Etiket: Önerileri

  • Sevgililer Günü İçin Romantik Seyahat Önerileri

    Türkiye’nin en çok tercih edilen uçak bileti sitelerinden Enuygun.com, romantik bir seyahat yapmak isteyenlere özel, 14 Şubat Sevgililer Günü’nde gidilebilecek yerleri listeledi.

    Sevgililer Günü’nün artık Anneler Günü ya da Babalar Günü gibi özel günler arasına girdiğini belirten Enuygun analisti Tuğba Hacıbayramoğlu, “14 Şubat’ı daha da unutulmaz kılmak için kısa süreli romantik bir tatile çıkmak isteyenler olabilir” diyerek, sevgililer günü için gidilebilecek en romantik seyahat noktalarını açıkladı.

    BELGRAD’A İLGİ ARTTI

    Son yıllarda Türklerin ilgi gösterdiği Sırbistan’ın başkenti Belgrad’ın hem vizesiz seyahat imkanı sunması hem de ucuz olması sebebiyle çok popüler olduğunu belirten Hacıbayramoğlu, “Belgrad’ta Osmanlı’dan kalma kaleyi yani Kalemegdan, Sava Katedrali, Mihailova Caddesi gibi tarihi yerleri gezip, nehir kenarında romantik yürüyüşler yapabilirsiniz. Yeme içme ve eğlence hayatı konusunda seçenek çok fiyatlar ucuz. Eğlence mekanları da çok. Türkler burada keyifli, ucuz ve romantik bir tatil yapabilir” dedi.

    VİZE SORUNU OLMAYANLARIN GİDEBİLECEĞİ YERLER

    Eğer Schengen vizesi alma sorununuz yoksa ya da vizeniz varsa, Fransa’nın İsviçre sınırındaki Alsas bölgesinin çok romantik yerler barındırdığını vurgulayan Hacıbayramoğlu, “Özellikle Colmar eski şirin evleri, çiçekleri ve süslemeleriyle masalsı bir yer. Colmar’a Fransa’nın Strasbourg şehrinden trenle ya da İsviçre’nin Basel şehrinden otobüsle geçebilirsiniz. Basel’e İstanbul’dan direkt uçuş var” dedi.

    YURT DIŞINA GİTMEYENLERE ÖNERİLER

    Yurt dışına gidemeyecekler için Türkiye’den romantik yer önerileri de sunan Hacıbayramoğlu “Dalyan Nehri ve nehir gezisi sonrasında ulaşacağınız İztuzu Plajı, harika bir seçenek. Yol boyunca kral mezarlarını seyretmek keyif verici olacaktır. Ayrıca Marmaris, Selimiye Köyü ya da Fethiye’de Faralya hatta Fethiye merkez bile bu bölgede gezebileceğiniz keyifli adresler olabilir” açıklamasında bulundu.

    KAPADOKYA; BALONDA EVLİLİK TEKLİFİNİN ADRESİ

    Kapadokya’nın karlı görüntüsü eşliğinde ya da balon üzerinde yapılacak romantik gezilerin veya evlilik tekliflerinin de unutulmayacak birer anı olarak kalabileceğini belirten Hacıbayramoğlu. “Kapadokya’da 100 euro gibi bir ücrete balon turu yapıp mağara otellerde konaklayın. Burası soğuk derseniz Ege kıyılarında antik Assos limanı ya da Bozcaada veya Çeşme’yi de tercih edebilirsiniz. Çeşme, Ilıca’da kaplıca keyfi sürmek de mümkün” dedi.

    İSTANBUL’DAN UZAKLAŞAMAYANLARA ÖNERİLER

    Pazar gününe denk düşen 14 Şubat’ta günübirlik bir şeyler yapmak isteyenler için de Hacıbayramoğlu bakın hangi önerilerde bulundu: “İstanbul’un en romantik iki yeri Ağva ve Adalar için gecikmeden program yapın. Pek çok otel ve restoran rezervasyon almaya başladı. Nehir kenarındaki otellerde kalamasanız bile, bir şeyler yeyip içebilir, Göksu Nehri üzerinde sal keyfi yapabilirsiniz. Büyükada’da güzel bir balık ziyafeti çekip faytonla adayı da turlayabilirsiniz. Hatta çift kişilik bisikletlerden bile kiralayabilirsiniz. Uzağa gidemeyecekler bu alternatifleri değerlendirebilir.”

