Etiket: Önemi

  • Vatandaşlara anne sütünün önemi anlatıldı

    Zonguldak il Sağlık Müdürlüğüne bağlı Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı Çocuk, Ergen, Kadın, Üreme Sağlığı birimi tarafından Esas 67 Burda Alıveriş Merkezinde Anne sütünün önemini vurgulamak amacıyla sağlık standı açıldı.

    Açılışa Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Dr. Bilal Cin, Başkan Yardımcısı Dr. Tülay Çakır Bakkaoğlu, Halk Sağlığı Biriminde Uzman Handan Özçoban Saka ve sağlık çalışanları katıldı. Standa gelen vatandaşlara anne sütünün bağışıklık sistemi üzerindeki önemi, anne sütüne teşvik etmek, bebekle aralarındaki en güçlü bağın anne sütü olduğu, bebeğin enfeksiyon ve hastalıklara karşı koruduğunu anlatan broşürler ve kitapçıklar dağıtılarak bilinçlendirmeleri sağlandı. Ayrıca Alışveriş Merkezinin katlarında bulunan emzirme odasına anne sütünün önemini vurgulayan afiş ve broşür asılarak düzenleme yapıldı.

    Halk Sağlığı Hizmetleri Başkan Yardımcısı Dr. Tülay Çakır Bakkaloğlu açılış sonrasında yapmış olduğu açıklama da şunları söyledi:

    “Yaşamlarının ilk altı ayı içersinde bebeklerinize en ideal besin maddesi anne sütüdür. Anne sütünün içerdiği koruyucu maddelerle bebeklerimizin mikroplara karşı ilk aşısıdır ve bebekleri bir çok hastalıklardan korur. Bağışıklık sistemlerinin güçlenmesine de yardımcı olur, annenin doğum öncesi haline dönmesini ve alınan kiloların verilmesini kolaylaştırır, emzirme annede meme ve yumurtalık kanserini, menopoz sonrası kemik erimesi ve kalça kırığı riskini azaltır. Anne sütünü yeterince alan bebeklerin zeka düzeylerinin daha yüksek olduğu bilinmektedir. Bunun için ilk altı ay boyunca bebeklerimize anne sütü vermek onlara sunabileceğiniz en güzel armağandır.”

  • SDÜ personeline ‘Anne Sütünün Önemi ve Emzirme’ eğitimi

    Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Tıp Fakültesi çalışanlarına ‘Anne Sütünün Önemi ve Emzirme’ konulu eğitim verildi.

    ‘Bebek Dostu’ unvanı bulunan SDÜ Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi’nde tüm çalışanlara yönelik ‘Anne Sütünün Önemi ve Emzirme’ konulu eğitim verildi.

    Hastanede, Hemşire Sultan Yıldırım tarafından verilen ve 3 gün boyunca devam eden eğitimde ‘Başarılı hastanenin emzirme politikası’, ‘Emzirmenin desteklenmesi ve devamı’ konuları anlatıldı.

    SDÜ Araştırma ve Uygulama Hastanesi Aşı ve Emzirme Eğitimi Hemşiresi Sultan Yıldırım, anne sütünün önemi, saklanma koşulları, sütün devamlılığı, bebek-anne uyumu, anne ve bebeğin hastanede bulundukları süreçte kalabilecekleri uygun yerleri anlattı.

    Hemşire Yıldırım, eğitimde ayrıca emzirme pozisyonları ve önemine de işaret ederek çalışanları bilgilendirdi.

  • Terim: “Burada hiçbir şeyin 3 puan kadar önemi yok”

    Galatasaray Teknik Direktörü Fatih Terim, 2-1 kazandıkları Akhisarspor maçı sonrası yaptığı açıklamada, “Bizim oynayacağımız takımı bizden önce hazırlıyor herkes. Yazılı ve görsel medya başta olmak üzere. Şimdi öbür takımı hazırlarlar” dedi. TFF’nin kupa finali tarihini değiştirmesine yönelik eleştirilerde bulunan Terim, “30 milyon Galatasaraylıyı hiçe sayıyorsunuz” ifadelerini kullandı.

    Spor Toto Süper Lig’in 32. haftasında Galatasaray, deplasmanda karşılaştığı T.M. Akhisarspor’u 2-1 mağlup ederek, şampiyonluk yarışta önemli bir galibiyet aldı. Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında Galatasaray Teknik Direktörü Fatih Terim, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

    İlk yarıda sahaya iyi bir oyun yansıtan sarı kırmızılı takımın ikinci yarıda düşüş yaşamasını neye bağladığıyla ilgili soruyu yanıtlayan Terim, “Açıkçası birçok sebep sayabilirsin ama oyunun kalitesi, birinci yarının ikinci yarıyla olan değişkenliği, ikinci yarıda Galatasaray’ın hiçbir istatistikte olmamasını konuşabilirsin. Burada hiçbir şeyin 3 puan kadar önemi yok. İlk yarı müthiş başlayan arkasından da golleri kaçıran bir Galatasaray’a ikinci yarıda hiç bir talimatımız olmadı. Son zamanlarda yapmadığım bir değişikliği yaptım. Mecbur kaldım oyuna müdahalede bulundum. Bana göre o da doğru bir müdahaleydi. Buna rağmen bir penaltı artı 3-4 tane net pozisyon kaçırdık. Yine söylüyorum 3 maç kala deplasmanda oynuyorsunuz, aradaki farkı korumak istiyorsunuz. Dışarıda veya içeride bir sürü şeyler oluyor. Baskılar oyuncuyu bazen bu hale getirebiliyor. Oyuncularım belki kötü ikinci yarı oynamış olabilirler. Herkes isteğinin bilincinde hareket etti. Elinden geleni yapmaya çalıştı. Bu da 3 puana yetti dolayısıyla çok kritik bir yerde 3 puanla dönmek müthiş bir şey. Geçmişte iyi oyunlarımız çok oldu. İleride iyi oyunları tekrar takdim ederiz. 3 puanlar bazen iyi oyunlardan daha önemlidir. Aslan gibi de 3 puan aldık. Ondan sonra ‘o bu kadar koştu’, ‘bu o kadar pas yaptı’. Onlar da konuşulur. Herkesin kendine göre bir görüşü de olabilir. Herhalde artık bir içeri bir dışarı kaldık. Bizim oynayacağımız takımı bizden önce hazırlıyor herkes. Yazılı ve görsel medya başta olmak üzere. Şimdi öbür takımı hazırlarlar. Dolayısıyla oyuncularımı kutluyorum. Takımıma lazım olan bir 3 puandı“ dedi.

    Gomis’in penaltı kaçırması

    Golcü oyuncu Gomis’in son dönemdeki performans düşüklüğü ve kaçırdığı penaltıyla ilgili sorulan soruyu yanıtlayan Terim, “Açıkçası golcüler bazen bunu yaşayabilirler. Ben de biliyormuş gibi bir penaltı daha olursa ona attıracağım dedim. Ama penaltıdan daha kolay pozisyonlar da vardı, olmadı. Çok istediği için bazen olmayabilir. Bugün bizim takımımızın önemli bir parçasıydı. Bizim ona ihtiyacımız var. Bir daha olsa bir daha attırırız. Kendi istemeyene kadar. Biraz morali bozuktu kendisine de aynı şeyleri söyledim. Kazandıktan sonra bunlar tolare edilebilir. Başka bir skor olsaydı daha çok üzülmesine dalalet olabilirdi. O yüzden kazandıktan sonra çok önemli değil” ifadelerini kullandı.

    TFF’nin kupa finali gününü değiştirmesiyle ilgili

    Bir gazetecinin, “Allah’ın adaleti şaşmıyor” ve “Rakiplerimizi hazırlıyorlar” gibi söylemlerinin gerekçelerini sorması üzerine konuşan Terim, “Bence o her şeyi görüyor ve Allah’ın adaleti de şaşmıyor. Bugün berabere de kalabilirdik, mağlup da olabilirdik, çok da farklı yenebilirdik. Herkesin adaleti şaşıyor ama onun adaleti şaşmıyor. Çünkü konuşmuyoruz, seslenmiyoruz belki ama bu görmüyoruz, izlemiyoruz anlamıyoruz manasına gelmesin. Her şeyin farkındayız. Ama mümkünse konsantre vaziyetinde kalmak istiyoruz. Muhakkak ki bir defa konuşacağım. Bu son maçtan sonra mı olur, daha önce mi olur bilmiyorum. Enteresan işler oluyor. Ben de bu kadar gergin bir ortamda ben de germek istemiyorum dışarıda. O yüzden ‘adalet şaşmıyor’ diyorum. Yerli yerine oturuyor her şey. Açıkçası ben tamamen ben takımıma konsantreyim. 2 hafta daha böyle olacak. Şöyle bir örnek vereyim size; eğer kazanmasaydık bunu söylemezdim size belki sonra söylerdim. Şimdi dünyanın ne tarafında görülmüş çok önceden karar verilmiş bir kupa finali, kupa finalinden 5 gün önce cuma günü bir gün sonraya alınıyor. Bizim Akhisar ile oynayacağımız kupa yarı final maçından önce Pazar günü Başakşehir ile oynadık. Çarşamba kupa oynadık, cumartesi Alanya. Bizim rakibimiz cuma günü burada Beşiktaş ile oynadı. Biz pazar günü Başakşehir ile oynadık, Çarşamba günü elendik. Tebrik de ettik zaten. Bir bahane de bulmadık.Federasyona biz resmi olarak Galatasaray kulübü adına müracaatta bulunduk. ‘Biz Pazar günü böyle oynadık, çarşamba günü de kupa oynadık. Cumartesi günü de Alanya’ya bir tek biz gidiyoruz. Rakiplerimiz İstanbul’da. Bari şunu pazar günü 16.00’da oynayalım’ Yazılılara cevap vermiyorlarmış sözlü olarak da başkana verdikleri cevap değiştiremezlermiş. 6 günde 3 maç oynadık. Elendiğimiz için söylemiyorum. Şimdi 4. güne aldınız. Biz 3. gün deplasmana gittik. Şimdi kimseye sormadan, hiçbir gerekçe göstermeden cuma günü kupayı Perşembe’ye aldım diyorsunuz. Ya diyorsunuz ki ‘Akhisarcım sen çok üzme kendini, perşembe günü sana 4 gün veriyorum’ Halbuki çok önceden alınmış bir karar öyle değil mi? Kimse konuşmuyor. Hani stüdyolarda ‘fikstürü zor, ne dediğini anlamadık’ hani hiç kimse konuşmuyor. Kimseye bir gerekçe göstermeden 30 milyon Galatasaraylıyı hiçe mi sayıyorsunuz? Futbol federasyonu iyi hatırlayacaktır, özellikle de Ufuk Özertem. Çarşamba şampiyonlar ligi Braga maçından sonraki maçımızı cumartesi yerine cumaya almışlardı yanlışlıkla. Onun bile iptalini istemeyen birinden bahsediyorsunuz. Orada UEFA temsilcisi var. UEFA’da herhangi bir final maçı öncesi 5 gün önce kimseye hiçbir gerekçe göstermeden bir şeyi değiştirebilir misin? Çıksın anlatsın. 30 milyonluk Galatasaraylıyı hiçe sayıyorsunuz. Bu ve bunun benzeri konuları daha sonra Allah nasip ederse konuşacağız. Yeri geldiğinde gayet sakin, nezaketli şekilde konuşacağız. Yani bilmiyoruz, görmüyoruz manasında değil” diye konuştu.

    “Açıkçası son günlerde hiçbir şey beni şaşırtmıyor”

    ’Akhisar’ın ikinci yarıdaki performansına şaşırdınız mı?’ sorusuna da cevap veren Terim, “Yok hayır. Eğer Galatasaray iyi oynuyorsa hiçbir sorun yok. Galatasaray başka bir şeye bürünmüşse buradaki gibi yani 3 puan için skoru korumak gibi. Oyuncuların kafasında bu vardı, benim hiç böyle bir felsefem olmadı. Ama bazen bu olur. O yüzden gayet doğal. Esasında ilk yarının bir benzeri de olabilirdi Akhisar bize çok hücum ederken. Aldığımız her top pozisyon oldu. Onda çok başarılı olamadık. Sakatlık yaşadık, erken değişiklik yaşadık. O yüzden şaşırtmadı. Açıkçası son günlerde hiçbir şey beni şaşırtmıyor” dedi.

  • Bahar aylarında sebze yemenin önemi

    Dr. Fevzi Özgönül, “Bahar aylarında hem protein hem de vitamin mineral almak, vücudun değişen hava koşullarında güçlenmesine de katkı sağlamaktır. Bu yüzden yemeklerde alınacak proteini de eksik etmemeliyiz” dedi.

