Etiket: Önerileri

  • Tüp mide ameliyatı olanlar için Ramazan önerileri

    Diyetisyen Ömer Faruk Korkmaz, tüp mide ameliyatı olan hastaların kas kaybı, vitamin ve mineral eksikliği oluşmayacak şekilde beslenmeleri halinde oruç tutabileceklerini söyledi. Korkmaz, hastanın bu şekilde beslenmesi için ameliyatının üzerinden en az bir yıl geçirmesi gerektiğini de belirtti.

    Diyetisyen Ömer Faruk Korkmaz, Ramazan öncesi en çok sorulan, “Tüp mide ameliyatlı hastalar oruç tutabilir mi?” sorusunun yanıtını verdi. Obezite Cerrahisi Uzmanı Doç.Dr. Serdar Kaçar’ın kliniğinde görev yapan Korkmaz, tüp mide ameliyatı olan hastaların kas kaybı, vitamin ve mineral eksikliği oluşmayacak şekilde beslenmeleri halinde oruç tutabileceklerini söyledi. Hastanın bu şekilde beslenmesi için ameliyatının üzerinden en az bir yıl geçirmesi gerektiğini anlatan Korkmaz, “Hasta ameliyat olduktan sonraki birinci Ramazan’da değil ikinci ramazanda oruç tutabilir. Birinci yıl geçmesine rağmen oruç tutmayı denemiş ve saydığımız sorunları yaşamış olan hastalar sonraki Ramazanda oruç tutmayı denemesi gerekir. Ne zaman hastalar dehidrasyon, kas kaybı, yaşamayacak şekilde beslenebilirse eğer o zaman tam olarak oruç tutabilir” dedi.

    “Uygun değil”

    Tüp mide ameliyatının mideyi küçülterek besin alımını azaltan yöntemlerden birisi olduğunu anlatan Korkmaz, “Tüp mideli hasta besinleri az az ve sık sık tüketmesi gerekir. Ayrıca bir seferde miktarca çok su içemeyeceği için gün boyunca sık sık su içmesi de gerekmektedir. Ramazan ayında oruç tutan kişiler sahur, iftar ve gece olmak üzere en fazla üç öğün yapabilmekte ve bu öğünlerde porsiyon büyüklükleri oldukça fazladır. Bu durum özellikle tüp mide ameliyatlı hastalar için uygun değildir” diye konuştu.

    Tüp mideli hastaların oruç tutmaları halinde yaşayabilecekleri sorunlar hakkında bilgi veren Korkamaz, şunları kaydetti:

    Dehidrasyon

    “Tüp mide ameliyatı olan hasta tek seferde miktarca çok su tüketemediği için gün boyunca su içmesi gerekir. Hasta oruç tutarsa yeterli sıvı alamayacağı için dehidrasyona girecektir. Dehidrasyona giren bir kişi tansiyon probleminden tutunda böbrek fonksiyonlarının bozulmasına kadar birçok sıkıntı yaşayabilir. Dolasıyla hasta özellikle ilk bir yıl oruç tutmaması gerekir. Sonrasında ise hasta iftar ve sahur arasında ortalama 2 ila 3 litre sıvı tüketebilecek kapasitede ise oruç tutabilir.”

    Kısıtlı yemek yeme zamanı

    “Oruç tutan kişiler kısıtlı zamanda yemek yerler. Tüp mide ameliyatı olan bir hastanın midesi ortalama bir yumruk büyüklüğündedir ve istese bile fazla miktarda besin tüketemeyecektir. Gün boyunca aç kaldıktan sonra bir anda besin tüketen hasta dumping sendromu yaşama ve kusma ihtimali yüksektir. Ayrıca oruç tutan hasta, vücudunun ihtiyacı olan protein, su, vitamin ve minerali tam olarak alamayacağı için bilinçsiz bir şekilde oruç tutması sakıncalıdır. Hasta oruç tutmayı denemek istiyorsa muhakkak diyetisyen kontrolünde vücudunun ihtiyaçlarını karşılayacak besin takviyeleriyle birlikte oruç tutması gerekir.”

