Etiket: Öneriler

  • Doktor Kahraman Kıskaç’tan yüz yüze eğitim için öneriler

    Doktor Kahraman Kıskaç’tan yüz yüze eğitim için öneriler

    NCR Hastanesi doktorlarından Kahraman Kıskaç, korona virüs salgınınden doğrudan olarak etkilenmeyen çocukların yeniden okula başlamasının psikolojik açıdan büyük bir travma olabileceğini belirterek, uyarılarda bulundu.

    Doktor Kahraman Kıskaç, çocuklar için yüzyüze eğitimin geleceği açısından önemine rağmen psikolojik açıdan da büyük endişeye neden olduğunu belirterek, ” Bugüne kadar açılmaması üzerine düşündüm ama takipte kaldım. Gelişmelere göre son kararımı vermek istedim. Eğitim bizim can damarımızdır ve en çok açılmasını isteyenlerdenim. Ancak gelişmeler endişelerimi destekler tarzda. Yüz yüze eğitimde kronik bir hastalığı olmayan çocuklar açısından büyük bir sıkıntı olmadığını bilimsel çalışmalar göstermektedir. Ancak çocuklarımız psikolojik yönden çok etkileyeceğini düşünüyorum. Düşününki tüm medya ve dünya korku içinde, çocukların okulda maske takması bile psikolojik travma olacaktır. Son dönemde çocuk hastaların yüksek ateşle hastaneye başvurmaları endişelerimin yersiz olmadığını kanıtlar tarzda başlamasını takiben arkadaşlarıyla şüphe içinde olmaları. Örneğin hapşırma, ateş, öksürük, burun akıntısı olduğunda hele birde okulda bir kişide bile pozitif vaka çıktığında, çocukların psikolojisini düşünemiyorum bile.Örneğin geçen gelen çocuk hastamın annesi; hocam oğlum illa beni hastaneye götürün ben Kovid-19 olabilirim demesi beni endişelerimin yersiz olmadığını gösteriyor. 1’inci aşama asıl tehlike burada yatıyor. Bugün akiplerimizden de anlaşıldığı üzere en büyük bulaş aile içinde olmaktadır (yapılan çalışmalar ve araştırmalar bariz göstermektedir.) Çocuklarımız açısından kronik bir rahatsızlığı yoksa hafif geçiriyorlar. Ancak bunu evdeki ebeveynler için aynı şeyleri söylemek mümkün değildir. Asıl risk grupları evde oturan kesim olacaktır. Bu sıra mevsimsel grip salgını ile beraber Kovid-19 da arttığı bariz görülmektedir. 2’inci aşama ise bugüne kadar ABD ve Avrupa da açılan okullar tek tek karantina haberlerini hepimizin duyduğu bir gerçektir. Nasıl bir önlem aldıklarını araştırıp ona göre iyi kötü aşı bulunana kadar okulların uzaktan eğitime devam etme taraftarıyım” dedi.

    Kıskaç, eğitim camiyasına yaptığı çağrıda diğer ülkelerin tedbirlerine göz önünde bulundurularak, salgının seyrine göre hareket edilmesi gerektiğini de vurguladı.

  • Lise tercihi için öneriler

    Lise tercihi için öneriler

    Mektebim Koleji Rehberlik Koordinatörü Tuba Kıncak, ’’İlk adım, tercih sistemini iyi bilmektir. İkinci adım, sınav sonucuyla tercih yaparken okulların bulunduğu sıralama ile çocuğun sıralamasının uyumuna göre listeleri oluşturmaktır’’ dedi.

    Lise, bireyin mesleki kimliğini ararken geleceğine büyük ölçüde yön veren değişkenlerin başında yer alıyor. Birey, kariyer tasarımıyla ilk defa hayatının bu döneminde bilinç düzeyi artmış bir şekilde karşılaşıyor. Bu yönerge, sınav sonucuyla yerleşmek isteyen öğrenciler için başlangıçtaki ilk adım. Sınavla oluşan sıralama sonrasında ortaya çıkan seçenekler doğrultusunda öğrenciler tercih listelerini nasıl oluşturmalı, hangi kriterlere dikkat etmelidirler? konusunda Mektebim Koleji Rehberlik Koordinatörü Tuba Kıncak, açıklamalarda bulundu.

