliyor. Öncelikle Türkiye’de açlık sınırı altında bir yapılanmayı asla savunmuyorum. Ancak burada yapılacak artışın yöntemi, zamanlaması ve bu maliyetin paylaşımı çok önemli. Artacak vergilerden dolayı söz konusu maliyet artışı tamamen sanayicinin üzerine yüklenirse bu otomatik olarak fiyatlara yansır, fiyatla enflasyona yansır, maliyetleri artırır bu da bizim hem yurt dışı hem de yurt içinde rekabet etme şansımızı azaltır. Böyle bir artış olacak ise bunun zamanlaması ne şekilde yapılacak? Maliyetin hükümetin vereceği teşvikle, destekle sanayici üzerindeki yükleri kaldırarak birlikte kompanse edilmesinin doğru olduğunu düşünüyorum. Bunun tek yöntemi bu. Eğer 1300 lirası bunun vergiden muaf olacaksa, bu rakamın tüm ödenen brüt ücretlerde vergiden muaf bir şekilde bordrolanması gerekiyor.”

    “ÖNÜMÜZDEKİ GÜNLER EKONOMİK OLARAK OLUMLU”

    Sanayiciler olarak önümüzdeki yılların ekonomik olarak olumlu geçeceğine inandığını söyleyen Yorgancılar, sözlerine şöyle devam etti: “Türkiye genç bir nüfus, gelişmekte olan bir ülke. Özellikle dünyada üretimin batıdan doğuya kaymış bir süreç içinde İtalya ile Çin arasında önemli bir üretim merkezi haline gelmiş. Ülkemizin yüzde 3’lük bir büyümeye takılı kalarak değil, gelişmekte olan ülkelerin performanslarını ortaya koydukları 6-7’lik rakamla sürdürülebilir büyümeli. O zaman 500 milyar dolar ihracatı yapma imkanımız var, yüzde 10 işsizlik seviyemizi de aşağıya çekebilme söz konusu olur. Bütün bunları tek çözüm merkezi üretimden geçiyor. Üretim için yatırımların olması lazım, bu şartların iyileştirilebilmesi için ben önümüzdeki günlerin ve yılların son derece olumlu olacağına inanıyorum.”

    Genel olarak tek beklentilerinin bir an önce hükümetin kurulması olduğunu dile getiren Yorgancılar, şunları söyledi: “Önümüzdeki 4 yıl boyunca seçim süreci olmayacağı için tamamen hükümetin üretime, istihdama, ihracatı artıracak olan değerlere önem vereceği bir süreçteyiz. Hükümetimiz bir an önce kurulacaktır, bunun da istikrar açısından son derece önemli olduğuna inanıyorum. Bakanlıklar belli olduktan sonra Türkiye’nin öncelikli olan ekonomiyle ilgili konularını gündeme alacaklarına eminiz. Bunlar arasında Avrupa Birliği ile Amerika’nın görüşmelerini yaptığı TTIP Anlaşmaları, serbest ticaret anlaşmalarının değerlendirilmesi var. Tabi ki terörü bunların hepsinin dışından bırakıyorum. Öncelikle toplumdaki bu gerilimin ortadan kalkmasıyla ilgili Başbakanımıza da burada önemli bir görev düşüyor. Kendisi de bunu yaptığı açıklamalarla ifade etti. Bundan da son derece memnuniyet duyuyoruz.”

    G20 ZİRVESİ

    Dünyanın en büyük 19 ekonomisi ve AB’yi buluşturacak olan G-20 Liderler Zirvesine de hazır oldukları mesajını veren Yorgancılar, sözlerini şöyle noktaladı:

    “Tüm dünya liderleri Antalya’da olacak. Biz de odalar birliği olarak bu organizasyonun başındayız, orada görevliyiz. Bu güzel organizasyonu ülkemize yakışır bir şekilde gerçekleştirip, ülkemizin tanıtımını bir kez daha yapma imkanına sahip olacağız. Orada alınan kararların bundan sonraki süreçte tüm dünya ekonomilerindeki refah seviyelerini yukarı çıkarabilmesi için hep birlikte çaba sarf etmenin birinci derecede sorumluluğumuz olduğunu biliyorum.”

