Etiket: önderleriyle

  • Bakan Soylu, Tunceli’de kanaat önderleriyle bir araya geldi

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, terör örgütü PKK’nın mensuplarının ikna yoluyla dağdan indirdiklerini ve birçoğunun teslim olduğunu belirterek, “Hikayeleri hep aynı. Ya belediye binasında kandırılıp yönlendirilmişler ya HDP il binasında ya ilçe binasında ya da HDP’nin bir etkinliğinde kurulmuş bir çadırda kandırılıp dağa gönderilmişler” dedi.

    Tunceli temasları kapsamında kanaat önderleriyle bir araya gelen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, açıklamalarda bulundu. İmkanlar elverdiği ölçüde kanaat önderleriyle, aşiret temsilcileriyle, muhtarlarla toplantılar yapmaya gayret ettiklerini belirten İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, “Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatları da bu yöndedir. Keza vali ve kaymakamlarımıza da aynı talimatı verdik, onlar da bu buluşmaları gerçekleştiriyorlar. Sebebi de şudur, Türkiye bugün, büyük bir gayretin ve mücadelenin içerisindedir. Bir kalkınma, kendi iç huzurunu temin etme, bunu daim kılma ve kendisine yönelen birtakım saldırıları bertaraf etme gayretindeyiz. Bunu sadece Ankara’dan temin etmek, mümkün değildir. Mutlaka milletimizin desteği, özellikle toplumda nasihat edecek, sözü geçen insanların bu işe destek vermesi gereklidir, elzemdir. Hepimiz birer aile sahibiyiz, babayız, kimimiz dedeyiz. Torunlarımız, çocuklarımız, yeğenlerimiz gelecekte de mutlu olsun, bu topraklarda refah içinde yaşasın isteriz. Bunu ancak hep birlikte başarabiliriz. Bakın fitne çıkarmak, dünyanın en kötü ama en kolay işidir. İki kelimeyle insanları birbirine kırdırırsınız. Türkiye yıllarca bu işlerle uğraştı, bedel ödedi. Yaşı müsait olanlar hatırlar, Çorum ve Maraş olaylarını yaşadık. Onlarca vatandaşımızı şehit verdik. Tamamen tiyatroydu, tamamen kurgulanmış bir fitneydi. Malatya’da Hamido Suikastini yaşadık” dedi.

    “PKK için uçurumdan yuvarlanma başlamıştır”

    40 yıldır PKK fitnesinin yaşandığını aktaran Bakan Soylu, “Ben lafımı esirgeyen bir adam değilim, açık açık söylüyorum, PKK’nın Kürt vatandaşlarımı bir çakıltaşı kadar düşündüğü ve dert ettiği yoktur. İdeolojisi falan yoktur. Ne Tunceli’ye ne Diyarbakır’a ne Şırnak’a, Eruh’a, Cizre’ye, Ağrı’ya çakıltaşı kadar bir faydası yoktur, olmamıştır. PKK’nın işi gücü derdi, uyuşturucu kaçırsın, oradan para kazansın, Suriye’den insan ticareti yapsın, oradan para kazansın, milletin kanından kazandıkları paraları örgüt liderleri Avrupa’da lüks yerlerde yesin. Milletin çocuğunu dağda bayırda telef etsinler, kendi ahlaksız alemlerine meze etsinler, tek dertleri budur. Siz bakmayın onların öyle dağda falan poz verdiklerine. Kendi yayın organlarında ‘mücadele, gerilla’ diye yüksek perdeden beyanat vermelerine aldırmayın. Biz onların çektirmedikleri fotoğrafları iyi biliriz. Sefahat fotoğraflarını, ahlaksızlıklarını iyi biliriz. Avrupa uyuşturucu pazarının yüzde 80’i bu örgütün elinde. Yılda 1,5 milyar dolar sadece uyuşturucudan para kazanıyorlar. Göçmen kaçakçılığından ve diğer işlerden kazandıklarını saymıyorum. Daha Suriye’deki petrole de çökeceklerdi, pazarlıkta anlaşamadılar. Amerika ‘Suriye’den çekiliyorum’ deyince paniklediler, şimdi kendi küçük akıllarıyla bölge ülkelerini çatıştırmaya, böylece canlarını kurtarmaya çalışıyorlar. Hiç kimse merak etmesin, bu iş bitmiştir. PKK için uçurumdan yuvarlanma başlamıştır. Buradan dönüş mümkün değildir” ifadelerini kullandı.

