Etiket: Önerisi

  • Yeni Dünya Vakfı’ndan Erzurum’a “İpekyolu Enstitüsü” önerisi

    Yeni Dünya Vakfı’ndan Erzurum’a “İpekyolu Enstitüsü” önerisi

    Yeni Dünya Vakfı Erzurum Şubesi Yönetim Kurulu adına bir açıklama yapan YDV Erzurum Şube Başkanı Ayhan Akbulut dünyada değişen ticaret yollarıyla siyasi ve kültürel dengelerin de değişeceğini, zihinsel manada yeni bir dünya kurulmak üzere olduğunu, kurulan bu dünyada İpekyolu’nun Türkiye’ye giriş kapısı olan Erzurum’a ciddi sorumluluklar düştüğünü belirterek konuyla ilgili YDV Erzurum şubesi olarak bir beyin fırtınası yaptıklarını ve çalışmanın sonuçlarını hem ülke hem Erzurum kamuoyunun dikkatlerine sunmak istediklerini ifade etti.

    YDV Erzurum Şube Başkanı Ayhan Akbulut açıklamalarında şu ifadelere yer verdi:

    “İnsanlık tarihinin en eski ve uzun karayolu olarak bilinen İpekyolu 200 yıllık uzun fetret dönemini tamamlayarak yeniden canlanmak ve çok önemli fonksiyonlar üstlenmek üzere Doğu, batı, kuzey, güney ticaret yollarını birbirine bağlayan “Tarihi İpekyolu” Mısır, Roma, Babil, Çin, Hindistan ve Türk medeniyetleri arasında güçlü ilişkiler kurmayı sağlamış; ticaret güzergâhındaki farklı dinlerin, kültürlerin, dillerin, coğrafyaların, mal ve eşyaların, düşüncelerin, bilgilerin, geleneklerin ve tecrübelerin karşılıklı aktarılmasında çok mühim işlevi olmuştur. Bu tarihi yol üzerinde birbirinden güçlü ticaret, eğitim ve kültür merkezi şehirler kurulmuştur. Tarih boyunca sadece ticaret kervanları değil ordular da bu yolu takip etmiştir, seyyahlar da, din adamları da, ilim adamları da, misyonerler de. Dünya medeniyetlerinin gelişmesine ve etkileşimine katkısı yadsınamaz tarihin en eski ve uzun karayoluna “İpekyolu” adını 1877’de Alman coğrafyacı ve jeolog Ferdinand Von Richfhofen vermiştir.

    Anadolu, İpekyolunun en önemli buluşma ve kavşak noktalarından biriydi. Tarihi İpek Yolu Avrupa’ya giderken Anadolu’da birçok kola ayrılarak ağ gibi Anadolu’yu sararak Karadeniz, Ege ve Akdeniz’deki limanlara ulaşırdı. Prof. Dr. Mehmet Bulut’un tespitine göre İran üzerinden gelen yolun Anadolu’daki güzergâhları şöyle idi. 1-Tebriz-Bargari-Erciş-Maalzgirt-Hınıs-Erzurum-Tercan-Erzincan-Sivas-Şarkışla-Kayseri-Aksaray-Konya-Adana-Ayas. 2- Tebriz-Erzurum-Sivas-Kayseri-Aksaray-Konya-Antalya-Alanya. 3-Tebriz-Erzurum-Bayburt-Gümüşhane-Trabzon. 4-Tebriz-Erzincan-Sivas-Tokat-Amasya Samsun-Sinop. 5- Tebriz-Sivas-Yozgat- Ankara-İstanbul. 6- Konya-Isparta-Denizli-İzmir. Karadeniz, Ege ve Akdeniz limanlarına aktarılan bu mallar, Venedikliler ve Cenevizliler tarafından gemileri ile Güney Avrupa ve Kuzey Afrika limanlarına ulaştırıyorlardı. İstanbul’a gelen mallar ise, Trakya üzeri kara yolu ile Avrupa içlerine kadar varıyordu.