    Öğrencilerin tercih yaparken cevaplaması gereken anahtar sorularına değinen Tuba Kıncak, ’’Öğrencinin, ailesinin desteği ile cevaplayacağı anahtar sorular ‘’Geleceğimi nasıl tasarlamak istiyorum? Hayattan beklentilerim neler? Kendimi nerede ve hangi koşullarda mutlu hissedebilirim?” şeklinde sıralanabilir. Birey bu cevapları ararken doğduğu andan itibaren bütün gelişimini izleme fırsatı bulmuş ebeveynlere büyük roller düşmektedir. Çocuğu tanımak ne kadar önemli ise ergenliğin “kimlik arayışının” başladığı bu dönemde çocuğun karmaşalarını anlamak da bir o kadar önemlidir’’ dedi.

    ’’LGS tercih sistemi teknik şekil yönüyle iki farklı yerleştirme alternatifi sunmaktadır’’

    LGS tercih sisteminin teknik şekil yönüyle iki farklı yerleştirme alternatifi sunduğunu hatırlatan Kıncak, ‘’Yerel (adrese dayalı) yerleştirme, sınava girmeyen öğrencilerinde yararlanacağı yerleştirme türüdür. Öğrenciler yerel yerleştirme tercihinde adreslerine yakın konumlanan en az 1 en fazla 5 okulu -sınav sonucuyla yerleşmek isteseler dahi- öncelikle tercih etmek zorundadır. Ayrıca bu okullardan en fazla aynı türden 3 tanesini yazabilirler. Örneğin 5 tercihini doldurmak isteyen bir öğrenci 3 tane Anadolu Lisesi, 1 Meslek Lisesi, 1 Anadolu İmam Hatip Lisesini tercih olarak yazabilir’’ şeklinde konuştu.

    Kıncak, sözlerini şöyle sürdürdü: ’’Yerleştirme sisteminin ikinci alternatifinde sınav sonucu ile tercih ekranı oluşmakta ve öğrenci yine 5 tercih hakkına sahip olmaktadır. Öğrenci, sınav puanı ile okul tercihi yaptığında öncelikli yerleşim bu liste üzerinden şekillenmektedir. Öğrenci bu tercih listesindeki okullardan birine yerleşemediği takdirde yerel yerleştirme devreye girmektedir. Bu listede 5 tercihi de aynı türden lise olarak konumlanabilir. LGS sisteminde yer alan sınav, sıralama ölçütüyle tercih sistemini şekillendirmektedir. Öğrencilerin sınavdan aldıkları puanlar değil, sınav sonucunda içinde yer aldıkları yüzdelik dilim lise yerleştirmelerini şekillendirmektedir. Peki, yüzdelik dilim ne demektir? Sınava giren öğrenci sayısının 100’e bölünmesi ile elde edilen değerdir. MEB’in açıklamalarına göre 1 milyon 472 bin 303 öğrenci bu yıl sınava girmiştir. Bu veri, bir yüzdelik dilim de yaklaşık 14 bin 723 öğrencinin yer aldığı anlamına gelir.2020 verilerine göre bir yüzdelik dilimde yer alan öğrenci sayısı 2019 verilerine göre yüzde 43’lük bir artış göstermiştir. Bilindiği üzere bu durumun temel nedeni 8 yıl önce 60-66 aylık çocukların 1’nci Sınıfa başlaması uygulamasının başlatılıp sonra kaldırılmasıdır. MEB, tercih sistemine büyük etkisi olan bu duruma sınavla öğrenci alan okulların kontenjanlarını artırarak ve bu nitelikte yeni okullar açarak çözüm üretmiştir. Fakat çözümüm net etkisi, yerleştirmeler sonrasında değerlendirilebilir. Aileler bu kısımda LGS tercih kılavuzuna hakim olmalı, okullarıyla iş birliği içinde ilerlemeli ve olası durumlar için nakil süreçlerini takip etmelidirler. Tercih listesinin diğer önemli kriterleri seçilen okulların ulaşımı, bulunduğu konumun güvenliği, sosyal, kültürel ve sportif faaliyet imkânları olarak bahsedilebilir. Listede yer alan okullar fiziki olarak ziyaret edilmeli ve çocuğun ilgisine yönelik özellikler göz önüne alınmalıdır’’.

