Etiket: Önceki

  • Hastane kuyruğunda beklerken 50 yıl önceki öğretmenini buldu

    Adana’da bir kişi, hastanede muayene olmak için sıra beklerken en son 50 yıl önce gördüğü ve bulabilmek için can attığı ilkokul öğretmeninin izini buldu. Eski sınıf arkadaşını da yanına alan Yusuf Coşkun, sevinç ve hasretle öğretmeninin elini öptü.

    Seyhan ilçesine bağlı Sucuzade Mahallesi’nde esnaflık yapan Yusuf Coşkun (56), 1967-1970 yılları arasında 5 Ocak İlkokulu’nda eğitim gördü. Coşkun’u o yıllarda Ayten Hallıoğlu (75) isimli öğretmen okuttu. Coşkun, uzun yıllar öğretmeninin adresini bulup onun elini öpmek için can attı ancak bunu başaramadı. Bu arada Coşkun, geçtiğimiz günlerde rahatsızlanarak özel bir hastaneden randevu alıp gittiği hastanede sıra beklerken muayene sırasını gösteren ekrana baktığında Murat Hallıoğlu ismini gördü. Doktorun odasına yaklaşıp ismini gördüğü şahsın çıkmasına bekledi. Şahıs bir süre sonra çıkınca Coşkun onun yanına yaklaşarak “Ayten Hallıoğlu isimli birini tanıyor musunuz, o benim ilkokul öğretmenim olur, tanıyorsanız adresini verir misiniz. Ben yıllardır onu arıyorum” dedi. Bunun üzerine Murat Hallıoğlu, kadını tanıdığını, yengesi olduğunu söyleyerek telefon numarasını ve adresini verdi. Bunun üzerine Coşkun, yanına sınıf arkadaşı Hüseyin Akkoyun’u da (56) alarak Kozan’a gidip öğretmenini buldu. Hallıoğlu, üzerinden 50 yıl geçtiği için öğrencilerini önce tanımadı ancak biraz sohbet edince anıları tazelendi. Coşkun ve Akkoyun öğretmenlerinin elini öperek eski günleri hatırladılar. Coşkun, 50 yıl sonra öğretmenini görüp onunla sohbet etmenin çok büyük bir mutluluk olduğunu belirterek, “Bize okuma-yazmayı öğreten kişiyi ben hep bulmak istiyordum bu bir hastanede mümkün oldu. Öğretmenimi bulduğum için çok mutluyum. Bize hayatı öğreten bizi hayata hazırlayan öğretmenimi bulmak çok büyük bir sevinç” dedi. Buluşmada duygu anlarda yaşandı. Hallıoğlu, yıllar sonra öğrencilerinin kendisini bulmasının kendini hem sevindirdiğini hem de duygulandırdığını kaydetti. Öğretmen ve öğrencileri daha sonra beraber Kozan’ın tarihi ve turistik yerlerini gezdi.

  • Yaşlı kadını bayılmadan önceki son çığlığı kurtardı

    Diyarbakır’da evinde çıkan yangında bağırarak yardım isteyen kadın, komşuları tarafından son anda baygın halde kurtarılarak hastaneye kaldırıldı.

    Edinilen bilgilere göre, merkez Bağlar ilçesi Fatih Mahallesi Göçmenler Caddesi 87. Sokak’ta bulunan 22 numaralı evde sobadan yangın çıktı. Evde bulunan Hüsniye Gümüş (56), bağırarak yardım istedi. Kadının çığlığını duyan komşuları, eve gelip baktıklarında Gümüş’ü yerde baygın yatarken gördü. Evden çıkartılan kadın olay yerine çağrılan ambulansla hastaneye kaldırılırken, onu kurtarmaya çalışan 3 komşusu da dumandan zehirlendi. Gümüş ve komşularının sağlık durumlarının iyi olduğu öğrenildi.

    Hüsniye Gümüş’ün komşusu, bir çığlık duyduklarını ve gelip baktıklarında yangının pencerelere kadar dayandığını, Gümüş’ü yerde baygın yatarken gördüklerini söyledi. Yaşlı kadını hemen evden çıkardıklarını belirten komşusu, ailenin durumunun kötü olduğunu söyledi.

    Olay yerinde inceleme yapan itfaiye ekipleri, yangının sobadan çıktığını tespit etti.

  • Bakan Yardımcısı Daniş: “Rusya ile ticaretimizin kısa sürede krizden önceki duruma döneceğini ümit ediyoruz”

    Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakan Yardımcısı Mehmet Daniş, Rusya ile yaşanan krizin tarım sektörü üzerinde ağır bir baskı ve yük oluşturduğunu, artık bunun sonuçlarının yavaş yavaş giderilmeye başlandığını belirterek, “İnşallah ticaretimiz kısa sürede hemen hemen krizden önceki duruma dönecek diye ümit ediyoruz. Bunun için çalışıyoruz” dedi.

    Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından sektör temsilcilerinin görüş, sorun ve önerilerinin alınacağı “Yaş Meyve-Sebze, Kuru Meyve ve Seracılık Dış Pazar Sektör Toplantısı”, Akdeniz İhracatçı Birlikleri’nin (AKİB) ev sahipliğinde Mersin’de yapıldı. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakan Yardımcısı Mehmet Daniş başkanlığında AKİB hizmet binasında gerçekleştirilen toplantıya, Mersin Valisi Özdemir Çakacak, Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kavak, Ulusal Turunçgil Konseyi Başkanı Kemal Kaçmaz ile Bakanlık bürokratları, Mersin, İzmir, Antalya, Muğla, Bursa, Aydın’ın da aralarında bulunduğu ihracat ağırlıklı illerin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlükleri temsilcileri, ihracatçılar ve sektör temsilcileri katıldı. Toplantının açılış konuşmasını yapan Vali Çakacak, toplantıda sektör temsilcilerinin üretimden satışa kadar dile getirmek istedikleri konuları birinci elden Bakan Yardımcısı Daniş’e ve bürokratlara ileteceklerini ve bir değerlendirme yapılacağını belirtti.

    Bakan Yardımcısı Daniş ise, bu toplantıların Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik’in göreve gelmesinden kısa bir süre sonra başladığını anımsattı. “Özellikle üreticimizin pazarda yaşadığı sorunların üreticimize yansıması ve bunun tarımsal üretimimizi etkilemesi nedeniyle artık bizim de Bakanlık olarak ürünlerimizin dış pazarlarda ve içerideki sorunlarını ele almamızı gerektirdiği düşüncesiyle Sayın Bakanımızın talimatıyla böyle bir çalışma modeli belirledik” diyen Daniş, bu kapsamda Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü bünyesinde özellikle tarımsal dış pazarlara yönelik bir strateji gurubu oluşturdukları bilgisini verdi.

    “Bu toplantıyla yeni bir sinerjinin, yeni bir dönemin başlayacağını ümit ediyoruz”

    Mersin’deki toplantının sektörel anlamda 4’üncü toplantı olduğunu ifade eden Daniş, “Daha önce süt, beyaz et ve yumurta, dondurma sektörleriyle bir araya geldik. Bugün de yaş sebze-meyve, kuru meyve, seracılık sektör temsilcileriyle bir araya geldik. Buradaki amacımız, sektörümüzün üretimden pazara kadar yaşadığı sorunları birinci ağızdan yetkililerden dinleyip, Bakanlık olarak biz ne yapabiliriz sektör için, bunun arayışı içindeyiz. Bu toplantılarda hem bir sinerji oluşturuyoruz hem karşılıklı olarak ne yapabileceğimizi konuşuyoruz hem de sektörle Bakanlığımız arasında aslında yeni bir iletişim kanalı da oluşturmuş oluyoruz. Bizim Dış İlişkilerde oluşturduğumuz strateji grubu, anında üreticilerimizin ve ihracatçılarımızın yaşadığı, diğer Bakanlıklar da dahil sorunlarına birinci elden yardımcı olmak istiyoruz. Onların yanlarında olmak istiyoruz. Sayın Bakanımızın talimatları bu yönde. Dolayısıyla bu toplantıyla beraber yeni bir sinerjinin, yeni bir dönemin başlayacağını ümit ediyoruz” diye konuştu.

    “Rusya ile bir süreç başladı ama bazı ürünlerle ilgili ağır işleyen bir süreç var”

    Rusya ile Türkiye arasında uçak düşürme ile başlayan krizin üreticiler ve ihracatçılar üzerindeki etkilerine değinen Daniş, “Geçtiğimiz dönemde özellikle Rusya ile yaşamış olduğumuz sorun, üreticimiz üzerinde, sektörler üzerinde, tarım ürünleri üreticisi üzerinde ağır bir baskı ve yük oluşturdu. Artık bunun sonuçları yavaş yavaş giderilmeye başlandı. Bu sürecin devamı olarak da 18 Kasım’da yine Sayın Bakanımızın başkanlığında Soçi’ye bir tarım fuarına katılmak üzere geniş bir heyetle gidiyoruz. Orada yaptığımız ön görüşmelerde de evet, bir süreç başladı ama bazı ürünlerle ilgili ağır işleyen bir süreç var. Bunun daha da hızlandırılması niyetini taşıdığımızı, Sayın Bakanımızın bu amaçla Soçi’ye ciddi bir heyetle katılacağını ifade ettik. Onlar da bunu memnuniyetle karşıladılar” ifadelerini kullandı.

    “Rusya ile ticaretimiz, kısa sürede krizden önceki duruma döneceğini ümit ediyoruz, bunun için çalışıyoruz”

    Şu anda Rusya’dan bir heyetin Antalya’ya geldiğini, bugün İzmir’de, birkaç gün sonra da Adana’da olacağını kaydeden Daniş, “İnşallah ticaretimiz kısa sürede hemen hemen krizden önceki duruma dönecek diye ümit ediyoruz, bunun için çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

    Sektörün bu toplantının özellikle Mersin’de yapılmasını istediğini de aktaran Daniş, şöyle devam etti:

    “Biz de bunun çok doğru ve yerinde olduğunu düşünüyoruz. Mersin’deyiz, hem üreticilerimiz burada hem ihracatçılarımız, sektörümüz burada hem de bizim konuyla ilgili bürokrat arkadaşlarımız ve ihracat yoğun il müdürlerimiz aramızda. Dolayısıyla bugün söz sektörde. Biz sektörü dinleyeceğiz. Biz sektör konuşmak istediği sürece onları sonuna kadar dinleyeceğiz, önerilerini alacağız ve hızlı hareket etmek istiyoruz. Yani varsa bir sorun ve bu bizim çözebileceğimiz bir şeyse hemen, başka bakanlıkları ilgilendirebilir veya mevzuat değişikliği gerektiriyorsa da bununla ilgili çalışmalarımızı hızlı bir şekilde tamamlayarak sektörün önünü açmak istiyoruz.”

    Toplantı daha sonra basına kapalı olarak devam etti.

  • (ÖZEL HABER) 17yıl önceki Recep Tayyip Erdoğan Kasımpaşa’da şaşırttı

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çocukluk ve gençlik dönemlerinin anlatıldığı sinema filmi “Reis”in başrol oyuncusu Reha Beyoğlu, filmde 17 yıl önceki Erdoğan tiplemesiyle Kasımpaşa’ya gitti. Oyuncuyu karşılarında gören mahalleli, benzerlik karşısında hem şaşkınlıklarını gizleyemediler hem de fotoğraf çekilmek için sıraya girdiler.

    Yönetmenliğini Hüdaverdi Yavuz’un, yapımcılığını Ali Avcı’nın üstlendiği Türkiye Cumhuriyeti 12. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hayatının belirli dönemlerinin anlatıldığı “Reis” filmi, izleyici karşısına çıkmak için gün sayıyor. 14 Ekim’de vizyona girmesi beklenen film, daha beyaz perdede gösterime girmeden fragmanıyla milyonlarla kez tıklanarak büyük beğeni topladı. Filmi bu kadar meraklı kılan ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bugüne kadar çocukluğu ve belediye başkanlığına kadar olan sürecin izleyici karşısına çıkacak olması oldu.

    Tebrik İçin Aradı Teklif Aldı

    Hikayesi, mekanları, karakterleri ve filme hayat veren ismin zorlu dönemlerini anlatan filmin proje aşamasında yapımcı…. tebrik etmek için aradığını ancak teklifle kendisini sette bulduğunu söyleyen Reha Beyoğlu; “Yapımcıyı arayarak tebrik ettim güzel temennilerde bulundum. Bana herhangi bir çalışmam olup olmadığını sordular ve ben de boşta olduğumu belirttim. 200 kişi arasına ben de girdim ve etap etap elemeler başladı. Çağırdılar, konuştuk. Fikir alışverişi yaptık ve son olarak ben de karar kılındı” dedi.

    Ortak Özellikler Oyunculukta Kolaylık Sağladı

    Fragmanı 130 milyon kez izlenen ve 20 milyon kez paylaşılan filmde Erdoğan’ı canlandırırken hiç zorlanmadığını söyleyen usta oyuncu, “Hiç zorlanmadım. Çünkü 1994 yılından bu yana Cumhurbaşkanımızı takip eden biriyim. Karadenizlilerin yoğun olduğu ilçelerde yetiştik ve futbol geçmişimiz gibi birçok bağlayıcı ortak noktamız vardı. Oyunculuk dramadır, empati sanatıdır. Empati kurulacak bir insan yok fantastik bir hikaye değil. Bildiğim, severek takip ettiğim, fikrini zikir ettiğim büyük bir insan benim için. Sektörde nasıl düşünülür bilmem ama ben kalben, sözde değil özde seven bir vatandaş olarak, bir oyuncu olarak bir birey olarak Cumhurbaşkanımızı oynamak heyecan vericiydi. Kostümü giydiğimde, saçım tarandığında, aynanın karşısına geçtiğimde ben ben değildim zaten” diye konuştu.

    Cumhurbaşkanı’mızın “Kabadayı” Tezini Yıktım

    Rolüne hazırlanma süreci hakkında da bilgi veren oyuncu şunları söyledi: “İzleyiciler belediye başkanı seçildiği ve cezaevine girene kadar olağan süreçteki RecepTayyip Erdoğan’ı bende görecekler. Bunun için çok çalıştım. O dönemler sosyal medya yoğun değildi görsel ve yazılı basından çıkan haberleri takip ettim ve yakınındaki isimlerle irtibata geçtim. Örneğin İsmail Engin, bana Cumhurbaşkanımızın o dönemki fiziki hareketlerini bakışlarını çok iyi anlattı. Bence Cumhurbaşkanımızı “kabadayı” olarak arz edenlere karşı bu tezi yıktım. Çünkü küçüklüğünden beri dini bütün bir çocukluktan büyüyen ve bunu tüm siyasi hayatına yayan biri. Kasımpaşalı ama Karadenizli de olduğu için de mazlumun yayında olan bir karakter . Mazlumun yayında olan her zaman dik durur ve bakışıyla bile gerekirse titretir. Senaryoda olmayan durumları da araştırarak filme dahil ettik. Örneğin Cumhurbaşkanımızın omzunun düşüklüğünün nedeni. Araştırdım ve buldum. Ayrıca çok az kişinin bildiği ve hatta bilinmeyen yönler de filme dahil edildi.”

    Rol İçin Ne Kadar Aldı?

    Bugüne kadar çeşitli tiyatro, dizi ve sinema filmi ile izleyici karşısına çıkan Reha Beyoğlu, en çok merak edilen “film için ne kadar aldı?” sorusunu da yanıtladı. Oyuncu,”Bütçe konuşmadım, çünkü bu bütçenin önünde olan bir filmdir. Filmden sonra hiç bana teklif gelmese bile, oyunculuğumu yine standart seviyede devam ettireyim inanın hiç gocunmam. Çünkü onurla ve gururla oyandım Yasaklı ve ceza yediği bir dönemdi. Haksızlığa uğradığında üzüldüğüm bir karakteri sinemada oynuyor olmak bana paha biçilemez bir onur ve gurur verdi.Meslektaşlarım ve değerli büyüklerim dahil olmak üzere olumsuz, tehditkar ya da “bu sektörde işin bitti” diyenlerle karşılaşmadım. Daha sonra karşılaşır mıyım? Hiç sıkıntı değil. “Sağlık olsun” derim. Ama bir laf vardır, “ sen tohumu ek yeşermezse toprak utansın” Ben oyunculuğumu yaptım. Olaya farklı boyutta bakarlarsa onlar utansın. Allahın izni ile 14 Ekim’i bekliyoruz. Devamı olursa yine seve seve oynarım Olmasa da çok güzel bir projeye imza attık diye düşünürüm.”

    Sürpriz Kasımpaşa Ziyareti

    Reha Beyoğlu ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kasımpaşa Mumhane Sokak’ta bulunan 34 yıllık komşularına da sürpriz bir ziyaret gerçekleştirdi. Erdoğan ailesinin yıllarca alışveriş yaptığı bakkaldan, aynı apartmanda oturdukları dönem komşularından Bilal Erdoğan’ın ebesi …. İle biraraya gelen Beyoğlu,yoğun sevgi seli ile karşılaştı. Şaşkınlıkların gizleyemeyen mahalleliden kimi “tıpkı aynı” dedi kimi de “korumalar yanında olsa aynı Erdoğan” yorumunda bulundu. Renkli diyalogların yaşandığı ziyaret, mahallelinin bol bol hatıra fotoğrafı çekmesi ile son buldu.

  • Türkiye Barolar Birliği Başkanı Feyzioğlu: “Avukatlar daha önceki savunduğu davalar nedeni ile suçlanmamalıdır”

    Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, “Avukatlar daha önceki savunduğu davalar nedeni ile suçlanmamalıdır. Biz biliyoruz ki ‘sayılar kontrolden çıksın ve kendi suçlulukları masumlarla gölgelensin’ diye organize bir şekilde ihbarlarda da bulunmaktalar. Biz haklıyı haksızdan, suçluyu suçsuzdan ayırmalıyız” dedi.

    Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, Antalya’da Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ-PDY) soruşturması kapsamında dün gözaltına alınan avukatlar ile ilgili Antalya Cumhuriyet Başsavcısı Ramazan Solmaz’ı ziyaret etti. Görüşme sonrasında adliye çıkışında açıklamalarda bulunan Feyzioğlu, “Çok eskiden beri tanıdığım ve hukukçuluğuna güvendiğim Antalya Başsavcısı ile görüştüm. Bilgi alışverişinde bulunduk. Genel olarak OHAL kapsamında yürütülen soruşturmalar ile ilgili kaygım şudur; avukatların mesleki faaliyetleri sebebi ile hiçbir şekilde bir baskıya, bir soruşturmaya, bir ceza davalarına tabi olmaları gerekir. Aksi takdirde avukat savunduğu kişi ya da şirket sebebi ile müvekkili sebebi ile eğer soruşturmaya idari makamlardan, adli makamlardan ve kamuoyundan baskı görmeye başlarsa bu linç kültürünün gelişmesine sebebiyet verir. Türkiye’de hiç kimse bu durumda güvencede kalmaz. Hepimizin savunulmaya hakkı vardır. İnsanlık tarihinin haklıyı haksızdan, suçluyu suçsuzdan ayırabilmek için geliştirdiği tek bir yol var, o da adil yargılamadır” dedi.

    Adil yargılama olabilmesi için vatandaşın avukata ihtiyacı olduğunu belirten Feyzioğlu, “OHAL kapsamındaki soruşturmalarda eğer meslektaşlarımız önceki dönemlerde ‘birini niye savundun’ diye suçlanmaya başlanırsa bu bambaşka bir yere gider. OHAL sonrasında bazı meslektaşlarımızın tedirginlik duyduğu bize bildiriliyor. Avukatlar daha önceki savunduğu davalar nedeni ile suçlanmamalıdır. Eğer arkadaşlarımız böyle bir iddia sebebi ile bu dosya kapsamına alınmışsa bunların bir an önce ayıklanması ve özgürlüklerine kavuşturulması gerekiyor. Savcımız bu konuda titizlikle çalışacaklarını söyledi. Dosya açıldığı zaman biz de neyin doğru, neyin yanlış olduğunu görürüz. Türkiye’de bu OHAL kapsamında insan hakları ihlalleri iddiaları sıklıkla gündeme geliyor” diye konuştu.

    İnsan hakları ihlalleri konusunda kendilerine ulaşan bilgiler doğrultusunda bir alt komisyon kurduklarını ifade eden Feyzioğlu, “Bu alt komisyonun vardığı sonuçları raporlara bağlayıp ilgili mercilere aktaracağız. Elbirliği ile bu ülke için çalışmalıyız. Emin olunuz terör örgülerinin en çok istediği kurunun yanında yaşın da yanmasıdır. Biz biliyoruz ki ‘sayılar kontrolden çıksın ve kendi suçlulukları masumlarla gölgelensin’ diye organize bir şekilde ihbarlarda da bulunmaktalar. Adliyelerin ve avukatların işi kolay değil. Biz haklıyı haksızdan suçluyu suçsuzdan ayırmalıyız” şeklinde konuştu.