    “Türkiye elini geleceğe uzatmıştır”

    Artık Ortadoğu’da yeni bir iradenin filizlendiğini dile getiren Soylu, “Bu irade terörün bitmesi iradesidir ve inşallah hem içeride hem dışarıda bu kötülük yuvası, bu irin yuvası kısa zamanda kurutulacaktır. Terör bize çok zaman kaybettirdi. Çok can kaybettirdi. Ben bu teröre ‘fuzuli işler’ diyorum. Kimseye bir hayır getirmeyen, sadece kaybettiren, insanları üzen, çoluk çocuğu, anne babaları ağlatan, fuzuli işler. Bu fuzuli işlerle çok oyalandık. Sizler toplumda sözü geçen insanlarsınız. Artık Türkiye elini geleceğe uzatmıştır ve Türkiye bu fuzuli işlerden kurtulmak, bu yükü sırtından atmak zorundadır. Yıllardır buralarda belediyeleri güya yönettiler. Tek ve basit bir soru sormak isterim. Tunceli için ne yaptılar. PKK için değil, kandildeki ahlaksız adamlar için değil, çocuklarını dağa kaçırdıkları anne babalar için, ne yaptılar. Bu şehrin gençleri için, esnafı için, bu şehrin kalkınması için ne yaptılar. İşleri güçleri, tek dertleri Kandil. Özgürlükten bahsedenlere diyorum. Tunceli ile Pülümür arasından eğer gidemiyorsan senin memleketinin neresi özgürdür. Ne yaptılar. Şu güzelim şehirleri, binlerce yıldır şu topraklarda yaşamış insanları sırf kendi sefahatleri için kavga ettirdiler. Kendilerinden başka kimseye bir hayırları olmadı. Onlar güldüler, millet ağladı” şeklinde konuştu.

    “Ya HDP binasında, ya da bir etkinliğinde kandırılıp dağa gönderilmişler”

    Terör örgütü PKK’nın dağdaki elemanlarının ikna yoluyla dağdan indirdiklerinin altını çizen Soylu, “Ailelerine tek tek gidiyoruz. Ne olursun bunları geri çağırın diye. Birçokları da kendi teslim oluyorlar. Hikayeleri hep aynı. Ya belediye binasında kandırılıp yönlendirilmişler, ya HDP il binasında ya ilçe binasında, ya da HDP’nin bir etkinliğinde kurulmuş bir çadırda kandırılıp dağa gönderilmişler. Bunların anne babası anne baba değil miydi, onlar evladına ağlamaz mıydı, yazık değil miydi. Diyarbakır belediyesinde anneler çadır kurdu, evlatlarını istedi, günlerce yüzlerine bakmadılar. O anneler neden evlatlarını belediyeden, onlardan istedi. Çünkü o anneler, kimin ne kabahat ettiğini çok iyi bilirler. Allah’ınızı severseniz niye yöneticilik yapıyoruz. Eğer bugün sen 13 yaşındayım diye bir kızı anasının dizi dibinde, öğretmenin aklı ile büyümesi gerekirken onu zorla anasının koynundan alıp dağa getiren adama engel olamıyorsan, onun eline boyundan büyük silah verip onu eğitime tabi tutana hayatı dar edemiyorsa ne işe yararız. Kimin çocuğu olması önemli mi sizce. İsminin Zilan, Dilan, Mehmet, Ayşe olması önemli mi. Bunlar bizim çocuklarımız. Geleceğimizi çalıyorlar. Anne ve babaların umutlarını yok ediyorlar” şeklinde konuştu.