    İpekyolunun baharat yoluyla kesişen güzergâhları dikkate alındığında karasal alandaki Asya, Afrika ve Avrupa kıtaları arasındaki bu uzun güzergâhla birlikte Büyük Okyanus, Hint Okyanusu ve Atlas Okyanusunu birleştiren kadim bir yol olarak da değerlendirilebilir. Tarih boyunca karadan ve denizden izi sürülen doğu-batı güzergâhının bu bağlantısı, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan öncülüğünde gerçekleştirilen güçlü ulaşım ağıyla (bölünmüş yollar, otobanlar, hemen her şehirde kurulan hava alanları, bölgeleri birbirine bağlayan tüneller, Marmaray ve Avrasya tünelleri, yüksek hızlı tren, yenilenen ve geliştirilen demiryolu ağı, Bakü-Tiflis-Kars demiryolu; Yavuz Sultan Selim, Osman Gazi ve 1915 Çanakkale Köprüsü) alt yapısını tamamlamış gözükmektedir. Son olarak Karabağ’ın Ermeni işgalinden kurtarılması ve Türk koridorunun açılması (Zengezur geçidi)Türkiye’den Nahcıvan üzerinden Azerbaycan’a ve Türkistan’a kesintisiz kara ve demiryoluyla ulaşımı mümkün kılmıştır ki bu, bilhassa Çin ve Türkiye arasında hayata geçirilmeye çalışılan “Orta Kuşak Yol Projesi” (İpekyolu) açısından son derece olumlu ve mühim bir gelişmedir. Evet, yol medeniyettir, hayattır. Dünya üzerinde ticaret yollarının değişmesi uluslararasındaki askeri, ekonomik ve kültürel dengelerin de değişmesi anlamına gelmektedir. Şöyle ki, dünya bu noktada tereddüt etmeden çalışmaktadır. UNESCO diyalog yolları kapsamında 1987’de “Büyük İpekyolu” projesini başlatmıştır. Ardından BM Dünya Turizm Örgütü 1993’te Endonezya’da düzenlediği genel kurul toplantısında “İpekyolu Turizmi” kavramını gündeme getirmiştir. 1995’te Özbekistan’ın Semerkant şehrinde UNESCO tarafından Uluslararası Orta Asya Çalışmaları Enstitüsü (IICAS) kurulmuştur. Bu kuruluş 2011 yılından itibaren de her yıl bir ülkede İpekyolu İş Birliği Toplantısı düzenlemektedir. Örneğin Çince kültür derslerinin verildiği Konfüçyüs Enstitüsü (Confucius Institute) bulunmaktadır ve oldukça etkin çalışmaktadır. Orta Kuşak Yol inisiyatifi tarihi İpekyolu üzerindeki yaklaşık 65 ülke için olduğu gibi en çok da ülkemiz için “yeni bir dünya”nın inşası demek. Devletimizin yetkili organları, üniversitelerimiz ve STK’ler yeni dünya inşasında elbette stratejiler geliştirmeye çalışmaktadır. Biz Yeni Dünya Vakfı olarak bölgemizde ve dünyada oluşan yeni düzende, kadim kültürümüzün ve medeniyetimizin, değerlerimizin doğrultusunda ülkemize katma değer olmak için gayret göstereceğiz. Yeni Dünya Vakfı Erzurum Şubesi olarak tarihi İpekyolu’nun, yukarıda zikredilen tüm kollarının Erzurum’dan geçtiğinin ve bölgemizdeki gelişmelerin en çok etkilediği şehirlerden birinde yaşadığımızın farkındayız. İpekyolu Demiryolu, Orta Kuşak Yol adı ne olursa olsun dünyayı değiştiren bu yolun ticaret, eğitim, kültür ve medeniyet açısından ülkemizdeki ilk kavşak şehri Erzurum’dur. Erzurum tarih boyunca Doğu’nun Batı’ya Batı’nın Doğu’ya açıldığı kapı olmuştur. Asırlarca bu aziz yurdun hududunu korumuş garnizon, ticaret, eğitim ve kültür şehri olmuştur. Yeni Dünya Vakfı Erzurum şubesi olarak vakfımızın ilkeleri ve amaçları doğrultusunda şehrimizde tüm kamu kurumlarının, yerel yönetimlerin, üniversitelerin ve ilgili STK’lerin katılacağı “İpekyolu’nun Kavşak Şehri Erzurum” platformunun kurulmasının elzem olduğunu düşünüyoruz. Şehrimizde kurulacak bu platformun amacı hem bu yolun geçtiği ülkelere şehrimizin ve ülkemizin tanıtımını yapmak, yeni dünya inşasında kaliteli insan kaynağı oluşturmak hem bu yolla ülkemize gelecek farklı kültür ve medeniyet unsurlarını gözlemleyip bunların disipline edilmesini sağlamak, bu konuda stratejiler geliştirmek olmalıdır. Bu doğrultuda düşüncemiz; YDV Genel Merkezimizin destekleriyle ve öncülüğünde Yunus Emre Enstitüsü, TİKA, öğrenci değişim programları, Türk Cumhuriyetlerindeki üniversite ve STK’lerle işbirliği yaparak Türk birliği sağlanmasına katkı sunmak, İpekyolu ile Çin’in kendi diasporasını yaymasının, kültürel entegrasyonun önüne geçmek veya olumsuz tesirleri kontrol altına alacak çalışmalarda yer almak Bu doğrultuda kavşak şehir Erzurum’da yol üzerindeki ülkeleri, coğrafyaları dikkate alarak dil, din, kültür, turizm, insan kaynağı gibi birçok konuda araştırmalar ve çalıştaylar yapacak, stratejiler belirleyecek “Türkiye İpek Yolu Enstitüsü” kurulabilir.”