    ’’İlk adım, tercih sistemini iyi bilmektir’’

    Özetle tercih listesini oluşturmanın üç adımdan oluştuğunu vurgulayan Kıncak, ‘’İlk adım, tercih sistemini iyi bilmektir. İkinci adım, sınav sonucuyla tercih yaparken okulların bulunduğu sıralama ile çocuğun sıralamasının uyumuna göre listeleri oluşturmaktır. Tercih listesinde yapılan 5 tercihten en az 3’ü öğrencinin yerleşme ihtimalinin yüksek olduğu ve bir tanesi ise kendi sıralamasından düşük olan, kesin yerleşebilir gözüyle baktığımız okul olarak konumlandırılmalıdır. Üçüncü ve son adım ise bu listedeki okulları seçerken 21.yyteknolojisi ve pedagojisine uyum sağlayan, çocuğu mesleki kariyer hedeflerine ulaştırabilen, becerilerini geliştirebilmelerine olanak sunan, uluslararası alanda projelerle var olan, yabancı dil öğretiminde nitelikli bir kimlik sergileyen ve çocuğunuz için güvenli bir ortam sunan okulları konumlandırabilmektir’’ açıklamasında bulundu.

    Kıncak sözlerini şöyle tamamladı: ’’Öğrencilerimiz için kritik olan bu planlama sürecinde yanlarında olmak, ülkemize kendini gerçekleştirmiş bireyler kazandırmak ve ebeveynlerin kaygılarına gidermek için Mektebim Koleji Ailesi olarak okullarımızda rehber öğretmenlerimizin iş birliği ve tercih danışmanlığı sistemiyle yanınızdayız. Bu hizmeti almak isteyen öğrencilere öncelikle çeşitli mesleki ilgi envanterleri uygulayarak tanıma çalışmaları gerçekleştirmekte, aileleri ile görüşerek bilgi toplamakta ve sonrasında tercih listesini oluşturmaktayız’’.

  • Tüm görüş ve öneriler dikkate alınıyor

    Tüm görüş ve öneriler dikkate alınıyor

    Milli kültür ve değerlerin tanıtılmasına yönelik faaliyetlerde bulunmayı hedefleyerek yola çıkan Milli Beka Hareketi (MBH) Erzurum İl Başkanı Mehmet Emin Yılmaz ve yönetimi, Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ömer Çomaklı’yı ziyaret etti.

    Gerçekleştiren ziyaretin samimi, olumlu ve verimli geçtiğini belirten Rektör Çomaklı, Erzurum için hareket eden, şehrin sorunlarına odaklanan, çözüm üreten ve kentin bütünleşmesine destek olan sivil toplum kuruluşlarının, toplumsal bilincin oluşmasına önemli katkılar sunduğunu belirtti.

    Katılımcı bir yönetim anlayışını benimsediklerini hatırlatan Rektör Çomaklı, gerek sivil toplum kuruluşları, dernek ve vakıflar olsun gerekse meslek kuruluşları, sendikalar ile kanaat önderleri olsun, tüm görüş ve önerileri her zaman dikkate aldıklarını ifade etti.

    Yapılan bu istişarelerin kendileri için yol haritası ve yön pusulası olduğunu aktaran Rektör Çomaklı bu vesile ile ziyarette bulunan ve Milli Beka Hereketinin çalışmaları hakkında bilgi veren İl Başkanı Mehmet Emin Yılmaz’a ve yönetimine nezaket ziyaretinden dolayı teşekkür ederek başarılar diledi.