    Toplantıya Bakan Soylu’nun yanı sıra, Vali ve Belediye Başkan Vekili Tuncay Sonel, Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Vedat Çolak, İl Jandarma Komutanı Albay Sinan Şen, İl Emniyet Müdürü Doğu Ateş, muhtarlar ve kanaat önderleri katıldı.

  • Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, STK temsilcileri ve kanaat önderleriyle bir araya geldi

    Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, “Vahdet, toplumsal birlik demektir. İslam’ın özünde hem tevhid vardır hem vahdet vardır. Birlik ve beraberlik vardır” dedi.

    Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, Tunceli’de çeşitli sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve kanaat önderleriyle bir araya geldi. Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, Tunceli’nin Sahabi döneminde İslam’a kapılarını açmış olan bir bölgenin şehri olduğunu söyledi.

    İslam dininin barış dini olduğunu ifade eden Erbaş, “Bizim inancımızın, medeniyetimizin en önemli unsurlarından birisi muhabbettir. Müslüman muhabbet, barış, sevgi insanı demektir. Biz, sevgi medeniyetinin çocukları, sevgi medeniyetinin mensuplarıyız. Ahmet Yesevi’den Hacı Bektaş’a, Baba Mansur’dan Ağuiçen’e, Horasan ve Anadolu ile evliyanın temsil ettiği irfan yolu; Anadolu’muzun ve Balkanların gönül dünyasına asırlardır hitap etmiştir” ifadelerini kullandı.

    Erbaş, medeniyetimizdeki irfan geleneğinin canlılığını sürdürdüğünü dile getirerek şöyle konuştu:

    “Hak Muhammed Ali anlayışıyla Allah’ın varlığını ve birliğini, rahmet Peygamberi Hazreti Muhammed’in peygamberliğini, Hazreti Ali Efendimizin evliyanın piri olduğunu esas alan geleneğimiz, bin yıldan beri Anadolu’muzun önemli unsurlarındandır. İrfan geleneğimizin ‘Edeb Yâ Hû’ kalıbıyla ifade ettiği eline, diline, beline sahip olma düsturunu esas kabul edip, hayatı anlamlandıran ocaklarla devam eden bu geleneğimiz, bugün de canlılığını sürdürmektedir. Kelime-i tevhidlerin, “Hû”ların çekildiği bu erkanlar geçmişten günümüze tekke ve dergahlar gibi kurumsal mekanlarda ya da yeteri büyüklükteki evlerde icra edilmiştir. Başkanlığımız günümüzde farklı sosyo-kültürel etkinliklerle birlikte Hakk Muhammed Ali anlayışına dayalı geleneğimiz ve edeb erkanının yürütüldüğü söz konusu yapıların mecrasında faaliyetlerinin tarihimize ve dini geleneğimize sahip çıkma anlamında önemli görmektedir.”

    “İslam’ın özünde hem tevhid vardır hem vahdet vardır”

    Tevhid ve vahdetin İslam’ın en önemli unsurlarından olduğunu belirten Erbaş, “Vahdet, toplumsal birlik demektir. İslam’ın özünde hem tevhid vardır hem vahdet vardır. Birlik ve beraberlik vardır” ifadelerini kullandı.

    Erbaş, “Ülkemizin en zor anlarında müftülerimiz, görevlilerimiz, imamlarımız, dedelerimiz, kanaat önderlerimiz hep el ele vermedik mi? Ülkemizi işgal etmeye kalkanları birlikte püskürtmedik mi? 7 cephede birlikte göğüs göğse savaşmadık mı?” dedi.

