Etiket: Önerileri

  • Uzun Boylu Nesiller İçin Beslenme Önerileri

    Uzman Diyetisyen Aslıhan Küçük, uzun boylu nesiller için beslenme önerilerinde bulundu.

    Gebze Medical Park hastanesinden Uzman Diyetisyen Aslıhan Küçük, boy uzamasının genel olarak genetik unsurlarla birlikte düşünüldüğünü ancak genetik unsurların dışında beslenme alışkanlıkları, spor, uyku düzeni, ağır iş- yapıp yapmama gibi birçok çevresel faktörlerin de boy uzamasını etkilediğini söyledi.

    Sağlıklı kemiklere sahip olmanın, uzun boylu olmak isteyenlerin birincil dikkat etmesi gereken husus olduğunu belirten Uzman Diyetisyen Aslıhan Küçük, “Kemiklerin gelişip yenilenebilmesi, sağlıklı olması için de bazı minerallere ihtiyacı vardır. Bu minerallerden en önemlileri kalsiyum ve fosfordur. 11-24 yaş arasındaki dönem fosfor ve kalsiyum ihtiyacının en fazla olduğu dönemdir.

    Diğer bir etken ise D vitaminidir. D vitamin de kemik gelişimi için önemli bir faktördür. D vitamini sayesinde mineraller etkin bir şekilde emilir. D vitamini en çok yumurta sarısında, karaciğerde, balık yağında bulunur. Ama temel kaynağı güneş ışınlarıdır ve deride güneş ışığının etkisiyle de meydana gelir. Günde en az 15-30 dk. arasında güneş ışınlarından faydalanmak gerekir” dedi.

    Uzun bir boya sahip olmak için tek başına beslenmek veya egzersiz yapmanın bir sonuca götüremeyeceğini kaydeden Uzman Diyetisyen Aslıhan Küçük, “Egzersizin yanı sıra boy uzaması için gerekli olan besin desteklerini de mutlaka kullanmalıyız. Özellikle besin konusunda daha duyarlı olarak buna başlayabilirsiniz.

    En uygun beslenme tarzı ise, sebze, meyve ve proteinlerin dengeli alınmasıdır. Normal kemik büyümesi için yeterli proteinin alınması, A, C, D vitaminleri, kalsiyum, fosforlu gıdaların yeterli miktarda tüketilmesi gerekir. Çinko ve bakır gibi elementler de boy uzaması için oldukça gerekli minerallerdir. Bunlar sadece boyun normal şekilde uzamasını sağlar ve eksikliğinde boy kısalığı görülebilir.

    Protein ve gerekli minerallerin yeterince alınabilmesi için et ve süt ürünlerinin çocukluk ve ergenlik döneminde düzenli olarak tüketilmesi gerekiyor” diye konuştu.

    Uzman Diyetisyen Aslıhan Küçük, kemik gelişimini daha tamamlamamış boyu kısa bireylerin bazı besinleri daha fazla tüketmeleri gerektiğini belirterek daha sonra şunları söyledi;

    “Süt: Gün boyunca 2 su bardağı süt içilmesi boy uzamasını desteklemesinin yanı sıra çocuğunuzun kemik yapısının da güçlenmesini sağlıyor. Sütün boy uzamasını daha fazla desteklemesi için ise gece yatmadan içilmesi gerekir. Çünkü bu saatte içilen süt, büyüme hormonunun salgılanmasına da destek verir.

    Süt Ürünleri: İçerisinde kalsiyum bulunan bu grupta yoğurt, ayran ve peynir bulunur. Özellikle yoğurt, çocuğunuzun sebze yemeği tüketirken bile tabağında mutlaka bulunmalıdır. Peynir tüketmeyen çocuklarda peynir tüketimini sağlamak için ise peynirli börek veya poğaça hazırlayabilirsiniz.

    Brokoli: Bağışıklık sisteminin güçlenmesinde ve vücudun korunmasında başrol oynayan brokoli, çocuğunuzun boyunun uzamasını sağlayan önemli bir sebzedir. Çocuklar tarafından çok sevilmese de belirli sıklıklarla tüketilmesi önerilir.