  • Palandöken Refah’ın İlçe Başkanı Kızıltaş’tan doğalgaz desteği önerisi

    Palandöken Refah’ın İlçe Başkanı Kızıltaş’tan doğalgaz desteği önerisi

    Yeniden Refah Partisi Palandöken İlçe Başkanı Yusuf Kızıltaş, soğuk kış günleri sebebiyle artan doğalgaz tüketiminin vatandaşın belini bükmeye başladığını söyledi. Başkan Kızıltaş, son bir yıldır devam eden pandemi sürecinin ekonomik açıdan vatandaşı büyük zorluklar içerisinde bıraktığına dikkati çekerek, “Hiç olmazsa bu dönemde vatandaşın ısınma giderlerini düşürmeye yönelik adımlar atılmalıdır” dedi.

    Erzurum’da doğalgazın en yaygın olarak kullanıldığı ilçenin Palandöken olduğunu ve dolayısıyla en yoğun tüketimin de yine Palandöken ilçesinde gerçekleştiğini vurgulayan Yusuf Kızıltaş, “Erzurum’da ve özellikle de Palandöken ilçemizdeki doğalgaz tüketimi, hava sıcaklıklarının ciddi oranda düşmesiyle birlikte artışa geçmiş ve bununla birlikte ısınma giderleri de artmıştır. Son bir yıl içerisinde doğalgaza yapılan fiyat artışları da dikkate alınacak olunursa, ısınma giderleri Erzurum’da çok büyük bir yük teşkil eder hale gelmiştir. Pandemi sebebiyle azalan alım gücü ve vatandaşın yaşadığı gelir kaybı, bu yükü artık taşıyamaz boyuta ulaşmıştır. İnsanımız yeterince ısınamadığı gibi, kabarık faturalar yüzünden bizar hale gelmiştir” ifadelerini kullandı.