    Diyanet İşleri Başkanlığının tüm personeliyle birlikte millete hizmet etmeye çalıştığını kaydeden Erbaş, şöyle konuştu:

    “Birliğin, beraberliğin en iyi gösterildiği yer, ülkemizde, vatanımızda, bayrağımızla, milletimizle ilgili herhangi bir sorun olduğunda omuz omuza gayret etmemiz, mücadele etmemizdir. 15 Temmuz gibi bir karanlık gece, bir işgal girişimi yaşadık. O zaman birlikte olduk, beraber olduk. O kötü günleri, Allah bir daha göstermesin inşallah. Çoluğumuzla, çocuğumuzla, gencimizle, yaşlımızla, kadınımız ve erkeğimizle hep birlikte vatanımızın hem huzuru hem maddi ve manevi kalkınması için hep birlikte olacağız.”

    Erbaş’ın konuşmasının ardından bazı katılımcılar söz alarak düşüncelerini paylaştı.

    Programa, Tunceli Valisi Tuncay Sonel, Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Dr. Selim Argun, Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanvekili Prof. Dr. Cenksu Üçer, Eğitim Hizmetleri Genel Müdürü Kadir Dinç, Yönetim Hizmetleri Genel Müdürü Haydar Bekiroğlu, İl Müftüsü Aşır Durgun’un yanı sıra çok sayıda STK temsilcisi ve kanaat önderi katıldı.

  • Diyanet İşleri Başkanı Erbaş Malatya’da kanaat önderleriyle bir araya geldi

    Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, “İl Buluşmaları” kapsamında ziyaret ettiği Malatya’da gerçekleştirilen toplantıda, çocukları ve gençleri, ahlaklı, vatanını, milletini düşünen bir birey olarak yetiştirmek için herkesin birbirine destek olması gerektiğini söyledi.

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Malatya’da sivil toplum kuruluşları temsilcileri ve kanaat önderleri ile bir araya geldi. Erbaş, burada yaptığı selamlama konuşmasında Diyanet İşleri Başkanlığının yürütmüş olduğu hizmetler ve çeşitli konularda istişarede bulunacaklarını kaydetti. Erbaş, “İl Buluşmaları” kapsamında ziyaret ettiği tüm illerde gerçekleştirilen bu toplantının diğer bir amacının da farklılıkların birer zenginlik olduğu gerçeğini daha çok insana ulaştırma gayreti olduğunu belirtti.

    Ülkedeki genç nüfusun oranının büyük bir nimet olduğuna işaret eden Erbaş, çocukları ve gençleri, ahlaklı, vatanını, milletini düşünen bir birey olarak yetiştirmek için herkesin birbirine destek olması gerektiğini söyledi.

    Toplantıya, Malatya Valisi Ali Kaban, İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Kızılay, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, kanaat önderleri ve “24. İlahiyat ve İslami İlimler Fakülteleri Dekanlar Toplantısı”na katılan Türkiye’deki İlahiyat ve İslami İlimler Fakültelerinin Dekanları katıldı.

  • Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, Hatay’da kanaat önderleriyle bir araya geldi

    Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Hatay’da çeşitli sivil toplum kuruluşlarının (STK) temsilcileri ve kanaat önderleri ile bir araya geldi.

    Hatay’da bulunan STK temsilcileri ve kanaat önderlerinin katıldığı toplantıda bir konuşma yapan Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, Hatay’ın farklı inançlardan, mezheplerden ve kültürlerden insanları içerisinde barındıran bir şehir olduğuna işaret ederek, “Hatay muhacirlere ensar olması ile öne çıkmaktadır. İlk ensarlığı da bundan 2 bin sene önce Habib-i Neccar’a yapmıştır. Bugün de yaklaşık 500 bin muhacire ensarlık yapıyor” şeklinde konuştu.

    Başkan Erbaş, Kanaat önderinin ve sivil toplum kuruluşlarının toplumdaki rolüne işaret ederek, “Kanaat önderinin ve sivil toplum kuruluşları, toplumda yardımlaşma ve dayanışmayı sağlarlar. Toplumda iyiliğin ve huzurun teminatıdırlar” dedi.

