Etiket: Öner’i

  • Karpal tünel sendromundan kurtulmak için 5 öneri

    Nöroloji Uzmanı Dr. Yılmaz Niyazi Yazman, “En çok orta yaş grubundaki kadınlarda ortaya çıkan ’karpal tünel sendromu’, öncelikle sık kullanılan el bileğini etkiliyor ve hastaların yüzde 50’sinde, her iki el bileğinde de oluşabiliyor. Hastalığın ilerlediği ve tedavinin geciktiği durumlarda, parmaklarda güç kaybı yaşanabiliyor” dedi.

    Memorial Antalya Hastanesi Nöroloji Bölümü’nden Uz. Dr. Yılmaz Niyazi Yazman, “karpal tünel sendromu”na karşı önerilerde bulundu.

    “Her iki elde de görülebilir”

    Karpal tünel sendromunun, elin önemli sinirlerinden biri olan “median” sinirinin el bileğinde sıkışması sonucu ortaya çıktığını belirten Yazman, “En sık belirtileri; baş parmak, işaret parmağı ve orta parmaklarda genellikle geceleri aralıklarla ortaya çıkan uyuşma, karıncalanma, yanma gibi şikayetlerdir. Hasta bu nedenle uykudan uyanır ve ellerini sallayarak rahatlatmaya çalışır. Hastalığın ilerlediği durumlarda, zamanla ellerde ve parmaklarda güçsüzlük meydana gelir ve şikayetler diğer elde de başlayabilir. Bunun yanında karıncalanma ve uyuşma artar, devamlılaşır ve başparmakta kuvvetsizlik başlar. Çok ileri evrelerde ise başparmak tarafındaki kasta erime görülebilir. Karpal tünel sendromu; gebelik döneminde başlayıp, yalnızca bu süreçte devam eden ve doğum sonrasında kendiliğinden düzelebilen bir seyir de gösterebilir. Hastalık erken dönemde anne adayında, sabahları orta parmakta uyuşma ve karıncalanma ile belirti verir. Bu durum, parmakların hareket ettirilmesi ile ortadan kalkar” diye konuştu.

    Karpal tünel sendromundan kurtulmak için 5 öneride bulunan Yazman, “Karpal tünel sendromu olan ve şikayetleri olan gebelerde egzersiz ve yaşam şekli değişiklikleri önemlidir. El ve el bileğini zorlayıcı hareketler yapmamak, el bileğini dinlendirmek için istirahat ateli kullanmak, tuz ve su alımı ile kilo dengesini kontrolde tutmak, el bileği egzersizleri yapmak, hastalığın olumsuz etiklerini azaltacaktır” dedi.

    “Belirtileri boyun fıtığı ile karıştırılabilir”

    Nöroloji Uzmanı Dr. Yazman, “El-bilek hastalığı, diğer sinirleri etkileyen hastalıklar ile karışabilir. Özellikle boyun fıtıkları belirtileri buna dahildir. Ayrıca sinir sistemini etkileyen şeker hastalığı, tiroit hastalığı, romatoid artrit, kronik böbrek yetmezliği gibi diğer metabolik hastalıkları olanlarda karpal tünel sendromu daha çok gelişebilir. Karpal tünel sendromunun teşhisi EMG ile konulmaktadır. EMG ile hastalığın seviyesi hakkında da fikir edinilir. Karpal tünel sendromu çok hafif düzeyde ise el bileği atelleri kullanılabilir. Bunun yanında el bileğini zorlayıcı aktivitelerden kaçınmak da hastalığın ilerlemesini önleyebilir. Tedavide el bileğinden uygulanan tetik nokta enjeksiyonu da hafif düzeydeki hastalarda yararlı sonuçlar vermektedir. El bileğinin tekrarlayıcı ve zorlayıcı hareketleri, karpal tünel sendromu oluşumu için önemli bir risktir. Bu nedenle bazı meslek gruplarında bu hastalığın görülme sıklığı daha fazladır. El bileğinin sürekli kullanıldığı bazı meslek grupları olan marangozlar, bahçe işleri ile uğraşanlar ve çiftçiler, hayvancılık ile uğraşan kişiler, ev kadınları ve el işi yapanlar, fabrika işçileri ile uzun süre bilgisayar başında çalışanlarda, sinir harabiyeti ortaya çıkmaktadır” ifadelerini kaydetti.