    Isınma Giderleri Mağduriyet Sebebi

    Hükümetin Erzurum başta olmak üzere çetin kış koşullarıyla karşı karşıya olan şehirlerde ısınma giderlerini düşürmeye yönelik adımlar atması çağrısında bulunan Yeniden Refah Partisi Palandöken İlçe Başkanı Yusuf Kızıltaş, “Ağır iklim koşulları, bu bölgede kesinlikle mahrumiyet ve mağduriyet sebebidir. Bu mağduriyetin giderilmesi ise, bu bölgeden ve bu şehrin insanlarından çok büyük destekler görmüş olan hükümetin boynuna borçtur. Bu husus sürekli dile getiriliyor ve maalesef karşılık bulamıyor olsa da, en azından salgınla mücadelenin ekonomik açıdan enerjimizi sürekli tükettiği bu dönemde bir adım atılmalı ve vatandaşın ısınma giderleri azaltılmalıdır. Böyle bir ortamda vatandaşa ısınma desteği verilmesi, en az kira ve ayni yardımlar kadar şarttır ve elzemdir. Üstelik hükümet bunu doğrudan vatandaşa da değil, tedarik şirketlerine destek vermek suretiyle gaz fiyatlarında indirime gidilmesini sağlayarak yapmalıdır” önerisinde bulundu.

  • İstişare ile karar alınması önerisi

    İstişare ile karar alınması önerisi

    Eğitim-Bir-Sen Malatya 1No’lu Şube Başkanı, Memur-Sen Malatya İl Temsilcisi Hüseyin Söylemez, “Bürokrasiye tavsiyemiz önemli konularda tüm paydaşlarla seri istişare ederek daha doğru, isabetli kararlar almalarıdır” dedi.

    Eğitim-Bir-Sen Malatya 1No’lu Şube Başkanı Memur-Sen İl Temsilcisi Hüseyin Söylemez, yeni genelgeyle okul öncesi kurumların yüz yüze eğitime başlatılması konusunu eleştirerek, “ Milli Eğitim Bakanlığı’nın 31 Aralık tarihine kadar okulları kapatmasını “Her İşin Başı Sağlık” diyerek makul görmüş, bir süre daha sabrederek salgının etkisinin azalacağına katkı sağlayacak bu kararı yerinde bulmuş ve desteklemiştik. Aradan 1 gün geçer geçmez yayınlanan yeni genelgeyle okul öncesi kurumların yüz yüze eğitime başlatılması, ya eğitim kurumlarının salgına olumsuz bir etkisinin olmadığını ya da burada çalışan öğretmenlerimizin bakıcı gibi değerlendirilmesi algısını ortaya çıkarmıştır. Esas olan eğitimin yüz yüze yapılmasıdır. Ancak bu karar eğitim kurumlarının kapatılma gerekçesiyle uyuşmamıştır. Bakanlık kararını yeniden gözden geçirmeli ve çelişkisini ortadan kaldırmalıdır” ifadelerine yer verdi.

    MEB’in okul öncesi kurumlarının açık tutulmasının pandemiye olumsuz etkisinin olmayacağını düşüyorsa çok daha önem arz eden 1-8-12.Sınıflar ile Destekleme Yetiştirme Kursları (DYK)’dan başlayarak kademeli bir şekilde tekrar yüz yüze eğitime başlamalarını öneren Söylemez, “Açıkçası zorlu süreçte hem devlet yetkililerini, hem çalışanımızı anlamaya çalışıyoruz. Ancak, bürokrasi karar alırken istişareden kaçıp acele davrandığında dünü bugüne uymadığı gibi, bugünü de yarınına uymayacaktır. Her işin başı sağlık deyip tüm eğitim kademelerinde bir karar alıp bugün okul öncesi için revize ediyorsunuz. Düşünün ki il merkezlerinden taşradaki okullarımıza 100-120 km yolu servisle veya özel araçlarıyla birkaç öğretmen beraber ulaşırken, her ilde yüzlerce Bayan Ana Sınıfı öğretmeni farklı köy okullarına tek başına nasıl ulaşacak, bu arkadaşlar için risk yok mu?