    “İyilik için bir araya gelenler güçlü olursa, fitne ve bozgunculuk için bir araya gelenler başarılı olamayacak”

    İyilik ve erdem için bir araya gelenler güçlü olursa fitne ve bozgunculuk için bir araya gelenler başarılı olamayacaklarına dikkat çeken Erbaş, “Kanaat önderleri ve sivil toplum kuruluşları iyilikte yardımlaşıyorlar. Düşmanlıkta ve günahta insanların buluşmasını önlemeye çalışıyor” ifadelerini kullandı.

    “Sorunlarımızın gerçek nedenlerini bilemezsek çözüm bulamayız”

    Erbaş, İslam coğrafyasının ve insanlığın yaşadığı sorunlara dikkat çektiği konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Bugün coğrafyamızın, ümmetin ve insanlığın yaşadığı sorunlar açlık, yoksulluk, savaşlar, bunalımlar, dünyevileşme, birlik ve kardeşliğin zayıflaması, bencillik gibi sorunlardır. Sorunlarımızın gerçek nedenlerini bilemezsek çözüm bulamayız. Onun için yaşanan problemleri çok iyi müzakere etmeliyiz. Bu toplantımızın en önemli araçlarından birisi de budur.”

    Ümmetin zayıflamasına sebep olan unsurların fitne, tefrika, ırkçılık, mezhep çatışmaları, meşrep kavgaları ve cehalet olduğunu kaydeden Erbaş, “Bizler, sivil toplum kuruluşları ve kanaat önderleri olarak bunlarla mücadele etmek zorundayız. Fitnenin ne büyük kötülüklere sebep olduğunu görerek yaşıyoruz. Bunu çocuklarımıza, gençlerimize ve bütün insanlığa anlatmak zorundayız” diye konuştu.

    “İlimle, hikmetle, ferasetle, dirayetle problemleri çözmeye çalışacağız”

    Erbaş, tarihte Avrupa’nın yaşadığı ve milyonlarca insanın hayatını kaybettiği mezhep savaşlarını şimdi İslam dünyasında ortaya çıkarmaya çalışan bir takım planlar olduğuna vurgu yaparak, “Müslümanlar bu planları gördü. Bu planları ortadan kaldırmak için gayret etmemiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.

    Sorunların çözümü noktasında aktif rol alınması gerektiğinin altını çizen Erbaş, “Bütün sorunların çözümünde bizlerin, STK temsilcileri ve kanaat önderlerinin rolü olacak. İlimle, hikmetle, ferasetle, dirayetle bu problemleri çözmeye çalışacağız” dedi.

    “Gençlere İslam’ın ilkelerine göre rol model olmalıyız”

    STK’ların çalışmalarının önemine değinen Erbaş, şunları söyledi:

    “Sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarında en önemli husus, Allah rızasını kazanmak ve samimi, beklentisiz çalışmalar yapmaktır. Özellikle gençlik konusunda fedakâr ve özverili çalışmalar yapılmamız gerekiyor. Gençlerin daha sağlıklı bir eğitim almalarını sağlamalıyız. İslam’ın ilkelerine göre onlara rol model olmalıyız.”

    Sağlıksız din bilgisinin toplumda oluşturduğu tahribatı anlatan Erbaş, “Sağlıklı dini bilgiyi gençlerimize vermeliyiz. Ölçümüz Kur’an ve Sünnet, bu ikisini birbirinden ayırmak İslam’a ihanettir. Böyle bir dini eğitimi vermek için hepimiz el birliği yapmalıyız” şeklinde konuştu.

    Toplantıya Hatay Vali Yardımcısı Bilal Ölmez, Mustafa Kemal Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Kaya, İskenderun Teknik Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Türkay Dereli, Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Osman Tıraşçı, Diyanet’in üst düzey yöneticilerinin yanı sıra çok sayıda STK temsilcisi ve kanaat önderi katıldı.

  • Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, STK temsilcileri ve kanaat önderleriyle buluştu

    Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Ortadoğu ve İslam alemi daha fazla parçalansın, daha fazla kaos yaşasın diye 100 yüzyıldan bu yana ortaya atılan planlar ve teoriler olduğunu söyledi.

    ’İl Buluşmaları’ kapsamında Muş’a gelen Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve kanaat önderleriyle bir araya geldi. Kentteki bir otelde düzenlenen ve Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programda konuşan Prof. Dr. Ali Erbaş, kanaat önderlerinin ve ilim adamlarının, ulemanın, toplum ve insanlık için önemini bilenlerden ve takdir edenlerden olduklarını söyledi. Erbaş, “Onun için bu akşam beraberiz ve bazı konuları istişare etmek amacıyla burada toplanış bulunmaktayız. Toplumda, iyiliğin ve huzurun teminatı, kanaat önderleri ve sivil toplum kuruluşları, alimler, ilim adamlarıdır. İlim adamları, zaten peygamberlerin varisleridir. Peygamberler, İslam’ı yaymak için, İslam’ı tebliğ etmek için gönderildiler. İslam’ın en önemli amacı, toplumda barışı ve huzuru sağlamak” dedi.

    “Medreselerimizle daha iyi ilişkiler içerisine gireceğiz”

    Medreselerin önemine değinen ve Diyanet İşleri Başkanlığı olarak medreselerle daha iyi ilişkiler içerisinde olacaklarını vurgulayan Prof. Dr. Erbaş şöyle konuştu:

    “Bölgemizde, medreselerimiz var. Medreseler de doğu ilim geleneğinin geçmişten günümüze bölgeye katkıları ve yaptıkları hizmetleri saymakla bitiremeyiz. 10’uncu yüzyıla kadar bu bölgedeki medreselerin tarihi eskiye gidiyor. İslam’la tanışması çok daha eski. Hicri ilk asırda bu bölgeler İslam’la tanışmış. İslamlaşma buradan başlıyor ve batıya doğru gidiyor. Gönüllerin İslam’la dirilen o insanların bundan bin sene, bin 200 sene önce kurmuş oldukları o medreselerde bilgi, hikmet, ilim, irfan ile insanlar yetiştirildi. Bugün hala devam ediyor, daha da gelişecek. Bugün Medrese Alimleri Vakfı temsilcileriyle bir toplantı yaptık. Ben gerçekten bu toplantıda geleceğimiz adına çok umutlandım. Yani alimlerimiz işin farkında. Ne yaparsak daha kaliteli, daha nitelikli talebe yetiştiririz, alimlerimiz bunun farkında. Geleceğimiz adına bu beni umutlandırdı. Bizler, Diyanet İşleri Başkanlığı olarak medreselerimizle daha iyi ilişkiler içerisine girerek, insanımıza hizmet etmenin gayreti içerisinde olacağız inşallah.”

    “Eskiden camiler dolup taşıyordu, şimdi camilerde cemaat azalmaya başladı”