    “Ağır yük kaldırmayın”

    El bileği kullanımı hakkında da bilgi veren Yazman, “Bilgisayar kullanımında uygun mouse tercih edin. Bileğe yük bindirecek şekilde masaya dayanarak çalışmayın. Ağır yük kaldırmayın. El işi yaparken dikkat edin ve elde çamaşır sıkma gibi işlemlerden kaçının ya da bileğinizi zorlamamaya özen gösterin. El bileğini kuvvetlendirici özelliği olan ve gün içinde 10’ar kez tekrarlamanız gereken şu egzersizleri yapın: Bileklerinizi düz tutup, parmaklarınızı kendinize çekin ve bu şekilde 5 saniye tutup parmaklarınızı eski haline getirin. Parmaklarınızı sıkıp elinizi yumruk yapın, sonra yumruğunuzu aşağı doğru bükün. Bu hareketi yaparken de 5’e kadar sayın ve daha sonra bileklerinizi düz tutun ve parmaklarınızı gevşetin” diye konuştu.

  • Profesörden milli enerji için dikkat çeken öneri

    Tepebaşı Belediyesi ve TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi tarafından “Enerji Günleri-Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğü & Sürdürülebilirlik Merkezi” konulu panel düzenlendi.

    Panelin açılış konuşmasını yapan TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası Eskişehir Şube Başkanı Ender Kelleci, “Bugün gerçekleştireceğimiz etkinlik ile başta enerji verimliliğinin önemi, yenilenebilir enerji kaynakları ve binalarda ısı yalıtımın önemi gibi konuları işleyeceğiz” dedi.

    “Teknolojinin hızla yaygınlaştığı ve geliştiği günümüzde, enerjinin etkin ve verimli kullanımı ile çevrenin korunması birbirini tamamlayan iki unsur haline gelmiştir” diyen Kelleci, “Bir taraftan fosil enerji kaynaklarının tükenme riski taşıması, çevreye verdikleri zararların yüksek seviyede olması, diğer taraftan alternatif ve yenilenebilir enerji kaynaklarının geliştirilerek, uygulama alanlarının genişletilmesi, sürdürülebilirlik, çevre duyarlılık ve enerji verimliliği yaklaşımları çerçevesinde, kentlerin planlanmasında yeni yaklaşımların doğmasına neden olmuştur” diye konuştu.

    Eskişehir’e yapılması planlanan kömürlü termik santral konusuna değinen Kelleci, şu ifadeleri kullandı:

    “Ülkemizin özgün koşullarına uygun, yerli-yeni ve yenilenebilir enerji kaynaklarını ön planda tutan, ekonomi-sanayi-tarım-çevre-eğitim-ulusal güvenlik-ulaşım politikaları ile bütünleşik, insanımıza odaklı enerji politikalarının bir an önce hayata geçirilmesi öncelikli olarak ele alınmalıdır. Bu kapsamda başta şehrimize yapılmak istenen kömürlü termik santral projesi olmak üzere çevreye zararlı yeni lisans talepleri iptal edilmelidir. Bunun yerine enerji üretiminde yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarına öncelik verilmesi, kaynak potansiyelimizin gerçekçi yaklaşımlarla ortaya konulması önem arz etmektedir.”

    Kelleci, “Bu kapsamda ilk kez düzenlenen bu etkinliğin şehrimizde enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji konularında farkındalığı artırması ve öneminin ortaya konulmasına aracılık etmesini temenni ediyorum” diyerek sözlerini tamamladı.

    Daha sonra söz alan Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç ise, belediye olarak yenilenebilir enerji projeleri hakkında katılımcıları bilgilendirdi. Tepebaşı Belediyesinin yenilenebilir enerji konusunda liderlik yaptığını söyleyen Başkan Ataç, “2011 yılından itibaren Tepebaşı belediyesi yenilenebilir enerjide birçok projeye imza attı” diyerek yapılan projeler hakkında bilgi verdi.