    Kuru Meyveler: Kuru meyvelerde iyi bir kalsiyum kaynağıdır. Bu sebeple boy uzamasını sağlar. Ara öğün olarak veya süt ile birlikte tatlı ihtiyacını gidermek için çocuğunuza verebilirsiniz. Kuru meyvelerin tüketim miktarı önemlidir. Çünkü fazla tüketilirse, kilo sorununa da neden olabilirler. Gün içerisinde 4-5 kuru kayısı, 2 kuru incir, 1 avuç siyah kuru üzüm seçeneklerinden birinin tercih edilmesi yeterli olacaktır.

    Susam: En yüksek kalsiyum içeren besin olması nedeni ile çocukların beslenmesinde önemli olan susam tohumunun 100 gr da 1160 mg kalsiyum bulunmaktadır fakat yağ içeriğinin yüksek olması nedeni ile porsiyon miktarına dikkat edilerek tüketilmesi gerekir. Çocuklarınıza bazı günler ekmek yerine simit verebilirsiniz.

    Soya Fasulyesi: Soya fasulyesi kalsiyum içeriği zengin olan besinlerdendir. Genellikle ülkemizde salata olarak tüketilir. Çocukların boyunun uzamasına katkısı olacak bu besini sizde yemeklerinizde kullanabilirsiniz.”

  • Uzmanlardan Koah Önerileri

    Bitlis Devlet Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehmet Yüksekkaya, Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) hakkında önerilerde bulundu.

    Yüksekkaya, dünyada ve Türkiye’de KOAH’ın en sık görülen sebebinin sigara ve tütün ürünlerinin kullanımı olduğunu söyledi. Sigara kullanımının en sık ölüm sebepleri arasında Türkiye’nin üçüncü sırada yer aldığını ifade eden Yüksekkaya, “Bitlis’te tütün ürünlerinin çok sık kullanılmasına bağlı olarak KOAH oldukça fazla görülmektedir. KOAH tedavisinde kullandığımız ilaçlar hastalığı durdurmaktan ziyade hastayı rahatlatmak amacını taşımaktadır. Bu ilaçlar KOAH’ı kesinlikle düzeltmemektedir. KOAH kısmi dönüşümlü bir hastalıktır. Tedavisinden ziyade hastalığın önlenmesi ve halk arasında farkındalığın artırılması amaçlanmaktadır. KOAH’daki en önemli silahımız sigara bırakmasıdır. KOAH gelişimini durdurmakta tek ve en etkili yöntem sigarayı bırakmaktır. Özellikle sigara kullanımı yasaklanması ev içi hava kirliliğinin engellenmesidir. Bitlisli kadınlarda KOAH sık görülmektedir. Bununda en büyük sebebi ise soba da yakılan ağaç ve tezek dumanının solmasıdır” dedi.

  • Aile Şirketlerinde Yaşanan Sorunlar Ve Çözüm Önerileri

    Biga İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyeleri Prof.Dr.Nazan Yelkikalan ve Doç.Dr.Erdal Aydın Biga Sanayici ve İşadamları Derneğinin (BİSİAD) geleneksel kahvaltılı sohbetine katıldı. Köşdere Aktivite merkezinde düzenlenen kahvaltı sohbetinin açılış konuşması BİSİAD başkanı Zeka Baş tarafından yapıldı. Aile şirketlerinde yaşanan sorunlar ve çözüm önerileri konulu sohbete işadamları büyük ilgi gösterdi.

    Sohbette konuşan Biga İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyeleri Prof.Dr.Nazan Yelkikalan aile şirketlerinin aile içerisinde bırakılmayacak kadar önemli olduğunu vurguladı. Yelkikalan, “Aile şirketleri sahip oldukları özellikleri nedeniyle günümüzde daha fazla önem kazanmaya başlamıştır. Bütün şirketlerin en önemli özelliği duygusal yoğunluğa sahip olmalarıdır. Aile şirketlerinde duygusallık ve rasyonelliğin bir arada bulunması çatışmaya neden olur. Bu çatışmada duygusallığı yoğun aile işletmelerinin gelecekte ayakta durabilmesi için rasyonel gerçeklere dayalı stratejik planlama yapmasının önemi üzerinde durulmaktadır. Türkiye’deki aile işletmelerinin çöküşünde başarısızlığında yüzde 80 oran aile ile ilgili konularda alınan kararlar ilk sırada yer alıyor. İşletmelerin yüzde 20 sinin ticari nedenlerle battığı ortaya konmuştur” diye konuştu. Doç.Dr.Erdal Aydın ise dünyanın hızlı bir şekilde kabuk değiştirdiğini belirsizliğin olduğu bir ortamda iş yapmanın çok zor olduğunu bu nedenle de işin gençlere bırakılmasının önemini anlattı.

