Etiket: Önerileri

  • Masa başı çalışanlara özel beslenme önerileri

    Bir çok kişinin masa başında çalışmaktan şikayetçi olduğunu belirten Uzman Diyetisyen Aslıhan Küçük masa başında çalışanlar için sağlıklı beslenme hakkında tüyolar verdi.

    Gebze Medical Park Hastanesi Diyetisyeni Aslıhan Küçük, “Günde sekiz, haftada kırk saatinizi masa başında çalışarak geçirenlerdenseniz ve sağlıklı beslenmek, kilonuzu korumak istiyorsanız bazı ipuçları mevcut” dedi.

    Küçük, sağlıklı beslenmek için 7 maddeli beslenme listesini şöyle sıraladı:

    “1. Günaydıran Kahvaltınızı Atlamayın: Gece boyunca bir şey tüketilmediği için uzun süren açlık nedeniyle metabolizma hızınız yavaşlamaktadır. Sabahları uyandıktan sonra metabolizmanızı canlandırmak için en fazla 1 saat içerisinde ve sağlıklı besinlerden oluşan bir kahvaltı gerekmektedir. Eğer sabahları kahvaltı etmeden güne başlanırsa geçen her süre metabolizmanızın daha da yavaşlamasına sebep olmaktadır. Fakat kilo problemi yaşayan kişilerin enerji harcama sorunları olmasından dolayı zayıf olan kişilere göre daha yoğun bir kahvaltı yapmaları zayıflamayı kolaylaştırmak yerine zorlaştırmaktadır. Yapılan araştırmalar şişman kişilerin kahvaltıyı geç ve oldukça yoğun yaptığını göstermektedir.

    2. En Dost İçeceğiniz Suyunuz Olsun: Gün içerisinde kendinizi sürekli halsiz veya yorgun hissediyorsanız su tüketiminizi kontrol etmeyi unutmayın! Ayrıca, böbrek fonksiyonları, vücut ısı dengesi, kan dolaşımı, atık maddelerin atılması ve besinlerin taşınması için su tüketimi çok önemlidir.

    3. Çay ve Kahve Tüketimine Dikkat Edin: Gün içerisinde kendimizi daha zinde hissetmek için çay ve kahve tüketimini arttırırız. Fakat çay ve kahvenin aşırı tüketilmesi; bazı vitamin ve mineral emilimlerini bozmaktadır. Özellikle antioksidan vitaminler (A, C, E) hassas olduklarından kahve ve çaydaki tanen ve kafeinden negatif etkilenirler. İçecek olarak yeşil çay, beyaz çay veya diğer bitki çaylarını tercih edebilirsiniz.

    4. Tatlı Krizlerinize Yetişen Acil Yardım: Ara öğünler özellikle uzun süre aç kalmayı engelleyerek kan şekerinin düzenlenmesini, o esnada vücut için gerekli enerjinin sağlanmasını ve metabolizma hızının yükselmesini sağlar. Böylece gün içerisinde daha dinç, daha zinde bir vücuda kavuşarak, konsantrasyon bozukluğu, uyku, yorgunluk gibi problemler engellenmiş olur. İş yerinizde tüketebileceğiniz minik atıştırmalar: Kuru kayısı ve ceviz; yaban mersini ve fındık; süt ve 1 adet meyve; beyaz peynir ve ekmek ile minik bir sandviç olabilir.

    5. Nerede Hareket Orada Bereket: Gün içerisinde yapacağınız düzenli egzersiz ile kalori yakımını fazlasıyla arttırılabilir; metabolizmanızın aktif ve sürekli olarak çalışmasını sağlayabilirsiniz. Spor yapmak için vaktiniz yoksa gün içerisindeki hareketinizi asansör kullanmak yerine merdivenleri tercih ederek, yürüyerek gidilebilecek noktalara araçsız giderek arttırabileceğinizi unutmayın.

    7. Toplantı Öncesi Dikkat Toparlayan Yiyecekler: Bazı besinler çalışma sırasında hem dikkatinizi toparlamaya hem de sizi daha hızlı düşünmeye sevk edecek bir etkiye sahiptir. Eğer bir konuya odaklanmak istiyorsanız ceviz, fındık veya yer fıstığı tüketebilirsiniz fakat miktarı göz ardı etmeyin! Hafızanızı kuvvetlendiren havuç aynı zamanda beyin metabolizmasını etkilemektedir. Sadece yarım avokado tüketerek hafıza ve konsantrasyonunuzu arttırabileceğinizi unutmayın.”

