Etiket: Önerisi

  • İş Kurmak İsteyenlere 10 Girişim Önerisi

    Başarılı girişimci Kaan Gülten, sermayesi olduğu halde kararsız olanlar için farklı ve kar getirebilecek girişim önerilerinde bulundu.

    Gülten, iş kurarken hedeflerin önce küçük tutulmasını, sonuç aldıkça yavaş yavaş hedeflerin büyütülmesi gerektiğini söyledi.

    Gülten, şu mesleklerle ilgili tavsiyelerde bulundu:

    “1 – DİP SOS BÜFECİLİĞİ

    Kaldırım üstü “dip sos” büfeleri. İngilizcede çeşidi birden fazla olan mezelik ve çerezlik soslara kısaca “dip” denir. Tam açılımı “dip sauce!” olarak geçmektedir. Adından da anlaşılacağı üzere bu soslar içine “katıl malzemesi” daldırılarak yeniyor ve fast food için oldukça güzel bir alışkanlık.

    2 – İSME ÖZEL ÇİKOLATA

    Aslında oldukça basit bir yatırım daha. Sadece gelen siparişler üzerine çikolatalar üreteceksiniz. Çikolataların değişik amaçlarla ve farklı biçimde tüketilmesi pazarlama açısından en müsait dallardan birine giriyor.

    3 – RENGÂRENK UYDU ALICILARI

    İlk etapta görüntü kirliliğine yol açar diye bakmayın. Eğer gerçekten sanat görselleriyle desteklendiği zaman uydu alıcıları oldukça estetik görünmeye başlayacaklardır. Şimdilerde ise uydu alıcılarına giydirmek Güney Amerika ülkelerinde bir moda haline gelmiş durumda. Diğer açıdan out-door reklamcılığın başka bir çeşidi sayılır.

    4 – MARKETLER İÇİN EKO-TORBA

    Tüm dünya da çevreci anlayışın git gide yayıldığı zamanlarda “eco-bag” ile başladı ve hızlıca yayılmaya da devam ediyor. Ülkemizde de bazı alanlarda kullanılmaya başladın. Ama hala sık kullanılan bir ürün değil. Doğa ve yaşam alanımız için oldukça büyük bir tehlike olan plastik poşetler için oldukça güzel bir seçenek.

    5 – OTO ELEKTRİKLİ NANO BATTANİYE

    Mevsimi geçmiş gibi görünse de gelecek sezon için şimdiden çalışmalara başlanabilir. Daha yeni bir taze olan “American Chemical Society” geçenlerde Stanford Üniversitesi’nde yapılan deneylere göre feci bir evrim geçirmek üzereler.

    6 – HİNDİ KASAPLIĞI

    Hindi diyip geçmemek lazım. Çünkü hindi eti sadece yılbaşında tüketilen bir ürün değildir. Sağlıklı beslenmede şimdi bir numaralı protein kaynağıdır. Artan et fiyatları karşısında kırmızı ete tek alternatif hindi eti.

    7 – MİNİ GÖZLEM EVİ

    Ülkemizden çok denenmemiş küçük çaplı işlerden bir tanesi daha. Bütün yatırım toplan olarak 500 $ fiyatını geçmeden fonksiyonlu “teleskop”tan ibaret. Bu gibi amatör teleskopları internet üzerinden temin etmek mümkün.

    8- ALTIN ÇİLEK YETİŞTİRMEK

    Tarımda inovasyon değişik tür bitkilerin yetiştirilmesi ile başlayan bir süreçtir. Yüksek fiyatı olmasına rağmen geniş ihraç olanağına dikkat çeken “altın çileği” diğer bir isimle “yer kirazı” olarak da anılmaktadır. Geleceğin meyvesi olmaya aday gibi duruyor.

