Etiket: Önemi

  • Beylikdüzü’nde, organ bağışının önemi anlatıldı

    Beylikdüzü Belediyesi’nin düzenlediği“Organ Bağışı ve Nakli Semineri”Beylikdüzü Atatürk Kültür ve Sanat Merkezi (BAKSM)’nde yapıldı. Organ Bağışı Haftası”na dikkat çekmek amacıyla düzenlenen seminere katılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Hayati öneme sahip organ bağışının ülkemizde, istenilen seviyede olmaması üzüntü verici bir durumu, hepimiz el birliğiyle bir adım atmalı ve bu konudaki eksikliğimizi gidermeliyiz.” dedi.

    Beylikdüzü Belediyesi’nin“Organ Bağışı Haftası”na dikkat çekmek amacıyla düzenlediği seminer BAKSM Beylikdüzü Sahnesi’nde gerçekleşti. Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Beylikdüzü Belediye Meclis Üyeleri, birim müdürleri, muhtarlar, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve öğrencilerin büyük ilgi gösterdiği seminerde, İstinye Üniversitesi Liv Hospital Organ Nakli Merkezi Başkanı Prof. Dr. Ayhan Dinçkan ile Organ Nakli Koordinatörü Ayşe Özkan, organ bağışı ve nakli konusunda katılımcılara bilgiler aktardı. Seminerde yaptığı konuşmada, vatandaşları organ bağışı yapmaya davet ederek kendi de organ bağışında bulunan Belediye Başkanı İmamoğlu “Ülke olarak organ nakli konusunda iyi, başarılı; bağış konusunda ise ne yazık ki gerideyiz. Başarılı akademisyenlerimizin hızına toplum olarak, bilinç olarak yetişemiyoruz.” diye konuştu.

    Özkan, Organ Bağışı ve Nakli konusunda bilgiler aktardı

    Seminerde,İstinye Üniversitesi Liv Hospital Organ Nakli Koordinatörü Ayşe Özkan, katılımcılara organ nakli, beyin ölümü, hangi organların naklinin yapıldığı, organ naklinde bulunabilecekler, bağışlanan organların kimlere nakledileceği, organ bağışında bulunmak isteyenlerin başvuruda bulunabileceği yerler ve organ bağışının dinen caiz olup olmadığıyla ilgili bilgiler aktardı. Özkan, organ bağışının önemine dikkat çektiği sunumunda “Biz, insanlar yaşasın istiyoruz. Hayatı sona ermiş bir bireyin organları toprak olmasın, organ nakli bekleyen bir başkasına hayat olsun diye çalışıyoruz. Her bağış, yeni bir hayattır.” şeklinde konuştu.

    Dinçkan: “Organ Bağışı Çok Kıymetli”

    İstinye Üniversitesi Liv Hospital Organ Nakli Merkezi Başkanı Prof. Dr. Ayhan Dinçkan ise seminerde yaptığı konuşmada, “Organ bağışı çok kıymetli Sağlıklıyken bir karar vermeniz gerekiyor. Bir gün sizin veya yakınlarınızın da organ nakline ihtiyacı olabileceğini lütfen aklınızdan çıkarmayın.” dedi. Dinçkan, sözlerini “Biz, vatandaşlarımızı organ bağışı konusunda bilinçlendirmek istiyoruz. Hedefimiz, organ bağışını arttırmak. Bunu sağlamak için çalışmaya ve anlatmaya devam edeceğiz.” diyerek noktaladı.

  • Sağlık çalışanlarına organ naklinin önemi anlatıldı

    Zonguldak’ın Ereğli ilçesi Devlet Hastanesi tarafından Organ Nakli Haftası nedeniyle düzenlenen etkinliklerde sağlık çalışanlarına organ naklinin önemi anlatıldı.

    Kdz. Ereğli Devlet Hastanesi’nde 3-9 Kasım Organ Nakli Haftası nedeniyle etkinlikler düzenlendi. Etkinlik kapsamında Kdz. Ereğli Devlet Hastanesi Anestesi Uzmanı Hatice Fidan tarafından hastane çalışanlarına organ naklinin önemi hakkında bilgiler verildi. Fidan konferanstaki konuşmasında “Tedavisi mümkün olmayan hastalıklar nedeniyle görev yapamayacak organların yerine, canlı veya ölüden alınan yeni, sağlam organın konularak hastanın tedavi edilmesine ”Organ Nakli” denir. Canlıdan yada ölüden nakil yapılabilir. Canlıdan nakillerde Organ nakli gereken hastanın eşinin veya kendisinin 4.dereceye kadar akrabalarından nakil yapılabilir. Ücret karşılığı nakil tüm ülkelerde olduğu gibi bizde de yasaktır. Ölüden nakiller ise beyin ölümü tanısı alarak ölen kişilerden yapılır.

    Beyin ölümü tanısı 2 uzman hekimden oluşan heyet tarafından, gerekli bütün tetkikler yapıldıktan sonra saptanır. Koma ve Bitkisel hayat beyin ölümü değildir. Bu hastalarda bazı beyin fonksiyonları çalışmaktadır ve tıbbi destek ile hasta yaşamına yıllarca devam etmektedir.

    Beyin ölümü tüm beyin fonksiyonlarının geri dönülmez şekilde kaybolmasıdır ve mutlak ölümdür. Ancak beyin ölünce kalp, akciğer, karaciğer ve böbrek bu ölü bedende canlılığını çok kısa bir süre daha devam ettirir. Ancak bu esnada eğer daha önceden gönüllü bağışçı olduysak ve ailemiz izin verirse organlarımız başka bir bedende hem yaşamaya hem yaşatmaya devam eder. Herhangi bir yerde mesela kalp krizi sonucu ölürsek kalbi durmuş kişinin diğer organları da anında öleceği için kullanılamaz hale gelir. Ölen kişi bağışçı olsa bile nakil yapılamaz. Ülkemiz yasalarına göre on sekiz yaşından büyük ve akli dengesi yerinde olan herkes organlarının tamamını veya bir bölümünü bağışlayabilir. Yaşlılar, sigara alkol kullananlar, Hepatit, Aids diyabet ve hipertansiyon gibi ciddi sağlık sorunları olanlar bile organlarını bağışlayabilir. Bağışlanan organ ve dokular Sağlık bakanlığına bağlı Ulusal Koordinasyon Sistemi ile ülkemiz içindeki tıbben acilliği ve doku uyumuna göre en uygun alıcıya nakil edilir. Aileler organ nakli yapılırken yakınlarının vücudunun parçalanacağını zannederler. Hayatı sona ermiş bile olsa; birçok insana hayat vereceği için, sağlık personelinin bu konuya hassasiyeti çok daha fazladır. Bu yüzden de normal bir ameliyat gibi titiz ve özenli bir cerrahi müdahale yapılır, sadece normal bir ameliyat izi olur. Cenaze aynı diğer ölüler gibi tüm bakımları yapıldıktan sonra hasta yakınlarına teslim edilir. Organ bağışının dini yönden sakıncası yoktur. Dünyadaki diğer birçok din de organ ve doku bağışını insani bir yaklaşım olması nedeniyle desteklemekte ve onaylamaktadır. Kuran – ı Kerim’de “Kim bir insana hayat verirse onun tüm insanlara hayat vermişçesine sevap kazanacağı” beyan olunmaktadır.( Maide suresi, Ayet 32)Diyanet İşleri Başkanlığının kararı da bu yöndedir. Gönüllü bağışçı olmak için Sağlık Müdürlüklerine veya tüm Hastanelere başvurabilirsiniz. 2018 de ülkemizde yaklaşık 2500 böbrek, 930 karaciğer, 72 kalp, 37 Akciğer nakli yapılarak hastalar sağlığına kavuşturuldu. Ülkemizde aile bağları kuvvetli olduğu için, akrabalar arası nakil yapılıyor. Yaşarken böbreğimizi veriyoruz ama ölünce toprağa gömülmesini tercih ediyoruz başkalarına yaşam şansı vermek elimizdeyken. Ancak asıl amaç ölen insanlardan yapılan nakille hayat kurtarmak olmalı. Ülkemiz, maalesef bu konularda çok geri. Ülkemizde yıllık ölüm sayısı 500.000 kişi iken sadece 2000 kişisi beyin ölümü sonucu ölmekte ve sadece bu 2000 kişinin organları şayet bağışlandıysa başkalarına umut olabilmektedir Şu an en sevdiğiniz kişinin yıllar içinde bekleme listesine girmeyeceğinin garantisi var mı? Hiç beklenmedik bir anda yakınını kaybeden bir kişinin organ bağışı için hızlı karar vermesi zordur. Ancak eğer yakınınız hayatta iken organlarını bağışladığını biliyorsanız bu acılı günde bile organ bağışına destek olabilirsiniz” dedi.