    “İş Birliği Yapmaktan Memnuniyet Duyarız”

    Yakın zamanda kurulmasına rağmen, Türkiye de ve bütün dünyada faaliyetlerine devam eden bir oluşum olduklarına dikkat çeken Erzurum İl Başkanı Mehmet Emin Yılmaz, yapılacak görüşmeler ve konferanslar ile çeşitli konularda farkındalık oluşturacaklarını dile getirdi.

    Erzurum’da yakın zamanda faaliyete geçecek il başkanlığı ile milli ve dini değerlerine sahip çıkan bir neslin yetişmesi için çalışmalarını yürüteceklerini vurgulayan Başkan Yılmaz, bölgesi için önemli bir konumda olan Atatürk Üniversitesi ile iş birliği yapmaktan memnuniyet duyacaklarını ifade ederek misafirperverliğinden dolayı Rektör Çomaklı’ya teşekkür etti.

  • Yeni yılda tarım için öneriler

    Adana Çiftçiler Birliği Başkanı Mutlu Doğru, yeni bir yıla girerken çiftçinin sorunlarını ve beklentilerini anlatarak, çözüm önerilerini de sundu.

    Başkan Mutlu Doğru, yaptığı açıklamada yaş sebze ve meyve üretiminden tahıl üretimine kadar tüm tarımsal faaliyetler ve bu faaliyetleri yürüten çiftçilerin rahatlaması ve aynı zamanda ülke ekonomisinin de bundan olumlu etkilenmesi amacıyla yapılması gerekenleri anlattı.

    Tarımsal istatistikler

    Türk tarımında projeksiyon yapmak, doğru politikalar üretmek için her şeyden önce tarımsal istatistiklerin doğru olarak yapılması gerektiğini belirten Doğru, “ Ne kadar alana, hangi ürünü ekiyoruz, ne kadar üretiyoruz, ne kadar canlı hayvan varlığımız var ? Öncelikle tarımda uydu ve uzaktan algılama yardımı ve arazide yapılacak tespitlerle tarımsal envanterimiz çıkarılmalı ve doğru bir şekilde tarım sayımı yapılmalıdır. Unutulmamalıdır ki ölçemediğimiz hiçbir şeyi yönetemeyiz“ dedi.

    Tarımsal destekler

    Tarımsal desteklemeler için bütçeden her yıl önemli miktarda kaynak ayrıldığını ancak, destek kalemleri içerisinde hedefine ulaşmayan ve verimliliğe yansımayanların bulunduğunu belirten Mutlu Doğru, “ Bu desteklerle ilgili bizler gibi gerçek çiftçi temsilcilerinin de görüşü alınarak etki ve fayda analizlerinin yapılması ve bazı destekler gerekirse kaldırılarak daha etkin bir destekleme kararnamesi hazırlanmalıdır” görüşünü dile getirdi.

    Stratejik tarım ürünleri

    Mutlu Doğru, arz açığı olan stratejik tarım ürünlerinin ekimini teşvik için fiyat fark desteği uygulamasının devam etmesi gerektiğini savunarak, “ Bu desteklemeler her yıl üretim miktarları, piyasada oluşan fiyatlar ve üretim maliyetleri göz önüne alınarak hesaplanmalı ve yılbaşı civarında açıklanmalıdır. Susam gibi dışa bağımlı olduğumuz ve geleneksel gıdalarımızdan olan ürünler de bu destekleme kapsamına alınarak üretimi arttırılmalıdır” diye konuştu.