  • Organ Naklinde Sivil Toplum Kuruluşlarından Yasa Ve Mevzuat Değişikliği Önerileri:

    Türk Böbrek Vakfı, BÖHAK (Böbrek Hasta Hakları Koruma ve Sosyal Yardımlaşma Derneği) ve Türkiye Organ Nakli Vakfı bir araya gelerek yasa ve mevzuat değişikliği için önerilerde bulundu.

    Geçtiğimiz haftalarda kamuoyu gündemine gelen organ nakli davasında akraba olmayan canlıdan organ nakline izin vermeyen etik komisyon kararını iptal eden mahkeme kararı, sivil toplum kuruluşlarını harekete geçirdi.

    Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk, etik kurulların uzmanlardan oluştuğunu belirterek, “Bu nedenle verdiği kararlar teknik açıdan mahkemelerce tartışılmamalıdır. Mahkemenin bu konuda yetkisi olamaz. Ülkemizde organ ticareti mafyasının önünü açmamak için mevcut kurallardan taviz verilmemesi gerekir” dedi. Beyin ölümü ile bitkisel hayatın birbirine karıştırılmaması için kamuoyunun bilinçlendirilmesi gerektiğini belirten Erk; “Diyanet işleri periyodik olarak konuları destekleyici açıklamalarda bulunmalıdır. Organ nakli koordinatörleri, İspanya modelinde olduğu gibi daha çok ikna edici olmalarını teminen psikolojik formasyon eğitimi almalıdırlar. Canlı alıcı ve verici arasında organ ticaretinin önüne geçilmesi için Türk Ceza Kanunun 91. Maddesi ile çelişen ve organ ticaretine zemin hazırlayacak nitelikte olan 92. ve 93. maddeler iptal edilmelidir” dedi.

    BÖHAK Genel Başkanı A. Vahap Acar da, mahkemeden böyle bir kararın çıkmasının kamuoyunda organların pazarlanması şeklinde algılanacağı gibi hem sağlık hem de toplumun sosyal boyutlu yaşamında ciddi sonuçlar doğuracağı için kararı uygun bulmadıklarını dile getirdi. İptal kararının, zaten var olan organ ticareti – mafyasını daha da yaygın hale getirebileceğini belirten Acar; “Kadavradan bağışın önünün açılması için kişilerin sağlığında organ bağışına karşı çıkmamaları halinde, beyin ölümü durumunda aile izni aranmaksızın organları alınabilmedir. Bu konu için örnek önerimiz ise kişilerin nüfus cüzdanlarında organ bağışını belirtecek ayrı bir alan yapılarak beyin ölümü gerçekleşmesi durumunda organlarının bağış olarak alınabilmesidir” dedi.

    Türkiye Organ Nakli Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Yrd. Doç. Dr. Cemal Ata Bozoklar da, “Tıbbi etik, yazılı olmayan tıbbi kurallar ve değerler silsilesidir ve kanunlarla doğrudan aykırı olmadıkça hukuk tarafından değerlendirilemez. Son İdare Mahkemesi kararları Tıbbi Etik ve hukuku çakıştırdığı gibi son derecede tehlikeli bir süreçtir. İkisi ayrı ayrı kavramlardır ve toplumun her ikisine de ihtiyacı vardır, T.C. Sağlık Bakanlığı ve T.C Adalet Bakanlığı’nın bir araya gelerek yeni düzenlemeler yapması gerekir“ dedi.

  • Teröre Karşı Çözüm Önerileri Tartışıldı

    ‘Şiddet Sarmalında; Din, İdeoloji ve Gençlik Çalıştayı’, tüm dünyayı etkileyen terör hareketlerine karşılık geliştirdiği çözüm önerileriyle sona erdi.

    İstanbul Aydın Üniversitesi Toplumsal Araştırmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi (TARMER) tarafından düzenlenen ‘Şiddet Sarmalında; Din, İdeoloji ve Gençlik Çalıştayı’nın ikinci gününde, tüm dünyayı etkileyen terör hareketlerinin kökenleri masaya yatırıldı. 14-15 Ocak tarihlerinde gerçekleşen çalıştay konunun tüm taraflarını bir araya getirdi. İstanbul Aydın Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Dr. Mustafa Aydın ve TARMER Müdürü Prof. Dr. Saim Yeprem’in de hazır bulunduğu çalıştayda, dinin gençler üzerindeki etkisi de masaya yatırıldı.

    Çalıştay katılımcılarının ortak inisiyatifi dikkate alınarak 11 madde kamuoyuyla paylaşıldı.