    Kilo vermeyi olumsuz etkiler

    “Oruç tutan tüp mide ameliyatlı hasta, sanılanın aksine kilo vermesi yavaşlar. Çünkü kısıtlı yeme zamanında ihtiyacı olan protein, vitamin ve minerali tam olarak alamayacağı için kasları beslenemeyecek ve kas kaybı yaşayacaktır. Kas kaybı direkt olarak metabolizma hızını etkilediği için kilo vermesi yavaşlayacak ve kilo verse bile kaslardan verecektir. Bunu önlemek için, hasta diyetisyen kontrolünde oruç tutması gerekir. Diyetisyeni ile birlikte vücudunun ihtiyacına göre besinleri tüketmeli, yetersiz kaldığı yerlerde ise besin takviyelerine başvurulması gerekmektedir.”

  • Beyin sağlığı ve hafıza için besin önerileri

    Yüksek İhtisas Üniversitesi Tıp Fakültesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Erdem Yıldırım, beyin sağlığını da tüm vücudun sağlığından ayrı tutmanın mümkün olmadığını belirterek, “Tabi ki sağlam bir vücut yani genel sağlığa sahip olmadan sağlıklı bir beyin ve onun sağlıklı işleyişinden söz etmek mümkün olmasa da beyin sağlığı için özellikle dikkat edilmesi gerekenler mevcuttur“ dedi.

    Bir insanın ömrü boyunca belki de her an bazı şeyleri öğrenmek ve bazı şeyleri unutmak şeklinde beynini kullanmakta olduğunu dile getiren Doç. Dr. Ali Erdem Yıldırım, “Burada önemli olan öğrenmenin kolaylaştırılması ve unutmanın zorlaştırılması ile mümkün olan en çok bilgiyi hafızada tutmaktır. Hafızayı güçlendirmek ise insanın elindedir. Özellikle beyin jimnastiği yapmak, yani kitap okuma alışkanlığı kazanmak, lisan (dil) öğrenmek, aritmatik (matematik) problemleri çözmek ve bulmaca çözmek gündelik hayatta basitçe yapılabilecek aktivitelerdir“ dedi.

    Bir diğer önemli konunun ise beslenme olduğuna vurgu yapan Yıldırım, “Beyin sağlığı ve hafıza için faydalı besinlerden tüketmek yani; B12 vitamininden zengin deniz ve tatlı su mahsülleri (alabalık, somon balığı, deniz balığı), et ve kümes hayvanlarının tüketimi, folat (beyin ve omurilik gelişimi için gerekli vitamin) bakımından zengin olan fasülye, bezelye, ıspanak, şalgam, portakal tüketimi, yaban mersini, yumurta, yeşil çay (flavonoid yani antioksidan), ceviz (polifenol içerir) ilk akla gelenlerdir. Tabi ki sigara ve alkolden uzak durma, stressiz hayat, egzersiz ve düzenli uyku alışkanlığı da beyin sağlığı için vazgeçilmezlerdir“ diye konuştu.

    Doç. Dr. Yıldırım, sözlerine şöyle devam etti:

    “Bunun dışında beyin veya omurilik ile ilgili bir sağlık problemi yaşayanların mutlaka tecrübeli bir beyin ve sinir cerrahisi uzmanına başvurması yapılabilecek en akılcı davranış olacaktır. Beyin sağlığı toplumsal bir konu olup, halk sağlığı açısından da son derece önemlidir. Sağlıklı, üretken ve gelişen bir toplum için son derece gereklidir. Bu anlamlı gün vesilesi ile herkese sağlam bir beyin ve sağlıklı bir hayat dilerim.“

  • Türkiye yaş meyve sebze sektörü ihracatında yaşanan sorunlar ve çözüm önerileri masaya yatırıldı

    Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği (DKİB) Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Hamdi Gürdoğan, Yaş Meyve Sebze Sektör Kurulu ve Narenciye Tanıtım Grubu ile birlikte Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi’nin makamında ziyaret etti.