  • Kurban Bayramı için 4 günlük diyet önerileri

    FBM Tıp Merkezi Diyetisyeni Mustafa Tilekli, diyet yapanlara Kurban Bayramı için tavsiyelerde bulundu.

    Diyetisyen Mustafa Tilekli, özellikle şeker ve et tüketiminin çok yoğun olacağı bu 4 günde vatandaşların dikkat etmesi gerekenleri anlattı. Düzenli yürüyüş yapmanın önemini vurgulayan Tilekli, “Her bayram, kilo problemi yaşayan veya herhangi bir sağlık problemi olan herkesin beslenmesine daha çok dikkat etmesi gereken günler olarak karşımıza çıkıyor. Kurban Bayramı, Ramazan Bayramı’na nazaran et tüketiminin de tatlı tüketimine ilave olarak arttığı günler olduğu için bir nebze daha fazla özen gösterilmesi gerekiyor. Özellikle Kurban Bayramı kahvaltılarda klasik düzenin dışında etin bol yenildiği günlerdir. Son zamanlarda ekmek yenilmediği zaman sınırsız et tüketiminin zararlı olmayacağı yönünde yanlış bir algı mevcut. En nihayetinde et, hazırlanması, pişirilme tekniği ve tüketilme miktarı açısından dikkat edilmediğinde vücutta yağ olarak depolanacaktır. Yağ olarak depolanmasının yanına kalp damar hastalığı bulunan kişilere ilave risk oluşturacaktır. Yani karbonhidrat almayıp sadece salatayla sınırsız bir et tüketmekte problem olmaz diye düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. 4 günlük bayram süresince gün içinde değişen öğün saatleriniz ve diyetinizin içeriğini dengelemek adına özellikle akşam yemeklerini erken yedikten sonra gece atıştırmalıklarını mümkün olduğunca azaltmalı, hatta bırakmalısınız” dedi.

    Kavurmanın Kurban Bayramı’nın vazgeçilmezi olduğunu hatırlatan Tilekli,

    “Elbette ama onda da yağ içeriğine dikkat ederek tüketmekte fayda var. Unutmayın yeteri kadar harcanmayan enerji en büyük depolanma sebebidir. Havalar henüz soğumamışken bayram süresince düzenli yürüyüşlerinizi ihmal etmeyin. Dışarıda yürüme fırsatı yoksa evde de zamanınızı ayırıp yapabileceğiniz onlarca farklı egzersiz programları mevcuttur. Et tüketirken dikkat etmesi gereken bir diğer grup ise demir eksikliği bulunanlardır. Özellikle gelişme çağında bulunan ve aynı zamanda demir eksikliği yaşayan çocuk veya ergenlerin et tüketirken yanında yoğurt, ayran, cacık gibi kalsiyum içeriği yüksek gıdaları azaltmaları, hatta çıkarmaları gerekir. Tüketilen etin demirinden en iyi faydalanma yolu ise beraberinde yenilen salataya limon ilave etmek olacaktır. Bu kadar etin tüketileceği günlerde tabi ki tatlıya da en az et kadar dikkat edilmesi gerekir. Halihazırda diyet yapan kişilerin bayram sonrası diyetlerine adapte olma konusunda zorluk yaşamamaları için bu genel önerilere daha çok dikkat etmesi gerekir” diye konuştu.

  • Yeni annelere lohusalık dönemi için beslenme önerileri

    Beslenme ve Diyet Uzmanı Işıl Turgay Canbolat, yeni annelere lohusa döneminde hem kendileri hem de bebekleri için nasıl beslenmeleri gerektiği konusunda uyarılarda bulunarak, önerilerini sıraladı

    Medical Park Gaziantep Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Işıl Turgay Canbolat, yeni annelere loğusa döneminde hem kendileri hem de bebeklerinin beslenmesi konusunda uyarılarda bulundu. Canbolat, “Bebek doğduğu andan itibaren sık sık emzirilmelidir. Yeni doğan bebekler için günde 8-10 kez, üçüncü aydan itibaren 5-6 kez gibi. Sık emzirme bol süt gelmesini sağlarken, susama ihtimalinizi de arttıracak ve bol sıvı tüketimi sütünüzü olumlu yönde etkileyecektir. Emzirmeden önce bebeğinize su, mama gibi gıdalar vermeyiniz. Bu bebeğin küçük olan mide kapasitesinin çabuk dolmasına sebep olacağı için, dolu olan göğsünüzün boşalmasına engel olacaktır. İlk 6 ay sadece anne sütü verilmelidir. Çünkü anne sütü protein, karbonhidrat ve yağ açısından bebeğinize gerekli olan tüm besin kaynaklarını vermenize yardımcı olacaktır” dedi.