    Ataç, gerçekleşen projeleri şöyle sıraladı:

    “2011 yılında Tepebaşı Belediyesi’nin Hizmet Binası enerji ihtiyacının yüzde 20’lik kısmının güneşten sağlanması için proje hazırlandı. Hizmet Binası, Eskişehir’in Düşük Karbon Ayakizi İçin Enerji Etkin ilk kamu binası oldu. Sistem 2013 yılında binamızda kuruldu. 2012 yılında Avrupa Yaşayan Laboratuvar Organizasyonu’na Türkiye’de 2 belediyeden biri olan, Tepebaşı Belediyesinin üyeliği kabul edildi. 2013’te Avrupa Komisyonu Başkanlar Sözleşmesi’ne imza atıldı. Karbon emisyon oranının 2020 yılına kadar yüzde 23 azaltılacağı taahhüdü verildi. Başkanlar Sözleşmesi’ne Türkiye’den sadece 10 belediye taraf olmuştur. 2014’te Dünya Sağlık Örgütü, Sağlıklı Kentler Organizasyonu 6. Faz üyeliği onaylandı. 2015’te Sürdürülebilir Enerji Eylem Planı (SEEP) 4 ay gibi kısa bir sürede Mart 2015 tarihinde Avrupa Komisyonu tarafından incelenerek onaylandı. 2015’te Tepebaşı Belediyesi Su Sporları Merkezi Türkiye’de LEED GOLD Sertifikasına sahip kamu binası oldu. 2017’de Sürdürülebilir Enerji Eylem Planı çerçevesinde 2014-2016 yılları arasındaki verileri içeren ara raporu hazırlayan ilk belediye olduk. Ulaşımda elektrikli ve hibrit araç kullanımı, yerel elektrik üretiminde güneş panellerinden yararlanma ve belediye hizmet binalarında enerji etkin faaliyetleri gibi 3 alanda mükemmellik ölçütünü yakalamayı başardı. 2017’de mevcut referanslarımız ve deneyimlerimiz çerçevesinde 86 ülkeden, bin 500’den fazla yerleşim yerinin içinde bulunduğu Uluslararası Yerel Çevre Girişimleri Konseyi-Sürdürülebilir Kentler Birliği üye olduk.”

    Tepebaşı Belediyesinde, güneş enerjisi kullanılan yerler hakkında da bilgi veren Başkan Ataç, şunları söyledi:

    “Tepebaşı Hizmet Binası, Mustafa Kemal Atatürk Su Sporları Merkezi, yeşil bina özelliği bulunuyor. Güneş Enerjili Sulama Sistemleri, Güneş Enerjili telefon şarj istasyonları, Yaşam köyü – Remourban Akıllı Kentsel Dönüşümün hızlandırılması projelerimiz de mevcut. Temiz enerji için güneş enerjisine önemli yatırımlar yapıyoruz. Güneş enerjisinden yararlanacağımız alanları arttırmayı hedefliyoruz. Bu alanda kazanılan tecrübe ile Türkiye’de ilkleri başarıyoruz. Tarım ile uğraşan kesimin akaryakıt ve elektrik gibi iki büyük gideri var. Doğru sulama yöntemlerini geliştirilerek yüksek maliyetin azaltılmasını hedefliyoruz.”

    Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Haydar Aras, Tepebaşı Belediyesi ve TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası tarafından düzenlenen “Enerji Günleri” konulu panelde konuştu. Aras panelde iki ayrı oturumda, “Yenilenebilir enerji kaynakları kooperatifleri” ve “Yenilenebilir enerji kaynakları ile ilgili teşvik ve engeller” konularında konuştu. İlk olarak “Yenilenebilir enerji kaynakları kooperatifleri” hakkında katılımcıları bilgilendiren Aras, “Dünyanın birçok ülkesinde enerji kooperatifleri, yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik ve ısı enerjisi üreterek, dünya temiz enerji üretimine katkı sağlamaktadır” diye başladığı sözlerini şöyle sürdürdü: “Son yıllarda artan çevre kirliliği ve ekolojik sorunlar insanların yaşam varlığı için tehdit oluşturmaya başlamıştır. Ayrıca enerji fiyatlarındaki artış da, çevreye duyarlı vatandaşları bir araya getirerek yenilenebilir enerji alanında kooperatifleşmelerini sağlamıştır. 2 Temmuz 2018 tarihli ve 30466 sayılı Resmi Gazete de yayınlanan tebliğ ile yenilenebilir enerji üretim kooperatiflerinin kurulmasının önü açılmıştır. Söz konusu tebliğ ile Enerji Kooperatiflerine 1 MW’a kadar kota yayınlanmasını beklemeksizin tüketimleri oranında güç tahsis edilmesi imkânı da sunulmaktadır.”