    Konuyla ilgili bir açıklama yapan Gürdoğan, Bakan Nihat Zeybekçi’ye yaş meyve sebze sektöründe yaşanan sorunlar aktarılarak çözüm önerileri hakkında bilgi verildiğini, söyledi. Gürdoğan “Toplantıda ülkemizin en önemli ihracat kalemleri arasında yer alan yaş meyve sebze sektörünün potansiyeli ölçeğinde artış sağlaması için sorunların çözümü noktasında alınması gereken önlemler ve destekler görüşülmüştür. Sektörde yaşanan sorunların aktarıldığı toplantıda, 2017 yılında sektörün 2023 hedeflerine uygun ihracat artışı sağlayabilmesi konusunda destek sözü alınması sektör temsilcilerini oldukça mutlu etmiştir. Önümüzdeki haftalarda Rusya Federasyonu’na yönelik tüm ürünlerdeki kısıtlamaları da kaldırılacak olması yönündeki olumlu görüşmeler de sektör ihracatına 2017 yılında büyük katkı sağlayacağı sektör temsilcileri tarafından dile getirilmiştir” bilgisini paylaştı.

    Öte yandan bu yıl sonu itibariyle 3 milyon 549 bin 664 ton yaş sebze ve meyve ihracatı karşılığı 1 milyar 968 milyon 832 bin 748 dolar tutarında net döviz girdisi sağlayan sektör ihracatında bir önceki yıl dönemine göre miktarda yüzde 8 artış görülmesine rağmen, değer tutarda yüzde – 5 düşüş yaşandığı kaydedildi.

  • Yrd. Doç. Dr. Tunçez’den tasarruf önerileri

    Konya Ticaret Odası (KTO) Karatay Üniversitesi İşletme ve Yönetim Bilimleri Fakültesi Enerji Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Fatma Didem Tunçez, 31 Ekim Dünya Tasarruf Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, vatandaşlara tasarruf yöntemleri konusunda önerilerde bulundu.

    Enerji verimliliği konusu tüm dünyada olduğu gibi şüphesiz Türkiye’nin de en önemli gündem maddelerinden birini oluşturuyor. Küresel ısınmadan ekonomik kalkınmaya, insan sağlığından doğayı korumaya kadar önemini bildiğimiz bu konu, tüketicinin cebini de yakından ilgilendiriyor. KTO Karatay Üniversitesi İşletme ve Yönetim Bilimleri Fakültesi Enerji Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Fatma Didem Tunçez, 31 Ekim Dünya Tasarruf Günü dolayısıyla vatandaşlara tasarruf yöntemleri konusunda önerilerde bulundu. “Enerji tasarrufu, üretimde, konforumuzda ve iş gücümüzde herhangi bir azalma olmadan enerjiyi verimli kullanarak israf etmemektir” diyen Yrd. Doç. Dr. Tunçez, Dünya Tasarruf Günü’nün önemine de vurgu yaptı.

    “Enerji Kaybını Önleyecek Tedbirler Almalıyız”

    Enerji tasarruf yöntemleri konusunda bilgiler veren ve enerji tasarrufunun aile bütçesi ile devlet bütçesi için önemine vurgu yapan Tunçez, “Türkiye’de kullanılan enerjinin üçte birinden fazlası ısıtma ve soğutma amacıyla harcanmaktadır. Isı yalıtım önlemlerinin alınması ile bu kayıplar azaltılabilir. Binaların yalıtımı ile yüzde 50’ye varan yakıt tasarrufu sağlamak mümkündür. Evlerimizde A sınıfı enerji tüketen eşyalar ve tasarruflu ampul kullanarak enerji tüketimimizi azaltabiliriz. Evlerde enerji kaybına engel olmak için halojen ve normal ampuller yerine floresan ampuller kullanarak ve duvarları açık renklere boyayarak daha çok ışık yansıması sağlayabiliriz. Buzdolabını güneş alan yerlerden ve radyatörlerden uzağa yerleştirmeliyiz. Perdeler radyatör önlerini örtmeyecek şekilde olmalıdır. Çamaşırları radyatör üzerinde kurutmamalıyız. Termostat ile odaların sıcaklığını, 18-21 santigrat derece arasında tutarak ideal ısı değerlerini yakalayabiliriz. Yemekler mümkün olan en az suyla pişirilmeli ve tencerenin kapağı sıkı bir şekilde kapalı tutulmalı, yemek kaynamaya başladıktan sonra ocak iyice kısılmalıdır. Çünkü kaynama başladıktan sonra verilen yüksek ısı daha çok suyun buharlaşmasından, dolayısıyla da enerjinin boşa harcanmasından başka hiçbir işe yaramaz. Düdüklü tencere olarak adlandırılan basınçlı tencereler, özellikle uzun süre pişmesi gereken yiyeceklerin pişirilmesinde yakıt tasarrufu sağladığı için tercih edilmelidir. Basınçlı tencerelerin kullanılmadığı pişirme işlemlerinde ise pişirmenin daha kolay ve kısa sürede olması için kenarları kıvrımsız, tabanı düz, yan yüzleri dik ve tabanla birleştiği yerde hafif yuvarlak olan kaplar kullanılmalıdır” ifadelerine yer verdi.