  • “Bilim Temelli Ve İhtiyaca Yönelik Yeni Müfredat” Önerisi

    Eğitim ve istihdam ilişkisini değerlendiren Kadir Has Üniversitesi Yaşam Boyu Eğitim Merkezi Sosyal Sorumluluk Birimi Yöneticisi Serdar Dinler, eğitimde hayatın değişimlerine ve ihtiyaçlara yönelmeyi önerdi. Fen bilimleri alanından mezunların işsizlik oranının yaklaşık yüzde 8.4 iken sosyal bilim mezunlarında bu oranın yüzde 25 olması da eğitim eğilimlerinin değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

    Türkiye’deki eğitim yönelimlerinden söz eden Serdar Dinler, yaşamın hızlı değişimleriyle uyumlu eğitim sisteminin özelliklerini paylaştı.

    DEĞİŞİME ÖRNEK: SOSYAL MEDYA BÖLÜMLERİ

    Türkiye’de 114’ü devlet üniversitesi olmak üzere yaklaşık 193 civarı üniversitede 5,5 milyonun üzerinde öğrencinin kayıtlı olduğunu belirten Serdar Dinler, 54 bin civarındaki yabancı öğrenci sayısının oran olarak düşüklüğüne dikkat çekti.

    Eğitimdeki değişim sürecinin hızlılığını vurgulayan Serdar Dinler, müfredatın yenilenmesi gerektiğini anlattı:

    “Değişim sürecinin gerisinde kalırsak rekabetçi olamayız. Rekabetçi olabilmek için değişimlere ayak uydurmak lazım. Bugün ilkokula giden bir çocuğun üniversiteyi bitirdiği gün bugünkü mesleklerin yüzde 65’i olmayacağı söyleniyor, bu da müfredatın yenilenmesi gerektiğine işaret ediyor. Özel sektörün ihtiyaçlarını öğrenerek sektörlerin değişimini, hayatın değişimini izleyerek yeni eğitim programı tasarlamamız gerekir. Örneğin, sosyal medya popülerleşti ve üniversiteler sosyal medya bölümleri açmaya başladılar. 4 yıllık eğitim veren bu bölümlerin sayısı ise şu an az.”

    “ÖĞRENCİLER FEN BİLİMLERİNE MOTİVE EDİLMELİ”

    Eğitimde sosyal bilimlere eğilimin yüksek olduğunu belirten Dinler, durumun işsizlik oranlarına yansıyan bilgilerini paylaştı:

    “1970’lerden beri hem Türkiye’de hem Avrupa’da sosyal bilimler eğitimine yönelme başladı, fen bilimlerine ilgi azaldı. Bunun sonucunda şu an çok fazla sosyal bilimci, az sayıda fen bilimci var. Sosyal bilimler alanından mezun olanların işsizlik ortalaması yüzde 25 civarındayken, fen bilimlerinde işsizlik oranı yüzde 8.4 civarında. Bu da fen bilimi mezunlarına ihtiyaç olduğu anlamına geliyor. Bugünün eğitim sisteminde ilkokullardan başlayarak gençleri fen alanında motive etmemiz lazım. Müfredatı fen bilimlerine paralel ve sektörlerle bir araya gelerek ilkokuldan üniversiteye yeniden oluşturmak lazım.”

    Hayatın değişimine eğitimi uyumlamanın öneminden söz eden Dinler, üniversitede açılan sosyal medya bölümünün gelişimini şöyle aktardı:

    “Teknoloji çok hızlı gelişiyor ve çoğu şey teknolojiyle yapılıyor. Cep telefonuyla uzun metrajlı film çekip yarışmalara katılan gençlerimiz var, burada değişim sürecini görüyoruz. Kadir Has Üniversitesi’nde bu tip yeni konularda Yaşam Boyu Eğitim Merkezi sertifika programları düzenliyor. Bu program ilgililik oranına göre bölümleştiriliyor. Sosyal Medya Uzmanlığı Sertifika Programı 5 yıl önce açıldı ve 14 dönem süresince programın kontenjanı tamamen doluydu. Bu yoğun talep üzerine Yeni Medya Bölümü açıldı, bu bölüm mezunlarını da verdi, yakında yüksek lisans programı da başlayacak.”

    Serdar Dinler, eğitim alanında yapılabilecek değişimlere ilişkin, “Müfredat, eğitim içerikleri ve üniversitede açılacak bölümler bilim ve teknoloji temelinde kurgulanmalı. Bu yenilikleri yaparken de sektörle konuşulmalı ve onlarla birlikte hazırlanmalı” diye konuştu.