Etiket: Öner

  • (Özel Haber) Doç. Dr. Öner: “Erken menopozda erken teşhis önemli”

    Memorial Kayseri Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Gökalp Öner, çağımızda hızla yaygınlaşan erken menopozda erken teşhisin önemli olduğunu söyledi.

    Erken menopozu, bir kadının 40 yaşından önce adetten kesilmesi olarak tanımlayan Doç. Dr. Gökalp Öner, hızla yaygınlaşan erken menopozun teşhisinde, yıllık düzenli olarak yaptırılacak olan kontrol ve yumurta sayımının önemine dikkat çekti.

    Birden ortaya çıkmıyor

    Menopozun birden ortaya çıkmadığını, kişiye göre değişmekle birlikte, 1 yıl ile 3 yıl arasında öncül döneminin olduğunu dile getiren Doç. Dr. Gökalp Öner, “Önce iki adet arasındaki süre kısalır. Normalde bir kadın 28 günde bir adet görmeli iken, bu süre 23-24 güne kadar iner. Daha sonra da bu aralar 35-40 güne kadar açılır ve daha sonra da adetten kesilme dönemi olur. 1 yıl boyunca adet görememe durumuna da menopoz diyoruz. Erken menopoz ise 40 yaş öncesi kadınların 4 ay boyunca adet görememesi durumudur” dedi.

    Yıllık düzenli kontrol önemli

    Erken menopozun teşhisi için Anti-Müllerian Hormon testi ile yumurta rezervi sayısının tespit edildiğini kaydeden Doç. Dr. Gökalp Öner, “Bir kadın dünyaya geldiğinde 1 milyon yumurta ile doğuyor. Adet görmeye başlayınca bu yumurta sayısı 300 bine düşüyor. Her ay düzenli olarak yumurta üretilmiyor. Her kadında genetik bir miras diye tanımlayabileceğimiz yumurta rezervi var ve bu da yıllar içinde yaşlandıkça azalıyor; özellikle 30 yaşından sonra azalmaya başlıyor, 35 yaşında daha hızlı azalıyor. 40 yaşından sonra da zaten yumurta rezervi bine kadar düşüyor. Onun için, yıllık düzenli kontrollerine geldikleri zaman yumurta rezervlerinin azaldığını görürsek, erken menopozdan şüphelenebiliriz” diye konuştu.

    Ailede erken menopoz öyküsü varsa

    Genetik nedenler başta olmak üzere, rasyasyon ve guatr hastalığının erken menopozun en önemli nedenleri olduğunu belirten Doç. Dr. Gökalp Öner, sık enfeksiyon geçirmek ve çikolata kistinin varlığının da erken menopoz riskini artırdığını dile getirdi. Bu türde şikayeti olanlar başta olmak üzere, her kadının yılda bir kez düzenli olarak kontrol yaptırmasını ve yumurta rezervi sayısını test ettirmesi gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Gökalp Öner, “Kişide erken menopoz sinyali gördüysek ya da yumurta sayısında gözle görülür bir azalma tespit etti isek, o kişinin bir kız kardeşi varsa, genetik öykü önemli olduğu için aynı sıkıntının onda da bulunabileceği konusunda uyarıyoruz ve kız kardeşi için gebelik planlaması öneriyoruz. Eğer bekarsa bile yumurtalarını toplayıp, dondurmayı ve ileride gebelik düşünmesi durumunda tüp bebek yöntemiyle gebelik elde edebileceği bilgisini veriyoruz. O nedenle hastalara önerimiz, yıllık kontrollerini düzenli olarak yaptırmaları ve yumurta sayılarına baktırmaları” şeklinde konuştu.

  • Burhaniye’ de Kaymakam Öner okul ziyaretlerine devam ediyor

    Balıkesir’in Burhaniye ilçesinde, Kaymakam Hüseyin Öner, BENGİ Projesi kapsamında okul ziyaretlerine ve okuma saati uygulamalarına devam ediyor. Daire müdürleriyle birlikte Bahadınlı mahallesine giden Kaymakam Öner, buradaki ortaokulda düzenlenen okuma saatine katıldı.