    İslam coğrafyasında inanç zayıflığı sorununun yaşandığını dile getiren Erbaş, “Bugün coğrafyamızın, ümmetin ve insanlığın yaşadığı sorunlar var. Genel olarak, bütün bölgelerimizde inancın zayıflaması sorununu yaşıyoruz. Çocukluğumdan itibaren İslam inancının en güçlü olduğu yerlerin, ülkemizi şöyle bölge olarak değerlendirirsek, en güçlü olduğu yerlerden birisinin Doğu ve Güneydoğu Bölgeleri olduğunu hep dinleyerek, yani bu bölgelerde yaşayan ve bu bölgelerde bulunan büyüklerimizin, insanları dinleyerek büyüdüm. Elhamdülillah o inancım devam ediyor ama bu dünyevileşme denilen kavramın bütün İslam aleminde meydana getirdiği bir inanç zayıflığı durumu ile de karşı karşıyayız. Her yer etkiliyor. Doğuyu da, batıyı da etkiliyor. Onun için sizler de müşahede etmişsinizdir ki, bundan 20-30 sene önceki gençlerle, çocuklarla, bugünün gençleri, çocukları maalesef aynı kıvamda değil. Eskiden camiler dolup taşıyordu, şimdi camilerde cemaat azalmaya başladı. Eskiden imamlarımız yolda yürürken, imamlarımızı gören insanlar hemen düğmelerini iliklerler ve saygı gösterirler, eğilirler. İmamlarımız şimdi, büyüklerimize, hocalarımıza gösterilen saygının kendilerine gösterilmediğini söylüyorlar. Demek ki bir inanç zayıflığı var. Burada tabi imamlarımıza, onların suçu olduğunu söylüyorum. Biraz da çuvaldızı kendimize batıracağız. Gençlerimize, çocuklarımıza sahip çıkacağız. İmamlarımız, kanaat önderlerimiz, medrese alimlerimiz, öğretmenlerimiz, yetkililerimiz, herkes el ele verecek. Bu çocuklar bizim çocuklarımız, bu gençler bizim gençlerimiz. Onlara İslam’ı en güzel bir şekilde öğretmek zorundayız” ifadelerini kullandı.

    “Milletimizi kırk parçaya böldüler”

    Hem bölgede hem de İslam aleminde açlık, yoksulluk, savaşlar, bunalımlar, birlik ve kardeşliğin zayıflaması, bencillik sorunlarının önlerinde durduğunu kaydeden Erbaş, bunların çözüme kavuşturulması gerektiğini ancak çözümün kolay olmadığını söyledi. Sürekli çözümü engellemek için yapılan planların bulunduğunu vurgulayan Erbaş, şöyle devam etti:

    “Ortadoğu ve İslam alemi daha fazla parçalansın, daha fazla kaos yaşasın diye 100 yüzyıldan bu yana ortaya atılan planlar ve teoriler var. O teoriler bir bir hayata geçiriliyor. Bundan 100 yıl önce Arapları, Türkler ile karşı karşıya getirdiler. Araplara dediler ki ’Bütün Türkler Hıristiyanlaştı’. Tabii bu Arapların çok zoruna gitti. Bin yıldır Müslüman yaşayan bir toplum nasıl Hıristiyan olur? Sonra Türklerin yaşadığı bölgelerde de ’Ne Şam’ın şekeri ne Arap’ın yüzü’. Bunu meşhur İngiliz casusu Lawrence ve askerleri yapıyor. O zaman milletimizi kırk parçaya böldüler. O böldükleri parçaları da sömürmeye başladılar, hala sömürüyorlar. Şimdi bunları da kendi içinde parçalamaya çalışıyorlar. Her yerde kan, gözyaşı ve savaş var. İnsanların ırkçılık duygularını kabartarak, ırkları birbirlerine kışkırtıyorlar. Onunla kalmıyorlar, şimdi mezhepleri, farklı anlayışları ve tarikatları birbirlerine kışkırtıyorlar. Müslümanlar olarak mezheplerimizin hepsi muteberdir. Bunlar zenginliklerimiz. Bunu mutlaka gençlerimize anlatmak zorundayız. Eğer birbirimize karşı bir tefrika içine girersek gücümüzü kaybederiz. Bu konuda Allah’tan yardım dilemeliyiz. Hani Akif diyor ya ’Girmeden tefrika bir millete düşman giremez, toplu vurdukça sineler onu top sindiremez’. İnşallah yüreklerimiz hep toplu vuracak ve top bile sindiremeyecek.”

    Basına kapalı devam eden toplantıya, Belediye Başkanı Feyat Asya, İl Müftüsü Alettin Bozkurt, kanaat önderleri ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri katıldı.