    Canbolat, “İlk 6 ay anne sütü dediğimize göre, bir annenin tüketeceği her şey bebeğin gelişimini etkileyeceği için kesinlikle sigara ve alkol tüketimi yapılmamalıdır. Anne emzirmeden önce mutlaka kendisini psikolojik olarak emzireceği konusunda kendisini uyarmalı ve sütü daha çok sağarak vermek yerine bebekle arasındaki bağı kuvvetlendirmeli ve sık sık dinlenerek göğsünün dolmasına yardımcı olmalıdır. Anne sütünün miktarı sıvı tüketimi ve annenin psikolojisine bağlıdır. Fakat anne sütünün kalitesi ve bebeğin gelişimi tamamen annenin yeteri ve dengeli beslenmesi ile gerçekleşecektir. Bir annenin süt kalitesini arttırabilmesi için alması gereken gıdalar, haftada 1-2 gün mevsimine göre mutlaka balık ızgara tercih edilmeli, haftada 3 gün yağsız et pirzola veya et haşlama (1 yumru büyüklüğünde) tüketilmelidir. Gün içerisinde 3 porsiyon süt/yoğurt grubuna yer verilmeli, gün içinde 4-5 litre kadar şeker içermeyen sıvı gıdalar tüketilmelidir. (Şekersiz meyve kompostosu, su gibi) Bebekte gaz şikayetleri oluşturmuyorsa, tam tahıllı gıdalar, bulgur ve kuru bakliyatlara beslenmede yer verilmelidir. A vitaminince zengin havuç, ıspanak ve koyu yeşil yapraklı sebzelerin yanı sıra, bol miktarda dereotu ve brokoli tüketimi yapılmalıdır. Her gün protein kalitesini arttırmak ve annenin depolarını doldurmasını sağlamak için 1 adet haşlanmış yumurtaya yer verilmelidir. Gün içerisinde aşırı miktarda olmaksızın toplam 1 yemek kaşığı kadar ceviz veya çiğ badem ile 2 yemek kaşığı kadar kuru dut tüketimi sütün kalitesini arttırmaya yardımcı olacaktır. Bebekte gaz şikayetleri gözleniyorsa, anne tükettiği gıdalara dikkat etmeli, bir süre turunçgil, kuru bakliyat, soğuk süt veya soğuk yoğurt, taze soğan ve sarımsak, brokoli karnabahar gibi gaz şikayetlerini arttıran gıdalardan uzak durmalıdır” diye konuştu.

  • Viltigo hastalarına yaz önerileri

    Ciltte beyazlama hastalığı olarak bilinen vitiligo hastalarının en büyük sorunlarından biri yaz ve güneş. Bundan dolayı güneşin şifa kaynağı D vitamininden de yoksun kalırlar. Oysa alınacak basit önlemler sayesinde bu hastaların güneşten kaçmasına gerek kalmayabiliyor.

    Yaz ve güneş, ciltte beyazlama hastalığı olarak bilinen vitiligo hastalarının en büyük kabusu. Bundan dolayı vitiligolular yaz tatillerinde denizden ve güneşten uzak geçirmeyi tercih ederler. Oysa dermatolojik önlemlerle birlikte alınan immunoterapi desteği, bu hastaların yazın yaşantısını kolaylaştırabiliyor.

    Vitiligo hastalarının neden güneşe çıkamadıklarına değinen İç Hastalıkları ve İmmunoterapi Uzmanı Dr. Ülkü Görmez, “Yazın güneşin çıkması vitiligo hastalarının kabusunun başlangıcıdır. Çünkü beyaz lekeler iyice belirginleşir. Kapatıcılar fayda etmez olur, sıcakla etkisizleşirler, akarlar. Güneş o bembeyaz ve aşırı cılız ciltlerini inanılmaz acıtır, yaralara neden olur. Cilt kızarır, kaşınır, ciddi renk farkları oluşur. Bu ve buna benzer daha birçok nedenden dolayı vitiligo hastaları yazdan nefret ederler. Bu yüzden güneş, kum, havuz yasaklanmıştır vitiligo hastalarına. Bu yasak da gereklidir aslında çünkü dik güneş ışınları pigmentsiz ve zayıf cilt için çok tehlikelidir. Yoğun, tam bloke eden güneş koruyucular vermek konusunda dermatologlarımız bu yüzden çok haklıdır. Çünkü oluşabilecek cilt kanserlerine karşı vitiligolu ciltler çok savunmasızdır. Bağışıklık sorunları olan bu bireylerin immunoterapi almadıkları müddetçe ciltlerini güneş ışınlarından ciddi olarak korumaları gerekmektedir.” dedi.