    Sanırım bakıcı sorunu bugün akla geldi de, fedakar öğretmenlerimizin en iyi bakıcı olduğu da düşünüldü. Bürokrasiye tavsiyemiz önemli konularda tüm paydaşlarla seri istişare ederek daha doğru, isabetli kararlar almalarıdır.

    Rabbim, Covid-19 illetini milletimizden bir an önce uzaklaştırsın ve de sağlıklı bir ortamda masum öğrencilerimizle yüz yüze eğitime devam etmeyi nasip etsin” diye konuştu.

  • Öğrencilere ara tatilde tekrar önerisi

    Öğrencilere ara tatilde tekrar önerisi

    Malatya Mercan Koleji uzman eğiticileri, ara tatile giren öğrencilere bu süreyi iyi değerlendirmeleri konusunda uyarılarda bulunarak, derslerin tekrar edilmesi önerisinde bulundu

    Malatya Mercan Koleji Yönetim Kurulu Başkanı Eğitim Uzmanı Dr. Özcan Mercan, 13 Kasım’da 7 günlük ara tatili başlayan öğrencilere ara tatili iyi değerlendirmeleri konusunda uyarılarda bulundu. Öğrencilere önerilerde bulunan Eğitim Uzmanı Dr. Özcan Mercan, “Ara tatiller öğrenciler için sadece; dinlenme, eğlenme, televizyon ve bilgisayar başında zaman geçirme ve olarak düşünülmemelidir. Bu tatil; sonraki eğitim dönemine hazırlanmak ve geçmiş dönemi gözden geçirmek için çok önemli bir fırsattır” şeklinde konuştu.

    Mercan, öğrencilere ders tekrarı tavsiyesinde de bulunarak, “Öğrenciler öncelikle ara tatili değerlendirme planı yapmalı ve plana sadık kalmaya çalışmalılar. Öncelikli olarak YKS-LGS hazırlığı yapan öğrenciler için verimli bir tatil dönemi nasıl geçirmesi konusunda üm öğrenciler birinci olarak uygun bir çalışma planı yapmalıdır. Bu dönem içerisinde hem konu tekrarları olmalı hem de soru çözümleri olmalıdır. Özellikle geçmiş konulardan çok fazla hata yapan öğrenciler genel tekrar çalışmalarına ağırlık vermelidir. Yapılan konu tekrarları bol soru çözümü ardından deneme sınavı ile de mutlaka pekiştirilmelidir” ifadelerini kullandı.

    Sınav grubu dışında ki öğrencilerin de bu süreci dinlenerek, eğlenerek yada televizyon ve bilgisayar başında geçirmemesi gerektiğini vurgulayan Mercan, “Bu tatiller onlar için de hem geçmiş dönemi gözden geçirmek için hem de bol kitap okuyarak yorum ve anlama becerisini geliştirmek için çok önemli bir fırsattır. Daha detaylı açıklarsam şöyle bir veriden bahsetmek istiyorum Araştırmalar; insanların öğrendiklerinin yüzde 75’ini bir haftada, yüzde 66’sını bir günde, yüzde 54’ünü de bir saat içerisinde unuttuğunu göstermektedir. Bundan ötürü unutmayı ortadan kaldırmanın en iyi ve en etkili yolu ise yapılacak tekrarlardır. Özellikle geçmiş konulardan çok fazla hata yapan öğrenciler genel tekrar çalışmalarına ağırlık vermelidir. Eksik konularını öncelikle tespit etmeli ve gün gün planlamalı, ardından her güne konu yerleştirmeli ve onları mutlaka halletmelidir. Bu planlama, öğrenciyi hem akademik hem de psikolojik olarak rahatlatacaktır. Konuları planlarına yerleştirirken de en çok hata yaptıkları konular olmasına dikkat etmeliler. Bu söylemlerimden öğrenciler tüm tatili ders çalışarak geçirmesi gerektiğini düşünmesinler. Tabi ki tatil demek sadece ders çalışmak demek değildir; öğrencilerimiz birkaç gününü de tatil, dinlenme ve hobileri için ayırabilirler. Sürekli ders çalışmakla geçirilecek bir tatil dönemi elbette motivasyonlarını olumsuz etkileyecek ve dinlenmelerini engelleyecektir. Bu yüzden, planlarının içerisine hobilerine ve eğlenmeye ayıracakları özel zamanlar da olmalıdır. Özellikle kitap okumak devamında televizyon izlemek, fiziksel aktiviteler yapmak gibi aktiviteler planlarının içerisinde olabilir. Burada önemli olan neye ne kadar zaman ayıracaklarıdır” diye konuştu.