    Şu anda Türkiye’de faal halde olan toplam 13 adet yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üreten kooperatif olduğunu söyleyen Aras, “Bu tebliğ ile kurulacak enerji kooperatifleri yardımıyla, ülkemizde yaşanan enerji darboğazının önüne geçmek, sermayenin tabana yayılmasının sağlanması ve enerji talebimizin karşılanmasında yerli katkı payımızın yükseltilmesi hedeflenmiştir” dedi.

    Enerji kooperatiflerinin önemine vurgu yapan Aras, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Enerji kooperatifleri ile bir farkındalık oluşturan Almanya’nın iklimi ve almış olduğu güneş enerjisi miktarı, bizim Karadeniz bölgesi ile benzerlik göstermesine rağmen, yenilenebilir enerjiden elektrik üretimi yapan sektörün büyüklüğü 18 milyar Euro’ya ulaşmış ve 350 bin kişiye iş imkanı oluşturmuştur. Ayrıca İspanya ve ABD’ye güneş teknolojisi ihraç ediyor. Biz ise 1 kWh enerji üretmek için 638 gr karbondioksiti deşarj etmeye devam ediyoruz. Dünyanın birçok ülkesinde kooperatifiler, yenilenebilir kaynaklardan enerji üretimini teşvik etmek amacıyla sağlanan destekler sayesinde, dünya temiz enerji üretimine katkı sağlamaktadır. Ülkemizde de ise yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik enerjisi üreten kooperatiflerin sayısının 13’ten çok fazla olması en büyük isteğimdir. Böylelikle enerji kooperatifleri yardımıyla enerji üretimindeki yerli katkı payımız yükselecek ve de dışa bağımlılığımız azalacaktır. Bunu yaparken yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik enerjisi üreten sistemlerin yüzde yüz yerli imalatını da gerçekleştirmek zorundayız. En büyük hayalim, önce şehrimde sonra ülkemde, her evi güneşten elektrik üreten bir fabrika dönüşmesidir.”

    “Yenilenebilir enerji kaynakları ile ilgili teşvik ve engeller” konusunda da bir konuşma yapan Aras, “Yenilenebilir enerji kaynaklarında elektrik enerjisi üreten düşük kalite ürünler hiçbir denetim mekanizmasına tabi olmadan doğrudan ülkemize girebilmektedir. Bu durumun önüne geçebilmek için yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik enerjisi üreten sistemlerle ilgili acilen ihtisas gümrüğü kurulmak zorundadır. Ayrıca PV’lerin TSE tarafından kontrol edilebilmesi için acilen ülke olarak bir mekanizmayı oluşturmak zorundayız. Yenilenebilir enerji kaynaklarının önündeki engelleri bertaraf edilmesi için bir koordinasyon kurumu acilen kurulmalıdır. Güneş enerjisinden sıcak su elde etmek için termal uygulamalar desteklenmelidir. Güneş enerjisinden elektrik enerjisi üreten sistemlerin yerli imalatını acilen yapmak zorundayız. Bununla ilgili oluşturulacak bir sanayi modeline ülkemizin acilen ihtiyacı var” ifadelerini kullandı.