    Kdz. Ereğli Devlet Hastanesi yönetimi ayrıca organ bağışının önemine dikkat çekmek ve organ bağışını artırmak amacıyla hafta boyunca hizmet içi ve halk eğitimleri, ilçe merkezindeki boardlara afiş asma, Çilek Halk otobüslerine duyurular yayınlama, Özdemir AVM de24-25 Kasımda stant açma, Kdz. Ereğli Devlet Hastanesi’nde açılan stantta Belediyenin desteğiyle hazırlanan broşür, kupa ve tişörtlerin gönüllü bağışçılara dağıtımı, askeriyeye, Belediye çalışanlarına ve okullara eğitim verme ve ilçenin mülki, idari amirleri ve ileri gelenleri ile kısa videolarının da yer aldığı

    kamu spotlarını hastanede yer alan ekranlarda yayınlama gibi etkinlikler düzenleyecek.

  • Diş tedavisinde genel anestezinin önemi

    Diş hekimi stresinin ve tedavi sırasında oluşabilen reflekslerin hastalar için çileye döndüğünü belirten uzmanlar, bu tip durumlarda diş tedavisinin genel anestezi ya da sedasyon altında gerçekleştirilmesinin hasta ve doktor için daha iyi olduğunu söyledi.

    Diş tedavilerinin çoğunlukla kişiler için ağrılı geçmesi sebebiyle toplumda yaygın korkulara sebep olduğunu ifade eden Diş Hekimi Şiar Atmaca, çoğu insanın diş hekimi koltuğuna oturmaktan korktuğunu, hatta bazı kişilerde artık bu durumun fobi düzeyine geldiğini belirtti. Atmaca, “Diş tedavisinde planlama genel anestezi veya sedasyon altında olacaksa mutlaka anestezi doktoru tarafından gerçekleştirilmeli ve ameliyathane ortamında yapılmalıdır. Uygun hastalara yapılan anestezi altında diş tedavisi, hastaya ve hekime sağladığı avantajlar düşünüldüğünde harcanan emek ve zamanın buna değer olduğu görülmektedir. Anestezi altında yapılan diş tedavilerinde hasta operasyon sonrası ilaçların etkisi ile ağızda yapılan tedavi işlemini, ağrıyı ve hoşlanmadığı sesleri hatırlamaz. Bu sayede psikolojik travma neredeyse sıfıra indirilmiş olur” şeklinde konuştu.

    Diş hekimi korkusu olanlarda, engelli bireylerde, mide bulantısı sorunu yaşayanlarda, diş ünitinde tedavi yapabilmenin mümkün olmadığı çocuklarda, lokal anestezinin yeterli olmadığı durumlarda genel anestezi veya sedasyon altında diş tedavisini tercih ettiklerini belirten Atmaca, bu yöntemin hem hasta için hem de tedaviyi gerçekleştirecek hekim için kolaylık sağladığını kaydetti. Diş tedavilerinin seanslı, uzun süren tedaviler olduğunu ekleyen Atmaca, “Günümüzde yoğun iş ortamında bu seansları bir araya toplamak için genel anestezi altında diş tedavilerinin yapılmasını arzu edenler de olmaktadır. Genel anestezi ile üç aylık bir tedavi üç saate sığdırılabilir. Bütün dişlerde yapılacak ağrılı işlemler bir seansta tamamlanıp, tedavinin geri kalanı ise hızlı bir şekilde bitirilebilir” diye konuştu.