    C vitamini bakımından zengin brokolinin sadece 3-4 dakika haşlanması veya buharda pişirilmesinin C vitamini değerinin yaklaşık yüzde 25 azalmasına neden olduğunu ifade eden Dr. Fevzi Özgönül, “Daha uzun sürelerde pişirmek ise (10-20 dakika) vitaminin yüzde 50’sinin kaybolmasına yol açar. Bu nedenle vitaminin tam olarak alınabilmesi için sebze ve meyvelerin çiğ ya da çok az pişirilerek tüketilmesi önerilmektedir. Önceden pişirilen ve dondurulmuş olarak satılan sebzeler normal C vitamini değerinin sadece 1/3’ünü içerir” dedi.

    Dr. Özgönül, özellikle salata şeklinde yenilebilecek sebzeleri pişirmeden tüketmenin, meyveleri de taze olarak yemeklerle birlikte yemenin yiyeceklerle birlikte çok daha fazla vitamin alınmasını sağlayacağını belirterek, “Yemeklerde kullanacağımız sebzelere gelince ilk baharda yeşil yapraklı sebzeler gözdedir. Marul, ıspanak, maydanoz, fesleğen gibi yeşilliklerin yanında havuç, kuşkonmaz, enginar, bakla, bezelye, roka, semizotu, taze sarımsak, biberiye, tere, kekik ve taze soğan sofralardaki yerini alır” diye konuştu.

    Mandalina ve portakal son demlerini yaşarken, muz ve elmanın sofradaki yerini korumaya devam edeceğini anımsatan Dr. Özgönül, açıklamasını şöyle sürdürdü:

    “Güneşin yükselmesi ile domates de yenilebilecek sebzeler arasında bulunur. Bahar aylarının en gözde yemekleri arasında bol yeşillik içeren sebze yemekleri önceliklidir. Kesinlikle bezelyeyi, baklayı, kuşkonmazı, barbunyayı, brokoliyi, karaciğer dostu enginarı haftanın 6 gününe yaymanızı öneririm. Her yemekte kullanacağımız biber, tere, maydanoz, havuç, güneşten yeterince nasibini almış domates, roka da sofralardan eksik kalmamalıdır.”

    “Bahar aylarının gözdesi olan mangal yemeklerini de pazar gününe bırakalım”

    Bahar aylarının gözdesi mangal yemeklerinin pazar gününe bırakılmasını tavsiye eden Dr. Özgönül, “Çok kısa süren mevsimi nedeni ile karaciğer dostu enginarın hemen hemen her zerresinden yararlanmak için enginarı pişirirken Ege usulü yaprakları ile birlikte pişirmenizi öneririm. Sadece dip kısmı besleyici olabilir fakat küçük bireylere yapraklarının dip kısımlarını sıyırmayı öğretirseniz hem burada hapsolan değerli bölümleri midelerine indirerek bağışıklık sistemlerine ve karaciğerlerine ekstra destek olurlar. Üstelikte küçük yaşta tutumlu olmayı ve yedikleri yiyeceğin her tarafından yararlanmayı önerirler. Etli, tavuklu veya kıymalı bezelye de çok güzel bir öğündür. Yanında güzel bir pilavla hem yüksek enerji hem de besleyici bir yiyeceğe kavuşmuş ve bahar aylarındaki canlanmayı vücutlarında yaşamış olurlar. Bahar aylarında hem protein hem de vitamin mineral almak, vücudun değişen hava koşullarında güçlenmesine de katkı sağlamaktır. Bu yüzden yemeklerde alınacak proteini de eksik etmemeliyiz. Çünkü küçük bireylerin baharda dışarıda oynarken çok miktarda enerjiye ihtiyaçları olacaktır. Yoğurtlu bakla ve bol domatesli mevsim türlüsü de güzel bir alternatiftir. Bahar aylarında hem çocuklarımızın hem de bizim enerjik olmamızı sağlayan bir diğer önemli besin de çiğ olarak tükettiğimiz ve sabah harici ekmeğe alternatif olarak sofralarımızdan eksik etmeyeceğimiz badem, ceviz ve fındık var. Hem enerji hem omega 3 kaynağı olan bu yemişleri de öğünlerde eksik etmeyelim. Günümüzde bağırsakların 2. beyin olarak sıkça konusu geçiyor. Bağırsaklarımızın ve genel olarak sindirim sistemimizin en çalışkan bireyleri probiyotik bakterilerdir. Bahar aylarını doğa gibi vücudumuzun da yeniden yapılanma ayları olarak değerlendireceksek bu aylarda beslenmenin yanında yediğimiz gıdaların sağlıklı sindirilebilmesi için probiyotik destekleri de unutmamalıyız. Birçok probiyotik gıda mesela lahana turşusu, sarımsak, soğan, peynir, yoğurt dışında eczanelerimizde bulunan hazır probiyotik takviyeleri de destek olarak tüketebiliriz” dedi.