    Balıkesir’de Vali Ersin Yazıcı’nın öncülüğünde başlatılan BENGİ projesi kaymakamlarla daire müdürlerini harekete geçirdi. İlçe merkezi ve kırsal mahallelerdeki okulları gezen Kaymakam Hüseyin Öner’e, İlçe Milli Eğitim Müdürü Ferhan Levent, Jandarma Komutan Vekili İsmail Aybaş, Gıda Tarım ve Hayvancılık İlçe Müdürü Erdal Aldağ, İlçe Sağlık Müdürü Dr.Faruk Kendigelen, Burhaniye Belediye Muhtarlıklar Müdürü Yüksel Yüce, Sosyal Yardım Vakfı Müdürü Selçuk Çiftçi de eşlik etti. Kaymakam Öner ve beraberindekiler Bahadınlı Ortaokulu’ndaki okuma saatine katılırken, öğrencilere kitap okumanın faydaları anlatıldı. Okulun idareci ve öğretmenleri ile bir araya gelen kaymakam Hüseyin Öner, eğitim kalitesini artırmak için uğraş verdiklerini anlattı.

  • Prof. Dr Öner: “Bebeğiniz oyunlara tepki vermiyorsa mutlaka doktora gidin”

    Çocuk ve Ergen Pisikiyatristi-Pskoterapist Prof. Dr. Özgür Öner, “Otizm spektrum bozukluklarındaki (OSB) en temel sorun sosyal iletişim problemidir ve bebeğiniz oyun oynarken size tepki vermiyorsa o zaman mutlaka bir doktora danışmalısınız” dedi.

    Çocuk ve Ergen Psikiyatristi – Psikoterapist Prof. Dr. Özgür Öner, Çocuklarda ki sosyal iletişim problemi yaşayan çocuklar hakkında bilgi verdi. “Otizm spektrum bozukluklarındaki (OSB) en temel sorun sosyal iletişim problemidir” diyen Öner, “Anne ve babaların bebeklerindeki sosyal iletişim problemini fark etmesini sağlayacak pek çok fırsatları var. Bu fırsatlar çok erken dönemde başlıyor. Çocuklarda ilk gelişen sosyal beceri gülümseme. Bunu daha sonra anneyi izleme, ortak dikkat kurmak için parmakla işaret etme, sesler çıkarma gibi davranışlar da izliyor. Anne ve babaların bebekleriyle sık oynadıkları oyunlar da birçok ipucu sağlıyor” dedi.

    Her anne babanın çocukların ilk öğrettiği “Ce Ee” oyunun bu açıdan önemli olduğunu söyleyen Öner, “Anne ve babaların çocuklarıyla oynadıkları ilk oyun olduğunu belirten Öner, “Anne ve bebeğin ilk oyunlarından biridir Ce Eee… Anne eliyle ya da bir örtüyle yüzünü kapar, sonra Ce Eee der ve hızla açar. Bebek annesinini takip eder, hareketin devamını bekler ve Ce Eee denince de kahkahalarla güler. İşte bu oyun bebeğin gelişimi için önemli ipuçları veriyor. Eğer bebeğiniz bu oyunu oynarken sizi takip etmiyorsa, tepki vermiyorsa o zaman mutlaka bir doktora danışmalısınız” şeklinde konuştu.

    Oyun sırasında yakalanacak bir belirtinin erken teşhis için hayati önem taşıdığını savunan Prf. Dr Özgür Öner, “Bu kaçırılmayacak bir fırsattır. Öncelikle oyuna gerçek bir neşe ile katılmak gerekir. Örtü ya da eller çocukla anne arasında tutulup çocuğun ismi söylendikten sonra indirilir ve çocuğun hoşuna giden bir davranış yapılır. Daha sonra, örtü çocuk ile anne arasında iken anne bekler. Oyunun kritik kısmı buradadır. Sağlıklı bir çocuktan beklenen, çocuğun oyunu devam ettirmek için çaba göstermesidir. Bunun için çocuk size bakabilir, sesler çıkarabilir, örtüyü indirebilir. Oyun sırasında çocuğun gerçekten eğlenmesi, eğlendiğini anne ve babaya belli etmesi, oyunun devamı için çaba göstermesi, bütün bunları yaparken de göz teması, yüz ifadesi, ses çıkarma gibi davranışları bir arada kullanması beklenir” dedi.