    9 – TAKI TASARIMI

    Daha çok kadın girişimcilerin yapacağı bu işi evden de yapabilirsiniz. Sadece çevrenize tasarımlar üretmeniz bile size yetecektir. Bir e-ticaret sitesi kurarak bunu satış işlemlerini daha rutin hale getirmiş olursunuz.

    10 – SPOR SALONU

    Günümüzün en önemli trendlerinden biri haline gelen sağlıklı yaşam, insanları spor yapmaya da daha heveslendirmektedir. Her gün yenileri açılmasına rağmen, dolup taşan spor salonlarına ek olacak spor salonları da iş görür”.

  • Küçük Başkan’dan Erzurum İçin Üretim Önerisi

    Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla Başkanlık makamını Ayperi Can Özdemir’e devretti. Zübeyde Hanım Ortaokulu Öğrencisi Özdemir, temsili devir teslim töreninde Başkan Sekmen’den kurumun çalışmaları hakkında bilgi aldı. Tüm çocukların 23 Nisan Çocuk Bayramı’nı kutlayan Sekmen, şöyle devam etti: “Merkezde 3, taşrada 17 ilçe belediyemiz var. Taşradaki ilçe belediyelerimizin bir de mahalleleri, eski tabirle köyleri var. Hedefimiz; bu dönemin sonunda alt yapısı, suyu, kanalizasyonu olmayan mahallemiz, eski tabirle köyümüz kalmayacak. İlçelerimizin altyapıları tamamlanacak. Taşradaki her ilçemize birer tana prestij caddesi yapacağız. Her ilçemizde birer tane bilgi evi veya semt konağı olacak. Bir spor tesisi olacak. Şehir merkezimizdeki her mahallemizde de içerisinde kütüphane, gençlerin oyun oynayabilecekleri bir bilgi işlem merkezi, kadınlarımızın ve gençlerimizin kurs alabilecekleri yerler, taziye bölümü, mahalle muhtarının oturabileceği bir mekân ve spor tesisi bulunan sosyal donatı alanları yapmayı planlıyoruz.”

    “ÇOCUKLAR BİZİM HER ŞEYİMİZDİR”

    Büyükşehir Belediyesi’nin çocuklara yönelik projeleriyle ilgili de bilgi veren Başkan Sekmen, “Çocuklar bizim her şeyimiz. Bunun için Büyükşehir Belediyesi olarak bugüne kadar okullara büyük önem verdik. Bütün okulların bakım ve onarımını yapıyoruz. 1099 okulun bakım ve onarımı gerçekleştirdik. Buna bu sene de devam edeceğiz. İstiyoruz ki çocuklarımız temiz okullarda okusunlar. Yeni bir hizmet başlatıyoruz. Okulların sıra ve masalarının bakım ve onarımlarını da yapacağız. Bu sene tüm lise son sınıf öğrencilerine üniversiteye hazırlık seti dağıttık. Ayrıca okullarımızda çocuklarımızın okuma alışkanlıklarının gelişmesi için ücretsiz kitap dağıtıyoruz. Okullarımızda öğrencilerimizi teşvik etmek için zaman zaman yarışmalar düzenliyoruz. Çocuklarımız için yaz ve kış spor okulları açıyoruz” dedi. Çılgın Proje’yle ilgili de bilgi veren Sekmen, “Bu çılgın projenin içerisinde çocuklarla ilgili bir bölüm var. ‘Dünya Çocuk Merkezi’ diye bir merkez. Çocuklarımız gelip burada her türlü etkinliği yapabilecek. Hem çevre illerden hem de dünya çocuklarının Erzurum’a gelebileceği bir proje… Bu projenin içerisinde müzeler, eğlence yerleri ve çok farklı alanlar var. İnşallah 2019’da bitirmeyi hedefliyoruz” diye konuştu.