    Desteklerin amacı

    Tarımsal desteklerin iki temel amacının bulunduğunu, bunlardan ilkinin çiftçiyi ihtiyaç duyulan ürünleri ekmeye teşvik, ikincisinin ise üretim maliyetlerini düşürerek tarımı sürdürülebilir hale getirmek olduğunu ifade eden Doğru, “Bu iki hedefe ulaşmak için destekleme kararnamesini çiftçi ekim desenini belirlemeden, yani yılbaşından önce açıklamak ve geçmiş yılın destekleme ödemelerini ise finansmana en çok ihtiyaç duyulan ekim zamanı yapmak gerekir. Yaşanan gecikmeler nedeniyle destekler bu hedeflere ulaşamamaktadır” dedi.

    Tarım ürünleri piyasasının takibi

    Adana Çiftçiler Birliği Başkanı Doğru, tarım ürünleri piyasalarını daha yakından takip edecek özel sektör ve kamudan oluşan yetkili bir kurul oluşturulması ve tarımsal desteklemelerin, tarım ürünleri ile ilgili gümrük vergi oranları ve tarımsal projeksiyonların bu kurulun görüşü alınarak hayata geçirilmesi gerektiğini dile getirdi.

    Girdi maliyetleri sorunu

    Çiftçilerin bitkisel üretimde en önemli sorununun gübre ve mazot gibi temel girdi maliyetlerinin yüksekliği olduğuna dikkati çeken Mutlu Doğru, “Hayvansal üretimdeki yem maliyetlerinin yüksek olması da bitkisel üretimdeki yüksek maliyetlerden kaynaklanmaktadır. Bu maliyeti düşürmek için desteklerin tabana yayılması ve her çiftçinin faydalanması açısından bu iki kalemin desteklerinin arttırılması gerekmektedir” diye konuştu.

    Maliyetlere kur etkisi

    Mutlu Doğru, çiftçinin önemli girdilerinden olan zirai ilaç ve bitki besleme ürünlerinin büyük bir bölümünün ithal edildiğini anımsatarak, “Kurlardaki artıştan dolayı fiyatları yüzde 80 civarında artan bu ürünler, kurların düşmesine rağmen fiyatlarını geri çekmedikleri için çiftçimizin üretim maliyetleri üzerinde olumsuz etki oluşturacak. Bu ürünlerin gümrük giriş fiyatları ile perakende satış fiyatları tespit edilerek gerekli tedbirler alınmaz ise bu yüksek maliyetler tarımsal ürün fiyatlarına ve verimliliğe de yansıyacaktır” şeklinde konuştu.

    Hasat zamanı gümrük vergilerinin durumu

    Tarımsal ürün piyasalarının çok kırılgan ve spekülasyonlara çok açık olduğunu, bu nedenle hasat zamanı gümrük vergilerinin düşürülmesi, ithalat yapılması veya TMO gibi kamu kurumlarına ithalat yetkisi dahi verilmesi çiftçinin piyasalarını olumsuz etkilediğini vurgulayan Doğru, “Hasat zamanı bu gibi haberlerin yayılması bile piyasaları olumsuz etkilediğinden bu konuya azami dikkat gösterilmeli ve hasat zamanı ithalat yapılmayacağı güvencesi piyasaya verilmelidir” dedi.

    Future borsaları

    Mutlu Doğru, tarımın doğal sorunlarından birisine daha dikkati çekerek, şöyle konuştu:

    “Bir yıl boyunca talebi olacak ürünün, piyasaya kısa sürede hasat edilerek arz edilmesi fiyatların hasat zamanı düşmesine neden olmaktadır. Bunu önleyecek çözüm gelişmiş ülkelerde de uygulanan future borsalarıdır. Türkiye’de lisanslı depoların kurulması ve depolanabilecek ürünlerin bu depolarda saklanarak pazarlanması doğru atılmış bir adımdır. Ancak bu depolara teslim edilen ürünlere ait elektronik ürün senetleri ürün ihtisas borsalarında işlem görmeli ve yatırımcıya açılmalıdır. Finans piyasaları ile lisanslı depolar ve ürün ihtisas borsaları entegre edilerek bu önemli yapısal sorun çözüme kavuşmalıdır.”