  • Uzmanından Cilt Sağlığı Önerileri

    Özel Star Medica Hastanesi Deri ve Zührevi Hastalıkları Uzmanı Dr. İrem Eren Kutlutürk, cilt sağlığının önemli bir konu olduğunu ve daha canlı bir cilt için doğal ürünlerin tercih edilmesi gerektiğini söyledi.

    Tekirdağ merkez Süleymanpaşa ilçesinde bulunan Özel Star Medica Hastanesi Deri ve Zührevi Hastalıkları Uzmanı Dr. İrem Eren Kutlutürk, cilt sağlığı konusunda bilgi verdi. Uzm. Dr. Kutlutürk, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, cildi daha genç ve daha canlı tutmanın bazı yöntemleri olduğunu belirtti.

    Yatmadan önce makyajın mutlaka temizlenmesi gerektiğini söyleyen Uzm. Dr. Kutlutürk, “Vücutta selüloit yumrularını azaltmak için, kan dolaşımını hızlandırmak için cildi fırçalamak çok önemli. Makyajlı gece yatmamalıyız. Yüzümüzü temizlemeliyiz. Cildi temiz tutmak çok önemli. Masaj yapabiliriz. Masaj yapmak lenf dolaşımını artıracaktır. Kan dolaşımını da artırdığından dolayı cildi daha canlı, daha parlak tutacaktır. Dairesel hareketlerle cilde peeling uygulamak, cildi canlı tutar” dedi.

    “BİTKİSEL SAÇ BOYALARI TERCİH ETMELİYİZ”

    Saç sağlığı ile ilgili de uyarılarda bulunan Uzm. Dr. Kutlutürk, “Parlak saçlara sahip olmak istiyorsak, saç boyarken kendi doğal saç rengimizin 1-2 ton koyusunu ya da açığını tercih etmeliyiz. Bitkisel boyalar tercih etmeliyiz. Kimyasal boyalar, cilde ve saçlara zarar vermektedir. Saçları taramak da çok önemli. Kan dolaşımını artırır, dolayısıyla saçlarımızın parlak görülmesine neden olur” diye konuştu.

    Ağır diyetlerin insan sağlığını olumsuz yönde etkilediğine değinen Uzm. Dr. Kutlutürk, “Ağır diyetler yapmamalıyız. Özellikle bahar döneminde havaların ısınmasıyla kadınlarımızda çok ağır diyetler gözlemliyoruz. Vitamin değerleri düşüyor, kansızlık görülüyor kişilerde. Bu tarz durumlar, cildin daha soluk, daha mat görünmesine ve daha sağlıksız görünmesine neden oluyor” ifadelerini kullandı.

    “CİLT TEMİZLİĞİ ÖNEMLİ”

    Cilt temizliğinin önemli ve özen gösterilmesi gereken bir konu olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Kutlutürk, “Cilt tipimize uygun temizlik ürünleri kullanmalıyız. Cilt tipini belirlemek için de, yüzümüzü yaklaşık 10 kez ılık su ile yıkamalıyız, 30 dakika sonra yüzümüze bakmalıyız. Eğer çok fazla kuruluk, gerginlik varsa kuru tip cilde sahibiz demektir. Eğer sadece orta bölümde yağlanma oluyorsa karma cilt tipine sahibiz demektir. Yüz tamamen yağlı hale geliyorsa da yağlı bir cilde sahibiz demektir. Bu şekilde cilt tipini belirledikten sonra buna uygun ürünler kullanmalıyız cilt temizlemede” dedi.

    Cildi olumsuz etkileyen bir konunun da zararlı güneş ışınları olduğunu aktaran Uzm. Dr. İrem Eren Kutlutürk, “Yaz dönemine geçiyoruz. Bu dönemde güneş koruyucu kullanmak çok önemli. 50 faktörlü güneş koruyucu kullanmaya özen göstermeliyiz. Güneş koruyucuların da koruma süresi çok uzun değil. Etkisi 1-2 saat sürüyor. Bunun için de birkaç saatte bir tekrarlamalıyız” açıklamasında bulundu.