    Aras, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Ülkemizin en temel problemi olan eğitim eksikliği ve bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olma, maalesef güneş enerjisi sektörü için de geçerlidir. Bilgi kirliliği güneş enerjisi yatırımlarının yavaşlamasına neden oluyor. Burada sektörün kanaat önderlerine, sivil toplum örgütlerine ve konuya hakim akademisyenlere büyük görevler düşüyor. Güneş enerjisinin önündeki engelleri aşmak için halkın desteği de son derece önemlidir. Konu hakkında halk desteğini almak için yol haritası, kredilere erişim sağlanması, bağlantı ve iletim maliyetlerinin düşürülmesi, bağlantı ve iletime yönelik standartların net hale gelmesi gerekir.”

    Panelin ilk oturumunda “Enerji Verimliliğinin Önemi” konuşuldu. Elektrik Elektronik Mühendisi Mahir Ulutaş, “Fosil kapitalizmi ve uygarlık krizi” konusunda bir sunum yaptı. Ardından Eskişehir Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Müfide Banar, “Sürdürülebilir enerji politikalarının belirlenmesinde LCA ve MCDM yaklaşımları” hakkında konuştu. Eskişehir Teknik Üniversitesinden Prof. Dr. Cengiz Türe ise, “İtibarlı şehirler için küçük karbon ayak izi” hakkında bir sunum gerçekleştirdi. İlk oturumun son sunumunu Eskişehir Osmangazi Üniversitesinden Prof. Dr. Haydar Aras gerçekleştirdi. Aras, “Yenilenebilir enerji kaynakları kooperatifleri” hakkında katılımcıları bilgilendirdi.

    Panelin ikinci oturumunun konusu, “Yenilenebilir enerji kaynakları” oldu. Bu oturumda, Tepebaşı Belediyesi Elektrik Elektronik mühendisi Sinem Sarıçoban, Prof. Dr. Haydar Aras ve Mimar İrem Melis Kurt konuşma gerçekleştirdi.

    “Binalarda ısı yalıtımı” konulu üçüncü oturumda ise, İZODER Teknik İşler ve Eğitim Yöneticisi Güneş Kocaoğlan Yüzügür, ESPDER’den Prof. Dr. İbrahim Uzun, Türk Ytong Sanayi Bölge Satış Şefi Olcay Tarhan ve Elektrik Mühendisleri Odasından Abdülkadir Oskan konuşma gerçekleştirdi.

    Panelin son oturumunda ise Tepebaşı Belediyesi Enerji Yöneticisi Özcan Özdemir, “Yenilenebilir enerji uygulamaları örneği: Tepebaşı Belediyesi” konulu sunumunu gerçekleştirerek, belediyede yapılan projeleri anlattı.

  • Kışın Kapalı Ortamları Sağlıklı Hale Getiren 4 Öneri

    Memorial Kayseri Hastanesi Göğüs Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Mehmet Parlak, kapalı ortamlardaki enfeksiyon risklerine karşı kış aylarına özel önerilerde bulundu.

    Kış aylarında enfeksiyonlar ve solunum yolları şikayetleri, kapalı ortamlarda geçirilen sürelere bağlı olarak artıyor.Yeterince havalandırılmayan alanlar, ısı nem dengesinin bozulması veevde radyatör ya da soba üzerinde çamaşır kurutulması, özellikle kronik akciğer hastalıkları olan kişilerde şikayetleritetikliyor. Memorial Kayseri Hastanesi Göğüs Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Mehmet Parlak, kapalı ortamlardaki enfeksiyon risklerine karşı kış aylarına özel önerilerde bulundu.

    Kapalı ortamda kuru hava riski

    Kış aylarında kapalı alanlarda çok fazla vakit geçirmek, virüslerin yayılmasına ve kronik hastalıklara bağlı şikayetlerin artmasına neden olmaktadır. Havasız ve kapalı alanlarda,farklı ısıtma yöntemlerine bağlı olarak nem seviyesi düşmekte ve ısı-nem dengesinde düzensizlik oluşmaktadır. Düşük nemli ortamlar virüs ve bakteriler için yüksek nem ise akar ve mantar üremesi için ideal ortam oluşturmaktadır. İdeal ortam sıcaklığının kapalı mekanlarda 20-22 derece, nem oranının ise % 40-50 arasında olması gerekmektedir.