  • Prof. Dr. Öner, çocuklara terör olaylarının nasıl anlatılması gerektiğini anlattı

    Çocuk ve Ergen Psikiatristi-Psikoterapist Prof. Dr. Özgür Öner, terör olaylarının çocuklara nasıl anlatılması gerektiği hakkında bilgi vererek, “Önce çocuğunuzun duygularını kabul edin. Korkuyla başa çıkmanın en iyi yolu durumu kontrol etmek ve bilgi sahibi olmaktır. Çocuklar anne babalarına bakarak nasıl bir tutum alacaklarına karar verirler” dedi.

    Çocuk ve Ergen Psikiatristi-Psikoterapist Prof. Dr. Özgür Öner, çocukların terör olayları ve bunların basına yansımalarından etkilendiğini, bunun normal olduğunu, süreci anlatırken çocukların korkularını anlayıp kabul ederek yola çıkmak gerektiğini söyledi.

    “’Korkacak bir şey yok’ demeyin”

    Prof. Dr. Özgür Öner, “Pek çok şiddet olayı ile beraber yaşıyoruz. Yayın organlarında bu konularla ilgili haberler kesintisiz yer alıyor. Her olayda masum insanların ölümüne şahit oluyoruz. Çocuklar da bu durumdan elbette etkileniyor. Çocuklarınızın normale dönmesini hızlandırmak için duygularını kabul edin. Yetişkin olarak siz de sakin ve kararlı olun” diye konuştu.

    Prof. Dr. Özgür Öner korkmanın normal olduğunu, çocukların korkularını reddetmemek gerektiğini söyleyerek, “Korkmak normaldir. İnsanlar bombalar patlarken korkar. Bu nedenle, böyle durumlarda ’ne var korkacak’ demek anlamsızdır. Daha iyisi, sizin de duygunuzu ifade etmenizdir. Çocuğunuzun duygusunu kabul etmezseniz bu ona ek bir yük getirecektir. Önce çocuğunuzun duygularını kabul edin. Korkuyla başa çıkmanın en iyi yolu durumu kontrol etmek ve bilgi sahibi olmaktır. Örneğin, korkulacak bir durum olduğu zaman bilgi almaya çalışmak, güvenliği sağlamak, abartılı yorumlara kulak asmamak kaygıyı azaltır. Çocuklar anne babalarına bakarak nasıl bir tutum alacaklarına karar verirler” dedi.

    “Olaylar sonrasında çocukların herkesi kötü zannetmesi normaldir”

    “Yaşanan olaylar sonrasında çocukların herkesi kötü zannetmesi normaldir. Onların bu konudaki duygularını anlayarak hareket edin” diyen Prof. Dr. Özgür Öner, “Herkes kötü değildir. Hayatta hem kötü hem de iyi insanlar var ve birçok insan çoğu zaman iyi, bazen de kötü davranışlar gösterebilir. Bu çok önemli ve vurgulanması gereken bir sonuçtur. Yaşanan olaylardan sonra çocuklara en güçlü olduğun zaman bile adaletli olmalısın mesajını vermeliyiz” şeklinde konuştu.

    “Birlikte güçlüyüz”

    Prof. Dr. Özgür Öner, “Yaşanan olaylardan çıkarılacak ve çocuklara anlatılacak önemli sonuçlardan birinin de ‘birlikte ne kadar güçlü’ olduğumuz hissini vermektir. İnsanlar ve topluluklar güçlüdür. Aslında bu daha önce pek çok toplumsal olayda da gördüğümüz, bireyin gücünü gösteren bir şey. Buradan çıkaracak ve çocuklarımıza verilecek önemli dersler var. ’Güçsüz değiliz, bir arada olduğumuz ve inandığımız zaman pek çok şeyi başarabiliriz.’” derken, çocuklara bunun anlatılması gerektiğinin de altını çizdi.

    İnsanların başına kötü şeyler gelebileceğine ama toparlanabileceklerine dikkat çeken Prof. Dr. Öner, “Önemli olan devamlı kendi kendine ne kadar şanssız olduğunu söylemek değil, elinden gelenin en iyisini yapmaktır” dedi.