  • Diyet Önerileri

    İzmir Swissotel, Büyük Efes’te görev yapan kadın çalışanlara yönelik bir bilgilendirme semineri gerçekleştirdi. ‘Kadınlarda doğru beslenmenin önemi’ konulu bir sunum gerçekleştiren İzmir Üniversitesi Hastanesi Diyetisyeni Fatma Baysal, yeme alışkanlıkları ile ilgili önerilerde bulundu.

    Doğru beslenmenin faydalarını sıralayan Diyetisyen Fatma Baysal, “Kadınlar yapıları gereği erkeklere göre daha doğru beslenmeli ve gıdayı özenle seçmelidir. Belli ölçüler çerçevesinde birçok besini rahatlıkla yiyebilir ve bu şekilde hastalıklara karşı doğal bir korunma sağlayabilirsiniz” dedi.

    YEDİKLERİNİZE DİKKAT EDİN

    Günde en az 5 porsiyon sebze ve meyve tüketilmesini öneren Fatma Baysal, “Sağladığı önemli besin öğeleri ve yararları ile meyve ve sebze tüketimi kesinlikle atlanmamalı. Meyve ve sebze gurubu besinler hücre yenilenmesi, doku onarımı, diş, göz, deri sağlığı ile kadınsal hastalıklara karşı direncin arttırılmasında önemli rol oynar. Elma, portakal, armut, şeftali gibi meyvelerle domates, salatalık ve taze fasulye gibi sebze ihmal edilmemeli” diye konuştu.

    KARBONHİDRAT İHMAL EDİLMEMELİ

    Diyetisyen Fatma Baysal, yanlış diyet uygulamalarının vücut sağlığını bozduğunu anlatarak şunları söyledi: “Karbonhidrat gurubu yiyecekler, zayıflamak isteyen kadınlarımızın menülerinde genellikle yer almaz. Ancak vücut ağırlığı dikkate alınarak karbonhidrat tüketimi sağlanmalıdır. Günde 6 dilim ekmek veya 3 dilim ekmek, 1 kepçe çorba ve 4 yemek kaşığı pilav ya da makarna tüketmelidir. Vücut, enerjisinin büyük bölümünü karbonhidratlardan alır.”

    “KIRMIZI ETİ LİMON İLE YİYİN”

    Proteinin dengeli şekilde tüketilmesi gerektiğini anlatan Baysal, “Haftada 2 gün kırmızı et, 2 gün balık, 2 gün kuru baklagil ve 1 gün tavuk yenilmesini tavsiye ediyoruz. Kırmızı ette bulunan demirin emiliminin tam anlamıyla sağlanması için etin, limon ile birlikte tüketilmesini öneriyoruz. Ayrıca protein ağırlıklı bir öğünün ardından çay ve kahve en erken yarım saat sonra içilmeli” dedi.

    KENDİNİZİ KORUYUN

    Birçok besin gurubunun hastalık ve yaşlanmaya karşı kadınları koruyucu etkisi olduğunu kaydeden Fatma Baysal, sözlerini şöyle tamamladı: “Meme kanserine karşı koruyucu etkisi olduğu bilinen üzüm çekirdeği düzenli olarak tüketildiğinde menopozun fiziksel ve psikolojik etkilerinin azalmasında, kas kütlesinin korunmasında ve kan basıncının azalmasında olumlu etki yapar. Çikolatanın yaşlanmayı geciktirici ve hipertansiyon riskini azaltan etkisi bilimsel çevrelerce ispatlanmıştır. Günde 20 gram bitter çikolata tüketilmesi yeterli olacaktır. Ayrıca tatlı krizini ortadan kaldırmak için hurma yenilmesini tavsiye ediyoruz. Hurma, süt artırıcı etkisi ve yüksek kalsiyum ve fosfat içeriği ile kemik erimesi hastalığını önlemede yardımcıdır. Selülit etkilerini azaltmak için ananas, kalp sağlığı için de avokado yenmesini öneriyoruz.”