    Mide ve bağırsak sorunu daha dikkatli olmalılar

    Yaz döneminde mide ve bağırsak sorunu yaşayan vitiligo hastalarının daha dikkatli olmaları gerektiğine değinen Görmez, “Vitiligo hastalarının yaz dönemi hassasiyetlerinin bir başka görünmeyen kısmı da, asıl buz dağının görünmeyen kısmı dediğimiz bölümdür. Yani mide ve bağırsaklarıdır. Mide ve bağırsak florası kısmen de olsa düzeltilmemiş, tedavi edilmemiş bir vitiligo hastası asla güneşe çıkmamalıdır. Çünkü bazı bağırsak parazitleri, flora bozuklukları, mantar hastalıkları vitiligoyu alerjiler ile beraber tetikler. Bu çok ayrıntılı bir konudur. Otoimmünitenin en agressif olduğu Mart, Nisan, Mayıs aylarında vitiligo yayılımcı bir seyir gösterir. Yaz güneşi ile birlikte hastalar yeni lezyonlarını fark eder. Halbuki vitiligo bahar aylarında artış gösterir ve yazın belirir. Kışın gelmesiyle deri rengi solar ve vitiligonun geçtiği zannedilebilir. Oysaki geçmez, sadece normal cilt solduğu için silikleşir.” şeklinde konuştu.

    İmmunoterapi güneşin zararlı etkisini azaltır

    Bağışıklık sistem tedavisi olan İmmunoterapi desteğinin bu hastalara çok faydası olduğunu ifade eden Dr. Ülkü Görmez,”İmmunoterapi almış bir hastada yaz – kış farkı fazla yaşanmaz. Çünkü vitiligo alanları da renklenmeye, canlanmaya başlar. Güneş canını acıtmaz, yara oluşmaz, cilt güçlenir. Ayrıca yüksek güneş faktörlerine ihtiyaç duyulmaz. Hatta bazı durumlarda yasaklanır. Çünkü D vitamini depoları doldurulmuş, bağırsak florası tedavi edilmiştir yani güneşe karşı risk kalmamıştır. Hasta çok uzun süre yani gün boyu güneş altında zaman geçirecekse 20 faktörlü güneş koruyucu kullanabilir. Tabii bu sadece immunoterapi alan, yaz süresince almakta olan hastalar için geçerlidir.” ifadelerini kullandı.

  • Keyifli bir tatil için gebelere seyahat önerileri

    Acıbadem Eskişehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Ceren Yıldız Eren, anne adaylarının keyifli bir tatil geçirmeleri için seyahat önerilerinde bulundu.

    Ramazan Bayramı tatilinin 9 gün olmasıyla, özellikle anne ve baba adayları için, bebekleri aileye katılmadan önce fiziksel ve ruhsal açıdan dinlenme fırsatı meydana getirdi. Anne adaylarının yolculuk yapmasının uygun olmayacağı söylense de basit önlemler alarak tatili keyifli hale getirmek mümkün olabilir. Bu doğrultuda Acıbadem Eskişehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Ceren Yıldız Eren, anne adaylarının keyifli bir tatil geçirmeleri için seyahat önerilerinde bulundu.

    “Takip eden hekimin onayı alınmalıdır”

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Ceren Yıldız Eren, bebek bekleyen kadınların 9 ay süren gebelik dönemleri çeşitli tatil dönemlerine denk gelebileceğini belirterek, “Gebeler tatile çıkarken otobüs, tren, araba, gemi veya uçak gibi taşıma vasıtalarından birini kullanacaklardır. Tatile çıkmak bütün bir yıl boyunca tüm insanların hevesle beklediği bir ödüldür. Anne ve baba adayları için de tatil çok önemlidir ve ihmal edilmemelidir. Fiziksel ve ruhsal açıdan çok önemli bir dinlenme fırsatı olan bu dönemde herhangi bir sorun yaşamamak için mutlaka takip eden hekimin onayının alınması gerekmektedir. Düşük ya da erken doğum tehdidi gibi bazı durumlarda gebelerin seyahat engeli olabileceği gibi bazı durumlarda da sorunlar olsa bile takip eden doktorun inisiyatifinde seyahat planlanabilir. Genel olarak yukarıda bahsedilen ulaşım araçları ile seyahat gebeler için güvenlidir ve ek bir risk oluşturmaz. Seyahat sırasında hiçbir sıkıntı olmayacağını garanti etmek mümkün değildir ama seyahat olmasa da gebeliklerde sorunlar çıkabilir” ifadelerini kullandı.

