Etiket: Öncelikleri

  • Pandemi tabldottaki öncelikleri de değiştirdi

    Pandemi tabldottaki öncelikleri de değiştirdi

    Tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgınının getirdiği normalleşme süreci ile birlikte açılan fabrikalara, evlere taşınan ofislere dönüşler başladı. Normalleşme süreci önlemleri kapsamında gözler bu kez de işyeri yemekhanelerine çevrildi. Pandeminin ardından bu alandaki kurallar ve öncelikler de yeniden düzenlendi.

    Dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgını devam ederken, kademeli olarak geçilen normalleşme süreci ile birlikte işyerlerine dönüşlerin başlaması pek çok farklı noktadaki önlemleri de gündeme taşıdı. Bu noktalardan birini de işyerleri yemekhaneleri ve sunulan yemek hizmeti oluşturdu. Salgının ilk günlerinde çalışanlarını eve gönderen şirketler, üçüncü aydan sonra kademeli olarak eski düzene geçerken yemekhanelerdeki masa aralıkları artırıldı, servis personeli hijyen önlemleriyle donatıldı. Bu süreçte biraz arka planda kalan yemeklerde de yeni normale uygun hassasiyetler oluşturuldu ve tabldotlardaki önceliklerde de değişiklikler meydana geldi.

    Türkiye’nin önemli şirket toplulukları arasında yer alan Bilkent Holding çatısı altında 1993 yılından bu yana hizmet veren BCC Catering’in Genel Müdürü Vedat Uluğ da yeni dönemde yaşanan değişikliklerle ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Türkiye genelindeki 24 ilde bulunan 127 şirkete 2 bin 281 çalışanı ile birlikte yemek hizmeti verdiklerini söyleyen Uluğ, pandemi öncesinde yemeklerin hijyenik koşullarda üretilmesi ve ISO 22000 gıda güvenliği belgesi konularında bilgi edinme istekleri geldiğini belirtti.

    Vedat Uluğ, bu tür talepleri olan müşteriler için üretim alanlarının birebir gösterimi ve yerinde bilgi aktarımları yapıldığının altını çizerek, normalleşme sürecinde en çok yöneltilen soruların personel sağlığı, personele ait sağlık raporları, hizmet verilen alandaki personelin kişisel koruyucuları doğru kullanıp kullanmadığı ve alınan eğitimlere yönelik olduğuna dikkat çekti.

    Gönderilen yemeklerin virüs bulaşmayacak şekilde üretilip, paketlenmesi konularında bilgi taleplerinin geldiğinin altını çizen Uluğ, tamamen paketli şekilde yemek alımı istenmeye başladığını söyledi. Vedat Uluğ, ısıl işlem görmeyecek tüketime hazır ürünlere olan talebin ise düştüğünü belirtti.

    Sevkiyat koşulları ön plana çıktı

    Uluğ, bu dönemde sevkiyat koşullarının da eskisinden daha fazla önem taşımaya başladığını vurguladı. Yemeklerin üretildikten hemen sonra paslanmaz çelik küvetlere veya gıda ile temasında sakınca olmayan kaplara porsiyonlandığını aktaran Vedat Uluğ, paslanmaz çelik küvetlerin streç filmle kaplandığını, ardından da kapların makine ile ambalajlandığını, yemeklerin ’termobox’ denilen ısının 4 saat muhafaza edildiği kilitlenebilir kapaklı ekipmanlara konulduğunu anlattı. Uluğ Termobox’ların da içi paslanmaz çelik malzeme ile kaplı ve dezenfekte edilmiş yüzeyli araçlara yüklenerek ilgili müşterilere ulaştırıldığını söyledi.

    Catering sektöründe standartların ISO 22000 gıda güvenliğinin getirdiği kurallara uygun şekilde ham madde alımından sunuma kadar her aşamada bulaşmalardan korunan bir sistemi kapsadığını anlatan Uluğ, “Bu doğrultuda koronavirüs ile bağlantılı olarak düşünüldüğünde; ham madde alımında tedarikçilerin kontrolü, denetimi, ham madde alımındaki hijyen kontrolleri de önem kazanıyor. Öte yandan, son dönemde depolama aşamasında dezenfeksiyon sıklığı artırılırken ürünlerin depo alanında hijyenik şekilde bekletilmesi için ortam havalandırmasında filtre bakımları daha sık konuşulan konular oldu. Aynı şekilde üretim aşamasında da personelin kişisel koruyucu donanımlarını düzgün şekilde kullanması, mutfak ortamındaki havanın hijyeni, ekipmanların kolay temizlenir olması, yemeklerin kapalı sistemde pişirilmesi ve paketlenmesi ile transferi önem kazanırken personelin eğitimi öne çıktı.” dedi.