    1. Şiddet, hangi gerekçelerden beslenirse beslensin kendi varlığını hangi meşrulaştırmalarla açıklamaya yeltenirse yeltensin kötüdür ve her durumda ve fırsatta reddedilmesi gerekir.

    2. Şiddetin bireysel ve toplumsal tezahürleri, psikolojik, sosyolojik, kültürel ve dinsel gerekçelerle ilişkilendirilebilecek özelliklere sahiptir. 11 Eylül 2001 tarihi itibariyle fiilen dünya gündemine giren dinsel şiddet biçimleri ve benzer şekilde farklı nedenlerle, gerekçe ve motivasyonlardan beslenmektedir.

    3. İslam’la şiddet arasında kurulmaya çalışan bağıntı her durumda üzücü ve rahatsız edicidir. İslam’ın geleneksel ve modern tasavvurları dikkatle takip edildiğinde onu şiddetle ilişkilendirme hevesi boş bir kurgu ve hayalden öteye gitmemektedir. Bununla birlikte dünya ölçeğinde yaygınlaşan terör olaylarında öne çıkan söylemler, imgeler ve diğer bir takım göstergeler dinin terör ve şiddetle eşleştirilmesi konusunda haksız bazı imkanlarsunabildiğini göstermektedir.

    4. Taliban’la başlayıp Boko Haram ve DAİŞ’le devam eden uluslararası dinsel şiddettin temel örüntüleri dikkatle izlediğinde Haricilik, Haşşaşilik ve diğer kriminal organizasyonların dil ve söylemlerini hatırlatan unsurlara rastlamak hiç de imkansızdeğildir.

    5. Dünyanın farklı bölgelerinde yüce dinimiz İslam’ı ve onun yüzyıllar içinde şekillenen medeniyet tasavvurunu yıkmaya ve bozmaya çalışan şiddet eylemlerinin küresel ölçekte Müslüman imge ve imajına verdiği zarar giderek artmaya başlamıştır.

    6. Bugün gelinen noktada terör ve şiddetle ilişkiye geçmiş kimi dini grupların tercih ve yönelişleri tartışmaya açılsa da mevcut durumu ortaya çıkaran süreçlerin soğukkanlı bir şekilde ele alınması artık fazlasıyla elzemdir.

    7. Müslüman coğrafyasındaki sömürgeci müdahaleler, işgal ve soykırım politikalarının bölge halklarına bıraktığı miras acımasız sonuçların ortaya çıkmasına yol açmıştır. Bugün Irak’ın işgal, Afganistan’ın tartışmalı konumu ve Filistin’de yaşanan acılar bölgede yaşayan insanları özellikle çocuklar üzerinde onarılması imkansız travmalara yol açmaktadır. Bu travmaların atlatılması için mevcut sorunların örtbas edilmesi ya da görmezlikten gelinerek aşılabileceğini düşünmek gayri ahlakidir. Bölgede Müslümanların yaşadığı trajediler emsalsizdir. Bununla birlikte İslam’ın insan ve toplum kavrayışı zulmü, haksızlığı, icbar ve dışlamayı asla kabul etmeyen bir ahlak ve vicdan üzerine inşa edilmiş durumdadır. Müslümanlar haklı tepkilerini ortaya koyarken bile Müslüman kalmak zorundadırlar.

    8. Terör ve şiddete ev sahipliği yapan ya da ona dil ve söylem üzerinden psikolojik destek sunan hemen her unsurun gözden geçirilmesi gerekir. İnsan yetiştirme düzeni başta olmak üzere, eğitim politikaları, bilgi müfredatı, pedagoji ve ahlak süreçleri üzerinde bilhassa durulmalı; devlet, toplum ve birey üzerinde mevcut sorunlu sahaların gözden geçirilmesi hususunda gayret sarf edilmelidir.

    9. Batıda İslamofobik çabalar içinde İslam’ı ve Müslüman toplumları karalamaya yönelik açık ve örtük kampanyalar karşısında sürekli teyakkuz halinde olmak yeterli değildir. Dinsel şiddet enstrüman ve eylemleri söz konusu kampanyaların en basit destekçileri arasındadır. Aradaki bağlantılar göz ardı edilmemelidir.

    10. Dini konuların işlenmesi ve geliştirilmesi konusunda sorumluluk sahibi kurum ve yapıların daha fazla rol alması bu bağlamda Diyanet İşleri Başkanlığı, Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı’nın toplumun dini inanç sağlığının korunmasında daha fazla çaba göstermeleri gerekmektedir.