    Tarla fiyatı ve tüketici fiyatı arasındaki fark

    Yaş meyve sebzede üreticinin tarla fiyatı ile tüketici fiyatları arasındaki uçurumun devamlı gündeme geldiğini ve çare olarak hal yasasında değişiklik yapılarak çözüm arandığını belirten Mutlu Doğru, “Bu sorun ancak üreticilerden direk alım yapan ve satış ağı çok geniş market zincirleri, üretici kooperatifleri satış noktaları veya üretici birliklerinin kuracağı pazarlama zincirleriyle çözüme kavuşabilir. Buralarda satılacak ucuz sebze ve meyve piyasayı da regüle edecektir” ifadelerini kullandı.

  • Faturalarda tasarruf ettiren öneriler

    Bu hafta başından itibaren yağmur, fırtına ve birçok kentte de kar yağışıyla birlikte soğuğun iyice etkisini göstermesi, konutlardaki ısıtma harcamalarındaki artışı da beraberinde getirdi. Ülkemizde tüketilen enerjinin büyük bir kısmının konutlardaki ısıtma ve soğutma harcamalarına gittiğini belirten Yaşar Üniversitesi Enerji Sistemleri Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Arif Hepbaşlı, enerji verimliğinin ve bilinçli tüketimin en büyük tasarruf etme yöntemi olduğunu vurguladı.

    Türkiye’nin enerjideki dışa bağımlılığı nedeniyle her yıl 10 milyarca dolar kaynak harcadığını hatırlatan Yaşar Üniversitesi Enerji Sistemleri Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Arif Hepbaşlı, enerjide tasarruf için hane halkı alışkanlıklarının mutlaka değişmesi gerektiğini belirtti. Hepbaşlı, elektrik, doğalgaz, kömür kullanılan yakıt türü ne olursa olsun konutlarda ısı tasarrufunu sağlamak için öncelikle yalıtımın sağlanması gerektiğini belirterek, “Ülkemizde, enerjinin yaklaşık yüzde 40’ı konutlarda kullanılıyor ve bunun da yüzde 85’i ısıtma ve soğutma harcamalarına gidiyor. Yapılan hesaplamalar; yalıtım, bilinçli ve doğru ısı kaynakları kullanımı gibi yöntemlerle enerji verimliliğine gereken önemi gösterdiğimiz takdirde, enerji harcamalarımızda en az yüzde 20-30 oranında tasarruf olacağını gösteriyor” dedi. Soğuğun etkisini göstermesiyle birlikte evlerini ısıtmak için elektrikli cihazları tercih eden vatandaşları da uyaran Prof. Dr. Arif Hepbaşlı, ülkemizde, elektrik üretiminin yaklaşık yüzde 50’sinin doğal gaz, ithal kömür gibi dışa bağımlı olduğumuz kaynaklarla üretildiğini de hatırlattı.

    “Daha az ödemek için elektrikli soba değil klima kullanın”

    Elektrikli cihazlarla ısınmanın vatandaşlar için ekonomik olmasa da temiz ve zahmetsiz olması nedeniyle özellikle batı bölgelerimizde sıklıkla tercih edildiğini kaydeden Prof. Dr. Hepbaşlı şöyle konuştu: “Elektrikli ısıtıcılar, kullandığı her 1 kW elektrik enerjisi için, ısıtılacak alana en fazla 1 kW ısı enerjisi yayar. Bu cihazların kullanımı hem bütçemiz hem de enerji verimliliği açısından tam bir felakettir. Elektrikle ısınmada klima cihazı veya ısı pompasının kullanımı tercih ediliyorsa mutlaka alacağınız cihazın COP değeri olarak bilinen ‘Performans katsayısına bakmanız gerekir. COP değeri bize o cihazın 1 birim enerjiyle kaç birim ısı ürettiğini ifade eder. A sınıfı klimalarda, COP değeri 3,60 ve üzeridir. A sınıfı bir klima ile kıyaslayınca, elektrikli ısıtıcıların aynı miktardaki ısı enerjisini elde etmek için 3-4 misli daha fazla elektrik harcayacağı ortada. Klima pahalı gibi görünebilir, ancak ödeyeceğiniz faturayı düşündüğünüzde uzun sürede elektrikli ısıtıcıya göre hem kendini amorti edecektir hem de elektriğinin büyük kısmını ithal kaynaklarla üreten ülkemizde enerji verimliliği için çok önemli.”