    Sıcaklığın önemi arttı

    Yemeklerin saklama koşullarına da değinen Uluğ, “Yemeği saklarken yemeğin dış ortamdaki bulaşmalardan korunuyor olmasına; sıcak yemeklerin 63 derece ve üstü, soğuk yiyeceklerin 10 derece ve altında taşınmasına dikkat edilmeli. Yemeklerin bu koşullarda saklanması bakterilerin yemeğin üzerindeki mikrobiyel bozulmaları önlemesi için son derece önemli. Bununla birlikte yapılan araştırmalar, koronavirüsün yüksek ısılara dayanamadığını ve 70 derece sıcaklıkta 5 dakika içinde etkisini yitirdiğini ortaya çıkardı. Sıcak yemekler pişirildiğinde 85 derece üstü iç sıcaklığa ulaşması nedeniyle virüs açısından sıkıntı yok. Ancak taşınması sırasında sıcaklığı korumak için termobox kullanılmalı. Ayrıca koronavirüsün gıdalardaki durumu henüz belli değil.” diye konuştu.

    “Mikroorganizmaların en çok üredikleri sıcaklık aralığı 10 ve 63 derece aralığıdır, bu husustan dolayı üretimi yapılan sıcak ürünlerin 63 derece üstünde, salata-soğuk ürünlerin 10 derece altında muhafaza edilmesi gerekli” açıklamasını yapan Uluğ, “Bu sıcaklık değerleri korunmazsa ürünlerde bozulma, tüketen kişilerde gıda zehirlenmeleri gerçekleşebilir. Bu husustan dolayı tüm ürünler termobox ile sevk edilmeli, sıcak tutucu dolaplarda, benmari ve salata barlarda muhafaza edilerek ürünlerin sıcak-soğuk zinciri korunmalı.” dedi.

  • KSO Başkanı Kütükcü: “Yeni dönemin öncelikleri yüksek enflasyon, yüksek kur ve yüksek faizle mücadele olmalı”

    Konya Sanayi Odası (KSO) Başkanı Memiş Kütükcü, Türkiye’nin büyümesini sağlıklı bir şekilde sürdürebilmesi için yeni dönemin önceliklerinin yüksek enflasyon, yüksek kur ve yüksek faizle mücadele olması gerektiğini söyledi.

    Konya Sanayi Odası, Temmuz ayı olağan meclis toplantısı, Meclis Başkanı Tahir Büyükhelvacıgil’in başkanlığında, meclis ve komite üyelerinin katılımı ile gerçekleştirildi. Toplantıda Konya Sanayi Odası Başkanı Memiş Kütükcü dünya, Türkiye ve Konya ekonomisi ile ilgili bir sunum yaparken, toplantıya katılan İş Bankası Baş Ekonomisti İzlem Erdem de sanayicilerle ekonomide yaşanan son gelişmeleri ve öngörülerini paylaştı.

    Konya Sanayi Odası Başkanı Memiş Kütükcü konuşmasında, küresel ekonominin ABD ve Çin arasında yaşanan küresel ticaret savaşlarına odaklandığını vurguladı. Kütükcü, “ABD ve Çin arasında başlayan ticaret savaşları sadece bu iki ülkeyle kalmadı ve ABD’nin ek gümrük vergilerine karşılık AB ve Rusya da misilleme yapacaklarını duyurdu. Giderek ısınan bu ticaret savaşları Türkiye’de dahil olmak üzere tüm dünya ekonomilerini etkilemeye başladı” dedi.

    “Türkiye ilk altı ayda son 10 yılın en yüksek ihracat rakamına ulaştı”

    Türkiye ekonomisine ilişkin yaptığı değerlendirmelerde özellikle dövizde yaşanan dalgalanmaların piyasalara olumsuz etkisinin devam ettiğini vurgulayan Kütükcü, bu dalgalanmaların önüne geçmek için orta vadeli programın bir an önce açıklanarak, reformlara başlanması gerektiğinin altını çizdi.

    Türkiye’de ihracatta yaşanan artışların memnuniyet verici olduğunu ifade eden Kütükcü, 2018 yılı Ocak-Haziran dönemi ihracatının son 10 yılın en yüksek ihracat rakamı olduğunu belirterek, “Ülkemizin en önemli ihracat pazarlarında Avrupa ülkelerinin etkisi artmaya devam ediyor. 2018 yılının ilk 6 ayında Türkiye’nin en önemli ihracat pazarları sırasıyla; Almanya, Birleşik Krallık, İtalya, İspanya, Fransa, Birleşik Devletler, Irak, Hollanda, Belçika ve Romanya oldu” şeklinde konuştu.

    “Konya ihracatında sanayinin payı artıyor”

    Konya’nın da ihracatını artırmaya devam ettiğini belirten Kütükcü, Konya ihracatında sanayi mamullerinin payının giderek yükseldiğini kaydederek, “2018 yılının ilk altı ayında sanayinin ihracatımızdaki payı geçen senenin aynı dönemine göre yüzde 3,34 artarak yüzde 75,98 oldu. Aynı dönemde tarımın ihracatımızdaki payı yüzde 21,86, madencilik sektörünün payı ise yüzde 2,17 olarak gerçekleşti. Ayrıca Konya yılın ilk 6 ayında 179 ülkeye ihracat gerçekleştirdi” diye konuştu.

    Kütükcü, Konya’nın dış ticaret fazlası vermeye devam eden ender illerden biri olduğunu da hatırlatarak, “2017 yılının ilk beş ayında 219 milyon 814 bin dolar dış ticaret fazlası veren ilimiz, 2018 yılının aynı döneminde de 307 milyon 263 bin dolar dış ticaret fazlası verdi” ifadelerini kullandı.

    Konya İmalat Sanayi Güven Endeksi yükseldi

    Küresel ticarette yaşanan olumsuz gelişmelere rağmen imalat sanayinde çarkların dönmeye devam ettiğini, sanayicilerin gelecek günler için daha umutlu olduklarını ve bunun da Konya Sanayi Odası tarafından yaptırılan Konya İmalat Sanayi Güven Endeksi’ne yansıdığını vurgulayan Kütükcü, şunları söyledi: “Mayıs 2018’de 6,2 puan değerini alan Konya İmalat Sanayi Güven Endeksi, Haziran 2018’de bir önceki aya göre 1,1 puan yükselerek 7,3 puan değerini aldı. Haziran 2018’de Konya’da imalat sanayinde faaliyet gösterenlerin yüzde 27’si geçtiğimiz 3 aya göre üretimlerinin arttığını ifade ederken, önümüzdeki 3 ayda üretimlerinin artacağını belirtenlerin oranı da yüzde 49,3 oldu.”

    “İhracatta katma değerin artırılması cari açığın sürdürülebilir seviyelerde tutulabilmesi açısından önem arz etmektedir”

    KSO Meclisine konuk olan Türkiye İş Bankası Baş Ekonomisti İzlem Erdem de, ’Dünya ve Türkiye Ekonomisindeki Son Gelişmeler’ konulu bir sunum gerçekleştirdi. Sunumunda Türkiye’nin daha çok yüksek teknolojili ürün ihraç etmesi gerektiğini dile getiren Erdem, “Türkiye olarak biz ağırlıklı olarak orta ve düşük teknoloji ürünleri ihraç ediyoruz. Üstelik ara mallarda da yüksek ithalat bağımlılığımız var. Ne zaman ki yüksek teknolojili ürünlerin ihracatımızdaki payı artmaya başlar, o zaman diğer ülkelerin ticarette bize olan bağımlılığı artar, küresel değer zincirlerinde daha fazla yer alırız. Bunun için teknoloji yatırımları ve yapısal reformlarla ihracatta katma değerin artırılması öncelikli öneme sahiptir. Bu alandaki her türlü kazanım şu an risk unsuru olarak değerlendirilen cari açığın sürdürülebilir seviyelerde tutulmasına da katkı sağlayacaktır. 12 aylık kümülatif verilere göre, Mayıs 2018 itibariyle 57,6 milyar dolar ödemeler dengesi açığı verdiğimizi görüyoruz. Milli gelirimizin yüzde 6’sına yaklaşan söz konusu açığın finansmanında yakın dönemde Merkez Bankası rezervleri ile kaynağı belirsiz döviz hareketlerini de içeren net hata ve noksan kaleminin payının artmakta olduğunu görüyoruz ” şeklinde konuştu.