  • Uyuşturucu ile mücadelede sporun önemi gençlere anlatılacak.

    Dünya Uyuşturucu ile Mücadele Eden Sporcular Federasyonu Genel Başkanı Kaya Muzaffer Ilıcak, Amasya ve Çorum’da “Uyuşturucu ile mücadelede sporun gücü” konulu seminerler verecek. DUMESF Çorum İl Temsilcisi Kenan Biçer’in organize ettiği ve konuşmacı olarak Dünya Uyuşturucu ile Mücadele Eden Sporcular Federasyonu Genel Başkanı Muzaffer Ilıcak’ın konuşmacı olarak katılacağı seminerlerde öğrencilere özellikle bağımlılıkta sporun önemi anlatılacak. Çorum ve Amasya’da yapılacak seminerlerde uyuşturucu yaşının 12 civarına indiği ve mücadelenin devlet teşviki ile tüm okullarda verilmesi konusundaki görüşlerini açıklayacak. Emniyet tedbirlerinin yanında bilgilendirmenin de öneminin anlatılacağı seminerler üç gün sürecek. Çorum ve Amasya valiliklerinin de desteklediği seminere öğrenci velileri de katılabilecek.

    Seminer programı şöyle:

    30 Ekim Salı saat 14.00 Amasya Macit Zeren Fen Lisesi

    1 Kasım Perşembe saat: 14.00 Çorum Hitit Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi

    2 Kasım Cuma saat: 14.00 Çorum Spor Lisesi

  • Böbrek taşı oluşumuna karşı sıvı tüketiminin önemi

    Op. Dr. Mücahit Kabar, böbrek taşı oluşumuna karşı alınabilecek en iyi önlemlerden birinin sıvı tüketimi olduğunu söyledi.

    Gün içerisinde yeterince sıvı tüketmemenin böbrek taşı oluşumunu doğrudan etkilediğini belirten Özel Esentepe Hastanesi Üroloji Uzmanı Op. Dr. Mücahit Kabar, böbrek taşı, kişinin günlük yaşantısını da şiddetli ağrı sebebiyle olumsuz etkilediğini ifade etti. Böbrek kanalları içerisinde oluşan mineral içerikli sert kitlelerin, böbrek taşı olarak adlandırıldığını belirten Kabar, taşların genetik faktörler, doğuştan idrar yolları anomalileri, yetersiz sıvı alımı, kullanılan bazı ilaçlar ve beslenme alışkanlıkları sebebiyle de ortaya çıkabileceğini belirterek, “İdrar rengi koyu olduğunda da daha fazla sıvı tüketilmesi gerekir. Günde 3 litre sıvı tüketilmesine özen gösterilmelidir. Hastalık daha çok 30-50 yaş aralığında görülmektedir. Bazen bulantı ve kusmaya sebep olabilecek kadar ağır bir sancı yaşanabilir. Zaman zaman idrar yaparken şiddetli acı hissi oluşabilir” dedi.

    Kabar, böbrek taşının oldukça sık görülen bir hastalık olduğunu dile getirerek, erkeklerde kadınlara göre daha fazla yaşandığını belirtti. Taş dökmenin kişiden kişiye göre değişkenlik gösterdiğini belirten Kabar, bazen taşın müdahale edilmeden döküldüğünü söyledi. Kabar, kendinden dökülme olmuyorsa tedavi seçeneklerinin değerlendirilmesi gerektiğini aktaran Kabar şöyle devam etti:

    “Şiddetli ağrı yaşanması durumunda mutlaka doktora danışılmalı. Doktor kontrolünde ilaçla ya da cerrahi müdahale ile böbrek taşından kurtulmak mümkün. Böbrek taşı tekrarlayan bir özelliğe sahiptir. Öncesinde böbrek taşı sorunu yaşayanlarda tekrar etme olasılığı vardır. Bu sebeple, tedavi sürecinin başından sonuna dek doktorun önerileri dikkate alınmalı. Aksi halde böbrek taşı hastalığı böbreği kaybetmeye dahi sebep olabilir.”