    Akciğer enfeksiyonları artar

    Kapalı ortamda ısıtmaya bağlı olarak ideal nem oranı düşer ve kuruyan hava, kronik akciğer hastalıkları olan kişilerin yanı sıra sağlıklı bireyleri de etkiler. Kuru hava ortamında uzun süre vakit geçirmek, hava yollarında da kuruluk etkisi yapar ve solunum yolu şikayetlerineyol açar. Bunun yanı sıra kışın kapalı alanlarda çamaşır kurutma da nem oranını yükseltir ve ideal ortam sıcaklığını düşürür. Deterjan ve yumuşatıcılarda bulunan parfümler de solunan havaya karışarak, solunum yolu hassasiyetine bağlı şikayetler oluşturabilir. Astım hastaları da bu ortamdan olumsuz etkilenebilir. Bu nedenle kışın da çamaşırlar evde kurutulmamalı ya da kurutma makinesi kullanılmalıdır.

    Enfeksiyon riskine karşı hijyene dikkat

    Kış aylarında, soğuk havanın virüs ve bakteriyel enfeksiyonları artırıcı etkisine bağlı olarak göz önünde bulundurulması gereken bir konu da hijyendir. Öksürme ve hapşırmayla yayılan bakteriler 7 metreye kadar geniş bir alana ulaşır. Özellikle kapalı ortamlarda bu risklerin en aza indirilmesi ya da ortadan kaldırılması için öksürme ya da hapşırma durumunda kolun iç kısmı ağıza tutularak, partiküllerle bulaş riski engellenmelidir. Kapalı yaşam alanlarında yeterli oksijen seviyesi için ortamın düzenli olarak havalandırılmalı, eller sık sık yıkanmalı ve dezenfekte edilmelidir.

    Kışın sağlıklı yaşam alanları için

    Nem ve hava kalitesini düzenlemek, enfeksiyonriskini düşürmek için kapalı alanlar sık sık havalandırılmalıdır. Temizlik yaparken hepa filtreli elektrik süpürgeleri kullanılması önerilir. Kapalı alanlar toz, akar ve alerjenlerden (kedi ve köpek tüyü vs) temizlenerek arındırılmalıdır. Kapalı alanların havalandırılması hava kirliliğinin çok yoğun olduğu saatlerde yapılmamalıdır. Gereklilik halinde süre kısa tutulmalıdır. Kalorifer kullanırken odadaki nem oranı göz önünde bulundurulmalıdır. Gerektiğinde radyatör ve ısıtıcı üzerine nem dengesini sağlamak için bir kap su konulmalıdır.

  • Eskişehir’den ücretle poşet satışı düzenlemesine öneri

    Eskişehir Amatör Olta Balıkçıları ve Doğal Hayatı Koruma Derneği (ESBALDER) Başkanı Osman Demirtaş, 2019 yılından itibaren tüketiciye parayla satılması öngörülen naylon poşetler yerine doğaya daha az zararlı olan file ve kâğıt çanta türevlerinin tercih edilmesi gerektiğini belirtti.

    Açıklamasında, yeni düzenleme ile poşet kullanımının azalacağını belirten ESBALDER Başkanı Demirtaş, “2019 itibari ile başlayacak olan, daha önce iki kere ertelenen ve bu yılbaşından itibaren kullanıcılara para ile satılması planlanan bu düzenleme ile poşet kullanımının azalacağı ön görülmektedir. Her bir poşetin çevreye ve doğaya çok büyük zararları olduğu ispatlanmıştır” dedi.

    “Poşetlerin tamamen yasak olması, file ve çantalarla alış-veriş yapılması gerektiğine inanıyoruz”

    Poşetlerin yerini doğaya daha az zararlı olan file ve kâğıt çanta türevlerinin alması gerektiğini vurgulayan Başkan Demirtaş, “Bu kimyasalın tamamen yasak olması, eskiden olduğu gibi file ve çantalar ile alış-veriş yapılması gerektiğine inanıyoruz. Satılacak poşetlerin yerine kâğıt türevli çantaların satılması daha doğru olacaktır. Tüm halkımızın geri dönüşüm konusunda bilgilendirilmesi gerekiyor. Tüm belediyelerimizin de Japonya’da olduğu gibi her gün farklı atıkların toplanması örneğin; pazartesi günü evsel çöp, salı günü plastik atıklar, çarşamba günü yağ ve kimyasal atıklar, perşembe günü evsel atıklar gibi düzenleme yapılmalıdır” diye konuştu.