    Vakitleri verimli kullanmanın herkesin elinde olduğuna dikkat çeken Dr.Özcan Mercan, öğrencilerin İçinde bulundukları tatili en verimli ve faydalı şekilde geçirmek adına planlama yaparken okul psikolojik danışmanlarından mutlaka yardım alması gerektiğine de dikkat çekti.

  • Putin’den BM personeline ücretsiz Rus korona virüs aşısı önerisi

    Putin’den BM personeline ücretsiz Rus korona virüs aşısı önerisi

    Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin Birleşmiş Milletler (BM) 75. Genel Kurul toplantısında yaptığı konuşmada korona virüs salgına değinerek, “Rusya, Birleşmiş Milletler’e nitelikli yardımlar sağlamaya hazır. Bu anlamda BM’nin gönüllü olan örgüt ve birim çalışanlarına aşı uygulamasını ücretsiz sağlamak istiyoruz” dedi.

    Bu yıl yeni tip korona virüs (Covid-19) salgını nedeniyle sanal olarak gerçekleştirilen Birleşmiş Milletler 75. Genel Kurulu toplantısında ülke liderlerinin konuşmaları devam ediyor. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin yaptığı konuşmada BM’nin kuruluş amacına değinerek, “1945’te Nazizm yenildi, saldırganlık ve nefret ideolojisi çöktü. İttifak deneyimi ve ruhu, barış ve ortak zafer için ödenen büyük bedelin anlaşılması, savaş sonrasındaki dünya düzenini inşa etmeyi mümkün kıldı. Bu düzenin temeli, bugüne kadar uluslararası hukukun ana kaynağı olarak kalan BM Tüzüğü oldu” dedi.

    Birleşmiş Milletler’in günümüze kadar süren icraatlarından övgüyle bahseden Putin, “Geride kalan 10 yıla baktığımızda, Soğuk Savaş döneminin tüm karmaşıklıkları, köklü jeopolitik değişimler, günümüz küresel siyasetindeki entrikalar dikkate alındığında BM’nin dünyayı korumak, halkların ve kıtaların sürdürülebilir kalkınmasını teşvik etmek ve yerel krizlerin üstesinden gelmeye yardım etmek olan ana misyonunu hakkıyla yerine getirdiğini söyleyebiliriz” şeklinde konuştu.

    “Daimi üyelerin veto hakkı korunmalı”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Dünya 5’ten büyüktür’ sözüyle BM’nin yapısını her dönemde eleştirmesi üzerine başlayan tartışmalara katılan Putin, Rusya’nın da bulunduğu 5 ülkenin BM’deki veto haklarının korunması gerektiğini savunarak, “BM’nin bu muazzam potansiyeli ve deneyimi, ilerlemek için gereklidir ve iyi bir temel teşkil etmektedir” dedi. Putin, “Elbette yaşanan değişiklikler BM’nin ana organı olan Güvenlik Konseyi (BMGK) üzerinde, BMGK’nın reformuyla ilgili yaklaşımlara ilişkin tartışmalar üzerinde etkili oldu. Güvenlik Konseyi, tüm ülkelerin çıkarlarını daha bütüncül şekilde gözetmeli ancak daha önce olduğu gibi küresel yönetim sisteminde kilit unsur görevi görmeli. Bu, daimi üyelerin veto hakkı korunmadan sağlanamaz. İkinci Dünya Savaşı’nda galip gelen 5 ülkenin bu hakkı bugünkü askeri ve politik dengeyi sağlıyor” dedi.