    “2018 büyüme tahmini yüzde 4.1”

    Şu anda Türkiye’nin en önemli sorununun enflasyon olduğunu ve bunun çözülmediği sürece risk primlerinin ve dolayısıyla faizlerin düşemeyeceğini, diğer sorunların da çözülemeyeceğini bildiren Erdem, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Enflasyonla mücadelede para politikasının mutlak suretle maliye politikasında sıkılaştırma ile desteklenmesi gerekmektedir. Söz konusu tedbirler ekonomide bir miktar soğumayı da beraberinde getirecektir. 2018 yılında Türkiye’nin büyümesini yüzde 4.1 olarak tahmin ediyoruz. Bunun Türkiye için sağlıklı bir yavaşlama olduğunu düşünüyoruz. Bu sene alınmakta olan tedbirler kısa vadede büyüme üzerinde aşağı yönlü etki yapar ama bu tedbirleri bugün almazsak ilerde küresel likidite koşullarının sıkılaştığı bir ortamda daha fazla sorunla baş etmek durumunda kalan, büyümede daha fazla kayıp yaşayan bir Türkiye ile karşı karşıya kalabiliriz. Dolayısıyla, orta vadede makro ekonomik açıdan daha dengeli ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşmak için bugün biran önce ekonomideki belirsizlikleri ve kırılganlıkları ortadan kaldıracak tedbirlerin uygulamaya geçilmesi yararlı olacaktır.”

  • Serhat İllerinin Öncelikleri Analiz Edildi

    Serhat illeri olan TRA2 (Kars, Ardahan, Iğdır ve Ardahan) bölgesinin öncelikli sektörleri masaya yatırıldı.

    Kalkınma Bakanlığı ile Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından yürütülen Türkiye’de Bölgesel Rekabet Edebilirliğin Geliştirilmesi Projesi’nin TRA2 Çalıştayı, Serhat Kalkınma Ajansı’nın (SERKA) desteğiyle Kars’ta gerçekleştirildi.

    Kars kent merkezindeki Büyük Kale Otel’de düzenlenen çalıştaya, Kalkınma Bakanlığı, OECD, DAP ve SERKA uzmanlarının yanı sıra TÜİK Bölge Müdürlüğü, Kafkas ve Iğdır Üniversitesi temsilcileri, illerin Bilim Sanayi ve Teknoloji Müdürleri, KOSGEB temsilcileri ile Ticaret ve Sanayi Odalarının Genel Sekreterleri ve özel sektör temsilcileri katıldı. Çalıştayın ilk oturumunda Kalkınma Bakanlığı uzmanları Erdem Kazaz ile Nuri Barış Tartıcı projenin tanıtımını yaptı. Uzmanlar, Avrupa Birliği ile Türkiye tarafından desteklenen projenin 22 ay süreceği belirtti. Türkiye’de Bölgesel Rekabet Edebilirliğin Geliştirilmesi Projesi’yle bölgesel ve sektörel rekabet politikalarının iyileştirilmesi ve Kalkınma Ajansları, Kalkınma Bakanlığı ile Türkiye’deki diğer kurumlar arasındaki koordinasyonun geliştirilmesinin hedeflendiği ifade edildi. Projenin bölgelerin rekabet edebilirliğinin ölçülmesi, karşılaştırılması ve takip edilmesi, öne çıkan sektörlerin belirlenmesi, merkezi kurumlar ile kalkınma ajansları arasındaki koordinasyonun geliştirilmesi gibi bileşenlerden oluştuğuna vurgu yapıldı. OECD politika analisti Umur Gökçe de, Türkiye için ulusal ölçekte seçilen “makine ve kimya” sektörlerinin mekânsal gelişimiyle ilgili sunum yaptı ve katılımcıların görüşlerini aldı. OECD politika analistleri Patrik Prozinsky ve Ali Fuad Turgut ise TRA2 Bölgesi için yapılan analiz çalışmalarını değerlendirdi. Kayıtlı istihdam verileri kullanılarak yapılan analizlerde, TRA2 Bölgesi’ndeki gıda ürünlerinin imalatı, yiyecek ve içecek hizmetleri, bina inşaatı, çevre düzenlemesi faaliyetleri ile Iğdır ilinin kara taşımacılığı sektörleri ele alındı.

    Çalıştayda görüşülen konuların ve yapılan analizlerin, OECD uzmanları tarafından rapor haline getirilerek kamuoyu ile paylaşılacağı ifade edildi.