  • Sepsis tedavisinde zamanın önemi

    Girne Amerikan Üniversitesi (GAÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı, Tıbbi Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Başustaoğlu, “Sepsis Tedavisinde her saatlik gecikme, hastanın kaybı risk oranını beş kat artırıyor”diyerek tedavide zamanın önemine vurgu yaptı.

    Prof. Dr. Başustaoğlu, Sepsis’in, vücudun enfeksiyona karşı geliştirdiği kontrolsüz yanıt ile kendi doku ve organlarına zarar vermeye başlamasıyla ortaya çıkan bir hastalık olduğunu belirterek, ilk etapta, sıklıkla başka tıbbi sorunlarla karıştırılan ve belirtileri göz ardı edilen sepsisin, erken tanı ve tedavisi uygulanmazsa; organda yetmezliğe, septik şoka, doku hasarına ve yüksek oranda ölüme yol açtığını söyledi.

    Her yıl 5 milyondan fazla yenidoğan ve çocuk ölümüne sebep

    Prof. Dr. Başustaoğlu, Sepsis’in, batı ülkelerinde prostat kanseri, meme kanseri ile HIV/AIDS’den daha fazla ölüme ve her yıl 5 milyondan fazla yenidoğan, çocuk ölümüne de sebep olduğunu, vücutta birbirinden çok uzak bölgelerde yer alan ve vücudun savunma mekanizmasını oluşturan hücre ve dokuların ortadan kaldırabileceği kapasitesinin üzerindeki mikroorganizma varlığı ile ortaya çıkan, ağır bir klinik tablo olduğunu vurguladı.

    Prof. Dr. Başustaoğlu açıklamasının devamında ise şunlara değindi; “Sepsis, vücudun enfeksiyona verdiği cevap ile, kendisini gösteren bir hastalıktır. Cevabı ise, kendi doku ve organlarına zarar vermek şeklinde olabilir. Enfeksiyon, hastanın dolaşım sistemi yani kan yolu ile diğer organlara ulaşır. Bu durumda, tüm organlar tehlike altındadır. Öyle ki sepsis, bazı vakalarda; akut organ fonksiyon bozukluğuna yani, ağır sepsis, ya da organ fonksiyon bozukluğuna eşlik eden hipotansiyona ki, septik şoka doğru ilerleyebilir. Tüm dünyada, sepsis nedeniyle; her yıl yaklaşık 20.000 ölüm görülmektedir. Sepsisin ilerlemesi, büyük oranda enfeksiyonun ilk saatlerindeki tedavinin, hızı ve doğruluğu ile belirlenir.” sözleri ile hastalık hakkında bilgi verdi.

    Sepsisin sebepleri çeşitli enfeksiyon ajanları

    Sepsise sebep olabilecelek etmenler hakkında da bilgi veren Başustaoğlu; “Hem bakteriler hem de mantarlar dahil olmak üzere, çeşitli enfeksiyon ajanlarına bağlı olarak ortaya çıkabilir. Bakteriyel vakalar, en sık rastlanan vakalardır. Enfeksiyon ile savaşmak üzere harekete geçen bağışıklık sistemi, septik semptomlara sebep olan hasarı ortaya çıkarır. Bağışıklık sistemi örneğin; enfeksiyona neden olan bakteri ile savaşırken, organa zarar verir. En sonunda organ yetmezliğine yol açar. Sepsis ile sonuçlanan enfeksiyonların en sık rastlanan birincil kaynakları, idrar ve üreme yolları ve solunum yolu enfeksiyonlarıdır. Sık rastlanan diğer enfeksiyon alanları; karın, abseler ve yara ya da cerrahi kesilerdir. Santral kateter kaynaklı kan dolaşımı enfeksiyonları da önemli enfeksiyonlar olup, enfeksiyon ajanları kan dolaşımına, damar içi araçlar yoluyla girebilir” dedi.

    Sepsis tanısında altın standart; kan kültürü testi olduğunu ifade eden Başustaoğlu, kan kültür testinin, hastalığa sebep olan mikroorganizmanın laboratuar şartlarında üretilmesi ve adının konması olduğunu, “Başka bir deyişle, kültür testinde bizler; enfeksiyona sebep olan mikroorganizmayı hızlı bir şekilde deşifre etmiş oluruz” dedi.