    “Seyahat çantanızı hazırlayın”

    Doktor onayı alındıktan sonra yapılacak ilk iş olarak seyahat çantasının hazırlamak olduğunu kaydeden Op. Dr. Eren, “Takip eden doktordan onay alındıktan ve son muayene yapıldıktan sonra yapılacakların başında seyahat çantasını hazırlamak gelmektedir. Çantanın içinde mutlaka bulunması gerekenlerden en önemlisi tıbbi evraklarınızdır. Gebelik takibiniz boyunca yapılan tetkikler acil bir durumda başvurduğunuz doktorda işe yarayacaktır. Bunun dışında gittiğiniz tatil yöresindeki ve yol üzerindeki sağlık kuruluşlarının adres ve telefon bilgileri yazılarak çantaya konulmalıdır. Seyahat çantasının vazgeçilmezlerinden biri de yaz ayları için gebelere uygun yüksek koruma faktörlü güneş kremleridir. Mevsime uygun pamuklu giysiler ve sık değiştirmek amaçlı mayo ya da bikiniler de çantaya eklenmelidir” diye belirtti.

    “Yolculukta molalar önemlidir”

    Ayrıca Op. Dr. Eren, yolculuğa başladıktan sonra da en önemli şeyin sık aralarla mola vermenin önemine değinerek, “Bu molaların amacı gebelerde hareketsizliğe bağlı olarak ortaya çıkabilecek olan damar tıkanıklıklarını önlemektir. 2 saatlik aralarla 10 dakika kadar yürüyüş yapmak yeterli olacaktır. Uçakla seyahatlerde de uçak içi yürüyüşler ve gerekirse uzun yolculuklarda doktor önerisiyle varis çorapları kullanılabilir. Uçak yolculukları öncesinde de takip eden doktorun iznini içeren bir belgenin de yolculuk esnasında bulundurulması önerilmektedir. Doğumu yakın olan gebelerin özellikle uzun seyahatlerden kaçınması gerekliliği de unutulmamalıdır” diye kaydetti.

    “Uzun süre güneşte kalmak tehlikelidir”

    Tatil beldesine ulaştıktan sonra da gebelerin dikkat etmesi gereken ayrıntılar mevcut olduğunu ifade eden Acıbadem Eskişehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Ceren Yıldız Eren, “Yaz aylarında uzun süre güneşte kalınmamalı ve gölgede güneşlenilmelidir. Yüksek koruma faktörlü güneş kremleri ihmal edilmemelidir. Gebeler bakteriyolojik tetkikleri yapılmış olmak kaydıyla hem havuzdan hem de denizden yararlanabilir. Islak mayo ya da bikini ile uzun süre kalmamak da akılda tutulmalıdır. Bu durum idrar yolu ve mantar enfeksiyonlarına zemin hazırlamaktadır. Tatilde beslenme de gebeler için çok önemlidir. Sıcaklarda süt ve et ürünlerinin hızla bozulabileceği akılda tutulmalı ve beklemiş gıdalardan uzak durulmalıdır. İshaller eğer 24 saatten az devam ederse bol sıvı alımı yeterli olur ancak daha uzun süren ve bulantı, kusma ile beraber olan ishallerde doktora başvurmak gereklidir” ifadelerine yer verdi.

    “Böcek sokmalarına dikkat”

    Son olarak yazın tatil yörelerinde sık rastlanan bir sorun da böcek sokmaları olduğuna dikkat çeken Op. Dr. Eren, “Sivrisinek sokmalarına karşı odada kullanılan elektrikli sivrisinek kovucu tabletler gebelikte kullanıma uygundur ancak oda spreyleri ve vücuda uygulanan losyonlar bebeğin organ gelişiminin devam ettiği ilk 3 ay uygun değildir. Arı sokması çok alerjik olan anne adayları hariç çoğunlukla sorun teşkil etmezken akrep, çıyan gibi sokmalarda doktor kontrolü önerilir” dedi.