  • Diyetisyen Yıldıran’dan grip ve soğuk algınlığından korunmada beslenme önerileri

    Özel Kastamonu Anadolu Hastanesi’nden Diyetisyen İrem Yıldıran, grip ve soğuk algınlığından korunmada beslenme önerilerinde bulundu.

    Yıldıran, yaptığı açıklamada şu bilgileri verdi: “Şu günlerde grip salgını, soğuk algınlığı ve enfeksiyon hastalıklarının görülme sıklığında artış izlenmektedir. Bu hastalıklardan korunmada, bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi için yeterli ve dengeli beslenme de oldukça önemli yer tutar. Öğün atlanmaması, uzun açlıklardan kaçınılmasına dikkat edilmelidir. Öğünler içerisinde en önemlisi ise sabah kahvaltısıdır. Kahvaltı yapmadan güne başlamak verimi düşürür. Sabah kahvaltısında süt, yumurta veya peynir gibi protein içeren besinlerin yanı sıra vitamin ve minerallerden zengin sebze ve meyvelerin tüketiminin bağışıklık sistemi için oldukça önemli. Aynı zamanda, A ve C vitamini gibi antioksidan vitaminlerden zengin, havuç, brokoli, kabak, lahana, karnabahar, maydanoz gibi sebzelerin yanı sıra portakal, mandalina, elma, greyfurt gibi meyveler tercih edilmelidir. Vitamin ve minerallerin çoğu, sebze ve meyvelerin özellikle dış yapraklarında, kabuğunda veya kabuğun hemen altındaki kısımlarında bulunduğundan yenilebilenlerin kabukları soyulmamalı, soyulması gerekiyorsa mümkün olduğunca ince soyulmalıdır. B ve C vitamini gibi bazı vitaminler ısı ile kolayca kayba uğradığından sebzeler mümkün olduğunca kısa sürede ve diriliği korunacak şekilde pişirilmelidir. Suda eriyen vitaminlerin (vitamin C, B2, folik asit vb.) büyük bir kısmında kayıplar olduğu için sebzelerin haşlama suyu kesinlikle dökülmemelidir. E vitamini de bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde etkilidir. Soğuk algınlığı ve diğer enfeksiyonlara karşı vücut direncini arttırmakta, E vitamininin iyi kaynakları olan; yeşil yapraklı sebzeler, fındık, ceviz gibi yağlı tohumlar ve kuru baklagillerin yeterli miktarlarda tüketilmesi önemlidir. Ancak kurubaklagillerin protein kalitesini arttırmak için tahıllarla ve C vitamininden zengin besinlerle tüketilmesi daha yararlıdır. İmkan dahilinde günde 1 avuç fındık, ceviz vb. yağlı tohumlardan yenilmelidir. Korunmak ve daha hızlı atlatmak için; kefir, keçi boynuzu, yeşil çay, ıhlamur, ekinezya, kuşburnu, zencefil gibi spesifik besinleri tüketebilirsiniz.”