    BAŞKAN ÖZDEMİR’DEN BAŞKAN SEKMEN’E ÖVGÜ

    Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Ayperi Can Özdemir de, şehre yaptığı hizmetlerden ötürü Başkan Sekmen’e teşekkür ederek, “Erzurum için yaptıklarından dolayı Başkanımız Mehmet Sekmen’e ve çalışan büyüklerime çok teşekkür ediyorum” diye konuştu. 23 Nisan’ın önemini anlatan Başkan Özdemir, sözlerini şöyle sürdürdü: “Burada olmamı ve hissettiğim güzel duyguları Atatürk’ün bir sözüyle anlatmak isterim; ‘Küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı ve ikbal ışığısınız. Memleketi asıl ışığa boğacak olan sizlersiniz. Kendinizin ne kadar değerli ve önemli olduğunu düşünerek ona göre çalışın. Sizlerden çok şey bekliyoruz’ Ne zaman kendimi tembelliğe versem, çalışmalarımı aksatsam bu sözü aklıma getiriyorum. Yakışmaz bu millete boş durmak, ne çocuğa, ne gence, ne yaşlıya…”

    “ERZURUM İÇİN ÜRETİM ŞART”

    Başkan Özdemir, Erzurum’un üretimle ekonomik ve iktisadi büyümede yükselen bir ivme yakalayacağını ifade etti. Özdemir, “İlk görevim üretmek, üretmek, üretmek… Bu yüzden üretim şart. Toplumumuzda gerek ahlaki gerek maddi değerlerin böylesine tükendiği bir zamanda en temiz kalabilen varlıklar biz çocuklardır. Biz çocukların ulaşabileceği en üst noktaya gelebilmesi için gerekli bütün faaliyetleri elimden geldiği sürece yapmaya çalışacağım. Elbette bununla da kalmayacağım, şehrin mimarisini yenileyeceğim. Şuanda şehrimizde önemli çalışma yapıyoruz. Gerçekten mükemmel olma yolunda ilerleyen bir Erzurum var” şeklinde konuştu. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla düzenlenen temsili devir teslim töreni hediye takdimi ve hatıra fotoğrafının çekimiyle sona erdi.

  • Ünlü Profesörden “Ekinokslar Bayram İlan Edilsin” Önerisi

    Bülent Ecevit Üniversitesi’nde “Bölgesel İklim Değişikliği; Bizi Neler Bekliyor” konulu konferansta konuşan Prof. Dr. Nüzhet Dalfes, “Atmosfere attığımız karbondioksidin yarısını şu anda şu veya bu şekilde okyanuslar tutuyor. Okyanuslar ne zaman bunu tutamamaya başlayacak. O zaman başımız büyük belaya girecek” diye konuştu.

    İstanbul Teknik Üniversitesi Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü Ekoloji ve Evrim Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nüzhet Dalfes, BEÜ’de iklim değişikliğini ve gelecekteki etkilerini anlattı. Prof. Dr. Arif Amirov Konferans Salonu’nda gerçekleşen konferansta Prof. Dr. Dalfes, geçtiğimiz yılın en sıcak yıl olarak kayıtlara geçtiğini ifade etti.

    “20 MART VE 22 EYLÜL’Ü KUTLAYALIM”

    İklim değişikliğine dikkat çeken Dalfes, “Bana göre aslında en önemli iki bayram var. Maalesef o günleri bayram olarak kutlamıyoruz. Ekinokslar yani gecenin gündüz ile eşit olduğu zamanlar bunlar çok değerli zamanlar. Onun için 20 Mart ve 22 Eylül’ün resmi bayram olarak ilan edilmesini öneriyorum. O günleri biz kutlayalım” dedi.

    “İKLİM HEP DEĞİŞMİŞ”

    Yeryüzündeki varoluşundan itibaren iklimin değiştiğini ifade eden Dalfes, “Yeryüzündeki hayatın tarihinde bütün bu zaman ölçeklerinde iklim hep değişmiş. Bir kere her şey değişmiş. Atmosferin birleşimi değişmiş. İklim de değişmiş. Bunlar çok önemli. Bütün ölçekler değişmiş. Tarımın uygulanmasından, bir takım orman alanlarının tarıma açılması, bazı yerlerde çeltik üretimi yapılması gibi bir takım etkenler iklimi aslında o zamanlardan itibaren, yani insanın iklim üzerindeki etkisi son 100-200 yılla sınırlı değil” diye konuştu.

    “ATMOSFERDEKİ KARBONDİOKSİT GAZINDA CİDDİ ARTIŞ VAR”

    Atmosferdeki karbondioksidin ciddi bir şekilde arttığını belirten Nüzhet Dalfes, şöyle devam etti:

    “Atmosfer kimyasında özellikle azot oksitlerdeki bir takım değişmelerin iklimi etkileyebileceği konusu uzun zamandan beri konuşuluyor. Geçmişteki değişikliklerin ve yer sisteminin bileşenlerinin nasıl değiştiği bizim için çok önemli. Fakat yakın zamanlara baktığımızda bizim bir şekilde gözümüze batan bir şey var. O da atmosferdeki karbondioksit gazının giderek arttığı. Bu artış ciddi bir artış. 1981’li yıllarda iklim ile uğraşmaya başladım. Benim bilimsel hayatım boyunca atmosferde ciddi bir değişiklik olmaya başladı. Olmaya devam ediyor ve edecek gibi görünüyor. Son zamanlarda çok da farklı bir şey yapmıyoruz.”

    “KARBONDİOKSİDİN YARISINI OKYANUSLAR TUTUYOR”

    Atmosferdeki değişimlerin okyanuslara yansıması olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Nüzhet Dalfes, okyanusların karbondioksidin yarısını tuttuğunu belirterek sözlerini şöyle tamamladı:

    “Atmosferdeki bu değişimlerin okyanuslara bir yansıması var. Yerkürenin yaklaşık yüzde 70’ini kapsayan okyanuslar ve okyanuslardaki kısmi karbondioksit basıncı giderek artıyor. Bu bir gerçek. Tabii siz okyanusta kalkerli bir canlı olmadığınız için söylemesi kolay. Ama onların süreçlerini ciddi şekilde etkileyebiliyor. Aslında okyanus suyun alkaliği yani pH’sı 7’den yüksek. O pH giderek düşmeye başlıyor. Bu düşmeden dolayı memnun olmayan bir sürü canlı var. Bu canlılar çok önemli canlılar. Çünkü okyanuslarda fotosentez yapan tek hücreli canlılar makineyi çeviren, dişlinin çarkı gibi sistemin önemli etkenleridir. Bir şeyler yapıyoruz. Atmosfere attığımız karbondioksidin yarısını şu anda şu veya bu şekilde okyanuslar tutuyor. Okyanuslardaki o alkalin kimyası tutuyor. Okyanuslar ne zaman bunu tutamamaya başlayacak. O zaman başımız büyük belaya girecek. Onun da altını çizmekte fayda var.”

    Konferans, soru cevap şeklinde sona erdi.

  • Kanser Hastalarına Beslenme Önerisi

    Türk Radyasyon Onkolojisi Derneği Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Esra Kaytan Sağlam, kanser hastalarını doğal ürün tüketmeleri konusunda uyararak, “Süt, yumurta, tavuk bizim olmazsa olmazlarımız arasında olması gerekiyor. Meyve suları içmek yerine meyvenin kendisini yememiz gerekiyor” dedi.

    Antalya’da Türk Radyasyon Onkolojisi Derneği’nce (TROD) düzenlenen 12’nci Ulusal Radyasyon Onkolojisi Kongresi kapsamında gazetecilerin sorularını cevaplayan Türk Radyasyon Onkolojisi Derneği Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Esra Kaytan Sağlam, radyasyon tedavisinin onkoloji hastalarında çok önemli bir tedavi yöntemi olduğunu ifade ederek, tedavinin ekip olarak yapılması gerektiğini söyledi.

    “ORTALAMA 8-10 BARDAK SU İÇİLMESİNİ ÖNERİYORUZ”

    Kanser hastalarında tedavinin bir parçasının da hasta yakınları olduğunu ifade eden Prof. Dr. Sağlam, “Hastalarımızın baş boyun bölgesi, akciğer bölgesi ışınlamalarında çok iyi beslenmeleri gerekiyor. Protein almayı asla unutmayacağız ve protein almaya devam edeceğiz. Süt, yumurta, tavuk bizim olmazsa olmazlarımız arasında olması gerekiyor. Günde ortalama 8-10 bardak su içilmesini öneriyoruz. Doğal ve katkısız ürünleri kullanmamız gerekiyor. Meyve suları yerine meyvenin kendilerini yememiz gerekiyor” diye konuştu.

    “GÜNDE BİR SAAT NORMAL TEMPODA YÜRÜNMELİ”

    Kuru bakliyatın önemli bir protein kaynağı olduğunu belirten Prof. Dr. Sağlam, “Öğünlerimizde kuru bakliyatı mutlaka öğünlerimiz arasında bulunması gerekiyor. Daha az şeker tüketilmesini öneriyoruz. Erkeklerin ve kadınların alması gereken şeker miktarı 25-35 miligramdır. Şekerin doğal yollardan tüketilmesini öneriyoruz. Radyoterapiler uzun süreli tedaviler oluyor, bizim en sık üzerinde durduğumuz konu kask egzersizleri yapmak. Günder bir saat normal tempoda yürünmeli. Kaslarımızı çalıştırarak spor yapmalıyız. Yüzmek çok önemlidir. D vitaminini 50’lerde tutmak gerekiyor” dedi.

    “ŞEKERDEN TAMAMEN UZAK DURULMALIDIR”

    Karbonhitrat ve yağlı gıdalardan olabildiğince uzak durulması konusunda hastaları uyaran Sağlam, “Hamur işleri kesinlikle yenilmemelidir. Bal, şifacı olarak bilinip çok tüketilen bir üründür. Makul ölçülerde tüketildiğinde bal, meyve ya da pekmezden alınan şekerden bir zarar gelmez. O nedenle ’şekerden tamamen uzak durulmalıdır’ diye bir düşünce tartışmalıdır. Ama ne olursa olsun saf alınmasından uzak durulmalıdır. Meyveler belli miktarda tüketilmesi gereklidir. Zira meyve bir bütündür, siz bunun sadece suyunu içeceğim derseniz, diğer kısımlarından mahrum kalırsınız” şeklinde konuştu.

  • Almanya’daki Camilerde Almanca Vaaz Önerisi

    Hristiyan Sosyal Birlik Partisi (CSU) Genel sekreteri Andreas Scheuer, Almanya’nın Avrupa değerlerine uygun bir İslam yasasına ihtiyacı olduğunu belirterek, vaazların Almanca verilmesi gerektiğini söyledi.

    Federal hükümetin küçük ortağı Hristiyan Sosyal Birlik (CSU)’un Genel Sekreteri Almanya’nın bir İslam yasasına ihtiyacı olduğunu ve bu yasa kapsamında camilere yeni düzenlemeler getirilmesin istedi. Konuyla ilgili olarak açıklamada bulunan CSU Genel sekreteri Andreas Scheuer, camilerde görev yapan imamların Almanya’da eğitim alması gerektiğini ifade ederken, Almanca’nın camilerin dili olmasını ve vaazların Almanca verilmesini istedi.

    Camilerde görev yapan imamların ve ana okullarının finansmanının ülke dışından sağlanmaması gerektiğini belirten Scheuer, Avrupa değerlerini kapsayan bir İslam anlayışının hakim olması gerektiğini savundu. Alman eğitim sisteminde yetişen imamlar sayesinde radikalizmle mücadele edilebileceğini belirtti.