    “Çocuk konuşmak istemiyorsa ısrarcı olmayın”

    “Çocuklar için bugünleri anlamak, yeniden toparlanmak kolay olmayabilir. Kimi çocuk konuşarak aklındakileri, duygularını ifade ederken kimileri tamamen sessizliğe bürünebilir” diyen Prof. Dr. Özgür Öner, “Bu konuyu çocukla konuşurken öncelikle kendiniz sakin ve kontrollü olun. Çocukların yaptığımız yorumları inandırıcı bulması için, kendi aranızda konuşurken, televizyon seyrederken aşırı yorumlarda bulunmaktan kaçının ve model oluşturun. Çocuklarla iletişim kurarken uygun yöntemler kullanmak gerekir, bu nedenle okul öncesi çocuklarla oyun oynarken, resim yaparken ilişki kurmak çok daha kolaydır. Her çocukla mutlaka bu olayları ayrıntılı bir şekilde konuşmak gerekmez; olayların öncesinde daha endişeli bir yapıya sahip olan, çok fazla veya rahatsız edici televizyon veya internet görüntülerine maruz kalan çocukların etkilenme olasılığı daha fazladır. Eğer çocuk sürekli bu konuya takılmışsa, çocukla bu konuda soru sorduğu sürece konuşmak uygun olacaktır. Burada belirleyici olan, anne babanın olay üzerindeki kontrolü, kendi psikolojik durumları ve olayı farklı boyutlarıyla görebilme becerileridir” ifadelerini kaydetti.

    “Çocukların oyunlarına dikkat edin”

    Çocukların oyunlarına da dikkat edilmesi gerektiğini vurulayan Prof. Dr. Öner, “Bazı çocuklar travmatik olayları oyunlarında yansıtabilirler. Burada aileler oyuna katıldıklarında oyunu daha olumlu bir şekilde sürdürmeye, oyundaki olaylar üzerinde kontrol sağlamaya ve olumlu bir şekilde oyunu sonlandırmaya, oyunun sonunda ’iyilerin’ kazanması, insanların birbirine yardımcı olması, ’kötülerin’ uygun cezalara çarptırılması gibi konulara dikkat etmelidirler” dedi.

    Bu belirtilere dikkat

    Anne ve babalara uyarılarda bulunan Prof. Dr. Özgür Öner, “Travmatik olayların çocukların üzerindeki etkisini belirleyen en önemli faktör, çocuğun kendisinin ve sevdiklerinin olaylardan hangi ölçüde direkt olarak etkilendikleridir. Eğer çocuğun kendisi veya bir yakını yaralandıysa, bir yakınını kaybettiyse, kendisi şiddet olaylarına bizzat şahit olduysa veya yoğun bir korku yaşadıysa daha ciddi şekilde etkilenecektir. Daha önceden psikolojik sorunları olan çocuklar daha da fazla etkilenirler. Aile bütünlüğü bozulan, aile içinde özellikle de anneleri tarafından abartılı yorumlara maruz kalan çocuklarda kaygı belirtileri daha fazla görülecektir” dedi.

    Prof. Dr. Özgür Öner, yaşananlara ek olarak sürecin doğru yönetilememesinin bazı çocuklarda psikolojik sorunlara da yol açabileceğini söyledi. Prof. Dr. Öner, uykuya geçmede zorluk, sık kabuslar, aşırı kaygı, önceden yapabildiklerini yapamama, sokağa kendisi çıkmama, ayrı yatamama gibi belirtiler varsa çocuklar için psikolojik destek alınmasının da düşünülmesi gerektiğinin altını çizdi.

  • Artuklu Belediyesi’ne Şakir Öner Öztürk atandı

    Mardin’in Artuklu Belediyesi’ne kayyum olarak Artuklu Kaymakamı Şakir Öner Öztürk atandı.

    21 Kasım günü Mardin İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından arama yapılan Artuklu Belediyesi’ne kayyum olarak Artuklu Kaymakamı Şakir Öner Öztürk atandı.

    Artuklu Belediyesi eski Başkanı Emin Irmak ve bazı belediye çalışanları gözaltına alınmış, emniyetteki ifadelerinin ardından mahkemeye sevk edilmişlerdi. İki kez hakim karşısına çıkan Emin Irmak adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı.