Etiket: öneme

  • Bartın’da Covid-19 salgınıyla mücadelede kritik öneme sahip “3CLpro” enzimi üretildi

    Bartın’da Covid-19 salgınıyla mücadelede kritik öneme sahip “3CLpro” enzimi üretildi

    Bartın Üniversitesi laboratuvarlarında aralıksız 3 ay süren çalışmaların ardından korona virüs (Covid-19) tedavisinde kullanılacak önleyici ve tedavi edici ilaçların testleri için gereken kritik öneme sahip “3CLpro” adlı enzim yerli olarak üretildi.

    Korona virüs salgınıyla mücadele kapsamında Bartın Üniversitesinin Batı Karadeniz Kalkınma Ajansı’nın (BAKKA) desteğiyle sürdürdüğü çalışmalarda önemli bir başarı elde edildi. BAKKA’nın “Covid-19 ile Mücadele ve Dayanıklılık Programı” kapsamında 3 aydır Bartın Üniversitesi laboratuvarlarında aralıksız olarak devam eden çalışmalarda “3CLpro” adlı enzim, rekombinant DNA teknolojisi ile üretildi. Başarı ile sonuçlanan çalışma hakkında bilgi veren Bartın Üniversitesi Fen Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölüm Başkanı Doç. Dr. Dursun Kısa, “’İn-Vitro İlaç Tarama Sistemlerinin Oluşturulmasına Yönelik Main Proteaz Enziminin Rekombinant Olarak Üretilmesi’ başlıklı BAKKA projesi kapsamında önemli bir başarı elde ettik. Covid-19 salgınıyla mücadelede kullanılacak ilaçların in-vitro inhibisyon çalışmalarında kullanılacak enzimlerden biri olan main proteaz enzimi (3CLpro), rekombinant DNA teknolojisi kullanılarak yerli imkanlar ile üretildi. Virüsün replikasyon sistemi ile ilişkili önemli bir enzim olan ve ilaç çalışmalarında inhibisyon denemelerinde kullanılan 3CLpro enzimi, anti-viral ilaçların hedeflerinden biri olduğundan salgınla mücadelede önemli bir yer teşkil etmektedir” dedi.

    “Covid-19 ilaç üretimini hızlandıracak bir çalışma oldu”

    Doç. Dr. Dursun Kısa, yerli imkanlarla üretilen main proteaz enzimi ile salgınla mücadelede tedavi ve önleyici ilaçların üretiminin daha da hızlanacağını kaydederek, “Enzimin yerli imkanlarla üretilmesi sayesinde salgınla mücadele etmek için dizayn edilen ilaçların denemeleri in-vitro olarak hızlı bir şekilde gerçekleştirilerek potansiyel ilaç adayı moleküllerin etkinliğinin taranmasında kullanılacaktır” diye konuştu.

    Haftalık 100 reaksiyon (rxn) üretimi gerçekleştirilebilen 3CLpro enzimi ile birlikte diğer çalışmaların da ara verilmeden devam ettiğinin altını çizen Doç. Dr. Kısa, “Ayrıca akademisyenlerimiz tarafından virüsün replikasyonunda rol alan ve anti-viral ilaç hedeflerine yönelik bir diğer enzimin üretim çalışmalarına da başlanmış olup, kısa süre içerisinde bu enzimin üretiminin gerçekleştirilmesi hedeflenmektedir. Bu düşüncelerle çalışmalarımızın başından sonuna büyük emek veren Araştırma Görevlisi Sayın Rizvan İmamoğlu’na teşekkür ediyorum. Ayrıca destekleri için BAKKA Yönetim Kurulu Başkanı ve Bartın Valisi Sinan Güner ile ülkemizin kalkınmasına değer katma noktasında bizleri teşvik eden değerli Rektörümüz Prof. Dr. Orhan Uzun’a şükranlarımı sunuyorum” ifadelerini kullandı.

    “Bartın Üniversitesi insan kaynağıyla sürece büyük katkılar sunmaya devam ediyor”

    Küresel bir sorun haline gelen korona virüs salgınına karşı verilen bilimsel mücadelenin önemine değinen Bartın Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Orhan Uzun ise, Bartın Üniversitesinin tüm bileşenleriyle pandemiyle mücadeleye katkı sunmaya gayret gösterdiklerini söyledi. Rektör Uzun, şunları kaydetti:

    “Ülkemizde Cumhurbaşkanlığımız bünyesinde Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu tavsiyeleri doğrultusunda korona virüs pandemisinin önlenmesine yönelik ciddi çalışmalar yapılmaktadır. Bu doğrultuda Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız, Yükseköğretim Kurulumuz ile birlikte TÜBİTAK’ın da destekleri ve koordinasyonunda üniversitelerimiz çalışmalar yürütmektedir. Bu çalışmaların ilkinde Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi ile birlikte Covid-19 tanı kitinde kullanılan enzimlerin yerli olarak üretilmesi sağlanmıştı. Yeni proje kapsamında ise öğretim elemanlarımız Covid-19 için üretilecek ilaçların klinik deneylerinde kullanılacak enzimi yerli olarak üretmeyi başardılar. Emeği geçen öğretim elemanlarımız Doç. Dr. Dursun Kısa ile birlikte Araştırma Görevlisi Rizvan İmamoğlu’nu gayretleri dolayısıyla tebrik ediyorum. Bu düşüncelerle sürece dair ortaya konulan irade ile bizleri yüreklendiren Sanayi ve Teknoloji Bakanımız Mustafa Varank’a, içinde bulunduğumuz bu zor günlerde gösterilen önemli özverileri dolayısıyla Sağlık Bakanımız Fahrettin Koca’ya, ülkemizin kalkınması ve pandemiyle mücadele noktasında teşvikleri için YÖK Başkanımız Prof. Dr. Yekta Saraç’a, desteklerini her zaman yanımızda hissettiğimiz Bartın Valimiz Sinan Güner ile TÜBİTAK Başkanımız Prof. Dr. Hasan Mandal’a, proje fikrinin oluşumu aşamasındaki çok değerli katkılarından dolayı TÜBİTAK MAM Gen Mühendisliği ve Biyoteknoloji Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Şaban Tekin’e, destekleri için BAKKA Genel Sekreteri Muhammed Ali Oflaz’a ve tüm paydaşlarımıza teşekkürlerimi sunuyorum.”

    Rektör Uzun, başarıyla tamamlanan Covid-19 kapsamındaki bu projenin ardından yeni çalışmalar ve işbirliği imkanları için TÜBİTAK MAM Gen Mühendisliği ve Biyoteknoloji Enstitüsü Müdürlüğü ile görüşmelerin devam ettiğini sözlerine ekledi.

  • Rektör Remzi Gören: Çini Kütahya’da sadece sanat değil, aynı zamanda ticari öneme de sahip

    Kütahya Dumlupınar Üniversitesi (DPÜ) Rektörü Prof. Dr. Remzi Gören, Kütahya’da çinin sadece sanat değil, aynı zamanda ticari bir öneme de sahip olduğunu ifade etti.

    Kütahya’daki Çini Şenliği’nde konuşan Gören, “Çini Kütahya’mızın en önemli değerlerinden biridir ve hatta en önemlisidir. Kütahya denildiğinde akla çini geliyor. Böylesine önemli ve marka değeri olan bir konuda kurumlar arası iş birliği yapılan etkinliklerin değerini de artırıyor. Kütahyalı hemşehrilerimizin çini ve seramiğe ne denli önem verip sahip çıktıklarını biliyoruz. Bundan kuşku yok. Çini sadece sanat değil ticari öneme de sahip. Önemli geçim kaynağı. Kaygılandığım nokta şu. Umarım ticaret, sanatın önüne geçmez. Eğer böyle olursa Kütahya’mız ve çinimiz bundan büyük yara alıp zarar görür. Kütahya’mız çiniye sahip çıkıyor. Uluslararası platformda çinileri ve bizi tanıtanlar gerek seramik mühendisliği gerek çini bölümünden mezun olan öğrenci sayımızın azlığı düşündürücüdür. Bu bölümlerin artık öğrenci almıyor olmasına en az sizler kadar üzülüyorum. Kütahya’mızın taşı, toprağı her şeyi güzel” dedi. (EFE)

  • Hakan Bezgin, “Zemin etüdü raporu hayati öneme sahiptir”

    Jeoloji Mühendisi Hakan Bezgin, zemin etüdü raporunun kurallara uygun yapılıyor olması çok önemli olduğunu söyledi.

    Çekmeköy başta olmak üzere İstanbul’un bir çok bölgesinde çalışmalar yapan Jeoloji Mühendisi Hakan Bezgin inşaatın projelendirilmeden önceki aşamasında alınan zemin etüdünün hayati önemine dikkat çekti. Zemin etüdü raporu, zemin üzerine yapılacak inşaatın projelendirilmesi aşamasında hayati bir öneme sahip olduğunu belirten Bezgin, “Bu rapor, deprem sırasında oluşan yüklerin etkisini önceden ön görerek, inşa edilen yapının bu yükleri taşıyabilecek malzeme ve kesitlerden inşa edilmesine rehber olur” dedi.

    “Özellikle imara açılacak yerlere dikkat etmek gerek”

    Hakan Bezgin, “Özellikle imara yeni açılacak bölgelerde, geniş alanların sismik mikro bölgelendirme haritalarının hazırlanması (yer seçimi gibi) ve yapılacak zemin etüdlerinde, kurallara uygun, doğru bir zemin etüdü çalışması, deprem bölgelerinde hasarın asgari düzeye inmesi açısından gereklilik arz etmektedir” ifadelerini kullandı.

    “Zemin etüdü raporu çok önemli”

    Hakan Bezgin, “Bir arsaya ait yer altı tabakalarının durum, konum, jeolojik yapı türü, derinlik, kalınlık, yoğunluk, elektrik özdirenci, sismik hızı, ivme, yeraltı su derinliğini ve bu tabakaların geriye kalan dinamik parametrelerinin olası bir deprem karşısında göstereceği tepkiyi tespit etmek amacıyla yapılan çalışmaların tamamına zemin etüdü adı verilir. Zemin etüdü, bahse konu olan alanın üzerine yapılacak yapılara ait tasarım aşamasında kullanılacak zemin bilgilerinin tespit edildiği; değişik katmanlarda yer alan toprak, taş türü bölgenin deprem riski açısından risk derecesi, olası bir fay hattına olan uzaklığı gibi özelliklerin detaylı olarak yapılan incelemeler neticesinde inşaata elverişli olup olmadığı konusunda elde edilen bilgilerin bir araya getirildiği için inşaat öncesinde çok önemli” dedi.

  • “Rakka, enerji için kilit öneme sahip”

    Prof. Dr. Kumbaroğlu, DAEŞ terör örgütünden temizlenmek istenen Rakka’nın petrol ve gaz için kilit öneme sahip olduğu belirtti.

    Enerji Ekonomisi Derneği Başkanı ve Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gürkan Kumbaroğlu, Suriye ve Kuzey Irak’ta bulunan önemli bölgeler hakkında değerlendirmede bulundu. Kumbaroğlu, 2003’ten bu yana bölgede yaşanan insanlık dramına sırt çeviren batının, söz konusu doğalgaz ve petrol olduğunda ilk sırada yer aldığını belirterek, şuan ki tartışmaların da yeni enerji denkleminde kimlerin olacağı konusu temelinde yaşandığı söyledi.

    “Batının ilgi odağı petrol ve gaz rezervleri”

    UNICEF’in açıklamasına göre milyonlarca insanla birlikte yaklaşık 500 bin çocuğun da Suriye’de savaş koşulları altında temel gereksinimlerinden yoksun yaşadığını hatırlatan Prof. Dr. Kumbaroğlu, “Suriye ve Kuzey Irak’a batılı ülkelerin asıl ilgisi bu ülkelerde bulunan petrol ve gaz kaynaklarına erişim arayışından kaynaklanıyor. Suriye ve Irak’tan gelen mültecilere kapılarını, yaşanan insanlık dramına gözlerini kapayan AB ülkeleri, konulan ambargoya rağmen Suriye ve Irak’tan gelecek gaz ve petrole odaklanmış durumda” dedi.

    “El Bab, Rakka ve Deyr-i zor enerjide çok kritik”

    Prof. Dr. Kumbaroğlu, Suriye’nin kanıtlanmış 2.5 milyar varil petrol ve 240 milyar metreküp doğalgaz rezervi bulunduğunu dile getirerek, “Buna ülkenin karasuları ve kaya formasyonları içerisinde bulunan rezervler dahil değil. OPEC’in ikinci büyük ham petrol ülkesi olan Irak ise kanıtlanmış 143 milyar varil petrol ve 3.5 trilyon metreküp doğalgaz rezervi ile dikkat çekiyor. İnsanlık dramının yaşandığı yerler de petrol ve gaz rezervlerinin ve bunların batılı ülkelere ulaştırılacağı güzergahlar üzerinde bulunuyor. Bu dramın sona erdirilmesi Türkiye, ABD ve Rusya’nın anlaşarak işbirliğine gitmesine bağlı. Petrol ve gaz yataklarının ve güzergahları Türkiye, Rusya ve ABD koalisyonu kontrolü altında bulunması yaşanan insanlık dramının sonunu getirebilir. Bugün çatışmaların yoğun bir şekilde sürdüğü El Bab’dan 180 km sonraki Rakka ve oradan 140 km sonraki Deyr-i Zor da petrol ve gazda kritik noktalar. Bu nedenle Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın Rakka söylemini bu gözle de değerlendirmek durumundayız. Son dönemlerdeki yoğun diplomasi trafiği bölgede yeni gelişmelerin habercisi. Türkiye yeni denklemin dışında kalmamak için diplomatik, ekonomik ve askeri alanda adımlar atmak zorunda” ifadelerini kullandı.