    11. Gelenekle modernlik arasında sıkışıp kalmış, geleneği, koşulsuz bir teslimiyet içinde kabullenen modernliği, istisnasız bir eleştiriyle reddedenler kadar bütün bu ilgileri tersine bir itkiyle gerçekleştirenler arasında hiçbir fark yoktur. Geleneği de fiili durum olarak içinde yaşadığımız modernliği de gerçek ölçülerinin içinde kavramanın yollarını bulmak gerekir.

  • Yased’in Önerileri ’Arge Reform Paketi’nde Yer Aldı

    Uluslararası Yatırımcılar Derneği (YASED) Başkanı Ahmet Erdem, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun bugün açıkladığı ’ArGe Reform Paketi’nde dernek olarak önerilerinin bulunduğunu açıkladı.

    Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından içerisinde Uluslararası Yatırımcılar Derneği’nin (YASED) de önerilerinin bulunduğu ’ArGe Reform Paketi’ bugün açıklandı. YASED Başkanı Ahmet Erdem, 64. Hükümet Programı ve Eylem Planı’nda sürdürülebilir kalkınma için gerekli olan tüm yapısal ve ekonomik reformların yer almasını ve hükümetin bu reformların hızla hayata geçirilmesine verdiği önem ve önceliği takdirle karşıladıklarını ifade etti. Erdem, bu noktada Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından hazırlanarak bugün Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından kamuoyuna açıklanan ’ArGe Reform Paketi’nde, YASED’in de önceliklerinden biri olan ’Türkiye’nin ArGe Ekosisteminin İyileştirilmesi’ alanında, uzun zamandır çalışarak Bakanlığa ve ilgili kurumlara sundukları önerilerin yer almasından duydukları memnuniyeti vurguladı.

    Erdem, uluslararası doğrudan yatırımcıların Türkiye’yi bir bölgesel merkez’ ve bu kapsamda da bir ’ArGe Merkezi’ olarak konumlandırmalarının stratejik önemine vurgu yaparak, “Ülkemizin hedeflerini gerçekleştirmesinde, inovasyon süreçlerine sahip olması ve üretim süreçlerini geliştirmesi büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle ArGe çalışmalarını çekecek, besleyecek ve büyütecek ortamların, kısacası ‘ArGe Ekosistemi’nin oluşması ve güçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu alanda, görüşlerimiz de dikkate alınarak hazırlanmış olan bir reform paketinin hızla yürürlüğe girmesi memnuniyet vericidir” dedi.

  • NEÜ’de, Yabancı Dil Eğitimi Sorunları Ve Çözüm Önerileri Konuşuldu

    Necmettin Erbakan Üniversitesi’nde (NEÜ) Yabancı Dil Eğitimi Sorunları ve Çözüm Önerileri konulu çalıştay düzenlendi.

    NEÜ Yabancı Diller Yüksekokulu Müdürü Yrd. Doç. Dr. Ece Sarıgül çalıştayın açılış konuşmasında, Türkiye’de dil alanındaki sorunlara önemli çözüm önerileri getirmeyi hedeflediklerini kaydetti.

    Daha sonra kürsüye gelen NEÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Önder Kutlu, “Türkiye olarak yabancı dil konusunda çok iyi değiliz. Bunun nedeni öğrenci, öğretmen, dil yapımız ya da öğretim materyalimiz olabilir” dedi. Bu soruna bir an önce çözüm üretilmesi gerektiğine dikkat çeken Kutlu, çalıştayda sadece sorunların değil çözüm önerilerinin de konuşulmasının büyük önem arz ettiğini belirtti ve çalıştay raporunun ilgili kurumlara ulaştırılacağını, böylece çözüm noktasında ciddi bir adım atılmış olacağını ifade etti.

    Daha sonra katılımın hayli fazla olduğu çalıştaya geçildi. 4 farklı salonda alanında uzman isimler yabancı dil öğrenme konusunda ne gibi sorunların olduğunu ve bu alanlarda hangi çalışmalar gerçekleştirilerek sorunun çözüleceğini derinlemesine tartıştı. Çalıştayın konu başlıkları, “Materyal ve Ders Etkinlikleri Geliştirme, Testler ve Değerlendirme Süreçleri, Mesleki Gelişim ve Olanakları, Ders Planı ve Dersler Müfredatı Geliştirme” olarak belirlendi.