    “Isı tasarrufu için yalıtım şart”

    Büyük enerji kaybı yaşadığımız yerlerden birinin de yalıtımsız binalar olduğunu vurgulayan Arif Hepbaşlı, “Özellikle ısıtma konusunda bu konu çok hassas. Yalıtımsız binalarda ısıtma ve soğutma yaparken yalıtımlı binalara göre iki kat enerji harcıyoruz. En temiz, ucuz, yerli ve milli enerji; israf edilmeyen, verimli kullanılan enerjidir. Çok küçük detaylara dikkat ederek, bazı alışkanlıklardan vazgeçerek, binalarımıza ısı yalıtımı yaparak, doğru cihazları kullanarak ciddi tasarruf elde etmemiz mümkün. Elektrik ve yakıt tüketimleri düşük, verimliliği yüksek ve düşük emisyona sahip çevreci cihazlar tercih edilmeli. Cihazların enerji tasarruf özelliği olmalı, 1 saatteki yakıt tüketimi en az olan tercih edilmeli. Yapılan hesaplamalar, enerji verimliliğine gereken önemi gösterdiğimiz takdirde, enerji harcamalarımızda en az yüzde 20 – 30 oranında tasarruf olacağını gösteriyor” diyerek önerilerde bulundu.

    Isı tasarrufu için öneriler

    -Binanın mantolanması ve duvarların izolasyonu yapılmalı.

    -Pencereler çift camlı olmalı ve yalıtım yapılmalı.

    -Antre, koridor, merdiven holü, bodrum ve kullanılmayan kiler ve odalardaki radyatörler iptal edilmeli, her radyatöre termostatik vana monte edilmeli ve uygun sıcaklıkta ayarlanmalı.

    -Odalarda masa, sandalye ve yatakları dış duvarlardan uzak tutmalı.

    -Güney cephesi pencerelerden gündüzleri güneş girmesini sağlamalı.

    -Gece, gündüz ısınan evleri yüzde 50-55 oranında nemlendirmeli. Çünkü nemli hava, sıcaklığı daha iyi tuttuğundan buharlaşma azalacak; vücut daha az ısı kaybedecektir.

    -Pencere ve kapıların hava sızdırmazlığı kontrol edilmeli. Hava sızıntısı olabilecek yerleri, hava sızdırmaz şeritlerle, bantlarla kaplamalı.

    -Çatı odanız varsa üst katını uygun şekilde yalıtmalı.

    -Radyatörlerden taşınım ve ışınım yoluyla çıkan ısı radyatörün arkasındaki duvarı ısıtır. Dışarı olan ısı kaybını önlemek için alüminyum folyo kaplı ısı yalıtım levhaları yerleştirilmeli.

    -Isıtılmayan bölgelerden geçen sıcak su borularınızı yalıtın. Binaların içindeki 40 derecenin üzerindeki ısı kaybetmesini istemediğiniz her türlü sıcak yüzeyi yalıtın.

    -Kombi, klima, kalorifer, ısı merkezlerinin yıllık bakımları mutlaka yaptırılmalı.

    -Elektrik ve yakıt tüketimleri düşük, verimliliği yüksek ve düşük emisyona sahip çevreci cihazlar tercih edilmeli. Cihazların enerji tasarruf özelliği olmalı. 1 saatteki yakıt tüketimi en az olan tercih edilmeli.

    -Kat kaloriferinde ve merkezi kazanlarda cihazın izolasyonu iyi olmalı, malzemelerin seçimi, mühendislik büroları ve yetkili servis-teknik uzmanlar tarafından yapılmalı.