    “Uzmanlar, salgın nedeniyle ortaya çıkan sosyoekonomik şokun boyutunu henüz hesaplayamadı”

    Konuşmasında korona virüs salgınının dünyaya etkilerinin dehşet verici boyuta uzandığını belirten Putin, “Hepimiz temelde tek bir meydan okumayla karşı karşıyayız. Hastalık milyonlarca insanı etkiledi. En değerli şey olan insan hayatını. Karantinalar, sınırların kapatılması, farklı bölgelerde yaşayan insanlara sorunlar çıkardı. Bunların tümü bugünün gerçeklikleridir. Uzmanlar, salgın nedeniyle ortaya çıkan sosyoekonomik şokun boyutunu henüz hesaplayamadı” dedi.

    Küresel ekonominin rotasyonunun çok uzun zaman alacağını ifade eden Putin, “Daha önceden uygulanan kriz karşıtı önlemler her zaman işe yaramayacaktır. Yeni ve aynı olmayan çözümler gereklidir. Bunları ancak birlikte çözebiliriz. Hem BM hem de G20 ülkelerinin salgın nedeniyle zor zamanlar geçiren ve temel ihtiyaçlara gereksinim duyan hükümetlere destek vermesi önemli bir görevdir” diye konuştu.

    BM personeline Rus aşısı önerdi

    Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin Rus bilim adamlarının geliştirdiği “Sputnik-V” adlı korona Virüs aşısı ile ilgili BM’ye öneride bulunarak, “Rusya, Birleşmiş Milletler’e nitelikli yardımlar sağlamaya hazırdır. Bu anlamda BM’nin gönüllü olan örgüt ve birim çalışanlarına aşı uygulamasını ücretsiz sağlamak istiyoruz” dedi.

    “Yenilikler dijital gelişimde kontrolsüz bir şekilde yayılma eğiliminde”

    Covid-19 salgınından sonra birçok ülkenin yeni deneyimler oluşturduğuna dikkat çeken Putin, “Salgın birçok teknolojik ve insani konuda keskin bir değişime neden oldu. Bu nedenle dijital gelişim, eğitim, ticaret, hizmet sektöründeki sistemin hızlanması ve uzaktan eğitim gibi sistemler hızla gelişti. Ancak yenilikler dijital gelişimde kontrolsüz bir şekilde yayılma eğilimindedir. Bu geleneksel silahlar gibi riskli boyutlara ulaşabilir” diye konuştu.

    “Siber güvenlik ve dijital teknolojiler BM’de tartışmaya açılmalı”

    “Radikal ve aşırılık yanlıları bu kontrolü ele alırsa sadece çatışma bölgelerinde değil, müreffeh ülkeler için büyük riskler ortaya çıkabilir” diyen Putin, “Bu bağlamda siber güvenlik ve dijital teknolojiler BM’de tartışmaya açılmalıdır” ifadelerini kullandı.

    “ABD ile görüşmeler yapıyoruz”

    Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Amerika Birleşik Devletleri ile Stratejik Saldırı Silahlarının Azaltılması Anlaşması’nın (START-3 Anlaşması) uzatılması konusunda görüştüklerini açıklayarak, “Rusya, bölgesel kriz ve çatışmaların barışçıl, siyasi ve diplomatik çözümünü desteklemek ve stratejik istikrarı sağlamak için her türlü çabayı gösterecektir” dedi.

    Öncelikle çözülmesi gereken meselenin Şubat 2021’de sona erecek olan Rusya ve ABD arasındaki Stratejik Saldırı Silahlarının Azaltılması Anlaşması olduğunu vurgulayan Putin, “Buna dair ABD’li ortaklarımızla görüşmeler yapıyoruz. Buna ilaveten yeni füzelerin konuşlandırılmasında karşılıklı kısıtlamalara güveniyoruz” şeklinde konuştu.