  • Türel’den yabancı dilde tabelalar için öneri

    Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel, Türkçe’nin yabancı kelimelerin istilası altında olduğunu belirtti. Bir turizm kenti olan Antalya’da yabancı dillerde yazılan tabelaları engellemenin mümkün olmadığına vurgu yapan Başkan Türel, “Esnaf odalarında ve ticaret sanayi odalarında yabancı isim tescili halinde farklı bir tarife uygulanmasının çok önemli olacağını düşünüyorum” dedi.

    Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği’nin Alanya’da düzenlenen 4. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’na katılan Antalya Büyükşehir belediye Başkanı Menderes Türel, yabancı kelimelerin Türkçe’yi adeta istila ettiği bir dönemden geçiyorken, Türkçe’nin karşı karşıya kaldığı sorunların ele alınacağı toplantının büyük önem taşıdığını vurguladı.

    “Yabancı kelimeler milli kimliği kaybettiriyor”

    “Dil, bir milleti ayakta tutan, onun varlığını ve devamını sağlayan, millî şuuru besleyen son derece önemli bir unsurdur” diyen Başkan Türel, yabancı kelimeler ile yalnızca dilin değil, aynı zamanda milli kimliğin de kaybolduğuna vurgu yaptı. Türel, “Bir ülkeyi bölüp parçalamak istiyorsanız bunun en öncelikli unsuru o ülkeyi milli, manevi değerlerinden, dilinden uzaklaştırmaktır” diye konuştu.

    “Türkçe’deki tahribatın nedeni internet”

    Başkan Türel, Türkçe’nin bu kadar hızlı bir tahribata maruz kalmasının en önemli etkenlerinden birinin de bu çağın adeta olmazsa olmazı internet ve buna bağlı olarak kullanımı hızla artan sosyal medyanın kendine has dili ve üslubu olduğuna işaret etti. İletişim çağının dilde yozlaşmaya yol açtığını belirten Başkan Türel, “Ne yazık ki gençlerimiz ve çocuklarımız bilişim dili olarak kabul edilen bu dili hızla öğreniyor. Q klavyeden vazgeçmiyor, Ipad, Iphone gibi bir takım deyimleri Türkçesine yerleştiriyor ve Türkçe’nin yaşadığı tahribat engellenemez boyuta ulaşıyor” ifadelerini kullandı.

    “Park yerine bahçe diyebilirdik”

    Türkçe’nin son derece zengin bir dil olduğunun altını çizen Türel, “Konyaaltı sahilinde çok güzel bir projemiz var adeta bir botanik bahçe. Biz adına Sahil Antalya Yaşam Parkı dedik. Halbuki orası denizin kıyısında güzel bir bahçe oldu. Neden bahçe demedik kendi kendime sorguladım. İşte sizlerin bu gayreti, sizlerle bu kısacık toplantıda birlikte olmak bile bizlere bunu gösterdi” diye konuştu.

    “Yabancı işyeri ismine yasal mevzuat önerisi”

    Türel, bir turizm şehri olan Antalya’da Türkçe’yi korumak adına cadde düzenlemelerinde tabela disiplini getirdiklerini ancak esnafın işyeri isimleri ya da dükkânlarına yabancı turistleri çekmek için astıkları tabelaları engelleyemediklerini belirtti. Başkan Türel, bunu engellemek mümkün olmasa da yasal bir mevzuata dayandırılabileceğini ifade ederek, “Özellikle şirket tecillerinde isimlendirme önem arz ediyor. Eski bir ticaret sanayi odası başkanı olarak esnaf odalarında ve ticaret sanayi odalarında yabancı isim tescili halinde farklı bir tarife uygulanmasının bence çok önemli olacağını düşünüyorum” açıklamasında bulundu.